Etiket arşivi: mükemmel

Amaçlarımızın insanlarıyız – 2

Liderler istedikleri sonuca nasıl ulaşabileceklerini ve ne yapılması gerektiğini sürekli sorgularlar. Yani para kazanmak, kar etmek, büyümek vb. bir çok konuda kendilerine hedefler koyarlar ve bunları amaç edinirler.

Eğer birde bunu “Neden?” yaptıklarını tam olarak kavrarlarsa işte o zaman bir şirketi bir bütün haline getirip başarıya götüren sihirli formülüde yakalamış olurlar .

Keşif

Keşifler insanları Ay’a götürdü, Amerika’da yaşamı başlattı, internet sitelerini açtırdı. Sony “teknolojik devrimin keyfi” sloganı ile varlığını açıklarken, 3M bu sayede firmanın ilerlediğini savunuyordu. Özellikle internet yatırımcıları kendi teknolojilerine ve kendilerine hiç çekinmeden yatırımlar yaptılar. Ne istiyorlarsa onu yapmaya çalıştılar. Ve geleneksel dünya ile yeni gelişmeler yaparak kavgalarını sürdürüyorlar. Bu tarz bir tür maceraya benzetilebilir. Burada kişiler seçtikleri şeylerin peşinden koştukları için moralleri yüksek ve sonuçlar başarılı.

Mükemmellik

Mükemmellik bugün gördüğümüz bir çok sanat eserini yaratan şeydir. Müşteriden çok yaratıcısının yüksek standartlar koyarak gerçekleştirdiği bir modeldir. Bugüne indirgersek Toyota ve Apple sayılabilir. Geçmiş dönemlerde yapılan şeyler Tanrı tarafından görüleceği için özellikle güzel yapılırdı. Hem müşteriyi memnun edeceksiniz hemde kar edeceksiniz. İşte bu iki noktada dengeyi yakalayabilirseniz süper.

Bu tip AMAÇ’ta mükemmel performansa olan inanç sonucu belirlemektedir. Eğer mükemmelliği takan biriyseniz bu grubun bir parçası olursunuz ve ona göre davranırsınız.

Bir düşünceye göre insan bir fonksiyonu yerine getiriyorsa, bir şeyleri başarıyorsa anlamlı bir varlıktır diye görmektedir. Tabi burada kastedilen kişilerin erdemli olmaları(iyi bir karakter ve iyi huylar) ve başarmak için rollerini en iyi bir şekilde yerine getirmeye çalışmalarıdır. Özellikle yaşadığımız şimdiki modern dünyada başarı ve erdem bir arada oldukça pozitif ve birazda hayali bir yaklaşım olarak görülebilir.

Özgecilik – Kendinden önce başkalarını düşünme

Özgecilik, müşteri memnuniyetini her şeyin önüne koyan iş kollarında ve vatandaş mutluluğunu her şeyin önüne koyan politik hareketlerde karşımıza çıkar.

Özellikle şirketler açısından ürünlerin uygun fiyatlarla atılması (Wal-Mart), hayatı geliştirici internet uygulamalarının sunulması (bankaların internet şubeleri) gibi farklı şekillerde hayatımıza girerler.

Bir yandan özgecilik ile müşteri kazancı birbirlerinden ayrı düşebiliyorlar. Örneğin bir kozmetik ürününde hayvanlardan elde edilen bir maddeyi kullanabiliyorsunuz. Bu noktada hayvanları hiçe sayar oluyorsunuz.

Özgeciliğin bir diğer yansıması ise şirket çalışanlarını bir ailenin bireyleri olarak görmektir. (Marks&Spencer’ın yahudi kurucularının fikridir) Aynı anlayışla Federal Express çalışanlarını müşterilere yardım etme konusunda motive etmenin yolunu bulmuştır. (People-Service-Profit)

Özgecilik ile ilgili en sevdiğim tanım İskoç filozof David Hume tarafından yapılan. Kendi mutluluğunuzu maksimize ederken başkalarının mutluluğunu maksimize etmek olarak aklımda kalmış.

Wal-Mart’ın kurucusu Sam Walton bence bu konuda muazzam bir şey başarıyor: Wal-Mart çalışanlarının herkesin olduğu gibi üniversiede okumak, kendi işini yapmak, farklı bir iş yapmak gibi hayallerini gerçekleştirmelerine yardımcı olması ve çalışanlarının özgüvenlerini geliştirmelerine katkı vermesi.

Kahramanlık

Kahramanlığı her yerde görmek mümkün(Osmanlı İmparatorluğu, Muhammed Ali, Microsoft vb.). Bill Gates her masaya kendi işletim sistemini yerleştirmeyi saplantı haline getirmişti. Bunu spesifik bir hedef olarak değil “tutku” olarak görmek gerekir bence.

Henry Ford’da bir endüstri kahramanı fakat bir hatası vardı. Ford şirketini kendi “makinesi”gibi görmek. İnsanlara otomobil üretmek için gösterdiği onca gayrete rağmen günde 5 dolara işçi çalıştırması bir problemdi. Liderlerin özgeciliği çalışanlarını ezmemelidir aksine onlarında bu düşünceye inanmaları sağlanmalıdır. Bu yüzden hem iç müşteri(çalışanlar) hemde dış müşteri memnuniyeti çok önemlidir.

Burada biraz Nitzche kokuyor aslında. Sadece bazı insanlar özgürdürler ve liderlik kapasiteleri vardır. Eğer siz böyle değilseniz böyle olanları takip edersiniz.

Paylaşın:

Hata yapmaktan korkmayın!

Yaşadığımız sürece hatalar yapacağız bu kaçınılmaz. Hata yapmak insan olmanın bir sonucu.

Bundan altı yıl önce şöyle bir hata yapmıştım;

Türkiye’de yerleşik oldukça büyük bir bilişim şirketi(BE) benim e-ticaret direktörü olduğum bankaya gelmiş ve “Biz cep telefonları için logo-melodi ürettik ve satmak istiyoruz” demişlerdi. Bende “Böyle bir şeyi kim alır?” demiştim. Fakat firma çok ısrarlı olunca onlara sanal pos vermiş ve satış başladıktan sonraki ilk ay neredeyse sistemimiz kitlenir duruma gelecek kadar çok satış olmuştu. Yanılmıştım fakat iyiki yanılmıştım. En azından böyle “niş” bir ürünün aslında herkesin tercih edebileceği “genel” bir ürün olabileceğini öğrenmiştim.

Eğer kendinizi mükemmel veya bir süper kahraman olarak görüyorsanız muhtemelen bir iki gün içerisinde yapacağınız bir hata ile bu düşüncenizin doğru olmadığını görecek ve hatta üzülebileceksiniz. Hata yapmak üzülesi olmaktan çok insanlığınızın bir kanıtıdır oysa. Asıl problem “hata yapmadığınızı düşünmenizdir.”

Alın size bir hatamı daha anlatayım: Yine aynı bankadayım ve beyaz eşya sektöründe kendi tabirleriyle lider bir firma ile bir proje yürütüyoruz. Bazı sıkıntılar var ve ben banka içerisindeki ilgili kişilere bu konuda detaylı bilgi içeren ve bu arada eğer firma ile bir araya gelinirse “şunu söylememiz lazım” gibisinden bilgileri yazdım. Aslında içerikte hiç bir sıkıntı yoktu ama yinede bankaya hitaben yazmıştım. Peki ne yaptım? Bu mesajı o firmadan gelen bir mesajı reply to all (hepsine geri yolla) seçeneği ile gönderdim. Yani o firmayada gitti. Tam bir rezalet ama bir daha asla “kime gönderdiğime bakmadan” bir mesajı göndermemem gerektiğini anladım.

Eğer hatanızın farkına varıyor ve bu yönde kendinizi düzeltecek bir şeyler yapıyorsanız iyi yoldasınız demektir.

Birde bizi hatalarsan koruyan daha küçükken anne ve babamızdan öğrendiğimiz şeyler vardır. Bence en önemli nokta bu. “Odanı düzenli tut” “Temizliği ihmal etme” “Kontrol etmeden açma” vb. uyarılar daha küçükken bize öğretilir ve ben bunlara “hayat kurtarıcı kurallar” diyorum.

Ben askerliğimi asteğmen olarak 1994 yılında Güneydoğu’da hareketli bir ortamda tim komutanı olarak yapmıştım. Öyle bir ortamda hata yaparsanız ölebilirsiniz. Şaka yapmıyorum gerçekten “ölebilirsiniz” Rahmetli annemin bu hayat kurtarıcı kuralları benim çok işime yaramıştı. Ruhu şad olsun.

Birde şu var “bir daha asla aynı hatayı yapmayacağım” kandırmacası. Ben arabamın farlarını kaç kere açık unutup aküyü bitirdiğimi hatırlamıyorum bile. Yok böyle bir şey. Üstelik böyle düşünürseniz hata yaptığınızda hem üzülüyor hemde kendinize çok kızıyorsunuz.

Bence söylenmesi gereken şu “ hata yapmamak için elimden gelenin en iyisini yapacağım”.

Eğer hata yaparsanız;

Hayatın sonunun gelmediğini düşünün..
Kendimizi geliştirmek ve düzeltmek için bir fırsat olduğunu düşünün.
Siz hatalarınızı ne kadar erken farkeder ve düzeltirseniz çevrenizede o kadar faydalı olacağınızı düşünün.
Buradaki özellikle bir yazım bazı okuyucuları rahatsız etti ve içtenlikle bana görüşlerini ilettiler. Gerçekten çok teşekkür ediyorum. Bu amatör yazma maratonunda daha dikkatli ve titiz olma konusunda bana yol göstermiş oldular.

Bu yazımı “Hatasız kul olmaz, sulçi lisan etti isem affola” diyerek kapatıyorum.

Paylaşın: