Etiket arşivi: hata

Bile bile yaptığımız yanlışlıklar

Wrong Way SignBazen doğru olmadığını bildiğimiz şeyleri yaparız. Bu bazen başkalarının davranışları ya da yaptıklarının bizim kendi gerçeklerimizi değiştirmesinden ya da bizim bunu kasıtlı yapmamızdan kaynaklanır. Çoğu zaman çevremizin tuzağına düşeriz ama yaptığımız yanlışın farkındayızdır. Neden bile bile yanlış olduğunu bildiğimiz şeyleri yaparız;

  1. Tren etkisi – diğer insanların yaptığı şeyleri yapmaya eğilimli oluyoruz. Ya da onların yaptığının doğru olduğunu düşünüyoruz. Trenin vagonlarını çekmesi gibi diğerlerine takılıp gidiyoruz.
  2. Başkalarının bizden yapmamızı, söylememizi beklediği şeyi farkettiğimizde tersini yapıyoruz ya da söylüyoruz
  3. Mevcut seçeneklerden daha iyi olan başkasının seçeneklerini hatırladığımızda. Ahmet bu durumda şöyle yapmıştı deyip öyle yapmaya kalkışıyoruz.
  4. Sırf bir öngörümüzü doğrulamak için
  5. Kıskandığımız için
  6. Kızdığımız için – aslında kızgınlığın haklı sebeplerini bularak yanlış yapmadığımızı düşünürüz
  7. Tek bir bakış açısı ile olaylara yaklaşarak, başka bakış açılarını dikkate almadığımız için.
  8. Başkalarını onaylamayı ya da kabullenmeyi yenilgi, zayıflık olarak algıladığımız için.
  9. Bir şeyleri olduğundan daha değerli göstermeye çalıştığımızda, bir anlamda pazarlamaya çalıştığımız için.
  10. Büyük resme değil detaylara daldığımızda ya da sadece tek bir noktaya odaklandığımız için.
  11. Görmeye değil sadece bakmaya çalıştığımız için
  12. Gelecekle ilgili beklentilerimizi abarttığımız için
  13. Kaybetmekten korktuğumuz için.
  14. Belirsizlik durumunda karar alma becerisini gösteremediğimiz için
  15. Baskı altındayken baskıyı yönetemediğimiz için.
  16. Başkalarının ne düşüneceğini ya da nasıl etkileneceğini umursamadığımız durumlarda
  17. Verilecek kararın kalitesinin öneminini olmadığını düşündüğümüz için
  18. Bir şeyleri küçümseyerek tavır aldığımız için
  19. Kendi değerlerimizi diğerlerinin değerlerinden üstün tuttuğumuzda
  20. Sadece kendimizi düşündüğümüzde, fazlaca ben-merkezci olduğumuzda
  21. Tam olarak anlamadığımız konularla ilgili bir şeyler yapmaya çalıştığımızda
  22. Yaptığımızın görevimizi olduğunu yada emir ile yaptığımızı düşündüğümüz durumlarda

O kadar çok bilerek yaptığımız yanlış var ki;

Sigara içmek, emniyet şeridini gereksiz kullanmak, suyu israf etmek vb. daha sayamayacağım bir çok şey..

Bile bile yanlış yapmak akıllı insanın harcı değil…

Anladınız siz onu…

Paylaşın:

Yöneticiler için İnsan Yönetme Sanatı

Gelelim insanlarla uğraşma tarafına. İşin içine insan girdi mi herşey değişir. Ve gerçekten bir sanattır insanlarla uğraşmak. ama unutmamak lazım malzeme insan oldumu iş zordur

1. Çalışanlarınızın gözünde bir lider olabilmelisiniz. Bunu hem hitap şeklinizle, hem bedeninizle hem de hareketlerinizle herkese hissettirmelisiniz.

2. Mümkün olduğunca örnekler ile anlatın. Yapılacak işlerin önemini mutlaka anlatın. Bazı işleri yapmayı küçük düşürücü bulanlar olabilir, onlara yaptıkları için önemi hakkında mutlaka bilgi verin.

3. Emretmek yerine isteyin. Askeriyede değilseniz nazikçe istemenizin çak daha kolay anlaşılıp yerine getirildiği göreceksiniz. Yanlış anlaşılmasın askeriyede emir komuta zinciridir aslolan. Bu yüzden o kurumun mükemmelliyetini sağlayan da budur.

4. Yaptığınız her planda astlarınıza yer ayırın, ne yaptıklarını ve nereye doğru gidildiğini görmelerine yardımcı olun. Yaptıkları iş ile organizasyonun nasıl ilerleme kaydettiğini ve geliştiğini onlara göstermeye çalışın. Ekibiniz ailenizdir unutmayın.

5. Sizin işiniz yönetmektir, yapmak değil. Bu yüzden adam gibi delege etmeyi öğrenmeniz gerekir. Yapmayın derken ihtiyaç duyulan ya da acil durumlarda sizde kolları sıvayıp herkesle beraber çalışmasını bilmelisiniz.

6. Yaratıcı ve geliştirici fikirlere gözleriniz ve kulaklarınız açık olsun. İşi yapanların gördükleri ve önerecekleri şeyler sizi çok şaşırtabilir.

7. Asla ve asla kalabalık içerisinde birini azarlamayın ve eleştirmeyin.

8. Çalışanlarınıza istediklerinde destek olabilecek donanıma sahip olabilmek için elinizden gelen gayreti gösterin.

9. Kendinizi kral gibi görüyor olsanızda size istedikleri anda erişebilmelerini sağlayın. Açık kapı felsefesini asla terk etmeyin.

10. Mikro Yönetici olmayın.

11. Motive edin – Eğer mümkünse başarılıları ödüllendirin. En azından teşekkür etmeyi bilin.

12. İlişkilerinizde esnek ve samimi olun ama aradaki çizgiyi akıllıca belirleyin. Laubalilik iyi sonuçlar getirmez.

13. Hatalarınızı kabullenin ve önerilere açık olun.

Paylaşın:

Şampiyon olmak isteyen önce çocuk olmalı !

Başarılı insanların nasıl başarılı olduklarını hiç düşündünüz mü? Çevrenizde yüksek maaşla işe başlayan şampiyonlar var mı?

Kimse şampiyon olarak hayata başlamıyor. Herkes sizin gibi, benim gibi başlıyor hayata. (Büyük patronların çocuklarını bu kapsamda değerlendirmememiz lazım)

Pekala o halde, birisini diğerlerinden farklı yapan ne oluyor o zaman?

Şampiyonların farklı bir duruşları vardır örneğin, onlar herkes gibi düşünmezler. Fakat bu özellikleri aslında bir istisna değildir. Hayata adım attığımız gün itibari ile bu tip özelliklerimiz gelişmeye başlar. Eğer biz üzerlerine gidersek gelişirler, gitmezsek kaybolurlar.

“Şampiyon olmak isteyen önce çocuk olmalıdır” ne demek o zaman:

1. Şampiyonlar öğrenmeye çok isteklidirler.

Bir çocuk dünyaya geldiğinde öğrenmeye açtır ve çevresindeki tüm dünyayı anlamaya ve algılamaya çalışır. Bir sülük gibi tüm bilgiyi emmeye çalışırlar çünkü farkında olmasalarda onları hayatta başarılı kılacak olan şeylerdir bunlar.

Öğrenmeye istekli olmak kadar “öğretilebilir olmak”ta önemlidir. Size bir şeyler öğretmeye çalışnanlara karşı anlayışlı, sabırlı ve dikkatli olmanız gerekir.

Okulda alınan eğitim her neysede benim size önereceğim şey “kendinizi eğitmenizdir” Ne yapıp edip birkaç tane altın bileziği kolunuza takmanız gerekir. Bunun kolay olmadığını ve uğraşmanız gerektiğini herhalde söylememe gerek yoktur. Mutlaka kendinize bir kaç tane “zanaat” edinin.

2. Şampiyonlar yapmaya hazırdırlar

Çocuklar ne zaman yeni birşey öğrenseler hemen uygulamak isterler. Şampiyonlarda aynı şekilde yein öğrendikleri yada kendilerini geliştirdikler iher yeni konuda bir şeyleri gerçekleştirmek, performanslarını yükseltmek isterler. Böylelikle kariyer basamaklarını çıkarlar.

Ayrıca “akıllı eşek atlarla yarışmazmış” diyerek bilmedikleri konuya atlamayarak, kendilerinin o konudaki eksik olan taraflarını iyileştirdikten sonra adım attıklarınıda eklemem gerek.

3. Şampiyonlar hata yapmaktan korkmazlar

Bir çocuk yürümeyi becerene kadar bir çok kez düşer ama pes etmez. Şampiyonlarda hata yapmaktan korkmazlar.

Hataların en iyi öğretmen olduğunu bilirler. Hatalrından ders çıkarıp, başarana kadar inceayarlarını yaparlar. (Fine tunning – ince ayar –eski radyolarda kanalı yakalamak için çevirdiğimiz düğmeden hareketle yönetim jargonuna girmiştir.)

4. Şampiyonlar uyum sağlarlar

“En güçlü olan değil, en uyumlu olan hayata kalır” diye bir iddiam olacak. Uzun dönemde dengeli bir değişim ve uyuym kolaydır. Çocuklar yetişkin olana kadark idönemlerinde çeşitli aşamalardan geçerek uyumlu olmayı öğrenirler.

Yaşlandıkça bazı şeyler sabitlenmeye başlar ve çevremize uymakta zorluk çekeriz bazen. Bazı şeylerin yapılma şekli, moda, trendler ve teknoloji bizi zorlamaya başlar. Bu yüzden değişime direnç başlar. Şampiyonlar sürekli değişen ortama uyum sağlayabilenlerden çıkmaktadır.

5. Şampiyonlar yenilikçidir

Daha önceki bir yazımda “Tabula Rasa”dan bahsetmiştim. Yani: İnsan bütün bilgilerini deneyimleriyle elde eder. Doğuştan hiçbir bilgi ve doğru taşımaz. Yapılan bir deneyde doğuştan bir köre bir küple bi küre elletilmiştir. Daha sonra birden gözleri açıldığında dokunmadan hangisinin küre hangisinin küp olduğunu anlayamamıştır. Bu yüzden çocuklar için yapacaklarının ve bunu nasıl yapacaklarının bir sınırı yoktur.

Şampiyonlarda deneyimlerini kendilerini yukarı doğru iten bir güç olarak kullanırlar ancak onlar için sadece deneyim yetmez. İşlerini daha efektif, daha az maliyetli yapabilecekleri yolları bulurlar.

Başarılı olmanın tamamında çocuk olma prensibini düşünmek doğru olmaz. Bu zaten istenen bir şeyde olamaz. Fakat en azından şöyle bir durup “çocukların gözünden dünyaya bakmakta” fayda olabilir.

Paylaşın:

Kriz dönemlerinde projeler

Böyle kriz dönemlerinde bazı projeleri kötü gittiği ya da gitme olasılığı olduğu için iptal ediyor olabilirsiniz.  Fakat iptal edene kadar da tüm cesaretinizle kurtarmak için elinizden geleni yaptığınızı düşünüyor musunuz? Bazen bir projeyi iptal etmek kolayken bazen değildir.

Burada 3. bir tercih gündeme gelir hem devam etmesi gerekliliği hemde iptal edilmesi durumu. İşte o zaman yeniden başlarız.

Bazen projeler takılıp kalırlar. Ne ileri nede geri giderler. Eğer yapabiliyorsak iptal ederiz ama bazende hala umut var diyerek devam ederiz. Her zaman projede problem yaratan tüm bileşenleri bilemeyiz, gecikmeye yada yavaşlamaya en çok sebep olanlar üzerinde dururuz, ve bu sebeplede proje ya hüsranlıkla yada hatalarla biter.

Bazen bir projede ısrar etmek yada iptal etmek yerine üçüncü tercih “tekrar başlatmak” olmaktadır. Yeniden başlatmak öncelikle elimizde ne olduğuna bakmak, yeniden organize etme ve atamaları gerçekleştirmek, sorumlulukları tekrar dağıtmak ve planlamayı tekrar yapmaktır. Yeni bir enerji ve hareket getirmesine rağmen aynı zamanda da acı vericidir.

Yeniden başladığınızda herşeyi masaya yatırın. Yeni bir vizyonla, yeni bir liderlik, yeni ekip yapısı, yeni planları sunun. Yeniden başlatılan proje turbülans yaratır. Buda aslında neden işe yaradığının göstergesidir. Bunu öğrenmek için Kuzey Atlantik’e bakmamız gerekir.

Kutuplar körfez akıntıları doğrultusunda yer alırlar. Körfez akıntıları geçtikçe bölgeyi ısıtacak dev anaforlar oluşur.

Doğada yaşayan sistemler türbülans ile gelişirler.

Projenin yeniden başlatılması türbülansa yol açacaktır. Yeniden başlatılacak olan proje olmanın şartları:

• Sürekli program gecikmeleri ve bütçe aşımları.

• İptal yada hatanın organizasyonu korkuttuğu durumlarda.

• Başarı için tam ve kesin bir birliktelik olmadığında.

Başarılı yeniden başlamanın 3 anahtarı;

  1. Başlamadan deneyin
  2. Otobanda trafiğin en yoğun olduğu zaman direksiyon çalışmak tehlikelidir.
  3. Kendinizi suçlamayın

Bazıları o işten uzak tutulduklarında problemin kendilerinde olduklarını düşünürler. Genellikle değildirler. Bazen yeni yüzler türbulansı başarmak için bir tercih olabilir. Problemlerin sistematik ve kişisel olarak algılanmadan görüşülmesi gerekir.

Yardım isteyin

Daha öğrenilecek çok şey olduğunu unutmayın ve gerekiyorsa yardım isteyin.

Paylaşın:

Hata yapmaktan korkmayın!

Yaşadığımız sürece hatalar yapacağız bu kaçınılmaz. Hata yapmak insan olmanın bir sonucu.

Bundan altı yıl önce şöyle bir hata yapmıştım;

Türkiye’de yerleşik oldukça büyük bir bilişim şirketi(BE) benim e-ticaret direktörü olduğum bankaya gelmiş ve “Biz cep telefonları için logo-melodi ürettik ve satmak istiyoruz” demişlerdi. Bende “Böyle bir şeyi kim alır?” demiştim. Fakat firma çok ısrarlı olunca onlara sanal pos vermiş ve satış başladıktan sonraki ilk ay neredeyse sistemimiz kitlenir duruma gelecek kadar çok satış olmuştu. Yanılmıştım fakat iyiki yanılmıştım. En azından böyle “niş” bir ürünün aslında herkesin tercih edebileceği “genel” bir ürün olabileceğini öğrenmiştim.

Eğer kendinizi mükemmel veya bir süper kahraman olarak görüyorsanız muhtemelen bir iki gün içerisinde yapacağınız bir hata ile bu düşüncenizin doğru olmadığını görecek ve hatta üzülebileceksiniz. Hata yapmak üzülesi olmaktan çok insanlığınızın bir kanıtıdır oysa. Asıl problem “hata yapmadığınızı düşünmenizdir.”

Alın size bir hatamı daha anlatayım: Yine aynı bankadayım ve beyaz eşya sektöründe kendi tabirleriyle lider bir firma ile bir proje yürütüyoruz. Bazı sıkıntılar var ve ben banka içerisindeki ilgili kişilere bu konuda detaylı bilgi içeren ve bu arada eğer firma ile bir araya gelinirse “şunu söylememiz lazım” gibisinden bilgileri yazdım. Aslında içerikte hiç bir sıkıntı yoktu ama yinede bankaya hitaben yazmıştım. Peki ne yaptım? Bu mesajı o firmadan gelen bir mesajı reply to all (hepsine geri yolla) seçeneği ile gönderdim. Yani o firmayada gitti. Tam bir rezalet ama bir daha asla “kime gönderdiğime bakmadan” bir mesajı göndermemem gerektiğini anladım.

Eğer hatanızın farkına varıyor ve bu yönde kendinizi düzeltecek bir şeyler yapıyorsanız iyi yoldasınız demektir.

Birde bizi hatalarsan koruyan daha küçükken anne ve babamızdan öğrendiğimiz şeyler vardır. Bence en önemli nokta bu. “Odanı düzenli tut” “Temizliği ihmal etme” “Kontrol etmeden açma” vb. uyarılar daha küçükken bize öğretilir ve ben bunlara “hayat kurtarıcı kurallar” diyorum.

Ben askerliğimi asteğmen olarak 1994 yılında Güneydoğu’da hareketli bir ortamda tim komutanı olarak yapmıştım. Öyle bir ortamda hata yaparsanız ölebilirsiniz. Şaka yapmıyorum gerçekten “ölebilirsiniz” Rahmetli annemin bu hayat kurtarıcı kuralları benim çok işime yaramıştı. Ruhu şad olsun.

Birde şu var “bir daha asla aynı hatayı yapmayacağım” kandırmacası. Ben arabamın farlarını kaç kere açık unutup aküyü bitirdiğimi hatırlamıyorum bile. Yok böyle bir şey. Üstelik böyle düşünürseniz hata yaptığınızda hem üzülüyor hemde kendinize çok kızıyorsunuz.

Bence söylenmesi gereken şu “ hata yapmamak için elimden gelenin en iyisini yapacağım”.

Eğer hata yaparsanız;

Hayatın sonunun gelmediğini düşünün..
Kendimizi geliştirmek ve düzeltmek için bir fırsat olduğunu düşünün.
Siz hatalarınızı ne kadar erken farkeder ve düzeltirseniz çevrenizede o kadar faydalı olacağınızı düşünün.
Buradaki özellikle bir yazım bazı okuyucuları rahatsız etti ve içtenlikle bana görüşlerini ilettiler. Gerçekten çok teşekkür ediyorum. Bu amatör yazma maratonunda daha dikkatli ve titiz olma konusunda bana yol göstermiş oldular.

Bu yazımı “Hatasız kul olmaz, sulçi lisan etti isem affola” diyerek kapatıyorum.

Paylaşın:

Hatayı yanlış yerde aramak

Çoğu zaman bize eksik bilgi verilmesine rağmen elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışırız. Bu eksik bilgiler yüzünden yanlış kararlar verdiğimiz, hatalar yaptığımızda olur.

Galip giderek sinirleniyordu. “Biz muhasebe yazılımının kodlarını tekrar kontrol etmeye kalktığımızda ne olduğunu biliyor musun? Diğer işler gecikti, yeni projeleri başlatamadık ve hatta Metin işten ayrıldı. Biz bu kontrolleri yaparken diğer konuların idare edilmesi lazım.” Galip’in argümanı çok belliydi: Gecikmelerin, projeleri başlatamamalarının ve hatta işten ayrılmaların sebebi bazı problemler çıktığında yapılan kontrollerdir düşüncesi. Hatanın sebebini kodların kontrolünde arıyordu.

İşin kötüsü bu tip argümanlara kanıtlanmasa bile çalışanların inanması da oldukça kolay olmaktadır. Buna latincede de yer verilmiş post hoc ergo propter hoc — bundan sonra, onun için bu yüzden… Biz buna “hatayı yanlış yerde aramak” diyebiliriz. Galip, kod kontrolleri sonrasında oluşan olumsuz durumların kod kontrolünden kaynaklandığına inanıyordu ve bu sebeple kod kontrolleri kötü bir şeydi.

Bu tipte bir sav asıl sebeplerinde ortaya çıkmasına sebep olur. Örneğin kontroller kötü mü yapılıyor? Kötü yapılmasının sebebi insanların yeterince eğitimli olmamaları mı? kontrol yapılacağı zaman kontrolü yapacak olanlar doğru kontrol yapmayı öğrenemeyecek kadar yoğunlar mıydı?

Yukarıda bahsettiğim hatayı başka yerde aramak konusunda bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum: ortaya çıkan sebepsel ilişki iki olayın zamanlamasına bağlıdır.

Zafer’in son birkaç yıldır yürüttüğü projelerin hemen hemen hepsi ya geç kalmış ya da bütçesini aşmıştı. Bu gecikme ve bütçe aşımlarının tek sorumlusu olarak Zafer görülüyordu ve ona başka proje verilmemesi isteniyordu. Hiç kimse Zafer’in iyi bir sonuç almasını engelleyici bir şekilde sürekli bütçesini kısan ve sürekli yeni istekler getiren proje sponsorunu aramıyordu.

Zafer’in yönetim becerileri mutlaka projenin gidişatında çok önemlidir ama tamamen belirleyici değildir. Ama bu örnekteki hatayı başka yerde aramak bir kişinin kariyerine ve bir şirketin yetenekli bir yöneticisini kaybeymesine yol açacaktır.

Peki siz böyle bir durumu nasıl ayırt edeceksiniz? Hatayı doğru yerde nasıl arayacağız?

Eğer A varsa ve B ortaya çıkıyorsa A sebeptir. Yani A, B’den önce gelir, A, B’nin sebebidir. Şimdi bu mantığı değiştirin. B’nin A yüzünden ortaya çıkmadığını varsayın.

Hatanın sebeplerini diğerleri ile birlikte değerlendirin. Mazeretleri ve varsayımları eleyin. Yanlış anlamanın maliyetini çok iyi değerlendirmek lazım. Çünkü oluşacak maliyet hem kişiye hem de şirkete çok zarar verebilir.

Paylaşın: