Etiket arşivi: kontrol

Çalıştığınız şirket sizi izliyor

İster hoşunuza gitsin ister gitmesin, ama bir çok şirket çalışanlarını izler. Bu bazen güvenlik sebebiyle bazende kaytarmayı engellemek içindir. Çalıştığım bir şirkette internet erişimleri sınırlandırıldığında ortalığı ayağa kaldırmıştım “Internet özgürlüktür, bu yaptığınız çok yanlış” diye. Fakat sonra önüme çalışanların yaklaşık 2 aylık internette nerelerde gezindikleri ve ortalama harcadıkları süreleri gösteren bir rapor getirdiler. O raporu inceledikten sonra “Haklısınız” dedim ve sustum. Bundan bir kaç ay sonra bir kişinin yalan yanlış bir epostayı sağa sola gönderip tüm Türkiye’ye dağılmasına sebep olduktan sonra kovulmasına da şahit oldum.

Peki nasıl izleniyor çalışanlar?

Erişim kayıtları incelenir

Internet ile ilgili herşey suncular tarafından otomatik olarak tutulur. Eğer bir şirket isterse kolaylıkla bu kayıtlara bakarak hangi sitelere girildiğini ve ne kadar süre ile kalındığını görebilir. Ateş Duvarında(firewall) küçük bir ayarlama ile bunu kişisel bazda(kullanıcı adı yada bilgisayar bazında) yapabilirsiniz.

Cache(zula)deki web dosyaları incelenir

Eğer video yada ses dosyaları gibi içerikler ziyaret edilmişse kullanıcının bunları izleyebilmesi ve dinleyebilmesi için cache(zula) ya inmesi gerekir. Siz web sunucunuzdaki cache bölümünün kapasitesi önce yükseltip sonra buradaki dosyaları incelerseniz kimin neyi dinlediğini, izlediğini yada bilgisayarına yüklediğini görebilirsiniz. Aynı şeyi kullanıcıların tarayıcılarındaki cache’i yada geçmişi(history) inceleyerek kişisel bazda yapabilirsiniz.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Adam gibi araba kullanmak

driving-carHer sürücü kendini araba sürüşünü ortalama bir sürücüden daha iyi ve güvenli olarak görür. Üstelik kazaların %90-95’i de bu yanlış düşünceden kaynaklanır. Bir sürücünün kendisinin, taşıdığı insanların ve diğer sürücülerin güvenliği için yapabileceklerini bilmesi ve uygulaması gerekiyor. Yani;

Araba kullanırken konsantre olmak çok önemli. Trafik riskleri yok edilemez ancak azaltılabilir. Her halukarda kendiniz ve diğer sürücüler için riski minimize etmeyi amaçlıyor olmalısınız. Siz ne kadar iyi olsanızda karşınızdaki sürücünün hatasının bedelini ödeyebileceğinizi unutmayın.

Çabuk reaksiyon göstermek, slide’lar atarak yolda gezinmek sizi iyi sürücü yapmaz. Gençler yaşlılara göre daha hızlı reaksiyon göstermelerine rağmen en çok kazayı onlar yapıyorlar unutmayın.

Olası bir kazada neler yapabileceğinizi düşünmeniz lazım. Tekerlek patladı istepne olmalı, motor arızalandı çekicinin telefonu olmalı, kar yağdı zincir olmalı, hastalık vb. de ilk yardım yapmayı ve malzemelerini, ambulans numarasını mutlaka bir yerlere yazmayı vb.

Yola çıkmadan önce mutlaka dinlenmiş olun. Ve acele etmenizi gerektirmeyecek bir zamanlama yaparak yola çıkın.

Önünüzdeki arabanın arkasına yapışmayın. Ani bir frende siz ve sizin arkanızdakinin aynı reflekste olmayacağını ve kullandığınız araçların fiziksel farklılığını unutmayın. Ayrıca çok yanaştığınızda ayağınızla hafifçe frene dokunursunuz, arkanızdaki arabada frene basacak, onun arkasındaki de basacak ve bu yüzden hem trafik yavaşlayacak hem de dur-kalk gitmeler başlayacak.

Şeridinizin hızına uymaya çalışın. Asla ve asla hız limitlerini geçmeyin. Fakat güvenli olsun diye şeridin hızının çok altında kullanmak belki sizi kazadan kurtarır ama kaza yaptırmanıza neden olabilir. Ayrıca yiyeceğiniz cezalarda cabası.

Sol şeridi hızlı araçlara bırakın. Sollama yapabileceğinizden %100 hatta %1000 emin olduğunuz ve sollama işaretlerinin uygun olduğu yerlerde sollama yapın.

Frene güvenmeyin. Fren bir tel parçasından ibarettir. Kontrollü bir hızda seyredin ve motor frenini kullanmaya çalışın.

Trafik kurallarına özellikle uzun yollardaki tabelalara ve yer çizgilerine uyun.

Arabanızda can taşıdığınızı unutmayın. Bu yüzden iyi bir sürüş kadar, dikkat ve temkinli olmakta çok önemlidir. Kışın zincir, halat vb. arabanızda olması gereken her şeyi kontrol etmeden yola çıkmayın.

Aynalarınızı kullanın. Sinyal vermek demek yol hakkı aldığınız anlamına gelmez, aynadan kontrol edip yol hakkının sizde olup olmadığına bakmalısınız.

İnsanlarla kavga etmeyin ve boğuşmayın. Trafikte birbirini tanımayan iki insanın birkaç saniye içerisinde birbirinden nefret edip birbirlerini öldürmeye kalktığı ile ilgili haberleri okuyor ya da seyrediyorsanız siz haber olmamaya çalışın. Çünkü trafikte “kazanan olmaz” Ayrıca sizin kızgınlığınızı büyük ihitmalle karşı taraf farketmiyor bile. Boşuna kendinizi üzmeyin.

Şimdi daha iyi bir sürücü olarak neler yapabileceğinizi düşünün. Sizi iyi bir sürücü olursanız birden fazla hayat kurtarmış olacaksınız unutmayın.

Paylaşın:

Hatayı yanlış yerde aramak

Çoğu zaman bize eksik bilgi verilmesine rağmen elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışırız. Bu eksik bilgiler yüzünden yanlış kararlar verdiğimiz, hatalar yaptığımızda olur.

Galip giderek sinirleniyordu. “Biz muhasebe yazılımının kodlarını tekrar kontrol etmeye kalktığımızda ne olduğunu biliyor musun? Diğer işler gecikti, yeni projeleri başlatamadık ve hatta Metin işten ayrıldı. Biz bu kontrolleri yaparken diğer konuların idare edilmesi lazım.” Galip’in argümanı çok belliydi: Gecikmelerin, projeleri başlatamamalarının ve hatta işten ayrılmaların sebebi bazı problemler çıktığında yapılan kontrollerdir düşüncesi. Hatanın sebebini kodların kontrolünde arıyordu.

İşin kötüsü bu tip argümanlara kanıtlanmasa bile çalışanların inanması da oldukça kolay olmaktadır. Buna latincede de yer verilmiş post hoc ergo propter hoc — bundan sonra, onun için bu yüzden… Biz buna “hatayı yanlış yerde aramak” diyebiliriz. Galip, kod kontrolleri sonrasında oluşan olumsuz durumların kod kontrolünden kaynaklandığına inanıyordu ve bu sebeple kod kontrolleri kötü bir şeydi.

Bu tipte bir sav asıl sebeplerinde ortaya çıkmasına sebep olur. Örneğin kontroller kötü mü yapılıyor? Kötü yapılmasının sebebi insanların yeterince eğitimli olmamaları mı? kontrol yapılacağı zaman kontrolü yapacak olanlar doğru kontrol yapmayı öğrenemeyecek kadar yoğunlar mıydı?

Yukarıda bahsettiğim hatayı başka yerde aramak konusunda bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum: ortaya çıkan sebepsel ilişki iki olayın zamanlamasına bağlıdır.

Zafer’in son birkaç yıldır yürüttüğü projelerin hemen hemen hepsi ya geç kalmış ya da bütçesini aşmıştı. Bu gecikme ve bütçe aşımlarının tek sorumlusu olarak Zafer görülüyordu ve ona başka proje verilmemesi isteniyordu. Hiç kimse Zafer’in iyi bir sonuç almasını engelleyici bir şekilde sürekli bütçesini kısan ve sürekli yeni istekler getiren proje sponsorunu aramıyordu.

Zafer’in yönetim becerileri mutlaka projenin gidişatında çok önemlidir ama tamamen belirleyici değildir. Ama bu örnekteki hatayı başka yerde aramak bir kişinin kariyerine ve bir şirketin yetenekli bir yöneticisini kaybeymesine yol açacaktır.

Peki siz böyle bir durumu nasıl ayırt edeceksiniz? Hatayı doğru yerde nasıl arayacağız?

Eğer A varsa ve B ortaya çıkıyorsa A sebeptir. Yani A, B’den önce gelir, A, B’nin sebebidir. Şimdi bu mantığı değiştirin. B’nin A yüzünden ortaya çıkmadığını varsayın.

Hatanın sebeplerini diğerleri ile birlikte değerlendirin. Mazeretleri ve varsayımları eleyin. Yanlış anlamanın maliyetini çok iyi değerlendirmek lazım. Çünkü oluşacak maliyet hem kişiye hem de şirkete çok zarar verebilir.

Paylaşın:

Kuantum Yönetimi

quantum ripples in chaos

Image by Kalense Kid via Flickr

Projelerimizi planlarken, çoğu zaman daha önce hiç yapmadığımız bir şey hakkında süre ve maliyet tahminleri yapmak zorunda kalırız. Projeler doğaları gereği riskleride içerdiklerinden doğru tahminlerin yapılma olasılıklarıda zayıf olmaktadır. Kuantum Yönetimi, maliyet ve zaman kavramını farklı yollardan düşünme becerisini hedeflemektedir.

Ayşe orada olmak istemediği odanın önünde duruyor ve pazarlama müdürünün kendisine söylediklerini düşünüyordu: “Sakın bana Mart 15’den Mayıs 15’e deme. Bana bunu ne zaman teslim edeceğini söyle!”

Asıl sorun, Ayşe’nin kesin bir tarih verememesi, bu tip şeylerin kestirilemiyor olması ve patronununda bunu bir türlü anlamamasıydı. “Tamam, 15 Mayıs kesin” dedi.

“Hayır,” dedi patron “Ortalamasını alacağız. O zaman ne oluyor?” dedi ve arkasındaki direktöre döndü “15 Nisan? Nisan 15. İşte budur. Başka bir şey var mı?”

Herşeye rağmen Ayşe’nin ekibi 26 Nisan’da 10 gün gecikerek teslimatı yapabildi. Ayşe’yi, ekibini ve ilgili diğer herkesi kötü bir gün bekliyordu. Orada neler oluyordu?

Problem-çözen organizasyonlarda iki tip iş olur : Operasyonlar ve Projeler. Operasyonal iş genellikle imalat gibi tekrarlanan eforu, rutin idari işleri ve altyapı operasyonlarını tarifler. Proje işi ise yeni ürün geliştirme, başka yere aktarma, reorganizasyon tip işleri tarif eder. Operasyonlar tekrarlanan ve az riskli işlerdir. Projeler ise tek ve risklidirler. Bu sebeple projelerin farklı yönetilmeleri gerekir. Kuantum Fiziği bunu anlamanıza yardım eder.

Kuantum Fiziğinde doğal olarak bir herhangi bir şey bilinemezdir. Örneğin, Hareket eden birinin bulunduğu yer konusunda eminizdir ama hızından emin değilizdir. Klasik Fizik sınırlama getirmez.

Yenilik yada önceden tahmin edilebilirlikten birini seçmek gerekir. Her ikisi de olmaz

Yönetim’de örnekseme vardır. Maliyeti ve zamanı kesin olarak bilmek istiyorsak yenilikleri azaltmamız gerekir çünkü yenilik risk getirir. Eğer riski kabul ediyorsak maliyet ve zaman konusunda tam kesin olmamayı göze alabilmeliyiz. Kuantum Yönetimi riskin içeriğini asla tam olarak bilemezsin demektedir.

Operasyon odaklı organizasyonlardaki yönetim deneyimlerinde yöneticiler asla şöyle şeyler duymaktan hoşlanmazlar “4-6 ay içerisinde tamamlanmasını bekliyoruz” Genellikle “tepeden inme” zamanları talep ederler. Bu klasik yönetimdir ve klasik fiziğe benzer.

Organizasyonunuzu Kuantum yönetimine yöneltmelisiniz. Bir yönetici olarak:

  • “Ne zaman hazır olur?” diye sormayın, “%95 olasılıkla ne zaman hazır olur?” diye sorun.
  • %95 bandında tahmini tutan proje yöneticilerinizi ödüllendirin.
  • Mali İşler, risk yönetimini bireysel proje bazında değil projelerin toplamı bazında değerlendirmelidir.

Proje yöneticisi olarak:

  • En iyi ve kötü ihtimaleri %95 bandında tahmin etmeye çalışın.
  • Eğer sizden tepeden inme tarih istenirse onlara Kuantum Yönetimini öğretmeye çalışın. Ya kaybedersiniz yada biraz ilerleme sağlarsınız.
  • Tepeden inme bir tarih dolayısıyle kendinizi kötü hissederek bir yerlerde durduğunuzda böyle bir şeyi kabul etmenin Kuantum Yönetimi kurallarını değiştirmeyeceğini unutmayın.
Paylaşın:

Kendi sinirinle baş etmek

Her ne kadar bizi neyin sinirlendirdiğini bilecek kadar zeki olsak da yine de sinirlenmekten kendimizi alıkoyamayız.

Selçuğun 6 saatlik çağrı merkezindeki mesaisinin en sonunda huysuz Metin Bey aradı. Oldukça küfürbaz bir kişiydi. Bu seferki problem yeni yedekleme sistemi idi. Selçuk herkesle baş edebilirken Metin Bey problem yaşadığında onu neler yapması gerektiği konusunda yönlendirmekte zorlanıyordu çünkü Metin Bey asla denileni yapmıyordu. Metin Bey’in tarzı herkesten farklı olarak, çağrı merkezindeki kişiyi aşağılarken, rasgele bir yerlere tıklayarak mucizevi bir şekilde problemin çözülmesini beklemek şeklindeydi. En sonunda Selçuk koptu “tüm dünyada barış olduğunda lütfen tekrar arayın” diyerek telefonu kapattı. Ve o anda bunun bir yanlış olduğunu anladı.

Kendinizi sinirlenmekten koruyacak taktikler geliştirmeniz çok önemli. Hem bugün hemde gelecekte kazanmanız için şart. Geliştirilecek yetenekler ve stratejiler herhangi bir problemin bizi çılgına çevirmeden önce uzak durmamızı sağlarlar. Kendi sinirinizle baş etmenin 4 adımı şunlardır:

Sinirinizi farketmeyi öğrenmek

Sinirin oluşmasını ne kadar erken farkederseniz o kadar çabuk araya girebilirsiniz. Sinirinize ilişkin en erken duygular kendinizi yakalayıp kontrol edebileceğiniz en uygun noktalardır. Bu noktalar göğsünüzün gerildiği, dişlerinizi yada yumruklarınızı sıktığınız, katılaştığınız, sığ nefes almaya başladığınız anlardır. Sizde sinirin hangi özellikler ile ortaya çıktığını bilmeniz engelleme içinde ciddi fırsatlar yaratacağı anlamına gelecektir.

Sinirinizi kabullenin

Sinir insan olmanın bir sonucudur. Tekrar sinirlenmemenin tek garantisi ölümdür ve hiçbirimiz bu konuda daha iddalı olamayız. Sinirlenmenin “kötü” olduğuna inanırsak sinirlenmemize karşı duyduğumuz utanç ve suçlulukla kendimize hakim olma konusunu çok zorlaştırmış oluruz. Sinirlenirken ve sinirlendikten sonra sinirli olduğunuzu kabullenmek bu konudaki en önemli adımlardan biridir.

Sinirliyken sinirli olmanın sorumluluğunu alın

Kendi duygularınızın sahibisiniz. Sizi sinirlendiren sistemlerinize sadece sizin erişiminiz var. Bu süreci tamamlamanız gerekiyor. Birisinin sizin istemediğiniz bir şey yaptığı doğru ve siz yapılabilecke bir çok şey içerisinden sinirlenmeyi seçtiniz. Bunu tercih ettiniz ve farkında olmanız gerekir.

Sinirlendiğinizi farkettiğinizde derin ve yavaş nefes alıp verin

Nefes alma sizi kontrol noktanıza çevirir ve daha yaratıcı davranmanızı sağlar. Nedef alma düşünmek için ihtiyacınız olan oksijenin beyninize gitmesini sağlar ve sinirlenmek dışındaki alternatifleride görmenize yardımcı olur.

Sinirlenmek bisikleten düşmeye benzer. Ne kadar iyi olduğunuz farketmez, mutlaka düşersiniz. Burada önemli olan doğru düşmeyi bilip düşsenizde yaralanmamak yada düşmenin kaçınılmaz olduğunu bilerek tekrar binmektir.

Paylaşın: