Etiket arşivi: kızgınlık

Profesyonelden görüşme önerileri

Arabulucu(Negotiator) çok hoşuma giden bir filmdir. Kritik bir durumda yapılan bir görüşmenin ne kadar önemli olduğunu Hollywood’un keyifli ve heyecanlı diliyle izlersiniz. Bizler iş hayatında bazen arabulucu ama çoğunlukla görüşmeciyizdir. Görüşme becerisi ise kişinin kariyerindeki en önemli unsurlardan biridir.

Bir satış elemanının pazarlama görüşmeleri, işe alınacak biri ile yapılan görüşmeler, üst yönetim yada astlarla yapılan görüşmeler, sürekli sürekli bir görüşmedir gider.

İnsanlar sadece ihtiyaçları olduğunda görüşme yapıldığını düşünürler. Halbuki bence sabah günaydın demekle görüşmeye başlarız. Sigara odalarındaki sohbetler, toplantılar vb. hepsi birer görüşmedir ve önemlidirler.

Şimdi size özel bir durum anlatmaya çalışacağım: Eğer siz her türlü şirket içi ve dışı görüşmeyi sonunda biri kazanacak şeklinde düşünürseniz büyük hata yaparsınız. Aslında bir çoğu sadece sohbettir ve ne açık aranması gerekir nede birinin kazanması.

İyi bir görüşmeci olmak için bazı ipuçları vereceğim;

Duruma göre taktik: Hergün çalıştığınız insanlarla kazan-kaybet olmaz. Bir gün birini size, sizin birine işiniz düşebilir. Sakın çalışanları söylediklerinizin altında sürekli bir şey arar hale getirmeyin. Çünkü böyle yaparsanız yapılmasını söylediğiniz bir işte bile birbit yeniği aranacak, sözünüze odaklanılacak işe daha az ilgi gösterilecektir.

Görüşme karşılıklı ihtiyaçların mutluca karşılanması ile sonuçlanmalıdır. Birisi ile görüşürken iter, kakar, demagoji yaparsanız bir şey başaramazsınız. Önemli olan karşınızdakini ne istediğini öğrenip onu karşılarken kendi istediğinizi yaptırabilmektir.

İyi soru sormak: Biri ile görüşürken ne istediğinizi iyi bilmeniz gerekir. Ama karşınızdakininde karşılığında ne beklediğini bilmeniz önemlidir. Bu yüzden açık açık sormak en iyi yöntemdir.

Önce önemli ve öncelikli işleri görüşün: Sessiz kalıp kırılmaktansa bir an önce görüşmeye başlamalısınız. Görüşmeler sizin sıkıntınızın ne yöne doğru gideceğini yada ortadan kaldırılıp kaldırılmayacağını belirleyecektir.

Görüşmelerde maalesef kadın-erkek ayrımcılığı yapacağım. Bayanların erkeklere nazaran soru sormada ve evet-hayır kararlarında biraz daha zayıf olduklarını gözlemliyorum.

Hedefinize ulaşmada karşılaştığınız zorlukları nasıl aşacağınıza ilişkin saatlerce kafa patlatacağınıza patronunuza danışın yada bilen birilerine. Belki bir grubu toplayıp toplu görüşe almayı deneyebilirsiniz.

Herşey görüşülebilir unutmayın ve sırf kızgınlık, küslük olacak diye olması gereken bir görüşme ertelenmez.

Ödevinizi doğru yapın: İnsanları olası kötü görüşme senaryolarını kafalarında kurgulamaya eğilimlidirler. Aslında sadece karşı tarafın bakış açısından olayı değerlendirseler, empati yapsalar, ikna olması içi ne gerektiğini veya ne duyması gerektiğini düşünseler amaçlarına daha kolay ulaşabilirler.

Paylaşın:

Cevap yazarken sakin olun

Yazışırken veya konuşurken karşımızdakilerin neyi nasıl yorumlayacaklarını bazen kontrol edemeyiz. Yanlışlıkla yapılmış saldırılar kaçınılmazdır ve e posta gönderimleri buna en güzel örneklerden biridir.

Bir e posta grubunun üyesiyken ortaya çıkan problemlerde ne yapmalıyız?

Bir çoğunuz gibi bende bir çok eposta tartışma / yazışma grubuna üyeyim. Bunlardan bir tanesi neredeyse 7-8 yıldır üye olduğum br grup. Bazen bu gruba atılan mesajların bir kısmı çok kişisel ve kırıcı olabiliyor.

Eposta ile bu kadar uzun süredir uğraşan bir grup nasıl olurda hata yapardı?

İletişimlerimizde karşımızdakilerin neyi nasıl yorumlayacaklarını kontrol edemeyiz. İstediğimizi göndeririz, karşımızdaki bu mesajı alır ama gönderdiğimiz mesaj ile anlaşılanın aynı olma garantisi yoktur. Bundan ne gönderen nede mesajı alan tam olarak sorumlu değildir.

Eposta özellikle bu duruma çok müsaittir. Hızlı yazar ve hızlı okuruz. Çoğumuz çok iyi okuyucu olabiliriz ama iyi yazıcı olduğumuz söylenemez. Aslında okumayan iyi yazamaz ve biz Türkler okumayı sevmediğimiz için çoğu zaman iyi yazamayız. Tüm bu sebeplerle kazalar kaçınılmaz olur.

İşin kötüsü bu konuda verilecek çok fazla nasihat yada yapılabilecek bir şey neredeyse yok. Sadece birkaç şey var söylenebilecek;

Etki altında yazmaktan kaçınmak

Adrenalin en tehlikeli silahlardan biridir. Özellikle kızdığınızda ve adrenalin tüm vücudunuza yayıldığında klavyeden uzaklaşın. Eposta yazmayın ve göndermeyin. Biraz dolaşın, derin nefes alın ve hormonlarınızı eski haline döndürün.

Bazı mesajlara yanıt vermenin gerekli olmadığını farkında olun

Bazı mesajlar kasten bazı mesajlarsa yanlışlıkla üzerler. Özellikle kışkırtıcı mesajlara yanıt vermemeye çalışın. Bazen sessizliğinizde kulaklarını sağır edebilir unutmayın.

“Çık Dışarı” kuralı

Kovboy filmlerinde atışan adamlar birbirlerini düelloya davet ederler ve bunu bardan çıkıp dışarıda yaparlar. Yani bulundukları topluma zarar gelmemesini problemi sadece kendi aralarında çözerler. Özelikle eposta gruplarında iki kişini atışması hiç hoş olmayan bir şeydir. Eğer bir atışma ve tatışma varsa bu grup dışında özel epostalar üzerinden yapılmalıdır.

Paylaşın:

Kendi sinirinle baş etmek

Her ne kadar bizi neyin sinirlendirdiğini bilecek kadar zeki olsak da yine de sinirlenmekten kendimizi alıkoyamayız.

Selçuğun 6 saatlik çağrı merkezindeki mesaisinin en sonunda huysuz Metin Bey aradı. Oldukça küfürbaz bir kişiydi. Bu seferki problem yeni yedekleme sistemi idi. Selçuk herkesle baş edebilirken Metin Bey problem yaşadığında onu neler yapması gerektiği konusunda yönlendirmekte zorlanıyordu çünkü Metin Bey asla denileni yapmıyordu. Metin Bey’in tarzı herkesten farklı olarak, çağrı merkezindeki kişiyi aşağılarken, rasgele bir yerlere tıklayarak mucizevi bir şekilde problemin çözülmesini beklemek şeklindeydi. En sonunda Selçuk koptu “tüm dünyada barış olduğunda lütfen tekrar arayın” diyerek telefonu kapattı. Ve o anda bunun bir yanlış olduğunu anladı.

Kendinizi sinirlenmekten koruyacak taktikler geliştirmeniz çok önemli. Hem bugün hemde gelecekte kazanmanız için şart. Geliştirilecek yetenekler ve stratejiler herhangi bir problemin bizi çılgına çevirmeden önce uzak durmamızı sağlarlar. Kendi sinirinizle baş etmenin 4 adımı şunlardır:

Sinirinizi farketmeyi öğrenmek

Sinirin oluşmasını ne kadar erken farkederseniz o kadar çabuk araya girebilirsiniz. Sinirinize ilişkin en erken duygular kendinizi yakalayıp kontrol edebileceğiniz en uygun noktalardır. Bu noktalar göğsünüzün gerildiği, dişlerinizi yada yumruklarınızı sıktığınız, katılaştığınız, sığ nefes almaya başladığınız anlardır. Sizde sinirin hangi özellikler ile ortaya çıktığını bilmeniz engelleme içinde ciddi fırsatlar yaratacağı anlamına gelecektir.

Sinirinizi kabullenin

Sinir insan olmanın bir sonucudur. Tekrar sinirlenmemenin tek garantisi ölümdür ve hiçbirimiz bu konuda daha iddalı olamayız. Sinirlenmenin “kötü” olduğuna inanırsak sinirlenmemize karşı duyduğumuz utanç ve suçlulukla kendimize hakim olma konusunu çok zorlaştırmış oluruz. Sinirlenirken ve sinirlendikten sonra sinirli olduğunuzu kabullenmek bu konudaki en önemli adımlardan biridir.

Sinirliyken sinirli olmanın sorumluluğunu alın

Kendi duygularınızın sahibisiniz. Sizi sinirlendiren sistemlerinize sadece sizin erişiminiz var. Bu süreci tamamlamanız gerekiyor. Birisinin sizin istemediğiniz bir şey yaptığı doğru ve siz yapılabilecke bir çok şey içerisinden sinirlenmeyi seçtiniz. Bunu tercih ettiniz ve farkında olmanız gerekir.

Sinirlendiğinizi farkettiğinizde derin ve yavaş nefes alıp verin

Nefes alma sizi kontrol noktanıza çevirir ve daha yaratıcı davranmanızı sağlar. Nedef alma düşünmek için ihtiyacınız olan oksijenin beyninize gitmesini sağlar ve sinirlenmek dışındaki alternatifleride görmenize yardımcı olur.

Sinirlenmek bisikleten düşmeye benzer. Ne kadar iyi olduğunuz farketmez, mutlaka düşersiniz. Burada önemli olan doğru düşmeyi bilip düşsenizde yaralanmamak yada düşmenin kaçınılmaz olduğunu bilerek tekrar binmektir.

Paylaşın: