Etiket arşivi: okumak

Herkes kitap yazmak ister

Bir şeyi sevmekle bir şey yapma fikrini sevmek ayrı şeyler. Klasik müziği romantik bulup sürekli dinlemek başka bir şey bir şeyler çalmak ya da bestelemek başka birşey. Yıllardır çevremden kitap yazsana baskısı yaşayan bir insanım. Bence bunun nedeni herkesin kitap yazmak istemesi, ne yazacağım sorusuna çoğu zaman yanıt bulamaması, kendisinde o yeteneği görememesi ya da çok okuyan biriyse “henüz doğru konuyu yakalayamamış” olmasıdır ki, bunu yapabilecek birini gördüklerinde hemen onun yapmasını isterler.

Amerika’da yapılan bir araştırmada Amerika’lıların %81’inin kitap yazmak istediği ortaya çıkmış. Bence gerçekten enteresan bir sonuç. Bu kadar insan neden kitap yazmak ister ki? Para kazanmak, ölümsüzlük, faydalı olmak, fark yaratmak…

Çocukluğumda yaz dönemlerimi Ankara’da DOST Kitabevinde ağabeyimin yanında geçirirdim. Tüm gün kitapların arasında dolaşır birileri çalmasın diye gözcülük yapardım. Tabi bu arada binlerce kitabı çeşitli vesilelerle karıştırma ve bir çoğunu okuma fırsatım olmuştu. Gün içinde bir çok yazar gelir gider, yapılan sohbetlerin içinde bende olurdum. Bu yüzden kitap yazmanın kolay olmadığı gibi yazsanızda işin bitmediğini o yaşlarda öğrenmiştim.

Bir kere para kazanmak için kitap yazanlar ya da yazdıklarını binlerce insanın okuyup çok takdir edeceğini sananlar yanılıyorlar. Para kazanma ve takdir görme hem çıkardığınız eser ile, hem de geçmişinizle ilgili. İlk kitabında mucizeler yaratan istisnalar yok değil ama o beklenti ile yola çıkmakta hayal kırıklığı yaratabiliyor.

Aslında yazar olmak dediğinizde ana konu “hayatınız” olarak geliyor aklınıza. Kendi hayatımı ve yaşadıklarımı yazsam ama çok şey çıkar diyorsunuz. Bir kesim ise belirli bir konuyu derinlemesine araştırıp o konuda çok güzel bir referans noktası olabiliyor. Bazıları hayal güçleri ile yarattıkları sanal dünyalarda yepyeni hayatlar, aşklar, uzay gemileri yaratıp sizi başka bir maceraya sürüklüyorlar.

Diyelim ki kitabı yazdınız ya sonrası?

Bir arkadaşım kendi çabalarıyla bastırdığı bir kitap yazmıştı. Kitabının yayınlanmasını takiben giyimini, konuşma tarzını ve hatta sigaradan pipoya geçerek hemen hemen tüm tarzını değiştirmeye çalışmıştı. Komikti ama o böyle istiyordu.

Başka bir tanıdığım “eğer bir konuda kitap yazacak kadar bilgin varsa o konuda yorum yapan insanlara tahammülün giderek azalır” demişti. “Bilgi arttıkça tahamül azalır, olur olmaz konuşmalar ve bilgiçliklere dayanamaz olur insan. Üstelik o konuyu bilen olarak saygı duyulmasını beklersin, onore edilmek istersin.“ demişti. Demek ki insan egosu hep devrede.

Yazmayı seviyor ve karşılığını beklemeden yazmak sizi tatmin ediyorsa yazdığınız yazılar bir gün sizi ödüllendirecek, onore edecektir. Eğer birilerinde bir gülümseme, bir farkındalık yaratıyorsanız ne mutlu size.

Ama kitap yazmak bir hız koşusu değil bunu hiç kitap yazmamış olsamda çok iyi biliyorum. Kitap yazmak bir maraton koşusu. Doğru idman, beslenme ve konsantrasyon ile sizinde koşabileceğiniz bir maraton.

Bende kitap yazma fikrini çok seviyorum umarım bir gün beceririm.

Paylaşın:

Daha iyi ve hızlı öğrenme – 5

Önemli olan öğrenmek. Şimdi sözüm herkese ama sanki biraz daha fazla öğretmenlerimize. Bu yüzden öncelikle okuyabildiğiniz kadar çok okumanız gerekiyor. Ne kadar çok okursanız o kadar çok öğrenebilirsiniz. Ancak konsantrasyon ve anlayarak okumak çok önemli.

  1. İlgilerinizi çapraz kullanın. Beyninizdeki nöronların birbirleri ile olan bağlantıları size yeni bakış açıları sağlayabileceği gibi aynı zamanda yeni bilgilerin alternatif kullanım yollarını da gösterir.
  2. Yeni bir dil öğrenin. Yeni bir dil yeni bir bakış açısı getirir. Farklı bakış açısı farklı kültürel konseptleri birarada yaşamak farklı fikirlerin önünü açacaktır.
  3. Nasıl öğreneceğinizi öğrenin. Herkesin farklı bir yoğurt yiyişi olduğu gibi öğrenme ve anlama konusunda  farklılıkları vardır. Güçlü taraflarınızı belirleyin(görsel yada işitsel hafıza vb.) kendiniz için en uygun öğrenme yönteminin peşinden gidin.
  4. Neyi bilip neyi bilmediğinizi öğrenin. Gerçekten bir konu hakkında ney ine kadar bilfdiğinizi biliyor olmanız çok önemlidir.

Bildiğini bilenin arkasından gidiniz.
Bildiğini bilmeyeni uyandırınız.

Bilmediğini bilene öğretiniz.

Bilmediğini bilmeyenden kaçınız.

  1. Birden fazla iş ile uğraşmak. Eğer birden fazla iş ile ilgili etkin bir yöntem izleyebilirseniz az zamanda çok iş başarabilirsiniz. Birden fazla iş ile uğraşmak ile aynı anda 2 iş ile uğraşmayı kastetmiyorum. Zaten mümkün değil. Aslında beyninizde birden fazla işi yönetmenizi kastediyorum. Örneğin bir blog yazarı aynı anda birden fazla yazıyı kafasında tasarlayabilir.
  2. Bütünsel yaklaşın. Büyük resmi görmeye çalışmak öğrenmek yada eksiklikleri farketmek için önemli bir fırsattır.
  3. Doğru tekrarlama. Doğru tekrarlama yaparak belirli konu ve konseptlerin üzerinden tekrar geçmek öğrenmeyi hızlandıracaktır.
  4. Kuantum Öğrenme Modeli. Ana hedefi okul ortamını dinamik ve değişken yapmak olan model liderliğe, araştırma temelli öğretme tekniklerine, anlama psikolojisi, öğrenmeve hayat becerilerine, aile ve çevre katılımına odaklanmaktadır. Aslında öğrencilerin hayatından gerçek içerikle oluşan bir eğitim modeli. 3 ana hedefi var: Herkes öğrenebilir, herkes farklı öğrenir ve katılımla, fırsatlarla eğitim daha verimli olur.
  5. Gerekli araçları edinin. Eğer interneti kullanıyorsanız bilgiye daha hızlı erişebilecek yöntemleri bulmaya çalışın. Wikipedia vb siteler ile işinize yarayacak yazılımları araştırın.
  6. Kritik düşünmeyi öğrenin. Yani herkesin doğru diye size söylediği şeyleri filtreleme ve doğru eleyebilmeyi öğrenmeniz gerekir.
  7. Karmaşık problem çözümünü öğrenin. Hayat bir çoğumuzz için çözülmesi gereken problemler serisi değil mi? Öğrenmede bunun bir parçası. Bu yüzden karmaşık durumları olağan algılayarak çözebilmek konusunda kendinizi geliştirebilmelisiniz.
  8. Çift taraflı olmak. Dersler genellikle sıkıcı ve sadece bilgi vermeye yöneliktir. Bigilerg enellikle karatahtaya yazılan yada öğretmenin söylediği sözlerle öğrenilir. Halbuki doğru olan çift taraflı etkileşimi yakalamak, sorular sormak, öğrencilerin katılımını sağlamaktır.
  9. Bilgi piramidi kullanın. Yani önce temeli iyice öğrenmeli daha sonra yavaş yavaş, kat kat bilgiyi derinleştirerek öğrenmeye çalışmalısınız.
  10. Video oyunları kullanın. Şiddet olmayan eğitici oyunlar çok etkili olabilmektedir.
  11. Rol Yaptırın. Gençler genellikle parçası olupdeneyimledikleri konuları iyi öğrenirler. Buyüzden özellikle tarih bilgisini onlara oynatarak öğretmek iyi bir roldür.
  12. 80/20 kuralı. Bilidklerinizin %20’si hayatınızın %80’ini kolaylaştırır.
  13. Hikayeler anlatın. Örneğin atomları anlatırken protonlaın ve nötronların onun komşuları olduğu ve hep etrafında döndükleri gibi hikayeler öğrenmeyi kolaylaştırır.
  14. Uygulamalı öğrenin. Örneğin matematikte zorluk çekiyor olabilirsiniz. Ancak yemek yapma gibi uygulamalı bir eğitim ile birlikte hangi malzemeden ne kadar ölçekte kullanılacağı hesabı yaparken bu konuyu öğrenmeniz kolaylaşır.ı
Paylaşın:

İnsanları nasıl anlarız?

İnsanları anlamayı öğrenmek profesyonel başarı, arkadaşlık, romantizm, evlilik, kariyer ve aile ile ilgili konularda doğru kararlar vermenizi ve o insanları anlamanızı sağlar. Ve bu konuda ilk yapmanız gereken şey kendinizi insanları okumaya hazırlamaktır.

İnsanları kolayca okuyabilmenin kestirme bir yolu yok. Eminim şimdi aklınızdan beden dili okumak gibi şeyler geçiyor. Aslında bir yandan haklısınız çünkü ilk önce karşımızdakilerin(ve kendimizin) makyajını, maskesini anlamamız gerekiyor.

İnsanlar soğan gibidirler. Yani kat kat. İlk kat yabancılara gösterdiğimiz tarafımızdır. Örneğin otobüste yanımızda oturan bir kişi ile futboldan, siyasetten konuşurken takındığımız tavırdır.

Arkadaşlarımız ve bize nispeten yakın olanlara(astlarımız vb.) ikinci katımızı gösteririz. Buradaki sohbetlerde gerçek düşünceleriniz, bakış açınızı sohbet kıvamında insanlarla paylaşırsınız.

Üçüncü kat çok yakın arkadaşlarınız ve eşinize açtığınız tarafınızdır. Bu katı açıp göstermek için güven, güveni kazanmak içinde zaman gerekir. Kişisel hedefleriniz, problemleriniz, korkularınız hep bu kattadır ve siz ancak bunu çok yakın olan birilerine göstermeyi tercih edersiniz.

Dördüncü kat hiç kimse ile paylaşmadığımız tamamen bizim olan ve içimizdeki katmandır. Derin ve bazen karanlık düşüncelerimizin yer aldığı, sırlarımızı sakladığımız katmandır. Bu kattaki bilgileri paylaşmayı istemeyiz yada çok rahatsız oluruz.

“Birini okumak” ancak o kişinin hangi katlarını size göstermek istediğine bağlıdır. İnsanlar karşısındakinin açıldığı oranda açılırlar çoğu zaman . Bu kuralı karşı tarafı okumak için kullanabilirsiniz.

İnsanları okumak için kendimizi hazırlamada ikinci aşama başkalarını okumamıza engel olan şeyleri ortadan kaldırmaktır. Bunlardan birincisi önyargılarımız diğeri ise öngörülerimizdir.

Eğer olumlu yada olumsuz somut bir bilgi olmadan o kişi ile ilgili bir karara varıyorsanız önyargılısınız demektir. Bunu hayat tecrübenize, geçmiş deneyimlerinize dayandırsanız bile haklı değilsiniz. Çünkü birilerinin renkleri, boyları, yaşları vb. özellikleri sebebiyle genel kalıplara oturtulmaları doğru değildir. “Sarışınlar hırsız olur” diye düşündüğünüz anda büyük bir yanılgı içindesiniz demektir. Üstelik bu önyargınızı tekrarladıkça kendinizi daha çok inandırırsınız.

İnsanlar yapmak istemedikleri veya kendilerini rahatsız hissettikleri şeyleri “yarım ağız” yaparlar. Eğer kişiye ilişkin olumsuz bir öngörünüz varsa yani “bu mutlaka yalan söyler” gibi bir öngörüye sahipseniz zaten onunla yapacağınız işleri gergin ve temkinli yapacaksınızdır.

Örneğin çocuğunuz eve geç gelmeye başladı, saatlerce odasından çıkmıyor, sürekli dalgın bir halde ve hatta okuldada dersleri iyi gitmemeye başladı. Ve çocuğunuzun uyuşturucuya başladığını düşünüp aksiyon alırsanız aslında onun “aşık” olduğunu öğrendiğinizde geç kalmış ve bir çok kalıcı yara açmış olabilirsiniz.

Eğer insanları gerçekten doğru okumak istiyorsanız objektif olmanız çok önemli. Önyargılar, korkular ve öngörülerden uzak olarak objektif olarak değerlendirme yapmanız gerekiyor.

Bunun için tek yol “sabırlı olmak”. Hemen ani kararlar verip aksiyon almak olumsuz sonuçlara yol açar. Size önerim National Geographic’teki hayvan belgesellerini çekenler gibi davranmanız. Bazen aylarca bir ağacın üstünde yada bir çukurda hayvanları izleyerek toplamda 1 saatlik bir belgesel meydana getiriyorlar. Aslında “keskin nişancı” örneğide verilebilir.

Ayrıca insanların farklı ortamlarda farklı davrandıklarınıda unutmayın. “Evinde kılıbık işinde aslan bir çok tanıdığım var” Bu yüzden sabırlı bir şekilde izleyin, değerlendirin ve onları anlamaya çalışın.

Paylaşın:

Cevap yazarken sakin olun

Yazışırken veya konuşurken karşımızdakilerin neyi nasıl yorumlayacaklarını bazen kontrol edemeyiz. Yanlışlıkla yapılmış saldırılar kaçınılmazdır ve e posta gönderimleri buna en güzel örneklerden biridir.

Bir e posta grubunun üyesiyken ortaya çıkan problemlerde ne yapmalıyız?

Bir çoğunuz gibi bende bir çok eposta tartışma / yazışma grubuna üyeyim. Bunlardan bir tanesi neredeyse 7-8 yıldır üye olduğum br grup. Bazen bu gruba atılan mesajların bir kısmı çok kişisel ve kırıcı olabiliyor.

Eposta ile bu kadar uzun süredir uğraşan bir grup nasıl olurda hata yapardı?

İletişimlerimizde karşımızdakilerin neyi nasıl yorumlayacaklarını kontrol edemeyiz. İstediğimizi göndeririz, karşımızdaki bu mesajı alır ama gönderdiğimiz mesaj ile anlaşılanın aynı olma garantisi yoktur. Bundan ne gönderen nede mesajı alan tam olarak sorumlu değildir.

Eposta özellikle bu duruma çok müsaittir. Hızlı yazar ve hızlı okuruz. Çoğumuz çok iyi okuyucu olabiliriz ama iyi yazıcı olduğumuz söylenemez. Aslında okumayan iyi yazamaz ve biz Türkler okumayı sevmediğimiz için çoğu zaman iyi yazamayız. Tüm bu sebeplerle kazalar kaçınılmaz olur.

İşin kötüsü bu konuda verilecek çok fazla nasihat yada yapılabilecek bir şey neredeyse yok. Sadece birkaç şey var söylenebilecek;

Etki altında yazmaktan kaçınmak

Adrenalin en tehlikeli silahlardan biridir. Özellikle kızdığınızda ve adrenalin tüm vücudunuza yayıldığında klavyeden uzaklaşın. Eposta yazmayın ve göndermeyin. Biraz dolaşın, derin nefes alın ve hormonlarınızı eski haline döndürün.

Bazı mesajlara yanıt vermenin gerekli olmadığını farkında olun

Bazı mesajlar kasten bazı mesajlarsa yanlışlıkla üzerler. Özellikle kışkırtıcı mesajlara yanıt vermemeye çalışın. Bazen sessizliğinizde kulaklarını sağır edebilir unutmayın.

“Çık Dışarı” kuralı

Kovboy filmlerinde atışan adamlar birbirlerini düelloya davet ederler ve bunu bardan çıkıp dışarıda yaparlar. Yani bulundukları topluma zarar gelmemesini problemi sadece kendi aralarında çözerler. Özelikle eposta gruplarında iki kişini atışması hiç hoş olmayan bir şeydir. Eğer bir atışma ve tatışma varsa bu grup dışında özel epostalar üzerinden yapılmalıdır.

Paylaşın: