Etiket arşivi: müzik

Müzikal zekanız ne kadar iyi?

Biri size “şııııııııı” (ingilizlerin yazdığı gibide yazalım “shhhhh”) dediğinde o tarafa dönüp bakmaz mısınız? Yani bu tipte bir sesi “bana bak, buraya bak” olarak algılarız ve o an için dikatimiz dağılır. Bu yüzden belkide hayatımıza giren tüm gürültüleri ve sesleri ayarlamaya, konsantre olabileceğimiz sessiz anları yaratmaya çalışırız. Ama acaba tüm sesleri doğru olarak anlayabilir musunuz?

Diğer seslerde bize çeşitli ipuçları verir; sifon sesini duyduğunuzda birinin tuvaletten çıkacağını, ambulans sireni duyduğunuzda birinin hasta olduğunu, komşunuzdaki müzik sesi çok yüksekse parti verdiğini düşünebilirsiniz. Sesi duyduğumuz anda beynimiz gerisini getirir ve artık o bilgi öylece kalır.

İşte herkesin duyduğu ses ile ilgili yürüttüğü fikir ve belkide tüm beyinsel işlevlere müzikal zeka diyebiliriz. Aslında müzikal zeka sadece şarkı gibi müzik parçalarıyla sınırlı olmayıp çeşitli seslerin tonlar, kalite, uzunluk, hacim ve kaynağını farketme ve anlama olarak yorumlanabilir.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Beynini kullan – 2

Beynimize iyi gelecek uygulamalara ve önerilere devam ediyorum.

15. Biraz müzikle kötü modunuzdan çıkmaya çalışın. Sevdiğiniz ve sizi rahatlatan şarkıları elinizin altında tutun. Sıkıldığınızda hemen dinlemeye başlayın.

16. Güzel anılarınızı kafanızda canlandırın. Eski fotoğrafları ya da okul yıllıklarınızı çıkarın, biraz geçmişe gidin. Hatta size önerim her fotoğrafı anlatan bir yazı yazarak başkalarının öğrenmesini sağlayabilirsiniz.

17. Duygusal vampirlerden kaçının. Duygusal vampirler Amerikalıların “loser” dedikleri “kaybedenlerdir”. Kendilerine güveni olmayan, hayatları boyunca bir şey başaramamış, olabildiğince karamsar, tembel olanlardır. Bu tip kişiler beyninizi gereksiz yere yorarlar, enerjinizi alırlar.

18. Uyku önemlidir. İyi bir uyku beyin performansınızı %20-30 artırır. Eğer kafanızda çok fazla düşünceler varsa ve bunlar sizi rahatsız ediyorsa yazmayı deneyin. Belki kağıdın üstünde bırakabilirsiniz.

19. Hayır demeyi öğrenin.

20. Konsantrasyon beyin gücünü artırır. Konsantre olmaya ve odaklandığınız şeyi tamamlamadan başka şeye geçmemeye çalışın.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Herkesin sevdiği bir müzik grubu vardır

Bir çoğumuzun gençliği o dönemin ünlü müzik gruplarını hayranlıkla dinlemekle geçmiştir. Benim gençliğimde beğendiğimiz şarkıları bir kağıda yazar kasetçiye giderdik ve bunları bir kasede doldurmasını isterdik. Radyo olarak Polis Radyosu vazgeçilmezdi.

Ayrıca bir defterim vardı ve sevdiğim şarkıların sözlerini bulur buraya yazar sonrada ezberlerdim. Hala “Eye of the tiger-Survivor” “Take my self control-Laura Branigan” “I like chopin” “We are the world-Karma” “Wild Boys-Duran Duran” gibi şarkılar çaldığında istemsiz bir şekilde mırıldanmaya başlıyorum

Bir çoğumuzun severek dinlediği ve çoğu efsaneleşmiş bir çok müzik grubunun bizim bildiğimiz adından başka bir adla müzik hayatına adım attıklarını biliyor muydunuz?

Aşağıdaki listeden kendi favori grubunuzu ve onun ilk adını bulabilirsiniz;

Johnny and The Moondogs (The Beatles)

The Quarrymen (The Beatles)

The High Numbers (The Who)

The Detours (The Who)

The Jet Set (The Byrds)

The Warlocks (The Grateful Dead)

Tom and Jerry (Simon and Garfunkel)

Chad Allan and the Expressions (The Guess Who)

The Rockets (Crazy Horse)

The M and B 5 (Moody Blues)

The Ravens (The Kinks)

The Golliwogs (Creedence Clearwater Revival)

The Pendletones (The Beach Boys)

Kenny & The Cadets (The Beach Boys)

Carl and The Passions (The Beach Boys)

The Hawks (The Band)

The Bangs (The Bangles)

The Backyard (Lynyrd Skynyrd)

Feedback (U2)

Caesar and Cleo (Sonny and Cher)

Terry Knight and the Pack (Grand Funk Railroad)

The Iveys (Badfinger)

Angels and the Snakes (Blondie)

Composition of Sound (Depeche Mode)

The New Yardbirds (Led Zeppelin)

Big Thing (Chicago)

Artistics (Talking Heads)

Primettes (Supremes)

Honolulu Fruit Gum Band (Champagne Music Makers)

Paramours (Righteous Brothers)

Polka Tulk (Black Sabbath)

Earth (Black Sabbath)

Beefeaters (Byrds)

Falling Spikes (Velvet Underground)

The Primitives (Velvet Underground)

Sparrow (Steppenwolf)

The Elgins (Temptations)

The New Journeyman (Mamas and the Papas)

The Four Aces of Western Swing (Bill Haley and the Comets)

The Golden Gate Rhythm Section (Journey)

Supersonic Bangs (The Bangles)

The Executive (Wham!)

Cap’n Swing (The Cars)

Wee Johnny Hayes & The Bluecats (Bee Gees)

Stiff Kittens (Joy Division)

Invaders (Madness)

Dead Cats (The Stray Cats)

Vogue Dots (Talking Heads)

Cafe Racers (Dire Straits)

Goat Band (The Cure)

The Farriss Brothers (INXS)

Trigger (Foreigner)

Roundabout (Deep Purple)

Frantic Elevators (Simply Red)

Fire of London (Ultravox)

The Garden Wall (Genesis)

Nightlife Thugs (The Boomtown Rats)

Dead Daughters (The Human League)

Paylaşın:

Bedavacılık kültürü içimize sinmiş

Internet, bedava yada çok ucuz olmalı düşüncesini ilk gününden bu yana cesaretlendirmeye devam ediyor. Ve herkesin internet üzerinde işine yarayacak bir şeyler mevcut.

Amerika’nın en büyük internet servis sağlayıcı şirketi olan American Online sitesinde yapılan 20 milyon aramayı analiz ettiğinde insanların büyük bir kısmının bedava seks, bedava resim ve bedava müzik aradığını bulmuş. Eğer aranan şey bedava değil ise aranan en önemli diğer özellik “yeni” olması imiş.

Bir diğer rapor ise 16-24 yaş arasındaki gençlerin %70’inin müzik indirdiğini ancak 40’ta birinin para ödediğini söylüyor. Geçtiğimiz yıllarda reklama dayalı bir gelir modeli ile bedava müzik dağıtıldığını görmüştük. Ben bu tip modellerin zamanı çok parası az olanlar için mükemmel olduğunu düşünüyorum.

Aslında internetten beklentilerin bedava olması bir yerde normal çünkü internet bir self-servis hizmet. Self-servis hizmetler bedava veya çok ucuz, hızlı ve kullanımı kolay olan servislerdir. Ve hatta birçok fast food restaurantta bir menü aldığınızda bedava oyuncak bile verirler.

Internet bir taraftanda hayatımızı ucuzlatıyor. Gazeteleri internetten okuyoruz, müzikte dinleyebiliyoruz ve hatta artık TV sitelerinde haberleri ve yayını izleyebiliyoruz.

Dosya paylaşım siteleri açıldıkça eskiden “çalmak” dediğimiz şey “paylaşım” haline dönüştü. Aslında kimsenin hakkını yemekte istemem, gerçekten “çalma”değil aslında biraz Robin Hood’luk var. Bugüne kadar tüm müzik şirketleri aslan payını alıyordu ama şimdi zenginden alıp fakirle paylaşma başladı. (Kimsenin hakkının yenmesini savunmuyorum yanlış anlaşılmak istemem)

Yukarıda söylediklerim göründüğü kadar siyah-beyaz değil aslında. Hangi kitapta okuduğumu hatırlamıyorum ama şöyle bir söz vardı: “Zekiler çalar, fakirler borç alır” Müzik eserleri uzun süre borç alındı ama internetle beraber zekiler devreye girdi.

BEDAVA konusunu biraz açalım. Fiziksel hayatta şu tipte tekliflerle karşılaşsanız ne yaparsınız?

– Yemek bedava ama bulaşıkları yıkayıp restaurantı temizleyeceksiniz

– Bir fırında ekmek bedava ama sabah 04:00’te gidip ekmek yapımına yardım ederseniz.

– Kalp naklinizi bedava yapacaklar ama bir böbreğinizi bağışlarsanız.

BEDAVA komik bir kelime. Aslında düşünürseniz bedava olan şey sayısı çok az. Biz her ne kadar internette bedava müzik, bedava ekran koruyucu, bedava program diye arama yapsakta unutmamamız gereken çok ciddi RİSKLER var.

Bedava olan şeyler ya reklam içeriyorlardır, ya eposta adresinizi alıp pazarlamada sürekli mesaj atacaklardır yada casus bir yazılımı bilgisayarınıza indirip sizin bir takım bilfgilerinize erişmeye çalışacaklardır.

Ama herşeye rağmen BEDAVA olsun TAŞTAN olsun mantığının gitmesi çok kolay değil. Biz her zaman homo economicus olacağız yani en az maliyetle en çok getiriyi elde etmeye çalışan insanoğlu olmaya.

Yine BEDAVA olanın SAMİMİ olduğundan emin olun. Bir bilene sorun veya araştırın.

Paylaşın:

Bir şarkı savaşı durdurabilir mi?

Image via Wikipedia

Lili Marleen, 2. Dünya Savaşı’nın en popüler şarkısıydı. Orijinal adı “Das Mädchen unter der Laterne” (“fenerin altındaki kız”) olmakla beraber “Lili Marleen” adı ile ünlendi.

1939 yılında Marlene Dietrich ile yapılan kayıt ile birlikte popülaritesi çok arttı. Şarkı Nazi rejimine karşı olmasına rağmen 1941’de Belgrad’ın düşüp Radyo Belgrad’ın Almanların eline geçmesi ile birlikte tüm Avrupa ve akdeniz’e yayınlanmaya başladı. Her gece saat 21:55’de düzenli olarak çalınan bu parça hem Naziler hemde müttefikler tarafından dinleniyordu. Dinlendiği o birkaç dakika “savaş duruyordu

Bir şarkı savaşı durdurabiliyordu ama şimdi milyonlar bir şey yapamıyor.

Ya savaşı nasıl durdurabileceğimizi yeterince düşünmüyoruz?

Ya şarkıyı çalmayı atladık?

Ya çalan şarkıyı kimse duymak istemiyor?

Ya da çalan şarkı o kulaklara göre değil.

Şarkıyı dinlemek isterseniz: lili marleen .mp3

Paylaşın: