Etiket arşivi: şans

Kötü Şans, Kötü Tercihler ve Kötü Alışkanlıklar

Başınıza kötü bir şey geldiğinde bunu nasıl yorumlarsınız? Diyelimki önemli bir iş görüşmesine giderken tekerleğiniz patladı. “Zaten hiç şansım yok, bu işide kaçıracağım”, “Keşke arabayla değilde metroyla gitseydim” ya da “Arabayı bakıma götürmezsem olacağı buydu” şeklinde farklı farklı düşünebilirsiniz.

Burada önemli olan ve benim altını çizmek istediğim şey şu: elimizden geleni ya da yapmamız gerekeni yapmayıp, bir aksilik ortaya çıktığında bunu “şanssızlık” olarak nitelendirdiğimiz durumlar.

Siz arabanızın bakımını düzenli olarak yaptırıp, yine düzenli olarak tekerleklerinizi kontrol ettirmenize rağmen bu iş başınıza geliyorsa yani raslantısal olarak gerçekleşiyorsa işte bu şanssızlıktır diyebiliriz. Ama istatistiklere bakarsanız bu tip kazaların insanların başına gelme olasılığı milyonda birlerle ölçülmektedir.

Ama ne araba ne de teker bakımı yatırmamışsanız, tekerlekler kabak olmasına karşın hız limitlerini zorluyorsanız patlaması çok normaldir, hatta ne zaman patlarsa patlasın “geç kalmış” bir patlamadır. İşte bu duruma yanlış tercih(yeni teker almama yada bakım yatırmama) yada kötü alışkanlık (ihmalkarlık) diyoruz.

4 sene önce Çeşme’de tatildeyken kapıcım beni aramış ve evimi su bastığını, suyu boşalttıklarını söylemişti. Bende her uzun süreli evi terkedişinde hem sigortaları hemde su vanalarını kapayan biri olarak hem çok üzülmüş hemde çok merak etmiştim. Çünkü evde açık musluk vb. bulamamışlardı. Geri döndüğümde salonumun altında geçen bir su borusunun patlayıp tabandaki bir çatlaktan dışarı çıktığını öğrendim. Apartmanın yaşının ve tesisatın eskiliğinin aziziliğine uğramıştım. Bu şanssızlıktı ve yapabileceğim hiçbir şey yoktu.

Bir şeyler kötüleşmeden, arızalanmadan baktırmak ve onlarla ilgilenmek çok önemli bir davranış şeklidir. Araba örneğinden devam edelim, cam suyunuzun yedeğini, kar zincirini ya da camları silmek gerekirse diye bir bezi arabada tutmak gerekir.

Kötü tercih ve alışkanlıklar birbirlerini desteklerler. Çünkü kötü tercihler genellikle tembel ya da ucuzcu çözümlerdir. Her kötü tercihte aldığınız riski iyice düşünmeniz gerekir. Belki depreme karşı bir şey yapamazsınız ama sonrası ya da gerçekleşme anı ile ilgili önlemlerinizi almanızda fayda vardır.

Hayatınızın tüm sorumluluğu sizindir. Yaşadığınız şeyleri kötü şansa, kötü tercihlere bağlamak ya da kötü alışkanlıklarınızı devam ettirip ettirmemek size bağlıdır. Hayat sizin hayatınız. Artık birilerine “sigara içme!” demek bana çok aptalca geliyor. Akciğer kanseri olacağını ya da birgün damarlarından biri tıkanıp bacağının kesilebileceğini biliyor. Kötü alışkanlık, kötü tercih olduğunun farkında ama bir şey yapmıyor. Bende İstanbul trafiğine çıkmanın tehlikeli biliyorum ama her gün çıkıyorum. Aynı şeyler olmadığının farkındayım ama eğer aileniz, çocuğunuz, sevdiğiniz insanlar ile birlikteyseniz ve bir süre daha birlikte olmak istiyorsanız öncelikle kötü alışkanlıklarınızı(ki bireyseldir) sonra kötü tercihlerinizi (arabayı bakıma götürmediğinizde o arabada çocuğunuzu taşıyacağınızı unutmayın) bir kere daha düşünmenizi öneriyorum.

Paylaşın:

Şanslı mısınız yoksa şanssız mı?

dice1Öncelikle şansın doğuştan olduğuna inanmadığımı söylemeliyim. Gizemli kozmik bir takım güçlerin insanları etkileyerek “ şanslı ” yaptığına da inanmıyorum. Ben size kendi bakış açımdan “ şanslı ” olmayı anlatayım, sizin benzer ya da karşıt görüşleriniz varsa bu yazıya yorum olarak gönderin.

Benim “şanslı” tanımım insanların kendi hayatlarında yarattıkları olumlu şeylerin bütünüdür. Yani şansınızı kendiniz yaratırsınız. Tabiki şanslı olmak derken kumar, bahis gibi olaylardaki şanstan bahsetmediğimi belirtmek isterim. Demek istediğim hayatta şanslı olmak.

Önce benim hiç tasvip etmediğim bazı düşünce tarzlarını sizlere açıklamak istiyorum; “ben zaten hep şanssızım” diyenler, kendi bilgisini veya harcadığı eforu çok kıymetli görüp başkalarının yaptığını sürekli eleştiren ve hatta bu bilgi ve becerileri ile hakettiklerine ulaşamadığını düşünenler, sürekli başkalarında hata bulanlar, mazeret bulanlar, bardağın boş tarafına bakanları ve şansı büyü vb. aslı astarı olmayan şeylerde yakalamaya çalışanları sayabilirim.

Kendi hayatınızda şansı nasıl yakalarsınız;

Öncelikle olumlu düşünmeniz gerekiyor. Kötü şeylerin olacağını düşünerek onları çağırırsınız. Aksine iyi şeylerin olacağını düşünmelisiniz. Burada tercih tamamen sizin. Ya negatif yada pozitif olarak olaylara yaklaşmak ve beklentiler koymak. Örneğin İstanbul trafiğinde ya sinirlenip sağa sola sataşıp kavga edip moralinizi bozailirsiiz yada olumlu yada güzel bir şeyi aklınıza getirerek trafil karmaşından çıkana kadar beyninizi olumlu bir şey ile oyalarsınız. Tercih sizin. Yada trafikte kaybedeceğiniz zamanı önceden öngörebiliyorsanız yabancı dil cd’leri alıp dilinizi geliştirebilir yada sevdiğiniz bir müzik kaset/cd’sini dinleyebilirsiniz.

Eğer olumlu beklentiler içerisinde olursanız karşınıza çıkacak iyi fırsatları görebilirsiniz. Neden hep olumlu düşünmeme rağmen başıma kötü şeyler geliyor diyebilirsiniz şu anda. Bence sabredin, olumlu bakmak konusunda ısrarcı olun.

Örneğin, yerde 100 kuruş bulursanız 100 kuruş daha fazla paranız olduğu için sevinin. 100 kuruş nedir ki diye hor görmeyin.En son nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama “sahip olmak istediğiniz şeyleri değil” neye “neye ihtiyacınız olduğunu düşünün”, ne kadar şanslı olduğunu göreceksiniz diyordu ve haklıydı.

Yolunuzun üzerindeki bütün trafik ışıkları yeşil yanıyor ve trafik akıyor olacak. Sizi evde gülümseyerek karşılayan aileniz ile birlikte yemek yemenini keyfine varıp beraberce en sevdiğiniz tv dizisini seyredeceksiniz. Sizden zengini var mı?

Bu söylediklerimin sizde yahu bu adam Polyyanna’cılık oynuyor, ne saçma şeyler söylüyor dedirttiğinin farkındayım. Fakat iyi söylenen şeylerin iyi sonuçlar doğuracağına gerçekten inanıyorum.

Bir diğer konu ise günlük rutininizi yıkmanız. Muhtemelen her gün aynı saate evden çıkıp, aynı saatte arabanıza binip, aynı yoldan işinize gidip aynı şeyleri yaparak gününüzü tamamlıyorsunuz. Aynı şeyleri yapmak aynı sonuçları doğurur unutmayın. Yani değiştirin, karıştırın, bir şeyler ekleyin yada çıkartın günlük rutin hayatınızdan. Yemediğiniz yemeklerden, gitmediğiniz sokaklardan geçin.

Her yeni deneyim sizin için yeni kapıların açılması, yeni fırsatların ortaya çıkması anlamına gelir.

Fırsatları görebilmeniz lazım. İyi beklentiler içerisinde olup, bir şeyleri rutin hayatınızda değiştirdiğinizde ve bunları yapmakta ısrarlı olduğunuzda karşınıza çıkacak fırsatları farketmeli ve yakalamalısınız.

En önemli konulardan biriside “çevrenizin olması”dır. Dünyadaki en kıymetli kaynak insandır. Eğer tanıdıklarınız veçevreniz ne kadar çok olursa o kadar çok fırsata ve bilgiye erişebileceğinizi düşünebilirsiniz.

Çalışanların çok büyük bir kısmı bir diğerinin referansı ile çalışmaktadır. Bir çok insan arkadaşlarının tanıştırdığı insanlarla evlenmiştir. Birçok insan arkadaşlarının önerdiği kitabı yada sinemayı tercih eder. İhtiyacınız olduğunda çevreniz kadar destek alırsınız.

Şansınızı kendiniz yaratırsınız, şanssızlığınızıda. Şansınızı bol etmeniz dileklerimle.

Paylaşın:

Kendinize uygun doğru kişiyi bulmanın yolları

Eşimle tanışıp birbirimizden hoşlanmamızın ardından bir gün bana “Bende ne buldun?” diye sormuştu. Bende ona ”Ben rüyalarımı süsleyen kadını tarif edecek 100 özelliği kafamda tanımlamıştım. Seninle tanıştığımda bu 100 özelliğin sadece 20 tanesini buldum(%20). Ama seni tanıyınca hesaba katmadığım 900 yeni özelliği keşfettim ve böylece artık beklentim olan 1000 şeyden 910 adet istediğim özelliğe sahip biri ile birlikteyim(%91)” diye yanıt vermiştim.

Gerçekten doğruydu. Siz kafanızda birilerini canlandırırsınız fakat hiç kimse kimseye benzemeyeceği gibi herkesin sizin yeni keşfedeceğiniz yüzlerce özelliği ortaya çıkabilir.

Diyelim ki Bay yada Bayan Doğru’yu bulmak istiyorsunuz. Nasıl birini aradığınızı ve kendinizle ilgili bir çok detayı sürekli kafanızdan geçiriyorsunuz. Ne yapmam lazım diyorsunuz.

Bizim beğenme kriterlerimiz yada Bay/Bayan Doğru için koyduğumuz beklentileri karşı tarafta düşünüp o şapkayı/kıyafeti giymeye çalışır.(Bir arkadaşım Cosmopolitan, Elele gibi dergileri kadınların neleri okuyup, nelerden nasıl etkilendiklerini anlamak için okurdu.) Yani insanlar taleplere bakarak istenen olabilmek için belirli özelliklere sahip olmaya çalışırlar yada sahip olurlar.

Şimdi kriterlerimizi düşünelim sonrada karşımıza birinin çıktığını farzedelim. Bazı kriterleriniz istemediğiniz sonuçlarla karşılaşmanıza neden olabilir. Örnek vermek gerekirse;

Vücut yapısı yüzücü gibi olsun = Balinalarda iyi yüzer.

Dürüst = Bir bayana yaşını söylediğinizde çenenizi kapamanızı söyleyebilir.

İyi görünüşlü = En pahalı ürünleri bir fabrika satış mağazasında bulabilen.

Yakışıklı = Annesinin ona taktığı lakap.

Eğitimli = Eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalabilir

Erkeksi = Mağara adamına benzeyen

Yaş olarak uygun = Amcana benzeyen.

Atletik = sürekli futbol seyrediyor olabilir

Spor salonuna gidiyor = Aslında kendini aynada seyretmeyi seviyor.

Akşamları evinde, mum ışığında yemek yemeyi ve yağmur altında yürümeyi seviyor = Çünkü başka orijinal bir fikri yok olabilir.

Uzun vadeli ilişki istiyor = Bu uzun süre 1 ay olabilir

İlk görüşte aşk = Eğer sizden başka biri yoka yada çevredekiler hiç istemediğiniz tipteyse mecburen aşık olmuş olabilir.

Kriterler önemli değildir, önemli olan insanların kendilerini ve kendilerini ifade eden özellikleri ne kadar doldurduklarıdır.

Biriyle tanıştığınızda onu tanımak için mutlaka bir fırsat verin. Hiç ummadığınız ve hoşnuza gidecek bir çok şeyi keşfedebilirsiniz. En kötüsü “peşin karar” vermektir. Halbuki herkes bir şansı hak eder.

Ayrıca beklentilerimizin ayakları yere basmalıdır. Üniversitede bir kız arkadaşım evleneceği kişinin onun mevcut yaşam kalitesini bozmadan yaşayabileceği bir gelir seviyesine sahip olmasını istiyordu. Babası büyük bir firmanın genel müdürü annesi ise üniversitede okutmandı. İşte o zaman bizim yaşımızda yeni mezun olacak birisi nasıl böyle bir gelire sahip olabileceğini aslında daha en baştan kaybettiğimizi düşünmüştüm.

Eğer pozitif olur, beklentilerimizi akıllıca koyar ve insanlara bir şans verirsek bizimde her zaman bir şansımız olacaktır.

Paylaşın: