Rastlantılar

Olaylar arasında benzerlikler yakaladığımızda ya da belirli olaylarda “şöyle, böyle olacak” gibi öngörülerde bulunup daha önceden yaşadığımız şeyleri tekrar yaşadığımızı düşündüğümüzde bunlara bir anlam atamaya, aralarında bağ kurmaya çalışırız. Bazen doğru çıkarız bazen yanlış.

Örneğin Ahmet size sürekli birilerini şikayet ediyorsa, tekrar yapacağını düşünebilirsiniz. Şirketinizdeki çalışanların yaptıkları işi sevmedikleri için sahiplenmediklerini düşünüyorsanız, olası tüm başarısız işleri bu düşüncenizle bağdaştırırsınız. Her seneki denetimde aynı hatalarınız yakalanıyor fakat devamında bir ceza vb. söz konusu olmuyorsa aynı hataların yapılmaya devam edeceğini düşünebilirsiniz.

Fakat özellikle karar verme noktasına bir yöneticiyseniz, gelişen olaylar zincirini ve altındaki anlamları analiz edebilmeli, sadece rastlantı olup olmadığından emin olmalısınız. Daha sonra pişman olup geri adım atmanıza yol açacak yanlış anlamalardan ve tahmine dayalı yargılamaladan kaçınmalısınız.

Raslantılar hep olacak

Bazen özellikle komplo teoricilerinden ya da kadercilerden şunu duyabilirsiniz: “Raslantı diye bir şey olmaz” yada “Raslantılara inanmam”. Kulağa her ne kadar bir Hollywood filmi gibi heyecanlı ve hoş gelsede “tüm hayatın belirli bir kurgudan ibaret olduğunu” düşünmediğimden raslantılara her zaman şans vermişimdir. Ama karar sizin.

Olandan fazlasını görürüz

Elimizdeki veriler ya da geçmiş deneyimlerimizden yola çıkarak gelişen olayların geleceğine yönelik tahminlerde bulunuruz. Aslında bu özelliğimiz bizi hayvanlardan ayıran en önemli özelliklerimizden biri bence. Fakat bu geleceğe yönelik tahminlerimizde ya da yaşadıklarımızın bir kalıp olduğu ve tekrar edeceği(tekerrür) düşüncemizde yanılabileceğimizi unutmayın. Gerçekten medyumluk ya da geleceği görmek mümkün olsaydı bazıları ya hiç kaybetmezdi ya da çok kazanırlardı. O medyumların sizin paranızı almak yerine kumar ya da piyangodan çok daha fazlasını kazanabileceğini hiç düşündünüz mü?

İstatistikleri yanlış anlamak

Çalıştığım yerin çoğunda yanlış raporların alındığını, alınan doğru raporların doğru okunmadığını, hangi sayının ne anlama geldiği konusunda çok az kişinin gerçekten kafa yorduğunu gördüm. Birinci kural benzerliklerin öncelikle tesadüf olup olmadığını anlamaktır. Sadece iki olay benzer ise geleceği bunlara mal etmek olmaz.

“Ben biliyorum” diye geçmiş deneyimlerden yola çıkıp geleceği öngörerek karar vermek ya da adım atmak kolay. Önemli olan içinde bulunulan durumun iyi değerlendirilebilmesi akıl süzgecinden geçirilip doğru analiz edilebilmesidir.

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Beğendiniz mi? Patreonda yer alan kanalımızdan aylık abonelik ile bizi destekleyin!
Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 × four =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.