Etiket arşivi: özgüven

Özgüveni geliştirme yolları – 2

how-to-increase-self-esteem-300x200Lafla peynir gemisi yürür mü? Benim cevabım “evet” çünkü her zaman insanların bir şeyleri “isterlerse” başaracaklarını düşünürüm. Burada yazılanların, onu okuyan birine belki çok farklı bir esin kaynağı olacağını düşünüyorum. Okunan bir şey beyne girdi mi nerede nasıl ortaya çıkacağı ve neyle nasıl bağlantı kuracağı çoğu zaman kestirilemez. Aslında hiç bir şeyi unutmayız sadece o bilgiye erişecek doğru bağlantıları kuramayız. O bilgi oradadır. (Siz istemediğiniz bir şeyi unutabiliyor musunuz ?)

Bu yüzden özgüven konusundaki yazıma devam ediyorum;

12. Güçlü taraflarınızı tekrar keşfedin.

Bazen gerek görünüşünüz, konuşmanız, sağlığınız yada dahakişiselbirkonuda güçlü taraflaınızı farkedersiniz. Çok iyi fıkra anlatabilmek, hızlı refleksleri olmak, konsantre olabilmek vb. Asla kendinizi küçümsemeyin ve hafife almayın.

13. Düşünce tarzınızı değiştirin.

Bazen gerçek problem özgüveniniz değildir. Aksine değiştirmediğiniz bakış açınızıdır. Farklı açılardan olaylara yaklaşabilmeyi becerebilmeniz gerekir.

14. İhtiyaçlarınızı irdeleyin.

Bazılarımız “övülmeye yada teşekküre” ihtiyaç duyar. Bir şeyleri başarabilmiş olmayı başkalarından duymak isteriz. Bazen sırtımızın sıvazlanması bie paha biçilmezdir. Bunlar olmuyorsa gardımızı düşürmemeliyiz önemli olan budur.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Özgüveni Geliştirme Yolları – 1

self-esteemÖzgüven, kendinizle ilgili ne düşündüğünüzdür, kendinizden ne kadar emin olduğunuzdur. Özgüveniniz sizin resminizdir ve o resme bakmak çok güzeldir. Fakat insanın doğası gereği bazen kendimizi kral gibi hissederken bazen çok zayıf ve çaresiz hissederiz. Ve nasıl hissediyorsak arkasıda öyle gelir.

Özgüven gelişimi ile ilgili anne ve babalara düşen zor görevi daha önceki bir yazımda* belirtmiştim. Sonuç olarak bir parmak şıklatmayla özgüven gelişmiyor, bir süreç gerektiriyor. Önemli olan bu sürece hazır olup olmadığınız? Eğer hazırsanız;

1. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayı bırakın.

Bizler çoğu zaman değerimizi diğerlerine bakıp aşağıda yada yukarıda belirleriz. Her zaman sizden iyive kötüler olacak. Önemli olan daha iyi olmak yada onun yaptığını yapamamak değil. O halde kıyaslamayı bırakın.

2. Kendinizi kötülemeyin.

Bazıları hemen hemen her şeyde kendilerini kötülerler. “Be nher zaman geç kalırım” yada “Hiç tam olarak yapamadım” vb. Kendinizi değerlendirin ama kötülemeyin.

3. Bağışlayın ve unutun.

Geçmişteki acılarınızı, yaralarınızı düşünerek zaman harcamayın. Üzücü şeylerle kafanızı doldurmak yerine daha anlamlı şeyler düşünün. Hep daha iyisini yapmaya çalışan bizler hata yapmaya mecburuz. Ve bunu olağan algılayıp kendimizi affetmeyi bilmeliyiz.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Anne-babalar sağlıklı bir özgüven gelişimi için ne yapabilirler?

Sağlıklı bir özgüven dünya gerçeklerine karşı çocuklarımızın güvencesidir. Kendilerini ne kadar iyi hissederlerse sıkıntıların üzerinden o kadar kolay gelebilirler, negatif baskılara karşı direnebilirler. Hayatan keyif almalı ve gülümsemeyi hiç bırakmamalıdırlar. Bu tipteki özgüveni yüksek çocuklar genellikle gerçekçi ve iyimser olurlar.

Özgüveni az olan çocuklarda ise korku ve hayal kırıklığının getirdiği bir eziklik görürsünüz. Kendilerini zayıf olarak gördükleri için problemlerin üzerinden gelmede zorlanırlar. Üstelik gelecekteki yaşamlarında da “Ben iyi değilim” “Hiç bir şeyi doğru dürüst yapamıyorum” düşüncesine kapılırlar. Her hangi bir zor durumla karşılaştıklarında hiç düşünmeden “ben yapamam” deyiverirler. Bu yüzden iyi ebeveynler olmak istiyorsak çocuklarımızın özgüvenlerini geliştirmek için elimizden geleni yapmak zorundayız.

Özgüven nedir?

Özgüven, türkçe sözlükte “İnsanın kendine güvenme duygusu” olarak geçiyor. Yani kendimize duyduğumuz inanç ve duygular ve kendimizle ilgili farkındalıklarımız.

Özgüven daha bebeklik dönemlerinde gelişmeye başlıyor. Örneğin bir sandalyeye kendi çabasıyla çıkabilen bir çocuk kendine güvenmeye başlıyor. O sandalyeye çıkmaya çalışırken ona başarma şansı vermeyip dayanamayıp hemen yardım eden ebeveynler ise çocuğa verdikleri zararın farkında olmuyorlar. Çocuklar birçok başarısız deneme sonucunda başarmayı öğrenirler. Böylece kalıcı bir bilgi edinmiş olurlar. Sürekli kaşıkla ağzını bulmaya çalışan çocuk sonunda başarıp takdir gördüğünde bunu “yapılması gereken ve doğru davranış” olarak öğrenecektir. Bu noktada “inadın” başarıyı getirdiği söylenebilir.

Çocuk her denemesinde ve yanılmasında kendi yapabilirliği ve kapasitesi konusunda fikir sahibi olur. Aynı zamanda bu deneme-yanılma seansları ile paralel olarak diğer insanlarlada ilişki içerisindedirler. Bu yüzden biz ebeveynlere bu aşamada çok iş düşüyor.

Özgüven aynı zamanda çocuğun sevildiğini hissetmesinede bağlıdır. Bir şey başaran çocuğun mutluluğu eğer sevildiğini hissetmiyorsa özgüvensizliğe dönüşmektedir. Aynı şekilde sevildiğini bilmesine rağmen kendi yapabilirlikleri konusunda tereddüt yaşayan çocuklarda özgüven açısından zayıf kalmaktadırlar. Burada her yerde olduğu gibi DENGE önem kazanmaktadır.

Özgüvenin sağlıklı olup olmadığını nasıl anlarız?

Özgüven çocuk büyüdükçe iniş çıkışlar gösterecektir. Her yeni deneyim sebebiyle bu iniş çıkışların olması çok doğaldır. İşte bu noktada biz ebeveynler bazı mesajları iyi algılamak zorundayız.

Özgüveni eksik çocuk meraklı değildir ve yeni şeyleri denemeyi istemez. Kendisi ile ilgili sürekli olumsuz şeyler söyler. “Ben bunu yapamam” “Ben aptalım” vb. Çok çabuk pes eder, hiç bir konuda sıkıştırılmaya gelemez. Çok çabuk hayal kırıklığına uğrar ve mutsuz olurlar. Kötümserdirler.

Özgüveni yüksek olan çocuk başkalarıyla birşeyler yapmaktan hoşlanır. Grup aktivitelerinden ve başkalarıyla birlikte bir şeyleri kovalamaktan keyif duyar. Sıkıntılı bir durumda çözüm bulmaya çalışır. Kendini yada başkalarını kötüleyen cümleler kurmaz. “Anlayamadım” der ama “Anlayamam” demez. Güçlü ve zayıf yanlarının farkında olarak kabullenmiştir. İyimserdir.

Söylediğiniz sözlere çok dikkat edin. Çocuklar anne-babalarının sözlerine karşı çok hassastırlar.

Sadece bir şeyi başardığı için değil gösterdiği efor içinde takdir etmeyi unutmayın. Gerçekçi olun. Eğer çocuğunuz basket takımına giremediyse “daha çok süt içip boyunu uzatırız, seneye girersin” gibi yalan vaadlerde bulunmayın. Ona “evet takıma giremedin ama elinden gelen gayreti gösterdin, aferin” diye yaklaşın.

İyi model olun. Çocuğunuz siz model alacak ve kopyalayacaktır. Eğer siz olumsuz ve kötümser olursanız çocuğunuzda bundan olumsuz etkilenecektir. Kendi özgüveninizi geliştirmeniz çocuğunuzun özgüveninin gelişmesi için çok önemlidir.

Çocuğunuzun gerçekçi olamayan inançlarını tanımlayın ve düzeltin. Ebeveyler çocuklarının kendileri ile ilgili gerçekçi olmayan inançlarını tanımlamalıdırlar. Örneğin beceriksiz olduğunu düşünme yada mükemmel olduğunu düşünme vb. Çocuğunuzun kendini gerçekçi ölçülerde değerlendirebileceği standartları koymaya çalışın. Eğer müdahale etmezseniz gerçekçi olmayan inançlarını tekrarlaya tekrarlaya bir süre sonra kendilerini iyice inandıracaklardır. Örneğin birçok dersinde başarılı olmasına rağmen matematikte takılan bir çocuk “Matematiği beceremiyorum, kötü bir öğrenciyim” diye düşünebilir. Buyanlış düşünce aynı zamanda bu çocuğun hata yapma olasılığınıda artıracaktır. Sadece çocuğunuzu elinden gayreti gösterme konusunda cesaretlendirmeli ve gereken gayreti gösterdikten sonra başardığını görmesini sağlamalısınız. “Sizin söylemeniz gereken “Sen iyi bir öğrencisin. Sadece Matematik dersi biraz daha fazla vakit ayırman gereken bir ders.” demeniz bile morali yükseltecektir.

Çocuğunuza karşı doğal ve içten olmalısınız. Çocuğunuzun özgüvenini geliştirme konusunda uzun bir yolunuz var ve sizin motivasyonunuz çocuğunuza olan sevginiz. Çocuğunuza sarılmayı unutmayın. Onunla gurur duyduğunuzu her fırsatta dile getirin. Bazen yemek çantasına onu çok sevdiğinizi veya onun çok iyi olduüğunu belirten mesajlar bırakabilirsiniz.

Çocuklar kaplerinden geçenleri doğrudan söylerler. Sizde ona pozitif ve net bir cevapla geri dönün. Bazen taşkınlıkta yapabilirler ama bunun yanlış olduğunu sakin ve açık bir dille anlatmalısınız. Çocuğunuzun doğru düşünceve davranışlarını takdir edip ödüllendirdiğiniz sürece hayatı boyunca doğru kararlar alması ile ilgili eğitiminide vermiş olacaksınız.

Güvenli bir ev ortamı yaratın. Kendini güvende hissetmeyen veya yaşadığı ortamdan rahatsız olan çocuğun özgüveni gelişmeyecektir. Ebevenleri yanında tartışan çocuk giderek depresif olacak, ailesinden uzaklaşacak ve özgüveni zayıf kalacaktır. Çocuğunuza her zaman SAYGI duymanız gerektiğini asla unutmayın. Ev kadar okul veya başka ortamlardaki istenmeyen ortamlarda çocuğunuzun özgüvenini etkileyeceği için izlemeli ve gerekiyorsa müdahale etmelisiniz.

Çocuklarınızı yapıcı deneyimlerin parçası yapmaya çalışın. Rekabetten çok işbirliğine yönelten uygulamalar çocuklarda özgüveni artıracaktır.

Paylaşın:

Akıllı bebekler öğrenebildikleri kadar erken öğrenirler

27 aylık bir kız çocuğu babası olarakyaşadığım, hala yaşamakta olduğum ve hala okuduğum şeylerden öğrendiklerimi burada sizlerle paylaşıyorum. Bir bebeğin beynini bazen boş bir hard disk’e benzetirler. Bildiğim kadarı ile buna psikoloji dilinde “tabula rasa” deniyor.

“Tabula Rasa” yani şöylede denebilir : İnsan bütün bilgilerini deneyimleriyle elde eder. Doğuştan hiçbir bilgi ve doğru taşımaz. Yapılan bir deneyde doğuştan bir köre bir küple bi küre elletilmiştir. Daha sonra birden gözleri açıldığında dokunmadan hangisinin küre hangisinin küp olduğunu anlayamamıştır.

Bu yüzden bebeklerin beyinleri, etraflarını çevreleyen ve erişebilecekleri bilgilerle beslenir.

Aslında böyle bakıldığında çocuk beyni gelişiminin çok kompleks olduğuda görülebilir. Örneğin çevresinde her ne konuda tehditler olursa olsun çocuk öğrenmeyi kesmez. Bu yüzden ebeveynler için çocukların ilk yaşları eğitim ve öğretim için çok önemlidir.

Aslında birçok şey çocuğun bilinçaltına işlemekte ve sonrasında yetişkinliğe ilerlerken ortaya çıkmaktadır. Eğer çocuk 3 yaşına kadar çalışmanın önemini kavrarsa bu sayede dikkatliliğini ve gayretini koruyarak büyümeye devam eder.

Çocuklar çok hızlı öğrenir ve hatırlarlar. Bu yüzden 4 yaşında bir çocuğu eğitmek 44 yaşındaki bir yetişkini eğitmekten kolaydır. Yine hard disk örneğine döneceğim, çocukların sakladıkları veri miktarı oldukça sınırlıdır.

Çalışmak, verilen görevi yerine getirmek ve tüm bunları yaparken takip edilerek çalışkanlılığın öğretilmesi çocukları anaokuluna hazırlar.

Eğitimin eğlenceli olması, eğlencenin öğretilmesi önemlidir. Her ikiside çocuklar için doğrudur. Ailelerin çocukların keyif almalarını engellemeyecek şekilde eğitim yöntemleri bulmaları gerekir. Eğlenceyi öldürürseniz eğitimide kesmiş olursunuz. Eğlenceli oyun yada aktiviteler en iyi eğitim yöntemidir.

Çocuğunuzun bazı şeyleri kendi başına halletmesini sağlayacak ortamlar yaratarak özgüvenini geliştirebilirsiniz. Koltuğa çıkmaya çalışan çocuğunuza yardım etemeniz belkide hayatı boyunca birilerinin ona yardım etmesini beklemesine yol açabilir. Bu bir şeyler ibaşarmaları için onlara şans verilmesi gerekir.

Özgüven, çocuğunuzda özgürlük kavramının gelişimini sağlayacaktır. Buda ona hayatının geri kalan döneminde güç verecektir.

En önemlisi çocuklarınızın “öğrenmeyi öğrenmeleridir” Yaşadıkları hayat veya çevrelerinde gördükleri şeylerden kendilerine bir ders çıkarmayı öğrenmelidirler. Ve akıllı çocuklar sadece düşünmezler aynı zamanda duyguları ilede hareket ederler. Bu yüzden onlara öğrenmeyi öğretip bunu hem mantık hemde duygu süzgecinden geçirerek kendi adlarına doğru karar almalarını ve bizlerden sonrada başarılı bir hayaları olmalarını sağlayabiliriz.

Paylaşın:

Özgüveninize saldırmalarına izin vermeyin!

ozguvenPatronunuzun ve bazen eşinizin ya da arkadaşlarınızın yorumları o gününüzün nasıl geçeceğini gösterir. Eğer kötü bir yorum alırsanız kızabilir, savunmaya geçebilir, sessizleşebilir ve hatta küsüyor olabilirsiniz.

Peki bu tip şeyler ne zaman oluyor? Ya siz bir şeyleri iyi yapmadığınızda ya da patronunuz iyi olmadığında…Eğer patronunuz her gününüzü kabusa çevirecek kadar negatif olsaydı ne yapardınız?

Rezzan işi bırakmayı denedi. Dışarıya yağan kara doğru baktı. Belkide biraz daha direnmeliyim diye düşündü. Paltosunu aldı ve kısa bir yürüyüş yapmak için dışarı çıktı. Öğle tatilinden biraz önce çıkıp biraz yürüyecek ve kimse farketmeyecekti. Biraz yalnız kalmaya ihtiyacı vardı.

“Belkide başka bir iş bulana kadar sesimi çıkarmamalıyım” diye düşünüyordu. “Gider gitmez cv’mi güncelleyip tüm tanıdıklarıma göndereyim, kariyer sitelerine başvurumu yapayım.” diye geçirdi içinden karda kaymamaya çalışırken.

Emre, Rezzan’ı 2 sene önce işe almıştı. “Yaptığım her işi küçümsedi.” diye düşündü Rezzan. Her defasında duygusal davranıyor, savunmaya geçiyor ve fazla reaksiyon gösteriyordu. Ama şimdi çok daha etkin bir yol seçmişti. Sakinleşebileceği ve yalnız kalıp düşünebileceği bir saatlik bir yalnızlık.

Eğer kendimize böyle sakin ve yalnız bir ortam yaratabilirsek özgüvenimizi tekrar güçlendirebiliriz. Ama öncelikle bazı noktaları belirtmem lazım;

Kimse sizin işinizi küçümseyemez

Yaptığınız iş mutlaka büyük resimde anlamlı bir yere oturuyordur. Bir geminin makinisti ile kaptanı, garsonu ile muhasebesi hepsi bir arada anlamlıdırlar. Eğer işinize ilişkin yorum yapıyor ama işinizi değiştirmiyorlarsa korkmayın, hata sizde değil.

Sadece kendinizi siz küçümseyebilirsiniz.

Size kim ne derse desin yine siz olacaksınız. Başkalarının sözleri sizi siz olmaktan çıkaramaz.

Küçümsendiğinizi hissettiğinizde sorumluluk alın

Küçümsenmek önemli değildir bunu kabullenmek önemlidir. Eğer duygularınızı kontrol edebilirseniz hem küçümsenmeyi haklı çıkaracak hataları yapmazsınız hemde kendinizi daha iyi hissedersiniz. Ve eğer bir şeyi kontrol edebiliyorsanız değiştirebilirsiniz demektir.

Sizi sevenleri hatırlayın

Arka arkaya kötü şeyler olduğunda kendini kötü hissetmek kolaydır. Bu yüzden bu tip durumlarda ister alyansınıza, ister çocuğunuzun resmine ister güzel bir manzara resimne bakın ve güzel şeyler hayal edin. Sizi seven ve sizin özgüveninizi bilen insanları düşünün. Patronunuz üzerinize geldiğinde bu iyi şeyleri düşünerek kendinizi kötü hissetmekten kurtarmaya çalışın.

Başkaları her ne derse desinsizi kendine has dünyada tek bir kişi olmaya devam edeceksiniz. Sizin için anlamı olan ve sizi seven, sizin sevdiğiniz insanlar kim ne derse desin her zaman olacaklar.

Paylaşın:

Çocuğunuza iyi davranışlar edindirmek

Çocuk eğitiminde tek bir yol yoktur. Çocuğun karakterine, sahip olduğu becerilere, içinde yaşadığı ortama ve sizin ebeveynlik becerilerinize göre bu yollar değişiklik gösterir. Çocuğunuza iyi davranışlar öğretmek istiyorsanız yapmanız gereken en önemli şey ona rol model olmaktır. Yani kısaca, çocuğunuzun yapmasını istemediğiniz davranışı siz de asla yapmayın.

Ve işte diğer şeyler…

Pratik Öneriler:

Evde çocuk var kuralı: Bu kuralı asla unutmamalısınız, evinizde bulunan değerli, pahalı, tehlikeli ve kırılabilir eşyaları çocuğunuzun ulaşabileceği yerlerde bırakmamaya özen gösterin.

Şaka yapın: Pozitif olmak için çaba gösterin ve çocuğunuzun yaptığı davranışların eğlenceli yanını görmeye gayret edin. Tutarsız tepkiler göstermeyin ama her zaman da negatife odaklanmayın, çocuğunuzla eğlenmeye çalışın. Şakalaşın ve ona pozitif enerjinizi aşılayın.

Stresi azaltın: Hayatınızda stres yaratan birçok etken varsa çocuğunuzla ilgilenmek hiç de kolay olmayabilir. Hayatınızdaki stres oranını azaltmanız, hem sizin hem de çocuğunuzun mutluluğu için iyi bir çözüm olacaktır.

Pozitif Disiplin:

-Çocuğunuzun pozitif davranışlarına odaklanın ve tanık olduğunuz pozitif davranışları takdir edin. Çocuğunuzu övün ve onun özgüvenini geliştirin.

-Küçük hatalara göz yumun, her olumsuzluğu dünya meselesi haline getirmeyin, unutmayın hepimiz küçükken hatalar ve yaramazlıklar yaptık, şimdi sıra onlarda!

-Tehlikeli olacağını düşündüğünüz şeyler için her zaman çocuğunuza hayır deyin, bu konuda müsamaha göstermeniz çocuğunuzun konunun önemini anlayamamasına ve dikkatli olmamasına neden olacaktır. Neden “hayır” dediğinizi de çocuğunuzun yaşına uygun bir açıklama ile kendisine anlatın.

-Çocuğunuzdan çok fazla şey beklemeyin. Çocuğunuzun yaşına ve gelişimine uygun beklentiler içinde olmanız hem sizin hem de çocuğunuzun mutluluğu için çok önemli.

-Kendinizi çocuğunuzun yerine koyun ve aslında yetişkinler tarafından yönetilen çocuk dünyasında yaşamanın ne kadar zor olduğunu hatırlayın.

-Rutinler yani tekrarlanan aile alışkanlıkları çocukların kendilerini güvende hissetmelerini sağlar. Bu nedenle mümkün olduğunca çok bu rutinlere sadık kalmaya özen gösterin.

-Çocuğunuza mantıklı sınırlar koyun, sınırı aştığı zaman bunu ona söyleyin ve neden bu sınırı koyduğunuzu çocuğunuza açıklayın.

-Hayatınızda kurallar olsun ama çocuğunuzu kurallarla boğmayın. Sayısını bile hatırlayamadığı kuralları çocuğunuzun uygulayamayacağını unutmayın!

-Gerçekçi olun, çocuğunuzu cam fanusta yetiştirmiyorsunuz. Küçük çocuklar her şeyi elleyerek öğrenmek isterler, daha büyük olanlar özgürlüklerinin sınırlarını zorlamayı severler. Çocuğunuz bunları size yaşatıyorsa bunun normal olduğunu unutmayın, çocuğunuzla yaşıt çocukları olan ailelerle görüşün, aynı şeyleri onların da yaşadığını göreceksiniz. Biraz sabırlı ve hoşgörülü olun.

Neden çocuklar sizin istemediğiniz davranışları yaparlar?

3 yaşındaki çocuğunuz yere dökerek mi yemeğini yiyor? Merak etmeyin, bu davranış ne bir yaramazlık göstergesi ne de bir gelişim bozukluğunun işareti. Bu davranış aksine normal gelişim sürecinin bir parçası. Bu ve bunun gibi örnekler hayatınızda olabilir ve siz bu davranışları çabucak yaramazlık olarak yargılıyor olabilirsiniz, bu konuya dikkat etmenizi öneririz!

Ve tabii diğer nedenler,

-Çocuğunuz size eşlik etmek istiyor olabilir: Çocuğunuzun sizinle bir şeyler yapmak, sizin yaptığınız aktiviteye katılmak istiyor olabilir, ancak sizin ilginizi nasıl çekeceğini bilemeyebilir ve bu uğurda aklına gelen her yolu deneyebilir. Tabii bu davranışlar da sizin sınırlarınızı zorlayabilir. Bu tip bir durum fark ettiğinizde çocuğunuzla konuşmaya çalışın ve onun sizinle rahat iletişim kurabileceği bir ortam yaratmaya özen gösterin, böylece birçok şeyi doğrudan konuşarak halledebilirsiniz.

-Çocuğunuz kızgın olabilir: Çocuğunuz kızgın olduğunda, bu duygusuyla kendi kendine baş edemeyebilir ve bunu dışarıya yansıtabilir. O esnada çocuğunuzun etrafında bulunuyorsanız siz de bu kızgınlıktan payınızı alabilirsiniz ve çocuğunuzun olumsuz bir davranışına tanık olabilirsiniz. Böyle durumlarda çocuğunuzu sakinleştirecek çözümler bulmaya çalışın ve uzun vadede ona kızgınlıkla baş etme becerileri edindirin.

-Çocuğunuz kendini güçsüz hissediyor olabilir: Daha önce de belirttiğimiz gibi çocuklar kendi hayatlarının yetişkinler tarafından kumanda edildiğini çok iyi bilirler. Bazen bu kısıtlı özgürlük onlara kendilerini güçsüz hissettirebilir. Çocuğunuz da sınırlarını zorlayarak kendini güçlü hissetmeye, kontrolü ele almaya çalışır. İşte böyle anlarda sizin hiç de istemediğiniz davranışları gösterebilirler. Sakin olun ve çocuğunuza büyüyünce birçok şeyi kendi başına yapabileceği mesajını verin.

-Çocuğunuz kendi duygularını göstermeye çalışıyor olabilir: Kendini çok üzgün hisseden çocuğunuz o anda size de olumsuz davranışlar gösterebilir. Bu davranışlarla yapmak istediği şey aslında sizi üzmek ya da yaramazlık yapmak değildir, aksine sizin onu anlamanızı sağlamaktır, bazen bazı çocuklar duygularını açıkça ifade etmek yerine bu yolu tercih edebilirler. Davranışta olumsuz bir niyet aramak yerine her zaman pozitife odaklanın ve çocuğunuzun davranışının doğru nedenini bulmaya çalışın.

İki önemli not:

Çocuğunuz çok yorgun ya da hasta olduğunda ona sürekli müsamaha göstermek çocuğunuzun davranışlarını düzeltmek yerine daha da kötü bir hale getirecektir. Bu nedenle davranışlarınızda tutarlılığı korumaya azami derecede önem verin ve müsamahalara fazla açık olmayın.

Her zaman mükemmel bir ebeveyn olamazsınız, sizin de hatalarınız olabilir, bunun farkında olun ve gerektiği yerde hatanızı kabullenin, çocuğunuzdan özür dileyin. Bu davranışınız otoritenizi kesinlikle zedelemeyecek tam tersine sizi daha değerli kılacaktır.

İDİL SEDA AK

Kaynak : Email’den alıntıdır, kaynağını bilmiyorum.

Paylaşın: