Etiket arşivi: Patron

Patron problemleri ile baş etme

Her yiğidin farklı bir yoğurt yiyişi varsa her patronunda kendine has bir tarzı vardır. Daha çok olumsuz örneklere yer verdiğim bu yazımın sizlere yol göstermesini umuyorum.

Kronik mikro yönetim problemi

Eğer patronunuz sizden bir şey yapmanızı istiyor ama tam ve açık olarak ne istediğini söylemiyor ve sizi işinizi yaptığınızda sürekli “olmamış” diyorsa problem var demektir. Yapacağınız şey her işinizi planlamak, düzenli olarak rapor vererek doğru yolda olup olmadığınızı teyit etmektir.

Belirsiz öncelik problemi

Eğer patronun sürekli öncelikleri değişiyor, başlanan işler yarısında bırakılıyor ve yapılan işlere getirisine yada faydasına göre bir öncelik verilmeksizin sadece “patron istediği” için yapılıyorsa bu ayrı bir sorundur. Yapmanız gereken patrona email ile yapmanız gereken konusunda anladığınızı yazarak teyit ettirmektir. Diğer yandan eğer bazı işleri yarıda kesmek zorunda kalacağınızı biliyorsanız ileride tekrar günyüzüne çıkabileceğini düşünerek ilgili tüm bilgi ve dokümanlarla iyi bir yere kaldırmanızda fayda vardır.

Patlayan tahammülsüz patron problemi

Her ne kadar hatalara verilen yanıtlar kişilerin kalitesini ve zekasını gösteriyor olsada patron çok çabuk hiddetleniyor olabilir. Bu durumda sakin kalmalı size gerçekten ne söylemeye çalıştığını, gerçekte neye kızdığını anlamaya çalışmanız gerekir. Hatta mümkünse onun kızgınlıüğında sadece kafa sallayıp onaylamak, sakinleştiğinde gidip konuşmak en doğru yoldur.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Patronu Yönetme Sanatı

Kariyer başarınız adına işinizi iyi yapıyor olmanız resmin sadece yarısıdır. Yükselmeler, terfiler ve diğer prim vb. ödüller sizin patronunuzu nasıl yönettiğinize bağlıdır. Eğer iyi yönetemiyorsanız istediğiniz şeylere ulaşmanız oldukça zordur. İyi iş çıkardığınız gibi patronunuzun yaptığınız işi doğru yaptığınızdan haberdar olması ve sizinle ilgili kişisel bir takım bilgileri hatırlıyor olması önemlidir.

Birinci iş patronunuz ne yaptığınızdan haberdar olmalı, sorduğu her soruya sizden doğru yanıt alabilmelidir. Her patronun gizli korkusu dolandırılmak, kandırılmak veya problem olduğunu kimsenin farketmemesidir. Bu yüzden zaman zaman çeşitli personel ile bir araya gelir rasgele sorular sorar, onlarla ve işleri ile ilgileniyormuş gibi yaparlar. Fakat bu ayaküstü sözlü sınavlar bile patronun gözünde güvenilirliğinizi belirleyebilir. Bu yüzden kendi işinizle ilgili her türlü soruya her an hazırlıklı olmak zorundasınız.

Patron ne bekler?

Güvenilirlik

Size verilen işleri en iyi şekilde yapın. Söylediğinizi yapın, yaptığınızı anlatabilin. Size güvenilmesini istiyorsanız bunu yapmalısınız.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Eşek olmayın

Çiftçinin biri bir gün 2 eşek almış. Birinin adı A diğerinin adı B olsun. Eşek A kendini çok enerjik hissediyor ve esekdiğerinden daha iyi buluyormuş. Sürekli çiftçinin dikkatini çekmeye çalışıyor, hem daha fazla yük almaya çalışıyormuş hemde onun önünde hızlı yürümeye.

Eşek B ise normal bir eşekmiş. Kendisine verilen işi yapıyor, normal hızda yürüyormuş.

Bir süre sonra çiftçi Eşek B’yi zorlamaya başlamış. Eşek B’nin Eşek A gibi olmasını, onun gibi çalışmasını istiyormuş. Fakat Eşek B, Eşek A gibi hızlı yürümüyor, hatta kendisine verilen cezalara katlanıyormuş. Akşamları da Eşek A’ya sızlanıyormuş: “Bak Eşek kardeş, burada sadece ikimiz varız ve biribirimizle rekabet ediyoruz. Normal hızda normal ağırlıkta ikimizde yükleri taşısak olmaz mı?” diyormuş.

O böyle söyledikçe Eşek A daha da hırslanıyor, kendini daha enerjik hissediyor ve taşıdığı yüküde hızını da artırıyormuş.

Oldukça mutlu olan çiftçi Eşek B’yeşöyle bir bakmış, kan beynine sıçramış ve başlamış tekmelemeye. Ertesi gün bunu gören Eşek A dahada hırslanıp daha fazla yük ve hızla işine devam etmiş. Eşek B öyle dayak yemişki o gün çalışmadan yatmış. Ertesi gün tekrar dayak yiyince gene çalışmamış ve çiftçi bu eşk işe yaramaz diyerek eşeği satmış.

Eşek B bu kadar gözden düşünce Eşek A artık kendini o kadar iyi hissetmeye başlamışki daha fazla yük ve hızla işine devam etmiş. Hemde Eşek B’ninde yüklerini taşıyarak. Fakat bir süre sonra kapasitesinin üzerinde bir işi yapmaya başlayan her eşek gibi ağrılar, sızılar ve sakatlıklar başlamış. Fakat çiftçide yarattığı beklenti sebebiyle çiftçi ondan hep çok ve hızlı iş yapmasını bekliyormuş. Eşek A elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmasına rağmen yapamıyormuş artık. Sonuçta iş Eşek A’nın yapamayacağı noktaya kadar gelmiş, çiftçi bu eşeğide 3 kuruşa satmış ve yeni eşekler peşine düşmüş.

Bu hikaye bitmez, devam eder….

Kıssadan Hisse ise sevimli görünmek yada prim kazanmak için haddinden fazla iş yüküne atlarsanız eninde sonunda elinize yüzünüze bulaştırırsınız. Ekip çalışmasını, herkesin eşit olduğunu ve üzerine düşeni yaparak rahatlıkla başarıya ulaşılabileceğini unutursanız siz kaybedersiniz.

Ve tabiki iş arkadaşınızın başarısızlığı sizi asla sevindirmemeli.

Sizin A yada B olmanız farketmez, Patron için eşek eşektir. Eşek olmayın.

Çok çalışmak değil akıllı ve zamanı iyi kullanarak çalışmak önemlidir.

Başarı bir varış noktası değil bir yolculuktur.

Paylaşın:

Zenginlere nasıl pazarlama yapılmalı?

Paris Hilton’un yaşadığı dünyaya pazarlama yapmak istemez misiniz? Eğer böyle bir amacınız varsa ilk önce “hepsine aynı” ve “herkese aynı” mantığını terketmeniz gerekir.

Sosyetenin veya zenginlerin kendine has ihtiyaçları ve istekleri vardır. Alışveriş kararlarını çok farklı şeylerin tetiklediği bu insanlar büyük ve lüks evlerininin kapıları ardında yaşarlar. Onlara pazarlama yapmak gerçekten çok zordur.

Sizce sosyetenin ilgisini çekmek için nasıl bir strateji izlenmelidir?

Öncelikle zenginlerin yaşadıkları hayatı bilmelisiniz. Böylelikle onlara para harcatan yada para harcamaya motive eden şeyleri yakalayabilirsiniz. Ör. Oracle CEO’su Larry Ellison’un Mig savaş uçağı var, yada Sn. Rahmi Koç tekne ile dünya turuna çıkıyor.

Zenginlerin yaşam stillerine göz atalım. Ben yabancı örnekler vereceğim ama Türkiye’de de hemen hemen aynı.

Stil 1 – Paris Hilton, Donald Trump gibi kişiler uzun vadeli yada dursun diye elbise, aksesuar, tatil, emlak yada mobilyaya sadece onları diğerlerinden farklılaştırması için ödeme yaparlar. Ve zaman içerisinde bu farkı büyütmeye gayret ederler.

Stil 2 – Bazıları ise özel uçakları, yatları, lüks şatları olmaına rağmen kendilerini asla göstermemeye çalışırlar. Ve hatta bazıları çok mütevazi olurlar. IKEA’nın kurucusu olan Ingvar Kamprad çift basamaklı dolar milyarderi olmasına karşın şu anda 13 yaşında Volvo 240 GL kullanmakta.

Stil 3 – Bazıları sadece kendilerinde olup başkalarında olmayan şeylere sahip olduklarında mutlu olurlar.

Stil 4 – Bazıları alacakları şeylerdeki sanatçılık gücünden etkilenirler. Yeni bir ferrariye biniyor olabilirler ama garajlarında el yapımı eski ferrari koleksiyonu vardır.

Stil 5 – Bazıları normal mağazalardan alışveriş yapıp üye oldukları kulüplerde vakit geçirirler. Ekonomik bir tip çizerler.

Stil 6 – Buna Amerikalılar “milyoner komşu” diyorlar. Çok zengin değil ama zengin. Pratik yaşamayı seviyorlar. İşlerine yakın şehir içinde oturup şoförsüz araba kullanıyorlar. Aileleri ile iyi vakit geçirmek için gidebilecekleri şehir dışında keyifli evler alıyorlar.

Diğer Özellikler

– Zenginler genellikle maaşla çalışmazlar ama yıllık gelirleri üç aşağı beş yukarı bellidir.

-Çok zenginler internet kullanmazlar ama danışmanları, arkadaşları ve sekreterleri kullanırlar. (Kızım sana söylüyorum gelinim sen alma taktiği unutulmamalı.)

-Hemen hemen hepsi email kullanıyor. Çoğunluğu asistan filtresinden geçmek kaydı ile.

-Herhangi bir şey ilgilerini çektiğinde satın alması için ya danışmanlarını yada güvendikleri birilerini kullanıyorlar.

-Zenginler yeni ve popüler mekanlarla ilgili reklamlara dikkat ediyorlar.

Bazı zorluklar

Hedeflemek zordur

Küçük bir grup ama medya araçları pek işe yaramaz. Direkt adreslerini kullanabilirsiniz ama sekreter filtresini geçebilmeniz size bağlı.

Etkileneni Etkilemek

Zenginler sahip oldukları şeylere sıkı sıkıya bağlıdırlar. Yanlış anlaşılmaktan, yanlış reklamdan sakınırlar. Bu yüzden herhangi bir alım yapacakları zaman 2 kere düşünürler. Malı satanın onların adını kullanacağı riskini hesaba katarlar.

Bütünsel bir kampanya yapmak

Onlara ulaşmak için birden fazla mecraya açılmak şart. Biraz sponsorluk, biraz dergi reklamı, halkla ilişkiler, biraz ürün konumlandırma, ve tabiki en önemlisi sempatik kanallar.

Sadece onlara has deneyimler ve servisler sunmak

Aslında satın alamayacakları servis ve hizmetleri sunmak önemlidir. Bazen lüks bir araba yerine sıcacık bir köy ekmeği çok daha fazla işe yarayabilir.

Onlara nasıl erişiriz?

-> Strateji 1. Zengin kişilerin güvendikleri kişiler ve danışmanlarla iletişime geçin

Bunlar kimlerdir: Finansal danışmanlar, mimarlar, terziler, kuaförler vb. Uzun dönemli ve kalıcı ilişkiler kurun. Çünkü bu kişiler zenginlerin birbirlerine önerdikleri kişilerdir bir yandan. Yani bu kişiler ile yakın olmanız birden fazla zengine ulaşma şansı verir size.

-> Strateji 2. Sadece size özel bir toplantı, parti vb. ayarlayın

Yukarıda bahsettiğim kişileri yada bizzat zenginleri bir araya getirebileceğiniz bir toplantı düzenlemeye çalışın. Bu “mimaride yeni tasarımlar” toplantısıda olabilir “antika araba kolleksiyoncuları tavla şampiyonası” da olabilir.

-> Strateji 3. Onları gittikleri özel yerlerde yakalayın

Spor kulüpleri, masaj salonları, kuaför yada havaalanı VIP salonu vb. yerlerde yakalayıp konuşmayı deneyebilirsiniz.

-> Strateji 4. Bilgece bir yaklaşım sergileyin

Eğer müşteri listenize bir zengin ekleyebilmişseniz bu referans ile çeşitli seminerlerde konuşma yapmanız için sizi arayacaklardır. Böylelikle sektörün gözdelerinden biri olursunuz. Bu yüzden bilgece ve akıllıca davranarak zengini müşterinz yaptıktan sonrasınıda iyi yönetebilmeniz gerekir.

-> Strateji 5. Kişiselleştirilmiş servisler sunun

Zenginler “crème de la crème” yani kaymak tabaka için çok özel sadakat programları geliştirmek gerekir. Özellikle zengin bayanlar mağaza mağaza dolaşıp alışeriş yapmaktansa verilen hizmeti ve ürünleri beğendikleri iyi markaların mağazalarına giderler. Eğer siz işletmenizde bu kişilere yönelik özel sevisler yada ürünler sunamıyorsanız küçük bir ipucu daha: bu kişilerin gittikleri bu tip mağazaların çevresi dikkat çekmek için iyidir.

Birde “sürprizle yeni ürünlerin sunulması” kavramını ve yüksek meblağlı alışveriş yapanlara mutlaka çam sakızı çoban armağanı vermeyi düşünün.

-> Strateji 6. Sadece onlar için olan şeyler

Sadece özel müşteriler için sunduğunuz bir takım şeyler olabilmeli. Belki sadece onlar için yapılacak defile, dünyada az yerde bulunan bir içkinin ikramı vb.

-> Strateji 7. Süslü ve iyi tasarlanmış yazılı posta ile iletişim kurun

Buna açıklama yazmaya gerek duymuyorum.

-> Strateji 8. Halkla ilişkiler ve ürün konumlandırma

Zengin insanlara birçok alandan yaklaşmaya çalışmanız gerekir. Birinden biri tutacaktır.

Paylaşın:

Mikro yöneticilerle çalışmak zordur

Eğer yöneticiniz bir “mikro yönetici” ise hayat sizin için gerçekten çekilmez demektir. Bu durumda en iyisi patronu değiştirmektir ama muhtemelen gerçekleşmez.

Bir mikro yönetici ile çalışıyorsanız yolunuzu nasıl bulacaksınız?

Remzi, Kağan’ın ofisine girip masasının yanındaki koltuğa oturdu. Bu arada telefon ile konuşan Kağan “Ben seni sonra ararım” diyerek telefonu kapattı. Sonra ilgisiz bir şekilde Remzi’ye dönerek “Evet?” dedi. Remzi: “Sami Bey her iş başvurusunu tek tek okumak ve her aday ile tek tek görüşmek istiyor ama yoğunluktan buna vakit bulacağını sanmıyorum” dedi.

“Evet Remzi, maalesef Sami bey bir mikro yönetici,” dedi Kağan. “Ama işin iyi tarafı biz buna mecbur değiliz”

Remzi güldü. “Hayır, biz zaten yapıyoruz o bir daha yapacak. Mikro Yönetci değil Nano Yönetici”

Hiç bir mikro yönetici için çalıştınız mı? Eminim şu anda ne demek istediğimi hiç anlamadınız. Mikro Yönetici’yi anlamak için size yardımcı olacak bazı işaretler var :

– Ne yapılması gerektiğini söyleyen ve son dakikada nasıl yapılacağına karışan

– İşi anlamanız için gerekli olan bilgiyi eksik yada yanlış veren

– Yapıcı müdahale için değil hata bulmak için rapor isteyen

– Gereğinden fazla detaya inerek darboğaz oluşturan

Eğer yöneticiniz mikro yönetici ise ne yapacaksınız? Eğer patronunuz mikro yöneticilikten gerçekten kurtulmak isteyip yardımınıza ihtyaç duyarsa bir şans var demektir. Yada yöneticinizin altına mikro yönetimi yapacak birinin bulunması gerekir.

Eğer bazı şeyleri aklınızda tutarsanız hayat sizin için daha kolay olacak;

Herkes acı hisseder

Mikro Yönetimler herkesi yaralar ve üzer. Buna Mikro Yöneticide dahildir. Başka mikro kararlarla acılarını dindirmeye çalışırlar ama sonuç nafiledir.

Problem problem değildir. Problemin üstesinden gelmek problemdir.

Mikro Yönetim bir tür kontrol yolu ise yöneticinizin neleri kontrol dışı algıladığını anlamaya çalışın. Bir şeyler ters gittiğinde çözmek için zaman isteyin.

Hala işiniz ile ilgili bir şeyler yapıyorsunuz

İşinizi seviyor musunuz? İşi mi? Ücretinizi mi?Hala özgür olduğunuz şeyler nelerdir? Sevdiğiniz şeyleri hayatınızı merkezine alın.

Her zaman seçim şansınız var

Hiçbir şirket vazgeçilmez değildir. Başka bir yerde çalışabilirsiniz. Seçim sizin.

Paylaşın:

Özgüveninize saldırmalarına izin vermeyin!

ozguvenPatronunuzun ve bazen eşinizin ya da arkadaşlarınızın yorumları o gününüzün nasıl geçeceğini gösterir. Eğer kötü bir yorum alırsanız kızabilir, savunmaya geçebilir, sessizleşebilir ve hatta küsüyor olabilirsiniz.

Peki bu tip şeyler ne zaman oluyor? Ya siz bir şeyleri iyi yapmadığınızda ya da patronunuz iyi olmadığında…Eğer patronunuz her gününüzü kabusa çevirecek kadar negatif olsaydı ne yapardınız?

Rezzan işi bırakmayı denedi. Dışarıya yağan kara doğru baktı. Belkide biraz daha direnmeliyim diye düşündü. Paltosunu aldı ve kısa bir yürüyüş yapmak için dışarı çıktı. Öğle tatilinden biraz önce çıkıp biraz yürüyecek ve kimse farketmeyecekti. Biraz yalnız kalmaya ihtiyacı vardı.

“Belkide başka bir iş bulana kadar sesimi çıkarmamalıyım” diye düşünüyordu. “Gider gitmez cv’mi güncelleyip tüm tanıdıklarıma göndereyim, kariyer sitelerine başvurumu yapayım.” diye geçirdi içinden karda kaymamaya çalışırken.

Emre, Rezzan’ı 2 sene önce işe almıştı. “Yaptığım her işi küçümsedi.” diye düşündü Rezzan. Her defasında duygusal davranıyor, savunmaya geçiyor ve fazla reaksiyon gösteriyordu. Ama şimdi çok daha etkin bir yol seçmişti. Sakinleşebileceği ve yalnız kalıp düşünebileceği bir saatlik bir yalnızlık.

Eğer kendimize böyle sakin ve yalnız bir ortam yaratabilirsek özgüvenimizi tekrar güçlendirebiliriz. Ama öncelikle bazı noktaları belirtmem lazım;

Kimse sizin işinizi küçümseyemez

Yaptığınız iş mutlaka büyük resimde anlamlı bir yere oturuyordur. Bir geminin makinisti ile kaptanı, garsonu ile muhasebesi hepsi bir arada anlamlıdırlar. Eğer işinize ilişkin yorum yapıyor ama işinizi değiştirmiyorlarsa korkmayın, hata sizde değil.

Sadece kendinizi siz küçümseyebilirsiniz.

Size kim ne derse desin yine siz olacaksınız. Başkalarının sözleri sizi siz olmaktan çıkaramaz.

Küçümsendiğinizi hissettiğinizde sorumluluk alın

Küçümsenmek önemli değildir bunu kabullenmek önemlidir. Eğer duygularınızı kontrol edebilirseniz hem küçümsenmeyi haklı çıkaracak hataları yapmazsınız hemde kendinizi daha iyi hissedersiniz. Ve eğer bir şeyi kontrol edebiliyorsanız değiştirebilirsiniz demektir.

Sizi sevenleri hatırlayın

Arka arkaya kötü şeyler olduğunda kendini kötü hissetmek kolaydır. Bu yüzden bu tip durumlarda ister alyansınıza, ister çocuğunuzun resmine ister güzel bir manzara resimne bakın ve güzel şeyler hayal edin. Sizi seven ve sizin özgüveninizi bilen insanları düşünün. Patronunuz üzerinize geldiğinde bu iyi şeyleri düşünerek kendinizi kötü hissetmekten kurtarmaya çalışın.

Başkaları her ne derse desinsizi kendine has dünyada tek bir kişi olmaya devam edeceksiniz. Sizin için anlamı olan ve sizi seven, sizin sevdiğiniz insanlar kim ne derse desin her zaman olacaklar.

Paylaşın: