Kategori arşivi: Kisisel Gelisim

Evden para kazanmak için neler yapabilirsiniz?

Daha önce yazdığım Evde Para Kazanmak adlı yazım oldukça ilgi çekti. Sanırım kriz haberleri arttıkça, işten çıkarmalar başlayınca kişisel tedirginlikler ve alternatif para kazanma konusunda arayışlar artıyor. Madem öyle size birkaç tane evden çalışmaya yönelik öneri daha getireyim;

  1. Eğitmenlik. Çeşitli el becerisi(hat sanatı) yada teknik kurslara(flash tasarım) gidip bireysel olarak çalışabilirsiniz.
  2. 2. El Satıcılığı. Evinizdeki ya da çevrenizdekilerin kullanmadıkları fakat satılabilir olan eşyalarını toplayıp gittigidiyor.com yada hemalhemsat.com gibi sitelerde komisyon karşılığında satabilirsiniz.
  3. Evde ders verme. İlkokul çocuklarına 1-2-3-4. sınıf matematik ve Türkçe dersi gibi dersler konusunda yardımcı olabilirsiniz.
  4. Koçluk. Eğer geçmiş iş deneyimleriniz bir değer yaratabilecek düzeyde ise uzman olduğunuz konuda koçluk yapabilirsiniz.
  5. Danışmanlık. Uzman olduğunuz konuda danışmanlık verebilirsiniz. Benim elektronik ticaret ve proje yönetimi konularında yaptığım gibi.
  6. Ahçı. Kendi sokağınızda yada çevrenizde oturan öğrenci ve bekarlara yemek yapabilirsiniz.
  7. Editörlük. Bazı web sitelerine başvurarak yazı hazırlama ve içerik gönderme teklif edebilirsiniz.
  8. Çeviri. Yabancı diliniz var ise evden çeviri yapabilirsiniz.
  9. Fotoğrafçı. Evinizde küçük bir stüdyo hazırlayarak eticaret siteleri için ürün fotoğrafı çekebilirsiniz. Hatta stüdyonuzu yanınızda bile taşıyabilirsiniz. Bu konuda ürün fotoğrafı çekmek konulu yazımı mutlaka okumalısınız. Ayrıca herhangi bir konudada fotoğraf çekmek için etkinliklere gidebilirsiniz.
  10. Tamirci. Eğer elektronik bilginiz varsa bozuk radyo, fırın vb. tesisat bilginiz varsa su tesisatı gibi konularda çevrenize destek hizmeti satabilirsiniz.
  11. Kışlık yemek hazırlama. Ev mantısı, turşu, sebze kurutma vb. “ev işi-el işi” şeyler yaparak para kazanabilirsiniz. Bebekli aileler için yoğurt yapmak da sayılabilir.
  12. Çocuk Bakımı. Çocuk bakabilirsiniz.
  13. Hayvan Bakımı. Tatile gidenlerin kedi, köpek, balık vb. hayvanlarını evinizde misafir edebilirsiniz.
  14. Sekreter. Henüz Türkiye’de oturmadı ama birkaç küçük işletmenin sekreter asistanlığını evden yapabilirsiniz.
  15. Temizlikçi. Evlere temizliğe gitmek zaten bildiğimiz bir yöntem.
  16. Organizatör. Birilerinin yada şirketlerin yapacakları etkinlikleri planlama ve uygulamalarında yardımcı olmak, gerekli ayarlamaları yapmak.
  17. Düzenli mesaj(newsletter) hizmeti. Birçok firmadan düzenli olarak aldığınız emailler gibi sizde başka firmalar için aylık emailler hazırlayabilirsiniz.
  18. Kişisel alışveriş. Eğer özel bir ilgi alanınız var ise o okonuda kişilerin alışverişini siz yapabilirsiniz. Örneğin kitap konusunda uzman biri başkasına güzel bir kütüphane oluşturması için gereken kitapları alabilir.
  19. Tashih. Bazı yayınevleri bir kitabın baskısı öncesinde ilk baskısını birilerine okutarak, imla ve yazım yanlışlarını düzelttiriyorlar.
  20. Takı Tasarımı. Hem kitap hem de kurs olarak çok sık görmeye başladığım bu konu oldukça keyifli. Biraz uğraşırsanız çok güzel takılar yapıp internetten satabilirsiniz.
  21. Taşıma. İşe gidecek birkaç yetişkin yada okula gidecek birkaç öğrenci ayarlayıp aracınızla sabah götürüp akşam geri getirmeniz mümkün.
  22. Proje Hazırlama. Tübitak ve AB projeleri ile ilgili olarak uyulması gereken standart ve usulleri konusunda kendinizi yetiştirirseniz ilgili dosyaların hazırlanması konusunda firmalara destek verebilirsiniz.
  23. Araştırma. Özellikle yabancı diliniz var ise yurt dışındaki üniversitelerle yazışıp onların Türkiye’den ihtiyaç duyabilecekleri araştırmaları (Osmanlı arşivleri vb.) onlar adına yapabilirsiniz.
  24. Sanat eğitimi. Çocukların yetenek ve becerilerini geliştirici eğitimler vermek.
  25. Mum yapma. Mum yapmak parafin, boya, kalıp vb. bazı malzemelerle oldukça kolay yapılabilecke bir şey. Estetik yanınızı kullanarak çok özel mumlar yaparak satabilirsiniz.
  26. Örgü. Kazak, hırka, atkı vb. el işi yaparak meraklısına satabilirsiniz.
  27. Bahçe işleri. Sokağınızdaki apartmanların çimlerini ve çiçeklendirmesi ile uğraşmak, ağaçların ve çalılıkların budanması gibi işler ile para kazanılabilir.
  28. Masaj. Masaj yaparak para kazanabilirsiniz.
  29. Web sitesi hazırlama. Kanunen zorunlu olacak olan web sitelerini firmalar için evde hazırlayabilirsiniz.
  30. Kişiye özel hizmet. Gömleğe isim yazmak, özel tasarımlı pasta yapmak, tişörte resim yapmak, fotoğraflardan video yapmak vb. çeşitli kişiye özel hizmetler satılabilir.

Tüm bunların dışında Para Kazandıracak Cin Fikirler (1234) yazı diziminde ilginizi çekeceğini düşünüyorum.

 

Akvaryum’da Çalışmak

Gelişen teknoloji ile birlikte “dünya küçülüyor” klişesini sık sık duyarsınız. Evet dünya küçülüyor ama sizin çalıştığınız işyeri ile birlikte. Eeee ne fark eder derseniz aşağıdaki yazıma göz atın;

Farklı kültürler, farklı saatler, farklı diller gibi birçok unsuru teknoloji ile bertaraf edip işlerimizi yürütüyor, projelerimizi gerçekleştiriyoruz. Sadece bir tek şey ile uğraşma şansımız kalmadığı için aynı anda birçok işi başarıyla yapıyoruz.

Globalleşme dünyayı küçük bir köye çevirdi. Bu küçülme paralelinde nasıl organize olacağımız, riskleri nasıl yöneteceğimiz, bilgiye olan ihtiyacımız ve benzeri bir çok konuda değişiklikler yaşıyoruz. Yani bizleri okyanuslardan, denizlerden, köylerden alıp akvaryuma koydular. Şimdi akvaryumda yaşamayı öğreniyoruz.

Tüm dünya iş eğilimlerinde bazı temel prensipleri kabul etmiş durumda;

  • Globalleşme– Globalleşme, aynı anda bir noktada buluşmak ve ayrı yerlere dağılmak. Firmalar ürün ve servislerini dünyanın her yerinde aynı anda yerel ihtiyaçlara göre çeşitlendiriyor ve dağıtıyorlar.
  • Farklılaşma– Globalleşme ile birlikte firmalarda çalışanlarda farklılaşmaya başladılar. Farklı kültürden, farklı denetim ve geçmişe sahip, farklı yaşlarda insanlar aynı anda çalışıyorlar. Birbirinden bu denli farklı insanların iletişim becerileri ve ihtiyaçlarını doğru algılayıp tansiyonu belirli bir seviyede tutarak birbirleri ile iletişimde bulunmalarını sağlamak gerekiyor.
  • Esneklik– Eski iş kurallarını sık sık yenileriyle değiştirmek gerekiyor. Esnek çalışma saatleri, kısa prosedürler, proje yönetimi gibi önce çalışanların değişmek istemedikleri için direnç gösterdikleri ama yavaş yavaş alıştıkları yöntemlere geçişler yaşıyorsunuz. Rekabette ayakta kalmak için altyapıya az özen göstererek yeni ürünlerle piyasaya çıkıyor ve müşterilerinde hızla adapte olmasını bekliyorsunuz.
  • Yatay olma– Güçlünün değil hızlının kazandığı bir dünyaya dönüştük. Bilgi ve iletişimin ne hızlı gerçekleşmesi gereken günleri yaşıyoruz. Bunu sağlamak için başkalarını yönetmeye alışmış ve piramidin üzerinde oturan yöneticileri oradan düzlüğe indiriyoruz. Kişisel isteklerle kurumların istekleri arasında yaşanan gerilimleri izliyoruz.
  • Sempatik kanallar– Kişilerarası iyi ilişkiler(sempatik kanallar) hem firmanın esnekliğini artırır hem de sabit maliyetleri düşürürler.

Tüm bunları söyledikten sonra gelelim akvaryumumuza;

  • Akvaryum canlıdır: Akvaryumlar statik değillerdir. Yosunlar, balıklar ve mikro organizmaların yetiştikleri, ısısı ve suyunun özellikleri sürekli değişen, yaşayan bir ortamdır. Biz akvaryumun ısısını değiştirmek ya da içerisine yeni balıklar atmak gibi eylemlerle içerisine etkide bulunabiliriz.
  • Deneysel ortam yaratır: Farklı tipte balıkları bir arada deneyebiliriz. Farklı ısı düzeylerinde ya da farklı gıdalarla besleyerek nasıl tepkiler verdiklerini test edebiliriz.
  • Yönlendirme – Çeşitli ekipmanlarla (ayna vb.) balıkları yönlendirebilir, yeni doğanların hayatta kalma şanslarını artırabiliriz.
  • Büyük balığın küçük balığı yuttuğunu burada da görebiliriz.
  • Bencillik: Yem atıldığında nasıl hepsinin kendini düşündüğünü izleyebiliriz. Ancak bir şekilde hepsinin haberi olduğunu düşünürsek iletişiminde çok iyi olduğu söylenebilir.
  • Güvenlik: Her bir balığın kendine güvenli bir alan seçtiğini izleyebiliriz. Ayrıca ısısı yada oksijeni iyi olan yerleri hepsinin tercih edeceğini görebiliriz.

Bazen hepimiz çalıştığımız kurumlara sıkışıp kaldığımızı düşünüp büyük okyanuslarda yüzmek varken neden bu akvaryuma düştüm diye üzülebilirsiniz. Ama inanın dünya artık bir akvaryum ve hepimiz bu akvaryumda var olmayı, yaşamayı ve hayatta kalmayı öğrenmek zorundayız.

 

Aptal Puma Sendromu

Pumayı bilirsiniz. Hani vahşi kedilerin uzak atalarından. Yaklaşık iki metre uzunluğundaki benekli yırtıcı.

Birçok özelliği ile ünlüdür bu ormanların harika kedisi. Ama en çok ta hızlı ve kıvrak koşusu ile tanınır. Avının peşine düştüğü andan itibaren giderek hızlanan ve vücudunun tüm eklem ve kaslarını ortaya koyan hareketlerini seyretmek bir zevktir. Bu ölüm koşusu bazen pumanın , bazen ise hayatı için koşan kurbanın zaferi ile sonuçlanır.

Peki bir puma avının peşinden ne kadar koşar? İşte ormanların vahşi avcısını uygarlıkların kurucusu insan’a örnek yapacak olanda pumanın bu özelliğidir. Puma avının peşinden sürdürdüğü “ölüm koşusunu” her zaman avının cüssesine göre ayarlar. Yani bir ceylan ele geçirmek için koştuğu süre ile, bir tavşanın peşinden geçirdiği süre asla aynı değildir. Çünkü puma akıllı bir hayvandır ve koşarken harcadığı enerji miktarı, avdan elde edeceği potansiyel enerji miktarını aştığı anda puma koşmaktan vazgeçer. Yenilgiyi kabul edip başka av arar. Bu nedenle ceylanın peşinden fazla, tavşanın peşinden çok daha az koşar.

İşte “aptal puma sendromu” bunun tersini yapan insanların ruh halini ifade etmek için, yani bir tavşanın peşinden yıllarca koşan , sonra da yakaladığı avı bir öğünde bitiren akılsızlar için kullanılır. Başarının sırrı pumalıktan, yani harcanan emek, ulaşılan sonuç ilişkisindeki dengeyi iyi saptamaktan geçiyor

Soguk Hava, Liderlik ve Yaraticilik Uzerine

Yazar: John Maxwell

Cogunuzun, ozellikle de tarih tutkunlarinin bildigi gibi, Sir Ernest Shackleton buyuk bir kasifti. Antarktika’nin dondurucu sularinda gemiyi terk etmek zorunda kaldiklarinda, kendini ve murettebatini bir olum kalim savasinda buldu.

1914 yiliydi ve Shackleton donmus kitayi karadan gecmeyi planliyordu. Gemi buza saplanip battiginda, murettebatin 18 ay surecek hayatta kalma savasi baslamisti.

Bir ada buluncaya kadar, yuzen buyuk buz parcalari arasinda hareket ederek hayatta kalabildiler. Bu adada kamp kurdular. Erzaklari azalinca, Shackleton ve murettebattan birkac kisi, gemiden kurtardiklari cankurtaran sandallarindan birine binerek, bir balina avciligi istasyonuna varincaya kadar 1480 kilometrelik cesur bir yolculuk yaptilar. Bir gemiyle geri donduler ve boylece 27 adam, cetin bir mucadeleden sag kurtuldu. Onlarinki, inanilmaz bir hikayeydi ve mucizeden farki yoktu.

Son zamanlarda, hayatta kalma ve dayaniklilik konulu bu dramatik hikayedeki derin dersler uzerine pek cok kitap yazildi. Sahsen, Shackleton’in deneyimlerinden, kriz liderligine iliskin epey ders alabilecegimizi dusunuyorum; ozellikle yaraticilik anlaminda.

Bir kriz aninda iki tur insan vardir: donup kalanlar ve odaklananlar. Shackleton ve adamlari, gezegenimizin en soguk yerlerinden birinde mahsur kalmislardi; ama Shackleton’in yaraticiligi asla buz tutmadi. Aksine, murettebatin kurtulusu acisindan kritikti. Onun yaraticiligi, yolculukta kendisine buyuk guven duyan murettebatin hayatini kurtarmak konusunda kilit degerdeydi.

Shackleton’in yasadiklarini incelerken, kriz aninda yaratici bir lider olabilmeye yonelik uc ilkeyi hatirladim:

1. Yaratici faaliyet, yaratma yetenegini artiriyor. Yaraticilikta aktiflestikce, yaratma yeteneginiz de gucleniyor. Pek cok insan, yaratma yetenegi olsun ister; ama o gune kadar hicbir yaratici faaliyette bulunmamistir. Dondugumuzda, artik yaratamayiz.

Shackleton, kendisi ve murettebati icin “rutin” yaraticiligi uyguladi. Dolayisiyla, sorunlar ortaya ciktiginda, o ve ekibi, yaratici cozumler bulma yetilerinden asla vazgecmediler.

Yaraticilik, bir kas gibi dusunulebilir: Onu ne kadar cok kullanirsaniz, o da o kadar cok guclenir.

 

2. Kurallar kitabi, artik yonetmiyor. Herkes size kurallar kitabini vermek istiyor.

David Kelley, “Buyuk sirketlerde ogrendigim en onemli sey, herkesin kurallara uymak zorunda oldugu bir ortamda yaraticiligin boguldugudur,” derken hakliydi.

Ve Thomas Edison, belki de gelmis gecmis en buyuk mucit, laboratuvarini ziyaret eden herkese sunu soyluyordu: “Burada kural falan yoktur! Hepimiz birsey basarmaya calisiyoruz.”

Yapi ve kurallar, bize iyi hizmet eder; ama asiri kuralcilik, yaratici ruhumuzu bogarak oldurebilir. Shackleton’in “kurallara” riayet ettigini hayal edin. Hikayenin sonu mutlaka cok farkli olurdu.

 

3. Yaraticilik, yolunu bulur. Kendinizi ayni durumda sIkisip kalmis olarak hayal edin. Ilk iki secenege bakip bunlarin gercek anlamda birer secenek olmadigina hukmetmek ve olmeyi beklemek cok kolay olurdu.

Aksine, Shackleton yaratici olmayi tercih etti. Gorunurde imkansiz olan seyleri dusunmeye basladi. Imkansiz olsun olmasin, butun secenekleri dusunmekten baska secenegi yoktu; cunku bu, bir olum kalim meselesiydi. Is yasaminda cogu zaman olum kalim meseleleriyle karsilasmiyoruz ve dolayisiyla, bizim icin bir yol bulmasina izin verecek kadar yaraticiligin pesinden gitmiyoruz.

Peter Drucker, bir keresinde, gelecegi tahmin etmenin en iyi yolunun onu yaratmak oldugunu soylemisti. Daha once dusunmedigimiz bicimlerde dusunmeye baslayabilirsek, isleri yapmak icin yeni yollar hayal edebilirsek, Shackleton ve adamlari gibi, arzu ettigimiz gelecegi yaratabiliriz.

Cagimizin hizli ve rekabetci pazarinda sirketler icin cok az kaynak, yaraticiliktan daha fazla deger tasir. Bu durum, ozellikle bir kriz aninda gecerlidir. Gercek liderligin yukseldigi ya da dustugu an budur. Ne yazik ki yaraticilik, cogu zaman kendini acil durumlar tarafindan yutulmus olarak bulur. Cevrenizdeki kutu cokerken, kim kutunun disina cikip dusunmek icin vakit bulmustur?

Ama Shackleton, sorunlarin otesine gecerek buyuk resmi gorebilmistir. Antarktika’nin keskin sogugunda ve yalnizliginda, hata payinin cok az oldugu bir ortamda, kendisinin ve murettebatin hayatta kalabilmesi ve bir ekip olarak hareket edebilmesi icin, yaraticiligin ne kadar onemli oldugunu anlamistir.

Yaraticilik, onun hayatinda yalnizca bir yeti degildi; ayni zamanda, hayatta karsilasilan engellere cozum bulabilmeyi saglayan bir tavirdi. Baskalarinin donacagi -hem duz anlamiyla, hem de mecazi anlamda- yerde, Shackleton krizi atlatmak icin yaratici cozumlere odaklandi.

Oyleyse, yaraticiliginizi kullanarak onu guclendirin. “Kurallar kitabi”ni bir kenara atin ve yaraticiligin, Sir Ernest Shackleton’a yaptigi gibi, size de bir yol bulmada yardimci olmasina izin verin.

Yaratıcı Kişilik ve Yönetici

İnsan, çevre ile sürekli bir etkileşim içindedir. Çevresinden bilgiler alır, onları yorumlar ve bir davranışta bulunur. Çevresinden etkilendiği gibi aynı zamanda kendisi de çevresini etkiler.
Yaratıcılık, her bireyin bilinç altında saklı duran bir özelliğidir. Aniden ortaya çıkar gibi görünse de, aslında birikim yoluyla oluşan etmenlerin sonucudur.

Yaratıcılık, başkalarının görebileceği, duyabileceği yeni bir şey üretmek olarak tanımlandığı gibi, Erich Fromm yaratıcılığı “görebilme ve tepki gösterebilme yeteneği olarak” tanımlamaktadır.

Görebilmek ve tepki gösterebilmek, bir diğer ifade ile yaratıcı olabilmenin ön şartları şunlardır:

  • Heyecanlanabilmek yeteneği,
  • O anda yaptığı iş üzerinde konsantre olabilmek yeteneği,
  • Farklılıklar ve zıtlıklardan kaynaklanan çatışmaların üzerine gidebilmek yeteneği.

Yapılan araştırmalar, yaratıcı kişilik ile zeka arasında çok az bir korelasyon olduğunu ortaya koymaktadır. Yaratıcı kişilerin özellikleri, aşağıdaki gibi sayılabilir.

  • Yaratıcı kişiler, çevrelerinden çok sayıda enformasyon almaya hazırdırlar. Bu kimseler bir sorunla karşılaştıklarında iyi bilgi bulamadıklarında tahmin yapıp bu tahmini desteklemeye çalışırlar. Bu nedenle hata yapma riskleri fazladır.
  • Yaratıcı kişi, esnek ve uyum sağlayıcı bir düşünme yeteneğine sahiptir. Çevresindeki sorunlara duyarlı ve yaklaşımı esnektir. İlginç öneriler sunarlar.
  • Yaratıcı kişi, güçlü bir espri yeteneğine sahiptir. Kendi hatalarına bile gülerler.
  • Yaratıcı kişi, güçlü sosyal ilişkileri rahatlıkla kurup devam ettirebilir, toplumla arası iyidir. Başkalarının eleştiri ve önerilerini dinler, ancak kendi için kendi karar verir. Otoriteden ne korkar ne de otoriteye karşıdır. Bağımsızdır.
  • Yaratıcı kişi, güçlü bir bellek ve merak sahibidir. Kavrama düzeyi ve öğrenme arzusu yüksektir. İsteklidir. Sezgi, seçicilik yeteneği fazladır.
  • Yaratıcı kişi, duygularını açığa vurabilir. Gerçeklerle yakından ilgilenir. Ancak düş kurmasını sever.
  • Yaratıcı kişi, pek çok konu ile aynı anda ilgilenir. Fazla enerji sahibidirler. Başkalarından çok kendileri ile rekabet eder, kusursuz olmak isterler.

Yaratıcı kişinin davranış ve düşüncelerinin oluşma aşamaları şöyledir.

Hazırlık aşaması: Problemlerin belirlendiği aşamadır. Önce sorunu hisseder. İlgilenecek bir şey olduğunu fark eder.

  1. Veri toplama aşaması: Soruna konsantre olur. Tüm bilgileri toplamaya başlar.
  2. Kuluçka aşaması: Gerekli bilgileri topladıktan sonra bir süre için aklının bir köşesinde saklar.
  3. Aydınlanma aşaması: Sorunu çözmek için, beklenmedik bir zamanda aklına yeni bir fikir gelebilir ve bu fikri not alabilir. Ani bir düşünce parıltısı ile ” beyinde şimşek çakması ” da denen anlık bir dönemdir.
  4. Doğrulama aşaması: Bu aşamada kişi, mantıki tartışmalarla ya da deneylerle yaratıcı çözümün geçerli olabileceğini açıklamaya çalışır.

Yaratıcılık, uygun koşullarda ve uygun bir çevrede geliştirilebilir. Yaratıcılığı geliştirebilmek için, kişinin bilgili, istekli, bu konuya duyarlı olması gerekir. Yaratıcılığın geliştirilmesi için yaratıcı kişilerin yanı sıra, yaratıcı bir ortam da gereklidir. Yönetim, yapılandırılmış bir eğitim ve geliştirme programı oluşturabilir. Bu tekniklerden en yaygın olanı, beyin fırtınası (Brain Stroming) dır. Bu teknik bireylere uygulandığı kadar, gruplara da uygulanabilir. Bu yöntemde bir soruna alternatif çözümler bulma amacıyla 8- 10 kişi bir araya gelerek fikir üretip sinerji etkisi yaratılır. Bu yöntem, karmaşık problemleri çözme ve strateji geliştirmede yararlı olabilir. En çok ve etkin kullanıldığı alanlar, yeni bir iş yaratma, yeni bir mamule isim bulma gibi alanlardır.

Yaratıcı bir örgüt oluşturmak için;

  • Organik bir yapı, düşünen ve farklı özelliklere sahip bireylere sahip olmak,
  • Açıklık ve çevredeki değişimlere ayak uydurabilmek,
  • Esneklik, hoşgörü ve güven,
  • Örgüt üyeleri arasında açık haberleşme kanalları, gizlilik ve çevreyle etkileşim,

Öneri sistemlerini oluşturmak, çalışanların seçim ve terfilerini yetenek ve bilgilerine göre yapmak gerekmektedir.

Yaratıcılığı teşvik eden bir yönetici öncelikle şunları yapmalıdır:

  • Astlarının aldığı riskleri de üstlenebilmelidir.
  • Çabuk karar vermeli, karşısındakini iyi ve dikkatli dinlemelidir.
  • Yarı gelişmiş de olsa yeni fikirleri kabul etmeli, tecrübelerden yararlanmalıdır.
  • Yeni, yaratıcı bir örgüt iklimi geliştirmelidir.
  • Yaratıcılıkla ilgili başarı ya da başarısızlığı yaymalı ve tartışmalıdır.
  • Küçük tartışma gruplarıyla sorunlara çözüm aranan bir eğitim ortamı yaratmalı, yaratıcı kişilerin diğerleri ile temas etmesini sağlamalıdır.
  • Farklı eğitim düzeyindeki kişilerle beyin fırtınası grupları oluşturmalı, yaratıcı çözümleri tartışmalıdır.
  • Yaratıcı özelliğe sahip kişileri işe almalıdır.
  • Yeni görüşlerin açıklanacağı öneri sistemleri geliştirilmelidir.
  • Örgüt içindeki yatay ve dikey iletişim kanalları açık olmalıdır.
  • İşletmenin tümünde güven ortamı oluşturulmalıdır.
  • Yaratıcılığı toplam kalite politikasının bir parçası olarak kabul etmelidir.

Prof. Dr. Serpil Aytaç ©

Usta-Çırak İlişkisi

Ogrenmenin en etkili yolu yaparak, yasayarak ogrenmektir. Kitapla, dersle, kursla, okuyarak, dinleyerek ogrenmek elbette mumkundur. Ancak bilen ve bildigini yapabilen bir ustanin yaninda calisarak, onu gozlemleyerek ve yaptiklarini ona onaylatarak ogrenmenin yerini hicbir sey tutamaz.

Ustalarin yaninda yetismek, ona ciraklik ederek ustalasmak caglar boyu bilinen ve uygulanan etkili bir ogrenme yontemidir. Ancak bu yontemin yine caglar boyu bilinen tipik bazi sorunlari vardir.

Bazi ustalar (deneyimli yoneticiler, birim mudurleri, egitimciler, danismanlar, sefler) ciraklarinin iyi yetiserek kendi islerini ellerinden alacagini, kendilerini yerlerinden edecegini dusunurler. Onlarin tam olarak yetismesini geciktirmek ve hatta engellemek isterler. Ne kadar olgunlasirlarsa olgunlassinlar asla kendi yerlerini alamayacaklarini iddia ederler. Cogu kez de bu endiseyle ya onlara olabildigince az sey ogretirler ya da onlara sert ve acimasiz davranirlar. Belki de pes edip, birakip kacmalarini beklerler.

Okumaya devam et

GÖRÜŞME

Proje Yöneticileri görüşme yapmaya açık olmalıdırlar. Bir proje ortamında sürekli olarak takım üyeleri, kullanıcılar, patronlar, uzman grupları, kaynak yöneticileri, tedarikçiler, sözleşmeliler ve diğerleri arasında görüşmeler yapılmaktadır. Buradaki yaklaşım görüşme sonuçlarının değerlendirilmesidir. Buradan birçok proje yöneticisince uygulanan matris yapılanmada da başarı olduğu görülecektir.’

Okumaya devam et

Proje Yöneticisinin Rolü

Proje yöneticsinin rolü yıllar içerisinde değişmiştir. Bundan on yıl önce proje yöneticisinin alanında olmayan birçok fonksiyon ve sorumluluk artık dahil olmuştur. Bu roller sorumlulukların ve çatışmalarında artmasına yol açmış, değerlendirme ve üstesinden gelme apayrı bir yol çizmiştir.’, ‘Öncelikle Proje Yöneticisi’nin ilk sorumluluğu kendini geliştirici bir bakış açısına sahip olmaktır.

Rollerin Tanımı
Okumaya devam et

STRES YÖNETİMİ

Stres nedir?

Stres, fiziksel yada mantıksal enerji talebi dolayısıyla oluşan baskıdır. Baskı ve stresi birbirinden ayırmak gerekir. Baskı, iş, ev ve sosyal çevre faktörlerinin insan üzerinde yarattığı istek birikimidir. Baskının şiddeti strese sebep olur.’, ‘Herkes etkin olmak için baskıya ihtiyaç duyar. Az baskı kişinin sıkılmasına, hiçbir şey yapmuyormuş gibi hissetmesine sebep olurken steres sonucu ortaya çıkar. Doğru baskı altında kişi kendini işine hazır hissedecektir.
Okumaya devam et

KALİTE VE PROJE YÖNETİCİSİ

İş sistemlerinin bir parçası olarak hatalar problemleri yaratır, onlar diğer hataları ve onlarda diğer problemleri…. Çalışanlar zamanlarının büyük bir kısmını hata düzeltmekle, birşeyler aramakla, işlerin gecikme nedenlerini araştırmakla, düzeltmekle, yeniden yapmakla yada müşteriden özür dilemek vb. işlerle geçirirler. Buradan hareketle çalışanların zamanlarının 1/3’ünü israf ettikleri ve bu oranında giderek arttığı tahmin edilmektedir.’, ‘İşlerin başlangıçta doğru yapılması çalışılan dönemde daha yüksek verimlilik ve düşük maliyetler sağlamaktadır. Kalite ve Toplam Kalite Yönetimi yapılan işlerin etkinliğinin, esnekliğinin ve rekabetçi gücünün artırılmasının bir yoludur. Proje yöneticisi bu kalite sürecinde çok önemli bir role sahiptir.
Okumaya devam et