Kategori arşivi: Kisisel Gelisim

Koçluk ve Saç Traşı

Bir okuyucum daha yeni mezun olduğunu, benim yazılarımı beğendiğini ve özetle “daha ne yapayım?” diyebileceğim bir geçmişe nasıl sahip olduğumu sormuş. Yanıtlamaya çalışayım.

Ben hayat boyu öğrenmeye aşık biri oldum ve çok okumayı, çalışmayı tercih ettim. Okumak bir çok konuda özellikle teknik açıdan çok işime yaradı. Ama duygusal anlamda doğal olarak sınırlı kaldı. Bunun dışındaki becerilerimi birlikte çalıştığım insanları izleyerek ve onların profesyonel taraflarını analiz ederek geliştirdiğimi söyleyebilirim. Çevremdeki herkesi “profesyonel koçum” olarak düşündüm.

Eğer bana mesaj gönderen kişi bu yazımı okuyorsa ya da siz okuyorsanız demek ki öğrenmeyi seviyorsunuz. Ve inanıyorum ki yaptığınız işi en iyi şekilde yapmaya çalışan, yapmak istediğinizi en kısa sürede gerçekleştirmek gücüne sahipsiniz. Okumak hayatınız boyunca sizin öğrenmenizde en önemli rolü oynayacak lütfen bunu unutmayın.

Eminim kafanızda bazı soru işaretleri oluştu. Okuyorsunuz ve okuduklarınız her şey için ya 10 yol öneriyor ya da 8 adımda bu iş şöyle yapılır diyor. Ben de çoğu zaman bu şekilde yazıyorum.

Bunlardan bazılarını beğeniyor hemen gerçekleştirmeye başlıyorsunuz, bazılarını yarıda bırakıyorsunuz bazılarını ise umursamıyorsunuz.

Okumak her ne kadar size çok yardımcı olsa bile okumanın işinizi görmediği noktada yapacağınız şey profesyonel koçluğa başvurmaktır. Profesyonel koçluk dediğimizde ayda ya da haftada belirli sürelerle uzman kişi ile yüz yüze yada telefonla yarım saatliğine bir araya gelinmesini ve destek alınmasını kastediyorum.

Koçluk alırken dikkat etmeniz gereken birkaç şey var;

İşi sizin başaracağınızı unutmayın
Koçluk almak saç kestirmeye benzemez. Saç kestirmeye gittiğinizde işi berber yapar ama koçluk aldığınızda hem siz parayı ödersiniz hemde işi yaparsınız. Çünkü koç sizi yönlendirir, sorular sorar, öneriler yapar, destek verir, cesaretlendirir ve gerekiyorsa ödevler verir. Ama işi siz yaparsınız koç değil.

Neyi başarmak istediğinizin farkında olun
Nereye gitmek istediğinizi biliyorsanız herşey çok daha kolay olacaktır. Bu sayede başarılabilir hedefleri kendinize koyabilir adım adım istediğinize yaklaşabilirsiniz.

Sonuç olarak “kimya” size koçluk ilişkisini açıklayabilir. Her tepkimenin illaki bir başka kimyasal ile olması gerekmediğini görebilirsiniz. Başka bir kimyasal olmadanda zamanla bir tepkime oluşabilir. Siz içinizde gereken gücü bulabilirsiniz. Ama bazen kendinize ne kadar yeterli olduğunuzu bile birinin size söylemesi gerekebilir.

 

Yalancıyı Yakalama Yöntemleri

 

Birilerinin size yalan söyleyip söylemediğini yüzündeki bazı işaretlerden anlayabilirsiniz. Benim burada anlatmaya çalışacağım şeyler Amerika’daki jüri seçimlerinde ve polis soruşturmalarında da kullanılıyor. Bu yüzden bazı yüz ve vücut hareketlerini farkedebilmeniz yalanı doğrudan ayırmanıza yardımcı olabilir.

Nasıl yapacağız?

1. Kişinin gülümsemesini inceleyin. Zorla yapılan gülümsemeler sadece ağız ile yapılır. Rahatmış gibi görünmesine rağmen gerilimi yada gerçek anlamda mutlu olmadığını anlayabilirsiniz. Zoraki gülümsemelerin çoğunda dişler gözükmez, gerçek gülümsemelerin çoğunda ise azda olsa görülür. Gerçek gülümseme ağız ile değil yüz ile yapılır. Gözler kısılır, dişler görülür, gamzeler ortaya çıkar. Çok az insan gerçek ve sahte gülümsemesini senkronize edebilir.

2. El, kol ve bacaklarını inceleyin. Yalan esnasındaki gerilim sebebi ile hareketsiz, katı veya suni hareket içinde olabilirler. Eller kavuşuk, eller ile kafa taranıyor, kulak ve burun ile oynanıyordur. gibi yapılmaktadır. El açık bir şekilde göğüs yada kalbe doğru hareket etmiyordur.

3. Terliyor mu? Yalan söyleyenler, yalanlarından daha fazla ter atarlar.

4. Gerekli, gereksiz çok fazla şey söylüyorlar mı? Eğer söylüyorlarsa çaresizlik içerisinde sizi kendilerin inandırmaya çalışıyorlardır.

5. Gözbebeklerinin hareketlerine bakın. Yalan söyleyenler doğrudan göz kontğaına geçmek istemezler. Çok sık göz kırpmaya başlayabilirler(heyecan). Sağ elini kullanan birine bir soru sorduğunuzda göz bebeği sağa kayarsa bir şeyi hatırlamaya çalışıyordur, sola kayarsa yaratıcılığını kullanacak, uyduracak demektir. Sol elini kullananlar için tersi geçerlidir.

6. Duygusal olarak inceleyin. Duygular geriden gelirler, normalden uzun süre kalırlar ve birden dururlar. Bu yüzden bazen söylediği ile kişinin heyecanı birbirini tutmayabilir.

7. Sorularınıza tepkisini yakından izleyin. Yalancılar kendilerini rahatsız hissettikleri için ya vücutlarını başka yöne çevirmeye veya kaçmaya çalışırlar yada sizinle aralarına bir obje koymak isterler. Suçsuz insanlar saldırıya, suçlu insanlar anında savunmaya geçerler.

8. Kullandıkları kelimeleri kasıtlı kullanıp kullanmadıklarını düşünün. Bazı söylemler ipuçları verirler:

  • Sizin kelimelerinizi tekrarlayarak yanıt vermek
  • Hiçbir şeyi küçültmezler
  • Doğrudan evaplardan kaçınırlar, yuvarlak ve genel cevaplar verirler
  • Çok fazla konuşarak ikna etmeye çalışırlar
  • Monoton bir tonda konuşurlar
  • Kötü cümleler kurarlar
  • Konuyu amacından sapturak çin espiri ve alaya kaçabilirler

9. Konuşmaya başlamadan önce kısa bir sessizlik anı yaratı. Kişinin ne kadar rahatsız olup olmadığını inceleyin.

10. Konuyu birden değiştirin. Suçsuz insan konunun değiştirilmesinden rahatsız olup geri dönmek isteyecek yalancı ise kurtulduğunu düşünecektir.

Son Söz

Yukarıda yazdıklarım sadece yalanı anlama konusunda hem benim geçmişimde aldığım eğitimlerden, iş hayatımdaki tecrübeleden, askerlikten ve hemde okuduklarımdan yaptığım bir derlemedir. Bu tip uygulamalar %100 sonuç vermezler. Burada yazılanları esas alarak kesin ve kati sonuçlara varmamanızı rica ediyorum.

 

Sanal İletişimler

VirtualCommunication_WhiteLinesEğer günde birçok kez epostanızı kontrol ediyorsanız, zaman zaman messenger’ınızdan yazışıyorsanız, haber ya da blog sitelerindeki yazıları okuyor, alışveriş sitelerinde fiyat inceliyor ya da alışveriş yapıyorsanız, kendi sitenizi güncelliyor, oyunlar oynuyor ve daha birçok aklıma gelmeyen internet fırsatını değerlendiriyorsanız sanal dünyanın bir parçası haline gelmişsiniz demektir.

Nasıl gerçek dünyada eş, dost ve akrabalarımızla iletişimimizi korumak ve geliştirmek için uymamız gereken kurallar var ise internette de var. Bu dünyanın parçası olacaksanız bu kurallara uymanız gerekmektedir;

Düzenli kontroller
Görüştüğünüz kişilerle düzenli bir iletişiminiz olmalıdır. Birazda samimiyetinize göre adres defterinizdeki bu kişilere günde bir, haftada birkaç kez mesaj atabilirsiniz. Şimdi adres defterinizi gözden geçirin ve uzun süredir görüşmediğiniz birkaç kişiye mesaj yazın.

Randevulaşın
Yüz yüze görüşmenin yerini hiçbir şey tutamaz. Mümkünse yüz yüze ama olmuyorsa Messenger gibi araçlar kullanarak sesli görüşme yapabilirsiniz. Yüz yüze görüşmeyeli ve sesini duymayalı çok olan arkadaşlarınız varsa internetin bu avantajını kaçırmayın.

Randevularınızı atlamayın
Internet sayesinde gece ya da gündüz istediğiniz bir vakitte dünyanın herhangi bir yeri ile görüşme yapabilirsiniz. Bu görüşmelerinizi unutmamak için mutlaka Google Calendar gibi bir takvim kullanın. Görüşmelerinizi mutlaka takviminize kaydedin ve unutmayın. İnsanlara değer verdiğinizi sadece denk geldiğinde konuşarak değil konuşmak için özel zaman ayırarak gösterebilirsiniz.

Huylarını bilin
Bazen gönderdiğiniz mesaja karşı tarafın hemen yanıt vermesin i beklersiniz ama olmaz. Herkesin farklı öncelikleri olabilir. Yazdığınız mesajlara ne zaman yanıt beklediğinizi belirtirseniz ya da karşı tarafın huyunu bilerek davranırsanız rahat edersiniz.

Otomatik yanıtlar
Eğer yerinizde olmayacaksanız ya da bir süreliğine şehir dışına çıkacaksanız mutlaka epostanıza otomatik mesaj kaydı bırakın. Messenger kullanıyorsanız o an yanıt veremeyeceğinizi gösterir durumunuzu belirtin.

Hakkınızı iyi kullanın
Herkese günde 10-100 arasında mesaj geldiği için gönderdiğiniz mesajların karşı tarafın vakit ayırmasına değer nitelikte olmasına gayret edin. Aklınıza her geleni, çok sık bir şekilde mesaj göndermeyin, yazışmaya çalışmayın.

Kimlikleri gizleme
Birden fazla kişiye mesaj gönderdiğinizde mesajı alanın herkese yanıt dönmesi ve ciddi bir mesaj kirliliği yaratma olasılığı vardır. Bu yüzden Bcc kullanabilirsiniz. Sırf bilgileri olsun diye ilgili ilgisiz herkesi bir mesaj eklemek doğru bir şey değildir.

Konu ve kişi belli olsun
Eğer mesaj gönderdiğiniz epostanız bir rumuz ise mesaja adınızı mutlaka yazınız. Kimliği belirsiz olduğu düşünülen mesajlar hem rahatsızlık verirler hem de çoğunlukla hemen silinirler.

Yazdığınızı okuyun
Açık ve net konuşmak kadar açık ve net yazmakta bir maharettir, karşıya olan saygınızı gösterir. Yazdıklarınızı göndermende önce okumak ve olabildiğince yalın ve sade hale getirmek mesajın başarısını artıracaktır.

Giriş – Gelişme – Sonuç
Mesajlarınıza merhaba diye başlamanız ve hoşkal diye bitirmeniz saygı gereğidir.

Değiştirin!

 

Muhtemelen son 2 yılda hayatınızda da değişiklikler olmuştur diye tahmin ediyorum. Hala işe giderken aynı yolu mu kullanıyorsunuz? Aynı aracı mı kullanıyorsunuz? Aynı işi mi yapıyorsunuz? Aynı şirkette misiniz? Aynı sektörde misiniz?

Muhtemelen bazılarına “hayır” diye cevap vereceksiniz. Etrafınızda herşey sürekli değişiyor ve sizde buna adapte olmaya çalışıyorsunuz ve bir anlamda da mecbur kalıyorsunuz.

Şirketler ve yöneticiler artık değişimin önemini kavradı. Eğer çalışanlarının değişimine destek olurlarsa şirketlerininde efektif bir şekidle değişebileceğini kavradılar. Ancak bazı organizasyonel değişim eğitimleri kişisel değişim becerilerini olumsuz etkileyebiliyor.

Peki kişisel değişim becerilerimizi nasıl geliştirebiliriz?

Bırakın gitsin!
Değişim bazı şeylerden vazgeçmeniz anlamına gelir. Bunlar bazen zaten bırakmayı düşündüğünüz şeylerde olabilir, olmayabilirde. Bu tip şeyleri bırakmak bazen bir nehri taşlara basarak geçmeye benzer (yukarıdaki resimJ) Bir diğerine geçmeden önce dengeyi bulmak zorundasınızdır. Eğer değişim konusunda yeteneklerinizi geliştirirseniz bazı şeylerden vazgeçmeniz kolaylaşır.

Römorkörün sizi geri çektiğini hissetmek
Bir sonraki adımı atmadan önce basacağınız taşın ıslak mı kuru mu, düz mü eğimli mi olduğuda önemlidir. Ve en önemlisi bir sonraki adımın sizi nereye götüreceği. Bazen bu konudaki belirsizlikler sizin adım atmanıza engel olabilir sizi caydırabilir. Sizi bir römorkörün çektiğini düşündüğünüzde bunun değişimin doğal bir sonucu olduğunu düşünün. Ona direnin ve kendi yönünüzü belirleyin.

İyiye Odaklanın
Eğer bir değişim uzmanıysanız değişim sonrasında herşeyin çok daha iyi olmasını umut edersiniz. Eğer bir şeyler sizi değişime zorlamış ise bu sefer korkar ve karşılaşacağınız şeylerden çekinirsiniz. Unutmayın her değişimde bazı şeyler iyi gider, bazlar ıaynı kalır ve bazı şeyler zorlaşır. Hiç bir değişim ne tamamen iyi nede tamamen kötü olur. Siz iyiye odaklanın.

Yeni bir yol öğrenin
Birşeyleri yeni bir yöntemle yapmaya başladığınızda başlangıçta iyi iş çıkaramayabilirsiniz. Değişimleri yargılarken işin daha başında olunduğu unutulmamalıdır. Eğer bir süre direnebilirseniz yaptığınızın daha iyi olduğunu herkese anlatabilirsiniz.

Bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız niyetinizde samimi olanız gerekir. Unutmayın hem bir şeyi değiştiriyorsunuz hem de o şeye ilişkin yaklaşımınızı.

 

İş Ortamı Kalite Prensipleri (5S)

Seiri (sort): Gerekli olanları ve olmayanları ayır. şüpheye düştüğünü at gitsin.
Seiton (straighten): Sık kullandıklarını kolay erişebileceğin yerlere koy.
Seiso (scrub): Makinaları ve iş alanını temiz tut.
Seiketsu (standardize): Temizlik ve kontrolü kalıcı davranış değişikliğine dönüştür.
Shitsuke (sustain): Bu 5S’i hayatının yolu belle. Disiplin şart.

Yanlış insanlarla vakit kaybetmeyin!

 

İşinizi tanıdığınız herkese anlatmak, onları kendi tarafınıza çekmeye çalışır gibi bir havaya girmek gereksizdir. Sizin yaptığınız işe ihtiyacı olmayana satış yapmaya çalışmak en büyük vakit kaybıdır. Siz, sadece size ihtiyacı olana yönelin.

Yanlış insanlara satış yapmanın temelinde herkese satmaya çalışmak yatar. Her müşterinin alıcılık düzeyi değişkendir. Ne istediğini bilmeyen, anlamadığı halde o konuda sizden bir şey talep eden, üstelik o konuda bilgiçlik taslayan müşteriler uzun vadede olumlu sonuçlar getirmeyeceklerdir. Tahmin ettiğinizden fazla sorun çıkaracağını düşündüğünüz müşterilere hayır diyebilmeniz ve onları rakibe yönlendirebilmeniz lazım. Böylelikle başağrısından yapacağınız tasarrufu daha iyi müşterilere daha iyi hizmet sunmak için gereken fikirlere ayırabilirsiniz.

Bir de sizinle işbirliği yapmak isteyenler olacak. Sırf sizinle işbirliği yapmak istediği için birileriyle iş yapmak mümkün değildir. Genellikle bu tipteki işbirliği taleplerinin %50’si boşunan harcanan vakitlere dönüşür. Zamanınızın büyük bir kısmı “Acaba bir işbirliği fırsatımız olabilir mi?” toplantılarıyla geçecektir. Eğer bu tip toplantı ve görüşmeleri somut hedeflere odaklayamazsanız sonuç alamazsınız.

Ben bugünkü tecrübemle eskiye oranla bu tip taleplerin yüzde 10’unu kabul ediyorum. Öncelikle işin ciddiyetini ve odaklandığı noktayı yazılı bir halde istiyorum ki bir yandan da karşı tarafın ciddiyetini ölçebileyim.

Eğer anlamsız ve zayıf tekliflere hayır diyebilirseniz, çok iyi ve altın fırsatlara evet diyebilme şansınız olur.

 

Daha yaratıcı bir yaşam için 37 öneri

Herkes hayatını daha güzelleştirmek ister ve bu konuda yaratıcı bir şeyler yapar, yapmaya çalışır. Ama yaratıcılık eğer siz onun peşinden gitmezseniz size uğramayabilir.  Yaratıcılığını geliştirmek için size 37 önerim var;

1. Sabah kalktığınızda nefesinizi yeterince açacak kadar egzersiz yapın. Egzersiz yaparken sadece egzersize odaklanın. Daha sonra duşa girip rahatlayın. Bazı problemlerinize çözüm bulduğunuzu ve yaratıcı fikirlerin akın ettiğini göreceksiniz.

2. Eğer egzersiz yapmıyorsanız meditasyon ile başlayın güne. 15 dakika sakin bir şekilde oturun, kafanızı boşaltmaya çalışın. Süre bittikten sonra elinize bir kağıt kalem alın ve aklınıza gelen yaratıcı fikirleri yazmaya çalışın.

3. Eğer uyandığınızda rüyanızı hatırlıyorsanız yazın. Anlamaya yada analiz etmeye çalışmadan sadece yazın. Rüyalar sıcağı sıcağına hatırlanır.

4. Cebinizde, masanızda, çatanızda, yatağınızın yanında bir küçük not defteri ve kalem tutun. Aklınıza gelenleri hemen not alın. Daha sonra bir kutu ayarlayın ve bu notları onun içine atın. Teknolojiyi sevenler benim gibi ses kayıt cihazıda taşıyabilirler.

5. Ne zaman bir probleminiz olsa kutuya gidip yazdığınız fikirlere öz atın. Aslında yaptığınız çözüm bulmak değil o an için beyninizi problemden uzaklaştırmaktır. Siz kartlara bakarken beyniniz farklı çözümler için vakit kazanır.

6. Kartlarıda konularına göre ayırabilirsiniz. Rüyalar, fikirler, yapılması gerekenler vb. Bu sizin fikirlerinizi düzenleme ve sıralamanıza yardımcı olabilir.

7. Mutlaka ofisinizde bir yazı tahtası olsun. Aklınıza gelen fikirleri buraya yazın. Çoğu zaman bazı fikirler diğer fikirleri doğururlar.

8. Günlük tutun. Her yıl düzenli olarak yenileyin.

9. Eğer günlük tutmuyorsanız başlayın. Yazmayı sevmiyorsanız bilgisayarı kullanın. Günlük özel bilgilerinizi içerir, blog tutarsanız herkesle paylaşabilirsiniz.

10. Eğer günlük yazmak istemiyorsanız dergilerden keseceğiniz resimleri ve yazıları yapıştırarakta yapabilirsiniz. Böylece sadece görsel bir günlüğünüz olur. Hayatınızın fotoromanı gibi. Ve hata kocaman bir defter ile daha keyifli hale getirebilirsiniz.

11. Eğer sürekli profesyonel dergi ve siteleri okuyorsanız şimdi tamamen alakasız bir şeyleri okuyun. Beyninize mola verdirmek yaratıcılığınızı artıracaktır.

12. Eğer sadece gizemli ve romantik romanlar okuyorsanız sizde farklı bir konu bulun.

13. Ayda bir kendinize özel bir vakit ayırın. Sizi ruhen rahatlatacak bir şey yapın. Alışveriş, doğada yürüyüş, müze ziyareti, bilmediğin yerlere seyahat her ne olursa..

14. Arkadaşlarınıza, eşinize ve çocuklarınıza onlarla ilgili sevdiğiniz 6 özelliği söyleyin.

15. Çocukluğunuzda sevdiğiniz oyuncakların listesini yapın. Hala oynamayı sevdiğiniz hangisi? Neden hala çekici geliyor size?

16. Filmi çekilmiş bir kitabı okuyup daha sonra filmi seyredin. Hangisi daha iyi idi? Daha iyi olması için ne gerekirdi? Tercihiniz hangisi? Açıklayın.

17. Resimli çocuk kitaplarını karıştırın ve beyninizin hareketsiz bölümlerini canlandırın.

18. Hobiniz olsun. En azından deneyin. Hem işinize yarayabilir hemde sizi rahatlatabilir.

19. Sizinde herkes kadar zaman hakkınız var. Eve iş götürmeyin kitap okuyun.

20. Eğer çocuklarınız vasa onlara yüksek sesle kitap okuyun.

21. İşinizden vaktinde çıkın ve diğer zamanı size çekici gelen şeyler için harcayın.

22. Evde 6 tane eşya seçin ve bizim kültürümüzü hiç bilmeyen uzaydan gelmiş birine bunları nasıl açıklayacağınızın oyununu oynayın.

23. Tbir hafta televizyonu kapatın. Bağlılığınızı ölçün. TV’siz zamanı nasıl geçireceğinizi bulun.

24. Sizden farklı fikirlere sahip online gruplara girin. Sadece onların bakış açılarını inceleyin, müdahale etmeyin. Bu sizin kendi düşünceleriniz yada onların düşünelerin değiştirmeniz için değil aksine farklı açıları görebilmeniz içindir.

25. Diğer dinler hakkında bilgi toplayın. Birçok farklılığın temelinde dimnler yatar. Onlar ıanlamak farklı bakış açılarını anlamak için çok faydalıdır.

26. İki omlet yapın. Birini istediğiniz gibi diğerini kötü. Bu size neyi öğretir düşünün. Bu yazımın altına yorumunuzu yazarsanız sevinirim.
27. Çevrenizdeki şeylerin nasıl ve neden olduklarını inceleyin? Mikrodalgada neden cam kap ısınmıyor, tv’nin sesini açınca daha çok elektrik harcar mı? vb.

28. 3 kişi düşünün. Sizin hatalarınız hakkında ne düşüneceklerini yazmaya çalışın. Hatalara ilişkin şu egzersizleri yapın;

– Başka birinin hatasını çizmeye çalışın ve komik olanı bulun.

– Hata yapmakla ilgili bir şarkı uydurun

Burada önemli olan bizim hatalarımızdan nefret edip onları düşünmekten kaçınmamız. Bazı hatalarımız halbuki bizim için ciddi fırsatlar doğurabiliyor.

29. Birisi bir şey anlattığında sizinde başınızdan geçen benzer bir şeyi anlatmayın. Sadece ne hissettiğini, bir daha olsa ne yapacağını vb .sorular sorun. Yada hayatta beklenmedik durumlarda ne yapacaklarını sorun? Gece anahtarını kaybettin ve evde kimse yok. Ne yaparsın?

30. “Bilmiyorum” demek erdemine sajipseniz, mutlaka “öğrenme” gayretinede sahip olun.

31. Defalarca seyrettiğiniz 5 film nedir? Size çekici gelen tarafı nedir? Hayatınızın o filme benzer tarafları nedir?

32. Sizi çok kızdıracak bir akmayı hayal edin. Sunum yapacağınız bir konferansa gecikmek vb. Bu aksaklığı 10 farklı açıdan değerlendiren bir yazı yazın.

33. Mezarlıkta yürüyüş yapın. Mezar taşlarını okuyun. Hangi taş o kişinin neden vefat ettiğini size merak ettirdi? Bu taştaki mesajı yazın ve başkalarına okutun. Onlarda merak ederlerse düşünce tarzınız ortak demektir.

34. wabi sabi’y iinceleyin (http://en.wikipedia.org/wiki/Wabi-sabi) Mükemmeliyetçi olmak için ne kadar zaman harcadığınızı hesaplayın. Avantajlarını ve size maliyetini çıkarın.

35. Bugün size yapılan bir espiri yada şakayı yazın.

36. Dünyanın en kötü patronu ile çalıştığınızı düşünün. Daha kötü ne olabilir diye düşünün deneyimin size ne kazandırdığını düşünün. Patronunuzun karakteri sizin karakterinize ne kadar yansıyor?

37. Bir çizgi çizin. Yanına bir kare çizin. Onun yanına bir daire çizin. Hangisi yanlış? Bir çok problemin birden fazla yanıtı vardır. Tek doğru yanıt gerçekçi değildir.

Üçgen Bölgesi

 

Eğer birisi size bir başkasının performansı hakkında yorum yaparsa başka bir boyuta geçersiniz: 3 düşünce boyutu. Artık yolunuzun nereye gideceğini gösteren tabela ortadadır: Üçgen Bölgesi.

Jale ve Berna haftalardır arapsaçına dönmüş bir haldeydiler. Sonuç olarak Jale, Berna’nın patronu Lale ile görüşmek istedi. Lale’den Berna ile konuşmasını isteyecekti. Jale, Lale’yi aracısı yaparak Berna ile arasındaki problemi dolaylı yoldan çözmeye çalışıyordu. Lale’yi problemi çözmek için araya soktuğunda üçlü bir durum ortaya çıkıyordu. Yaklaşımı şuydu: Dinleyen birine asıl ilgili kişi duymadan şikayetini iletmekti yani dolaylı bir yol seçmişti.

Üçgen olayı bazen işe yarayabilir ama yaramazsa felaketle sonuçlanır. Çünkü;

Görüşme mesafesinde gerçek bir kontak sadece bir kişi ile kurulabilir çünkü gözlerimiz, kulaklarımız ve ağzımız tek bir noktaya odaklanmıştır. Çoğumuz aynı anda tek kişiyi dinleyebilir. Ör. 3 kişi sohbet ediyorsa bir kişi beklemededir, diğer ikisi konuşurken.

Bu beklemeyi hepimiz yaşamışızdır ve bundan pek hoşlanmayız. Dikkatle araya girebileceğimiz anı kollarız. Yada en kötüsü konu bizden çok uzaklaşırsa hiç yaklaşmayız.

Jale, Lale’yı Berna’ya yönlendirdiğinde bir üçlü yaratmış oldu. Jale ve Lale kontaktayken, Berna beklemede kalmıştır. Jale, Lale ile odasında ve kapı kapalı bir şekilde konuştuğunda Berna bu durumdan çok rahatsız olacaktır. Lale daha sonra Berna ile konuştuğunda ise Jale beklemede olacak ve o da Lale ile Berna arasındaki özel konuşmanın dışında kalmış olacaktır. Bu tansiyonu giderek artıracaktır. Birde buna telefon efektini eklersek yani Lale tarafından Jale ve Berna’ya iletilen birbirlerinin mesajı tam bir karmaşa olacaktır. (Kulaktan kulağa) Lale mükemmel bir dinleyici ve kusursuz bir aktarıcı olmayacağı için aktardığı şeylere kendi yorumunu katacaktır.

Lale ve Berna çatışma içinde oldukları kişi o ortamda olmadığı için kendi pozisyonları doğrultusunda konuyu çarpıtacaklardır.

Eğer birisi sizin üzerinizden bir iletişim başlatmaya, bir üçgen kurmaya kalkarsa bunu redderek daha yapıcı bir yaklaşım getirin:

  • Herkesin olacağı bir toplantı ayarlama konusunda arabuluculuk edebileceğinizi ve o toplantıya bu çatışmayı çözebilecek uygunlukta kişileride katmayı istediğinizi
  • Eğer siz arabuluculuk edemeyeceğinizi düşünüyorsanız arabulucu bulabileceğinizi
  • Eğer kendinizi yeterli görüyorsanız ve durum acilse hemen ilgili herkesi çağırarak çözüme gitmeniz gerektiğini söyleyebilirsiniz

Tek taraflı ve özel dinlemek sizin arabulucuk ve tarafsızlık yönünüzü yani doğallığı azaltır.

İyi düşünüp taşındıktan sonra bu problemi “kendi kendine çözülmeye” de bırakabilirsiniz. Problemi proaktif bir şekilde çözmeyip bekletmek yaranın mikrop kapıp daha kötü hale gelmesinede sebep olabilir. Üçgen bölgesinde hiç bir şey yapmamak en pahalı stratejidir.

Tanıdıklarınızın farkında mısınız?

 

Birçok insan tanırız ama bu insanların gerçekten bizim için neyi ifade ettiğini, farklılıklarını ve hatta yaratıcı taraflarını düşünmek gereği duymayız.

Bir insanın farklı olması için illaki Leonardo Da Vinci, Einstein yada Madonna olması gerekmez. Herkesin kendine has bir farklılığı ve özelliği olduğu gibi kişilerin bu özellikleri karşılarındakiler tarafından algılanıp anlaşıldığında dahada güçlenirler.

1. Adım – Önce sizlerden yaklaşık 10 dakikanızı alacak bir alıştırma yapmanızı rica ediyorum:

_________ in ______________________________________ olduğunun farkındayım.

Örneğin;

Ahmet’in sürekli yapıcı ve destekleyici olduğunu farkındayım.

Ayşe’nin karşılık beklemeden bana yardımcı olduğunun farkındayım.

Olabildiğince bu cümleleri artırın ve çevrenizdeki insanları farketmeye onları başka bir gözle görmeye çalışın. En azından başlayın.

Yazmaya başladıktan sonra bazı tanıdıklarınızda birçok özelliği farkederken bazılarında sadece bir-iki özelliğin olduğunu farkedeceksiniz.

2. Adım – Listenizi bitirdiğinizde tüm listeyi yüksek sesle okuyun. (Lütfen bunu işyerinde denemeyin. Sakin ve kimseyi rahatsız etmeryeceğiniz bir yer bulun)

3. Adım – Listeyi, tanıdığınızın ismi yerine kendi isminizi koyarak okumayı deneyin. Hangi özellikler size daha uygun geliyor, hangi özelliklerin eksikliğini hissediyorsunuz, hangi özellikler zaten sizde mevcut şöyle bir düşünün.

Kendinizi çoğunlukla olumlu özelliklerle düşünmek nasıl bir şey? Eğer bir insanda kaliteli olarak algıladığınız bir takım özellikle var ise sizde kendinizi o tarafa doğru geliştirirsini yada geliştirmelisiniz.

 

Dışarıya iş yaptıranların dikkat etmesi gerekenler

 

Firmalar bir çok konu işi ya da projeyi kendileri yapmaktansa dışarıya yaptırma yolunu seçiyorlar ya da bazı durumlarda mecbur kalıyorlar. Doğal olarak ta bu işlerin zamanında gerçekleşmesi ile kaygılar oluşabiliyor, düzenli ve düzgün bir şekilde bilgi akışı ile ilerleyişi kontrol etmeye çalışıyorlar. Eğer çalıştığınız firma profesyonel ve proje yönetimine uygun davranıyorsa çoğunlukla problem yaşamıyorsunuz.

Fakat genele baktığımızda birçok firmanın vaad ettiği süreleri tutturamadığını, istenileni istenilen şekilde yapamadığını görürüz. Zaten böyle bir beklentiniz var ise olabildiğince erken fark etmeye ve önlemler geliştirmeye çalışırsınız. Bu tip durumlarda yani bir projeyi ya da bir projenin bir parçasını bile bir firmaya yaptırıyorsanız ilk yapmanız gereken bu firmanın olması gerekeni yapıp yapmadığını “zamanında” ve “doğru” bir şekilde takip edebileceğiniz bir yöntemde anlaşmanızdır.

Çoğu kez iş yaptırdığınız firma biz size düzenli bilgi veririz gibisinden yaklaşabilir fakat siz ne tip bir bilgiye ihtiyacınız olduğunu tama anlamıyla düşünmediğiniz için bu önerilene tabi olursunuz. Diğer bir problem ise bu tipteki bir ilişkide taraflarda yer alan kişilerin sorumluluklarını yeterince bilmemeleridir.

Kurum içi projelerde proje yöneticisi tanımlamayı yapar, planı oluşturur, görevleri verir ve takip eder ve işin yapılma sorumluluğunu üstlenir. Ama dışarıya iş yaptırıldığında kontrol edemeyeceğiniz faktörler işin içine girebilir ve işte bu noktada problem başlar. En basitinden işi yöneten artık diğer firmadır. Ve sizin beklentilerinizin karşılanma sorumluluğu başka proje yöneticisine geçmiştir.
Bu noktada sormanız gereken bazı sorular olacaktır:

  • Bu firma proje yönetimine ilişkin herhangi bir eğitim ya da sertifikasyon sürecinden geçmiş midir? Proje yönetmeyi profesyonel anlamda biliyorlar mı?
  • Teslimatlar, bitiş tarihleri, ödeme planı, başarı kriteri vb. tüm ilgili konularda yazılı bir sözleşme yapılmış mıdır?
  • Proje zaman planı firma tarafından hazırlanmış ve taraflarca kabul edilmiş midir?
  • Firma projeyi zamanında ve istenilen şekilde tamamlamak için bir proje planı hazırlamış mıdır?
  • Projenin doğru bir şekilde ilerleyişini garantilemek için nasıl bir kontrol mekanizması geliştirmiştir?
  • Firma sizde ve kendi tarafında ayrılması gereken kaynaklar konusunda net mi? Belirsizlik var mı?
  • Projenin ilerleyişini gözden geçirmek ve kontrol etmek amacıyla ilgili kilometre taşları oluşturulmuş mudur?

Diyelim ki bu soruların müspet yanıtlarını aldınız ve proje başladı. Şimdi proje süresince sürekli sormanız gereken sorularınız olacak. Düzenli toplantılar ya da raporlamaların dışında sormanız gereken sorular ise şunlardır,

  • Geldiğimiz noktada planımızda yer alan teslimatlar tamamlanmış mıdır? Hayırsa Neden?
  • Geldiğimiz noktada planlamadığımız yada öngörmediğimiz bir şeyler ortaya çıkmış mıdır? Nelerdir? Neden?
  • Firma işini iyi yapıyorsa biz kendi üstümüze düşeni yapıyor muyuz? Ödeme vb.
  • Firma size bulunduğu noktayı ve bulunması gerektiği noktayı sebepleri ile izah edebiliyor mu?
  • Bizim istediklerimizle gerçekleşenler örtüşüyor mu?
  • Proje yönetim planında yer alan kapsam, risk vb. maddeler gerçekçi miymiş?
  • Yapılan bir şey ya da sizin isteğinizle oluşan büyük bir değişiklik var mı? Etkileri nelerdir?