Etiket arşivi: konuşma

Bir yerde konuşma yapacaksanız

Bir topluluğun önünde sunum yapmak yada konuşmak kolay bir şey değildir. Size doğru bakan onlarca göze bir çift göz ile karşılık vermeye çalışırsınız. Hatta bu durum bazıları için bir korku meselesidir.

İşin doğrusu benim çocukluğum çok utangaç olarak geçti. Bir dükkana girip fiyat bile soramazdım. Bu durum giderek hafiflemesine rağmen barmenlik yaptığım döneme kadar çok fazla değişmedi. Barmenlik yaptığım 3,5 yıl boyunca ki üstelik Ankara’nın en ünlü ve büyük barlarında çalıştım, yüzlerce insan ile yakın ve samimi iletişim kurmak, bulunduğum yerden herkesin gözünün içine bakmak zorunda kaldım ve işte o zaman “açıldım” ve hala da öyle gidiyor. Daha sonra danışmanlık ve eğitmenlik dönemlerinde ve hatta bankacılık dönemimde bu elde ettiğim rahatlıkla bir çok seminer, kongre ve toplantıda konuşmalar yaptım, yapmaya da devam ediyorum.

Özellikle seminer, kurultay ve kongreler öncesinde yaptığım bazı şeyleri sizlerle paylaşarak belki işinize yarayacak şeyler söyleyebilirim diye düşünüyorum;

Not taşımak: Birçok kişi eğer elinizdekileri okursanız, dinleyicilerle göz kontağını kaybedersiniz, iyi bir şey değil derler. Sadece size söylemeniz gerekenleri hatırlatacak kelimeleri yazdığınız bir küçük kağıt parçası oldukça işe yarayacaktır.

Göz kontağı: İnsanların gözlerine bakarak hızlıca hareket etmek, göz gezdirmek gerekir. Birisine doğrudan ve dikkatli, sanki bir şey varmış gibi bakmak değil.

Ödevinizi çalışın: Doğaçlama yeteneğiniz olsada konuşmanız öncesinde kısa bir çalışma yapmada fayda vardır. Dinleyicilerin ne duymak isteyeceklerini düşünerek hazırlık yapabilirsiniz.Ve onların duymak isteyecekleri şeyleri keyifli, komik yada metaforik olarak anlatacak yollar bulabilirsiniz.

Duraklama: Motor gibi konuşarak bir sunum yaparsanız kısa bir süre sonra sizi dinleyenler hiç bir şey anlamayacaklardır. Biraz bilgi verip biraz durmak, bilgiyi özümsemelerini sağlamak daha iyidir.

Gevelemeyin: Bir şeyleri ağzınızda geveleyip, yuvarlamayın. Kesin, net ve açık konuşmaya sözlerinize özgüveninizi yansıtmaya çalışın.Hatta mümkünse kendi sesinizi kaydedip sonra dinleyin, belkide belli yerlerde çok sıkıcı olmuşsunuzdur.

Hmmmmm demeyin: Kelime aralarına iiiiiii, hmmmm gibi acaip sesler sokmayın. Düşünmek için sessizliği tercih edin, illaki bir ses çıkarmayı değil.

Katılımı destekleyin: Oaraya gelip sizi inlemek isteyenlerin soracakları yada söyleyebilecekleri şeyler olabilir, onlara sık sk fırsat verin, katılımlarını sağlayın.

Görünmek ve duyulmak: Herkesin sizi görebileceği ve duyabileceği bir yerde durun

Plan yapın: Genel olarak sunumlarda 1 slayt için 4 dakika uygun bir süredir. Toplam sürenize göre slayt sayınızı ve konuşma sürenizi ayarlayabilirsiniz.

Test yapın: Önemli bir konuşmaysa evde ayna karşısında bir ön konuşma yaparak hem vücut dilinizi hemde söylemek istediklerinizi test edebilirsiniz. Ayrıca garip sesler çıkarmamayada çalışabilirsiniz.

Paylaşın:

Sessiz kabullenme

Diyelim ki çocuğunuz sizin istemediğiniz bir şeyi gözünüzün önünde yaptı ve siz hiçbir şey demediniz. Ya da işyerinde çalışanlarınızdan birisi ciddi bir hata yaptı, farkettiniz ancak bir şey demediniz.

İşte bu sessiz kabullenmedir.

Bir şeyleri sessiz kabullendiğinizde ortaya çıkan negatif sonuçlarıda körüklemiş olursunuz. Ya sizin sessizliğiniz aynı şeyin tekrar yapılma cesaretini verir yada yapılanın yanlış olmadığını düşündürtebilir.

Hayatınızda, çevrenizde ve/veya haberleri izlerken neleri kabulleniyor, neleri kabullenmiyor, neleri kabullenmiyor üstelik onunla mücadele ediyorsunuz hiç düşündünüz mü?

Pasif kaldığınız noktalarda belkide enerjiniz yeteriz kalıyor, spor yapmıyorsunuz, iyi beslenmiyorsunuz. Yada bulunduğunuz pozisyon etki yaratabileceğiniz bir güç vermiyor size. Belkide yorgunsunuz geçmiş mücadelelerden. Belki başından beri korkup kaçtınız mücadele etmekten. Hangisi?

Peki bu durumda kendinizi sessizce kabulleniyor musunuz? Kendi performansınızı kabul eidlebilir düzeyde görüyor musunuz? Ailenize yeterince vakit ayırdığınızı, sağlığınıza gereken özeni gösterdiğinizi, yardıma muhtaçlara yardım ettiğinizi, çevreyi koruduğunuzu düşünüyor musunuz?

Şimdi yaşadığınız iyi-kötü olayların ve aldığınız sonuçların sizi şaşırtıp şaşırtmadığını söyleyin.

“Şanssızım” “Nazar değdi” “Hayret yahu kısmet değilmiş” gibi teslimci klişeleri bırakın. Eğer hayatınızda bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız sessiz kabullenme ile yapamazsınız. Kendinize yeni standartlar getirin.

Yeri geldiğinde karşı çıkın, fikirlerinizi söylemekten çekinmeyin, iyiye doğru haraketten sarfı nazar etmeyin.

Sessiz onaylama yakın arkadaşların, eşlerin, dostların en büyük korkularından biridir çünükü samimiyeti yok eder, gerçeklerin saklanması anlamına gelir. Bazen gerçeklerle yüzleşmek ağır olsada dostluk, arkadaşlık bunu gerektirir.

Sessiz onaylama problemlerinizi çözümsüzlüğe sürükler. Çünük problemleri çözmenin birinci adımı problemi dile getirmek ve tanımlamaktır. Sesizlik problemi gizler ve gizlendiği yerde büyümesini sağlar.

Bugüne kadar sessizliği, ketumluğu erdem edindik ama yerine göre. Konuşmanında erdem olduğu yerleri bilmek gerek. Hem de sessizlik sağır etmeden insanı.

Paylaşın:

Yalancıyı Yakalama Yöntemleri

How to Know when Someone's Lying

Image by ATENCION: via Flickr

Birilerinin size yalan söyleyip söylemediğini yüzündeki bazı işaretlerden anlayabilirsiniz. Benim burada anlatmaya çalışacağım şeyler Amerika’daki jüri seçimlerinde ve polis soruşturmalarında da kullanılıyor. Bu yüzden bazı yüz ve vücut hareketlerini farkedebilmeniz yalanı doğrudan ayırmanıza yardımcı olabilir.

Nasıl yapacağız?

1. Kişinin gülümsemesini inceleyin. Zorla yapılan gülümsemeler sadece ağız ile yapılır. Rahatmış gibi görünmesine rağmen gerilimi yada gerçek anlamda mutlu olmadığını anlayabilirsiniz. Zoraki gülümsemelerin çoğunda dişler gözükmez, gerçek gülümsemelerin çoğunda ise azda olsa görülür. Gerçek gülümseme ağız ile değil yüz ile yapılır. Gözler kısılır, dişler görülür, gamzeler ortaya çıkar. Çok az insan gerçek ve sahte gülümsemesini senkronize edebilir.

2. El, kol ve bacaklarını inceleyin. Yalan esnasındaki gerilim sebebi ile hareketsiz, katı veya suni hareket içinde olabilirler. Eller kavuşuk, eller ile kafa taranıyor, kulak ve burun ile oynanıyordur. gibi yapılmaktadır. El açık bir şekilde göğüs yada kalbe doğru hareket etmiyordur.

3. Terliyor mu? Yalan söyleyenler, yalanlarından daha fazla ter atarlar.

4. Gerekli, gereksiz çok fazla şey söylüyorlar mı? Eğer söylüyorlarsa çaresizlik içerisinde sizi kendilerin inandırmaya çalışıyorlardır.

5. Gözbebeklerinin hareketlerine bakın. Yalan söyleyenler doğrudan göz kontğaına geçmek istemezler. Çok sık göz kırpmaya başlayabilirler(heyecan). Sağ elini kullanan birine bir soru sorduğunuzda göz bebeği sağa kayarsa bir şeyi hatırlamaya çalışıyordur, sola kayarsa yaratıcılığını kullanacak, uyduracak demektir. Sol elini kullananlar için tersi geçerlidir.

6. Duygusal olarak inceleyin. Duygular geriden gelirler, normalden uzun süre kalırlar ve birden dururlar. Bu yüzden bazen söylediği ile kişinin heyecanı birbirini tutmayabilir.

7. Sorularınıza tepkisini yakından izleyin. Yalancılar kendilerini rahatsız hissettikleri için ya vücutlarını başka yöne çevirmeye veya kaçmaya çalışırlar yada sizinle aralarına bir obje koymak isterler. Suçsuz insanlar saldırıya, suçlu insanlar anında savunmaya geçerler.

8. Kullandıkları kelimeleri kasıtlı kullanıp kullanmadıklarını düşünün. Bazı söylemler ipuçları verirler:

  • Sizin kelimelerinizi tekrarlayarak yanıt vermek
  • Hiçbir şeyi küçültmezler
  • Doğrudan evaplardan kaçınırlar, yuvarlak ve genel cevaplar verirler
  • Çok fazla konuşarak ikna etmeye çalışırlar
  • Monoton bir tonda konuşurlar
  • Kötü cümleler kurarlar
  • Konuyu amacından sapturak çin espiri ve alaya kaçabilirler

9. Konuşmaya başlamadan önce kısa bir sessizlik anı yaratı. Kişinin ne kadar rahatsız olup olmadığını inceleyin.

10. Konuyu birden değiştirin. Suçsuz insan konunun değiştirilmesinden rahatsız olup geri dönmek isteyecek yalancı ise kurtulduğunu düşünecektir.

Son Söz

Yukarıda yazdıklarım sadece yalanı anlama konusunda hem benim geçmişimde aldığım eğitimlerden, iş hayatımdaki tecrübeleden, askerlikten ve hemde okuduklarımdan yaptığım bir derlemedir. Bu tip uygulamalar %100 sonuç vermezler. Burada yazılanları esas alarak kesin ve kati sonuçlara varmamanızı rica ediyorum.

Paylaşın: