Etiket arşivi: toplantı

Aynı anda birden fazla iş vermek ya da yapmaya çalışmak

imagesAynı anda birden fazla iş vermek ya da yapmaya çalışmak Hepimizi bildiği gibi araba kullanırken cep telefonu ile konuşmanın yasak olmasının sebebi aynı anda 2 iş yapmaya çalışırken kazaya sebebiyet vermemizi önlemektir. Hatta bazen bayanların araba kullanırken hem telefonla konuşmalarına hem de aynada makyajları ile uğraşmalarına tanık oluyorum.

Yapılan çalışmalarda email ve telefon ile işi bölünenlerin IQ’larında %10’a yakın düşüş oluyormuş. Bu oran uyuşturucu kullanmanın getireceği zararın 2 katı imiş.

Aynı anda bir den fazla iş ile uğraşmak verimliliğimizi %40 düşürüyor. Aslında aynı anda birden fazla iş yapamıyoruz tek yaptığımız elimizdeki işler arasında hızla gidip gelmekten ibaret.

Siz her ne kadar aynı anda 40 yumurtayı da taşıyabildiğinizi söylesenizde yapılan bir diğer araştırmada birden fazla iş ile uğraşanların diğerlerine göre daha az ehil” competent” oldukları çıkmış. Üstelik sadece verimsizlik değil aynı zamanda en büyük stres kaynaklarından birisi.

Herkesin kötü olduğunu bilmesine rağmen ısrar etmesinin sebebi ne? Çünkü beynimiz hem elimizden hem de sözlerimizden hızlı. Biz karşımızdakilerden yapabileceklerinin maksimumunu yapmaları için yapabileceklerinden fazla iş vermeye çalışıyoruz. Aynı zamanda kendimizde telefonla konuşurken internette email okuyabiliyoruz.

O halde ne yapmak lazım?

Bölünmelerinizi engelleyin yani email’inize yarım saatte bir bakın aralarda bakmayın. Toplantılarda hem saygıdan hem de bölünmemek için cep telefonunuz kapatın

Yapacağınız işlerde kendinize gerçekçi olmayan agresif tamamlama süreleri verin. Böylece size vakit kaybettirecek her şeyi(özellikle toplantıları) azaltmak zorunda kalırsınız.

Hepimiz iş dünyasının atletleriyiz. Hangi atlet koşarken kitap okuyor? Hangi yüzücü yüzerken telefonla konuşuyor?

Eğer yarışı kazanmak istiyorsak sadece yapacaklarımıza odaklanmayı öğrenmeliyiz.

Paylaşın:

Sosyal Enerji

handsFiziksel ve duygusal enerjileri bildiğinizi biliyorum. Bir maraton koşucusundaki, her gün konuşma yapan siyasetçideki, her sabah siz gittiğinizde orada olan ve işten ayrılırken hala orada olan çalışanların enerjilerini biliyorsunuz. Ama sosyal enerjiyi biliyor musunuz?

Sosyal enerji birlikte olduğunuz insanlarla geçirdiğiniz zamanlarda ortaya çıkar. Ve sosyal enerjinin eksikliğini mutlaka hissedersiniz. Örneğin bilgisayar başında otururken, televizyon seyrederken ya da internette gezerken bu semptomları hissedersiniz. Yorgun değilsinizdir hevesinizde vardır ama bu sizi tatmin etmiyordur anlam veremediğiniz bir sıkıntı vardır içinizde. Aslında sosyal enerji eksikliğini bilgisayar ya da televizyon başında oturarak anlamlı olduğunu düşündüğünüz şeyleri yaparak doldurmaya çalışırsınız.

Aslında sosyal enerji bir şekilde içe döndüğünüz ya da zaten öyle olduğunuz için eksiktir. Her ne kadar içe dönsekte ya da karakterimz öyle olsada en az dışa dönükler kadar sosyal enerjiye gereksinim duyarız. Sadece tek fark dışa dönüklerin zaman zaman yalnız kalıp düşünmeye ihtiyaç duymaları içe dönüklerinse sosyal enerjiye ihtiyaç duymalarıdır.

Fakat önemli bir sıkıntı içe dönüklerin sosyal enerjiye ihtayaç duyduklarını kabul etmemeleridir. Dışa dönükler sosyal enerji ile beslendikler için kısa bir süre bile olsa eksikliğini hisseder ve bunu belirtmekten kaçınmazlar. Ama içe dönükler bu ihtiyaçlarını bile tam olarak ifade edebilmek için içe dönerler.

Ayrıca içe dönükler sosyal enerjiyi yaratacak girişkenliğe yeterince sahip olmadıkları için arkadaş gruplarına girmede ya da tanışmada zorluk çekebilirler.

Murphy’deki “tünelin sonundaki ışık” ile ilgili içe dönükler “üzerinize gelen trenin ışığı derken” dışa dönükler “tünelin çıkışı” diyeceklerdir. Aslında burada onların karamsarlığını değil yeterince pozitif olmadıklarını söylemeye çalışıyorum. Ayrıca içe dönüklerin dışa dönükler kadar ilişkilerden zarar görme olasılıkları, ilişkilerini azlığı sebebiyle daha düşüktür. Eğer insana güvenmiyorsanız içe dönük olup zarar görme riskinizi azaltabilirsiniz.

Sosyal enerji almanın yolu sosyalleşmektir. Bir arkadaşınla muhabbet etmek, akadaş grubunla oyunlar oynamak, yemeklere çıkmak, trekking vb. aktivitelere katılmak. TV seyretmek, internette gezmek, chat yapmak sizi sosyalleştirmz aksine insan ilişkilerinden ayırdığınız zamana göre sizi asosyalleştirir. Enerjinizi alır, enerji vermez.

Düzenli arkadaş grubu toplantıları, misafirlikler, aile içi toplantılar hayatınıza sosyal enerjiyi enjekte eder.

Sosyal enerjinizi bitirmemeye çalışmalısınız. Özellikle biz(ailem) çocuk olayından sonra nispeten hareket kabiliyetimizi yitirip, bir anlamda eve kapandık. Gelen giden çok olmasına rağmen eski tempomuzu kaçırmış durumdayız. Şimdi yavaş yavaş sosyal enerji için gerekli olan eski arkadaş gruplarımıza dönmeye, ortak zaman geçirmeye çalışıyoruz.

Sosyal enerjiyi istediğinizde alabilmeniz zor. Uykunuz geldiğinde yatar uyursunuz ama sosyal enerji için çabalamanız, uğraşmanız gerekir. Arkadaşlarınızı ve ailenizi ihmal etmeyin.

Paylaşın:

Beyin fırtınasını doğru yapmak

corporate-brainstorming-sessionBeyin fırtınası doğru yapılmadığında ciddi bir zaman kaybı olmakla beraber doğru yerine yanlış şeylerin ortaya konabileceği bir şey haline dönüşebilir. Önemli olan amaca uygun sonuçların yakalanacağı etkin beyin fırtınası toplantıları yapmaksa işte o zaman dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var;

1. Beyin fırtınasını sadece fikir toplamak için yapmayın aksine fikirleri birleştirip neler çıkabileceğine ya da fikirlerin daha geliştirilmesine odaklanın. Eğer sadece fikir toplayacaksanız vaktinizi böyle harcamayın eski usul öneri sistemi vb. uygulamaları devreye alın.

2. Korkanları bu gruba almayın. Eğer beyin fırtınası yapacağınız ekibe demotive, aldığı ücretten yakınan, alaycı kişileri alırsanız yine sonuç hüsran olacaktır. Eğer her sene çalışanlarının %10’unu işten çıkaran bir şirket iseniz gelenler fikirlerini açıka söylemeye cesaret edemeyeceklerdir.

3. Önce bireysel sonra ekip olarak beyin fırtınası yapın. Bireysel fikirler grup içerisinde şekillenir. Beyin fırtınasını yönetcek kişi bu toplantı önce konuyu herkese iletmiş ise sadece o konuya odaklanan kişilerin fikirleri grup içerisinde harmanlanarak anlamlı projeler haline gelebilecektir.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Bırakın sözümü bitireyim lütfen

1262627894_top-10-ways-to-start-talking-to-women_flashNeden toplantı yaparız? Bilgi paylaşımı veya bazı karmaşık şeyleri çözmek için. Herkesin bir anda konuştuğu yada
düzeni olmayan toplantılarda hep birileri diğerlerinin sözünü kesmek zorunda kalır. Bu kesmeler bazen dikkati dağıtır bazende rahatsız eder.

Şimdi öyle bir şey yapmalısınız ki hem araya girmeleri ve söz kesmeleri engelleyeceksiniz hemde toplantı verimli bir şekilde ilerleyecek.

Canan tam cümlesinin ortasındayken sustu. “Ne diyecektim” diye düşündü. Deniz sözünü kesince diyeceğini unutmuştu. Üstelik söyleceği şeyleride kafasında hazırlamıştı. Her halukarda biraz zaman kazanıp söylemesi gerekenleri söylemek istiyordu. “Bir dakika Deniz, lütfen, söyleceklerim daha bitmedi.” dedi.

Bu çıkış Deniz’in dikkatini çekmişti. Aslında herkesin bir anda dikkati Canan’a yönelmişti. “Belkide söylememeliyim” diye geçirdi içinden Canan.

Canan’ın yaşadığı aslında hepimizin sık sık yaşadığı durumlardan birisi. Ve muhtemelen bu araya girmeyi, söz kesmeyi hep aynı kişiler yapıyorladır.

Bireysel olarak bu olayı çözebilme becerinizin olması lazım bence. Aslında bulunduğunuzu grubun kültürü ya da tarzını iyi bilmeniz gerekmekte.

Birisi sözünüzü kestiğinde nerede ve neden kestiğine dikkat edin.

Tüm söz kesmeler yada araya girmeler kötü değildir. Bazen destekleyici bir söz yada daha büyük bir hata yapmadan önce doğrusunun söylenmesi gibi lehinize bir şeyler söyleniyor olabilir. “Bence de” diyebileceğiniz kesmelere müdahale etmeyin.

Taraftarlar söz kesmez

Eğer karşıt görüşte birileri taraftar olmuş ise onların araya girmesi sadece toplantıyı bozma amacı güdüyordur. Kişisel karşı saldırı işe yaramaz. Eğer toplantı başkanı varsa saldırıları durdurmasını isteyebilirsiniz yada toplantının ertelenmesini.

Bazen kendi kendinizi bölersiniz

Bazen bir şeyler anlatırken aklınıza yeni bir şeyler gelir, onu araya sıkıştırırsınız ama sonunu iyi düşünmediğiniz için ilk söyledğiniz ile çatışan bir durum ortaya çıkabilir.

Sonraya saklayın

Bazen araya girilmesine sebep olan sizsinizdir ve herkesin zamanı kıymetli olduğu için o an cevap vermez daha sonra konunun üzerine gidersiniz.

Stratejik Susma

Saygılı dinleyiciler sizi dikkatle dinler, konuşmanız bittiğinde söz alır ve konuşurlar. Eğer konuşurken belirli bir suraklama, nefes alma vb. bir şey yaratırsanız araya gimeye davetiye çıkarmış olursunuz. Bunu kasıtlı yaparsanız strateji, bilmeden yaparsanız hata yapmış olursunuz.

Bazı söz kesenler üstelik kabadırlar. Bu noktada durum söz kesmekten öte saygı sınırlarının aşılması anlamına gelirki bu durumda onlarla sadece özel konuşma yapmanızı öneririm. Yazışmayın, konuşun.

Paylaşın:

Çapraz ateşte kalmak

Diyelimki bir şirketi, birimi yada departmanı yönetiyorsunuz. Sizinle çalışan 2 kişi birbirleri ile çatışma içindeler ve bu yüzden onlardan gelen raporlar birbirlerini suçlar nitelikte. Ne yaparsınız? Onlarla döğüşür müsünüz? Onları durdurur musunuz? Her ikisine de ateş açar mısınız?

Mehmet, Elvan’dan gelen mektubu aldığında biraz yüzü asılmıştı. Zarfta “Gizlidir” ibaresi vardı. “Yine mi?“ dedi içinden. “Selim ile Elvan arasında sürüp giden çatışmaya ilişkin bir not daha” diye düşündü. Okuması gerektiğini ama bununda ciddi bir zaman kaybı olacağını düşünüyordu. Derken telefon çaldı ve kimin aradığına bakmadan telefonu kaldırdı “Merhaba, ben Mehmet”

Arayan Selim’di. “Gördünüz mü? Bu gerçekten çok fazla oldu. İnanamıyorum…”

Mehmet, Selim’i durdurdu. “Biliyorum, tekrar etme. Ne eposta ne de yazı göndermenizi istiyorum. Şimdi çık ve güzel bir yürüyüş yap. Yarın her ikinizle beraber bir toplantı yapacağım ve bu çocukça çekişmeyi geride bırakacağız.” dedi.

Mehmet, iki yöneticisi olan Elvan ile Selim arasında kalmıştı. Şu aşamada Mehmet 2 tane doğru şey yapmıştı: Bir tanesi barış yapılmasına ilişkin niyetini göstermiş, ikincisi Selim’in karşı ateş açmasını engellemişti.

Şimdi hem elemanlarını kaybetmemeli hemde işlerin yürümesini sağlamalıydı. Ne yapılabilirdi;

Harekete geçin

Savaşın devam etmesine müsaade etmeyin. Siz harekete geçmezseniz savaşı teşvik etmiş olursunuz. Çatışmayı neyin ortadan ladırabileceğine odaklanın. (Birini başka bir işe atamak çatışmayı muhtemelen gidermez.)

Ateşkes ilan edin

Öylelikle durumu daha kompleks hale getirmekten kurtulursunuz.

Kendi rolününüzü değerlendirin

Eğer iki kişi kişisel bir çatışma içindeyse ve siz bu çatışmanın bir parçası olarak krndinizi görmüyorsanız, parçası değilsinizdir. Ama tek çözüm noktasıysanız kaçarınız yok demektir.

Kolaylaştırıcıları devreye alın

Bazen danışmanlık firmaları yada diğer departmanlar tarafsız bir göz olarak bazı olayları ele alıp çözüm getirebilirler. Kendiniz denemeyin. Bunu bir diş hekiminin diğer diş hekimine gidişi olarak düşünün.

İlk toplantıyı açıklayıcı yapın

İlk toplantıda çözüme gitmeyi hedelemeyin. Önce ne olup bittiğini iyice masayayatıromasına gayret edin. Büyük olasılıkla her iki çalışnada kendi haklı bakış açılarını dile getireceklerdir. Bu bakış açılarını objektif bir şekilde değerlendirmeye çalışın.

İki kişinin çatışması diğerlerine örnek olabilir. Bu çatışma sebebi ile çözümünün şirket içersinde emsal kabul edileceği anlamına gelebilir. Bu yüzden çözümlerin kalıcı ve doğru olarak bulunması çok önemlidir.

Paylaşın:

Toplantıları Doğru Yapabilme Sanatı

effective-meetingsBazı toplantıların sonuna doğru masanın bir diğer ucunda kendine has başka bir toplantının başladığını görürüz.

Cem uğraşıyordu ama bir toplantı daha kontrolünden çıkıyordu. Rica etmesine, hafif yüksek sesle uyarmasına rağmen yan yana konuşmalar devam ediyordu. Neden bu işi ve bu şirkette çalışmayı kabul ettiğini düşünüyordu.

Bir çoğumuz bu problemi kendi becerilerimizle halletmeye çalışırız. Ama önemli ve zor olan toplantıyı kendi içeriğinde tutmaktır ve bu sebeplede gündem aslında en önemli anahtardır.

Vietnam barış görüşmeleri başlamadan önce aylarca masanın şekli tartışılmış. Birçok araştırmacıya göre bu durum bir çözülemezliği ve çıkmazı ifade ederken halbuki politik açıdan çok önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü özellikle iş ortamlarında masada oturma şekli itibari ile pozisyonlar ve toplantıyı etkileyebilme ve akışında tutma birbiri ile yakın ilişkilidir.

Geleneksel konfigürasyonda uzun dikdörtgen masa ve toplantı başkanı masanın ucunda oturmaktadır. Masanın sağ ve sol tarafında da yukarıdan aşağıya kurmaylar otururlar ve sadece istisnai durumlarda alt rütbeliler yöneticiye yakın otururlar. Bu konfigürasyon problem yaratığında terk edilmelidir. Öncelikle ilgili işe ve ihtiyaçlara uygun esneklikte uygun bir oda seçilmelidir.

Dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır;

  • Küçük toplantılar için yuvarlak masalı odayı tercih edin. Büyük ve yanlış şekil kişilerin toplantıya katılımını etkileyebilir.
  • Büyük toplantılarda toplantı lideri en başa oturmamalıdır. Bunun yerine herkese hakim olabileceği orta noktayı seçmelidir. Başa yada sona oturmak toplantıya katılan diğerlerine olan mesafeyi ve iletişimi zorlaştıracaktır. Ortaya oturduğunuzda ise hem siz herkese hemde herkes size kolaylıkla erişebilecektir.
  • Herhangi bir toplantı için dar ve uzun toplantı masaları uygun değildir. Özellikle iki uca oturan kişilerin iletişimini olumsuz etkilerler. Eğer iki toplantı lideri masanın iki tarafındaki merkeze konumlanırsa toplantı çok daha verimli geçecektir.
  • Ara verilecek toplantılarda iki liderli toplantı gerekmektedir.(elipsin ortasındaki düz çizgideki simetrik iki nokta olarak düşünelim) Eğer ikram olacaksa bu ayrı bir masada olmalı ve ikram sonrasında toplantının tekrar herkesin odaklanacağı bir şekle girmesi için kaldırılmalıdır.
  • Diğer toplantılar, (ör. beyin fırtınası vb.) masa gerektirmez. Masasız ya da birini odasında onun masası etrafında yapılabilirler.
  • Toplantıyı düzenleyen olarak ihtiyacınız her ne ise ona göre doğru odayı ve masayı ayarlayın.
Paylaşın:

Şirketlerde ve projelerde fotoğraf albümü hazırlamak

Geleneksel aile albümü gibi birim / proje vb. fotoğraf albümleri proje ekibinin / birim elemanlarının resimlerini, yaşanan olaylara ilişkin bilgileri ve toplantıları kapsayacaktır. Bu albüm bağlantıları güçlendirecek, ekibin bir aradalığını sağlamlaştıracak, ve hazırlandığı kadar da neşeli olacaktır.

İş arkadaşlarımızla aylarca ve hatta yıllarca bir arada çalışınca ailemizde olduğu gibi çeşitli heyecanlar, üzüntüler, sevinçler yaşarız. Bu tipte bir ailenin kendi için yarattığı bir tarih belgesi çok etkili olacaktır. Tek fark proje ekibi/birim elemanları zaman içerisinde coğrafik olarak dağılırsa albümün kolaylıkla paylaşılamayacağı düşünülebilir ama internet bu konuda imdada yetişecektir.

Hayatta küçük şeyler bizi birbirimize bağlar. Bir tekne gezisinde yada mangalbaşında yenilen güzel bir yemekte çekilen fotoğraflar gibi. Eğer Pelin’in her hafta bir puzzle bitirdiği biliniyorsa ve Pelin bunu fotoğraflıyorsa / çerçeveletiyorsa, yada Mehmet fıkraları ile ünlü ise ve arkadaşlarına hergün bir fıkra anlatıyorsa tüm bunları bir şekilde arşivlemek mümkün olacaktır.

Internet’inizde herkesin odasını ve oturma planını resmedebilirsiniz. Ya da herkesin diline düşmüş bir olay var ise bunuda yazabilir ya da resimleyebilirsiniz ki böylelikle herkesin ne konuşulduğundan haberi olsun. Özlü ya da komik sözler fotoğraflardan daha etkili olabilecektir.

Albümünüzün gerçekten organizasyonel bir değer yaratması pozitif bir iş kültürü yayması ile gerçekleşebilecektir. Bu konuda birkaç yol vardır:

Daha iyi iletişim
Geniş ve dağıtılmış ekiplerde bazen birbirleri ile hiç tanışmamış kişiler olabilmektedir. Böyle bir albüm kişilerin birbirlerini tanımalarına yardımcı olacaktır. Sadece telefon ve email ile görüştüğünüz kişilerin neye benzediğini görmek gerçekten şaşırtıcı bir deneyim olacaktır.

Önemli hatıralar
Eğer projenize bir başlangıç toplantısı yaptıysanız, yada ekibi bir araya getirecek özel yemek düzenlediyseniz bunları fotoğraflamak daha sonra geri dönüp baktığınızda pozitif duygular hissetmenizi sağlayacaktır.

Üretken toplantılar
Eğer ekip bir araya gelemiyor, bir arada çalışma şansını bulamıyorlarsa onlar için en iyisi böyle bir albüme erişmek olacaktır. Diğer oyuncuların ve çalışılan yerlerin neye benzediğini görmek, yemek yenilen yerleri görmek faydalı olacaktır.

Resmedilmiş Tarih
Özellikle büyük projeler bittiğinde projede yer alanların isimlerini yada resimlerini bir araya getirmek çok zordur. Daha sonra tekrar proje ekibini bir araya getirmek gerektiğinde proje albümü hafızanızı yenilemek adına faydalı olacaktır.

Paylaşın:

Kendi hula hoop’unuzla kalın

Own, Alan J Truhan. 7-3-06. Children Hula Hoop...

Image via Wikipedia

Birçok işi üstlenip ben yaparım diye taahhüt ediyor musunuz? Siz gerekliliklerinizden çok başkalarının ihtiyaçları için sürekli toplantılara çağrılan biri misiniz? İşte hula hoop burada çok işe yarar.

Fatih karnında bir kasılma hissetti. Ebru aramış, yıllık rapor tamamlanmadan sıkıntıdaki 2 projenin problemlerini gidermesini, ortalığı temizlemesini istemişti. Sumru’nun istediği “Ay sonuna kadar projelerin gözden geçirilmesi” idi. Fatih kabul etmek zorundaydı çünkü Sumru hem patronu hem de doğal olarak müşterisiydi. Fakat neden bu işi kabul ettiğini düşündü, her defasında evet dediği bu tip işler yüzünden aşırı yükleniyor ve yoruluyordu.

Neden çoğu zaman kendi ihtiyaçlarımızı göz ardı edip diğerlerini istediklerini yerine getirmeye gözü kapalı gideriz? Kendimizi aşan bir şeye evet demeden önce nasıl farkına varabiliriz?

Bunu size bir metafor ile anlatmaya çalışacağım. Herkesin bir hula-hoop’u olduğunu varsayın. Hepimiz hula-hoop’umuzu en iyi şekilde çevirmeye çalışıyoruz. Zaten çevirmesi çok kolay değil, bir de başkasınınkini çevirmeye çalıştığımızda problem başlıyor. Ne kadar iyi hulo-hoop çeviricisi olursanız olun bazen hulo-hoop bacaklarınızdan aşağıya kayar ve düşer.

Bazen yakınımızdaki birinin hulo-hoop’u düşerken yardım etmek isteriz ama maalesef böyle bir yardım yoktur. Kendi hulo-hoop’umuzu bozmadan başkasına yardım mümkün değildir. Öncelikle nasıl yapması gerektiğini söyleyebilir, öneriler, uyarılar getirebilirsniz ama o kişi için siz hulo-hoop çevirmeye kalkarsanız kendinizi sıkıntıya sokarsınız.

Deneyin. Bir arkadaşınızı ve iki hulo-hoop alın ve aynı anda çevirmeye çalışın. Çok zordur.

Önemli olan herkesin kendi hulo-hoop’unda kalmasıdır.

Sumru, Fatih’ten projeleri gözden geçirmesin istediğinde, Fatih Sumru’nun hulo-hoop’unun düştüğünü gördü ve yardım etmek istedi. Fatih’in işi projeleri gözden geçirmekti zaten ama acil durumlar Ebru’nun göreviydi. Fatih, Sumru’nun görevini üstleninice aynı hulo-hoop’u çevirmeye çalışmış oldular.

Kendi hulo-hoop’unuzda kalmayı size hatırlatması için isterseniz bir hulo-hoop alıp ofisinize koyun. Ne zaman bir işe evet derseniz hulo-hoop’unuza bakıp tekrar düşünün. Eğer yapılabilecek bir şey ise problem yoktur ama değilse nasıl hayır diyebileceğinizi planlayın.

 
Paylaşın:

Yanlış insanlarla vakit kaybetmeyin!

The Passage of Time

Image by ToniVC via Flickr

İşinizi tanıdığınız herkese anlatmak, onları kendi tarafınıza çekmeye çalışır gibi bir havaya girmek gereksizdir. Sizin yaptığınız işe ihtiyacı olmayana satış yapmaya çalışmak en büyük vakit kaybıdır. Siz, sadece size ihtiyacı olana yönelin.

Yanlış insanlara satış yapmanın temelinde herkese satmaya çalışmak yatar. Her müşterinin alıcılık düzeyi değişkendir. Ne istediğini bilmeyen, anlamadığı halde o konuda sizden bir şey talep eden, üstelik o konuda bilgiçlik taslayan müşteriler uzun vadede olumlu sonuçlar getirmeyeceklerdir. Tahmin ettiğinizden fazla sorun çıkaracağını düşündüğünüz müşterilere hayır diyebilmeniz ve onları rakibe yönlendirebilmeniz lazım. Böylelikle başağrısından yapacağınız tasarrufu daha iyi müşterilere daha iyi hizmet sunmak için gereken fikirlere ayırabilirsiniz.

Bir de sizinle işbirliği yapmak isteyenler olacak. Sırf sizinle işbirliği yapmak istediği için birileriyle iş yapmak mümkün değildir. Genellikle bu tipteki işbirliği taleplerinin %50’si boşunan harcanan vakitlere dönüşür. Zamanınızın büyük bir kısmı “Acaba bir işbirliği fırsatımız olabilir mi?” toplantılarıyla geçecektir. Eğer bu tip toplantı ve görüşmeleri somut hedeflere odaklayamazsanız sonuç alamazsınız.

Ben bugünkü tecrübemle eskiye oranla bu tip taleplerin yüzde 10’unu kabul ediyorum. Öncelikle işin ciddiyetini ve odaklandığı noktayı yazılı bir halde istiyorum ki bir yandan da karşı tarafın ciddiyetini ölçebileyim.

Eğer anlamsız ve zayıf tekliflere hayır diyebilirseniz, çok iyi ve altın fırsatlara evet diyebilme şansınız olur.

Paylaşın: