Etiket arşivi: zaman

Bazen yavaşlamanız gerekir

slowNe zaman kendi kendime “Sakin ol” demeye başlasam bir koşturmacanın ortasında
buluyorum kendimi. Sürekli bir telaş ve acele içinde kaptırıp giderken birden yolun sonundaki sesin şelalenin sesi olduğunu farkediyorum ve “yavaşla” diyorum kendime.

İşyerinde neredeyse onlarca irili ufaklı proje ile boğuşurken her tamamlanan iş yeni birtakım işleri getirir ya da her yeni iş yeni probelm ve sıkıntıları doğurur. Zamanında ya da bir an önce yapabilmek için var gücünüzle işleri tamamlamaya ve bitirmeye çalışırsınız..

Haftasonu eğitimim olmayıp ailece gezmeye giderken kendimi arabada gaz pedalına yüklenmiş buluyorum. Sanki ralli sürücüsüyüm, kazanmam gereken bir yarıştayım gibi.

Yemek yenecek, daha herkes masaya oturmadan bitmiş boş tabağımla buluyorum kendimi. Hızlı yersen kilo alırsın diyorlar, alıyorum gerçekten.

Supermarket’e gidiyorum sanki yazar kasaya ilk varana ödül vereceklermiş gibi kendimi nefes nefese yazar kasanın başında buluyorum.
Ne zaman evden çıkacak olsak, eşimin oflamalarını duyuyorum çünkü yine “hadi hadi hadi” demişim farkında olmadan.

Neden böyle herşeyde ve her konuda aceleci, hızlı ve canı tezim bilmiyorum. Bu yüzden tutacağım ümidiyle bazı sözler vermeye çalışıyorum kendime;

  • Henüz yapamıyorum ama mutlaka “yavaşlayacağım” Sadece mevcut fren teknolojileri bende işe yaramıyor.
  • Bütün kafamı boşaltıp düşüncelere dalacağım zamanlar yaratacağım kendime. Ve zamanı unutturacağım belkide beynime.
  • İşte o zaman hızlı yaşayıp genç ölenlerden olmayacağım.
  • Bu telaş ve kargaşa içerisinde ne kendini nede çevresinekileri ihmal edenlerden olmayacağım.
  • Daha herşeyi hayal etmediğimi düşüneceğim.
  • Herşeyi dinleyeceğim. Belki her ağıza kulak olmayacağım ama tüm duymadıklarımı duymaya çalışacağım.
  • Bir kuş ya da at ile empati yapmaya çalışacağım.
  • Dikkat etmediğim, görmezden geldiğim, değer vermediğim şeylere konsantre olacağım.
  • Yaşadığım şeylerden daha fazla nasıl ders alabileceğimi düşüneceğim.
  • Gazetede bir haberi okurken o haberi yazanı, o haberi yayınlatanı, haberde bahsi geçeni ve bu haberi okuyanları düşüneceğim.
  • Bana neyi düşündürtmeye çalıştıklarını ve bunu neden yaptıklarını düşüneceğim.
  • Karşı olduğum ve red ettiğim şeyleri tekrar değerlendireceğim.
  • Kendimi uzaktan izleyeceğim.
  • Kendimi üzmemek, provoke etmemek için elimden geleni yapacağım.
  • Egom beni alkışladığında kibirimi içime kitleyeceğim.

Ben böyle yazılar yazmam ama bu sefer elim bu kelimelere gitti, bunları yazdırdı bana.

Paylaşın:

Öğretmenlerin kulağına küpe

Yapılan bir araştırmada öğretmenler açısından aşağıdaki maddelerin eksikliği en önemli problemler olarak ortaya çıkmış, bende sizlerle paylaşmak istedim;

Öğretmenler;

Öğrencilerine zaman kazanma metodlarını öğretmelidirler. Çünkü ayakta kalmanın ve başarı zamanı satın almakla ve zamanı iyi kullanmakla gerçekleşiyor.

Sınıf içi kuralları öğrencileri ile beraber belirlemelidirler. Bu uzun vadede kişinin katılımcı olmasını ve “kabul görme duygusunu” güçlendirecektir.

Öğrencilerin pratik yaparak öğrenmelerini sağlamalı, öğrendiklerinden emin olmalıdırlar.

Ellerindeki malzeme ile yaratıcı yaratıcı eğitimler ortaya koyabilmelidirler.

Bir öğrencinin öğrenme isteğini artırabilmeli, öğrenmeye ilişikin gayretini desteklemeli ve öğrenme amaçlı aktivitelere katılımı cesaretlendirmelidir.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Zaman kazandıracak öneriler – 1

Time-ManagementBazen günde kazanacağınız birkaç dakika bile çok önemli olabiliyor. Bu yüzden zaman kazanmaya yönelik herşey çok kıymetli. Bazı küçük ayrıntılar ne farkeder denerek önemsenmediğinde zaman kaybına neden oluyor. İşte böyle sizlerinde bildiği şeylerden bir demet zaman kazandırıcı öneri hazırladım.

1. Hergün bir süreliğine kimseye kapıyı açmayın, konuşmayın ve telefonunuzu kapatın. Sadece önceliklerinize konsantre olun.

2. Yazın. Yapmak istediklerinizi, kızgınlıklarınızı, düşüncelerinizi yazın ve stresinizi böylelikle azaltın.

3. Yapılacak ayak işlerini listeleyin. Aidat, kira ödeme, hotmail kontrol vb. görebileceğiniz bir yere koyun.

4. Delege edin! Herşey ikendiniz yapamazsınız. “En iyi ben yaparım” düşüncenizle bir yere varamayacağınızı fark etmenin zamanı geldi.

5. Haftalık alışverişi, günlük yazacağınız yazı miktarını vb. standardize edin. Düzen zaman kazandırır.

6. 5 dakikada yada daha kısa sürede yapacağınız işleri sıralayın. Email kontrolü, X’i aramak, banka kontrol vb. Boş vakitlerinizde bu listedekileri yapmaya çalışın.

7. Öncelik verin! Bazen 20 tane anlamsız işi yapmaktansa bir tane önemli işi yapmak yeğdir. Mutlaka işlerinizi önceliklendirin.

8. Belirli şeylerin stoğunu yapın. İşyerinde kağıt, zarf, evde deterjan, kalem vb. Hem para hemde zaman kazanısınız.

9. Bir dosya hazırlayın.(Hem bilgisayarda hemde evde) Bu dosya okunacaklar dosyası olacak. Okumak istediğiniz şeyleri bu dosyaların içine koyun. Ve örneğin doktorda sıra beklerken bu dosyanızı okuyun, yada işten ço bunladığınızda bilgisayarınızdan bu okunacak şeyleri okuyarak biraz kafanızı dağıtın.

10. Benzer işleri birlikte yapın. Örneğin telefon görüşmesi yapacaksanız tüm aramalarınızı aynı anda yapın. KDV fişlerinizi aynı gün içinde yazmaya çalışın.

11. Yaşadığınız şeylerden ders çıkartın ve bazı şeyleri tekrar tekrar yapmaktan kurtulmak için aklınızı kullanın. Eğer anahtarınızı sürekli evde unutup çıkıyorsanız arabayadabir tane koyun.

12. Organize olun! Günlük işlerinizi planlayarak yapmaya araya giren şeylerden uzak durmaya çalışın.

13. Masanızdaki herşeyi önce kaldırın. Sadece o gün ilgilenebileceğiniz şeyler kalacak şekilde herşeyi gözünüzün önünden kaldırın.

14. Telefonunuzu solaksanız sağ tarafınıza, sağ elinizi kullanıyorsanız sol tarafınıza alın.

15. Elinizin altında not tutabileceğiniz bir defter mutlaka olsun.

16. Aynı gün içinde lazım olacak şeyleri masanızda, aynı hafta lazm olacak şeyleri çekmevcenizde, aynı ay içinde lazım olacakları dolabınızda, ne zaman lazım olacağı belli olmayanları uzak bir yerde tutun.

17. Sadece ihtiyacınız kadar kırtasiye tutun. Artık bunları masanızda ve çekmecenizde stoklamayı bırakın.

18. Hergün sabah geldiğinizde masanızın üzerine göz atın ve gereksiz şeyleir yok edin.

Paylaşın:

İşyerinde söyleyemediklerimiz

Herkes işyerine astına, üstüne, beraber çalıştıklarına, toplantı esnasında misafire ya da müşteriye kızabilir. İşte bu tip durumlarda aklımıza ve oradan ağzımıza bir şeyler gelir söyleyemeyiz. Bazıları sonuçlarına katlanarak söyler o konumuzun dışında ayrı bir yazı konusu.

Kolay kolay söyleyemeyeceğimiz sözler;

  • Ne demek istediğini anladım ve saçmasapan olduğunu düşünüyorum.
  • Yeterince yeteneğim var ve vizyona sahibim. Böyle şeylerle vaktimi harcama.
  • “Yapmayacağım” yada “Yapmıyorum”
  • Gerçekten Türkçe konuşuyor gibisin ama anlamıyorum seni.
  • Kendini rezil etmek için özel bir çaba harcıyorsun.
  • Sizinle toplantı yapmak istemiyorum, hiç iş çıkmıyor, sadece zaman kaybı.
  • Sana güvenmiyorum.
  • Sen olmasan çok daha rahat olacağım ve işimi rahat yapacağım.
  • Seni anlamamamaları seni büyük yapmaz.
  • Senin bizden fazla biliyor olman seni adam yapmaz.
  • Neden senin dediklerin hiç aklımda kalmıyor?
  • Ben önyargılarıma güvenirim ve seninle ilgili kötü mesajlar alıyorum.
  • Gerçekte problemin ne?
  • Seninle benim gerçeklerimiz sadece tesadüfen eşleşiyorlar.
  • Seni seviyorum. Bana genç ve aptal olduğum günleri hatırlatıyorsun.
  • Neden bütün aptallar beni buluyor?
  • Teşekkürler. Sadece size ait olan bu bakış açısı ufkumuzu genişletti.
  • Hayır ve kesinlikle hayır.
  • Hayır, ben güçlerimi ve yeteneklerimi sadece iyilik için kullanırım.
  • Biri bir şey mi dedi?
  • Git kendin yap
  • Bunu bile beceremiyorsan eve nasıl gidebiliyorsun
  • Yalan söylüyorsun.
  • Abartma yahu.
  • Sen gerçekten aptalsın.

Bazen içimize dert olur bu sözler bazen bir yolunu bulur söyler rahatlarız. Doğrusu nedir derseniz, bilmem. Neyi, kime, ne zaman ve nasıl söylediğiniz çok önemli. Birde klişe olarak ne söylerseniz söyleyin karşınızdakinin anlayabildiği kadarı önemli olacağı için kantarın topuzu sizde.

Paylaşın:

Daha iyi ve hızlı öğrenme – 4

Herkes kendi gelişimi ve öğrenme planlarından sorumludur. Hiç kimse diğerlerinin gelişimi ve öğrenimi için ciddi anlamda kaygı duymaz. Bu yüzden öncelikle öğrenme konusunu kendi içinizde çözmeniz gerekir.

Kendi kendini motivasyon

Kendinize şans verin. Bazen fikirler bir düzine gelebilir. Eğer sadece başarmak istediğiniz şeylere odaklanmayı beyninize öğretebilirseniz iyi fikirleri diğerlerinin içerisinden ayırabilirsiniz. Hem böylelikle daha fazla öğrenmeniz için sizi motive edecek şekilde fikirlerinizi filtrelemiş olursunuz.

Kendinizi motive edin. Neden bir şeyler öğrenmek istiyorsunuz? Öğrenerek neyi başaracaksınız? Eğer neden öğrenmek istediğinizi bilmiyorsanız öğrenemezsiniz.

Hedef koyun. Eğer birşeyleri hayal edebiliu söz gerçekten hedeflere ulaşmada kilit bir söz bence. Gereken şeylere kendinizi hazırlarsanız üstesinden gelemeyeceğiniz şey yoktur. Ancak bunu denemeyen bilemez. Eğer denerseniz bana hak vereceksiniz.

Pozitif düşünün. Eğer öğrenme konusunda kendinize inancınız ve bu konuda olumlu bir bakış açınız yok ise öğrenmeniz zordur.

Organize olun. Öğrenmek bir yetişkinin hayatının bir parçası olmalıdır. Bu yüzden öğrenmeye ayıracağınız zamanı ayarlamalısınız. Yapacağınız işleri bir listehalinde tutabilir ve buna göre zamanınızı organize edebilirsiniz. Eğer bu konuda web üzerinde çalışmak isterseniz Neptune’u deneyebilirsiniz. http://www.neptunehq.com/

Her beceri öğrenilebilir. Bedensel fonksiyonlar hariç hayatın içindeki her türlü beceriyi öğrenebilirsiniz. Burada koyduğunuz hedef ve bu hedefe ulaşmak için harcayacağınız efor ile ayıracağınız zaman önemlidir. Bir insanın yaptığını diğeride yapabilir unutmayın.

Kendinizi öğrenmeye hazırlayın. Sadece pozitif düşünmek başarmak için yetmeyebilir. Bir yetişkin olarak hayatın bir çok gerekleriyle gün içinde boğuşmak zorundasınız. Bu yüzden bu boğuşmaya paralel kendinizi öğrenmeyede hazırlamanız gerekir.

Kendinizi hazırlayın. Herkes kendi gelişimi ve öğrenme planlarından sorumludur. Hiç kimse diğerlerinin gelişimi ve öğrenimi için ciddi anlamda kaygı duymaz. Bu yüzden herkes kendine doğru hayatı çekeceğinden sizi öğrenme konusundaki hedeflerinizden uzaklaştırmaya çalışabilirler.

Kendinize kısıtlar getirin. Herkes düzenli bir yaşam ister. Özgürlük ise bazen kaosu getirir. Ama kaos ile düzenin birlikteliğini yakalamak çok önemlidir. Bu yüzden kendinize işi bitirme süresi vermek, bir fikir üzerinde çalışmanızı belirli bir süre ile sınırlandırmak, çalıştığınız konuları sınırlandırmak bazen çok kısa zamanda çok işleri başarmanızı sağlayabilir.

Paylaşın:

Neden ilk önce Yıldız Oyuncular kaçar?

Businessman with binoculars spying on competitors.

Sanki saatin akrebinin tekrar aynı yere gelmesi gibi her yıl şirket içindeki “yıldız oyuncular” artık gitme vakti geldiğini düşünürler.

Çalıştığım oldukça büyük bir firmada hem pazarlama tarafı hem de teknik taraf neredeyse aynı zamanlarda bu psikolojiye girerlerdi. Aslında yapılan araştırmalar çok hoş olmasada bir şirketin genel kazancını toplam çalışanın %20’sinin kazandırdığını göstermekteydi. Diğer %80 yine çok önemli olmakla beraber daha çok destekleyici ve tamamlayıcı çalışanlardan oluşur. %20’lik grup genellikle “yıldız oyunculardan” oluşur, bu çalışanların yerine adam bulmakta zordur, yaptıkları işi yapmakta.

Üstelik şirketlerde yukarıda bahsettiğim hareketlenme genellikle bu %20’ye girenler arasında olur. Neden yer değiştiriyorlar derseniz birkaç sebep söylenebilir;

  • Para
  • Yapacak bir şeyinin kalmaması, heyecanının azalması
  • İşin çok heyecanlı ve riskli olması
  • Firmanın kötüye gidişi

Biraz bu nedenleri açıklamaya çalışayım ama bu maddelere daha onlarcasını ekleyebilirsiniz. Sadece ben kendi tecrübelerime dayanarak 4 madde ile sınırlıyorum yazımı.

Para

İyi adamlar daha fazla para kazanabileceklerinin de farkındadırlar. Özellikle enflasyonist bir ülkede para en önemli belirleyicilerden biridir. Bu yüzden aynı şirkette kalıp enflasyon oranında bir artış yerine ünvan, fayda ve ücret artışını yakalamayı isterler. Ayrıca şirketler arasında ücret standartı gibi bir uygulama olmadığından özellikle uluslararası firmalarda yöneticilik yüksek ücret anlamına gelmektedir.

Şirketler bir hata yaparlar, ödeyebilecekleri minimum maaş bütçesi üzerinden ve yapacakları zam(enflasyon oranı) üzerinden plan yaparlar. Aslında ödeme potansiyellerine ilişkin bir fonu her zaman yedekte tutmakta fayda vardır. Çünkü sektördeki ücret artışı enflasyon yada ekonominin genel gisişinden bağımsız daha yüksek olabilir.

“Yıldız oyuncular” değerlerini bildikleri için tatmin olmazlarsa başka yere kayarlar.

Yapacak bir şeyinin kalmaması, heyecanının azalması

Monotonluk insanı tüketir. Sürekli ve uzun süre aynı işi yapan biri bir süre sonra sıkılıp başka şeyler peşine düşecektir. Aslında uzun süre ve sürekli yapmaktan dolayı işi ile ilgili “yıldız oyuncu” olmuştur. Ama o öyle düşünmemektedir.

Bu tipteki çalışanlar tünelin sonundaki ışığın üzerine gelen trenini ışığı olduğunu düşünmeye başlarlar giderek.

Eğer yöneticiler özellikle bu tipteki çalışanlarının hedeflerini, nasıl motive olduklarını ve huylarını ve özellikle ne düşündüklerini bilmiyorlarsa onları kaybetme eşiğindedirler. Bunun yolu; konuşmak, arkadaş gibi yaklaşmaktır. Ona farklı sorumluluklar vererek hayatını renklendirmek ve belki hedeflere yönlendirmek iyi bir çözüm olabilir.

İşin çok heyecanlı ve riskli olması

Burada bahsettiğim insanlar tembel olmayan insanlar. Üstelik bürokrasiden, işbirliğinin olmamasından, dedikodudan, belirsiz hedeflerden vb. sıkılmış insanlardır. Bu insanlara sadece “yap” diyerek iş bitirtmek zordur, gerekli malzemeyi, yetki ve sorumluluğu vereceksiniz. Hadi bunları vermediniz çalışan bir savaşır, iki savaşır, üç? Uçar gider çünkü onun hayatını çok riskli bir hale getirmişsiniz demektir.

Çalışanlar çoğu zaman sıkıntılarını dile getirmezler. Biriktirirler ve bir noktada patlarlar. Ama akıllıca açık kapı politikası izler ve birazda onlara yakın durursanız “tek taşla iki kuş vurma” şansınızı artırırsınız. Ayrıca kendilerine ilişkin çözüm önerilerini yine onlara sorabilirsiniz. İnsanları kaybetmek gerçekten çok kolay ama kazanmak zordur unutmayın.

Firmanın kötüye gidişi

Eğer firmanın üst yönetimi firmanın hedeflerine ulaşmasını sağlayamıyor, firmanın zarar etmesine sebep oluyorlarsa problem var demektir. Her ne kadar herkes enflasyonist ortamda para ile motive olur diye düşünsekte kazın ayağı her zaman öyle olmuyor. Çalıştığım bir danışmanlık firması çağırdığı konuşmacıları, biraz konuları çok az değiştirdiği için popülaritesini giderek kaybediyordu. Danışmanlık ve eğitim işinde de sizin günü yakalamanız geliştirmeniz ve şirketin sektör liderleri içerisindeki yerini korumasını sağlamanız gerekir.

Ben sadece 3-4 örnek verebildim, sizlerinde “yıldız oyuncuların” kaçmasına ilişkin görüşleriniz varsa buraya yorum olarak gelsin, hoş gelsin, sefa gelsin.

Paylaşın:

Zamanınızı kurtarın

Zaman ne kadar hızlı geçiyor değil mi? Bu klişeyi hem sık duyarız hemde sık sık kullanırız. Günün şu kadar saati uyumak, çalışmak, eğlenmek vb. günü düzenleyici düşünceler, öneriler gelir peşi sıra. Bende farklı bir şey söylemeyeceğim aslında.

Mesela bir işten diğer işe geçerken bir “es” noktanız olmalı. Bazen 5 bazen 15 dakika olmalı . Hemen bir işten diğer işe atlamak yerine mutlaka denemelisiniz.

Aslında demeye çalıştığım ya zamanınızı siz yönetirsiniz ya da kapılıp gidersiniz. Benim gibi saçlar dökülüp, kalanlar beyazladığında dizlerinize vurmak bile sizi yoracak utmayın.

Öncelikle bölünebilir zamanınızı sınırlandırın
Bölünmeler size pahalıya mal olur. Gün içinde bölünmemenizi sağlayacak bir kalkanınız varsa kullanın yoksa alternatif yollar düşünün. Eğer bölünürsek ya elimizdeki şi erteleriz, ya bırakırız ya da vazgeçeriz. İlk etapta saatte 20-30 dakikadan fazla bölünmemeye çalışın. “Sürekli kapım açık” politikasını “kapım belirli saatlerde açık” politikasına çevirin.

Kendi kendinizi bölmeyin
Kendi konsantrasyonunuz çok önemli. Mümkün olduğunca önünüzdeki işe odaklanıp yeterince ilgi ve süreyi işinize vermeye çalışın.

Samimiyet böldürür
En çok işbirliğinde olduğumuz ya da diğer deyişle samimi olduğumuz kişiler en çok bölebildiklerimz aslında. Bizim içinde aynı şey geçerli. Samimiyet bölünmeyi ve bölebilmeyi getiriyor. İşte tam bu noktayı tatlı sert ayarlayabilmemiz lazım.

Belirsizlik ve güvensizlik böler
Eğer belirsizlik söz konusu ile ya da karşınızdaki inisiyatif alıp ilerleyemiyorsa sizi bölecek demektir. “Hadi hemen toplanalım” şeklinde belirsizliği ortadan kaldırmanın kısa yolu çözümler ki bu çözümler anlamsız ve uzun toplantılar şeklinde gelişirler, kaçınılmaz bir şekilde hayatımızı böler, zamanımızı çalarlar.

Akıllı ve profesyonel liderler gün içinde ne kendilerinin bölünebileceği nede kendilerinin birilerini böldüğü “sessizlik anları” yaratırlar. Aynı kişiler odaklanacakları işleri sınırlayarak daha verimli iş çıkarabilirler.

Bir toplantıda aynı anda emaillerinizi okuyor ve kafanızda bir problemle uğraşıyorsanız inanın adam gibi bir şey çıkaramazsınız. Sadece bir şeylerle uğraşmaktan kendinizi yorgun hisseder, yorgun hissettiğinizde de iş yaptığınızı sanırsınız.

Şimdi başka yapılabileceklere bakalım;

  • Mikro işlerle yani işiniz olmayan işlerle uğraşmayın. Mikro işleri siz yönetemezsiniz onlar sizi yönetirler.
  • Kafanızdaki dağınıklığı masanızı düzelterek azaltmaya başlayın.
  • “Yeterince” kelimesini hazmedin. Her şeyin fazlası zarar. Gerektiğince ve yeterince işinizi yapın.
  • Düzeniniz olsun. Bir şeyleri aramak ya da bulmak için zaman harcamayın.
  • İşlerinizi önceliklendirin.
  • Kendinizi izleyin ve yanlış yaptığınız şeyleri bir kenara not alın. Tekrar aynı hatayı yapmamak için neler yapabileceğinizi düşünün.
Paylaşın:

Yanlış insanlarla vakit kaybetmeyin!

The Passage of Time

Image by ToniVC via Flickr

İşinizi tanıdığınız herkese anlatmak, onları kendi tarafınıza çekmeye çalışır gibi bir havaya girmek gereksizdir. Sizin yaptığınız işe ihtiyacı olmayana satış yapmaya çalışmak en büyük vakit kaybıdır. Siz, sadece size ihtiyacı olana yönelin.

Yanlış insanlara satış yapmanın temelinde herkese satmaya çalışmak yatar. Her müşterinin alıcılık düzeyi değişkendir. Ne istediğini bilmeyen, anlamadığı halde o konuda sizden bir şey talep eden, üstelik o konuda bilgiçlik taslayan müşteriler uzun vadede olumlu sonuçlar getirmeyeceklerdir. Tahmin ettiğinizden fazla sorun çıkaracağını düşündüğünüz müşterilere hayır diyebilmeniz ve onları rakibe yönlendirebilmeniz lazım. Böylelikle başağrısından yapacağınız tasarrufu daha iyi müşterilere daha iyi hizmet sunmak için gereken fikirlere ayırabilirsiniz.

Bir de sizinle işbirliği yapmak isteyenler olacak. Sırf sizinle işbirliği yapmak istediği için birileriyle iş yapmak mümkün değildir. Genellikle bu tipteki işbirliği taleplerinin %50’si boşunan harcanan vakitlere dönüşür. Zamanınızın büyük bir kısmı “Acaba bir işbirliği fırsatımız olabilir mi?” toplantılarıyla geçecektir. Eğer bu tip toplantı ve görüşmeleri somut hedeflere odaklayamazsanız sonuç alamazsınız.

Ben bugünkü tecrübemle eskiye oranla bu tip taleplerin yüzde 10’unu kabul ediyorum. Öncelikle işin ciddiyetini ve odaklandığı noktayı yazılı bir halde istiyorum ki bir yandan da karşı tarafın ciddiyetini ölçebileyim.

Eğer anlamsız ve zayıf tekliflere hayır diyebilirseniz, çok iyi ve altın fırsatlara evet diyebilme şansınız olur.

Paylaşın: