Etiket arşivi: para

Parasal yanlışlarınızı düzeltin

Eğer nereye ne kadar harcayacağınız farketmeyecek kadar zenginseniz lütfen bu yazım ile vakit kaybetmeyin, paranızı çarçur etmeye devam edin. Benim sözüm diğerlerine. Geliriniz her ne olursa olsun akıllıca kullanmanız gerekir. Bu yüzden belkide hiç alışık olmadığınız bazı şeyleri yapmaya kendinizi zorlamanız gerekir.

Bütçesiz harcama

Çoğumuz aylık giderlerini hesaplayıp aylık gelirinden çıkararak elimizde kalacak parayı hesaplarız. Mantığımız hep bunun üzerinedir. Halbuki “bütçe” mantığında düşünme gerekir. Yani evimize aylık giren para bu kadar deyip birkenara yazabilirsiniz. Ama daha ay başında elektrik bütçemiz bu kadar deyip o ay elektrik masrafınızı düzenlemeniz gerekir. Kullanıp kullanıp sonra gelen faturaya bakıp üzülmek çözüm değil.

Bunu yapmak için önce gelirinizin hangi yüzdelerde nereye gittiğini analiz edin.Ör Gıda %20, kira %15 vb. Daha sonra bunu istediğiniz gibi düzenleyin.

Her halukarda öngörmediğiniz ekstra harcamalar çıkacaktır. Arabanın bakımı, şofben tamiri vb. Bu yüzden her zaman acil durumlar için biraz nakit ayırmanızda fayda vardır.

Kredi Kartı Kullanımı

Kredi kartı borcunu tam olarak ödemeyen ve her ay faiz ödeyenler bankaların en sevdikleri müşterilerdir. Borcunu her ay tam olarak ödeyebileceğiniz oranda kredi kartını kullanın. Aksi takdirde ciddi oranlarda faiz ödemenin mahkumu olursunuz.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Saygı duyulur olmak – 1

hellonnndgbuiawbb--621x414Şimdi gidip bir aynaya bakın. Karizmanızı ve stilinizi düşünün. Kapasiteniz ve güven veren bir havanız var. Kalitenizle şirketinize çok para kazandırdınız ve çalışanlarınız sizi görünce etrafınızda pervane oluyorlar. Sizden zengini var mı?

Yoksa siz yokken çalışanlarınız daha huzurlu ve mutlu çalışıp daha iyi iş mi çıkarıyorlar? Çalışanlarınız başkası yerine sizinle çalışmayı tercih ederler mi? Söylemeden işlerini yapıyorlar mı? Sizin hakkınızda bir şey sorulduğunda güzel şeyler söylüyorlar mı? Size yöneticisi olduğunuz için mi yoksa insan olduğunuz için mi saygı duyuyorlar?

Eğer yukarıdaki soruların çoğuna “evet” diyebiliyorsanız ne mutlu size.

Gelelim nasıl saygı duyulabilecek biri olabileceğimize;

1. Ettiğini bulursun. En alttan en üste saygı duyacaksın.

2. Çalışanların önce insan olduğunu unutmayacaksın.

3. Çalışanlarını tanıyacaksın. Adları, soyadları, memleketleri vb.
4. Onların gizli potansiyellerini ortaya çıkarmaya çalışacaksın.

5. Herkesi motive edeceksin. Birini motive etmek diğerlerini etmez.

6. Adaletli olacaksın.

7. Onlara iş delege ederek kabiliyetlerini sergilemelerine olanak tanıyacaksın.

8. Doğru işe doğru adamı vereceksin.

9. Yetkilerini devredebilirsin ama sorumluluğunu devredemezsin. Bu yüzden onları kontrol etmelisin.

10. Çalışanlarına güveneceksin. Onları izlemeli ve güvendiğini göstermelisin.

11. Onlara hak ettikleri ücreti vermelisin.

12. Ekstra performans gösterenleri ödüllendirmelisin.

13. Herkesin içinde tebrik edeceksin, sadece yalnızken kızacaksın.

14. Bağırmayacaksın. Hatalar verilen tepkiler sizin akıl ve zeka düzeyinize bağlıdır. Yaptıkları hatayı anlamalarını sağlayın.

15. Herkesin farklı bir kişiliği olduğunu kabul edecek ona göre davranacaksın.

16. Onların özel hayatına çok girmeden empati yaparak onlar gibi düşüneceksin.

17. Onlara şirketin bir parçası olduklarını hissettireceksin.

18. Ailelerine önem vereceksin.

19. Yapıcı eleştireceksin.

20. Uzman olacaksın. Çalışanlar işi bilenlerle çalışmayı severler.

21. At gözlüğünü çıkaracak, esnek olacak, çok sıkmayacaksın.

22. Yağcılık yapmayacaksın.

23. Onların fikirlerini soracak, dinleyecek ve değer vereceksin.

24. İnsanların hata yapacağını kabul edeceksin.

Paylaşın:

Akıllı alışveriş daha az para harcatır!

Kolay para kazanmıyoruz. Bu yüzden kolay harcamamız için uygulanan taktiklere karşı uyanık olmalı ve mücadele etmek zorundayız. Tasarruf etmeyi bilmeyenler zararlarını başka türlü çıkarmaya çalışırlar. Ve bu zincirleme olarak herkese bulaşır ve hayatımıza yansır.

Bu yüzden zaten bir çoğunu bildiğiniz bazı maddeleri bir araya getirdim. Sizinde önerileriniz olursa lütfen gönderin.

1) Artık bir çok marketin yayınladığı yada gazete içinde dağıttı haftanın indirimli ürünlerini inceleyin.

2) Mutlaka alışveriş listesi yaparak gidin.

3) Markete açken gitmeyin. En az %30 fazla harcayabilirsiniz.

4) Yalnız gidin. Yanınızdakilerin fikirleri ekstra alışveriş yapmanıza yol açar.

5) Market kartını kullanın. Sürekli gittiğiniz market kart veriyorsa yaptığınız alışverişlerde bazı ürünlerde sırf bu kartınız olduğu için avantajlı fiyat ödersiniz.

6) Mağaza markalarını alın. Bazı mağazalar kendi markaları ile pirinç, tuz vb. malzemeler yaptırırlar. Özellikle bir marka aramıyorsanız market markalı ürünler ile tasarruf edersiniz.

7) Tam çıkışta, kasa yanında duran ürünlerden birer ikişer almayın. Onlar sizi beklerken ilginizi çekip birkaç lira daha harcamanız için oradalar.

8) Ürünlerin ağırlık ve fiyatlarını karşılaştırın. Her zaman büyük olan daha ucuz olmayabilir. Ayrıca 5’i bir arada daha ucuz gibi görünen ürünlerin orijinalinden daha küçük olduğunu bilin.

9) Marketin güçlü reyonlarını kullanın. Güçlü reyonlarda örneğin süt mamülleri, bir çok marka ve bundan kaynaklanan bir rekabet ve çeşitli avantajlar olacaktır.

10) Hazır yemekler her zaman pahalıdır.

11) Göz seviyesinin altındaki rapfalrabakmayı unutmayın. Genellikle ucuz ürünler oralardadır.

12) Son kullanma tarihlerine bakarak alın. Hem sağlıklı hemde en son ürün olması ödediğiniz fiyatın karşılığını almanız anlamına gelir.

13) Marketlerde ortada duran sepetlerde sürümden kazanmak için oldukça ucuzlatılmış ürünleri ve bunların arasında gözden kaçabilecek birkaç pahalı ürünü görebilirsiniz. Dikatli olun.

14) eğer vaktiniz varsa raflardaki bilmediğiniz ve işinize yarayabilecek yeni ürünlere yada yeni markalara biraz zaman ayırın.

15) Marketlerin kalabalık olmadığı zamanları tercih edin. Sakin alışveriş akıllı alışveriştir.

16) Marketlerin internetteki fiyatlarına göz atın.

17) Bir gün öncenin artan yemekleri ile yeni şeylr yapabilirsiniz. Ör artan pilav ile kadınbudu köfte gibi.

18) Bazı şeyler mevsiminde ucuzdur. Bunları alıp deep freeze’de bekletip kullanabilirsiniz. Ör balık yada çilek. Derin dondurucuda saklanabilen gıdaları tercih edin.

9) Marketlerdeki kampanya, indirim işaretlerine dikkat edin.

20) Özellikle sürekli tükettiğiniz şeyleri toptancı marketlerden yada toptancı halinden alabilirsiniz.

21) Bildiğiniz fabrika satış mağazalarını kullanın.

22) Bayramdan hemen önce kolonya yada çikolata almak pahalıya gelir. Yada kışa girerken kışlıkları almak. Sezon sonunu yada ilgili günlerden önce önleminizi alın.

23) Gerçekten indirimde olan bir şeyler olup olmadığını görevlilere sorabilisiniz.

24) Çocuğunuz için doktorunuzun önerdiği sütü alabilirsiniz. Ancak onun dışında marketin kendi yaptırdığı sütü tercih edebilirsiniz.

25) Bir bütçe belirleyip yola çıkın. Bu bütçeyi geçmemek için kendinizi kontrol edin.

26) Ucuz olduğunu bildiğiniz yerleri tercih edin. Fabrika satış mağazaları gibi.

27) Tam kasaya geldiğinizde gerçekten aldığınız her şeyin gerekli olup olmadığını şöyle bir gözden geçirin.

28) Mevcut ürünlerden yada o dönemde bol olan ürünlerden oluşan menüler hazırlayın.

29) Haftalık yemek planınızı yaparsanız alışverişinizi daha iyi planlayabilirsiniz.

30) Hatalı yada eksik olan şeyleri hemen iade edin yada yenisi ile değiştirin.

31) Son kullanma tarihi uzun olan ürünlerin dayanıklı olması size kazandırır.

32) Nakit para yada ATM kartı kullanın. Kredi kartı sizin olmayan bir bütçeyi kullanabilmenizi sağlar.

33) Yapacağınız yemeğe yada kullanacağınız yere göre malzeme alın. Bebeğiniz için marka süt, krem şokela için market markalı süt gibi.

34) Evinizde hangi malzemeden ne kadar olduğunu bilirseniz ona göre alışveriş yaparsınız.

35) Yorgunken alışveriş yapmayın. Çikolata gibi enerji verecek şeyler ilginizi çekecektir.

36) Zayıf olduğunuz ürünlerden uzak durun. Ben elektronik yada kitap tarafına gitmemeye çalışıyorum mesela

37) Neyi ne kadar sürede tükettiğinizi biliyorsanız alışveriş miktarınızı ona göre düzenleyebilirsiniz.

38) Sadece alışveriş için alışveriş yapmayın.

Bunlar umarım işinize yararlar. Siz bunları yaparken Süpermarketlerinde yaptığı hileleri öğrenmek istiyorsanız buraya tıklayarak “Uyanık Süpermarketler” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

Paylaşın:

Her çalışan bu soruları düşünür

thinking_womanEğer bir işyerinde çalışıyorsanız belirli dönemlerde kendinize bazı sorular sorarsınız. Bazen bu soruları iş aramadan önce ya da aldığınız bir teklifi değerlendirme aşamasında kendinize sorarsınız.

Bu sorulara ben kendimce yanıtlar vermeye çalıştım ama eminim sizlerin bu konuyu zenginleştirici düşünceleriniz mevcuttur. Ayrıca bu sorulara benim kendi uzmanlık alanlarım doğrultusunda yanıt verdiğimi düşünürsek aslında herkesin farklı yanıtları olacağı sonucuna varabiliriz.

Soru 1: Kendimi 10 yıl sonra nerede görmek istiyorum?

Herhangi bir işi tercih ederken düşünülmesi gereken en stratejik sorulardan birisidir. Bu noktada ya bulunduğunuz yerde devam ederseniz bir sonraki pozisyonunuzun ne olacağını düşünürsünüz yada işten ayrılıp gideceğiniz yerde bu sorunun cevabını ararsınız. Ben 1988 yılında “Toplam Kalite” kavramı ile karşılaşmış, Türkiye’de Şişe Cam’da ilk uygulamaların başladığını öğrenmiştim. Milli Prodüktivite Merkezi ve DİE’ye(şimdiki adı Türkiye İstatistik Kurumu-TÜİK) gidip dokümanlar ve kitaplar almıştım. Geleceğin işi olacağını düşünüyordum ve faydasını gördüm. Internet’te 1997 yılında hayatıma ilk girdiği günden itibaren sarıldığım ve bırakamadığım bir şey olmuştur.

Bundan 10 yıl sonra kendinizi görmek istediğiniz yer ile ilgili basamakları öngörüp kendinizi geliştirmeniz gerekir. Yabancı dil, bilgisayar vb. konularda kendinizi eğitmeye başlamalı ve sabırlı olmalısınız.

Soru 2: Geçiş koşulları nelerdir?

Bir sonraki işe yada pozisyona geçiş sizin uzun vadeli hedefiniz için bir basamak mıdır yoksa sadece koşullarınızı daha iyiye taşıyacak uzun vadeli planınızın dışında farklı bir basamak mıdır?

Bir yola girmek ve orada ısrarlı olmak önemlidir. Size çok cazip gelecek ücretler ve pozisyonlarla teklifler gelebilir karşınıza fırsatlar çıkabilir. Ama alternatif bir yola girmek sizin en baştan başlamanıza yol açabilir. Bu yüzden dikkatli olmanız gerekir. Ben Toplam Kalite Yönetiminden İş Süreçleri Yönetimine ve sonrasında Proje Yönetimi Danışmanlığına kadar taşıdım kendimi. İnternet ile ilgili onlarca proje gerçekleştirip bu konuda Türkiye’deki dinazorlardan biri oldum.

Soru 3: Neden orada çalışmak istiyorum?

Bilgi, deneyim, para, pozisyon gibi klasik cevaplar verilebilir bu soruya. Aslında bir yerde çalışmaya devam etmek yada başka bir yere geçmek söz konusuysa tüm cevapların pozitif olması beklenir. Arkadaşlarla ilişkiler, yemek, ulaşım vb. Siz eğer neden o işyerinde çalıştığınızı açıklayabiliyor ve bundanda memnunsanız problem yok demektir. Çünkü o zaman hayatınıza “keşke”leri katmamışsınız demektir.

Bir şeyler öğreniyor olmak ve yeni şeyler yapmak(rutinden uzak) çalışma hayatında benim için en önemli şeyler oldu. Sosyal biri olduğum için girdiğim her işyerinde herkesle rahatlıkla iletişim kurabildiğim ve yemek, ulaşım gibi konuları aşılamayacak problemler olarak görmediğim için öğrenmek ve yeni şeylerle uğraşmak en önemli hedefler oldu benim için. Şu anda hala proje yönetimi, risk yönetimi, internet projeleri ve son dönemde özellikle proje yönetim metodolojileri danışmanlığı konusunda çalışmalarımı sürdürmekteyim.

Para için çalışmak çok göreceli bir kavram. Bir çok konuda para kazanabilirsiniz ama para asıl belirleyici olmamalı. Parayı amaç edinmek sizi sevimsiz yollara itebilir.

Bilmediğiniz bir şeyler söylemiyorum ama mevcut çalıştığınız yeri ya da gideceğiniz yeni yeri iyi değerlendirin. Önemli olan sizin iç huzurunuzla en verimli şekilde çalışmanız, kurumunuza ve kendinize maksimum faydayı sağlamanızdır.

Şirketlerin büyük bir kısmı kariyer planı belirlemeyi lüks olarak görürler ya da beceremezler. Bu durumda siz kendi kariyer planınızı çizmek ve onu takip etmek zorundasınızdır.

Paylaşın:

Teşekkür etmeyi bilmek!

Markette para üstü aldığınızda, binanın dışını süpüren görevliyi gördüğünüzde ve daha bir çok yerde teşekkür etmek aklınıza geliyor mu? Herkes teşekkürü duymaktan memnun olur çünkü teşekkür yapılanı onaylamak ve hatta memnun olunduğunu göstermektir. Askerlikte bir söz vardır “Selam vermekten sarf-ı nazar edilmez” diye, işte bende “Teşekkür etmekten sarf-ı nazar etmeyin” diyorum. Yani teşekkür etmekten çekinmeyin.

Birilerine yardım ettiğinizde, işinizi iyi yapıp müşterinize iyi hizmet ettiğinizde teşekkür duymadığınız olmuştur ve hatta çoğunlukla duymuyorda olabilirsiniz. Nasıl hissettiğinizi düşünün. Eğer kendinizi iyi hissetmiyorsanız o zaman siz teşekkür ederek başlayın ki sizede teşekkürler gelmeye başlasın.

Teşekkür etmek gündelik hayatımızın ayrılmaz bir parçası aslında. Yaptığımız bir çok şeyi ne para için nede zafer kazanmak için yapıyoruz. Ama birilerinden teşekkür alarak en azından yaptıklarımızın doğruluğundan ve varlığımızın ürettiği değerden emin oluyor, kendimize güvenimizi yeniliyoruz.

Teşekkür ederken bile bazı şeylere dikkat etmek gerekiyor;

1. Teşekkür ettiğinizde neden ve niçin memnun olduğunuzu belirtmenizde fayda var. Ör Benim hazırlamam gereken raporu hazırlayarak bana en az 1 saat kazandırdın.

2. En azından eposta yada sms ile teşekkürünüzü iletin.

3. Mümkünse el yazınızla teşekkür notunuzu iletin. Bu sizin gerçekten minnettarlığınızı ve vakit harcayarak teşekkürünüzüde ne kadar samimimi olduğunuzu gösterecektir.

4. Sadece teşekkür etmek için beklenmedik telefonlar açabilirsiniz. Teşekkür ettiğiniz kişinin ismini mutlaka kullanın. Bazen şirket içinde diğerlerinin yanında ismini söyleyerek teşekkür ettiğiniz kişiyi onurlandırmış olursunuz.

5. Bazen çalışanlarınıza küçük bir teşekkür sertifikası verebilirsiniz. Küçük ama anlamlı bir teşekkür olarak teşekkürü alanın saklayacağı önemli bir belge vermiş olursunuz.

6. Bir çiçek, küçük bir hediye, sürpriz bir not bile teşekkür için çok etkilidir.

7. Masasına bırakacağınız bir çikolata, şeker vb. de güzel bir teşekkür olabilir.

8. Geç kalmadan teşekkür etmek gerekir.

Şimdi aklınıza gelen, teşekkür etmeyi unuttuğunuz yada teşekkür etsem iyi olur dediğiniz biri varsa durmayın hemen gidin ve teşekkür edin.

Paylaşın:

Serbest çalışmak – Freelancing – 1

Evden çalışmak, kendi işini yapmak gibi serbest çalışmakta (freelance) bir çok kişinin hayalini kurduğu kavramlardan birisi. Son 2,5 yıldır sadece danışmanlık ve eğitim ile uğraştığım için hem kendime daha çok zaman ayırabiliyorum, hem stresim çok azaldı, hem de kızımla vakit geçirebiliyorum. Aslında serbest çalışmak benim konumda(proje yönetimi, eticaret ve internet) olduğu kadar sanatçılar, zanaatçılar, yazılımcılar, mali müşavirler, hukukçular gibi geniş bir meslek yelpazesinde kendine yer bulabilen bir kavram.

Eğer siz de serbest çalışmaya karar verdiyseniz şu sözlerime kulak verin;

Neden serbest çalışmayı tercih ettiğinizi iyi düşünün. Amacınız nedir;

Belkide aslında sadece spesifik bir şeyler yapmak istiyorsunuz, ya da spesifik bir kişi yada firma ile ?

Belkide daha az çalışarak daha fazla kazanmak istiyorsunuz?

Amacınız her ne olursa olsun ileride düş kırıklığına uğramamak için kendinizle barışık ve ne istediğinizden emin olmanızda fayda var.

Şimdi her ay minimum yani sabit ödemeleriniz için ne kadar paraya ihtiyacınız olduğunu hesaplayın. Bu sizin için kazanmanız gereken minimum tutarıda gösterecektir.

Eğer gerçekten serbest mesleğe geçmeyi planlıyorsanız şimdiden para biriktirmeye başlamanızda fayda var. En az birkaç ay boyunca sizi idare edecek bir para bir köşenizde durmalı.

Mümkünse yapmak istediğiniz işi yapanları bulun ve tecrübelerini dinleyin. Ne tip becerilere yada yetkinliklere sahip olunması gerektiğini bilirseniz önceden kendinizi hazırlama şansınız olur.

Hemen macera için işten ayrılmayın, planınızı iyice yapın, hem etik olarak mevcut işinizde elinizdeki işleri tamamlayın hemde doğru zamanda doğru yerde olmaya gayret edin.

Artık kendi pazarlamacınız olacaksınız. Siz satmazsanız sizin işinizi kimse satmayacak. Bu yüzden sunum tekniklerini incelemenizde fayda var. Eğer işten ayrılmış ve çalışmaya başlamışsanız tüm tanıdıklarınıza yapmayı planladığınız iş hakkında bilgi vermeli bu konudaki yönlendirmeleri memnuniyetle değerlendirebileceğinizi iletmelisiniz. Eğer doğrudan iletişime geçip bu bilgiyi vermezseniz duymadım diyenleri eleştiremezsiniz unutmayın.

Tüm işler için bir web sitenizin olması önemli. Bir web sitesi iki şeye yarar;

1- Yaptığınız işi anlatır, örnekler verir ve hatta resim, videolar koyarak görülmelerini sağlarsınız. Ayrıca iletişim bilgilerinizi koyarsınız.

2- Güncel bilgilerinizi, programınızı, deneyimlerinizi paylaştığınız bir blog gibi kullanmak.Böylece ziyaretçiler sizin ne ile uğraştığınızı güncel olarak takip edebilirler.

Tanıdıklarınızla yemek, çay-kahve içmek için buluşmalı ve birebir görüşmelisiniz. Sizinle ilgili toplantı, birlik ve derneklere mutlaka uğramalısınız. Sizinle ilgili yayınlar var ise mutlaka takip etmelisiniz. Dergilere yazı, konferanslarda konuşmacı olmak yada derneklerde gönüllü işler üstlenmek sizi bilinir kılacaktır.

Eğer müşterilerinizi ağırlayacaksanız bir ofise ihtiyacınız olacaktır, ev-ofis karışımı karlı olabilir. Yada iyi bir semtte küçük bir ofis yeterli olacaktır. Belki birileri ile ortak ofiste kullanabilirsiniz. Şık ve keyifli bir ofis çok para harcamak anlamına gelmez, birkaç dekorasyon dergisinden edineceğiniz küçük fikirler ile tasarım yapabilirsiniz. Çay-kahveyi huzurlu bir müzik eşliğinde şık bardaklarla ikram etmeyi unutmayın.

Çalışma saatlerinizi kendiniz belirleyebilirsiniz ama bir düzeniniz olmasında fayda var. Sadece haftasonu tatilleriniz ve ailenize ayıracağınız vakitleri işe ayırmayın.

Paylaşın:

Ne kadar yaratıcısınız?

Problem çözmek, ihtiyacı gidermek veya istenileni yapmak için hepimiz yaratıcılığımızı kullanırız. Çevrenizdede her zaman yaratıcı insanlar görebilirsiniz. Yaratıcılık konusunda o kadar çok araştırma var ki kimi doğuştan, kimi mecburiyetten kimi ise istenerek geliştirilen bir şey olduğunu savunuyor.

Birde yaratıcı insanlar için ortak özellikler belirlemişler. Bakın bakalım sizde kaç tanesi var;

Hassas – problemlerin farkındalığını sağlaması, başkalarını anlamayı kolaylaştırması açısından önemli.

Para ile motive olmama – para temel ihtiyaç asıl önemli olan yeni bir şeyler ortaya çıkarmak yada bir şeyleri başarmak

Kendi kaderlerini çizerler – bir amaçları ve hedefleri olduğuu bilip bunu gerçekleştirmek için tüm becerilerini seferber ederler.

Uyumludurlar – İnsanlarla uyum içinde olmazsanız yaratıcı olamazsınız.

Belirsizliklere toleransları vardır – Yaratıcı insanlar aynı anda birden fazla alternatifi değerlendirir, kendileri kadar diğerlerininde görüşlerine önem verirler. Belirsizlik onlar için alternatifleri bulmak ve görmek için bir fırsatır.

Araştırmacıdırlar – Hem hislerine güvenirler hemde araştırırlar.

Dünyayı farklı algılarlar – Onların bir çok konuda duyuları farklı çalışır. Farklı görür, duyar, hissederler. Farklı açılardan dünyaya bakmak beyinlerini sonsuz olasılıklara açmalarını sağlar.

Olasılıkları görürler – Yaratıcı olmadığını düşünneler mevcut sınırlar ve imkanlar dahilinde davranmayı tercih ederler. Yaratıcılar her türlü olasılığı değerlendirir, limitleri zorlarlar.

Soru sorarlar – Soru sormak doğalarından gelir çünkü meraklıdırlar.

Sentezlerler – Büyük resmi görürler.

Fantaziye yatkındırlar – Yaratıcı insanların kendi hayal dünyaları vardır. Bazen o dünyaya dalar giderler.

Esnektirler – Fikirlerle uğraşan yaratıcı insanlar esnektirler. Olaylara farklı açılardan bakıp farklı yanıtlar bulmaya çalışırlar.

Rahattırlar – En kolay ve hızlı çözüme doğru giderler ve bu konuda kendilerini kasmazlar.

Hayal güçleri yüksektir – Deneyimlemek yada oynayabilmek için hayal güçlerini kullanırlar.

Sezgileri güçlüdür – Cevapları görebilirler, problemleri oldukça hızlı farkedebilirler.

Orijinaldirler – Orijinallik onlar için itici güçtür.

Beceriklidirler – Alışılmadığı yaparlar, çözülememiş problemleri çözerler, daha önce düşünülmemişi düşünürler.

Enerjiktirler – Her fırsat, problem ve yeni fikir yaratıcı insanlar için heyecanlanma unsurudur. Bu tip durumlarda enerjileri maksimum olur.

Mizah anlayışları vardır – yaratıcılık ve mizah paralel unsurlardır. Yaratıcı olmayanların iyi espiri yapamayacağı söylenir.

Kendilerini gerçekleştirmişlerdir – Bulundukları yerde kendi varlıklarını kabul ettirmiş insanlardır.

İç disiplinleri vardır – Bazen çok dağınık ve dalgın görünmelerine rağmen kendi iç disiplinlerine sahiptirler. Kendi dağınıklıklarında aradıklarını anında bulabilirler. Yaratıcı olmayanların düzenli ve disiplinli yaklaşımlarınada direnç gösterirler.

Kendilerini yetiştirirler – Kendi yetenek ve becerilerinin farkında olarak benim “altın bilezik” dediğim farklı sanat ve becerileri edinirler. Yemek yapan biriyle sohbet ederken bir yandanda nasıl yaptığını izler ve öğrenirler.

Özel ilgi alanları vardır – Eski araba koleksiyonu yapmak, aikido yapmak yada eski kitap koleksiyonculuğu vb enteresan hobileri olur. Enerjilerinin bir kısmını bu hobilerinde iyi olmak için harcarlar.

Kalıplardan uzaktırlar – Mevcut kurallar ve normlardan farklı düşünürler. Buyüzdende çoğu zaman bulundukları ortamda acaip, değişik, garip yada sıradışı diye tanımlanabilirler.

Meraklıdırlar – Alice Harikalar Diyarında kitabındaki çocuk gibi tavşanın adından mağaraya dalarlar. (Matrix filmini seyrettiyseniz Neo’un bilgisayarında “tavşanı takip et” mesajı çıkmıştı)

Açık fikirlidirler – Her türlü olasılık ve yanıta karşı açıktırlar.

Bağımsızdırlar – Bağımsızlık onların yaratıcı fikirlerini açığa çıkarır.

Eleştiricidirler – Herşeye açıktırlar ve her şeyi deneyebilirler fakat bir o kadarda yaptıkları her şeyi daha iyiye erişmek için eleştirirler.

Mevcudu kabullenmezler – Olanı kabullenirsen yaratıcılığa gerek kalmaz.

Kendilerinden emindirler – Hata yapsalarda güvenlerini kaybetmezler. Edison gibi düşünüp yaşanan hataların başarının anahtarı olduğunu düşünürler.

Risk alırlar – Çözüme giden yola risk almaktan çekinmezler.

İnatçıdırlar – Charles Goodyear (mevcut tekerlek teknolojisini bulan) ve Chester Carlson (fotokopiyi bulan, Xerox’ın kurucusu) en iyi örneklerdir. Buldukları şeyler için 30 yıl uğraşmışlardır.

Bu maddelerin hangileri size uyuyor?

Sizi rahatsız eden yada eksik gelen maddeler var mı?

Yaratıcılığı sadece işte değil evde, okulda, sokakta ve her yerde düşünmemiz gerekiyor.

Yukarıda yer alan maddelerden yapamadıklarınız var ise nedenini sorgulayın. Görüşlerinizi benimle lütfen paylaşın.

Paylaşın:

Finansal geleceğiniz elinizde

Birilerinin kolayca zengin olması, diğerlerinin ise her şeyi denemelerine rağmen finansal sıkıntılarının bitmemesi doğal mı? Sizce bu iki tip insan arasında ne tip farklılıklar var?

Eğitim, zeka, beceri, zamanlama, iş yapma şekilleri, bağlantıları(sempatik kanalları), şansları, iş-yatırım tercihleri mi?

Hiç biri değil.

Milyoner Beynin Sırları (Secrets of the Millionaire Mind) adlı kitabında T. Harv Eker şöyle diyor: “Bana 5 dakika verin sizin geri kalan hayatınıza ilişkin finansal geleceğinizi size söyleyeyim!” Eker sizin para ve başarı planlarınızı tanımlıyor. Kişisel para planlarımızın bilinçaltımıza kazınmış olduğunu iddia ediyor ve finansal hayatımız ile ilgili kararlarımızda çok etkin rol oynadığını ekliyor.

Pazarlama, satış, görüşme taktikleri, borsa, emlak vb. birçok konuda çok bilgi sahibi olabilirsiniz ancak beyninizdeki para planınız yüksek başarı için ayarlanmamış ise hiç bir zaman o kadar çok paranız olmayacak demektir. İyi haber ise bu bilinçaltınızdaki engeli kaldırabilir, kendi para planınızı sıfırlayabilir, doğal ve otomatik bir başarı sürecini başlatabilirsiniz.

Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde sokağın, mizahın, kalbinizin ve çocukluğunuzun finansal geleceğinizi nasıl etkilediği anlatılıyor. Böylelikle sürekli büyüyüp gelişecek bir parasal geleceğinizin olması için revize eteniz gerekenleri öğreniyorsunuz.

İkinci bölümde varlıklı insanların diğer orta sınıf insanlardan nasıl farklı düşünüp davrandıklarına ilişkin 17 madde var. Her maddeye ilişkin prtatik örnekler vererek sizinde denemenizi öneriyor.

Eğer finansal durumunuzdan memnun değilseniz parasal kararlarınızı ve bu konudaki düşünce tarzınızı değiştirmeniz gerekiyor. Her sizi bir şey yapmazsanız hiçbir şey ayağınıza gelmeyecek diyor yazar. Eğer zengin insanların hayatlarını, düşünce ve davranış şekillerini iyi gözlemlerseniz sizde kendi adınıza bir atılım yapabilirsiniz.

Yaptırdığı çalışmalardan birisinde;

Sizce para ve başarının ne anlama geldiğini 5 dakikada tanımlayın. Herkesin bu konuda bir bakış açısı mutlaka vardır. Bu bakış açısı düşüncelerinizi, duygularınızı ve para ile ilgili hareketlerinizi belirler.

Geçmişiniz çok önemli. Geçmişinizde sizin bakış açınızı belirleyen aileniz, arkadaşlarınız, büyükleriniz, komşularınız, öğretmenleriniz, hocalarınız, medya ve bulunduğunuz ortamın kültürüydü. Eğer nereye gittiğinizi bilmiyorsanız nereye gittiğiniz farketmez. Yanlış yoldaysanız farkettiğinizde düzeltme şansınız hep vardır.

Paylaşın:

Neden ilk önce Yıldız Oyuncular kaçar?

Businessman with binoculars spying on competitors.

Sanki saatin akrebinin tekrar aynı yere gelmesi gibi her yıl şirket içindeki “yıldız oyuncular” artık gitme vakti geldiğini düşünürler.

Çalıştığım oldukça büyük bir firmada hem pazarlama tarafı hem de teknik taraf neredeyse aynı zamanlarda bu psikolojiye girerlerdi. Aslında yapılan araştırmalar çok hoş olmasada bir şirketin genel kazancını toplam çalışanın %20’sinin kazandırdığını göstermekteydi. Diğer %80 yine çok önemli olmakla beraber daha çok destekleyici ve tamamlayıcı çalışanlardan oluşur. %20’lik grup genellikle “yıldız oyunculardan” oluşur, bu çalışanların yerine adam bulmakta zordur, yaptıkları işi yapmakta.

Üstelik şirketlerde yukarıda bahsettiğim hareketlenme genellikle bu %20’ye girenler arasında olur. Neden yer değiştiriyorlar derseniz birkaç sebep söylenebilir;

  • Para
  • Yapacak bir şeyinin kalmaması, heyecanının azalması
  • İşin çok heyecanlı ve riskli olması
  • Firmanın kötüye gidişi

Biraz bu nedenleri açıklamaya çalışayım ama bu maddelere daha onlarcasını ekleyebilirsiniz. Sadece ben kendi tecrübelerime dayanarak 4 madde ile sınırlıyorum yazımı.

Para

İyi adamlar daha fazla para kazanabileceklerinin de farkındadırlar. Özellikle enflasyonist bir ülkede para en önemli belirleyicilerden biridir. Bu yüzden aynı şirkette kalıp enflasyon oranında bir artış yerine ünvan, fayda ve ücret artışını yakalamayı isterler. Ayrıca şirketler arasında ücret standartı gibi bir uygulama olmadığından özellikle uluslararası firmalarda yöneticilik yüksek ücret anlamına gelmektedir.

Şirketler bir hata yaparlar, ödeyebilecekleri minimum maaş bütçesi üzerinden ve yapacakları zam(enflasyon oranı) üzerinden plan yaparlar. Aslında ödeme potansiyellerine ilişkin bir fonu her zaman yedekte tutmakta fayda vardır. Çünkü sektördeki ücret artışı enflasyon yada ekonominin genel gisişinden bağımsız daha yüksek olabilir.

“Yıldız oyuncular” değerlerini bildikleri için tatmin olmazlarsa başka yere kayarlar.

Yapacak bir şeyinin kalmaması, heyecanının azalması

Monotonluk insanı tüketir. Sürekli ve uzun süre aynı işi yapan biri bir süre sonra sıkılıp başka şeyler peşine düşecektir. Aslında uzun süre ve sürekli yapmaktan dolayı işi ile ilgili “yıldız oyuncu” olmuştur. Ama o öyle düşünmemektedir.

Bu tipteki çalışanlar tünelin sonundaki ışığın üzerine gelen trenini ışığı olduğunu düşünmeye başlarlar giderek.

Eğer yöneticiler özellikle bu tipteki çalışanlarının hedeflerini, nasıl motive olduklarını ve huylarını ve özellikle ne düşündüklerini bilmiyorlarsa onları kaybetme eşiğindedirler. Bunun yolu; konuşmak, arkadaş gibi yaklaşmaktır. Ona farklı sorumluluklar vererek hayatını renklendirmek ve belki hedeflere yönlendirmek iyi bir çözüm olabilir.

İşin çok heyecanlı ve riskli olması

Burada bahsettiğim insanlar tembel olmayan insanlar. Üstelik bürokrasiden, işbirliğinin olmamasından, dedikodudan, belirsiz hedeflerden vb. sıkılmış insanlardır. Bu insanlara sadece “yap” diyerek iş bitirtmek zordur, gerekli malzemeyi, yetki ve sorumluluğu vereceksiniz. Hadi bunları vermediniz çalışan bir savaşır, iki savaşır, üç? Uçar gider çünkü onun hayatını çok riskli bir hale getirmişsiniz demektir.

Çalışanlar çoğu zaman sıkıntılarını dile getirmezler. Biriktirirler ve bir noktada patlarlar. Ama akıllıca açık kapı politikası izler ve birazda onlara yakın durursanız “tek taşla iki kuş vurma” şansınızı artırırsınız. Ayrıca kendilerine ilişkin çözüm önerilerini yine onlara sorabilirsiniz. İnsanları kaybetmek gerçekten çok kolay ama kazanmak zordur unutmayın.

Firmanın kötüye gidişi

Eğer firmanın üst yönetimi firmanın hedeflerine ulaşmasını sağlayamıyor, firmanın zarar etmesine sebep oluyorlarsa problem var demektir. Her ne kadar herkes enflasyonist ortamda para ile motive olur diye düşünsekte kazın ayağı her zaman öyle olmuyor. Çalıştığım bir danışmanlık firması çağırdığı konuşmacıları, biraz konuları çok az değiştirdiği için popülaritesini giderek kaybediyordu. Danışmanlık ve eğitim işinde de sizin günü yakalamanız geliştirmeniz ve şirketin sektör liderleri içerisindeki yerini korumasını sağlamanız gerekir.

Ben sadece 3-4 örnek verebildim, sizlerinde “yıldız oyuncuların” kaçmasına ilişkin görüşleriniz varsa buraya yorum olarak gelsin, hoş gelsin, sefa gelsin.

Paylaşın:

Annemi babamı özlemişim

Bu haftasonu Türkiye’nin en büyük tekstil firmalarından birine eğitim vermeye gidiyorum, doğduğum şehre, denizi olmayan ama kumsalı olan şehre gidiyorum, Eskişehir’e gidiyorum. Eskişehir, çok gidememekle beraber anne ve babamın mezarlarının olduğu, hayatımın ilk 17 yılını geçirdiğim yer olarak benim için çok önemli. Bu gittiğimde de fırsat bulursam mezar ziyareti yapacağım.

Bizim çocukluğumuz annelerimizin, babalarımızın gençliği demekti. Annem çocukluğumda nasıl çiçek dikilir, nasıl ütü yapılır, patates nasıl soyulur gibi çok temel şeyleri fırsat buldukça öğretirdi.

Sonradan anladım ne kadar önemli bir şey yaptıklarını. Onların yaptığı beni hayata hazırlamaktı. Yarın birgün ölecekler, biricik oğulları yalnız kalacaktı ve işte o zaman bazı şeyleri yapabiliyor olmalıydım.

Bir yandan da sürekli tavsiye ve öğütlerle bana geleceğimle ilgili ipuçları verirlerdi.

Şimdi 38, 2 ay sonra 39 yaşındayım ve onların bana söylediği bazı şeyleri yeni yeni anlıyorum. Çoğu zaman anlam veremediğim bir çok şeyi meğerse hep geleceğe dönük konuşmuş.

Babam devlet memuru, annem ev kadını olduğu için kısıtlı gelirimizle annem evi çekip çevirmeye çalışırdı. (Ben beyaz peyniri çok severdim ve annem “çok yeme kurt yapar” derdi. Ve ben buna gerçekten inanıp 25 yaşıma kadar hiç fazla peynir yemedim. 25 yaşımda ağabeyim “kadın ne yapsın bir kalıp peyniri sana haftanın 7 günü yedirmek için bunu söylerdi” dediğinde jeton düştü bende. Sen ne büyük kadınmışsın.)

Şimdi bana öğrettikleri fakat benim öğretmenimi çok geç farkettiğim bazı şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Kazandığından daha azını harca – Annem her harçlık verdiğinde bunun bir kısmını saklarsam, o zamanlar bizim çok sevdiğimiz “kumbara”larımız vardı, istediğim bir şeyi alabileceğimi söylerdi. Şimdiki hayatımızdada bu geçerli değil mi?

Önemli işlere öncelik ver – Hayatınızın ilk önceliği temel ihtiyaçlarınızi giderecek okuma-yazma, temel yemek pişirme, sökük dikme, nezaket vb. olmalıdır. Önce önemli işleri yap sonra oynamak için sokağa çıkarsın. Eğer bu temel ihtiyaçlarınla baş edebilirsen senin başının çaresine bakabileceğin düşünülür ve buda çok önemli şeydir.

Alacaklı ol borçlu kalma – Kimsenin ahını almamak önemlidir. Annem hiç kimseye en yakın arkadaşına bile 1 kuruş bile borçlu kalmazdı. Ben biraz acımasız yaklaşıp ne alacağım olsun nede borcum felsefesi ile yaşamaya çalışıyorum.

Günlerce çeyizim için dantel örerdi ve ben “ne gerek var ben bunları hayatta kullanmam” derdim. Peşin ve büyük konuşmamak lazımmış. Benim ve eşimin çeyizlerimizdeki dantelleri kim görse böylesi bir el emeğinin ne kadar güzel olduğunu söylüyorlar ve ben geçmişteki eleştirilerimden hiç bahsetmiyorum.

Kendin yap sağlıklı olsun derdi. Bende bakkaldaki süslü ambalajların peşine düşerdim. Peynir, sucuk, kuru sebze, reçel vb. aklınıza gelen her şeyi evde kendisi yapardı bana da yaptırırdı. Şimdi organik bir şeyler almak için yüksek bedeller ödüyoruz, ekmeği evde yapmak için makine alıyoruz.

Babamı kaybedeli 27, annemi kaybedeli 21 yıl olmuş ama hala söyledikleri kulaklarımda.(her ne kadar hepsini anlamamış olsamda) Mekanları cennet olsun.

Paylaşın: