Etiket arşivi: eleştiri

Eğer size saygıları yoksa

imageSizi sürekli eleştiren ve yaptığınız her şeyde negatif ve küçümseyen bir tavrı olan patronunuz var diyelim. Sadece “patron” olduğu için saygı duyulmalı mıdır? Eğer patronun sizden daha iyi olduğunu veya böyle bir tavrı hak ettiğinizi düşünüyorsanız tabiki saygı göstereceksiniz ama bu başka bir problemin varlığını gösterir. Yani sağlıklı olmayan bir durum olduğunu.

Her halukarda doğru dürüst muameleyi hak etmek için işinizi en iyi şekilde yapmanız gerekir. Eğer yaptığımız işin objektif olarak iyi olduğunu düşünüyorsak – ki bazen kendimizi kandırdığımız olabilir, ve buna rağmen gereksiz şekilde eleştiriliyorsak, buna izin veriyoruz demektir. Ama işimizi gerçekten iyi yapamıyorsak daha iyisini yapabilmek ve bu suretle saygıyı hak edebilmek için yollar aramamız gerekir.

Hakaret ya da aşağılayıcı sözlere maruz kaldığınızda;

Mücadele edebilirsiniz

Bu durumda patronunuza yapıcı eleştirilerini dinleyebileceğinizi fakat kötü muamele istemediğinizi söyleyebilirsiniz. Eğer buna rağmen size kötü davranmaya devam edecekse onun parasını kendi zamanınızı israf etmeye gerek yoktur. Hem ruhsal hem de fiziksel sağlığınız açısından alternatifleri düşünmeye başlayacaksınız.

Bu tipteki ezici haraketler genellikle astın üstüne tepki vermediği, şikayet etmediği durumlarda devam eder. Büyük olasılıkla bu saldırgan tavrı durdurma konusunda ciddi olunursa tavır değişebilecektir. Burada halk deyimiyle “patrona posta koymaktan” bahsetmiyorum. Sadece rahatsızlığınızı dile getirmekten bahsediyorum.

Bazen büyük kurumlarda işi resmi şikayete taşımakta mümkündür fakat bu durumda başkalarının düşmanlığını kazanma, misilleme ya da durumun daha kötüleşmesine yol açabilirsiniz. Bu zor bir karardır,  dikkatli olmak gerekir. Çünkü geri tepebilir.

Kabullenmek

Bu durumda patronunuza saygı duyulmayı hak etmeyen biri olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Zaten siz böyle düşünüyorsanız başkasının size saygı duyması da doğru olmayacaktır. Eğer kendinize olan saygınızı yitirmişseniz zor bir durumdasınız demektir. Çünkü muhtemelen başka iş bulamayacak şekilde niteliklerinizin yetersiz olduğunu, yaşınızın geçtiğini vb. şekilde düşünüyorsunuzdur. Sizin özgüveninizi yenilemeye ve cesarete ihtiyacınız var demektir.

Ayrılmak

Eğer bir şeylerin düzelmeyeceğini düşünüyorsanız işten ayrılmak son çare olarak karşınıza çıkar. Benim inancım mutlu ve verimli olabileceğiniz başka bir yerde çalışacağınıza hakaret ve aşağılanma ile bir yerde çalışmanızın doğru olmadığı yönünde. Bu şekilde sağlıksız bir ortamda sizden iş çıkmasıda beklenemez, işte çıkmaz zaten.

Paylaşın:

Saygı duyulur olmak – 3

Yönetici olup parmağınızı şaklattığınızda saygı elde etmeyi umuyorsanız yanılıyorsunuz. Saygı zaman içerisinde gösterilen gayretle elde edilebiliyor. Tüm saygıyı bir anda kaybedebiliyorsunuz ama kazanmak için günlerce, haftalarca, aylarca ve hatta yıllarca uğraşmanız gerekebiliyor. Bakalım son olarak ne yapmamız gerekiyormuş;

51. Zamanınızı yönetmeyi öğreneceksiniz.

52. Etik olmanın bir erdem olduğunu ve her türlü ticari işlemde etik olunması gerekliliğini benimseyeceksiniz. Eğer siz dalavereci olursanız çalışanınız da dalavereci olacaktır.

53. Sadece aktif değil proaktif olacaksınız. Olayların kontrolünü elinize almalısınız.

54. Hatalarınızı kabulleneceksiniz. Hatasını kabul eden ve bunu paylaşan yönetici takdir edilir.

55. Kabalaşmadan otorite kurmayı öğreneceksiniz.

56. Kibirlenmeyecek, kasılmayacak ve kimseyi aşağılamayacaksınız.

57. Siz çalışırsanız elemanlarınız çalışırlar. “Çalışırmış” gibi yaparak onları kandıramazsınız, üstelik sizin kaytarıyor ya da çalışmıyor olmanız onların gözündeki imajınızı zedeler.

58. Espirili yaklaşmayı öğreneceksiniz.

59. Kişisel ve organizasyonel hedeflerinize sadece ve sadece ODAKlanacaksınız.

60. Dedikodu yapanlara katılmayacak ve desteklemeyeceksiniz.

61. Ağırbaşlı ve alçakgönüllü olacaksınız.

62. Çalışanlarınızla gönül ilişkisine girmeyeceksiniz.

63. Olumsuz davranış ve şiddete şirket içinde izin vermeyeceksiniz.

64. Yalakalık yapmayacaksınız.

65. Söylediğiniz şeyi yapacaksınız. “Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma” sözü burada sökmez.

66. Şirketinizde saygı duyulan birileri varsa onları izleyecek ve onlardan bir şeyler öğrenmeye çalışacaksınız.

67. Ne sağcıyım ne solcu olmaz. Nabza göre şerbet dağıtamazsınız. İnançlarınızın arkasında duracaksınız.

68. Başaramadığınızda tekrar tekrar deneyeceksiniz.

69. Kafanızın dikine gitmeyeceksiniz, farklı görüş ve önerileri dikkate alacaksınız.

70. Erişilebilir olacaksınız. Açık kapı politikası uygulayacaksınız.

71. Affedecek ve unutacaksınız. Çalışanlarınıza asla ve asla kin tutmamalısınız.

72. Şirketin ve çalışanların yararına olan kararlar alacaksınız.

73. İşleri izlediğinizi gösterecek ve çalışanlara her zaman orada olduğunuzu hissettireceksiniz.

Paylaşın:

Saygı duyulur olmak – 2

Amacınız para kazanmaksa bunu sadece pazarlama ile yapamazsınız. Size para
kazandıracak olan şey organizasyonunuz ve çalışanlarınızdır. Ve siz çalışanlarınıza ne verirseniz onu alırsınız. Elde edilen saygı ile mükemmeli yakalayabilirsiniz fakat saygıyı elde etmek için gerçekten çok uğraşmalısınız. Kaldığımız yerden devam edelim;

25. Onlara şans tanımalı, alan yaratmalısın.

26. Takım yönetmeyi ve takım çalışmasını öğreneceksin.

27. Sana doğru söylemelerini sağlamalısın. Eğer pozitif olursan sana doğruyu söylemekten kimse çekinmez.

28. Geçmişte yaşananları çalışanlarından saklamayacaksın. 2 sene önce finansal sıkıntı çıktığında maaşları %10 kestiğini söylemek gibi.

29. Çalışanlarının kültürel ve sosyal farklılılarını benimseyeceksin. İnançları ve kültürleri onlar için çok önemlidir.

30. Onlarla ilgileneceksin.

31. Şikayet etmelerini engellemeyip cesaretlendireceksin. Sadece şikayet etmeden önce ellerinden geleni yapmaları gerektiğini öğretmen gerek.

32. Yapılan işi olumsuz etkilemediği sürece herkesin kendine has tarzına ses çıkarmayacaksın.

33. Kötü haberleri yüz yüze vereceksin.

34. Şirket içi maaş düzenlemesinde adil olacaksın.

35. Sadece sevdiğin elemanlara iltimas gösterip diğerlerini görmezden gelmeyeceksin.

36. Size iş arkadaşlarını gammazlayan ya da onlar hakkında ileri geri konuşanları teşvik etmeyeceksiniz..

37. Sırf stres yaratmak için hayali bitiş süreleri vermeyeceksiniz.

38. Şirket için haberdar olması gereken herkesi zamanında haberdar edeceksin.

39. Laubali olmayacaksın, mesafeli olacaksın ama içten vesamimi davranacaksın.

40. “Biz” demeyi öğreneceksin.

41. Aşırı iş yüklemeyeceksin.

42. Onların kişisel zamanlarına(tatil ve mesai sonrası) saygı duyacak iş vermeyeceksin.

43. İşi işte bırakıp, onlarında bırakmalarını sağlayacaksınız.

44. Son dakika iş vermekten kaçınacaksınız.

45. Erkekseniz ve sırf erkeklerle çalışıyorsanız bel altı sohbetlerden uzak duracaksınız.

46. Karşı cinse ayrımcı davranmayacaksınız.

47. Kadın ve erkekler fiziksel olarak farklıdırlar ve bu suretle farklı ihtiyaçları olabilir. (Kadınlarda gebelik vb.) Hoş göreceksiniz.

48. Kadınsanız kendinizi ispat etmek için ya da bugüne kadar gördüğünüz muamelenin intikamını almak için erkeklere yüklenmeyeceksiniz.

49. Temiz, düzgün ve şık giyinin. Göze batacak dekolte ya da renkler tercih etmeyin.

50. Kendi konunuzda en iyi olmaya (master) çalışın.

Paylaşın:

Saygı duyulur olmak – 1

hellonnndgbuiawbb--621x414Şimdi gidip bir aynaya bakın. Karizmanızı ve stilinizi düşünün. Kapasiteniz ve güven veren bir havanız var. Kalitenizle şirketinize çok para kazandırdınız ve çalışanlarınız sizi görünce etrafınızda pervane oluyorlar. Sizden zengini var mı?

Yoksa siz yokken çalışanlarınız daha huzurlu ve mutlu çalışıp daha iyi iş mi çıkarıyorlar? Çalışanlarınız başkası yerine sizinle çalışmayı tercih ederler mi? Söylemeden işlerini yapıyorlar mı? Sizin hakkınızda bir şey sorulduğunda güzel şeyler söylüyorlar mı? Size yöneticisi olduğunuz için mi yoksa insan olduğunuz için mi saygı duyuyorlar?

Eğer yukarıdaki soruların çoğuna “evet” diyebiliyorsanız ne mutlu size.

Gelelim nasıl saygı duyulabilecek biri olabileceğimize;

1. Ettiğini bulursun. En alttan en üste saygı duyacaksın.

2. Çalışanların önce insan olduğunu unutmayacaksın.

3. Çalışanlarını tanıyacaksın. Adları, soyadları, memleketleri vb.
4. Onların gizli potansiyellerini ortaya çıkarmaya çalışacaksın.

5. Herkesi motive edeceksin. Birini motive etmek diğerlerini etmez.

6. Adaletli olacaksın.

7. Onlara iş delege ederek kabiliyetlerini sergilemelerine olanak tanıyacaksın.

8. Doğru işe doğru adamı vereceksin.

9. Yetkilerini devredebilirsin ama sorumluluğunu devredemezsin. Bu yüzden onları kontrol etmelisin.

10. Çalışanlarına güveneceksin. Onları izlemeli ve güvendiğini göstermelisin.

11. Onlara hak ettikleri ücreti vermelisin.

12. Ekstra performans gösterenleri ödüllendirmelisin.

13. Herkesin içinde tebrik edeceksin, sadece yalnızken kızacaksın.

14. Bağırmayacaksın. Hatalar verilen tepkiler sizin akıl ve zeka düzeyinize bağlıdır. Yaptıkları hatayı anlamalarını sağlayın.

15. Herkesin farklı bir kişiliği olduğunu kabul edecek ona göre davranacaksın.

16. Onların özel hayatına çok girmeden empati yaparak onlar gibi düşüneceksin.

17. Onlara şirketin bir parçası olduklarını hissettireceksin.

18. Ailelerine önem vereceksin.

19. Yapıcı eleştireceksin.

20. Uzman olacaksın. Çalışanlar işi bilenlerle çalışmayı severler.

21. At gözlüğünü çıkaracak, esnek olacak, çok sıkmayacaksın.

22. Yağcılık yapmayacaksın.

23. Onların fikirlerini soracak, dinleyecek ve değer vereceksin.

24. İnsanların hata yapacağını kabul edeceksin.

Paylaşın:

Çalışanlarımı nasıl motive ederim?

Yapılmasını istediğiniz birşeyi yapmaları için çalışanlarınızı nasıl motive edeceğinizi soruyorsanız, cevabı çok basit: Yapamazsınız!

Biz insanları motive edemeyiz. İnsanlar zaten motivedirler. Fakat biz onları neyin motive edeceğini anlayabilir ve bu bilgiyi onların enerjilerini kurumsal amaçlarımıza yöneltmede kullanabiliriz.

Herkes motivedir

İnsanlar musluklardaki su gibidir. Tek yapmanız gereken akmaları için gereken fırsatı yaratmak. Su akmaya hazırdır ama musluğu açmanız gerekir.

Bazıları nehirler gibidir. Kendi kanallarında akarlar. Eğer bırakırsanız mutlaka denize varırlar. İnsanlarda kendi hedeflerine varmak için gereken enerjiyi kolaylıkla harcarlar. Bizim yöneticiler olarak yapmamız gereken onların varmaya çalıştıkları sonuçların kurumsal faydasını izlemektir.

İnsanlar birçok şeyi kendi görüşlerine göre yaparlar, size göre değil.

Biz yönetim olarak çalışanlara yaptıkları işin onlara faydasını göstermeli ve kurumun yararına tavır benimsemelerini sağlamaya çalışmalıyız. Bunun en önemli yollarından biriside başarılı oldukları konularda ödüllendirme ve takdir etmektir.

İnsanları acı değiştirir.

Eğer sürekli aynı konumda kalma acısı, değişme acısını geçese insanlar değişirler. İnsanların doğru yönde değişmeleri için mevcut durumlarının onlar için dezavantajlı hale gelmesi gerekir. Örneğin benzin fiyatları tırmandığında dizel arabalara yönelim başladı. Yani benzin fiyatının verdiği acı dizel arabalara ödenecek yüksek fiyat acısını geçti.

En etkin iletişim sorgulama ile başlar.

Eğer bir şey kişisel hale gelirse önemi artar. Eğer müşterileriniz yada çalışanlarınız “Biz kimiz veya neyiz?” konusunu sorgulamaya başlamışlarsa iyi şeyler geliyor demektir. Örneğin Kodak, fotoğraf filmi satmıyordu, “Anılarınızı bize emanet edebilirsiniz” diyordu.

Çalışanların kuruma sadakati konusu hep üzerinde durulan bir konudur. Fakat onların sadakat göstermeleri için kişisel beklentileri olduğu hep atlanır. Buyüzden onların sadakatini sağlamak onları anlamaktan ve onlara kurumu iyi anlatmaktan geçer. Çalışanlara şirket için ne yaptığınızı değil onlar için ne yapacağınızı anlatmalısınız. Ör. Sizin için teknik becerilerinizi geliştirmek için bir eğitim programı hazırladık. Temel ihtiyaçlarınız için bir kılavuz hazırladık vb.

İnsanların ilgilenmelerini istiyorsanız önce sizin onlarla ilgilenmeniz gerekir.

İnsanları dinlemek sadece onları duymak demek değildir. Dinlemek aktif, duymak pasif bir eylemdir. Eğer çalışanları yeterince dinlerseniz hem sıkıntılarını hemde problemleri öğrenebilirsiniz. Ayrıca çalışanlarınızın tuttuğu takımları, hobilerini, alerjilerini vb. bilmeniz önemlidir.

Övmek en güçlü motivatördür.

Herkes bir şeylerden gurur duyar. Eğer insanların kendileri ile gurur duyacakları şeyleri yakalarsanız motivasyon için mükemmel bir kapı açmış olursunuz. Ayrıca övmek ya da iftihar ettiğinizi göstermek kişinin özgüvenini pekiştirecektir. Eğer çalışanlarınızın özgüveni yerindeyse yani onları kırmamışsanız çok iyi bir durumdasınız demektir. Çünkü kendisi ile ilgili ne hissediyorsa size ve müşterilerinize onu verecektir. Kendini iyi hissetmeyen çalışanlarla kurumunuzun ileri gitmesi mümkün değildir.

İnsanları değiştiremezsiniz sadece davranışlarını değiştirirsiniz.

Davranışı değiştirmek içinde duyguları ve inançları değiştirmeniz gerekir. Yani size güven duyulmuyorsa önce bunu değiştirmeniz gerekir. Bunu iyi düşünün!

Çalışanların algılayışı yöneticilerin gerçekliğidir.

En önemli noktalardan biriside budur. Çalışanlarınızla konuştuğunuzda onlar sizi anladıkları şekilde yanıt verirler. “Anlatabildim mi?” “Anlatabiliyor muyum?” şeklinde sık kullanılan sorgulamalar ya istenilen şeyden emin olunmadığı yada çalışana güven duyulmadığını gösterir. Sizin yönetim tavrınız çalışan tarafından keşfedildikçe ona göre davranılmaya başlanacaktır. Ör. “Ne derse mutlaka evet diyelim ama bildiğimizi yapalım” “Sabahları konuşmayalım” “Çok sık fikri değiştiği için söylediklerini hemen yapmayalım” gibi.

Örneğin birini bir seminere gönderip oradaki yeni fikirleri getirmesini söylüyorsunuz, giden kişi geldiğinde size birçok fikir ve görüş getiriyor ve siz hiç ilgilenmiyorsunuz. Sonucun ne olmasını beklersiniz?

Beklediğiniz ya da zorladığınız davranışları alırsınız

İnsanlara bir şeyleri gerçekleştirmeleri için ödüllervaad ederiz. Bu kimi zaman para, prim, taile gönderme kimi zamanda kıdem olur. Burada Amerikalıların “fine tunning” ince ayardediği nokta çok önemli. Eğer her şeyi ödüle dayandırırsanız ödülsüz işler aksar. Bu çok basit kuralıda yazmazsam ölürdüm. İnsanlar ödüllnedirildikleri yada cezalandırılmadıkları şeyleri tercih ederler.

Kendimizi kendi nedenlerimizle eleştiririz, çalışanları ise yaptıkları şeylerle

Kendi hatalarımıza yönetici olmamız sebebiyle veya başka türlü örttüğümüz düşüncesiyle çok fazla dikkat etmeyiz. Ama çalışanlar işe geç gelip erken çıktıklarında ortalığı alt üst ederiz. Aslında iğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batırmamız gerektiğini nedense unuturuz.

Çalışanlar istenmeyen davranışlara girerlerse onları nasıl istenilen şekilde davranma konusunda motive etmeye odaklanmamız gerekir, cezalandırmak değil. Bu davranışlarının arkasındaki sebepleri keşfetmeli, gerekiyorsa konuşmalı ama ne olursa olsun onları motive edecek çözümleri bulmak için ciddi enerji harcamalyız.

Şimdi biraz düşünün ve çevrenizdeki insanları bu yukarıda bahsettiğim şeylerle motive ederseniz, çevrenizde motive bir sürü insanla neler başarabileceğinizi düşünün.

Paylaşın:

Kadınlar ve erkekler birbirinden neden şikayet eder?

Luciano de Crescenzo’nun dediği ve bazen unuttuğumuz bir söz var: “Hepimiz tek kanatlı melekleriz; yalnızca birbirimize sarılarak uçabiliriz” Kadın yada erkek, bizler birbirimize göstereceğimiz hoşgörümüz ve sevgimiz kadar büyüğüz.

Bakalım birbirimizden nasıl şikayet ediyoruz…

Kadınların erkeklerden şikayetleri

1. Yeterince anlamıyorlar.
2. Duygularımıza ve ihtiyaçlarınıza karşı yeterince hassas değiller.
3. Sevgilerini yeterince göstermiyorlar.
4. Önce kendi tatminlerini düşünürler
5. Yeterince iletişim kurmazlar. Duygu ve düşüncelerini yeterince ifade etmezler.
6. Eşlerine yeterince ilgi göstermezler.
7. Çocukları ile evlerinde yeterince vakit geçirmezler.
8. Evin temizlik ve düzenine yardım etmezler.
9. İşlerini ailelerinin önüne geçirebilirler.
10. Eşlerinin yada ailelerinin durumunu gözetmeksizin iş ya da hayatları ile ilgili kararları alabilirler.

Erkeklerin Kadınlardan şikayetleri

1. Kadınlar sürekli sızlanır, eleştirir, rahat vermezler.
2. Bizi kontrol etmeye çalışırlar.
3. Nadiren mutludurlar.
4. Seks’i şantaj ya da cezalandırma aracı olarak kullanırlar.
5. Mantıklı değil duygusal düşünürler.
6. Duyguları sabit değildir, muayyen dönemlerinde, menapoz ve hamilelik gibi özel dönemlerinde sürekli değişir.
7. Dedikodu yaparlar. (Sanki erkekler daha çok yapıyor gibi geliyor bana)
8. Yeterince evleri ile ilgilenmezler.

Sizin bu maddelere ekleyeceğiniz yada fazla bulduğunuz noktalar var mı?

Paylaşın:

Allah aşkına kıyaslamayın

Ben kıyaslanan bir kuşaktanım. Daha ana sınıfından itibaren yüksek notlar almak, sınıf birincisi olmak, komşunun oğlundan daha hızlı koşmak vb. bir çok konuda kıyaslandım. Kıyaslanmaktanda yoruldum, kıyaslamaktanda.

Sürekli bir rekabet ortamı içinde yetiştirildik. Ailelerimiz, öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz bizi hep birileriyel kıyasladılar ve kıyaslamaya devam ediyorlar. Hata eminim özellikle özgüveni yeterince gelişmemiş olanlarda kendilerini diğerleri ile kıyaslıyorlardır.

Bir ana sınıfı düşünün: Çocuklara resim yaptırılmış ve en iyi 1-2-3 diye duvara 3 resim yapıştırılmış ve bu bir sergi şeklinde sunuluyor. Olacak şey mi bu?

Bütün çocuk resimleri güzeldir ve birincidir. Siz daha en küçük yaşlarda diğerlerini geçmeyi erdem olarak öğreteceksiniz ancak bunu yaparken ahlaki ve etik kuralları yeterince öğretmeyeceksiniz, sonuç ne olur? Şimdi çevrenize bakın ve sonucu görün. (Tabiki her şeyi böyle bir geçmişe dayandırmıyorum ama belki sizleri biraz düşündürebilirim diye yazıyorum.)

Şimdi şu senaryoya bakalım. 2 kişi var: Ahmet ve Mehmet. Ahmet kıyaslamalar sonucu hep herkesi geçmeye kendini zorlamış, okul ve iş hayatı derken artık kıyaslama kendisnde kalıcı davranış değişikliğine neden olmuş olsun. Her şeyi bir diğer şey ile kıyaslayarak başarısını ölçüyor. Rakibinin satışlarının gerisinde kalırsa her türlü strateji ve taktik ile öne geçmeye çalışıyor, birisi son model biraraba alırsa kendisi özel yapım başka bir araba alıyor. Başkalarının giydiklerini giymiyor çünkü hayatını kıyaslanma belirlediği için “kıyaslanmak istemiyor”

Mehmet ise hep birileri tarafında geçilmiş, hatta ailesi tarafından da “bak komşunun oğlu neler yaptı sen yapamadın” tenkitleriyle büyümüş, içine kapanık, üniversiteden sonra zar zor iş bulmuş, “gözlerimi kaparım işimi yaparım” diyen biri haline gelmiş. Kıyaslanmaktan yorgun düşmüş, yenilmiş.

O kadar çok böyle insanlar var ki çevremde, gerçekten üzülüyorum.

Bence eğitimin en önemli unsurlarından insanlara herkesin ayrı bir birey olduğunu, herkesin kendine has bir güzelliği ve özelliği olduğunu belletmektir. Bu konuda anne-babalara, öğretmenlere çok zor bir iş düşüyor. Çünkü tüm hayatları boyunca “kıyaslanmış” olan bizlerin “kıyaslamamayı başarmamız” ve bunu ”çocuklarımıza öğretmemiz” gerekiyor.

Hem herkesin şartları eşit değil hemde herkesin yetenek ve beceriler iaynı değil. Kıyaslama ancak eşit özellikteki şeyler arasında yapılırsa anlamlı olabilir ki buda belki 2 şirketin pazarlama sonuçları yada 2 farklı maddenin ateşe karşı hassasiyetini karşılaştırma gibi. Aam o kadar yani bilimsel anlamda bizlere bir şey katmak adına kıyas-karşılaştırmanın gerekli olduğunu kabul edebilirim.

Son sözüm: Lütfen insan hayatını/yaşamını hiç bir şey ile kıyaslamayın.

Paylaşın: