Etiket arşivi: kıyas

Akrabaya küsülür mü?

Akrabalıkta ki özellikle birinci derece yakınınız ise söz konusu olan özel bir bağ vardır aranızda. Sizin değiştiremeyeceğiniz ve sizin karar vermediğiniz bir birliktelikten doğan bir bağ. Birçoklarından şöyle duyarsınız “Her ne kadar zarar görsede o bağ hep sizi birleştirir” diye. Ben aksini yaşadım ve yaşıyorum.

Akrabalık ilişkisi çok yakın arkadaşlıklarda olduğu gibi güven, destek, iletişim, sadakat, anlayış, empati ve kendini özel hissetmeye dayanır.

Ve siz akrabalarınızdan özellikle birinci derece yakın olanlardan belirli bir kalite beklersiniz. Arkadaşça yaklaşımlar, paylaşım, yardımseverlik, hal-hatır sorma vb. aslında sayamadığım daha pek çok şeyi beklersiniz.

Ama bazen akraba bile olsa bardağın dolu tarafını görmek yetmez, pozitif olmak yetmez, iyi niyet yetmez bu ilişkiyi kesmek zorunda kalırsınız.

1. Size zor zamanlarınızda yardımcı olmuyorsa

Akrabalık güzel zamanlarda birlikte iyi vakit geçirmek demek değildir. Zor zamanlarda destek olmaktı. Eğer sizin ihtiyacınız olduğunda sizin yanınızda değillerse bu iyi bir şey değildir.

2. Sadece ihtiyaçları olduğunda sizi arıyorlarsa

Bazen bir “merhaba” nın verceği motivasyonu hiç bir şey veremez. Bu yüzden akrabalık arada bir arayı “nasılsın, iyi misin, bir şeye ihtiyacın var mı?” gibi gündelik hayatın ayrılmaz klişeleri ile çok daha güçlenebilir. Ama sadece ihtiyacı olduğunda arayan akrabalarınız varsa “yaptığınız iyilik göreviniz haline gelmiştir” unutmayın.

3. Size yalan söylüyorlarsa

Yalan belki yabancılar söz konusu olduğunda gerekebilir. Ama akrabalar küçükte olsa büyükte olsa birbirlerine yalan söylememeliler. Yalan ile giden güven “beyaz kağıttaki mürekkep lekesi” gibidir, asla çıkmaz.

4. Sizinle bir şeyleri paylaşmıyorlarsa

İyi yada kötü, duygu, haber yada bir etkinlik farketmeksizin iyi bir akrabalık ilişkisi eğer taraflar birbirlerini seviyor ve biribirleri ile birlikte olmaktan keyif duyuyorlarsa paylaşmaya dayanır. Paylaşma yoksa sevgi ve birlikte olma azalmıştır diyebiliriz. Eğer sadece “eski günleri konuşmaya başladığınızı farkedersiniz” durup bir düşünün neden yeni şeyleri konuşamıyoruz diye.

5. Dedikodu yapıyorsa

Sizin yüzünüze gülüp dışarıda arkanızdan iş çeviriyorsa yada akraba olmayan yabancılara ailenizie özel şeyleri umarsızca açıklıyorsa bir problem var demektir. “Çok konuşmak” özellikle akrabaların yabancılarla aileleri ile ilgili olmak kaydı ile çok zarar verici olabilir.

6. Rekabet varsa

Eğer akrabalar birbirlerini kıyaslıyor, bir rekabet içerisinde gösteriş yapıyorlarsa bu da zarar verir.

Bazen kardeşinizin, amcanızın, teyzenizin yüzüne baktığınızda onun yüzünde diğer akrabalarınızı ve hatta kaybettiklerinizi görürsünüz. Bu yüzden gidenlerin en büyük izleri kalanların yüzünde kalır. Eğer benim gibi ağabeyi gibi birinci derece yakınız ile bir türlü iletişim kuramıyorsanız, aranıza egolar, alkol vb. şeyler giriyorsa lütfen bir daha düşünün.

Paylaşın:

Allah aşkına kıyaslamayın

Ben kıyaslanan bir kuşaktanım. Daha ana sınıfından itibaren yüksek notlar almak, sınıf birincisi olmak, komşunun oğlundan daha hızlı koşmak vb. bir çok konuda kıyaslandım. Kıyaslanmaktanda yoruldum, kıyaslamaktanda.

Sürekli bir rekabet ortamı içinde yetiştirildik. Ailelerimiz, öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz bizi hep birileriyel kıyasladılar ve kıyaslamaya devam ediyorlar. Hata eminim özellikle özgüveni yeterince gelişmemiş olanlarda kendilerini diğerleri ile kıyaslıyorlardır.

Bir ana sınıfı düşünün: Çocuklara resim yaptırılmış ve en iyi 1-2-3 diye duvara 3 resim yapıştırılmış ve bu bir sergi şeklinde sunuluyor. Olacak şey mi bu?

Bütün çocuk resimleri güzeldir ve birincidir. Siz daha en küçük yaşlarda diğerlerini geçmeyi erdem olarak öğreteceksiniz ancak bunu yaparken ahlaki ve etik kuralları yeterince öğretmeyeceksiniz, sonuç ne olur? Şimdi çevrenize bakın ve sonucu görün. (Tabiki her şeyi böyle bir geçmişe dayandırmıyorum ama belki sizleri biraz düşündürebilirim diye yazıyorum.)

Şimdi şu senaryoya bakalım. 2 kişi var: Ahmet ve Mehmet. Ahmet kıyaslamalar sonucu hep herkesi geçmeye kendini zorlamış, okul ve iş hayatı derken artık kıyaslama kendisnde kalıcı davranış değişikliğine neden olmuş olsun. Her şeyi bir diğer şey ile kıyaslayarak başarısını ölçüyor. Rakibinin satışlarının gerisinde kalırsa her türlü strateji ve taktik ile öne geçmeye çalışıyor, birisi son model biraraba alırsa kendisi özel yapım başka bir araba alıyor. Başkalarının giydiklerini giymiyor çünkü hayatını kıyaslanma belirlediği için “kıyaslanmak istemiyor”

Mehmet ise hep birileri tarafında geçilmiş, hatta ailesi tarafından da “bak komşunun oğlu neler yaptı sen yapamadın” tenkitleriyle büyümüş, içine kapanık, üniversiteden sonra zar zor iş bulmuş, “gözlerimi kaparım işimi yaparım” diyen biri haline gelmiş. Kıyaslanmaktan yorgun düşmüş, yenilmiş.

O kadar çok böyle insanlar var ki çevremde, gerçekten üzülüyorum.

Bence eğitimin en önemli unsurlarından insanlara herkesin ayrı bir birey olduğunu, herkesin kendine has bir güzelliği ve özelliği olduğunu belletmektir. Bu konuda anne-babalara, öğretmenlere çok zor bir iş düşüyor. Çünkü tüm hayatları boyunca “kıyaslanmış” olan bizlerin “kıyaslamamayı başarmamız” ve bunu ”çocuklarımıza öğretmemiz” gerekiyor.

Hem herkesin şartları eşit değil hemde herkesin yetenek ve beceriler iaynı değil. Kıyaslama ancak eşit özellikteki şeyler arasında yapılırsa anlamlı olabilir ki buda belki 2 şirketin pazarlama sonuçları yada 2 farklı maddenin ateşe karşı hassasiyetini karşılaştırma gibi. Aam o kadar yani bilimsel anlamda bizlere bir şey katmak adına kıyas-karşılaştırmanın gerekli olduğunu kabul edebilirim.

Son sözüm: Lütfen insan hayatını/yaşamını hiç bir şey ile kıyaslamayın.

Paylaşın: