Etiket arşivi: motivasyon

Sadece maaş vermek yetmez!

Birçok yönetici sadece verdiği maaşın alacağı hizmet ve destek için yeterli olacağı yanılgısına düşer. “Nasılsa para veriyorum her istediğim olur” düşüncesi yaşanan hayal kırıklıklarıyla kızgınlığa dönüşür. İşten çıkarmalar, istifalar birbirini takip etmeye başlar.

Öncelikle insanın sosyal bir varlık olduğu unutulmamalıdır. İnsan dediğin konuşmak, dinlemek, dinlenmek, dertleşmek vb. şeylere ihtiyaç duyar. Kişilere ödenen ücretler onların maddi ihtiyaçlarını karşıladığı gibi doğal olarak motivasyonlarınıda doğrudan etkiler.

Özellikle son dönemde çevremde bu tipte hatalar yapan çok fazla insan görmeye başladım. Kendileriyle yaptığım sohbetlerde birzda tavsiye niteliğinde şunları söylüyorum;

Öncelikle çalışanınızı tanımaya vakit ayırmalısınız. Türkiyede özellikle kişilerin nereli oldukları, hangi takımı tuttukları vb. konular çok önemlidir. Eğer bir yönetici iseniz tüm çalışanlarınızı tanımalı ve (hatta çalıştığım bir holding’te büyük patronumuz herkesi ismi ile tanırdı) onlarla zaman zaman sohbetler etmeli, aralarına karışmalısınız.

Sonra işin ikinci kısmına geçersiniz. Okumaya devam et

Paylaşın:

İşyerinde mutlu olma

İşyerinizde mutlu olmak işinizi ne kadar sevdiğinize ve işyerindeki huzurunuza bağlıdır. İşinizi sevmiyorsanız yapacak bir şey yok ama gerek huzurunuzu sağlamak gerekse kontrol edebileceğiniz konularda kendiniz için bir şeyler yapmak elinizdedir.

Çalıştığınız oda veya salonda, masanızda otururken ışık fazla yada az ise yada klima, havalandırma size yakın yada uzak ise rahatınız bozulabilir. Ör. Yazın klimadan uzaksanız ve yerinizi değiştiremiyorsanız daha rahat şeyler giyebilirsiniz.

Koltuğunuzda rahat değilseniz mutlaka aynısında toplantı odasında vb. başka yerlerdede vardır, değiştirebilirsiniz.

Arada bir ayağpa kalkıp esnemek ve vücudunuzu germek, plazalarda çalışmıyor ve pencereden dışarı bakma şansınız varsa camdan şöyle dışarı bakıp derin bir nefes almak sizi oldukça rahatlatabilir.

Masanıza kendinizi rahat hissettirecek eşinizin, çocuğunuzun resmi, masa lambası vb. aksesuarlar alabilirsiniz

Eğer çok telefonla konuşuyorsanız kendinize bir kulaklık seti alın. Her ne kadar Türkiye’de yaygınlaşmamış olsada filmlerde gördüğünüz kulaklık setleri ile tüm gün sürekli telefon konuşmalarını rahatça yapabilirsiniz.

Masanızın üstü kafanızı sürekli meşgul edecek doküman ve dosyalarla dolu olmasın.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Sizden çok iyi bir şarj chazı olabilir

employee-motivationEskiden çalıştığım bir şirkette çok yoğun bir hafta yaşamıştık. Şirket kuralları gereği her gün saat sabah 10:00 ve öğleden sonra saat 14:00’te Türk kahvesi servisi olur aralarda çay gelirdi. Çaycımız Ali ile her gün bu çay ve kahve seferi esnasında selamlaşır, hal hatır sorardık. Bir gün Ali’nin kahveyi masama “kafama vurur” gibi bırakıp gitmesi üzerine yanımda çalışan arkadaşıma “Ne oluyor?” diye sordum. O da “Farkında değil misin? Neredeyse bir haftadır yoğun çalışmaktan iki laf etmedin, oda sana küstü muhtemelen” dedi. Hemen gidip Ali’nin gönlünü aldım ama bu bana iyi bir ders oldu.

Ali’nin duymak istediği tek şey “Merhaba” ya  da “Nasılsın?” kelimesi idi. İhtiyacı olan, onu motive eden buydu. Biz onunla böyle bir samimet kurduğumuzda o her kahveyi bıraktığında diğerini bırakmaya istek ve sevgi ile gidiyordu. Çünkü her merhaba yada nasılsın sözü yaptığı işin takdiri, onun orada olduğunun kabulü idi.

İnsan insana, insan gibi kurulan iletişimin ne kadar önemli olduğunu anlamıştım. Karşınızdakinin gözlerinin içine bakarak ve tüm samimiyetinizle nasıl olduğunu sormak o kadar güçlü bir motivasyon aracıydı ki şaşırmıştım. Aslında beni şaşırtan ya da sevindiren şey küçücük bir şeyle nasıl pozitif bir etki yaratabildiğim idi. Birisi için daha olumlu bir fark yaratabilmek, işte önemli olan buydu ve bunu yapmak için gereken tek şey sadece bir kelime idi.

Hayatım boyunca iki şey ile motive oldum. Öncelikle başarılı olmayı kendime motivasyon aracı olarak kullandım. Bir şeyleri başarıyor olmak bana her zaman yetti. Öte taraftan ise başkalarında yaratabildiğim pozitif etki ile motive oldum ve hala oluyorum. Beni görünce gülümseyen insanları görmek çok güzel.

Babamın söylediği “Her zaman iyi ol oğlum” sözünü daha iyi anlıyorum şimdi. Ne istediğime değil ne verebileceğime odaklanıyorum. Burada yazı yazmamın sebeplerinden en önemlisi bu zaten. Biliyorum ki burada yazacağım birkaç kelime ile insanlar motive olabilir, gülümseyebilir ve belkide onları üzen bir konuda tekrar denemeye karar verebilirler. Buradan başlayan pozitif dalga berberinde yine pozitif etki yaratır.

Sizden çok iyi bir şarj cihazı olabileceğini bilin. Sadece iki dudağınızın arasından çıkacak birkaç kelime ile karşınızdakini enerji ile doldurabilirsiniz.

Ya çevrenizin enerjisini tüketirsiniz ve karanlık olur yada enerjinizle herkesi doldurur etrafı aydınlatırsınız. Hayat sizin, seçim sizin…

Paylaşın:

Çalışanlarımı nasıl motive ederim?

Yapılmasını istediğiniz birşeyi yapmaları için çalışanlarınızı nasıl motive edeceğinizi soruyorsanız, cevabı çok basit: Yapamazsınız!

Biz insanları motive edemeyiz. İnsanlar zaten motivedirler. Fakat biz onları neyin motive edeceğini anlayabilir ve bu bilgiyi onların enerjilerini kurumsal amaçlarımıza yöneltmede kullanabiliriz.

Herkes motivedir

İnsanlar musluklardaki su gibidir. Tek yapmanız gereken akmaları için gereken fırsatı yaratmak. Su akmaya hazırdır ama musluğu açmanız gerekir.

Bazıları nehirler gibidir. Kendi kanallarında akarlar. Eğer bırakırsanız mutlaka denize varırlar. İnsanlarda kendi hedeflerine varmak için gereken enerjiyi kolaylıkla harcarlar. Bizim yöneticiler olarak yapmamız gereken onların varmaya çalıştıkları sonuçların kurumsal faydasını izlemektir.

İnsanlar birçok şeyi kendi görüşlerine göre yaparlar, size göre değil.

Biz yönetim olarak çalışanlara yaptıkları işin onlara faydasını göstermeli ve kurumun yararına tavır benimsemelerini sağlamaya çalışmalıyız. Bunun en önemli yollarından biriside başarılı oldukları konularda ödüllendirme ve takdir etmektir.

İnsanları acı değiştirir.

Eğer sürekli aynı konumda kalma acısı, değişme acısını geçese insanlar değişirler. İnsanların doğru yönde değişmeleri için mevcut durumlarının onlar için dezavantajlı hale gelmesi gerekir. Örneğin benzin fiyatları tırmandığında dizel arabalara yönelim başladı. Yani benzin fiyatının verdiği acı dizel arabalara ödenecek yüksek fiyat acısını geçti.

En etkin iletişim sorgulama ile başlar.

Eğer bir şey kişisel hale gelirse önemi artar. Eğer müşterileriniz yada çalışanlarınız “Biz kimiz veya neyiz?” konusunu sorgulamaya başlamışlarsa iyi şeyler geliyor demektir. Örneğin Kodak, fotoğraf filmi satmıyordu, “Anılarınızı bize emanet edebilirsiniz” diyordu.

Çalışanların kuruma sadakati konusu hep üzerinde durulan bir konudur. Fakat onların sadakat göstermeleri için kişisel beklentileri olduğu hep atlanır. Buyüzden onların sadakatini sağlamak onları anlamaktan ve onlara kurumu iyi anlatmaktan geçer. Çalışanlara şirket için ne yaptığınızı değil onlar için ne yapacağınızı anlatmalısınız. Ör. Sizin için teknik becerilerinizi geliştirmek için bir eğitim programı hazırladık. Temel ihtiyaçlarınız için bir kılavuz hazırladık vb.

İnsanların ilgilenmelerini istiyorsanız önce sizin onlarla ilgilenmeniz gerekir.

İnsanları dinlemek sadece onları duymak demek değildir. Dinlemek aktif, duymak pasif bir eylemdir. Eğer çalışanları yeterince dinlerseniz hem sıkıntılarını hemde problemleri öğrenebilirsiniz. Ayrıca çalışanlarınızın tuttuğu takımları, hobilerini, alerjilerini vb. bilmeniz önemlidir.

Övmek en güçlü motivatördür.

Herkes bir şeylerden gurur duyar. Eğer insanların kendileri ile gurur duyacakları şeyleri yakalarsanız motivasyon için mükemmel bir kapı açmış olursunuz. Ayrıca övmek ya da iftihar ettiğinizi göstermek kişinin özgüvenini pekiştirecektir. Eğer çalışanlarınızın özgüveni yerindeyse yani onları kırmamışsanız çok iyi bir durumdasınız demektir. Çünkü kendisi ile ilgili ne hissediyorsa size ve müşterilerinize onu verecektir. Kendini iyi hissetmeyen çalışanlarla kurumunuzun ileri gitmesi mümkün değildir.

İnsanları değiştiremezsiniz sadece davranışlarını değiştirirsiniz.

Davranışı değiştirmek içinde duyguları ve inançları değiştirmeniz gerekir. Yani size güven duyulmuyorsa önce bunu değiştirmeniz gerekir. Bunu iyi düşünün!

Çalışanların algılayışı yöneticilerin gerçekliğidir.

En önemli noktalardan biriside budur. Çalışanlarınızla konuştuğunuzda onlar sizi anladıkları şekilde yanıt verirler. “Anlatabildim mi?” “Anlatabiliyor muyum?” şeklinde sık kullanılan sorgulamalar ya istenilen şeyden emin olunmadığı yada çalışana güven duyulmadığını gösterir. Sizin yönetim tavrınız çalışan tarafından keşfedildikçe ona göre davranılmaya başlanacaktır. Ör. “Ne derse mutlaka evet diyelim ama bildiğimizi yapalım” “Sabahları konuşmayalım” “Çok sık fikri değiştiği için söylediklerini hemen yapmayalım” gibi.

Örneğin birini bir seminere gönderip oradaki yeni fikirleri getirmesini söylüyorsunuz, giden kişi geldiğinde size birçok fikir ve görüş getiriyor ve siz hiç ilgilenmiyorsunuz. Sonucun ne olmasını beklersiniz?

Beklediğiniz ya da zorladığınız davranışları alırsınız

İnsanlara bir şeyleri gerçekleştirmeleri için ödüllervaad ederiz. Bu kimi zaman para, prim, taile gönderme kimi zamanda kıdem olur. Burada Amerikalıların “fine tunning” ince ayardediği nokta çok önemli. Eğer her şeyi ödüle dayandırırsanız ödülsüz işler aksar. Bu çok basit kuralıda yazmazsam ölürdüm. İnsanlar ödüllnedirildikleri yada cezalandırılmadıkları şeyleri tercih ederler.

Kendimizi kendi nedenlerimizle eleştiririz, çalışanları ise yaptıkları şeylerle

Kendi hatalarımıza yönetici olmamız sebebiyle veya başka türlü örttüğümüz düşüncesiyle çok fazla dikkat etmeyiz. Ama çalışanlar işe geç gelip erken çıktıklarında ortalığı alt üst ederiz. Aslında iğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batırmamız gerektiğini nedense unuturuz.

Çalışanlar istenmeyen davranışlara girerlerse onları nasıl istenilen şekilde davranma konusunda motive etmeye odaklanmamız gerekir, cezalandırmak değil. Bu davranışlarının arkasındaki sebepleri keşfetmeli, gerekiyorsa konuşmalı ama ne olursa olsun onları motive edecek çözümleri bulmak için ciddi enerji harcamalyız.

Şimdi biraz düşünün ve çevrenizdeki insanları bu yukarıda bahsettiğim şeylerle motive ederseniz, çevrenizde motive bir sürü insanla neler başarabileceğinizi düşünün.

Paylaşın:

Çalışanlarınızı nasıl motive edersiniz? – 2

Motivatör olmak hiçte sanıldığı kadar kolay bir şey değildir demiştik, devam edelim.

13. Herkes her işi yapamaz. Bir yöneticinin görevi “doğru işe doğru kişiyi” atayabilmesidir. Eğer kiş istediği veya yapabildiği işi yapıyorsa motive olacaktır.

14. Hep beraber sosyal aktiviteler yapın. Birlikte yemek yemek, geziye gitmek grup içi iletişimi ve güveni artıracaktır.

15. Onların yaratıcılıklarını göstermelerine olanak tanıyın. Onların yaratıcı fikirlerini ve önerilerini alıp uygun olanları uygulayarak projeden aldıkları hazzı artırabilirsiniz.

16. İnsanlara işlerini iyi yaptıran nedir? Herkesin bir beklentisi vardır. Başarıi para, kariyer, fark edilmek vb. Eğer ekibin projeyi ya da işi sahiplenmesi sağlanır, başarıyla tamamlamak konusunda bir beklenti oluşturulabilirse çok iyi iş çıkaracaklardır.

17. Önlerine keyifli bir şeyler koymanız gerekir. Bazen ekibi keyifli bir masa oyununda bir araya getirebilirsiniz. Diğer proje ekipleriyle maç yapmak, kendi içlerinde bir parti düzenlemelerini istemek gibi.

18. Cesaretlendirme hem ekip hem de bireysel bazda düşünülmelidir. Eğer birisi iyi bir şey yaparsa takdir ya da teşekkürden imtina etmemelisiniz. İyi bir fikri fark ettiğinize ilişkin bir eposta, başarılı bir surumu takdir eden bir mesaj çok işe yarayacaktır.

19. Eğer ekibinizin fikirlerini istiyorsanız çekinme ya da utanmalarının önüne geçmelisiniz. Size gelip konuşmak konusunda rahat olmalılar. Her fikri dikkatlice dinleyin ve kesinlikle tekrar fikir üretmelerini engelleyici şekilde geri çevirmeyin. Yapıcı bir şekilde olumlu ve olumsuz yanları ile fikre karşı görüşünüzü belirtmelisiniz.

20. Herhangi bir tartışma ya da anlaşmazlık durumunda eğer bir konuda açıklık getirilmesi gerekiyorsa size rahatlıkla ve hemen ulaşabilmelerini telkin etmelisiniz. Yanlış anlaşılmaların getireceği tekrar yapmalar ve kayıplar çok büyük olabilir. Çatışma ya da anlaşmazlıkların ekip ya da birey motivasyonunu olumsuz etkilemeden çözümlenmeleri önemlidir.

21. Ekibinize motivatörleri katın. Bazıları çoğu zaman aktif, pozitif ve diğerlerini olumlu etkileyecek davranışlar sergilerler. Bu tip kişilerin ekip genelinde çok faydasını görürsünüz.

22. Beyin fırtınası oturumları sonunda yakalan iyi fikirler ekip üyelerinin önemli kabul edildiklerini gösteren önemli bir olgudur. Önemli kabul edilmenin getireceği sorumluluk ve kendi kapasite ve becerilerini en iyi şekilde kullanacaklardır.

23. Projenizi daha küçük parçalar haline getirerek başarılabilir hedefler koymanız ekip için alan yaratmanıza onların bu konuda motivasyonunu artırmanıza yarayacaktır.

24. Organizasyonel hedeflerin yakalanması karlılığı getirecektir. Bu da yine organizasyonekl politikalarla çalışanlara yönelik maddi destekler anlamına gelebilecektir.

25. Herkesin motivasyon noktası farklıdır. Bu yüzden doğru kişiye doğru motivasyon stratejisini elden bırakmamak gerekiyor.

Paylaşın:

Çalışanlarınızı nasıl motive edersiniz? – 1

Projelerde ya da çalıştığınız birimlerde birlikte çalıştığınız kişileri ast ya da üst olarak ayırmaksızın motive etmek durumunda kalırsınız. Motive olmuş bir ekibin başaramayacağı şey yoktur ama motive etmek, motivatör olmak hiçte sanıldığı kadar kolay bir şey değildir.

1. Önce kendinizle başlamanız gerekir. Eğer siz motive değilseniz başkalarını motive edemezsiniz. Diğerleri için bir rol modeli, olacaksanız öncelikle enerjinizi ve istekliliğinizi göstermeniz gerekir. Ekibiniz sizin enerjinize ve istekliliğinize katılmak isteyecektir.

2. Projeye ilişkin bilgilerinizi paylaşmaktan çekinmeyin ve onlarda projeyi sahiplenme duygusunu yaratmaya çalışın. Eğer kendi projeleri olduğuna inanırlarsa gerek limitleri gerekse nerede durup durmayacakları konularını daha iyi irdeleyebilirler.

3. Projede bir problem yaşandığında bunu en iyi çözebilecek olan ekibin birlikteliğidir. Bu yüzden onlarla problemleri paylaşmalı, görüşlerini almalı ve çıkış yolunu beraberce bulmaya çalışmalısınız. Eğer ekibin bir parçası olduklarına inanırlarsa destekleride o kadar artacaktır.

4. Her ne kadar disiplin önemli olsa da iş ortamını olabildiğince informal tutmakta fayda vardır. Çalışanlar genellikle patronun nefesini arkalarında hissetmediklerinde, sürekli birisi bitiş tarihi konusunda bastırmadığında daha rahat çalışırlar. Eğer ekiplere hedef verilir ve hedefler isahiplenmeleri sağlanırsa kendileri doğru çözümü bulacaklardır.

5. Projeler aşamalara bölünürler ve bir proje yöneticisi ekibini motive etmek için kilometretaşlarını(milestones) kullanır. Bu kilometretaşlarına vaktinde ya da öncesinde erişimlerde ödüllendi,rme ya da kutlamalar yapılabilir.

6. Mutlaka işini yapana teşekkür etmek gerekir. İşini beklenilenden kaliteli, erken vb. yapan ise takdir edilmelidir. Teşekkür ederken “ben” yerine “biz” kullanılması daha doğru olacaktır.

7. Kimseye suç atmayın veya suçlamayın. Suçun başkasının üzerine atıldığı ortamlarda güvensizlik baş gösterir. Projenin başarısı konusunda ekip başarısı ya da başarısızlığı olacağını vurgulayın.

8. Geri beslemeleriniz pozitif olmalı. Herkes hata yapabilir. Sizin yapılan hatalrın düzeltilmesi ve tekrarlanmamsı için gerekli yapıcı uyarıları getirmeniz önemlidir. Ekip bir bütün olduğunda her türlü zorluğun üzerinden gelebilir.

9. Ekibinizdekilerle tek tek yemeğe çıkın ve onları dinleyin. Yemekler kişiler arası ilişkileri geliştirdiği gibi hem karşınızdakinin fikirlerini öğrenmenize hem de karşınızdakinin size değer vermesini sağlayacaktır.

10. Onlar konuşurken mutlaka dinleyin. Sık sık projeye ilişkin görüşlerini alın. Projenin gidişatı ya da bitimine ilişkin öngörülerini sorgulayın.

11. Ekibinizden birisi size bir problem ile gelmişse çözümü için elinizden geleni yapın. Böylece saygı kazanırsınız.

12. Her zaman ekibinizi destekleyin. Güven verin ve sizin güveninizi alabilecekleri şeyleri yapmalarına olanak tanıyın. Eğer ekip desteklendiğini bilirse daha verimli olacaktır.

Paylaşın:

Başarmak için nasıl motive olabiliriz?

Bazen öyle şeylerle karşılaşırsınız ki ne yapacağınızı bilmenize rağmen yapma isteğini/enerjisini bulamazsınız. Örneğin bir işe başlarken onun sonunu getirebilecek enerjiyi kendinizde bulamazsınız. Eğer bir problemi uzun bir süre gideremezseniz genel olarak kendinize olan güveninizde zararlı etkiler bırakmaya başlar. İşte bu noktada motivasyon probleminin olduğunu düşünmeye başlayabilirsiniz.

Bunun bir çözümüde kondisyondur ve iki formu vardır diyebiliriz; düşünsel kondisyon ve davranış kondisyonu. Düşünsel kondisyon ne düşündüğünüzün kontrolüdür. Aslında bu temel olarak eğer doğru düşünürseniz doğru aksiyonu alırsınız ve istediğiniz sonuçlara ulaşırsınız. Nasıl yapılır? Pozitif şeyler hakkında konuşmak yada okumak, pozitif sonuçları hayal etmek, gününüzü anlatmak için negatif kelimeler yerine pozitif kelimeler kullanmak. (Ör. Çok kötü bir gün geçirdim yerine çok değişik bir gün geçirdim diyebilmek) ve mümkünse meditasyon yapmak.

Bazen problemi yaratanın aslında negatif düşünceler/varsayımlar olduğu durumlarda çok işe yarayacaktır.

Davranışsal kondisyon ise başarının davranışsal modelidir. Yani düşüncelerinize bağlı kalmadan eğer doğru şeyi yaparsanız doğru sonuçlar alırsınız. Ör sabah erken kalkabilmek için saati kurmak, iy ibirşeyler yapığınızda kendinizi ödüllendirmek.

Ben aslında her ikisinide kullanıyorum. Eskiden sadece çok iyimser biri olmamakla birlikte düşünsel kondisyonu kullandığımı söyleyebilirim. MS hastası olduğumu öğrenmem ile birlikte her iki şekilde de motivasyonumu yüksek tutmayı başardım. Düşünsel kondisyonda en büyük problem eğer doğru hareketi çabuk alamazsanız düşüncelerinizin tam tersine dönmesidir. Örneğin sigarayı bırakabilmek için sigara içmeyen biri olduğunuzu düşünür, buna inanır fakat sigarayı içerseniz kendinize olan güveniniz azalır. Doğru düşünce yanlış hareket tüm amaçtan saptırmış olur. Öncelikle gerçekten sigara içmeyen biri olduğunuza inanmalı ve sigara içmeyen bir igibi davranmaya çalışmalısınız. Davranışsal kondisyon ise davranışınızı değiştirmenize bağlıdır.Yani zırt pırt para harcıyorsanız bunu kesersiniz ve doğal olarak tasarruf etmiş olursunuz. Ne düşünürseniz düşünün sonuç olumlu olmuştur.

Temel olarak motiasyonu hareket izler. Hareketle beraber motivasyonunuzda artar. Böylelikle iyi bir çevrime girmiş olursunuz.

Davranışsal kondisyonda en önemli şey kontrol ve yerine koymadır. İstediğiniz sonuçları almanızı sağlayacak aksiyonları iyice düşünün. Eğer davranışlarınız istediğiniz sonuçları almaya yönelik olarak otomatik olarak değişirse zaten zincirleme bir başarı gelecektir. Eğer hedeflerinize ulaşamıyor, istediğiniz sonucu alamıyorsanız davranışınızı değiştirin. Sadece kendinize yeterince zaman ayırın ve önem verin, gerisi gelir.

Güzel bir kahvaltı ve müze ziyareti planladınız ancak havalar çok sıcak olduğu için gitmeyi riskli ve zahmetli buluyorsunuz. O zaman evinizde güzel bir duş ve DVD seyrederek aynı keyfi yakalamayı düşünebilirsiniz.

Davranışlarınız moral ve motivasyonunuzda önemli belirleyicilerdir. Pozitif düşünce pozitif enerjilerin önünü açar ve sizin istediğiniz sonuçlara erişiminizi kolaylaştırır.

Paylaşın: