Etiket arşivi: iletişim

Etkili Proje Yönetimi İçin Liderlik Yetenek ve Becerileri – 2

EProje Yöneticisi İletişim Becerileri

Sözlü ve yazılı iletişim becerileri, proje ekibi ve organizasyon düşünüldüğünde “bilginin” yukarı, aşağı ve yatay akışı için çok önemlidir. Proje yöneticileri tarafından belirsiz, net olmayan ve sessiz iletişim, projeler üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Proje Yöneticilerinin iletişim becerilerini değerlendirirken dikkate alınması gereken bazı sorular aşağıdadır;

  • Vizyon (proje hedefleri, planları ve öncelikleri vb.) açıkça anlaşılmış mıdır?
  • Rol ve sorumluluklar (karar alma mekanizmaları, problem çözümü, değişiklik yönetimi vb.) herkes tarafından açıkça anlaşılmış mıdır?
  • Proje ile ilgili güncellemeler güncel, doğru ve eksiksiz midir? İlgili paydaşlarla paylaşılmış mıdır?
  • Paydaşlar, projenin başarısı için nerede bulunduklarının farkındalar mıdır?

Bu sorulara verilen olumlu cevaplar, proje yöneticisi iletişim becerilerinin iyi olduğunu göstermektedir.

Proje Yöneticisi Bütünlüğü

Bütünlük, yaşamın her alanında, özellikle de liderlik rollerinde önemlidir. Eylemler, sözlerden daha güçlüdür, adiliyet ve samimiyeti göstermelidirler. Proje yöneticileri her zaman “sahnededirler”. Eylemler ve sözler belirgin olmasa da sürekli incelenirler. Bu noktada Proje yöneticileri büyük sorumluluk üstlenirler. Dürüst ve özverili olmaları etraflarındakilere ilham verir ve ekiplerini başarılı bir şekilde yönlendirmeleri için ihtiyaç duydukları saygıyı göstermelerini sağlar. Proje yöneticisi bütünlüğünü değerlendirirken dikkate alınması gereken bazı sorular aşağıdadır;

  • Proje ekibi üyeleri ve yöneticiler proje yöneticisine güveniyor mu?
  • Proje yöneticisi örnek teşkil ediyor mu?
  • Proje yöneticisinin kararları anlamlı mı? Nesnel, rasyonel ve tarafsız mı?
  • Sorunlar ve bunlara bağlı çatışmalar durumunda Proje Yöneticisi adil, nesnel ve kendi lehine olmayan kararları kabul ediyor mu?
  • Ekip üyeleri proje yöneticisine sadıklar mı?

Bu sorulara verilen olumlu cevaplar, bütünlüğüne sahip bir proje yöneticisinin işaretleridir.

Yarın: Proje Yöneticisi Coşkusu, “Yapabilirim” Tutumu ve Empati

Paylaşın:

Etrafınızda neler olup bittiğinin farkında mısınız?

Şöyle konuşmaları sık sık duyarız “Bu kız yeni mi işe başlamış? Alt kata taşınanlar nereliymiş? Marketin sahibi jeep almış, duydun mu?” Bunlar aslında çevrenizdeki insanların etrafları ile ne kadar ilgili olduklarına bağlı olarak derinleşebilecek bir konuşmanın giriş cümleleridir.

Birde bu tipte yeni gelenlere, bir şey almış olanlara karşı merakını yenemeyip onlara soru soranlar vardır: Nerelisiniz, Ne zaman geldiniz? Çocuğunuz var mı? Ne işle meşgulsünüz gibi. Aslında bu soruların amacı diğer meraklıların sorularına yanıt verebilemektir. Bu şekilde “doğal muhtarlığa” bürünmüş bir çok kişiyi etrafınızda görebilirsiniz.

Bu kişiler şirketlerin sigara içilen yerlerinde, çay ocaklarında, servislerde ve arkadaş toplantılarında şirket içi tüm bilgiye sahip olurlar. Kim ne kadar maaş alıyordan tutun, kim kimle berabere kadar herşeyi bilirler. Aynı rolü gerek oturduğunuz muhitte gerekse sitenizdede üstlenen birileri mutlaka vardır.

Başkalarının hayatına duyulan bu ilgiyi hep merak etmişimdir. Belkide ben hiç merak etmediğim için bana ters geliyor ama gerçekten ilginç bir durum.

Bu kişiler size bir seri soru sorduktan ya da sizinle ilgili başkalarından bilgi topladıktan sonra çıkarımlara başlarlar. Mükemmel bir istihbarat ağı kurulmuştur ve bu işe soyunanlar belkide tecrübeleri sebebi ile sizinle ilgili aldıkları bilgiler sonrasında “yorum” yapmaya başlarlar. İşte bu noktada çok dikkatli olmalısınız çünkü sizinle ilgili ilk not verilmek üzeredir. Çok güleryüzlü, sevecen olmakla suratsız ve nemrut olma damgasını her an yiyebilirsiniz.

Bu insanlar genellikle iletişim gücü yüksek, sıcak kanlı insanlardır. Diğer insanlarla iletişim kurmakta zorlanmadıkları gibi karşılarındakilerin kendilerini güvende hissetmelerini sağlayarak her şeyi anlattırırlar. Aslında çoğu gevezedir ve kendileri ile ilgili şeyleride paylaşırlar ve karşılıklı bir gizlilik anlaşması doğal olarak oluşur.

Şimdi kendinizi şirket içi her şeyi bilen biri olduğunuzu düşünün. Herkesin her şeyinden haberiniz var. Kim kaytarıyor, gönül ilişkileri, belki hırsızlık-sustimal gibi, herşeyden haberiniz var. Ne yapardınız yada bunu nasıl lehinize çevirirdiniz?

Öncelikle objektif olarak her şeyi aynı olağanlıkla kabul ederek dinlemelisiniz.Tepkisel olmak size bu bilginin gelişini engeller. Karşınızdakine güven vermelisiniz.

Sizin aleyhinizde bir şey olsa bile sakinliğinizi korumalı ve akılcı olarak ne yapmanız gerektiğini sakince düşünmelisiniz.

Bazı şeyleri bilmiyor gibi görünmek gerekebilir. Özellikle yapılanı tam olarak anlayıp, tam ve doğru müdahaleyi yapana kadar.

Önemli olan olası zararları ortaan kaldırmak yada minimize etmek ise çok dikkatli davranmalısınız. Her zaman gülümsemeli, bir poker oyuncusunun sakinliğinde elinizdekini asla kaşınızdakine belli etmemelisiniz.

Öğrendiğiniz şeylerin altında nelerin yattığını öğrenmeye çalışmak kalıcı çözümler üretmenin tek yoludur. Birileri işten kaytarabiliyorsa bu onun yetki ve sorumluluk alanı ile ilgili bir problem olabilir, ya da şirketi gerçekten sevmiyor olabilir. Şirketi sevdirmek için ne yapılabilir bunu düşünmek gerekir.

Mümkün olduğunca her şeyin yeryüzüne çıkması için gereken şeffaflık yada samimiyeti göstermelisiniz.

Herşeyi bilmesenizde “farkında olmaya” çalışmalısınız.

Paylaşın:

Sosyal Enerji

handsFiziksel ve duygusal enerjileri bildiğinizi biliyorum. Bir maraton koşucusundaki, her gün konuşma yapan siyasetçideki, her sabah siz gittiğinizde orada olan ve işten ayrılırken hala orada olan çalışanların enerjilerini biliyorsunuz. Ama sosyal enerjiyi biliyor musunuz?

Sosyal enerji birlikte olduğunuz insanlarla geçirdiğiniz zamanlarda ortaya çıkar. Ve sosyal enerjinin eksikliğini mutlaka hissedersiniz. Örneğin bilgisayar başında otururken, televizyon seyrederken ya da internette gezerken bu semptomları hissedersiniz. Yorgun değilsinizdir hevesinizde vardır ama bu sizi tatmin etmiyordur anlam veremediğiniz bir sıkıntı vardır içinizde. Aslında sosyal enerji eksikliğini bilgisayar ya da televizyon başında oturarak anlamlı olduğunu düşündüğünüz şeyleri yaparak doldurmaya çalışırsınız.

Aslında sosyal enerji bir şekilde içe döndüğünüz ya da zaten öyle olduğunuz için eksiktir. Her ne kadar içe dönsekte ya da karakterimz öyle olsada en az dışa dönükler kadar sosyal enerjiye gereksinim duyarız. Sadece tek fark dışa dönüklerin zaman zaman yalnız kalıp düşünmeye ihtiyaç duymaları içe dönüklerinse sosyal enerjiye ihtiyaç duymalarıdır.

Fakat önemli bir sıkıntı içe dönüklerin sosyal enerjiye ihtayaç duyduklarını kabul etmemeleridir. Dışa dönükler sosyal enerji ile beslendikler için kısa bir süre bile olsa eksikliğini hisseder ve bunu belirtmekten kaçınmazlar. Ama içe dönükler bu ihtiyaçlarını bile tam olarak ifade edebilmek için içe dönerler.

Ayrıca içe dönükler sosyal enerjiyi yaratacak girişkenliğe yeterince sahip olmadıkları için arkadaş gruplarına girmede ya da tanışmada zorluk çekebilirler.

Murphy’deki “tünelin sonundaki ışık” ile ilgili içe dönükler “üzerinize gelen trenin ışığı derken” dışa dönükler “tünelin çıkışı” diyeceklerdir. Aslında burada onların karamsarlığını değil yeterince pozitif olmadıklarını söylemeye çalışıyorum. Ayrıca içe dönüklerin dışa dönükler kadar ilişkilerden zarar görme olasılıkları, ilişkilerini azlığı sebebiyle daha düşüktür. Eğer insana güvenmiyorsanız içe dönük olup zarar görme riskinizi azaltabilirsiniz.

Sosyal enerji almanın yolu sosyalleşmektir. Bir arkadaşınla muhabbet etmek, akadaş grubunla oyunlar oynamak, yemeklere çıkmak, trekking vb. aktivitelere katılmak. TV seyretmek, internette gezmek, chat yapmak sizi sosyalleştirmz aksine insan ilişkilerinden ayırdığınız zamana göre sizi asosyalleştirir. Enerjinizi alır, enerji vermez.

Düzenli arkadaş grubu toplantıları, misafirlikler, aile içi toplantılar hayatınıza sosyal enerjiyi enjekte eder.

Sosyal enerjinizi bitirmemeye çalışmalısınız. Özellikle biz(ailem) çocuk olayından sonra nispeten hareket kabiliyetimizi yitirip, bir anlamda eve kapandık. Gelen giden çok olmasına rağmen eski tempomuzu kaçırmış durumdayız. Şimdi yavaş yavaş sosyal enerji için gerekli olan eski arkadaş gruplarımıza dönmeye, ortak zaman geçirmeye çalışıyoruz.

Sosyal enerjiyi istediğinizde alabilmeniz zor. Uykunuz geldiğinde yatar uyursunuz ama sosyal enerji için çabalamanız, uğraşmanız gerekir. Arkadaşlarınızı ve ailenizi ihmal etmeyin.

Paylaşın:

Bir işyerinde kimler yükselebilir?

Torpili olan, patronun sevdiği, dalavereci olanların vb. yükseldiğini söyleyebilirsiniz ama ben size gerçek anlamda yükselmekten bahsedeceğim. Bir de “Neden yükselemiyorum herşeyim tamam” diyenlere de belki bir mesaj olacak bu yazı.

Bakalım neler gerekiyormuş;

Yazılı İletişim – “Okumayanlar iyi yazamazlar” diye bir inanışım oldu bugüne kadar. Gerçekten kitap okumanın güzel yazı yazmanın anahtarı olduğunu düşünür ve eğitimlerime katılanlarla bu düşüncemi tartışırım. Eğer bir yazı, eposta vb. yazacaksanız öncesinde iyice düşünüp tasarlamalı, gramer hatalarına yer vermemeli(bazen çok hızlı yazmaktan benim en sık yaptığım hatadır, -de ve -da’ları unutmayalım:) ve mutlaka yazdıktan sonra size ne kadar zor gelsede okuyup kontrol etmeyi alışkanlık haline getirmelisiniz.

Sözlü İletişim – Bir tek kişiye veya 100 kişiye konuştuğunuzda aynı netlikte ve açıklıkta olmanız gerekir. Sakın “ıııııı” lamayın. Spesifik jargonları özellikle işinize ait olanları kullanmamaya gayret edin. Internet teknolojisinden uzak birine “10 MB çıkış gücümüz var” derseniz yüzünüze şaşkın şaşkın bakacaktır. Anlaşılır olmak iletişimin en önemli unsurudur. 6 ay Amerika’da kalıp Türkçesini unutanlar(hatta Amerikan şirketinde çalıştığı için Türk gibi davranmayı unutanlar) gibi güzel Türkçemizi zedelemeyelim bu arada. Hatta aynanın karşısında konuşurken nasıl göründüğünüze bakamanızı öneririm.

Kendi kendine başlayan olmak – Eğer size bir iş verilmişse bunu en erken ve en iyi şekilde bitirmeye çalışmalısınız. Size verilen işi sadece size söylendiği kadarıyla yapıp farketmenize rağmen söylenmemiş tarafları dışarıda bırakırsanız iyi niyetinizden şüphe duyulabilir. Siz size verilen bir işi yaparken doğal olarak ortaya çıkan bir takım işleri farkettiğinizde bunlarıda sahiplenip yapmaya başlamalısınız. Yöneticiler “durumdan görev çıkaran” çalışanları severler.

Kaliteli iş yapmak – Örneğin bir hemşire iğne yapacağı zaman ona nasıl yapması gerektiğini söyleyemezsiniz. Aynı hemşire sizin canınızı yakarakta o iğneyi yapabilir, hiç hissettirmeden de yapabilir. Sonuç sizin ilacı almanızdır ancak iğnenin nasıl yapıldığı da önemlidir. İşinizi kaliteli ve doğru yapmanız gerekir.

İyi Dinleyici Olmak – Her zaman kulaklarınız açık olsun. Gerçekten dinlemeniz önemlidir, dinler gibi yapmak değil. Dinlediğiniz şeyleri değerlendirin anlamadığınızı sorun. İletişimin diğer yarısı olan dinlemek çok önemlidir. İyi dinleyip dinlemediğinizi anlamnın yolu herhangi bir dinleme sonrasında anladığınızı geir ifade etmeye çalışmaktır. Emir tekrarı gibi.

Dedikodu yapmayın – Türkiye’de çok zor biliyorum ama dedikodu yapan “çok konuşan” damgası yer. “Ketumluk” çoğu zaman en iyisidir. Siz ne olup bittiğini dinleyin ama bunları başkalarına anlatmayın.

Nasıl davranacağını bilmek – Toplantılarda, işyerinde, müşteri ve patronla görüşmelerinizdeki tavrınız çok önemlidir. Kime nasıl davranacağınızı iyi bilmeniz gerekir.

Sözünü Tutmak – Mutlaka ve mutlaka sözünüzü yerine getirin. Getiremediğiniz durumlarda mutlaka nedenini açıklayın. Tutamayacağınız sözleri asla vermeyin ve yapamayacağınız işlerin üzerine ben yaparım diye atlamayın.

Dürüst olmak – İnsanlar sizin dürüst olduğunuzu düşünürlerse size güvenirler. Eğer “bu içten pazarlıklı bunun kafasında başka şeyler vardır-hidden agenda” düşüncesi olursa bir yere varamazsınız. Güvenilirliğiniz en büyük sermayenizdir ve güvensizlik yaratırsanız bu beyaz kağıda düşen mürekkep gibi asla silinmez.

İşbirlikçi olmak – Yanlış anlamayın, diğer ekip üyeleriyle ve iş arkadaşlarınızla beraber iş yapma konusundaki hevesinizden bahsediyorum. Sizinle çalışmak kolay olursa tercih edilen biri olursunuz.

Bilgili olun – Bilmediğiniz konularda konuşmayın, atıp tutmayın. Kendi sorumluluk alanınızla ilgili olarak “Bilmiyorum, ben öğrenip size döneyim” demeyecek şekilde işinize hakim olmanız gerekiyor. Her konuda uzman olamayacağınızı unutmayın, kendi konunuzda açıklayıcı ve bilgi verici olmalısınız.

Çevik olmak – İyi liderler edindikleri bilgiyi hızlıca analiz edip karar alırlar.

Dakik olmak – Geç kalmak zamanınızı iyi yönetemediğinizi gösterir. Olabiliyorsa işleri “erken” bitirmeye çalışın. Bitirdiğiniz işleri erken bitti diye bekletmeyin

İmaj önemlidir – İlk görüşte bırakılan imaj çok önemlidir. Düzgün ve temiz giyinmek, duruma ve yere göre giyinmek, bakımlı görünmek önemlidir. İşiniz her ne olursa olsun kendinize bakmanız gerekir.

Kalıplarınızdan çıkın – Farklı insanlarla görüşmeler yapın. Kendi biriminiz, işyeriniz dışındaki insanlarla rahat iletişime geçebilmeniz önemlidir.

İşi öğrenin – Şirketinizin ana işini öğrenin. İşini yapabilmek için şirketinizin nelere ihtiyaç duyduğunu öğrenin. Varsa raporlar ve istatistiklerle şirketin durumunu inceleyin. Böylelikle müşteri gibi empati yapabilirsiniz.

Empati – Diğer insanların bakış açılarından olayları değerlendirebilmeniz önemlidir.

Ağlak olmayın – Olağanüstü durumları olağan algılayarak doğru aksiyonları alabilmeniz, kontrolü elinizde tutmanız gerekir. Bir kriz anında “ağlamak, ağıt yakmak” şirketi kurtarmaz.

Kritik Düşünce – Hem ormanı hemde ağaçları görebilmeniz gerekiyor. Herhangi bir talep geldiğinde ya da durumla karşılaştığınızda bunun ortaya çıkarabileceği sonuçları ve etkilerini analiz edebilmeniz gerekiyor.

Kendiniz olun – Gerçek olmayan, sahte olanları diğerleri hemen farkeder. Alçakgönüllülük bir kalitedir, ukalalık ise hiç istenmeyen bir şey. Kendiniz olun yeter.

Sonraki aşamaya geçmek – Yaptığınız işin bir sonraki aşamasını yine siz sahiplenin. Birilerinin size bir sonraki aşamayı söylemesini beklemeyin. Gerekeni yapın.

İyi davranmak – Her seviyedeki çalışana iyi davranın. Kiminle ne zaman nerede ne için karşılaşacağınız belli olmaz. Size davranılmasını beklediğiniz şekilde diğer insanlara davranın.

Dünya küçüktür unutmayın – Kelimeler çok hızlı seyahat ederler, insanların hafızaları güçlüdür, iyi şeyler ödüllendirilir ancak kötülük ya da aşağılamalar asla unutulmaz. Sakın düşman edinmeyin ve köprüleri yakmayın. O insanların tekrar hayatınıza nerede gireceğini bilemezsiniz.

İçten olun – İyi niyetiniz ve içtenliğiniz sizi güvenilir kılar.

Nedenini sormaktan korkmayın – Sadece “X’i daha iyi yapabilmek için daha iyi anlamak istiyorum, hem neden X’i yaptığımızı hemde daha iyi anlamam için gerekli bilgileri bana verebilir misiniz?” sorusu yeterli olur.

Eminim sizlerin başka önerileride olacaktır, paylaşırsanız sevinirim.

Paylaşın:

Çatışmanın odağı olmayın

Bazı ekiplerde çatışmanın tek bir kişi üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Çatışmalar organizasyonel mi yoksa kişisel mi yoksa her ikiside mi olduğu konusunda kendini gösterir ama çoğunlukla gerçek problem bu değildir.

Jale kapının çalındığını duydu. “Girin” dedi. Gelen Tahsin’di ve neşesiz duruyordu. Eğer göründüğü gibi hissediyorsa bu Tahsin’in aynı şekilde 2 günde 2. ziyareti olacaktı. Tahsin’e döndü ve “Lütfen” diyerek sandalyeye oturmasını rica etti.

Tahsin oturdu. “Yaptım” dedi “Başka bir yere atanmamı istediğimi bildirmek için geldim..”

Jale her zaman öncelikle iyimser olmayı tercih ederdi. Metro projesi, ekibinin 2. projesiydi ve daha önceki Tramvay projesi çok başarılı tamamlanmıştı. Jale çok sonradan farkettiği üzere Reyhan ve Tahsin Tramvay projesinde birbirleri ile çatışmışlardı. Metro projesi bu sebeple bir krize doğru gidiyordu.

Jale herşeyi denedi. Reyhan’ın kendisi ile ve Reyhan ile çalışmakta problem yaşayan herkes ile yalnız çalışmayı denedi. Sonuç olarak durumu insan kaynaklarına havale etti. Hiçbirşey işe yaramadı. Jale, Reyhan’ı tutmak istiyordu çünkü işin teknoloji tarafından o sorumluydu ama bu diğerlerinin kaybedebileceği anlamına gelmiyordu.

Jale’nin tüm çabaları hep aynı sonuçlanıyordu çünkü problem Reyhan değildi. Jale’nin tam olarak anlamını kavrayamadığı sebeplerle Reyhan’ın başka ekibe transferi sadece doldurulmamış sorunlu bir rol yaratacaktı.

Tramvay projesinin başlarında Tahsin ve Tarkan kavga ediyorlardı. Jale bu problemi çözmek için Reyhan’a sormadan elinden bazı işlerini alıp nefret ettiği bazı işleride ona yüklemiş, Tahsin’e de Reyhan’ın istediği bazı işleri vermişti. Jale aynı sorumlulukları Metro projesine de taşıyınca aylardır kızgın olan Reyhan çok alıngan, kızgın ve sinirli tepki verir duruma gelmişti.

Reyhan sakinleşmişti ama bugüne kadar sıkıntısını Jale’ye hiç belli etmemişti. Tahsin ve Tarkan birbirlerini suçlamaya devam etmekte, Jale ise bu konudaki problemlerin üzerine tek tek gitmektense giderek dolan ve taşmak üzere olan bir problemin yaratıcısı durumuna düşmüştü. Reyhan çatışmaya odaklansa yada Reyhan ile ilgili kısım çözülse bile bu problemin küçük bir parçası idi.

Çatışmalara odaklanmak gerekli bir görev olabilir ve herhangi biri yapabilir.

Reyhan tanımlı hasta idi ve sistemdeki dengesizlik sonucunda kızgınlık semptomları göstermekteydi. Ekip problemi Reyhan’da görmekteydi ama problemi yaratan ve sürdürende kendileriydi.

Grup içi çatışmaların bazı ortak noktaları vardır. Olayın merkezinde görülenler (tanımlı hasta) aslında ikincil olarak işe dahildirler. İkinci derecedeymiş yada yardımcı gibi görünenler ise asıl sorumlu olup sorunu büyüten ve sürdürenlerdir.

Reyhan yeniden atanmış ve buda hem kendisine, hem ekibe hemde Metro projesine pahalıya mal olmuştu. Tahsin ve Tarkan birlikte ve yakın bir şekilde çalışmaya devam etmişler, aralarındaki çekişmeyi bir süreliğine durdurmuşlardı. Ama Metro projesi gecikmişti.

Eğer sistemin parçası iseniz gerçekten ne olduğunu anlatamayabilirsiniz. Doğru kişinin dışarıdan izlemesi en iyisi olacaktır. Bunu ne kadar erken yaparsanız o kadar erken rahat edersiniz.

Paylaşın:

Yeni baba olanlar: Hazır mısınız ?

“ Tebrikler! Oğlunuz doğdu! ” yada “ Sağlıklı bir kız çocuğunuz oldu! ” diye başlayan hayatınızın o en mükemmel gününde hayatınız değişmeye başlıyor.

Aslında sadece bir çocuk doğmuyor birde baba doğuyor. Artık dünya eskisi gibi gözükmüyor insanın gözüne.

Bunu açıklamak çok zor ama o küçük, konuşamayan, korumasız insan daha önce bir çok yetişkinin başaramadığı bir şeyi başarıyor ve sizin hayatınızı değiştiriyor.

Artık babasınız. Şöyle bir durup düşünmeniz gerekiyor. Kendinizi daha olgun, daha yaşlı ve daha güçlü hissediyorsunuz. Ve şöyle bir karar veriyorsunuz “ Baba olmayı hayatımın önemli önceliklerinden biri yapacağım.”

Çocuğu olana kadar sadece çocuk olmayı biliyor insan. Birden ikinci bir şapkayı kafanıza takıyorsunuz, ve artık hem çocuk hemde baba oluyorsunuz.

Eğer sizin babanızla geçmişinizde hoşlanmadığınız, acı veren şeyler var ise artık bunları babalığınıza taşımamanız gerekiyor. Onların yeri çocukluğunuz, bırakın orada kalsınlar.

Erkekler olarak çoğunlukla duygularımız önceliklerini başka şeyler karşısında yitirirler. Biz mantık ve aksiyon ekseninden hayatın duygusal taraflarını tadımlamaya çocuklarımızla başlayabiliriz. Çocuklarımızın duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışarak başlayabiliriz.

Sonra bazı şeyler yaşamaya başlıyorsunuz ama şaşırmamnız gerekiyor;

Anneler, hamilelikleri döneminde çocukları ile bizim anlayamayacağımız derinlikte bir iletişim içerisine giriyorlar. Bu yüzden annenin tüm ilgi ve alakasını kendi üzerlerine çekiyorlar. Çocuğunuz, eşinizin bu ilgi ve enerjisini tamamen kendisine çekiyor olduğu için bebeğinizi kıskanabilirsiniz, bu çok doğal.

Bebek bakmayı bilmiyorsunuz ve buda çok normal. Bebek bakımı doğuştan bilinmiyor. Moralinizi bozmayın. Ayrıca Amerika’yı yeniden keşfetmeye çalışarak cesaretinizi zayıflatmaktansa zaten baba olmuş tecrübeliler ile iletişime geçerek tecrübelerinden faydalanabilirsiniz.

Diyelimki çocuğunuzla yalnızsınız ve ağlamaya başladı. Mantıken, ağlamasına sebep olan şeylere göre yapmanız gerekenleri yaptınız ama hala ağlıyor. Bu sizde düş kırıklığı yaratabilir. Unutmayın çocuğunuzun tepkilerini ve davranışlarını anlamak zaman ister. Böyle bir durumda annesine yada doktoruna ulaşmaya çalışabilirsiniz.

Babalık annelik kadar karmaşık değil. Sadece çocuğunuzla hayatı boyunca yakın iletişimde olmaya çalışmalısınız. Çocuğunuz entellektüel açıdan teşvik edilmek, fiziksel açıdan uğraşmak ve sosyal açıdan kılavuzluğa ihtiyaç duyar. Onun potansiyellerini ortaya çıkarmalı ve desteklemelisiniz.

Birinci sorumluluğunuz çocuğunuzun yetişmesinde aktif rol almayı öğrenmenizdir. Buda ancak onu anlamakla mümkün olur. Yapabilirlikleri, kapasitesi nedir? Sizden ne bekliyor? Neye nasıl tepki veriyor? Gibi soruları sormanız yada onunla olabildiğince çok vakit geçirmeniz lazım. (Unutmayın çocukla vakit geçirmek sadece zaman doldurmak için hoplatmak ve oyun oynamak demek değildir.)

Bizim kültürel alt yapımızdan bazılarımız kendilerini çocuklarından biraz uzak tutarlar. Tutmayın lütfen. Biraz kendinize zaman verirseniz bu yakınlaşmanın ne kadar önemli olduğunu, çocuğunuzun bu yakınlaşmaya paralel kendini ne kadar güvende hissettiğini anlayacaksınız.

Şunları unutmayın;

Eviniz bebek için güvenli olmalı.

Kendi babanızla yada baba olmuş diğerleri ile tecrübelerini mutlaka paylaşın.

Eşinizin bir babadan ne beklediğini mutlaka sorun.

Çocuğunuza ismiyle hitap edin ve “Seni Seviyorum” deyin.

Benim gibi okuduklarınızı, hissettikleriniz blog yada defterinize yazmaya başlayın.

Bakıcı bulurken titiz davranın.

Çocuk gelişimine ilişkin kitaplar okuyun.

Çocuğunuzla her gün ilgilenin, oyun oynayın.

Çocuğunuzun gelişimi ile ilgili olarak eşinizle sürekli diyalog içinde olun.

Doktorunuzun tavsiyelerine mutlaka uyun.

Paylaşın:

Çalışanlarınızı nasıl motive edersiniz? – 2

Motivatör olmak hiçte sanıldığı kadar kolay bir şey değildir demiştik, devam edelim.

13. Herkes her işi yapamaz. Bir yöneticinin görevi “doğru işe doğru kişiyi” atayabilmesidir. Eğer kiş istediği veya yapabildiği işi yapıyorsa motive olacaktır.

14. Hep beraber sosyal aktiviteler yapın. Birlikte yemek yemek, geziye gitmek grup içi iletişimi ve güveni artıracaktır.

15. Onların yaratıcılıklarını göstermelerine olanak tanıyın. Onların yaratıcı fikirlerini ve önerilerini alıp uygun olanları uygulayarak projeden aldıkları hazzı artırabilirsiniz.

16. İnsanlara işlerini iyi yaptıran nedir? Herkesin bir beklentisi vardır. Başarıi para, kariyer, fark edilmek vb. Eğer ekibin projeyi ya da işi sahiplenmesi sağlanır, başarıyla tamamlamak konusunda bir beklenti oluşturulabilirse çok iyi iş çıkaracaklardır.

17. Önlerine keyifli bir şeyler koymanız gerekir. Bazen ekibi keyifli bir masa oyununda bir araya getirebilirsiniz. Diğer proje ekipleriyle maç yapmak, kendi içlerinde bir parti düzenlemelerini istemek gibi.

18. Cesaretlendirme hem ekip hem de bireysel bazda düşünülmelidir. Eğer birisi iyi bir şey yaparsa takdir ya da teşekkürden imtina etmemelisiniz. İyi bir fikri fark ettiğinize ilişkin bir eposta, başarılı bir surumu takdir eden bir mesaj çok işe yarayacaktır.

19. Eğer ekibinizin fikirlerini istiyorsanız çekinme ya da utanmalarının önüne geçmelisiniz. Size gelip konuşmak konusunda rahat olmalılar. Her fikri dikkatlice dinleyin ve kesinlikle tekrar fikir üretmelerini engelleyici şekilde geri çevirmeyin. Yapıcı bir şekilde olumlu ve olumsuz yanları ile fikre karşı görüşünüzü belirtmelisiniz.

20. Herhangi bir tartışma ya da anlaşmazlık durumunda eğer bir konuda açıklık getirilmesi gerekiyorsa size rahatlıkla ve hemen ulaşabilmelerini telkin etmelisiniz. Yanlış anlaşılmaların getireceği tekrar yapmalar ve kayıplar çok büyük olabilir. Çatışma ya da anlaşmazlıkların ekip ya da birey motivasyonunu olumsuz etkilemeden çözümlenmeleri önemlidir.

21. Ekibinize motivatörleri katın. Bazıları çoğu zaman aktif, pozitif ve diğerlerini olumlu etkileyecek davranışlar sergilerler. Bu tip kişilerin ekip genelinde çok faydasını görürsünüz.

22. Beyin fırtınası oturumları sonunda yakalan iyi fikirler ekip üyelerinin önemli kabul edildiklerini gösteren önemli bir olgudur. Önemli kabul edilmenin getireceği sorumluluk ve kendi kapasite ve becerilerini en iyi şekilde kullanacaklardır.

23. Projenizi daha küçük parçalar haline getirerek başarılabilir hedefler koymanız ekip için alan yaratmanıza onların bu konuda motivasyonunu artırmanıza yarayacaktır.

24. Organizasyonel hedeflerin yakalanması karlılığı getirecektir. Bu da yine organizasyonekl politikalarla çalışanlara yönelik maddi destekler anlamına gelebilecektir.

25. Herkesin motivasyon noktası farklıdır. Bu yüzden doğru kişiye doğru motivasyon stratejisini elden bırakmamak gerekiyor.

Paylaşın:

Çalışanlarınızı nasıl motive edersiniz? – 1

Projelerde ya da çalıştığınız birimlerde birlikte çalıştığınız kişileri ast ya da üst olarak ayırmaksızın motive etmek durumunda kalırsınız. Motive olmuş bir ekibin başaramayacağı şey yoktur ama motive etmek, motivatör olmak hiçte sanıldığı kadar kolay bir şey değildir.

1. Önce kendinizle başlamanız gerekir. Eğer siz motive değilseniz başkalarını motive edemezsiniz. Diğerleri için bir rol modeli, olacaksanız öncelikle enerjinizi ve istekliliğinizi göstermeniz gerekir. Ekibiniz sizin enerjinize ve istekliliğinize katılmak isteyecektir.

2. Projeye ilişkin bilgilerinizi paylaşmaktan çekinmeyin ve onlarda projeyi sahiplenme duygusunu yaratmaya çalışın. Eğer kendi projeleri olduğuna inanırlarsa gerek limitleri gerekse nerede durup durmayacakları konularını daha iyi irdeleyebilirler.

3. Projede bir problem yaşandığında bunu en iyi çözebilecek olan ekibin birlikteliğidir. Bu yüzden onlarla problemleri paylaşmalı, görüşlerini almalı ve çıkış yolunu beraberce bulmaya çalışmalısınız. Eğer ekibin bir parçası olduklarına inanırlarsa destekleride o kadar artacaktır.

4. Her ne kadar disiplin önemli olsa da iş ortamını olabildiğince informal tutmakta fayda vardır. Çalışanlar genellikle patronun nefesini arkalarında hissetmediklerinde, sürekli birisi bitiş tarihi konusunda bastırmadığında daha rahat çalışırlar. Eğer ekiplere hedef verilir ve hedefler isahiplenmeleri sağlanırsa kendileri doğru çözümü bulacaklardır.

5. Projeler aşamalara bölünürler ve bir proje yöneticisi ekibini motive etmek için kilometretaşlarını(milestones) kullanır. Bu kilometretaşlarına vaktinde ya da öncesinde erişimlerde ödüllendi,rme ya da kutlamalar yapılabilir.

6. Mutlaka işini yapana teşekkür etmek gerekir. İşini beklenilenden kaliteli, erken vb. yapan ise takdir edilmelidir. Teşekkür ederken “ben” yerine “biz” kullanılması daha doğru olacaktır.

7. Kimseye suç atmayın veya suçlamayın. Suçun başkasının üzerine atıldığı ortamlarda güvensizlik baş gösterir. Projenin başarısı konusunda ekip başarısı ya da başarısızlığı olacağını vurgulayın.

8. Geri beslemeleriniz pozitif olmalı. Herkes hata yapabilir. Sizin yapılan hatalrın düzeltilmesi ve tekrarlanmamsı için gerekli yapıcı uyarıları getirmeniz önemlidir. Ekip bir bütün olduğunda her türlü zorluğun üzerinden gelebilir.

9. Ekibinizdekilerle tek tek yemeğe çıkın ve onları dinleyin. Yemekler kişiler arası ilişkileri geliştirdiği gibi hem karşınızdakinin fikirlerini öğrenmenize hem de karşınızdakinin size değer vermesini sağlayacaktır.

10. Onlar konuşurken mutlaka dinleyin. Sık sık projeye ilişkin görüşlerini alın. Projenin gidişatı ya da bitimine ilişkin öngörülerini sorgulayın.

11. Ekibinizden birisi size bir problem ile gelmişse çözümü için elinizden geleni yapın. Böylece saygı kazanırsınız.

12. Her zaman ekibinizi destekleyin. Güven verin ve sizin güveninizi alabilecekleri şeyleri yapmalarına olanak tanıyın. Eğer ekip desteklendiğini bilirse daha verimli olacaktır.

Paylaşın:

İş stresi ve evlilik

Stres bulaşıcıdır. Büyük beklentilerinizin olduğu ve uzun saatler boyu çalışabildiğiniz yaşlarda gerek evinizle gerek arkadaşlarınızla olan ilişkilerinizi ayakta tutabilir, olası sıkıntıların üzerinden rahatlıkla gelirsiniz.

Ama eğer bir aile kurmuş ve hatta baba olmuşsanız patronunuzun sizi suçlaması yada azarlaması çok yıpratıcı olabilir. Bazılarıda eve geldiklerinde sadece huzur ve rahatlamak istedikleri için aile olmanın getirdiği sorumluluklardan sıkılırlar. Aslında erkeklerin bu iki hali de iş stresi ve aile olmanın erkekler açısından ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Ama birde zaten tüm gün çalışmış ve sonra eve geldiğindede çocukla uğraşan kadınlar, eşler var? Onların durumu erkeklerden kat be kat daha zor.

Ne yapabiliriz bu durumda?

Zamanı iyi kullanın. Örneğin tam evinize girmeden önce 5- 10 saniye düşüncelerinizi, sinirinizi, öfkenizi son bir kez gözden geçirin. Eve girdikten sonra hala kafanız işe takılıysa üstünüzü değiştirin, gazete okuyun, duş alın, rahatlamaya çalışın. Yine olmuyorsa 5- 10 dakika yalnız kalın ve kendinizi ailenizi ile doğru iletişim kurmaya hazırlayın.

Sizde stres yaratan şeyleri paylaşın, anlatın. Bir kadının eşinin iş stresini ve onun ne hissettiğini anlaması kolaydır. Eğer yaptığınız işi eşiniz biliyor ve inanıyor ise en güçlü pozitif desteği alıyorsunuz demektir. Karşılıklı iletişim stresleriniz konusunda birbiriniz ile ilgili farkındalığınızı besler ve birinin diğerini kötü durumdayken desteklemesini sağlar yada affetmesini.

Bazen büyük adımlar atmanız gerektiğini unutmayın. Eğer stresiniz ailenize ilişkin sizde bir körlük yaratıyor, eşiniz ile ile aranızdaki mesafeyi artırıyorsa işte o zaman iş değiştirmeyi düşünebilirsiniz. Doğru değerler ve öncelikle insanın doğru yolda gitmesini sağlar yoksa ileride duyduğunuz sesin müzik olduğunu sanırken şelale sesi olduğunu çok geç farkedersiniz.

Kendinize eğer mümkünse daha az stresli ve esnek bir pozisyon bulmaya çalışın. Daha az ücret veya daha uzak bir şirket konusunda kararınızı evliliğinize ve ailenize ne kadar değer biçtiğinizi düşünerek verin.

Özellikle son dönemlerde etrafımda çok fazla boşanma görmeye başladım. Bunların bir kısmı erken karar verme, tarafların birbirini tanımadan maceraya aılmaları ve bir kısmıda tarafların kariyer kaygıları.

Birini sevmemek boşanma sebebi olabilir ama sadece iş stresi yada kariyer kaygıları ailemizin önüne geçmemeli.

Paylaşın:

Proje Yönetiminde başarı için 10 değişmez kural

1.    Ne yaptığınızı bilin!
2.    Neden yaptığınızı bilin!
3.    İhtiyatlı, dürüst ve hazırlıklı olun!
4.    Güçlü taraflarınıza oynayın!
5.    Hareket alanınızı bilin!
6.    Nasıl iletişim kurabileceğinizi bilin!
7.    Nasıl başaracağınızı bilin!
8.    Nasıl başarısız olacağınızı bilin!
9.    Projenin ne zaman biteceğini bilin!
10.  Nasıl öğreneceğinizi bilin!

Paylaşın: