Etiket arşivi: ücret

Sadece Maaş Vermek Yetmez!

Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Bir çok yönetici sadece verdiği maaşın alacağı hizmet ve destek için yeterli olacağı yanılgısına düşer. “Nasılsa para veriyorum, her istediğim olur” düşüncesiyle yaşanan hayal kırıklıkları zamanla kızgınlığa dönüşür. İşten çıkarmalar, istifalar birbirini takip etmeye başlar.

Özellikle son dönemde, çevremde bu tipte hatalar yapan çok fazla insan görmeye başladım. Kendileriyle yaptığım sohbetlerde şunları söylüyorum;

Öncelikle çalışalarınızı tanımaya vakit ayırmalı, sohbet etmeli, aralarına karışmalısınız.

Çalışanlarınıza adil, dürüst, sevecen, samimi, cana yakın, içten yaklaşmalıyız. İyi sıfatların suistimale açık olduklarını unutmadan dengelememiz çok önemlidir. Çalışanlarımızın gözünde yaratacağımız imajın bizi vezir edebileceği gibi rezil de edebileceğini unutmamamız gerekiyor.

Ülke ve sektörel koşulları destekleyen bir ücret politikası ile şirket içi işbirliğini ve sadakati en üst düzeyde yakalayabilme olasılığımızın yüksek olduğunu unutmamamız gerekiyor.

“Ne söylediğiniz değil, ne anlaşıldığı önemlidir” klişesini burada tekrar hatırlatmak istiyorum. Bizim tavrımız ve niyetimiz iyi olsa bile yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Çalışanlar üzerinde “bak ben her şeyi izliyorum” “her şeyin farkındayım” düşüncesi ile stres yaratmak, kapasiteleri üzerinde iş vermek bir yere kadar verim getirebilir ancak dozu kaçarsa geri tepen silaha dönüşür.

Şirkette işten çıkarmalar ya da istifalar belirli bir sebep (ekonomik kriz vb.) olmaksızın çoğaldıysa problemin kaynağını bulmak gerekir. Örneğin,  eski çalışanlar yeni gelenleri yanlış yönlendiriyor, yöneticinin olumsuz tavırları sabırları taşırıyor, şirket sadece kar etmeye odaklanıp iç değerlerini unutmuş olabilir gibi daha bir çok neden sayılabilir.

Paylaşın:
Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Neden Bazılarımız Daha Az Maaş Alır?

Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Çoğumuz, kendimizi iş arkadaşlarımız kadar becerikli ve onlar kadar değerli hissediyoruz. Fakat buna rağmen onlardan daha az ücret alabiliyoruz? Ya da kendimizin normal onların yüksek aldığını düşünüyoruz?

Burada paylaşacağım şeyler tecrübelerimle sabit olacağı için mutlaka eksiklikler olacaktır. Vereceğim örnekler ortalama şirketler için geçerlidir. Profesyonel ve büyük şirketlerin aşağıda yazacağım bir çok konuyu “aştığını” varsayıyorum.

Şirketler, kar yazan ya da para kazandıran birimlere daha yüksek ücret öderler. Özellikle pazarlama birimleri şirkete nakit girişi sağladığı ve faydası net olarak ölçülebildiği için ücretleri yüksektir.

Genellikle satış ve pazarlama birimlerinin daha iyi ücret almalarının sebeplerinden birisi görüşmeler konusunda uzmanlaşmış olmalarıdır. Bu yüzden işe ilk girişte yapılan görüşmelerde diğerlerine nazaran daha başarılıdırlar.

Bir şirkete girişte ne vaat edilirse edilsin eğer iyi bir ücret elde edilememişse ve ortada yazılı bir şey yoksa, büyük olasılıkla öyle kalır. Şirketler bu tip vaatleri tutmamanın bin bir yolunu bulurlar.

Bazıları bizim fark edemediğimiz ya da tam olarak anlayamadığımız bazı özel bilgi birikimlerine, sempatik kanallara (çevreye) sahiptirler. Bu kişilerin bizden yüksek ücret alması doğaldır.

Ticareti bilmiyorsak, işe girerken emeğimizi iyi bir ücret karşılığı kiralamamız mümkün olmaz. Bu konuda becerilerimizi geliştirene kadar az ücret almayı göze almalıyız.

Yaptığımız işler, edilen iltifatları bizi kendi gözümüzde daha üst bir noktaya getirebilir, kibir seviyemizi artırabilir, halüsinasyon görmeye, diğerlerinin bizden yüksek ücret aldığını düşünmeye başlayabiliriz. Arada bir kendimizi yoklamamız şarttır.

Gerçekten iş yapan, iş çıkaran ve yokluklarında GERÇEKTEN işlerin tam anlamıyla yürümeyeceği kişiler bizden daha yüksek ücret alırlar. İşimizi ne kadar önemli olarak görsek bile şirketimizle empati kurmalı, “ben olsaydım ne yapardım?” gibi küçük bir düşünce oyunuyla, düşüncelerimizi tekrar değerlendirmemiz gerekebilir.

Patronun oğlu, akrabaları ve arkadaşları tabiki bizden yüksek ücret alacaklar, sonuç olarak şirket onların ve paralarını diledikleri gibi harcarlar.

Biz daha yüksek ücretli başka bir alternatif aramadığımız, ısrarla bulunduğunuz şirkette koşullarımızın iyileştirilmesine uğraştığımız için daha düşük ücret alan durumuna düşmüş olabiliriz.

Şirket içinde başka bir pozisyona, birime geçmediğimiz, bulunduğunuz yerin ücret skalasını yükseltmeye çalıştığımız için düşük ücret alıyor olabiliriz.

Yöneticimiz ile iyi iletişim kuramamış ve bu yüzden performans değerlendirmelerinde işimizi iyi yapmanıza rağmen iletişim açısından yeterince iyi not almadığınız için düşük ücret alıyor olabiliriz.

Şirketimiz bizi geleceğinde görmediği için yatırım yapmıyor, elinden kaçırmaya çekinmiyor ve bu yüzden düşük ücret veriyor olabilir. Ne biz vazgeçilmezsizdir ne de şirketimiz.

Paylaşın:
Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Takdir etmek ve güven göstermek

Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız
 

Bazı şirket çalışanları gerçekten yaptıkları işlerle ne kadar yetkin ve özel olduklarını belli ederler. (Ama yüzde 90’a 10 kuralını unutmayalım: İnsanların %90’ı kendilerini yaptıkları her şeyde ortalamanın üstünde görürler.) Burada kastım gerçekten iyi iş çıkaranlar.

Eğer yöneticiyseniz iyi çalışanlarınızı ödüllendirmek istersiniz. Bu konuda bütçeniz olmadığını varsayalım. Yapacağınız bazı küçük jestleri onur kırıcı bulma ihtimalleri olduğunu unutmayalım.

Bir TV kanalının yapımcılarından olan Ahmet, akşam haber bültenine bir haberi yetiştirmeyi başarmıştı. Ahmet hem kurallara uyması, şirket içi nezaketi, işi sahiplenmesi ve zaman kısıtlarına rağmen işini kusursuz yapması sebebi ile çok iyi bir çalışandı. O akşam kanal, diğer tüm kanallara “haber atlatmıştı”. Ayşe yöneticisi olarak Ahmet’e nasıl bir jest yapacağını düşünüyordu. Yemeğe mi götürecekti yoksa bir kalem mi alacaktı hediye olarak? Ahmet’i ne şekilde olursa olsun demoralize etmemesi önemliydi.

İnsanlar gerçekten yetkin ve iyi çalışanlar olduğunda ne yapmalı?

Onu hem yüz yüze hem de yürekten takdir etmeli ve güvendiğinizi göstermelisiniz. Bunu herkesin olduğu bir ortamda veya herkesin okuyacağı bir e-posta ile yapabilirsiniz. Bu kişinin başarısına ilişkin farkındalığınız, şirket içerisindeki morali yükseltecektir. Yapılan iyi işlerin sonucunda alınan onur madalyaları, teşekkür belgeleri gibi ödüller tamamen takdirin göstergeleridir.

Parasal ödüllerin sadakati artırabileceğini ya da parasal olmayan ödüllerin performansı düşürebileceği unutulmamalıdır. Özellikle kriz dönemlerinde ve enflasyonist ortamlarda para en büyük ödül olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada parasal ödülün getireceği iki sıkıntının altını çizmek istiyorum;

1- Yapılan işe biçilen değer, diğer yapılan işlerin değeri ile karşılaştırılmaya başlanır. Her ne kadar biçilen değer minnettarlıkla orantılı olsa bile diğerlerinin yaptığı işe değer verilmediği hissi yaratabilir.

2- Kişisel engeller – Minnettarlığımızın karşılığı olarak şu ödülü, ikramiyeyi kabul edin gibi sözlerin altındaki anlamlar kişisel engelleri doğurabilir. Ödül bu şekilde sunuluyorsa kıdem olarak sunabilirdi yanılgısı ortaya çıkabilir.

Her parasal ödülün bir öncekinden yüksek olması konusundaki beklenti unutulmamalıdır.

Bu tipteki başarılı insanlara daha fazla sorumluluk ve fırsatları sunmanız en doğrusu olacaktır. Örneğin Ahmet’e yeni başlayacak bir programın koordinasyonu gibi bir sorumluluk verilebilirdi.

Herkesin önünde yapacağınız bir takdir başkasının veremeyeceği bir ödül olacaktır. Bu aynı zamanda şirketinizde başarılı birini farkederek, kazanmanızı ve sadakatini sağlayacaktır. Bu sizin kendinize de verdiğiniz bir ödül olacaktır.

 
Paylaşın:
Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız