Etiket arşivi: yaratıcılık

Çocuğunuz ile kıymetli zaman geçirme önerileri

parents-children-cooking1Kızımla beraber sürekli aktivite yapmaktan ve bu konuda yapacak şeylerin bitme ihtimaline karşı sağdan soldan derlediğim aktiviteleri sizlerle paylaşayım istedim. İnsanın çocuğu ile geçirdiği vakit kadar keyifli bir şey olmadığını öğrendim. Bu zamanı en iyi şekilde değerlendirebilmek için hem kitapları hem de interneti fırsat buldukça karıştırmaya çalışıyorum. Bunu yaparken hem ona keyifli anlar yaşatacak hemde belki bir şeyleri öğrenebilecekleri aktiviteleri seçmeye çalışıyorum;

1. Birlikte kitap okuyun – Okuduğunuz kitapla ilgili sorular sorun.

2. Beraber hikayeler uydurun – Yaratıcılık

3. Futbol oynayın – El, ayak, göz koordinasyonu

4. Beraber resim yapın – Göz-el koordinasyonu, yaratıcılık

5. Salona sandalyeler üzerine çarşaf atarak bir çadır yada kutulardan kale yapın – Yaratıcılık.

6. Yürüyüşe çıkın – Fiziksel gelişim

7. Parkta yada kumsalda piknik yapın – İletişim

8. Masa oyunları oynayın, satranç go vb. – Hafıza, yetenek geliştirme

9. Lunapark’a gidin – Fiziksel gelişim iletişim

10. Erken kalkın ve onlarla birlikte günü karşılayın – İletişim

11. Müzeye gidin – Eğitim, görsel gelişim

12. Odasını birlikte düzeltin, toplayın – .Sorumluluk

13. Saklambaç oynayın – Eğlence

Okumaya devam et

Paylaşın:

Yaratıcı Direnç

Yaratıcı direnç, yaratıcılığımıza kendimizin getirdiği sınırlamalar ya da limitleri ortadan kaldırma gücümüzdür. Aslında en zor zamanlar kendi kendimizi çürüttüğümüz, kendi fikirlerimizi sabote ettiğimiz durumlardır. Bir yandan insan olmanın doğasıdır bu yaptığımız.

Özellikle üzerinde çok hassas olduğumuz, titizlendiğimiz şeylerde daha çok yaparız bunu. Sürekli bir şeyleri değiştiririz, memnun olmayız, daha iyisinin dilimizin ucunda olduğunu düşünür ama bir türlü ortaya çıkaramayız.

Gerçekten bizim için çok önemli bir projeyi ya da işi yapacağımız zaman “Sen bunu yapamazsın” “Yeterince iyi değilsin, ” “Yeteneğin yok” gibi cümleleri kendi içimizde sarfederiz. Ama moralinizi bozmayın çünkü her zaman hepimizin içinde yaratıcı direnç var ve onunla yaratıcılığımızı daha iyi bir şekilde kullanmaya devam edebiliriz.

Yapmanız gereken içinizdeki yaratıcı direnci görmezden gelmemek. Kendinizle barışmalı, kendi kendinizi bastırmamalı ve bu karamsarlığınızla yüz yüze mücadele etmelisiniz.

Belki deli derler ama yine kendi kendinizle şöyle bir konuşma yapabilirsiniz;

“Sevgili negatif tarafım, senin hayatımdaki öneminin ve amacının farkındayım ama lütfen sende beni anla. Senin yapmaya çalıştığın benim olası en kötü tarafları farkına varmam, hata yapmamam, başarısızlıktan korunmam ve zarar görmemem.

Fakat benim varolma amacıma uygun olarak bana anlamlı gelen şeyleri yaşamam vizyonuma doğru ilerlemem için gerekli. Bana ne söylersen söyle kendim olmalıyım, düşüncelerimin hayallerimin peşinden gitmeliyim. Fakat maalesef sen beni yolumdan alıkoyuyorsun.”

Hadi bakalım kolay gelsin.

Paylaşın:

Ne kadar yaratıcısınız?

Problem çözmek, ihtiyacı gidermek veya istenileni yapmak için hepimiz yaratıcılığımızı kullanırız. Çevrenizdede her zaman yaratıcı insanlar görebilirsiniz. Yaratıcılık konusunda o kadar çok araştırma var ki kimi doğuştan, kimi mecburiyetten kimi ise istenerek geliştirilen bir şey olduğunu savunuyor.

Birde yaratıcı insanlar için ortak özellikler belirlemişler. Bakın bakalım sizde kaç tanesi var;

Hassas – problemlerin farkındalığını sağlaması, başkalarını anlamayı kolaylaştırması açısından önemli.

Para ile motive olmama – para temel ihtiyaç asıl önemli olan yeni bir şeyler ortaya çıkarmak yada bir şeyleri başarmak

Kendi kaderlerini çizerler – bir amaçları ve hedefleri olduğuu bilip bunu gerçekleştirmek için tüm becerilerini seferber ederler.

Uyumludurlar – İnsanlarla uyum içinde olmazsanız yaratıcı olamazsınız.

Belirsizliklere toleransları vardır – Yaratıcı insanlar aynı anda birden fazla alternatifi değerlendirir, kendileri kadar diğerlerininde görüşlerine önem verirler. Belirsizlik onlar için alternatifleri bulmak ve görmek için bir fırsatır.

Araştırmacıdırlar – Hem hislerine güvenirler hemde araştırırlar.

Dünyayı farklı algılarlar – Onların bir çok konuda duyuları farklı çalışır. Farklı görür, duyar, hissederler. Farklı açılardan dünyaya bakmak beyinlerini sonsuz olasılıklara açmalarını sağlar.

Olasılıkları görürler – Yaratıcı olmadığını düşünneler mevcut sınırlar ve imkanlar dahilinde davranmayı tercih ederler. Yaratıcılar her türlü olasılığı değerlendirir, limitleri zorlarlar.

Soru sorarlar – Soru sormak doğalarından gelir çünkü meraklıdırlar.

Sentezlerler – Büyük resmi görürler.

Fantaziye yatkındırlar – Yaratıcı insanların kendi hayal dünyaları vardır. Bazen o dünyaya dalar giderler.

Esnektirler – Fikirlerle uğraşan yaratıcı insanlar esnektirler. Olaylara farklı açılardan bakıp farklı yanıtlar bulmaya çalışırlar.

Rahattırlar – En kolay ve hızlı çözüme doğru giderler ve bu konuda kendilerini kasmazlar.

Hayal güçleri yüksektir – Deneyimlemek yada oynayabilmek için hayal güçlerini kullanırlar.

Sezgileri güçlüdür – Cevapları görebilirler, problemleri oldukça hızlı farkedebilirler.

Orijinaldirler – Orijinallik onlar için itici güçtür.

Beceriklidirler – Alışılmadığı yaparlar, çözülememiş problemleri çözerler, daha önce düşünülmemişi düşünürler.

Enerjiktirler – Her fırsat, problem ve yeni fikir yaratıcı insanlar için heyecanlanma unsurudur. Bu tip durumlarda enerjileri maksimum olur.

Mizah anlayışları vardır – yaratıcılık ve mizah paralel unsurlardır. Yaratıcı olmayanların iyi espiri yapamayacağı söylenir.

Kendilerini gerçekleştirmişlerdir – Bulundukları yerde kendi varlıklarını kabul ettirmiş insanlardır.

İç disiplinleri vardır – Bazen çok dağınık ve dalgın görünmelerine rağmen kendi iç disiplinlerine sahiptirler. Kendi dağınıklıklarında aradıklarını anında bulabilirler. Yaratıcı olmayanların düzenli ve disiplinli yaklaşımlarınada direnç gösterirler.

Kendilerini yetiştirirler – Kendi yetenek ve becerilerinin farkında olarak benim “altın bilezik” dediğim farklı sanat ve becerileri edinirler. Yemek yapan biriyle sohbet ederken bir yandanda nasıl yaptığını izler ve öğrenirler.

Özel ilgi alanları vardır – Eski araba koleksiyonu yapmak, aikido yapmak yada eski kitap koleksiyonculuğu vb enteresan hobileri olur. Enerjilerinin bir kısmını bu hobilerinde iyi olmak için harcarlar.

Kalıplardan uzaktırlar – Mevcut kurallar ve normlardan farklı düşünürler. Buyüzdende çoğu zaman bulundukları ortamda acaip, değişik, garip yada sıradışı diye tanımlanabilirler.

Meraklıdırlar – Alice Harikalar Diyarında kitabındaki çocuk gibi tavşanın adından mağaraya dalarlar. (Matrix filmini seyrettiyseniz Neo’un bilgisayarında “tavşanı takip et” mesajı çıkmıştı)

Açık fikirlidirler – Her türlü olasılık ve yanıta karşı açıktırlar.

Bağımsızdırlar – Bağımsızlık onların yaratıcı fikirlerini açığa çıkarır.

Eleştiricidirler – Herşeye açıktırlar ve her şeyi deneyebilirler fakat bir o kadarda yaptıkları her şeyi daha iyiye erişmek için eleştirirler.

Mevcudu kabullenmezler – Olanı kabullenirsen yaratıcılığa gerek kalmaz.

Kendilerinden emindirler – Hata yapsalarda güvenlerini kaybetmezler. Edison gibi düşünüp yaşanan hataların başarının anahtarı olduğunu düşünürler.

Risk alırlar – Çözüme giden yola risk almaktan çekinmezler.

İnatçıdırlar – Charles Goodyear (mevcut tekerlek teknolojisini bulan) ve Chester Carlson (fotokopiyi bulan, Xerox’ın kurucusu) en iyi örneklerdir. Buldukları şeyler için 30 yıl uğraşmışlardır.

Bu maddelerin hangileri size uyuyor?

Sizi rahatsız eden yada eksik gelen maddeler var mı?

Yaratıcılığı sadece işte değil evde, okulda, sokakta ve her yerde düşünmemiz gerekiyor.

Yukarıda yer alan maddelerden yapamadıklarınız var ise nedenini sorgulayın. Görüşlerinizi benimle lütfen paylaşın.

Paylaşın:

Sen de pazarlamacısın!

Her ne kadar pazarlama konusunda akademik bir eğitim almadıysam da 20 yıllık iş hayatım bu konunun en iyileri ile birlikte geçti.

Bu sayede pazarlama konusunda “işi bilenlerin” çırağı olabildim. Ve öğrendiğim en önemli 2 şeyden birisi: her ne ile uğraşıyorsanız uğraşın aslında pazarlamacısınızdır .” Eğer bu pazarlamacı tarafınızı keşfettiyseniz önce kendinizle barışmanız ve kendinizi keşfetmeniz gerekiyor. (Diğer öğrendiğim önemli şey doğru zamanda doğru yerde olmak prensibi idi o konuda ayrı bir yazı yazacağım. )

Pazarlamacı olduğunuzu nasıl farkedersiniz?

Eğer bir şey gördüğünüzde onun kaç para olduğunu nerede satıldığını veya nasıl alabileceğinizi düşünüyorsanız siz “alıcı” grubundasınız demektir. Ama her gördüğünüz şey ile yaptığınız işi bir arada düşünüyorsanız örneğin kredi kartı pazarlama işi yapıyorsunuz ve bir parfüm gördünüz eğer içinizden kokulu kredi kartları yapılsaydı kesin tutardı diyorsanız siz “pazarlamacı”sınız demektir.

Birde özellikle şirketlerde “ben mühendisim” yada “ben muhasebeciyim” pazarlamacı değilim diyenlere rastlarsınız. Pazarlamacılık illaki müşterileri gezip eldeki katalogdan ürünleri tanıtmak mıdır hayır. Bir şirketin en büyük pazarlamacısı öncelikle genel müdür, başkanıdır. Daha sonra HERKES pazarlamacısı haline gelir. Herkesin pazarladığı şirket herkesle beraber yükselir.

Pazxarlamadaki en önemli faktörlerden biriside yaratıcılık. Yaratıcılık konusunda benim çok sevdiğim şu oyunu proje yönetimi eğitimi verdiğim zamanlarda katılımcılara oynatırdım:

Önce bir hedef belirlenir (yukarıdaki örneğe döneceğim) diyelimki hedefimiz kredi kartı pazarlamak olsun. Aklınıza gelen kelimeleri yada elinize aldığınız bir kitabı rasgele açıp bir kelime seçersiniz. Örneğin aklınıza “beş” kelimesi geldi “eğer bir kredi kartı sahibi 5 kişiye bizim kredi kartımızı önerirse ona şu ödülü verelim” yada “bu hafta benzin alışverişlerinde puanları 5 ile çarpalım” “ 5 kişiye X 55 kişiye Y 555 kişiye Z verelim” gibi fikirler bulabilirsiniz.

Gerçek anlamda “pazarlama”nın yani müşteriye ulaşmanın yolu yaratıcılıktan ve müşteriyi anlamaktan geçer. Sn. Serdar Erener bir sunumunda hiç unutmuyorum 2 slatyt göstermişti: “Göz ve Kulak”. Eğer bu ikisine hitap edecek yaratıcılığı yakalarsanız her şeyi yapabilirsiniz.

Paylaşın:

Süper fikir tuzağı

I love the idea..

Image by apesara via Flickr

Bir toplantıda ortaya attığınız süper fikrinn toplantı sonunda uygulayıcısı durumuna düşersiniz. Fikirlerinizi daha fazla iş yükü almadan nasıl paylaşabilirsiniz?

Yaratıcılığı bastırmak, verimlilikte mümkün olmamaktadır. Geçen ayki personel toplantısında görmüştüm onu. Biz açık konular üzerinde dururken Tahsin birden bir fikir öne sürmüştü. Patron’da “süper bir fikir! Neden bu konuda çalışmayı başlatıp gelecek ay rapor vermiyorsun?” dedi.

Tahsin o gün şunu öğrendi: Özellikle toplantılarda sakın iyi fikirlerinden bahsetme.

Biz bu ”hata”yı hep yapıyoruz. Bir öneri getirdiğinizde daha ben yapamam diyemeden o işi yapmak konusunda atanmış olarak buluyoruz kendimizi. Siz işi yapmayı değil iyi olduğunu düşündüğünüz bir şeyi öneriyorsunuz aslında. Ama önerdiğinizle baş başa kalıyorsunuz.

Bu tuzak farklı şekillerde de karşınıza çıkabilir. Varsayalım yapmanız gereken işten önce yapılması gereken bir iş var. Sizin işinizi yapabilmeniz için o işi de sahiplenmeniz ve yapmanız gerekecektir. Eğer bir şey söylemezseniz bir süre sonra işinizin neden geciktiğini izah etmek zorunda kalacak ve “madem öyle neden farkedip üzerine gitmedin” sözlerini duyacaksınız.

Problem fikri öne sürmekte değildir- bu patronun ya da takım liderinin iyimser davranışıdır aslında. Fikirler projelerin tohumlarıdır. Gelecekteki tüm çözümlerin ve yeniliklerin kaynağıdırlar. Hangi yönetici fikir üretene o işi yapma sorumluluğunu yüklüyorsa ona “tohum yiyici” denilebilir. Eğer fikir üretenlerin kendilerini iyi hissetmelerini engelleyen bir ortam yaratılırsa bu kimsenin fikir vermeyeceği yönünde bir sonuca gidecektir. Bu yüzden yöneticiler, ileride daha büyük problemler yaşamamak için fikirlerin nasıl uygulamaya geçirileceğine ilişkin bir yöntem belirlemelidirler.

Eğer patronunuz yada yöneticiniz tohum yiyici ise ne yapacaksınız?

Tahsin’i başına gelenden nasıl koruyabilirsiniz?

En basit yol önereyim: Fikrinizi net ve açık olarak yazacağınız bir önsöz ile bu fikrin sadece bir öneri olduğunu ve uygulayıcısı olmadığınızı yazabilirsiniz. Örneğin, Tahsin şunu diyebilirdi “Yapmak isteyenler için bir fikrim var. Çok fazla yoğun olduğum için ben üstlenebilecek durumda değilim ancak fikrimi tüm detayları ile aktarabilirim.” ” Bu Tahsin’in ekiple bir anlaşmayı başlattığını ve ekibinde Tahsin’in çok yoğun olduğunu anlamasını sağlayacaktır.

Bunu yazarken hadi yapsana dediğinizi duyar gibi oluyorum ama maalesef şu anda o kadar yoğunumki size bırakmak zorundayım.

Paylaşın: