Etiket arşivi: fikir

Bir fikri satmak

selling your ideasBir şeyleri ilk kez yapıyor olmak hem çok özeldir hemde risklidir. Riski, henüz o işin bir adının olmaması ve başkaları için bir anlam ifade etmemesidir. Benim en büyük şansım ya da şanssızlığım bir çok ilk’in içinde bulunmak oldu. Eposta’da neymiş deyip faksa sarılanlarıda gördüm, kredi kartının sanal’ı mı olurmuş diyenleri de.

Aslında iyi olan bir fikir ya da uygulama ilk çıktığında da aynı değerde ama birilerini ikna edene kadar ki bu ikna süreci sizin çalıştığınız yerde günlerce sürebilir, patronun akşam içki masasında arkadaşlarından birinin söylemesi üzerine olabiliyor.

Belki eleştiriyorum ama benimde ayıbım var: Türkiye’de ilk kez cep telefonları için logo-melodi üreten firma gelip, projesini anlatıp ödeme altyapısı istediklerinde vazgeçirmeye çalışmıştım. Kim cep telefonuna melodi almak isterdi ki? Biz ödeme altyapısı verdikten 15 gün sonra işlem yoğunluğundan sistemlerimiz kitlenmişti. Şimdi Türkiyede birkaç yüz milyon dolarlık bir pazar halini alan bir iş haline geldi.

Aslında burada çok komik bulduğum bir şey var:

Birileri bir şeylerin yanlış olduğunu düşünür ama nedenini bilmezler yada uydururular. Bu tip durumlar kurum yada organizasyonun ilerleyişi adına birileri tarafından zaruri olarak nitelendirilirken birileri tarafından saçma olarak görülür.

Siz olmayan ve iyi olacağını düşündüğünüz bir şey için malzeme toplar savunma yaparsanız, karşınızdaki sizin savlarınızı bazen mantıklı bazen demagoji ile red eder. Çoğu zaman bunun sebebi başkasının fikrini yapmaya olan isteksizliktir. Herkes kendi fikrinin peşinden gelinmesini ve bu süper, güzel fikrin herkesçe kabullenilmesini bekler. Ama herkeste aynı düşünce olunca hiç kimse hiçbir yere gitmez.

Şimdi iyi bir fikriniz varsa ve bunun çeşitli sebeplerle ilgi çekmeyeceğini kabul edilmeyeceğini düşünüyorsanız bir puzzle çözdüğünüzü düşünün. Yani fikrinizi parçalara ayırın ve bütünsel olarak değerlendirmeye çalışın; (aslında buna iş planı deniliyor ama ben basitçe anlatacağım) pazarlaması, kurulması, insan kaynakları, finans, demirbaş, yatırım vb. konuları tek tek ele alarak bir çalışma hazırlayın ve fikrinizi ancak bu çalışma sonucunda elde edilecek faydaları belirledikten sonra sunun.

Bir fikri kabul ettirmenin yolu “Ben bu işten ne kazanacağım?” sorusunu sürekli soran bir beyni ikna edebilmekten geçer. “Bir şey kazanılmayacaksa yatırım aptallıktır” Bu yüzden öncelikle şirketin ve kurumun ihtiyacına yönelik fikirler desteklenir. Daha çok müşteri edinmek, prestij, bayi sayısını artırmak, kar artırmak, maliyetleri düşürmek vb.

İyi bir fikrin heyecanına kapılıp üzerinde iyice düşünmeden birilerine aktarıyor olmak fikrin hayata geçmesini riske atar. Çünkü her zaman eğilim söyleneni eleştirme ya da irdeleme yönündedir. Çoğu zaman ilk intiba, görüş sonrasına çok etki edecektir. Bu yüzden “doğru zamanda doğru şekilde” davranmak gerekir. Fikrinize birilerini ikna edeceğinize siz ikna olana kadar yer altında çalışmalarınızı sürdürün.

Bir diğer durum sizin iyi fikrinizin başkalarında uyandıracağı yada onlara vereceği ilhamla ortaya çıkacak yeni fikirlerdir. Bu yeni fikri tetikleyen sizsinizdir ama her zaman yeni fikrin sahibi önemlidir.

Paylaşın:

Doğru soruyu sormak

İş hayatında en önemli şeylerden birisi istediğinizi elde edebilmenizdir. Bunu yaparken çoğu çalışan heyecanlanıp acele ederek aklına geleni hemen söyleyebilir ya da sorabilir. Halbuki doğru soruyu sormak çok önemlidir. Bu konudaki hisse aşağıdaki kısa fıkra da;

John, yanındaki arkadaşı Jack”e sordu: “Dua ederken sigara içilir mi?”
Jack: “Gidip rahibe sorsana” dedi.
John rahibe gidip sordu ve rahip: “Günahtır, doğru olmaz” dedi.
John, bu yanıtı Jack”e söylediğinde “Sen yanlış sormuşsun birde ben sorayım” dedi
Jack soruyu rahibe şöyle sordu: “Sigara içerken dua edebilir miyim?”
“Tabi evladım” dedi rahip. “Dua etmenin yeri olur mu, her zaman her yerde” diye yanıt verdi.

Her ne önerecekseniz ya da isteyecekseniz mutlaka durup bir düşünün. Doğru soruyu ve kelimeleri yakaladığınızdan emin olduğunuzda harekete geçin.

Paylaşın:

Enteresan fikirler nereden bulunur?

Parası olanlar nereye yatırım yapsam diye enteresan fiklirler peşindeler. Girişimciler bu pastadan pay kapabilmek için fikir arayışındalar.  Bu konuda her iki tarafta bir arayış, araştırma peşinde. Bu arayışa bir nebze destek olabilecek bedava yollardan bazılarını paylaşmak istedim;

Arama Motorları: Artık yazmak bile gereksizi ama istenilen bir kelime ile ilgili her türlü bilgiye erişimin en kısa yolu. Favorim http://www.google.com ve bir de http://clusty.com.

About: http://www.about.com benim çok eskiden beri takip ettiğim ve modelini çok beğendiğim bir sitedir. Bir çok konuda(750 adet) o konunun uzmanı o konu ile ilgili her türlü bilgi, haber vb. detayı paylaşır. Hatta ilgili konuda  “See What’s Hot Now” linkine tıklayarak o konudaki en güncel bilgilere erişebilirsiniz.

Bloglar: Özellikle kendi konusunda uzman kişilerin blogları o konunun güncel gazetesi gibi faydalı olabiliyor. Google’ın bu konudaki http://blogsearch.google.com/ sitesi favorim.

BoardReader: Bu site yaklaşık 750.000 sitenin forum ve mesaj panolarında arama yapabilmenizi sağlıyor. http://www.boardreader.com

Ebay : http://buy.ebay.com/index_A-1 sayfasında Ebay’de yapılmış en popüler aramaları ve bu suretle en çok ilgilenilen ürünleri keşfedebilirsiniz.

E-zines: http://www.Tile.net sitesinde bir çok e-zines, mail listeleri vb. bilgi mevcut. http://www.EzineArticles.com ise 150,000’den fazla uzmanın makalelerini içeriyor.

Google Trends: http://www.google.com/trends sitesinde ilgili anahtar kelimelerin aramalarına ilişkin bilgiler veriyor.

Google Insights: http://www.google.com/insights/search/# Ülke, bölge vb. bazında  aramaların incelenmesini sağlıyor.

Google Groups: http://www.groups.google.com sayesinde istediğiniz konuların tartışıldığı grupların yazışmalarını izleyebilirsiniz.

MediaFinder: ABD ve Kanada’nın en geniş dergi, katalog ve gazete veritabanı.http://www.mediafinder.com arama yaparak ilgilendiğiniz konularda medyada çıkan yazıları takip edebilirsiniz.

Yahoo Answers: http://www.answers.yahoo.com ile bir çok soru ve cevabına erişilebilir.

Paylaşın:

Yenilikçi fikri satmak

Guy Kawasaki benim sürekli takip ettiğim blogger’lardan biridir. Geçen sene PubCon’da yaptığı sunumda yenilikçi firmaların yeni ürün ve servis geliştirmelerde dikkat etmeleri gerekenlerden bahsetmiş. Bende sizlere dilim döndüğünce aktarmaya çalışayım;

1) Anlam yaratmak – Bir yenilikte en önemli şey anlamlı olmasıdır. Uzun dönem başarının anahtarı anlamlı ürün ve servislerin geliştirilmesidir. Anlamlı olmak ise insanların hayatına ve aldıkları verime olan olumlu etkidir. Yatırımcılar yatırım yapacakları projenin insan hayatına katkısını değerlendirirler.

2) Mantranızı* hazırlayın – Sadece birkaç kelime ile varlığınızı ifade edebilmeniz gerekir. Uzun ve sıkıcı misyon, vizyonlar sadece kafa karıştırır. Örneğin;

Milliyet – Basında Güven

Nokia – Connecting People

Savaş Şakar – There is no spoon!

3) Yeni dalgaya sıçrayın – Mevcut ürünleriniz üzerinde kısmi değişikliklerle kendinizi kısıtlamayın. İleriye bakarak hangi tip problemlerin çözümlenmesi gerektiğini analiz edip bu problemlerin ne tip yeni ürünlerle çözülebileceğini sürekli düşünün.

4) DATİD kuralı :

Derinlik: İyi ürün ve servisler, hizmet süresince sizinle beraber büyümelidirler. Örneğin lambası olan terlik olsa hem ayağınızı koruyacak hemde gece yürürken önünüzü görmenizi sağlayacaktır.

Akıllı: İnsanların ihtiyacı olan bir ürün olmalı. Örneğin birden fazla pil boyutu ile çalışabilen lamba olsa, elinizdeki pil neyse onu takar kullanırsınız.

Tam Olma: Sadece araba satmak değil, öncesinde ve sonrasındaki hizmetleri verme, yedek parça, bakım, kasko vb.

İncelik: Apple yada iPOD’daki tasarımı düşünün. İyi bir tasarım çok önemlidir.

Duygulandırıcı: Harley Davidson en şiyi örneklerden biridir. Ürünlerine duyguyu katarak sadakati en üst düzeyde tutarlar.

5) Çekinme, üstüne git – Gerçekçi olmak gerekirse, asla özür dileyemeyeceğimiz bir pazarda yer alıyoruz. Bu yüzden hem hızlı ilerlemeli hemde doğru iş çıkarmalıyız.

6) İnsanları Toplayın – Müşteri tabanı oluşturmaktan çekinmeyin. Ürünlerin asıl geliştiricisi kullanıcı gruplarıdır.

7) 100 çiçeklik buket yapın – Yüksek sayıda üyeniz olmasına rağmen bunların çoğu doğru müşteri değilse probleminiz yok demektir. Herkese çiçek dağıtmaya devam edebilirsiniz çünkü artık iyi müşterinizin kim olduğunu biliyorsunuzdur.

İnsanlara gidin ve satın aldıkları ürünleri neden aldıklarını sorun. Herkesin bir sebebi vardır ve bunu değiştirmek zordur. Fakat rakip ürünleri alanların düşünceleri sizin ürünlerinizi ne yönde değiştirmeniz gerektiği konusunda size kılavuzluk ederler.

Bazen ummadığınız ürününüz popüler olurken, istediğiniz ürün olmayabilir. Bu tip durumlarda belki ürünün yönünün değiştirmek gerekebilir.

8) Çalkala yavrum çalkala – Eğer devrimci, yenlikçi bir tarafınız varsa hayatınız reddetmekle geçecek demektir. Size yaptığınız işler esnasında “Yapamazsın” “Beceremezsin” gibi bir sürü eleştiri gelecektir. Siz yaptığınız işi bitirip karşınıza aldıktan sonra insanların bu tip eleştirilerini dikkate almaya başlayın.

Birinci versiyonu yapmadan ikinici versiyona geçmeyin. Nelerle karşılaşacağınızı ve neleri ekleyip çıkaracağınızı ancak birinci versiyondan sonra netleştirebilirsiniz.

9) Niş olmak – Sadecesiz üretmediğiniz halde değer içeren bir ürün yaratmışsanız fiyatla rekabet etmek zorundasınız. Eğer sadece size özel bir ürün olursa hem köşebaşını hemde fiyatı belirleyen konumunu kapmış olursunuz. Ve iyi bir fiyatlama ve politika ile o alana girişlerin önünün bile kesebilirsiniz.

Yatırımcılara fikrinizi götürürken 10/20/30 kuralını uygulayın;

• 10 adet – sunumunuzda kullanacağınız optimum sayfa sayısı

• 20 dakika – sunum süreniz

• 30 boy– Sunumunuzdaki font büyüklüğü. Hatta dinleyicilerin ortalama yaşının yarısı kadarını font standartı olarak kullanabilirsiniz.

10) Negatiflerin Etkisi – Bazı yatırımcılar size karşı olumsuz tavır sergilerler ve sizin moralinizi bozarlar. 2 tip vardır diyebiliriz; Cahil olup bilmeden eleştirenler ile ben zenginim beni ikna etmek zordur diyenler ki bunlara para ile zeka arasında bir korelasyon olmadığını hatırlatmak gerekir.

* http://tr.wikipedia.org/wiki/Mantra

Paylaşın:

İyi bir fikrim var ama…

Gün içinde çeşitli fikirler yada kafamızın içindeki sorulara ilişkin çözümler gelir aklımıza. Bazen gördüğünüz bir şey bazen duyduğunuz bir şey hiç alakası olmayan bir şekilde geliverirler aklınıza.

Bazı problemlerin çözümünde yada yeni ürün, proje fikirlerinin bulunması için beyin fırtınası toplantıları yapılır. Bu toplantılarda herkesin özgürce amaca yönelik görüşleri alınır ve amaca yönelik çözümlerin çıkması beklenir.

Bende bu tip toplantılara çok katıldım yada kendim organize ettim. Gerçekten çoğu zaman oldukça işe yaradılar. Hatta bu konudaki daha ileri bir yöntem olan “Arama toplantıları”na da katıldım. Fakat gerçekten işe yarayan, farklı olan ve etkileyici bir çok fikri bu tip programlı “olmayan” ortamlarda yakalamışımdır.

İnsan beyni öyle muazzam ki bazen araba kullanırken, bazen TV seyrederken size çeşitli alternatifler sunuyor, çözümler bulduruyor.

Fakat şöyle bir sıkıntı yaşıyordum: Aklıma gelen fikir, çözüm, her neyse asansörde geldiyse yada araba sürerken geldiğinde onu unutmamak için inanılmaz bir gayret sarfediyordum. Bir çok fikri bu konuda organize olmadığım için unuttum işin doğrusu. Sonrada kendimce çözümler geliştirdim. Sizlerle paylaşmak istiyorum;

1- Her zaman bir küçük not defteri, palm cihazı vb. not alabileceğim bir şeyi yanımda taşıyorum.

2- Normal kalemler büyük geldiği için taşınabilir küçük kalemlerim var.

3- Size önerim aklınıza ne gelirse gelsin hemen not almanız. Saçma yada mantıklı farketmeksizin hemen not alın. Not alırken neyle ilgili olduğu vb. diğer şeyleride yazın ve mutlaka tarih atın. Göreceksiniz yazdığınızda beyniniz nasıl rahatlayacak.

4- Ben biraz daha abartıp ses kaydeden cihazlardanda aldım ve sürekli arabada taşıyorum. Böylece dikkatimi dağıtmadan ve trafikte tehlike yaratmadan aklıma gelenleri seslide olsa not alıyorum.

5- Aldınız yada kaydettiğiniz notları en kısa sürede masanıza ulaştığınızda hemen değerlendirin. Bekletirseniz soğuyorlar ve işe yaramayabiliyorlar.

6- Okumaya başlayacağınız bir kitabın yanında mutlaka bir not defteri veya boş kağıt parçası ve kalem olsun.

7- Nerelerde ve ne zaman aklınıza yeni fikirlerin, çözümlerin geldiğini düşünün ve o ortamlarda bu fikirlerinizi kayıt altına almanın yollarını bulmaya çalışın. (Ör. tuvalette küçük not defteri tutmak gibi)

8- Farklı ortamlarda fikirlerinizi nasıl kayıt altına alabileceğinizi düşünün. (Seyahat, araba kullanırken, yürüyüş yaparken, misafirlikte, sinemada vb.)

9- Bazen aklınıza iyi bir fikir geldiğinde peşi sıra diğer fikirlerde gelmeye başlar. Bu yüzden asıl konunuza sadık kalmaya ve ihtiyacınız olan en önemli fikre odaklanmaya çalışmalısınız.

10- Bu tipte not aldığınız fikirleri saklayın ve gerçekleştirdikçe bunuda yanlarına not edin.

11- Bazı fikirler gelecekte önemli halke gelecek olabilir. Fikirlerinizi kayıt altında saklamanın bir yolunu bulun ve belirli aralıklarla gözden geçirin.

12- Aklınıza gelen fikirleri kendinize eposta yada sms olarakta gönderebilirsiniz.

Eğer aynı anda birçok şeyi düşünmek, yönetmek, organize etmek ve doğru çözümler bulmak gibi yoğun bir hayatınız varsa fikirleriniz çok kıymetlidir. Onların değerini bilin ve mutlaka onlara sahip çıkacak yöntemler geliştirin.

Paylaşın:

Finansal geleceğiniz elinizde

Birilerinin kolayca zengin olması, diğerlerinin ise her şeyi denemelerine rağmen finansal sıkıntılarının bitmemesi doğal mı? Sizce bu iki tip insan arasında ne tip farklılıklar var?

Eğitim, zeka, beceri, zamanlama, iş yapma şekilleri, bağlantıları(sempatik kanalları), şansları, iş-yatırım tercihleri mi?

Hiç biri değil.

Milyoner Beynin Sırları (Secrets of the Millionaire Mind) adlı kitabında T. Harv Eker şöyle diyor: “Bana 5 dakika verin sizin geri kalan hayatınıza ilişkin finansal geleceğinizi size söyleyeyim!” Eker sizin para ve başarı planlarınızı tanımlıyor. Kişisel para planlarımızın bilinçaltımıza kazınmış olduğunu iddia ediyor ve finansal hayatımız ile ilgili kararlarımızda çok etkin rol oynadığını ekliyor.

Pazarlama, satış, görüşme taktikleri, borsa, emlak vb. birçok konuda çok bilgi sahibi olabilirsiniz ancak beyninizdeki para planınız yüksek başarı için ayarlanmamış ise hiç bir zaman o kadar çok paranız olmayacak demektir. İyi haber ise bu bilinçaltınızdaki engeli kaldırabilir, kendi para planınızı sıfırlayabilir, doğal ve otomatik bir başarı sürecini başlatabilirsiniz.

Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde sokağın, mizahın, kalbinizin ve çocukluğunuzun finansal geleceğinizi nasıl etkilediği anlatılıyor. Böylelikle sürekli büyüyüp gelişecek bir parasal geleceğinizin olması için revize eteniz gerekenleri öğreniyorsunuz.

İkinci bölümde varlıklı insanların diğer orta sınıf insanlardan nasıl farklı düşünüp davrandıklarına ilişkin 17 madde var. Her maddeye ilişkin prtatik örnekler vererek sizinde denemenizi öneriyor.

Eğer finansal durumunuzdan memnun değilseniz parasal kararlarınızı ve bu konudaki düşünce tarzınızı değiştirmeniz gerekiyor. Her sizi bir şey yapmazsanız hiçbir şey ayağınıza gelmeyecek diyor yazar. Eğer zengin insanların hayatlarını, düşünce ve davranış şekillerini iyi gözlemlerseniz sizde kendi adınıza bir atılım yapabilirsiniz.

Yaptırdığı çalışmalardan birisinde;

Sizce para ve başarının ne anlama geldiğini 5 dakikada tanımlayın. Herkesin bu konuda bir bakış açısı mutlaka vardır. Bu bakış açısı düşüncelerinizi, duygularınızı ve para ile ilgili hareketlerinizi belirler.

Geçmişiniz çok önemli. Geçmişinizde sizin bakış açınızı belirleyen aileniz, arkadaşlarınız, büyükleriniz, komşularınız, öğretmenleriniz, hocalarınız, medya ve bulunduğunuz ortamın kültürüydü. Eğer nereye gittiğinizi bilmiyorsanız nereye gittiğiniz farketmez. Yanlış yoldaysanız farkettiğinizde düzeltme şansınız hep vardır.

Paylaşın:

Marka 2008 – Konferans Notları – 2. Bölüm

Tarih                        : 27-28 Kasım 2008

Yer                           : Çırağan Palace-İSTANBUL

Hazırlayan                 : Belgin USANMAZ

Marka 2008

Konferans Notları

II.GÜN           : 28.11.2008

Konuşmacı           : Sarah McCARTNEY

Marka Strateji Uzmanı, Yazar

Little Max Kurucu, Yönetici

Sunum Notları     :”Markanın şeytani ikizi: Sahtecilik”

Markalar, sahte markalar ve müşteriler arasındaki karmaşık ilişkiyi The Fake Factor adlı kitabında ele alan Marka Strateji Uzmanı McCartney,  Tüketici, markaya kalitesi nedeniyle hayran olmuşken, kalitesiz olduğunu bildiği sahte markayı neden satın alıyor? Tüketicinin markaya sahip olma tutkusuyla neredeyse bir madde bağımlısı gibi davrandığı bu durumda kötü yola sapmasına ve bu sahtekarlığa alet olmasına sebep olana duygular neler? Sorularını sorarak interaktif sunumuna başladı.

Bu gün dünyada en fazla taklit ürünlerin olduğu ülkenin”Çin” olduğundan bahseden konuşmacı, ilaçlar, güneş gözlüğü gibi ürünlerin taklitlerinin tehlike saçtığını dile getirerek , bu ürünleri alanlar sayesinde taklitçiliğin arkasının kesilmediğine yönelik dünya markalarından örnekler sundu. (Louis Vuitton-Swatch).

İnsanları taklit alıma yönlendiren özellikler arasında; “Ucuz olması-o ürünü kullananların parçası olma isteğinin”  ilk sıralarda yer aldığını söyleyen McCartney,  insanların üretim fazlası, orjinal ürün denilmesinden etkilendiğini ve böylece alıma geçtiğini, artık büyük markaların bile kendi ürünlerinin taklidinden gelir elde edecek seviyede bu duruma göz yumduğunu  gösteren Avrupa’dan örnekler verdi. Bu durumun anlaşılır bir şey olmadığını savunan konuşmacı, hatta suç bile olduğunu dile getirerek  bu konudaki düşüncelerini dinleyicilerle paylaştı.

Taklit ürünlerin piyasa varlığını sürdürmemesi için ;

Güvenilir-itibarlı mağazalarda satılması,

Marka yöneticilerinin dikkatli olması, tedarik zincirini kontrol etmesi,

Satıcıların bu işi cazip bir şekilde sunmaması,

Gerektiğini sözlerine ekleyen konuşmacı, “ Bu taklit ürünleri üreteni aslında ele geçirmek lazım, satanı değil “ diyerek, kanunların bu konuda (fikri mülkiyet-organize suç) yeterli olmadığını ve kontrol mekanizmasının iyi işlemediğini sözlerine ekledi.

İnsanların orijinal bir ürüne sahip olamadığı durumlarda devreye giren taklit ürünleri tercih ederken Why buy them? Why not buy them? Why make them? Gibi baş soruları kendisine sorarak bu piyasanın büyümesine destek olmaması bir vatandaşık görevidir diyerek sunumunu tamamladı.

Konuşmacı           : Erem DEMİRCAN

Türk Telekom-Pazarlama ve İletişim Başkanı

Sunum Notları     :”Türk Telekom”

Okumaya devam et

Paylaşın:

Fikrinize, hayalinize sahip çıkın, akıllı olun!

Eğer gerçekleştirmek istediğiniz bir rüyanız varsa kendinize saklayın. Peşinden gitmeye karar verdiğiniz bir şey henüz tohum aşamasındadır ve çok narindir.

Eğer rüyanızı yada fikrinizi daha bebek aşamasındayken en yakın arkadaşlarınızla bile paylaşsanız, onların yanlışlıkla yada kasten rüyanıza zarar verdiklerini görebilirsiniz.

Bu tip durumlarda benim başıma 2 şey geliyor; Ya o konuda mutlaka fikri olup bana öneri ve tavsiyeler veriliyor, yada şeytanın avukatlığı yapılıyor. Örneğin askere giderken herkesin bir askerlik geçmişi olduğu için şunları yap şunları yapma şeklinde yaptığı çoğu ortak uyarmalar. Evlenecekseniz, çocuğunuz olacaksa, Amerika’ya gidecekseniz…. saymakla bitmez.  Diğeri biraz daha değişik bir durum. Özellikle fikriniz bir girişim vb. ise size korku ve çekingen olmayı enjekte etmeye çalışırlar. Varsa planlarınıza şüphe ile yaklaşırlar. Becerip beceremeyeceğiniz konusunu masaya yatırırlar.

Ben ve arkadaşlarımın çoğunun çok benzer 2 hayalimiz var: Güneye küçük bir yere gitmek ve küçük, şık bir cafe açmak. Bir çok kişinin böyle bir hayali olmasına rağmen ne zaman bu konuyu bir yerlerde açsam;

“ Kendi işini yapmak kolay mı sanıyorsun? Senin gibi gidip başarısız olan çok oldu.”

” Oralarında mafyası var. ”

” Sermayen var mı? En az altı ay cepten yemen lazım. Kışın ne yapacaksın? ” diye olumsuz geri beslemeler alıyorum.

Neden böyle yaptıklarını düşündüğümde;

1- Ya böyle bir şeyi yapıp başarmamı istemiyorlar, kıskançlık var

2- Yada beni çok seviyorlar incinmemi istemiyorlar

Aslında nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama şöyle bir şey vardı: “ İnsanlar kendi korktukları şeylerin başkalarının başına gelmesini istemezler ” Birde “ İnsanlar kendi korktukları yada cesaret edemedikleri şeyleri başkalarının başarmasını istemezler ” Siz karar verin bu noktada…

Birde rüyalarınızı paylaşmanız gereken bir durumlar var;

Sizin planınızı duyduğunda önünüze ışık tutacak, sizi destekleyecek ve cesaretlendirecek olan arkadaşlarınızla hemen paylaşabilirsiniz. (Gerçi o kadar az kaldılar ki)

Bu konuda yazmamın sebebi hem rüyası olanları desteklemek hemde negatif etki bırakanlardan rüyası olanların uzağında kalmalarını rica etmek.

Çünkü iş sadece sizin rüyanızı paylaştığınızda negatif olmalarında bitmiyor. Siz yine de hedefinize doğru ilerliyor ve bir şeyler ters gidiyorsa “ ben demiştim ” ler başlıyor bu sefer. Buda çok can sıkıcı. “ Neden sadece problemleri söylüyorsunuz neden çözüm önermiyorsunuz ” diyemiyor insan tabiki o aşamada.

Bu yüzden rüyalarınızı ve hayallerinizi biraz olgunlaştırıp ayakları yere basana kadar kendinizde tutmanızda fayda var.

Güneye gitmek, cafe açmak gibi hedefler, rüyalar her neysede benim size önerim “ Nutuk ” u tekrar okumanız. Herkesin Anadolu‘ nun yenilgisine kesin gözüyle baktığı bir dönemde Atatürk’ ün nasıl stratejik ve akılcı olarak bizleri özgürlüğümüze taşıdığına tekrar bakmanız.

Paylaşın:

‘Büyük düşünmek’ dedikleri

“Kendi işimi açıp milyarlar kazanacağım.”
“30 kilo vereceğim.”
“Ünlü bir film yıldızı olacağım!”

Eminim siz de her gün çevrenizdeki iş arkadaşlarınızdan, ailenizden, dostlarınızdan böyle şeyler duyuyorsunuzdur. Onlar size her fırsatı anlatırlar ve siz çoğunlukla her ne kadar saçma sapan da olsa kafamızı sallayarak dinleriz.

Hedeflerini başarmaya yakınlar mı? Hedeflerini başarmak için gerekli adımları atıyorlar mı? Cevap %99.99 HAYIR

Peki yanlış giden ne? Neden hedeflerine ulaşamıyorlar ya da bir türlü başlangıç adımını atamıyorlar? Hedefleri ulaşılamayacak kadar hayali mi?

Cevap evet. Hedeflerini çok yüksek koyuyorlar.
Peki büyük düşünmek yanlış mı? Kesinlikle hayır.
Şimdi eminim kafanızı karıştırdım. Bırakın anlatayım.

Büyü düşünmek muazzam bir şey. Hergün belirli bir zamanınızı büyük hedefinizi düşünmekle geçirmeniz için sizi elimden geldiğince desteklerdim. Bu insan beyninin en büyük besinlerinden biridir.

FAKAT, sadece düşüncenin büyük olmasının size hiç bir faydası dokunmaz. Hatta sadece düşünüyor olmanız bir şeyler yapmanızıda engeller.

BÜYÜK düşünmeden önce KÜÇÜK düşünmeyi öğrenmelisiniz.

İsterseniz bu yazımın ilk cümlesindeki hedefi örnek vererek devam edeyim;

“Kendi işimi açıp milyarlar kazanacağım.”

Bülent’in nereden başlayacağı konusunda hiç bir fikri yoktu. Sürekli plan değiştiriyor ama hiç biri tam anlamıyla istediği sonucu vermiyordu. Tam anlamıyla bir planı oturtamadığı için zaman zaman cesareti kırılıyordu. Hatta bu konuda yardımcı olsun diye kitaplarda alıyordu.:

“Kendi işinle 8 adımda milyoner olma”.
“Kendi işini kurmanın püf noktaları”.
“Çabuk zengin olma sanatı”vb.

Kitapları hırsla okuyor ama hiçbir şey olmuyordu.

Bülent’e ne oluyordu?

Bülent daha kendi adına 1000 lira kazanmayı öğrenmeden milyoner olmaya çalışıyordu. Şimdi ciddi olarak düşünülmesi gereken şuydu: 1000 lira kar edebilmek için ne yapılması gerekiyordu?

Herkesin bildiği bir hikaye vardır: Bir elma alıp parlatıp satarsın 2 elma alırsın, iyice parlatıp satarsın 4 elma alırsın….. diye gider. Bu hikayede gerçekçi olan öncelikle küçük küçük hedefleri gerçekleştirerek büyük hedefe varmanızdır.

Başarılı insanların biyografilerini incelerseniz 2 şey görürsünüz;

1. Koşulların mükemmel olmasını beklemeden bir şeyler yapmaya başlamışlardır.

2. Büyümeleri gerektiği kadar büyümeyi hedefleyerek bugünlerine gelmişlerdir.

Bu tipte bir ilerlemeden bugün birçok kişi korkmaktadır. Herkes HEMEN sonuç peşindedir. Bizim kuşağımızda herkes anında mutlu olmak istiyor. Bir klik uzaklıkta her türlü bilgiye, TV ile tüm dünyaya hakimiz. Bir telefonun tuşlarına tıklayarak dünyanın herhangi yerindeki birine birkaç saniyede ulaşabiliyoruz. Dünya parmaklarımızın ucunda.

Size en önemi tasiyem yukarıdaki başarı tanımına SIKI SIKIYA SARILMANIZDIR.

Neden?

Çünkü böylelikle büyük hedefinize ulaşmak için gerekli olan deneyim ve bilgiye sahip olacaksınız.

Tekrar belirtmek istediğim nokta şudur:

Büyük Düşün -> O ZAMAN Küçük Düşünmeye başla -> Büyü -> “Büyük” haline gel -> Büyük Şeyleri Başar

Şimdi kendinize yapacağınız yatırımı tekrar gözden geçirin ve ne yapacaksanız artık yapın.

Paylaşın:

Süper fikir tuzağı

I love the idea..

Image by apesara via Flickr

Bir toplantıda ortaya attığınız süper fikrinn toplantı sonunda uygulayıcısı durumuna düşersiniz. Fikirlerinizi daha fazla iş yükü almadan nasıl paylaşabilirsiniz?

Yaratıcılığı bastırmak, verimlilikte mümkün olmamaktadır. Geçen ayki personel toplantısında görmüştüm onu. Biz açık konular üzerinde dururken Tahsin birden bir fikir öne sürmüştü. Patron’da “süper bir fikir! Neden bu konuda çalışmayı başlatıp gelecek ay rapor vermiyorsun?” dedi.

Tahsin o gün şunu öğrendi: Özellikle toplantılarda sakın iyi fikirlerinden bahsetme.

Biz bu ”hata”yı hep yapıyoruz. Bir öneri getirdiğinizde daha ben yapamam diyemeden o işi yapmak konusunda atanmış olarak buluyoruz kendimizi. Siz işi yapmayı değil iyi olduğunu düşündüğünüz bir şeyi öneriyorsunuz aslında. Ama önerdiğinizle baş başa kalıyorsunuz.

Bu tuzak farklı şekillerde de karşınıza çıkabilir. Varsayalım yapmanız gereken işten önce yapılması gereken bir iş var. Sizin işinizi yapabilmeniz için o işi de sahiplenmeniz ve yapmanız gerekecektir. Eğer bir şey söylemezseniz bir süre sonra işinizin neden geciktiğini izah etmek zorunda kalacak ve “madem öyle neden farkedip üzerine gitmedin” sözlerini duyacaksınız.

Problem fikri öne sürmekte değildir- bu patronun ya da takım liderinin iyimser davranışıdır aslında. Fikirler projelerin tohumlarıdır. Gelecekteki tüm çözümlerin ve yeniliklerin kaynağıdırlar. Hangi yönetici fikir üretene o işi yapma sorumluluğunu yüklüyorsa ona “tohum yiyici” denilebilir. Eğer fikir üretenlerin kendilerini iyi hissetmelerini engelleyen bir ortam yaratılırsa bu kimsenin fikir vermeyeceği yönünde bir sonuca gidecektir. Bu yüzden yöneticiler, ileride daha büyük problemler yaşamamak için fikirlerin nasıl uygulamaya geçirileceğine ilişkin bir yöntem belirlemelidirler.

Eğer patronunuz yada yöneticiniz tohum yiyici ise ne yapacaksınız?

Tahsin’i başına gelenden nasıl koruyabilirsiniz?

En basit yol önereyim: Fikrinizi net ve açık olarak yazacağınız bir önsöz ile bu fikrin sadece bir öneri olduğunu ve uygulayıcısı olmadığınızı yazabilirsiniz. Örneğin, Tahsin şunu diyebilirdi “Yapmak isteyenler için bir fikrim var. Çok fazla yoğun olduğum için ben üstlenebilecek durumda değilim ancak fikrimi tüm detayları ile aktarabilirim.” ” Bu Tahsin’in ekiple bir anlaşmayı başlattığını ve ekibinde Tahsin’in çok yoğun olduğunu anlamasını sağlayacaktır.

Bunu yazarken hadi yapsana dediğinizi duyar gibi oluyorum ama maalesef şu anda o kadar yoğunumki size bırakmak zorundayım.

Paylaşın: