Etiket arşivi: düşünce

Bazen yavaşlamanız gerekir

slowNe zaman kendi kendime “Sakin ol” demeye başlasam bir koşturmacanın ortasında
buluyorum kendimi. Sürekli bir telaş ve acele içinde kaptırıp giderken birden yolun sonundaki sesin şelalenin sesi olduğunu farkediyorum ve “yavaşla” diyorum kendime.

İşyerinde neredeyse onlarca irili ufaklı proje ile boğuşurken her tamamlanan iş yeni birtakım işleri getirir ya da her yeni iş yeni probelm ve sıkıntıları doğurur. Zamanında ya da bir an önce yapabilmek için var gücünüzle işleri tamamlamaya ve bitirmeye çalışırsınız..

Haftasonu eğitimim olmayıp ailece gezmeye giderken kendimi arabada gaz pedalına yüklenmiş buluyorum. Sanki ralli sürücüsüyüm, kazanmam gereken bir yarıştayım gibi.

Yemek yenecek, daha herkes masaya oturmadan bitmiş boş tabağımla buluyorum kendimi. Hızlı yersen kilo alırsın diyorlar, alıyorum gerçekten.

Supermarket’e gidiyorum sanki yazar kasaya ilk varana ödül vereceklermiş gibi kendimi nefes nefese yazar kasanın başında buluyorum.
Ne zaman evden çıkacak olsak, eşimin oflamalarını duyuyorum çünkü yine “hadi hadi hadi” demişim farkında olmadan.

Neden böyle herşeyde ve her konuda aceleci, hızlı ve canı tezim bilmiyorum. Bu yüzden tutacağım ümidiyle bazı sözler vermeye çalışıyorum kendime;

  • Henüz yapamıyorum ama mutlaka “yavaşlayacağım” Sadece mevcut fren teknolojileri bende işe yaramıyor.
  • Bütün kafamı boşaltıp düşüncelere dalacağım zamanlar yaratacağım kendime. Ve zamanı unutturacağım belkide beynime.
  • İşte o zaman hızlı yaşayıp genç ölenlerden olmayacağım.
  • Bu telaş ve kargaşa içerisinde ne kendini nede çevresinekileri ihmal edenlerden olmayacağım.
  • Daha herşeyi hayal etmediğimi düşüneceğim.
  • Herşeyi dinleyeceğim. Belki her ağıza kulak olmayacağım ama tüm duymadıklarımı duymaya çalışacağım.
  • Bir kuş ya da at ile empati yapmaya çalışacağım.
  • Dikkat etmediğim, görmezden geldiğim, değer vermediğim şeylere konsantre olacağım.
  • Yaşadığım şeylerden daha fazla nasıl ders alabileceğimi düşüneceğim.
  • Gazetede bir haberi okurken o haberi yazanı, o haberi yayınlatanı, haberde bahsi geçeni ve bu haberi okuyanları düşüneceğim.
  • Bana neyi düşündürtmeye çalıştıklarını ve bunu neden yaptıklarını düşüneceğim.
  • Karşı olduğum ve red ettiğim şeyleri tekrar değerlendireceğim.
  • Kendimi uzaktan izleyeceğim.
  • Kendimi üzmemek, provoke etmemek için elimden geleni yapacağım.
  • Egom beni alkışladığında kibirimi içime kitleyeceğim.

Ben böyle yazılar yazmam ama bu sefer elim bu kelimelere gitti, bunları yazdırdı bana.

Paylaşın:

Beyin gücünüzü artırmanın yolları

İnsan yaşlandıkça hafızasını yönetmekte zorlanıyor. Zaman zaman madem istediğim şeyleri hatırlayamıyorum bari  istemediğim şeyleri silebilsem diyorum kendi kendime. Artık öyle bir noktaya geldim ki sabit diskim dolmuş gibi hissediyorum. Çevremdeki bilgiler her gün katlanarak artıyor. Kendimi güncel tutmak için harcadığım çaba artıyor. Bu yüzden mevcut bilgileri işlemek, değerlendirmek, yönetmek ve işimize yarar hale getirmek için beynimizin gücümüze her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Bu da beynimizi formda tutmamız anlamına geliyor.

1. Düzenli egzersiz yapmalısınız: Yapacağınız fiziksel egzersizler vücudunuz kadar beyninize de fayda sağlar. Yapacağınız egzersizler beyninize daha çok oksijen gitmesini, konsantrasyonunuzun artmasını, daha hızlı ve net düşünmenizi sağlar. Eğer birde beyninize egzersiz yaptırırsanız hem giderek performansınızın arttığını hemde kendinizi daha iyi hissettiğinizi göreceksiniz. Daha iyi konsantre olarak, daha hızlı karar vererek, problemleri daha çabuk çözerek ve daha yaratıcı olarak hayat kalitenizi yükseltmiş olacaksınız. Ayrıca son çalışmalar yapılan egzersizlerin, yeni beyin hücrelerinin gelişimine katkıda bulunduğunu göstermektedir.Unutmayın daha çok yemek yiyerek çalıştırdığınız beynin ilgili kısmının size bir faydası yok.

2. İyi bir uyku: Kalifoniya Üniversitesi’nin yaptığı bir çalışmada 21 saat uyanık kalan birinin çok sarhoş biri ile aynı duruma geldiği bulunmuştur. Uyku, beynin yeni hatıraları işlemesini, yeni becerileri sınamasını ve problemleri çözmesini sağlar. Buyüzden iyi bir gece uykusu beyin gücünün anahtarıdır. Değişmekle beraber uyuma süresini 6-8 saat olarak kabul edebilirsiniz.

3. Karbonhidratlardan uzak durun: Şeker belki enerji seviyenizi yükseltir ancak düşüşte o kadar ani olur. Bunun sonucuda çabuk sinirlenen ve çabuk dikkati dağılan biri haline gelirsiniz. Şeker ihtiyacınızı olabildiğince meyvalardan almaya çalışın. Hatta çay-kahvenize de marketlerde satılan Fruktoz(meyva şekeri) koyabilirsiniz.

4. Omega 3 alın: Beyin sağlığı için önemli olan Omega-3 beyin hücre zarlarındaki akışkanlığı ve beyin hücreleri arasındaki iletişimi geliştirmektedir. Haftada 2 öğün balık, yada hazır kapsül şeklinde Omega-3 alabilirsiniz.

5. Sudoku çözün: Hemen hemen her gazetede ve internette kolayca bulabileceğiniz Sudoku bulmacaları beyninizin mantık, sebep-sonuç ve konsantrasyon yönünü güçlendirecektir.

6. Çukulata yiyin: Çukulata sevenler yaşadı. Yapılan araştırmalar çukulatada yer alan Theobromine ve Phenylethylamine’nin zihinsel gücü artırdığını göstermektedir. Phenylethylamine diğer adıyla “aşk ilacı” mutluluk vermektedir.

7. Yaratıcı hayalgücünüzü kullanın: Beyninizin zihinsel gücünü kullanarak hayatınızı daha iyi bir hale getirmeye çalışabilirsiniz. Önce hayal eder daha sonra bu hayallere erişebilmek için neler yapabileceğinizi planlayabilirsiniz. Bir şeyleri hayal edip ona ulaşmaya çalışırken beyninizin öğrenme hızını artıracak, hafızanızı ve motivasyonunuzu güçlendireceksiniz.

Bunları denemekten birşey kaybetmezsiniz aksine çok işinize yarayabilir.

Paylaşın:

Finansal geleceğiniz elinizde

Birilerinin kolayca zengin olması, diğerlerinin ise her şeyi denemelerine rağmen finansal sıkıntılarının bitmemesi doğal mı? Sizce bu iki tip insan arasında ne tip farklılıklar var?

Eğitim, zeka, beceri, zamanlama, iş yapma şekilleri, bağlantıları(sempatik kanalları), şansları, iş-yatırım tercihleri mi?

Hiç biri değil.

Milyoner Beynin Sırları (Secrets of the Millionaire Mind) adlı kitabında T. Harv Eker şöyle diyor: “Bana 5 dakika verin sizin geri kalan hayatınıza ilişkin finansal geleceğinizi size söyleyeyim!” Eker sizin para ve başarı planlarınızı tanımlıyor. Kişisel para planlarımızın bilinçaltımıza kazınmış olduğunu iddia ediyor ve finansal hayatımız ile ilgili kararlarımızda çok etkin rol oynadığını ekliyor.

Pazarlama, satış, görüşme taktikleri, borsa, emlak vb. birçok konuda çok bilgi sahibi olabilirsiniz ancak beyninizdeki para planınız yüksek başarı için ayarlanmamış ise hiç bir zaman o kadar çok paranız olmayacak demektir. İyi haber ise bu bilinçaltınızdaki engeli kaldırabilir, kendi para planınızı sıfırlayabilir, doğal ve otomatik bir başarı sürecini başlatabilirsiniz.

Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde sokağın, mizahın, kalbinizin ve çocukluğunuzun finansal geleceğinizi nasıl etkilediği anlatılıyor. Böylelikle sürekli büyüyüp gelişecek bir parasal geleceğinizin olması için revize eteniz gerekenleri öğreniyorsunuz.

İkinci bölümde varlıklı insanların diğer orta sınıf insanlardan nasıl farklı düşünüp davrandıklarına ilişkin 17 madde var. Her maddeye ilişkin prtatik örnekler vererek sizinde denemenizi öneriyor.

Eğer finansal durumunuzdan memnun değilseniz parasal kararlarınızı ve bu konudaki düşünce tarzınızı değiştirmeniz gerekiyor. Her sizi bir şey yapmazsanız hiçbir şey ayağınıza gelmeyecek diyor yazar. Eğer zengin insanların hayatlarını, düşünce ve davranış şekillerini iyi gözlemlerseniz sizde kendi adınıza bir atılım yapabilirsiniz.

Yaptırdığı çalışmalardan birisinde;

Sizce para ve başarının ne anlama geldiğini 5 dakikada tanımlayın. Herkesin bu konuda bir bakış açısı mutlaka vardır. Bu bakış açısı düşüncelerinizi, duygularınızı ve para ile ilgili hareketlerinizi belirler.

Geçmişiniz çok önemli. Geçmişinizde sizin bakış açınızı belirleyen aileniz, arkadaşlarınız, büyükleriniz, komşularınız, öğretmenleriniz, hocalarınız, medya ve bulunduğunuz ortamın kültürüydü. Eğer nereye gittiğinizi bilmiyorsanız nereye gittiğiniz farketmez. Yanlış yoldaysanız farkettiğinizde düzeltme şansınız hep vardır.

Paylaşın:

Bu kadar işle nasıl uğraşılır?

Selim, sabah koşusunun tam tamamlamak üzereyken birden irkildi: temiz çamaşır almayı ve sabahki doktor randevusunu ertelemeyi unutmuştu. Aslında sabah koşusu yapıyordu ama kafasında binbir problem veya diğer bir tabirle 40 tilki dolaştığı için parkta koşmaktan çok bir fare tekerleğinde koşuyor gibiydi.

Sizede bu tip şeyler olur mu? Ne yaparsınız bu tip durumlarda?

Kafanızda sürekli aynı düşüncelerin dolanıp dolaştığı, kendinizi bir fare tekerleğinde hissettiğiniz olur mu? Fare tekerleğinden kastım yukarıdaki resimdede göreceğiniz üzere siz koştukça dönen, sürekli koşmanıza rağmen hep aynı yerde saydığınız bir tür araç. Özellikle laboraturvarlarda ve son dönemde evde beslenen evcil fare, sincap gibi hayvanlar için kullanılan bir tür oyuncak. Koşarsınız ama bir yere gidemezsiniz!

Anı şekilde kafanızda da sürekli aynı düşünceleri geçirirseniz bir yere varamazsınız. Temiz çamaşır al, doktor randevusunu ertele, çocukları kreşe götür, yeni proje için Ahmet’i ara, diğer proje için toplantı organize et, diş fırçası al, kartvizit bastır, yeni gelen elemanla tanış vb. sürekli ve bitmeyen yapılacaklar listesi sürekli kafanızda döner ama hiçbiri gerçekleşmez. Sürekli bir şeyler unutulur, geriden gelir. Eğer böyle bir durum varsa var gücünüzle kendi tekerleğinize koşuyorsunuz demektir.

Eğer bu tipte şeyler yaşıyorsanız ilk önce bunun size kişisel maliyetini düşünün. Sevdiğiniz insanlar ve işler için yeterince hazır olamıyor, istediklerinizi yapamıyorsunuz demektir. Tekerlekte koşmak sizi yapmanız gereken işlere odaklanmaktan alıkoyar.

Her zaman yanınızda bir kağıt ve kalem bulundurun ve bu tipte bir durumla karşılaştığınızda hemen not alın. Neleri düşündüğünüzü ve ne zaman yapabileceğinizi yazmaya çalışın.

Bu tekerlekte daha az zaman geçirmek istiyorsanız kafanızda sürekli düşündüğünüz şeylerin üzerine gitmeniz gerekir. Peki nasıl?

Tekerlekteki basamakların kataloğunu yapın

Eğer bir tekerlekte olduğunuzu farkettiyseniz hatırladığınız herşeyi yazın. Kafanızı meşgul eden şeylerin ne olduğunu bilirseniz ancak onlarla savaşabilirsiniz.

Kaytarmanın Gizli Maliyeti

Eğer ufak tefek işleri ötelersek yarın bir gün karşımıza basamak olarak çıkacaklardır. İşlerden kaytarmak gücünüzü azatır görüşünüzü zayıflatır. Bir dahaki sefere bir işi ertelerken dönen tekerleği hatırlayın.

Bilinçli Tercihler Yapın

Kafanızı nelerin meşgul ettiğini bulduktan sonra bunları tek tek değerlendirin ve üzerine gitmeniz gerekenin üzerine gidin, basamak olarak kalmasını istediğinizide bırakın. Eğer şu anda bir şey yapmıyorsanız mutlaka bir zaman belirleyin. Bir süre sonra tekerlekte tutmaktansa hemen üzerine gitmeyi seçer olacaksınız.

Bir süre sonra artık tekerlekte geçirdiğiniz sürenin çok azaldığını göreceksiniz. İşte şimdi kendinizi kutlayabilirsiniz.

Paylaşın:

Bizi engelleyen düşüncelerimiz

Kendi adınıza koyduğunuz bir çok hedefi gerçekleştirdiniz eminim ama ya gerçekleştiremedikleriniz? Daha önce belki şansım yoktu yada doğru zamanda doğru yerde değildim sanıyorsunuz.

Şimdi sizi biraz düşündürmek istiyorum: Belkide bugüne kadar muhtemelen hep kendi çizdiğiniz yoldan gittiniz, ya yolu değiştirmek çözümse ya gittiğiniz yol yanlışsa?

Bir belgeselde yunusları elde tutmak için denize bir ağ gerilmesinin yeterli olduğunu seyretmiştim. Neredeyse suyun 3 metre yukarısına kadar zıplayan yunuslar kaçmak için atlamayı düşünmüyorlardı. Bir de kovboy filmlerinde bara gelen kovboy atını kapının önündeki bir tahtaya sadece ipi dolayarak içeri girer. At şöyle bir silkinse ipi çözebilir ya da azıcık yüklense o tahtayı kolayca kırabilir. Ama yapmaz. Hayvanlar kaçmasın diye yapılan çitler kaçmak isteyecek hiç bir hayvanı tutacak kadar yüksek değildir.

Bence bizler de bazı konularda yapabileceklerimizi yapmıyoruz, ya farkında değiliz ya da düşünemiyoruz. Çevremizdeki engeller bizi öbür tarafa geçmekten alıkoyuyor. Bazen önyargılarımız yüzünden -kesin indirim vermez dediğimiz bir dükkanda asla pazarlık yapmıyoruz, belli kazançları avucumuzdan kaçırıyoruz. Ben buna “düşünce engeli” diyerek devam edeceğim.

Düşünce engelleri bizim alternatifleri düşünme gücümüzü azaltırlar, bazen yüksek olmasalarda görüşümüzü kapatabilirler. Aslında potansişyelimizi yakalamamızı engellerler.

Engellere örnek vereyim;

“Herşey yolunda” engeli

İşler yolunda gittiği zaman daha iyi nasıl olacağını düşünmeyiz. İhtiyacımız olmadığını düşünerek üstüne gitmeyiz. Bir şirket için pazarın lideri olmak yada çalışana için ayın elemanı olmak daha iyiyi yapmayı engellediği anda düşüş ani ve oldukça sert olacaktır. Evlilikler içinde aynı şey geçerlidir.

Tehlike Engeli

Tehlike anında en iyi tercihin saklanmak yada hareketsiz kalmak olacağını düşünmek. Tehlike anında en iyi pozisyonu almak ve hatta normalden daha hareketli olmak gerekebilir. Aynı yere bomba iki kere düşmez. Sizin üzerinize henüz bomba düşmemiş ve siz hala aynı yerdeyseniz problem var demektir. Yıllar önce matbaa’dan korkan zihniyet onu Avrupa ile eşnalı olarak kullanıp geliştirseydi çok farklı bir ülkede yaşıyor olacaktık eminim.

Emsal Engeli

Ne zaman birini başına kötü bir şey gelse bizde benzeri bir şey yaptığımızda(durum değişse bile) başımıza aynı aksiliğin geleceğini düşünürüz. Bunu mafya kullanır. Birilerine verdiği zararı diğerlerine gözdağı vermek için kullanarak otoritesini devam ettirmeye çalışır.

Mazeret Engeli

Risk almak istemediğimiz zamanlarda o konudan sıyırmak için geçerli mazeretleri uydurmaya başlarız. “Çok pahalı”, “Kesin çalışmaz” “Çabuk bozulur” “Eğer bu kadar kolay olsaydı başkası yapardı” vb. Mazeret engeline ikinci bir engelde diyebiliriz. Bir sonraki engele gelmemizi engeller.

Şimdi yukarıdaki veya benzeri beyninizde yaşadığınız engellerden hangilerini aştığınızı ve nasıl aştığınızı benimle ve diğer okuyucularla paylaşın lütfen.

Paylaşın:

Üçgen Bölgesi

Triangles

Image by Kevin Labianco via Flickr

Eğer birisi size bir başkasının performansı hakkında yorum yaparsa başka bir boyuta geçersiniz: 3 düşünce boyutu. Artık yolunuzun nereye gideceğini gösteren tabela ortadadır: Üçgen Bölgesi.

Jale ve Berna haftalardır arapsaçına dönmüş bir haldeydiler. Sonuç olarak Jale, Berna’nın patronu Lale ile görüşmek istedi. Lale’den Berna ile konuşmasını isteyecekti. Jale, Lale’yi aracısı yaparak Berna ile arasındaki problemi dolaylı yoldan çözmeye çalışıyordu. Lale’yi problemi çözmek için araya soktuğunda üçlü bir durum ortaya çıkıyordu. Yaklaşımı şuydu: Dinleyen birine asıl ilgili kişi duymadan şikayetini iletmekti yani dolaylı bir yol seçmişti.

Üçgen olayı bazen işe yarayabilir ama yaramazsa felaketle sonuçlanır. Çünkü;

Görüşme mesafesinde gerçek bir kontak sadece bir kişi ile kurulabilir çünkü gözlerimiz, kulaklarımız ve ağzımız tek bir noktaya odaklanmıştır. Çoğumuz aynı anda tek kişiyi dinleyebilir. Ör. 3 kişi sohbet ediyorsa bir kişi beklemededir, diğer ikisi konuşurken.

Bu beklemeyi hepimiz yaşamışızdır ve bundan pek hoşlanmayız. Dikkatle araya girebileceğimiz anı kollarız. Yada en kötüsü konu bizden çok uzaklaşırsa hiç yaklaşmayız.

Jale, Lale’yı Berna’ya yönlendirdiğinde bir üçlü yaratmış oldu. Jale ve Lale kontaktayken, Berna beklemede kalmıştır. Jale, Lale ile odasında ve kapı kapalı bir şekilde konuştuğunda Berna bu durumdan çok rahatsız olacaktır. Lale daha sonra Berna ile konuştuğunda ise Jale beklemede olacak ve o da Lale ile Berna arasındaki özel konuşmanın dışında kalmış olacaktır. Bu tansiyonu giderek artıracaktır. Birde buna telefon efektini eklersek yani Lale tarafından Jale ve Berna’ya iletilen birbirlerinin mesajı tam bir karmaşa olacaktır. (Kulaktan kulağa) Lale mükemmel bir dinleyici ve kusursuz bir aktarıcı olmayacağı için aktardığı şeylere kendi yorumunu katacaktır.

Lale ve Berna çatışma içinde oldukları kişi o ortamda olmadığı için kendi pozisyonları doğrultusunda konuyu çarpıtacaklardır.

Eğer birisi sizin üzerinizden bir iletişim başlatmaya, bir üçgen kurmaya kalkarsa bunu redderek daha yapıcı bir yaklaşım getirin:

  • Herkesin olacağı bir toplantı ayarlama konusunda arabuluculuk edebileceğinizi ve o toplantıya bu çatışmayı çözebilecek uygunlukta kişileride katmayı istediğinizi
  • Eğer siz arabuluculuk edemeyeceğinizi düşünüyorsanız arabulucu bulabileceğinizi
  • Eğer kendinizi yeterli görüyorsanız ve durum acilse hemen ilgili herkesi çağırarak çözüme gitmeniz gerektiğini söyleyebilirsiniz

Tek taraflı ve özel dinlemek sizin arabulucuk ve tarafsızlık yönünüzü yani doğallığı azaltır.

İyi düşünüp taşındıktan sonra bu problemi “kendi kendine çözülmeye” de bırakabilirsiniz. Problemi proaktif bir şekilde çözmeyip bekletmek yaranın mikrop kapıp daha kötü hale gelmesinede sebep olabilir. Üçgen bölgesinde hiç bir şey yapmamak en pahalı stratejidir.

Paylaşın:

Süper fikir tuzağı

I love the idea..

Image by apesara via Flickr

Bir toplantıda ortaya attığınız süper fikrinn toplantı sonunda uygulayıcısı durumuna düşersiniz. Fikirlerinizi daha fazla iş yükü almadan nasıl paylaşabilirsiniz?

Yaratıcılığı bastırmak, verimlilikte mümkün olmamaktadır. Geçen ayki personel toplantısında görmüştüm onu. Biz açık konular üzerinde dururken Tahsin birden bir fikir öne sürmüştü. Patron’da “süper bir fikir! Neden bu konuda çalışmayı başlatıp gelecek ay rapor vermiyorsun?” dedi.

Tahsin o gün şunu öğrendi: Özellikle toplantılarda sakın iyi fikirlerinden bahsetme.

Biz bu ”hata”yı hep yapıyoruz. Bir öneri getirdiğinizde daha ben yapamam diyemeden o işi yapmak konusunda atanmış olarak buluyoruz kendimizi. Siz işi yapmayı değil iyi olduğunu düşündüğünüz bir şeyi öneriyorsunuz aslında. Ama önerdiğinizle baş başa kalıyorsunuz.

Bu tuzak farklı şekillerde de karşınıza çıkabilir. Varsayalım yapmanız gereken işten önce yapılması gereken bir iş var. Sizin işinizi yapabilmeniz için o işi de sahiplenmeniz ve yapmanız gerekecektir. Eğer bir şey söylemezseniz bir süre sonra işinizin neden geciktiğini izah etmek zorunda kalacak ve “madem öyle neden farkedip üzerine gitmedin” sözlerini duyacaksınız.

Problem fikri öne sürmekte değildir- bu patronun ya da takım liderinin iyimser davranışıdır aslında. Fikirler projelerin tohumlarıdır. Gelecekteki tüm çözümlerin ve yeniliklerin kaynağıdırlar. Hangi yönetici fikir üretene o işi yapma sorumluluğunu yüklüyorsa ona “tohum yiyici” denilebilir. Eğer fikir üretenlerin kendilerini iyi hissetmelerini engelleyen bir ortam yaratılırsa bu kimsenin fikir vermeyeceği yönünde bir sonuca gidecektir. Bu yüzden yöneticiler, ileride daha büyük problemler yaşamamak için fikirlerin nasıl uygulamaya geçirileceğine ilişkin bir yöntem belirlemelidirler.

Eğer patronunuz yada yöneticiniz tohum yiyici ise ne yapacaksınız?

Tahsin’i başına gelenden nasıl koruyabilirsiniz?

En basit yol önereyim: Fikrinizi net ve açık olarak yazacağınız bir önsöz ile bu fikrin sadece bir öneri olduğunu ve uygulayıcısı olmadığınızı yazabilirsiniz. Örneğin, Tahsin şunu diyebilirdi “Yapmak isteyenler için bir fikrim var. Çok fazla yoğun olduğum için ben üstlenebilecek durumda değilim ancak fikrimi tüm detayları ile aktarabilirim.” ” Bu Tahsin’in ekiple bir anlaşmayı başlattığını ve ekibinde Tahsin’in çok yoğun olduğunu anlamasını sağlayacaktır.

Bunu yazarken hadi yapsana dediğinizi duyar gibi oluyorum ama maalesef şu anda o kadar yoğunumki size bırakmak zorundayım.

Paylaşın: