Maliyetleri düşüreceğim derken hata yapmayın!

Hem kriz durumlarında hem de ekonominin kötü gidişatına paralel olarak işler biraz kötüye gittiğinde en büyüğünden küçüğüne tüm şirketlerde maliyet düşürme çalışmaları başlar. Özellikle Türkiye’de ekonominin iyi olduğu dönemlerde “lale devri” yaşayan firmalar ekonomik kriz ile birlikte “sinekten yağ çıkarmaya” başlarlar. Özellikle büyük firmalarda tüm maliyet kalemleri masaya yatırılır ve maliyet kalemlerinin her birinde neler yapılabileceği üzerinde çeşitli komiteler kurulur, projeler başlatılır.

Hatta şirket içi bu kurullar arasında en çok maliyet düşürenin ödüllendirilmesi veya takdir görecek olması “kraldan kralcı” yöneticilerinde su üstüne çıkmasını sağlar. Zamanında milyonları/milyarları önemsemeyen şirket, kuruşların hesabını yapmaya başlar. Zaten başından beri en ekonomik şekilde yürütülmesi gereken bu işler neden krizde masaya yatırılır bilinmez.

Öncelikle danışmanlık ve eğitim giderleri kesilir. Daha sonra en büyük gider kalemi olan insan kaynaklarına sıra gelir ve işten çıkarmalar, daha ucuz eleman almalar ve dış kaynak kullanımı yapılır.

İşte bundan sonrası zorlaşır çünkü yapılacak maliyet indirimlerinin anlamlı bir yüzde olabilmesi için gereken büyük lokmalar yutulmuştur. Şimdi ufak tefek işlere yönelinilir. Müşterilere kağıt olarak gönderilen evrakların eposta ile gönderilmesi(TTNet), daha önce masrafsız olan işlemlerden masraf alınması(Bankalar), şirket arabalarına konulan benzine sınırlama, seyahatlerde kısıtlama, uçak yerine otobüs kullanımı, makam arabalarında daha ucuz modele geçiş, prim-temettü dağıtılmaması, dağıtım aracının zaman sabit kalmak kaydı ile daha çok yere uğraması vb. onlarca örnek sayılabilir.

Benim üzüldüğüm nokta bu tip durumlarda çalışan moralinin 2. plana atılması oldu. Aslında çalışan morali gerek kazançları artırmada gerekse maliyetleri düşürmede en önemli noktalardan birisi diye düşünüyorum.

Türkiye’yi eleştirirken dünyada da maliyet düşürme konusundaki çalışmaların çok farklı olmadığını gördüm. Bazı yurtdışı örnekler vermek istiyorum;

– Renkli yazıcı-kartuş kullanımından vazgeçmek (Credit Suisse – Citigroup)
– Temsil – ikram vb. misafirleri yemeğe götürmenin kesilmesi (Credit Suisse)
– Akşamları güvenlik görevlisinin gezerek açık monitörleri kapaması(Intel)
– Yıllık izinlerin resmi tatiller ile aynı günlere denk getirilmesi (Yahoo)
– Tatilleri ücretsiz yapma (Microsoft)
– Personel jimnastik salonlarını kapama(J.P. Morgan Chase)
– Personele verilen cep telefonlarını kapatma(J.P. Morgan Chase)

Önemli olan bir diğer noktada yapacağınız maliyet düşürücü çalışmanın kazanç getirici etki yaratabilmesidir. Eğer sadece maliyet düşürüyorsanız zaten bir noktada sınıra gelip dayanacaksınız. Eğer bu kesintiyi kazanç getirici bir aksiyon ile tamamlarsanız örneğin kağıt yerine e-posta gönderiminde e-posta içine reklam satınalma vb. anlamlı olacaktır.

Sizlerinde bu konuda yaşanmışlıklarınız olduğuna eminim. Size en komik gelen maliyet düşürücü eylem neydi? Eğer aklınıza gelirse buraya yorum olarak gönderebilirsiniz.

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Paylaşın:

Maliyetleri düşüreceğim derken hata yapmayın!” hakkında 3 yorum

  1. Ademir

    “Zaten başından beri en ekonomik şekilde yürütülmesi gereken bu işler neden krizde masaya yatırılır bilinmez.” demişsiniz.

    o zaman bende yukarıda saydıklarınızın bir çoğunu firmamda uygulamış birisi olarak cevap vereyim: kriz iyi bir bahanedir.
    kriz de maliyetleri düşürmek aslında bir nevi kriz fırsatçılığıdır. firmalar kendi üzerlerinde zamanla gereksiz yük ve kambur olmuş giderleri traşlama fırsatı bulurlar. bunu kriz de yaparlarki çalışanlar da hoş görülü olsun ve desteklesin.

    iyi ki kriz var! firmamdaki yeni uygulamalarla birlikte, krizden dolayı ciromuz düşmüş olsa bile maliyetleri kısıtlayarak daha fazla kâr etme şansını yakaladım.

  2. savassakar Yazar

    Bence iyi yöneticiler “gereksiz yük ve kambur olmuş giderlerin” oluşmamasını sağlamalı. Ya da oluştuğunda “birikmeden” hemen çözümlemenin yolunu aramalılar. Çalışan bence işine gelmeyen bir şeyi hiç bir zaman hoş karşılamaz. Aksine krizde iş bulamayacağını düşünerek daha da demotive olur. Ya işten çıkarılmayanlar çıkarılan arkadaşlarının intikamını almaya kalkarlarsa??

    Yorumunuz için çok teşekkürler

  3. Erdem Seherler

    “Şimdi ufak tefek işlere yönelinilir.” merhaba yazı içerisinde yandaki duygusal düşüncelere (kırmızı şapka) bağlı olarak iletilmiş olan ufak tefek işlerin, beyaz şapka ile bakılacak olan sayısal ekonomik değerlerini merak ediyorum. Örneğin e-posta ile evrak gönderimin değeri nedir. Eğer geri dönüşümü pozitif değer katan uygulama ise aynı zamanda doğayı koruma gibi sempati ile yaklaşılan bir düşünce ise düşünüldüğü kadar ufak tefek bir iş olmayabilir. Algı ve zamanlama konusunda da Savaş Bey’e katılıyorum. Ölçülemeyen kararlarda ise şirketler kısa süreli düşünerek “short-termism” uzun zamanda oluşacak kayıplara karşı kısa sürede alınacak karlılıklara göre hareket edebilmektedirler.Bu durum bazen kötü, bazen iyi olabilir. Tabii tüm bunları düşünürken karlı şirketleri bile nakit akışının öldürebileceğini unutmamak gerekir. İşveren olmak ve ayakta kalmakta bu tür krizlerde zordur. 3 ay sonra tüm ekibinizi kaybedip yok olacağınıza, ekibin sayısını azaltıp daha uzun zaman yaşamı sürdürmeye çalışmak bir yöntem olabilir.(Krizin ilel ebet sürmeyeceğini varsayıyoruz) Bu noktada başlığa da geri atıfta bulunacağım. Aman ha maliyetleri kısarken hata yapmayın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 × two =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.