Etiket arşivi: Maliyet

Yöneticinin kulağına küpe çok ama takan kim

managerDaha önce Yöneticilerin kulağına küpe demiştim, SATIŞ ve Pazarlama becerileri adına birkaç madde daha ekleyelim. Yönetim sanatı dediğinizde herkes size başka bir şey söyler. Bu bir günde ya da sadece kitaplardan öğrenilecek bir şey değildir. Teori, pratik ile beslendiğinde gerçekler ortaya çıkar. Bu yüzden her yönetici bir sirkteki jonglör gibi 5 tane topu elleri ile çevirirken ayakları ile halkaları çevirebilmeli, kafasında kutuyu taşıyabilmeli ve aynı zamanda şarkı söyleyebilmelidir. Yani;

1- Projeye, ekibe yada çalışanlara ihtiyaç duydukları kaynakları temin etmeden mucize yaratmalarını beklemeyin.

2- Teknolojiyi maliyet kapısı olarak görmeyin ve şirketinizin ihtiyaçlarına uygun teknolojiye yatırım yapmaktan çekinmeyin.

3- Bir şey olmaz demeyin, araçları ya da yazılımları günü geldiğinde güncelleyin ve hep güncel tutmaya çalışın.

4- Her zaman müşterinize kıymet verin.

5- Onlara sunduğunuz hizmet, servis yada ürünlerle onlara değer katmaya çalışın. Ürün yada servisinizi rakiplerinizden farklılaştırın ve geri gelmelerini sağlamaya odaklanın.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Akıllı alışveriş daha az para harcatır!

Kolay para kazanmıyoruz. Bu yüzden kolay harcamamız için uygulanan taktiklere karşı uyanık olmalı ve mücadele etmek zorundayız. Tasarruf etmeyi bilmeyenler zararlarını başka türlü çıkarmaya çalışırlar. Ve bu zincirleme olarak herkese bulaşır ve hayatımıza yansır.

Bu yüzden zaten bir çoğunu bildiğiniz bazı maddeleri bir araya getirdim. Sizinde önerileriniz olursa lütfen gönderin.

1) Artık bir çok marketin yayınladığı yada gazete içinde dağıttı haftanın indirimli ürünlerini inceleyin.

2) Mutlaka alışveriş listesi yaparak gidin.

3) Markete açken gitmeyin. En az %30 fazla harcayabilirsiniz.

4) Yalnız gidin. Yanınızdakilerin fikirleri ekstra alışveriş yapmanıza yol açar.

5) Market kartını kullanın. Sürekli gittiğiniz market kart veriyorsa yaptığınız alışverişlerde bazı ürünlerde sırf bu kartınız olduğu için avantajlı fiyat ödersiniz.

6) Mağaza markalarını alın. Bazı mağazalar kendi markaları ile pirinç, tuz vb. malzemeler yaptırırlar. Özellikle bir marka aramıyorsanız market markalı ürünler ile tasarruf edersiniz.

7) Tam çıkışta, kasa yanında duran ürünlerden birer ikişer almayın. Onlar sizi beklerken ilginizi çekip birkaç lira daha harcamanız için oradalar.

8) Ürünlerin ağırlık ve fiyatlarını karşılaştırın. Her zaman büyük olan daha ucuz olmayabilir. Ayrıca 5’i bir arada daha ucuz gibi görünen ürünlerin orijinalinden daha küçük olduğunu bilin.

9) Marketin güçlü reyonlarını kullanın. Güçlü reyonlarda örneğin süt mamülleri, bir çok marka ve bundan kaynaklanan bir rekabet ve çeşitli avantajlar olacaktır.

10) Hazır yemekler her zaman pahalıdır.

11) Göz seviyesinin altındaki rapfalrabakmayı unutmayın. Genellikle ucuz ürünler oralardadır.

12) Son kullanma tarihlerine bakarak alın. Hem sağlıklı hemde en son ürün olması ödediğiniz fiyatın karşılığını almanız anlamına gelir.

13) Marketlerde ortada duran sepetlerde sürümden kazanmak için oldukça ucuzlatılmış ürünleri ve bunların arasında gözden kaçabilecek birkaç pahalı ürünü görebilirsiniz. Dikatli olun.

14) eğer vaktiniz varsa raflardaki bilmediğiniz ve işinize yarayabilecek yeni ürünlere yada yeni markalara biraz zaman ayırın.

15) Marketlerin kalabalık olmadığı zamanları tercih edin. Sakin alışveriş akıllı alışveriştir.

16) Marketlerin internetteki fiyatlarına göz atın.

17) Bir gün öncenin artan yemekleri ile yeni şeylr yapabilirsiniz. Ör artan pilav ile kadınbudu köfte gibi.

18) Bazı şeyler mevsiminde ucuzdur. Bunları alıp deep freeze’de bekletip kullanabilirsiniz. Ör balık yada çilek. Derin dondurucuda saklanabilen gıdaları tercih edin.

9) Marketlerdeki kampanya, indirim işaretlerine dikkat edin.

20) Özellikle sürekli tükettiğiniz şeyleri toptancı marketlerden yada toptancı halinden alabilirsiniz.

21) Bildiğiniz fabrika satış mağazalarını kullanın.

22) Bayramdan hemen önce kolonya yada çikolata almak pahalıya gelir. Yada kışa girerken kışlıkları almak. Sezon sonunu yada ilgili günlerden önce önleminizi alın.

23) Gerçekten indirimde olan bir şeyler olup olmadığını görevlilere sorabilisiniz.

24) Çocuğunuz için doktorunuzun önerdiği sütü alabilirsiniz. Ancak onun dışında marketin kendi yaptırdığı sütü tercih edebilirsiniz.

25) Bir bütçe belirleyip yola çıkın. Bu bütçeyi geçmemek için kendinizi kontrol edin.

26) Ucuz olduğunu bildiğiniz yerleri tercih edin. Fabrika satış mağazaları gibi.

27) Tam kasaya geldiğinizde gerçekten aldığınız her şeyin gerekli olup olmadığını şöyle bir gözden geçirin.

28) Mevcut ürünlerden yada o dönemde bol olan ürünlerden oluşan menüler hazırlayın.

29) Haftalık yemek planınızı yaparsanız alışverişinizi daha iyi planlayabilirsiniz.

30) Hatalı yada eksik olan şeyleri hemen iade edin yada yenisi ile değiştirin.

31) Son kullanma tarihi uzun olan ürünlerin dayanıklı olması size kazandırır.

32) Nakit para yada ATM kartı kullanın. Kredi kartı sizin olmayan bir bütçeyi kullanabilmenizi sağlar.

33) Yapacağınız yemeğe yada kullanacağınız yere göre malzeme alın. Bebeğiniz için marka süt, krem şokela için market markalı süt gibi.

34) Evinizde hangi malzemeden ne kadar olduğunu bilirseniz ona göre alışveriş yaparsınız.

35) Yorgunken alışveriş yapmayın. Çikolata gibi enerji verecek şeyler ilginizi çekecektir.

36) Zayıf olduğunuz ürünlerden uzak durun. Ben elektronik yada kitap tarafına gitmemeye çalışıyorum mesela

37) Neyi ne kadar sürede tükettiğinizi biliyorsanız alışveriş miktarınızı ona göre düzenleyebilirsiniz.

38) Sadece alışveriş için alışveriş yapmayın.

Bunlar umarım işinize yararlar. Siz bunları yaparken Süpermarketlerinde yaptığı hileleri öğrenmek istiyorsanız buraya tıklayarak “Uyanık Süpermarketler” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

Paylaşın:

Çinliler neden kazanıyor?

China-economy-2Bir geçmişteki zaferlerimizle övünüp, “bak bizden korkup çin seddini yaptılar” diyerek kendimizi avuta dururken Çin’liler dünya liderliğine ciddi ciddi adaylıklarını koyuyorlar. Bunu yaparken, birçok sektörün şikayet ettiği “fiyat düşürme” yada “fiyat savaşını” kullanıyorlar. Siz Batı şirketlere “Fiyat savaşı neye yarar?” sorusunu sorduğunuzda hala “Hiçbirşeye” yanıtını veriyorlar.

Birde olaya Çin açısından bakalım mı?

Öncelikle Çin, fiyat savaşını meşru ve efektif bulduğu bir strateji olarak görüyor ve uyguluyor. Son 10 yılda özellikle tüketici elektroniği, küçük ev aletleri, kişisel bilgisayar, cep telefonu ve otomobilde fiyatı kızıştırıyorlar. Bu fiyat savaşını kazanıp pazarda büyük pay kapan ve karlarını artıranlar Çin’de kahraman olarak görülüyor.

Çin fiyat savaşları konusunda gerçek bir dehaya sahip. Yani sadece ucuz üretmekle fiyat savaşının kazanılmayacağının farkında. Benim kanımca Çin’li yöneticiler Batılı Yöneticilerin görmedikleri yada umursamayıp atladıkları bazı noktaları planlamada ve uygulamada ciddi başarılılar.

Fiyat savaşında çok iyi analiz edilmesi gereken 2 unsur vardır: Pazar ve müşterinin fiyat hassasiyeti. Öncelikle Çin, fiyat savaşına girilen alanlarda büyüdüğünü farkediyor. Hem iyi hemde kötü firmalar ile bu rekabete giriyor. Fakat fiyat savaşını kazanmada verimsiz firmaların elenmesi gerektiğini unutmuyor.

Batı daha olgun bir pazar olmasına karşın pazarlama stratejileri geliştirme konusunda yönetsel becerileri ve kurnazlığı teşvik ediyor. Halbuki Çin bu konuda çok net. Eğer müşterinin fiyat hassasiyeti varsa sen ne numara çevirirsen çevir düşen fiyata anında yanıt veriyor. Zaten sizdedikkat ederseniz Çin fiyat hassasiyeti olmayan A-B grubuna hitap eden lüks mallarda neredeyse hiç yoktur.

Çinliler herhangi bir alanda fiyat savaşı yapmanın avantajlı olduğunu nasıl anlıyorlar? Ne zaman savaşa başlıyorlar? Savaşa nasıl hazırlanıyorlar?

Bu konuda örnekler var. Renkli TV konusunda önce içerideki küçük ve verimsiz firmalar saf dışı bırakılıyor. Daha sonra Çin’e en çok TV ithal eden Japonya hedefleniyor. Hedefe yönelik olarak ayarlanan fiyatlar rakibi çaresiz bırakıyor. Fiyat rekabeti rakip firmaların maliyet çalışmalarını ve üretm süreçlerini reorganize etmeleri anlamına geliyorki buda ciddi anlamda Çin’e zaman kazandırıyor.

MikroDalga fırın konusunda ise Çin’li tüketicilerin mutfaklarını modernize etmeleri konusundaki isteklilikleri rol oynuyor. Fiyat düşüşü satışları %100 artırıyor. Burada Galanz adlı firma bizim “sürümden kazanma” dediğimiz yolla zayıf rakiplerin tamamını geçiyor. Üstelik sadece ürünü değil üretim, dağıtım ve yedek parça konusundada çok uygun fiyatlar sunuyor. Bunun içinde ilk fiyat düşüşü öncesindeki 2 ay 24 saatlik bir çalışma ile hazırlığını tamamlıyor.

Aslında tüm stratejilerde yaptıkları; fiyatları satış hacmini sistematik artıracak şekilde düzenli olarak düşürmek yada düşük tutmak.

Peki biz nerede kaybediyoruz?

Özellikle Türkiye’de öncelikle cebe giren paraya bakıldığı için maliyet önemsenmez. Gerçi son 10 yıldır oda değişti. Fakat en önemli şey bir firmanın gerçek maliyetlerini anlık izleyebilmesi ve bilmesidir. Eğer maliyetinizi bilirseniz satış yapabileceğiniz maksimum ve minimum fiyatlarınızı belirleyebilirsiniz. Eğer birde bu max-min fiyatlarla oynayabilmek için ciddi bir maliyet çalışması yaparsanız işte o zaman fiyat avantajıda yakalayabilirsiniz. Şunu bilmeniz önemli: hangi maliyetleri ne oranda kıstığınızda fiyatı ne oranda aşağı çekebiliyorsunuz? Bunu bilirseniz Çinliler gibi savaşa planlı ve hazırlıklı giriyorsunuz demektir.

Paylaşın:

Zehirli Projelerden Sakının!

Zehirli projeler hem organizasyona, hem çalışanlara hemde müşterilere zarar veren projelerdir. Aslında başarısız olan işleri “zehirli proje” gibi düşünebilirsiniz ama bazen “başarılı” projelerde zehir etkisi yaparlar.

Mahir, Onur’un yüksek sesle okuduğu notu üzülerek elinden aldı: “Artık Ulaştırma Projesine bağlanmış bulunuyorsunuz.” Aslında Ulaştırma Projesi, yılan hikayesine dönmüş, uzaklaştırılmak istenenlerin gönderildiği bir proje idi.

“Senin için böylesi daha iyi oldu,” dedi Onur, moral vermeye çalışarak.

“Haklısın,” dedi Mahir, “Kuzey Kutbuna mayo ile gitmek gibi”

Ulaştırma projesi bir “canavardı”. O kadar çok kişi bu projeye kaydırılmış ve sonra ya istifa etmişler ya da kovulmuşlardı. Canavar projeler zehirli projelere bir örnektir. Doymak bilmezler. Sürekli iyi kaynaklara ihtiyaç duyup o kaynakların ya yok olmasına yada kötü kullanılmalarına neden olurlar.

Zehirli projelere örnek vermek gerekirse;

Patronun Fikri

Patronun fikrine istinaden başlatılan ve sırf patron istediği için fon yaratılan projelerdir. Patron istediği için projede yer alanlar bu avantajı politik olarak gerekli kaynakları tedarik etmede kullanırlar ve şirketin asıl önemli projelerine ayrılması gereken kaynaklar tüketilir.

Yıldırıcılar

Bazı projeler, projede yer alanları o kadar canlarından bezdirirlerki o kişiler ya işten ayrılırlar yada demotive bir şekilde zorla çalışmaya devam ederler. Bu noktada işten ayrılmaların şirkete etkisini ölçmek önemli hale gelir.

Gizli Tuzaklar

Bazı projeler şirketin gelecekteki stratejik opsiyonlarını sınırlar. Bu tip projelerin yapılması uzun vadede firmanın aleyhine sonuçlar doğurabilecektir.

Deniz Suyu

Bazen denizde mahsur kalan insanlar çok susadıklarında deniz suyu içerler. Aynı şekilde bazı projeler şirketler için kullanışlı gibi gözükebilir ancak proje başladıktan sonra zararları çok fazla olabilir.

İnsanlar çoğu zaman projelerinin zehirli olup olmadığının farkında olmazlar. Çünkü özellikle finansal kestirimler ve iş planları, hazırlayanlar tarafından işin başında olası zararı minimize göstermektedir.

Proje maliyetlerini hesaplarken çoğu zaman organizasyonel masraflar göz ardı edilir. Örneğin bir proje gerektirdiği yüksek ücretli, elemanlar sebebi ile şirket genelinde bir ücret artışının önünü açabilir. Çnkü daha yüksek ücretli yeni çalışnalar eski çalışanların ücret taleplerini artıracakır. Eğer şirketler projelerin olası etkilerini iyi analiz edip olası maliyet yansımalarını hesaba katarlarsa çok kazançlı çıkacaklardır.

Projeler çok farklıdırlar ve maliyetler her projede değişir. Zehirli proje şirketin farkedemeyeceği görünmeyen maliyetleri bünyesinde taşır.

Ne yapabiliriz? Projelerde büyük resme bakıp olası etkilerin karar vericiler tarafından değerlendirilmesi gerekir. Çoğu subjektif olan bu maliyetlerin hesaplanması zor olduğu kadar yaratacakları zararda oldukça yüksektir. En azından bu gerçeği göz ardı etmemek, hesaplayamıyorsanız bile karşılaştığınızda onlarla yaşamayı öğrenmeniz gerekmektedir.

Paylaşın:

Projeleri ucuza getirmenin yolları

Bugün birçok proje bütçe ve zaman açısından birçok kez indirime gitmektedir. Harcamaları kestiğimizde, çok fazla kesintinin riskini düşünerek “eğer çok fazla maliyeti aşağı çekersek sonuçları ne olur?” diye sorarız.

Amerika’nın gelmiş geçmiş en büyük otoban projesi olan Boston’un Big Dig projesinin bütçesi 2 milyar dolardı. Bugün ise bu fiyat 14 milyar usd civarındadır. Maliyetlerin bu kadar artma sebebi aslında sürekli olarak maliyetleri düşürme baskısı yaşadıklarından kaynaklandı. Yani problem; maliyeti düşürme baskısıydı.

Soru şu: Bir önceki tahminlerimizin doğru olmadığı varsayımıyla maliyetleri aşağı çektiğimizde neden daha sonrada bu tahminlerimizin doğru olmadığını düşünerek tekrar maliyetleri aşağıya çekmeye çalışıyoruz?

Muhtemelen o varsayımlar zaman baskısı ile yapıldığından ve herşeyin ortada olduğu önyargısıyla hazırlandığından. Böylece her yeni tahmin bir öncekinden daha kötü olmaya başlıyor.

Sürekli bunu yapıyoruz. Bütçeleri kıstığımızda çok kısma riskinide yaşıyoruz. Bu durumda şöyle bir acı gerçek karşımıza çıkıyor; eğer fazla kesersem kesmediğimden daha fazla kayba uğrayacağım.

Bütçe çok kesildiğinde görülemeyn çeşitli mekanizmalar devreye girerek proje yönetimini doğrudan etkilemektedir. Bu kontrolsüz süreçleri doğurmakta ve buda maliyetlerin neden arttığını göstermektedir. Örnek vermek gerekirse:

Ummak

Herhangi bir bütçe kesiminde çalışanlar yaptıkları işleri tekrar gözden geçirir ve tahminlerini yenilerler ve sadece doğru yanıtların projede kendilerine ait bölümü kurtaracağını düşünürler. Tahminlerini “istenilen yönde” değiştirirler ve sonrasında aşımlar kaçınılmazdır.

Kaçakçılık

Tek bir projede imiş gibi görünüp başka projeyede bakmak yada projede kullanılacak ekipmanı “borç” almak kaçakçılığa girer. Büyük çaplı bütçe kesintileri “yeraltı” “karanlık” davranışı cesaretlendirir ve buda kontrolü zorlaştırır.

İlancılık

Eğer ek personel alımı için onay alamayacağınızı düşünüyorsanız elimizdekileri işimize yaramayacak olsa bile tutma eğilimine gireriz. Eğer mali açıdan sıkıntı varsa etrafımızda oturan kişiler ararız.

Donma ve Erime

Eğer bir organizasyon zaman zaman donuyorsa zaman zamanda eriyecektir denebilir. Bazen bu durmalar geciktirilmiş işlerin halledilmesi şeklinde pozitif olarak yansıyabilir. Bunu kışın yemek için yiyecek saklayan hayvanlar gibi düşünebilirsiniz.

Ertelemek

Bütçeler katı ise zaman zaman gecikme problemleri yaşanır. Örneğin, eğer proje gecikirse testleri kısarız. Buda doğal olarak problemlerin keşfedilmesini geciktirir. Sonradan farkedilen problemin giderilmesi ise çok daha pahalıya mal olacaktır. Proje maliyeti düşürülmüş ama şirkete binen maliyet katlanarak artmıştır.

Bu tip şeylerin çalıştığınız şirkette olup olmadığını izleyin. Eğer artıyorsa küçük bütçelerle büyük işler başarılıyor demektir. Ama ne kadar doğrudur ne kadar yanlıştır siz karar verin.

Paylaşın:

Proje maliyetlerini düşürmek

Bilişim projelerinde gerçek maliyetleri görmek ve hesaplamak kolay bir şey değildir. Öncelikle nelerin maliyetleri belirlediğini, harcamaların hangi strateji ile yapılacağı, yapılan bilişim harcamalarının yatırım olarak algılanıp algılanmayacağı ve ne zaman bilişim yatırımları yapılacağı gibi hususların irdelenmesi gerekir.

Projenin maliyetini tahmin etmek savaşın yarısıdır, diğer yarısı bu maliyetleri proje süresince korumaktır.

Temel Maliyetleri Kontrol – Microsoft Project programını kullanıyorsanız proje planınızı bitirdiğinizde baseline (planlanan) olarak kaydetmeniz gerektiğini biliyorsunuzdur. Böylelikle proje ile ilgili gerçekleşmeleri programa girdiğinizde planlanan ve gerçekleşen olarak ilerlemeyi izleyebilirsiniz.

Bilişim projelerinde temel maliyetler işlerin yürümesi için gereken maliyettir. Genellikle ortalama bir şirkette tüm bilişim harcamalarının %70’ine denk gelir. Dış kaynak kullanımı ile ilgili sözleşmeler, servis seviye anlaşmalarını gözden geçirme, eldeki mevcut değerleri iyi yönetmek, sunucuları konsolide etmek, eski uygulamalardan kurtulmak, iyi bir altyapı mimarisi kurmak, iyi bir proje ve kaynak yönetimi ile bu maliyetleri kontrol edebilirsiniz.

Böylelikle temel maliyetlere ayrılan bilişim bütçesinin oranını düşürerek yeni projeler için kaynak yaratabilirsiniz. Temel maliyetler gıda, giyecek, güvenlik harcamalarıdır.

Gizli Bilişim Harcamaları

Gartner firmasının yaptığı bir araştırmaya göre kurumsal teknoloji harcamalarının %10’u Bilgi Sistemleri birimlerinin kontrolünde yapılmakta. Harcamaların başkaları tarafından yönetilmesi ve gizli bişlişim harcamalaının ortaya çıkmasının bazı nedenleri var:

  • Yatay organizasyonel yapılar kontrolü zorlaştırıyor
  • Çabuk ve hızlı hareket gereken durumlarda politika ve prosedürler vakit kaybettirici olarak algılanarak dikkate alınmıyor.
  • Organizasyonel otoritede iş birimleri yöneticileri yapılan bilişim harcamalarının sorumluluğunu üzerlerine alıyorlar.
  • Dış kaynak seçimini yaparken iş birimlerinin sadece amaçlarına odaklanmaları ve kurumun genel teknolojik altyapısını dikkate almamaları

Gizli bilişim harcamaları proje maliyet kontrollerini ve hesaplamalarını zorlaştırır. Kültürel eğilimler iş birimlerinin şirketin stratejik hedefleri ile çatışma yaşamasına şirket içi ayrılık ve kontrolsüz harcamalara yol açmaktadır.

Uzun vadeli uygulama maliyetlerini anlamak

Genel bir kural kullanılan bir uygulamanın yıllık maliyeti onu geliştirme maliyetinin %40-60’ı civarında gerçekleşir. Çok mu geldi? Bu maliyetler destek, bakım, operasyon, lisans, altyapı, varsa müşteir hizmetleri ve operasyonel personeli içerir. Temel maliyetler gibi bunlarda işin devam etmesini sağlayıcı maliyetlerdir. Geçmişte gerçekleşen projelerinizde geliştirme için harcanan ile yaşatmak için harcanan bedelleri analiz edin, dediğimin doğruluğunu göreceksiniz.

Bilişim maliyet tahmini gerçekleri

Ne kadar iyi proje maliyeti tahmini yapabiliyorsunuz? Maalesef bilişim projelerinde kristal küresine bakıp maliyeti tutturan ben henüz görmedim çünkü bilişim projelerinde hata oranı çok yüksektir. Örneğin sadece başlangıç öngörüleriniz bile %100 sapabilir.

Sizin yapabileceğiniz tek şey kendi konularında tahmin yapanların bu tahminlerini somut olarak nelere dayandırdıklarını anlamaktır.

Mevcut Sistem Yatırımlarından Faydalanma

Uygulamalar, yazılımlar, ağlar, altyapı ve her türlü bilişim yatırımı düzenli olarak gözden geçirilmeli, maksimum fayda alınmaya çalışılmalı ve kendisine yapılan yatırımı kurtarıp kurtarmadığı(ROI) izlenmelidir.

Kısa vadeli maliyet kısma ölçütleri oluşturun

Bazen maliyetleri taktiksel çözümlerle düşürebilirsiniz. İstanbul’dan Tokyo uzun bir yoldur ama havaalanına nasıl gideceğimizden başlayarak maliyetlerimizi düşürmeyi deneyebiliriz.

Proje başladıktan sonra resim netleştikçe belirli yatırımlara karar verin. Proje kapsamını kontrol altında tutun. “Zaten lazım olur” yada “muhtemelen lazım olacak” şeklindeki öngörülerle yatırım yapmayın. Projenin kapsamını netleştirecek sözleşmeyi bir an önce tüm taraflarla yapmaya çalışın. Eğer iyi bir değişim yönetimi sistemi kurarsanız “bişey daha vardı” toplantılarını ve sonuçlarını iyi yönetebilir hale gelirsiniz.

Sadece bilgi eksikliğinde ve kaynak eksikliğinde danışmana başvurun. İnsan kaynakları harcamaları en büyük harcamalarınızdır.

Uzun vadeli maliyet kısma ölçütleri oluşturun

Taktik olarak stratejik düşünmeyi asla bırakmayın. Büyük resmi görerek ilerlemeye çalışın. Çifte kullanımdaki kaynakları azaltın, gereksiz kaynak ve maliyetlerden kurtulun. Önceliklerinizi tekrar organize edin.

Fiyatlama ve sorumluluk mekanizmaları kurun

Eğer iş birimlerini daha sorumlu kılarsanız teknoloji yatırımları ve talepleri konusunda daha dikkatli davranırlar. Gerçekten ne istenildiğinin tam anlaşılması durumunda doğru harcamaların yapılacağının iş birimlerine anlatılması gerekir. Sürekli değişiklik taleplerinin faturasının sorumluluğunu almalıdırlar.

Bilişim Yatırım Kararlarını Doğru Yönetmek

Birçok kurum bilgi sistemleri ve iş birimler iarasında iyi bir diyalog olmadığı için kör uçuşu yaparlar. Bazende aynı gemide olduklarını unuturlar.

Organizasyonlar bilgi sistemleri birimlerinin değer katan stratejik bir ortak olduğunu anlamalıdırlar. Ve bu iki birim arasındaki sinerjinin tüm paydaşlara fayda sağlayacağı açıktır.

Eğer işbirliği sağlanırsa böylece kurumsal stratejiler, politikalar, öncelikler ve bütçeler konuşulabilir.

Bilişim Yatırımlarının değer/kazanç değerlemesi

Neden yapıyoruz ve ne yapıyoruz? Bilgi Sistemleri Birimleri kurumların stratejik hedeflerine ulaşmasına destek olacak değerleri üreten yapılardır. Buyüzden yapılan işe harcanacak efor ile kuruma katacağı değerin sorgulanması çok önemlidir. Katacağı değer oranında verilecke önem belirlenebilecektir.

Yayınlanan yazıların e-postanıza gelmesini istiyorsanız aşağıdaki formu doldurunuz;

[email-subscribers namefield=”YES” desc=”” group=”Public”]

Paylaşın:

Maliyetleri düşüreceğim derken hata yapmayın!

Hem kriz durumlarında hem de ekonominin kötü gidişatına paralel olarak işler biraz kötüye gittiğinde en büyüğünden küçüğüne tüm şirketlerde maliyet düşürme çalışmaları başlar. Özellikle Türkiye’de ekonominin iyi olduğu dönemlerde “lale devri” yaşayan firmalar ekonomik kriz ile birlikte “sinekten yağ çıkarmaya” başlarlar. Özellikle büyük firmalarda tüm maliyet kalemleri masaya yatırılır ve maliyet kalemlerinin her birinde neler yapılabileceği üzerinde çeşitli komiteler kurulur, projeler başlatılır.

Hatta şirket içi bu kurullar arasında en çok maliyet düşürenin ödüllendirilmesi veya takdir görecek olması “kraldan kralcı” yöneticilerinde su üstüne çıkmasını sağlar. Zamanında milyonları/milyarları önemsemeyen şirket, kuruşların hesabını yapmaya başlar. Zaten başından beri en ekonomik şekilde yürütülmesi gereken bu işler neden krizde masaya yatırılır bilinmez.

Öncelikle danışmanlık ve eğitim giderleri kesilir. Daha sonra en büyük gider kalemi olan insan kaynaklarına sıra gelir ve işten çıkarmalar, daha ucuz eleman almalar ve dış kaynak kullanımı yapılır.

İşte bundan sonrası zorlaşır çünkü yapılacak maliyet indirimlerinin anlamlı bir yüzde olabilmesi için gereken büyük lokmalar yutulmuştur. Şimdi ufak tefek işlere yönelinilir. Müşterilere kağıt olarak gönderilen evrakların eposta ile gönderilmesi(TTNet), daha önce masrafsız olan işlemlerden masraf alınması(Bankalar), şirket arabalarına konulan benzine sınırlama, seyahatlerde kısıtlama, uçak yerine otobüs kullanımı, makam arabalarında daha ucuz modele geçiş, prim-temettü dağıtılmaması, dağıtım aracının zaman sabit kalmak kaydı ile daha çok yere uğraması vb. onlarca örnek sayılabilir.

Benim üzüldüğüm nokta bu tip durumlarda çalışan moralinin 2. plana atılması oldu. Aslında çalışan morali gerek kazançları artırmada gerekse maliyetleri düşürmede en önemli noktalardan birisi diye düşünüyorum.

Türkiye’yi eleştirirken dünyada da maliyet düşürme konusundaki çalışmaların çok farklı olmadığını gördüm. Bazı yurtdışı örnekler vermek istiyorum;

– Renkli yazıcı-kartuş kullanımından vazgeçmek (Credit Suisse – Citigroup)
– Temsil – ikram vb. misafirleri yemeğe götürmenin kesilmesi (Credit Suisse)
– Akşamları güvenlik görevlisinin gezerek açık monitörleri kapaması(Intel)
– Yıllık izinlerin resmi tatiller ile aynı günlere denk getirilmesi (Yahoo)
– Tatilleri ücretsiz yapma (Microsoft)
– Personel jimnastik salonlarını kapama(J.P. Morgan Chase)
– Personele verilen cep telefonlarını kapatma(J.P. Morgan Chase)

Önemli olan bir diğer noktada yapacağınız maliyet düşürücü çalışmanın kazanç getirici etki yaratabilmesidir. Eğer sadece maliyet düşürüyorsanız zaten bir noktada sınıra gelip dayanacaksınız. Eğer bu kesintiyi kazanç getirici bir aksiyon ile tamamlarsanız örneğin kağıt yerine e-posta gönderiminde e-posta içine reklam satınalma vb. anlamlı olacaktır.

Sizlerinde bu konuda yaşanmışlıklarınız olduğuna eminim. Size en komik gelen maliyet düşürücü eylem neydi? Eğer aklınıza gelirse buraya yorum olarak gönderebilirsiniz.

Paylaşın: