Kategori arşivi: Genel

Evden yapılan işler – 4

 

Evden para kazanma konusunda yapılabileceklerin yer aldığı yazının 4. bölümüde tamamlandı.

1- Ütü yapmak
2- Dini bilginiz var ise mevlüt, yasin okumak
3- Çim biçmek
4- Doğumgünlerinde çocuklara sihirbazlık yapmak, kukla oynatmak
5- Çeşitli konularda güncel email ve adres listeleri tutmak ve bunları satmak (doktorlar, eczaneler, insan kaynakları departmanları vb.)
6- DJ’lik yapmak
7- Müzik dersi vermek (piyano çalmak, nota öğretmek vb.)
8- Bakıcı ve temizlikçi bulma hizmeti verme
9- Doğada bisiklet ve yürüyüş gezileri düzenlemek
10- Mesai sonrası ofis temizliği
11- Ofislerin bitki ve çiçek bakımı
12- Ofis destek hizmetleri – bilgisayar, telefon vb.
13- Kuryelik
14- Evcil hayvanlar için gıda ve bakım malzemesi tedariği
15- Evcil hayvan eş bulma ve çiftleştirme hizmeti
16- Evcil hayvan fotoğrafı çekme hizmeti
17- Fotoğraflardan video yapma hizmeti verme
18- Piyano akordu yapmak
19- Resim çerçeveletme
20- Havuz temizliği
21- Anketörlük
22- Portre çizimi
23- Sokak müzisyenliği
24- Mobilya vb. için montaj servisi vermek
25- Çevrenizdeki uygun emlakların satım ve kiralanması
26- Koleksiyoncular için malzeme toplama
27- Özgeçmiş yazma hizmeti
28- Risk yönetimi danışmanlığı
29- Ev veya oda arkadaşı bulma hizmeti verme

 

Evden yapılan işler – 3

Evden yapılarak para kazanılan işler yazı dizisinde 3. bölüme geldik. Bakalım daha neler yapılabiliyormuş;

1- Yüz ve ayak masajı servisi
2- Aile kütüğü, Soy ağacı araştırmacısı
3- Borsa alım satımı konusunda danışmanlık
4- Finansal planlayıcı – Türkiye’de olmamakla beraber son dönemde mortgage kredisi almak istediğinizde gittiğiniz bankalar sizin uzun vadeli ödeme gücünüzü hesaplayabilmek için ciddi anlamda finansal planlama yapıyorlar.
5- Odun kırıcı – kırsal bölgelerde, soba ile yaşanıyorsa
6- Kömür taşıyıcı – kırsal bölgelerde ve kömür paketli değilse – Eskiden çocukluğumun geçtiği Eskişehirde sokaklarda bu işi yapacak kişiler gezerlerdi.
7- Balık malzemesi satışı – Deniz kenarına yakın yerlerde
8- Akvaryum ve Kuş Kafesi Bakımı ve Tamiratı
9- Evlerde böcek ilaçlama
10-Boya ve Badana Yapma
11-Evlerde çiçek düzenleme
12-Bahçe düzenleme ve budama yapma
13-Hediyelik eşya yapımı – Ağaç oyma, makrome vb.
14-Elden davetiye dağıtımı
15-Evde kuaförlük hizmetleri – manikür, pedikür, saç kesim ve yapımı – kadın/erkek
16-Ev yapımı sabun üretimi
17-Kendi arabanızla günü birlik şoförlük ve gezdirme hizmetleri
18-Sağlıklı otlar danışmanlığı
19-Evi dekore etme
20-Dedektiflik
21-At eğitmenliği
22-İmaj danışmanlığı – Son dönemde büyük şirketlerde orta ve üst düzey yöneticiler için tutulduğunu biliyorum
23-Yönetim koçluğu – yönetim deneyiminiz ve geçmiş tecrübenizi geleceğin yönetici adaylarına aktarabilirsiniz.
24-İthalat ve İhracat işleri – Yurtdışına mal satma veya alıcıya Türkiye’de satıcı bulma, internet aracılığı ile
25-sigorta satıcılığı – Prim usulü ile satış
26-Internet danışmanlığı – tasarım, pazarlama, eticaret vb.
27-Uluslarası danışmanlık – türkiye’de çalışmak isteyen firmaların Türkiye’deki işlerin takip etmek ya da onlara türkiye mevzuatı ve diğer konularda bilgi aktarmak
28-Çeviri – Yabancı diliniz var ise doküman yada görüşmelerde tercümanlık
29-Takı tasarımı ve satışı
30-Hasarlı arabalar için ilgili parçayı hurdalıklarda arama ve bulma

Evden yapılan işler – 2

 

Hangi işler evden yapılıyormuş yazı dizimize devam edelim.

1- Eğer Hat sanatı vb. bir kursa katılmışsanız kaligrafi yapabilirsiniz. Bu sene Çeşme’de kızımın adını bir seramik üzerine yazdırmak için 20 dk . bekleyip 5 dk. için 20 YTL ödedim. Hesabı siz yapın.

2- Paketleme – Taşınmadan önce evdeki eşyaların paketlenmesi gibi bir hizmet verebilirsiniz.

3- Mum yapma – Parafin, ip ve çeşitli kalıplar kullanarak mum yapıp hediyeli eşya fuarlarında satmayı, yada hediyelik eşya satıcılarına satmayıp deneyebilirsiniz.

4- Marangozluk – Eğer ahşap konusunda bir beceriniz varsa mobilya tamiratı vb. konularda destek hizmeti verebilirsiniz.

5- Karikatür çizebiliyorsanız belki dergilerle yazışıp satma şansınız olabilir.

6- Evinizde hazırlayacağınız her türlü özgün gıdanın satışını düşünebilirsiniz. Reçel, turşu, peynir vb. sayılabilir.

7- Anne danışmanlığı veya doğum sonrasında anneye yardımcılık hizmeti

8- Çocuk elbisesi dikmek

9- Çocukları okula götürme, servis yapma

10- Bahçe, fabrika vb. temizliği yapma

11- Eğer resim beceriniz varsa bahçe duvarı bezeme, grafiti yapmak

12- Takı tasarımı ve uygulama

13- Dergilere yazı yazma

14- Bilgisayar uzmanı iseniz bilgisayar problemleri konusunda çevrenize destek verebilirsiniz.

15- Yazılımcı iseniz Elance.com yada rentacoder.com gibi sitelere üye olup tüm dünyadan gelen iş taleplerini hayata geçirebilirsiniz.

16- Şirketlerin verilerini yedekleme yada bilgi güvenliği konusunda destek verebilirsiniz.

17- Bilgisayar programlarını kullanma eğitimleri verebilirsiniz. Türkiye’de özellikle çocuklara okullarda verilen bilgisayar eğitimi çok yetersiz. Bu konu ile ilgili aileşler için en iyisi profesyonel birinden eğitim aldırmak olacaktır.

18- Ev güvenliği ile ilgili danışmanlık hizmetleri

19- Evlilik danışmanlığı

20- Yuvalara, kreşlere yemek yapmak

21- Öğrencilere ödev ve projelerinde destek vermek

22- Avon, Anway vb. markaların satışını yapmak

23- Terziliğiniz varsa özel kostüm yapma

24- Dans öğretmenliği

25- Türkiye’de yok ama sabahları ve akşamları köpek gezdirme

26- El yapımı bebek ve/veya kukla yapımı

27- Kuru temizleme için evden malzemeleri alma, temizletip geri bırakma

28- Arabayı yıkatmak için adresten alma ve geri bırakma

29- Yaşlılar için her türlü servis ve hizmet

30- Firmalar için email tasarlama ve gönderim

31- Firma çalışanlarını eğitme

32- Firmalara eleman bulma – Eğer eleman arayan firmalar için internette doğru kişileri bulup firma ile görüştürebilirseniz komisyonunuzu alabilirsiniz.

33- Sürpriz Düzenleme – Bence en hoş servis bu olurdu. “Game” adlı filmdeki gibi ama sadece hoş sürprizleri organize etmek

34- Her türlü ayak işi, evrak takibi gibi işler

35- Kayıp arama, bir nevi dedektiflikte olabilir

36- Internette bir dergi çıkartmak ve popülaritesi arttıkça reklam geliri elde etmek

 

Evden yapılan işler – 1

Bakalım evden neler yapılıyormuş;

1- Muhasebe – Serbest muhasebeciler anlaştıkları firmaların defterlerini ve ilgili kayıtlarını evden tutabiliyorlar.

2- Macera turizmi – Eğer doğayı seviyorsanız ve güzel parkurlar biliyorsanız çeşitli grupları bu tip gezilere götürebilirsiniz.

3- Reklam danışmanlığı – firmaların internet üzerinden vermek istedikleri Google Adwords vb. reklamları evinizden organize edebilirsiniz.

4- Web kontrolörü – Türkiye’de resim bir iş olarak yapılıyor ama bence umut vaad eden bir iş. Evinizden belirli konuda interneti takip ediyorsunuz. Bu bazen bir konu olabiliyor bazen bir markanın izinsiz kullanımını yakalamak vb. şeyler olabiliyor.

5- Bayi sistemi satışlar – Örneğin web sitenizden satıştan prim veren web sitelerinin mallarını satabilirsiniz. Ör gittigidiyor reklamını yayınlayan sitelere klik başına belli bir ücret ödüyor. Bu konuda bilgi için tıklayınız.

6- Egzersiz hocalığı – Eğer yaşadığınız yerde sabah yürüyüşleri vb. spor aktiviteleri yapılıyor ve siz aerobik ya da benzeri egzersizler konusunda bilgili iseniz küçük bir gruba spor yaptırabilirsiniz.

7- Oyun grubu kurma – Belirli sayıda çocuk ile evinizde birkaç saatliğine oyun grubu oluşturabilirsiniz.

8- Hayvan psikologu – Türkiye’de olmamakla birlikte benim National Geographic’te belgeselini seyrettiğim bir iş. Hayvan sahipleri içine kapanan, çok öfkeli vb. hayvanlarının tedavisi için size danışıyorlar. Sanırım Türkiye’de bu işi veterinerler yapıyor.

9- Atık toplama – Bizde çöpleri gezip toplayanlarca ya da büyük sitelerde kapıcıların yönettiği bir iştir. Eğer çevrenizi organize eder ve özellikle kağıt, plastik atıklarını belirli bir düzende toplayarak satabilirsiniz.

10- 2. el kitap alım satımı – Kitaba karşı bir ilginiz ve tabiî ki bilginizde var ise eski kitapları alıp satabilirsiniz. Uzmanlık gerektiren bir iş olduğunu tekrar belirtmek istiyorum.

11- Bal – Eğer arıcılık ve bal konusunu araştırırsanız, müsait olan bir yerde kovan kurup bal üretebilirsiniz.

12- Dekoratif eşya onarımı – Evlerde kırılan lamba, çerçeve vb. aksesuarların tamiratını yapabilirsiniz.

13- Mimarlar evde çizim yapabilirler.

14- Sanat danışmanlığı uzman olunan konuda eğer kişisel pazarlama iyi yapılırsa dünya çapında ilgi görebilecek bir konu.

15- Bazı sitelerde dizilerde oyunculuk, filmlerde figüranlık vb. başvuru yapabilirsiniz. Oyunculuk ajansları için buraya tıklayınız

16- Menajerlik – Bazı ünlü oyuncu ve sanatçıların menajerliğini yapabilirsiniz.

17- Astroloji – Bu konuda kişilerin yıldız haritalarını çıkarmak ve burçları ile ilgili bilgi verme hizmeti

18- Satıcılık – Gazetelerde bir çok ilanına rastlayacağınız ve satış üzerinden prim aşlarak yapacağınız bir çok pazarlama işi bulabilirsiniz.

19- Bebek el izi ve ayak izini alçıya çıkararak ailelere satabilirsiniz.

20- İnce balondan oyuncak hayvanlar yapılabilir.

21- Balonların üzerine çeşitli resim ve mesajlar yazarak satmak

22- Turnuva düzenleme – Bu konuda hukuki bir uygulama var mı bilmiyorum ama bir müsabaka düzenleyip katılımcılardan bir bedel toplayıp, bu bedelin büyük bir kısmını kazananlara dağıtacağınız bir organizasyon yapabilirsiniz.

23- Makyöz – Evlere giderek makyaj yapabilirsiniz.

24- Güzellik Danışmanı

25- Eviniz müsait ise bir odasını öğrencilere ya da turistlere kiralayabilirsiniz.

26- Bisiklet Tamiri, özellikle çocukların bisiklete çok bindikleri yerde tutabilecek bir meslek

27- Bilardo eğitmenliği

28- Doğum günü kutlama hizmeti – Çocuklar için doğum günü organizasyonu yapma – süsleme, palyaço, oyunlar ve etkinlikler düzenleme

29- Arşiv – Eviniz müsait ise bir bölümünü şirketlerin dokümantasyon arşivi için kullandırtabilirsiniz.

30- Yaşlılara destek – Yaşlıların günlük bakım ve ihtiyaçlarını karşılama hizmeti

31- Körlere destek hizmeti – Bir yere gitmede yardım, kitap okuma vb.

32- İş danışmanlığı – Uzman olduğunuz kon uda firmalara destek vermek

33- İş planı uzmanlığı – firmalara iş planı hazırlamada destek verme

Peşin Hüküm Vermeyin!

Önemli bir toplantıda cep telefonuyla bağıra bağıra konuşan bir kişi garibinize gidiyorsa, paradigmanızı değiştirmeden onu değerlendirdiğiniz için, siz yanılıyorsunuzdur.

Örneğin trende giderken, bir baba, 3 evladıyla oturup, sürekli ağlayan çocuklarına hiç, susun, demeden yolculuğa devam ettiğinde ; siz ona ne gamsız adam, diyebilirsiniz. Ama sorsanız, belki de onlar hastaneden geliyorlardır ve bir saat önce çocukların anneleri ölmüştür ve eve dönüyorlardır.

Prof.Covey in konuşmasını dinlemeye gelen annesi, arka sırada oturan 2 kişinin toplantı boyunca sürekli konuştuklarını görerek, çok öfkelenmiş ve oğlumu küçümsüyorlar diyerek te çok üzülmüş. Yemek molasında oğluna, şunların kafasına çantamı indiresim geliyor, demiş. Oğlu; “anne o adam Finlandiyalı, burada simultane tercüme yok, mecburen tercümanı yanına oturttuk” demiş.

Havaalanında aktarma yapmak isteyen yaşlı bir hanım, uçağının 2 saat gecikmeli olduğunu öğrenince, dergiler ve bir kutu kurabiye alarak bekleme salonuna geçmiş.Yanındaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu bırakarak, okumaya dalmış. Bir ara bakmış ki, yanındaki koltuğu oturan bir adam, sehpadaki kurabiye paketini açıyor ve yemeye başlıyor. Kurabiyelerin kendisine ait olduğunu hissettirmek isteyen kadın, adama dik dik bakmış. Hatta canı o an istemediği halde, kutudan bir kurabiyeyi ağzına atmış. Her halde kurabiyelerin sahibinin kim olduğunu artık anlamıştır diye düşünürken, adam bir tane daha ağzına atmaz mi? Hemen kadın da bir tane daha atmış ve bir yarışma başlamış, adam bir tane, kadın bir tane. Sonuçta kutuda tek kurabiye kalmış, adam onu hızlıca kaparak ortadan bölmüş ve gülerek kadına ikram etmiş. O sırada, kadının uçağının alana indiği anonsu duyulmuş ve işlemler için kadın bankoya gitmiş. Pasaportunu çıkartmak için çantasını açtığında, ne görsün ; kendi kurabiye paketi, hiç açılmamış olarak çantasında durmuyor mu ? Meğer, bunca zamandır adamın kurabiyesini yiyormuş. Tabii çok utanmış ama, artık iş işten çoktan geçmiş.

Başkalarının düşünce ve davranışları hakkında hüküm verirken, elimizdeki veriler çoğu zaman yeterli olmuyor. Davranışların nedenini bilmeden çok yanlış yargılara varabiliyoruz.

Covey bu örnekleri ; “aynı enformasyona farklı bakış, bizim davranışlarımızı belirler” diye özetliyor. Buradan yola çıkarak çözemediğimiz sorunlar için, paradigma (zihin haritası) değiştirmenin gereğini vurguluyor ve Einstein’in bir sözünü anımsatıyor :

Karsılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak çözemezsiniz.
Çoğumuzun zaman zaman yaptığı gibi, “sorunların içinde kaybolmak” yerine, paradigma değiştirmeyi başarıp, sorunlara farklı biçimde yaklaşabilenler, o sorunu asma şansını da yakalıyorlar. Zaten sorunlarımızı dostlarımızla paylaşmamızın nedenlerinden biri de, farklı bir bakışın, bize farklı davranabilme kapısı aralama ihtimali değil midir?

Çözümsüz gibi gördüğünüz sorunlar konusunda paradigma değiştirmenin önemi çok büyüktür. Aslında hayatimizi, basarimizi, mutluluğumuz belirleyen bizim kendi davranışlarımızdır. Basımıza gelen her şeyle onlara verdiğimiz tepki ve yanıt arasında geniş bir hareket alanı vardır…….”

Stephan Covey

Milliyet Blog Buluşması

Bu hafta Milliyet Blog buluşmasındaydım.

http://www.milliyet.com.tr/2007/01/15/yasam/ayas.html

 

 
İşte Türkiye’nin dev yazar kadrosuYayın hayatına 7 ay önce başlayan Milliyet Blog’un internet yazarlarını buluşturan partiye 150 yazar katıldı. Yazılarıyla Milliyet’e güç katan ve destek olan blogcular, partide yazarlık serüvenlerini de anlattıGülay Fırat

 

Milliyet’in yayın tecrübesi ve bakış açısıyla 7 ay önce yayına geçen Milliyet Blog’un yazarları önceki gün düzenlenen bir partide bir araya geldi.

Doğan Medya Center’da düzenlenen partiye Doğan Gazetecilik İcra Kurulu Başkanı Hanzade Doğan, İcra Kurulu Üyesi Tijen Mergen ve Milliyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin de katıldı. Partide bir konuşma yapan Hanzade Doğan, “Milliyet, genel yayın yönetmeninden matbaa çalışanına kadar hep okurlarıyla bir aile olmuştur. Okurları Milliyet gazetesini kendilerinin aynası gibi görürler. Yeni teknolojiyle bu ailenin açılması, büyümesi imkânı sağlandı. Artık internette her okur aynı zamanda gazeteci olabiliyor. Sorumlu vatandaş olmanın da güzel bir yolu açılıyor. Çünkü artık hepimiz görüşlerimizi hem güvendiğimiz hem de inandığımız bir platformda paylaşma imkânı buluyoruz” dedi.

Partide, birbirlerini Milliyet Blog’daki yazılarından tanıyan ve İzmir, Afyon, Osmaniye, Mersin gibi İstanbul dışı illerden de gelen 150 yazar tanışma fırsatı buldu. Direnen Mızıkacılar Orkestrası’nın verdiği konserle kaynaşan yazarlar, eğlenceyi ilerleyen saatlerde dans pistinde sürdürdü.

Yüzde 89’u üniversiteli tam 1032 yazarımız var

Kısaca ‘internet günlüğü / e-günlük’ olarak ifade edilen, teknik bilgi ve donanım gerektirmeyen, zengin fonksiyonlu kişisel web alanı bloglar, sahiplerinin hem yazılı, hem görsel üretimlerini internet ortamında tüm dünyaya ulaştırma olanağı sağlıyor.

Blogcular, yaşadıkları, bildikleri, hissettikleri her şeyi düzenli olarak ve görsel öğelerle destekleyerek Milliyet internet okurlarıyla paylaşıp tartışmaya açıyor. Milliyet Blog’a bugüne dek 5 bin 332 blog yazarlığı başvurusu yapıldı, 1032 başvuru kabul edildi. 20 bin 331 blog gönderildi, bunlardan 12 bin 343′ ü şu anda yayında.
20 ile 50 yaş üstü arasında yazarları olan Milliyet Blog’da ön lisans, lisans, lisansüstü ve doktora mezunu kullanıcı oranı yüzde 89. Aktif yazarların yüzde 71’i İstanbul, Ankara ve İzmir’den, aktif yazarların yüzde 88′ i meslek sahibi, yüzde 10’u öğrenci, yüzde 2’si ise çalışmıyor.

MİLLİYET BLOG’U VE YAZILARINI ANLATTILAR

‘İş tecrübemi aktarıyorum’
Savaş Şakar (37): Palm bankacılığı ve e-ticaret direktörlüğü gibi alanlarda çalışan Şakar, 6 yıldır kendi bloglarının olduğunu, ama Milliyet Blog açıldığında geleceği burada görüp hemen yazmaya başladığını belirtiyor. Şakar, “20 yıldır iş hayatındayım, 11 farklı işyerinde çalıştım. Ciddi bir bilgi birikimim var, bunu paylaşmam gerek” dedi.

Okumaya devam et

Neville Isdell/Coca Cola’nın Yöneticisinden

1-İSTİKRARLI OLUN

Gömlek değiştirir gibi iş değiştirmeyin. Benim tüm kariyerim Coca-Cola firmasında geçti. 1966 yılında Zambia’da yerel bir şişeleme fabrikasında başladığım işime şimdi geldiğim yere bakın.

2-DENGELEYİCİ OLUN

Yöneticilikte en önemli unsur dengeleyici olabilmektir. Balansınızı iyi ayarlayın. Ancak bunu yaparken fikrinizden ve planlarınızdan asla ödün vermeyin. Kocaman bir gülümsemeniz ama aynı zamanda kimsenin bükemeyeceği sert bir bileğiniz olsun.

3- KULAKLARINIZI TIKAMAYI ÖĞRENİN

Coca-Cola’yı nasıl yönetmem gerektiği konusunda her gün kaldırabileceğimden çok tavsiye dinliyorum. bana söylenen her kelimeyi, ne kadar saçma olursa olsun dikkatle dinliyorum. Ama şunu belirtmem gerekir ki pek azı gerçekten işime yarıyor. Herkesin her dediğine kulak asarsanız yapmanız gerekenlerin çoğunu gözden kaçırırsınız. Ayrıca aklınızdan çıkarmamanız gereken bir gerçek var: Herkesi memnun etmeniz imkansızdır!
Okumaya devam et

Duygusal Zeka

Günümüzde duygusal zeka kavramının ve bu kavramla anlatılmak istenen niteliklerin profesyonel yaşamdaki önemi iyice anlaşılmış bulunuyor ve profesyonel yaşamdaki liderlerin yüksek düzeyde duygusal zeka becerilerine sahip olması gerektiği tartışmasız kabul görüyor.

Bilimadamları, duygusal zekanın özelliklerini ya da bileşenlerini beş maddede özetliyor. Bu beş özellik, aynı zamanda profesyonel yaşamda liderlerin sahip olması zorunlu olan becerileri de tanımlar nitelikte;’, ‘1) Kendinin Farkında Olmak

Kişinin kendi duygularını, güçlü ve zayıf yönlerini, sınırlarını bilmesi ve anlamasıdır. Yüksek düzeyde duygusal zekaya sahip olan lider pozisyonundaki kişiler, kendi kişilik özelliklerinin birlikte çalıştıkları insanları doğrudan etkileyeceğinin farkındadırlar, bu yüzden kendilerini dürüst ve komplekssiz olarak değerlendirirler. Kendi kapasitelerini bildikleri için altından kalkamayacakları işlere girmezler; giriştikleri işlerde de ne kadar risk almaları gerektiğini ya da nerede yardıma gereksinimi duyabileceklerini bilirler. Kendini bilen liderler, özgüvene de sahiptirler; bu anlamda kendilerine yöneltilen eleştirileri tehdit olarak değil, kendilerini geliştirme fırsatı olarak görürler.

2) Kendini Yönetebilmek

Kişinin duygularını kontrol ederek dürüst ve tutarlı davranması ve değişimlere karşı kendi kendini ayarlayabilmesidir. Refleksif duygularını kontrol edebilen liderler, birlikte çalıştıkları insanlara bir güven ve adalet ortamı içinde bulunduklarını hissettirirler. Başarılı bir lider, başarısızla karşılaştığında mantıklı ve soğukkanlı davranarak, yapıcı çözümler üretebilendir. Kendini yönetebilen lider, teknolojik, ekonomik ya da yönetsel değişikliklere karşı önyargısız yaklaşabilir ve kendini yeni duruma soğukkanlı bir şekilde adapte edebilir.

3) Motivasyon

Kişinin kendisini ve birlikte çalıştığı insanları başarıya odaklayarak motive edebilmesidir. Yüksek duygusal zekaya sahip liderler, işlerini daha iyi yapmak için güçlü bir istek içerisindedirler, bu anlamda başarıya ulaşmak için öğrenmeye hevesli ve yaratıcılıklara açıktırlar. Başarıya odaklı bir motivasyon, liderin çıtayı sürekli daha yükseğe koymasını, örgütüne bağlı kalmasını ve başarısızlıklarda yılgınlığa kapılmamasını da beraberinde getirir.

4) Empati

Başkalarının fikir ve duygularını anlamaya çalışma, tavırlarını onların ruhsal durumlarına göre ayarlama becerisidir, yani liderin çevresinden haberdar olmasıdır. Takım çalışmasının giderek önem kazandığı günümüzde, empatinin iyi bir lider için vazgeçilmez bir özellik olduğu açıktır. Birlikte çalıştığı insanların görüşlerini hisseden ve anlayan lider, bu görüşleri dikkate alarak hem insanlara örgütün etkin bir elemanı olduklarını hissettirir, hem de bu görüşlerden yapıcı eleştiriler olarak faydalanır. Böylece çalışanlarının bireysel verimliliklerini yükseltir ve liderlik gücünü pekiştirir.

5) İlişki Yönetimi

Kişinin açık ve ikna edici bir şekilde iletişim kurabilmesi, sorunları çözebilmesi ve etrafıyla güçlü bağlar kurabilmesidir. Bu yetenek aslında duygusal zekanın ilk dört özelliğinin bir sonucudur. Ancak yüksek duygusal zekaya sahip liderler, ilişki yönetimi ve sosyal yetenekleri sayesinde birlikte çalıştıkları insanları başarı için motive edebilecek, onları yönetmede ve ikna etmede başarılı olabilecektir.

MODANIN ÖTESİNDEKİ LİDERLİK GELİŞİMİ

Tuba KÖSEOĞLU

Dünya şirketlerinin İK gündemlerinin başında % 47”lik bir oranla liderlik gelişimi geliyor. Sadece ABD”de 2000 senesinde liderlik konusunda yayınlanan kitapların sayısı 2000”i aşıyor. Business Week dergisine göre, daha 1999”da liderlik gelişimine salt ABD”de ayrılan bütçe 12 milyar USD. Ülkemizde liderlik alanında yayınlanan makalelerin sayısında son yıllarda ciddi bir artış yaşanıyor. Liderlik eğitimi veren kurumların sayısında da oldukça ciddi bir yükselme var.

Neden liderlik gelişimi?

Peki tüm bu ilgi neden? Liderliğe yönelen bu ilgi, insan kaynakları alanında gördüğümüz o gelip geçici heveslerden biri mi yoksa ciddi bir ihtiyaç mı?…’, ‘Neden liderlik gelişimine ihtiyaç duyulduğu ortaya koyulmadan liderlik gelişimine soyunmak, hem harcanan paranın ve zamanın, hem de ortaya konan emeklerin boşa gitmesi riskini de beraberinde taşıyor.

Bu nedenle, girişilen liderlik gelişimini “moda”nın ötesine taşıyabilmek, kalıcı ve faydalı bir uygulama haline getirebilmek için ilk adım olarak liderlik gereksiniminin nedenlerinin ortaya koyulması gerekmektedir.

Özellikle batıda, özel sektör kurumlarındaki liderliğe odaklanmanın ardında, yaşlanan nüfusun çok önemli bir rol oynadığını görüyoruz. Çalışan insan gücünde deneyimli, konusuna hakim ve etkin yönetsel becerilerle donatılmış tepe yöneticilerin birer birer emekli olması, aynı özelliklere ve yetkinliklere sahip yeni nesillerin yetiştirilmesini daha önemli hale getiriyor.

Öte yandan araştırmalar, tepe yönetim pozisyonlarına şirket dışından transfer edilenlerin göreve başladıktan 3 yıl sonra, % 40 ila 50 oranında başarısız olup şirketi terk ettiklerini ortaya koyuyor. Bu etken, kurumları kendi bünyelerinden lider yetiştirmeye yönlendiren nedenlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Şirketlerde günümüzde küresel boyutta yaşanmaya başlanan küçülmeler de liderlik gelişimine neden olan etkenlerden biri: küçülmeler daha ziyade orta ve alt kademelerde gerçekleşiyor ve üst kademelerdeki boşlukları doldurma günü geldiğinde, yeterli sayıda ve yeterli yetkinliklerle donatılmış tepe yönetici adaylarını ortaya koymak çok daha güçleşiyor.

Tüm bu unsurlardan en çarpıcısı ve aslında bir o kadar da acısı ise iş dünyasını bekleyen biraz da karanlık gelecek: “World Government Report” tarafından yapılan bir analize göre, önümüzdeki 10 sene içinde tüm iş dünyasında açılacak yeni pozisyonların % 58”i, yoksulluk seviyesi sınırlarında iş imkanları sunuyor olacak. Ve geleceğin yöneticilerini, demotive olmanın ötesinde, yaşam standartlarını korumaktan uzak çalışanlar topluluğunu yönetebilmek, yönlendirebilmek, sürükleyebilmek görevi bekliyor olacak.

İşte liderlik gelişimi, geleceği şekillendiren bu gelişmeler ışığında, kurumunu doğru bir şekilde konumlamaya kararlı şirketler için modanın ötesinde bir anlam taşıyor. Ve eğer kurumun en tepe yönetimi, liderlik gelişimi çerçevesinde, kendi konfor alanından çıkmayı göze alabilirse sonuç doğuruyor. Tepe yönetimin özde desteklemediği bir liderlik gelişimi girişimi “laf olsun torba dolsun”, “elalem alışverişte görsün” şeklinde amiyane tabirlerle ifade edilebilecek bir “özentilik” durumu yaratmanın ötesine asla ve asla geçemiyor.

Nasıl bir liderlik?

Yola çıkış noktasını tanımladıktan sonra, sıra “nasıl bir liderlik” sorusunu yanıtlamaya geliyor. Liderlikle ilgili tanımlar çok çeşitli. Lider ne yapar, ne yapmaz sorusuna yanıt arayan binlerce araştırma, makale, kitap elimizin altında. Vizyon sahibidir, değişimi yönetir, iş süreçlerine hakimdir, etkin karar verir, sorunları çözer, sorumluluk alır, yaptığı konuşmalarda etkileyicidir, sadece akla değil yüreklere de hitap eder, ardından kitleleri sürükler, müşteri odaklıdır, tuttuğunu koparır, sonuç odaklıdır, stratejik düşünür vs. vs…. 1990”ların son dönemine hakim olan bu tanımlar, özellikle ABD”de bu özellikleri taşıyan liderlerce yönetilen şirketlerde son aylarda yaşanan sorunlar nedeniyle tam bir “mütasyona” uğramış durumda. Liderlik gelişiminde son “best-seller” “Sessiz Liderlik” adını taşıyor (Leading Quietly- Joseph L. Badaracco Jr – HBS Press). Jim Collins”in son kitabı “Good to Great” 5. seviye liderlik diye bir kavramı ortaya atıyor: buna göre, o tuttuğunu koparan liderler artık gözde değil: sessiz, sakin, alçakgönüllü, kendini öne çıkartmayan Lincoln ve Sokrates benzeri liderler Sezar ve Patton gibi çok öne çıkan liderlere tercih ediliyor.

İşte bu noktada da, yine kendimizi “moda” akımlarından kurtarmanın önemi ortaya çıkıyor. Moda olan liderlik tanımıyla gidilecek hedefin ne kadar doğru bir hedef olacağı oldukça kuşkulu. Bu nedenle, sağlıklı ve etkin işleyen, kuruma katma değer sağlayabilen bir liderlik gelişimi için, her kurumun kendi ihtiyacına uygun bir liderlik tanımı oluşturması gerekiyor. Nasıl diyet yaparken, arkadaşınızın uyguladığı ve hızla kilo verdiği rejim sizde metabolizmanıza uygun olmadığı için işe yaramıyorsa, liderlikte de başka bir kurum için çok etkin sonuçlar doğuran bir liderlik tanımı, sizin kurumunuzun metabolizmasına yani kültürüne değil fayda, zarar bile verebilir. Bir anlamda, vücut nakledilen organı reddedebilir.

“Geleceğin liderleri” nasıl saptanacak?

“Neden liderlik gelişimi” ve “nasıl bir lider” sorularına cevap bulduktan sonra, liderlik gelişiminde aşama, liderlik potansiyelini taşıyan çalışanlarını keşfetme aşamasına geliniyor. Bu aşama da, en az bir öncekiler kadar önemli, hassas ve hayati. Aşamanın teknik boyutu çok kolay. Yurtdışında çok sayıda, ülkemizde ise az sayıda olmakla birlikte saygın birkaç kurum, bilimsel altyapı ile iş dünyasının gereklerini bünyesinde barındırarak yetkinlik ölçümlemesi konusunda teknik açıdan mükemmele yaklaşan hizmetler ve araçlar sunuyor. Doğru ve bilinçli arayışlar, söz konusu hizmet ve araçlara zaten doğrudan ulaşıyor. Bu “keşif” aşamasında en hayati nokta “adalet”, “tarafsızlık” ve “standardizasyon”. Özellikle ülkemizde, yönetsel anlamda yaşanan sığlık, aile şirketlerinin yaygınlığı, en profesyonel kurumlarda bile iş dünyası kurallarının zaman zaman kişisel beklentiler doğrultusunda zedelenmesi, işte bu hayati noktaların göz ardı edilmesine sebep olabiliyor. Böyle bir olasılık ise, çok büyük umutlarla başlanmış olan liderlik gelişimini, kurum içinde bir saatli bombaya dönüştürüyor.

Bu nedenle, liderlik potansiyeline sahip olan çalışanların tespitinde adil davranmak, tüm çalışanlara eşit şartlar sunmak ve çıkan sonuçları samimi, dürüst ve yapıcı bir şekilde ele almak, liderlik gelişimi sürecinin kalıcılığı için çok önemli. Burada da temel görev, tabii ki, ayaklarını yere sıkıca basması gereken insan kaynakları çalışanlarına düşüyor. Sistem dışı önerileri, tavsiyeleri, zaman zaman baskıları göğüsleyebilmek, kurumsal gerçekler ve ideal arasındaki o ince çizgiyi koruyabilmek deneyim, sağduyu ve konu hakimiyeti alanlarındaki tüm becerilerin en etkin şekilde sergilenmesi ile mümkün oluyor.

Aradığınız lider potansiyeline sahip çalışanlarınızı belirlediniz. Peki ya şimdi? Öncelikle, bir başka acı gerçekle yüzleşmenin zamanı: potansiyel olarak seçtiğiniz çalışanlarınızın dünya ortalamalarına göre sadece % 30”u hedeflediğiniz pozisyonlara gelebilecek. Bir kısmı şirketinizin dışına transfer olacak, bir kısmı potansiyelini yeterince kullanamadığı için belli bir noktanın üzerine çıkamayacak, bir kısmı yanlış seçilmiş yani yanlış insan olacak, zaman içinde kurumunuzun bünyesindeki ve hedeflerindeki değişiklikler aradığınız profili değiştirmenize neden olabilecek. Ancak bu olasılıkların bilincinde olarak ve bunlardan yılmadan sabırla ilerleyecek gücü taşıyarak liderlik gelişimi serüvenine devam edebilirsiniz.

“Geleceğin liderlerinin” geliştirilmesi…

Bu gerçeği de kabullendiniz, hadi gelişim başlasın. Ama önce gelişim konusundaki ön yargılarınızı bir kenara atın: liderlik gelişimi o alıştığımız sınıf içi eğitim programlarıyla kotarılabilecek bir alan değil. Yaşamak, yaşayarak öğrenmek, günlük dilimizdeki tabirle “denize attık yüzdü” kavramınızı gizli sahil koruma botlarıyla uygulamaya koymak liderlik gelişiminin temel yöntemi. Tabii ki sınıf içi eğitimler var, olmalı da. Ama esas olan, elinizdeki lider adaylarını, aday oldukları pozisyonların gereklerine hazırlamak. Bunun içinde de tepe yönetimin karar mekanizmasının işleyişinden, kurum için politikalarla başa çıkmaya kadar “formal” ve “informal” her türlü süreç yer alıyor. Söz konusu süreçlere hazırlık ise, o süreçlerin içinden görünmez korumalarla geçmeyi gerektiriyor. Daha az karmaşık ifadesiyle, üst yönetimle bir araya gelmek, üst yönetimin karar mekanizmalarının işleyişine tanık olmak, üst yönetimin iş yapma şeklini tanıma imkanı verecek özel projelerde görev almak, üst yönetimden oluşan “mentor-akıl hocaları” ile birlikte kendini ve kurumunu yeniden keşfetmek… Sınıf içi eğitimlerin yanısıra, bu tür günlük yaşamdan kaynaklanan öğretiler, adayları üstlenmek üzere yetiştirildikleri aşamaya en hızlı ve etkin hazırlayacak sistemi oluşturuyor.

Neden liderlik gelişimi istediğinizi biliyorsunuz, nasıl bir lider aradığınızı biliyorsunuz, aradığınız liderlik potansiyelini taşıyan çalışanlarınızı tanıyorsunuz, onları geliştiriyorsunuz… Peki ya şimdi? Çok değil, daha birkaç yıl öncesine kadar, “peki ya şimdi” sorusunun cevabı, adaylarınızı hazırladığınız pozisyonun boşalmasını bekleyeceksiniz olacaktı. Ama günümüzde geldiğimiz noktada böyle net bir cevap yok. Bu kadar emeğin, çabanın, zahmetin, zamanın sonunda gelinen nokta bir belirsizlik. Çünkü günümüz iş dünyasında kariyer planları, ardıl planlama sistemleri, gerçeğin o izlenemez ve karşı konulamaz şiddeti karşısında ne bir anlam ifade ediyor, ne de bir değer katıyor. Çünkü daha 1-2 sene sonrasında dahi, kurumunuzun planları, sistemleri kurduğunuz günkü plan ve sistemlere benzemiyor. Yani, hem liderlik gelişimine dahil olan çalışanları, hem de sizi belirsizliğin beklentisi bekliyor.