Kategori arşivi: Kisisel Gelisim

Liderin Yedi Temel Davranışı – 5 – Ödüllendirin

awardEğer insanlarin belirli sonuçları üretmesini istiyorsanız onları uygun bir şekilde ödüllendirirsiniz. Bu gerçek o kadar açıkça görünür ki söylemeye bile gerek yoktur. Ancak yine de pekçok şirket ödülleri verimliliğe bağlama konusunda o kadar yetersiz çalışma yapmaktadır ki neredeyse bu ikisi arasında hiçbir bağlantı olmamaktadır. Hem asıl maaşlarda hem de prim ve hisse senedi opsiyonunda hedeflere ulaşan ve ulaşmayan ayrımı yapmamaktadırlar.

Execution disiplinini uygulamayan şirketler çoğunlukla personel değerlendirmesi yapmazlar, ödüllendirme yapmazlar ve işlerin nasıl başarılacağını bilen insanları yükseltmezler. Maaş artışları en başarılı personelle diğerleri arasında oransal olarak birbirine çok yakın olur. Prim ya da hisse senedi opsiyonu ya da hisse senedl bağışında yeterince farklılık olmaz. Liderler ekiplerindeki bir personele neden beklediğinden daha az bir prim aldığını açıklamakta zorlanırlar.

İyi bir lider şirketin bu ayrımları yapmasını ve bunun organizasyonun bütününde bir tarz haline gelmesini saglar. Aksi halde insanlar haksızlığa uğradıklarını düşünürler. Bir execution kültürü için çaba harcarken elde etmek istediğiniz bu değildir. Herkesin, ödül ve saygının bireysel verimliliğe dayalı oldugunu açıkça bilmesini sağlamanız gerekir.

Kaynak: İş Yaptırabilme Disiplini, Larry Bossidy ve Ram Charan

Liderin Yedi Temel Davranışı – 4 – Takip Edin

Network-Monitoringİş dünyasında takipteki başarısızlıklar yaygındır ve execution’daki başarısızlığın temel nedenlerinden biridir. İnsanların, kimin neyi, ne zaman yapacağı konusunda kesin bir uzlaşma olmadan ayrıldığı kimbilir kaç toplantıya katılmışsınızdır. Herkes fikrin harika olduğunu düşünmüş olabilir ama hiç kimse sonuçlarla ilgili yükümlülük almadığından başarıya, ulaşılamaz. Daha önemli görünen başka şeyler ortaya çıkar ya da insanlar fikir değiştirip onun aslında o kadar da iyi bir fikir olmadığını düşünmeye başlayabilir. (Hatta bunu, belki de toplantıda düşünmüş ama söylememiş de olabilir.)

Örneğin, bir ileri teknoloji şirketi 2001’deki ekonomik durgunlukta sert bir darbe almıştı; gelirinde yüzde 20’lik bir düşüş yaşıyordu. CEO, şirketin en önemli departmanlarından birinin gözden geçirilmiş işletme planını yeniden değerlendiriyordu. Departman yöneticisi ile personelinin, departmanlarındaki maliyetleri düşürme konusunda ne kadar iyi bir başarı sağladıkları konusunda yöneticiyi kutladı ama şirketin yatırım getirisi konusunda hâlâ hedefin gerisinde olduğunu ifade etti. Ve bir çözüm önerdi.

Kısa bir süre önce satış hızının önemini öğrenmişti. Bu nedenle departmanın, tedarikçileriyle birlikte stok devir hızını artırmaya çalışarak iyi bir kazanç elde edebileceğini ifade etti. Satınalma müdürüne “Ne yapabileceğinizi düşünüyorsunuz?” dedi.

Müdür biraz teknik destekle kayda değer ilerlemeler sağlayabileceğini düşündüğünü söyledi ve ekledi:

“Yirmi mühendise ihtiyacım var. CEO teknik kısım başkan yardımcısına döndü ve bu özel ve gerekli sayıda mühendis verip veremeyeceğini sordu. Başkan yardımcısı yarım dakika kadar ağzında bazı laflar geveledi ve soğuk bir tonla “Muhendisler satınalma işinde çalışmak istemiyor” dedi.

CEO birkaç saniye başkan yardımcısına baktı. En sonunda “Pazartesi günü satınalma kısmına yirmi mühendis göndereceğinden eminim” dedi. Sonra kalkıp kapıya doğru yürürken döndü ve satınalma müdürüne “sizden her ay kendiniz, teknik kadro finans müdürü ben ve bir de üretim müdürünün katılarak bu önemli girişimdeki ilerlemeleri degerlendireceğimiz bir video konferans ayarlamanızı istiyorum” dedi. Şimdi, CEO burada ne yaptı?

İlk olarak sonuç almanın önünde duran bir sorunu ortaya çıkardı. İkincisi, bir takip mekanizması oluşturarak herkesin üzerine düşeni gerçekten yapmasını sağladı. Buna CEO ültimatom verene kadar pasif şekilde bir kenarda oturmuş olan departman yöneticiside CEO’nun bu tutümu şirketin bütününe diğer personelin de takip işlemleri beklemeleri mesajını vermiş oldu.

Kaynak: İş Yaptırabilme DisipliniLarry Bossidy ve Ram Charan

 

Liderin Yedi Temel Davranışı – 3 – Açık ve Net Hedefler Belirleyin

minitoy-project-target-11899558Açık iletişim disiplinini uygulayan liderler herkesin kavrayabileceği sadece birkaç öncelik üzerine yoğunlaşırlar. Bir işletme mantığı ile düşünen herkes üç ya da dört öncelik üzerinde yoğunlaşmanın eldeki kaynaklardan en iyi sonuçları çıkaracağını anlayacaktır. Ayrıca, çağdaş organizasyonlardaki insanlar iyi bir yürütme gerçekleştirebilmek için az sayıda açık önceliğe gereksinim duyarlar. Eski moda hiyerarşik bir şirkette bu o kadar önemli bir sorun değildi. İnsanlar genellikle ne yapacağını bilirdi çünkü yukarıdan bir komuta zinciri halinde emirler gelirdi. Ama karar verme, merkezi olmaktan çıkarılınca ya da matris organizasyon yapısındaki gibi son derece parçalı hale gelince birçok düzeydeki insan sayısız dengelemeler yapmak zorunda kalmaktadır. Kaynaklar konusunda bir rekabet ve karar verme  hakları ve iş ilişkileri konusunda bir belirsizlik vardır. Dikkatlice düşünülmez ve açık öncelikler olmazsa insanlar kimin neyi niçin elde edeceği üzerine yapılacak bir mücadele ile açmaza sürüklenebilirler. “On tane önceliğim var” diyen bir lider ne dediğini bilmiyor demektir. En önemli şeylerin ne olduğunu kendisi de bilmiyordur. Şirketinizin bütün performansını etkileyecek bu açık, gerçekçi birkaç hedef ve önceliği belirlemeniz gerekir.

Açık hedefler belirlemenin yanısıra, genel anlamda basitlik konusunda da çaba harcamanız gerekir. Execution’ı uygulamayı başaran liderler hakkında bir şey dikkatinizi çekecektir. Doğrudan ve basit bir dille konuşurlar. Kafalarından geçeni gündüz ve açık bir şekilde anlatırlar. Konuları nasıl basitleştireceklerini bilirler ve bu şekilde diğer insanlar onları anlayabilir, değerlendirebilir ve onlara uygun olarak hareket edebilirler ve böylece söyledikleri şeyler ortak anlayış haline gelir. Bazen öncelikleri belirlemek yeni bir çift göz gerektirebilir.

Kaynak: İş Yaptırabilme DisipliniLarry Bossidy ve Ram Charan

Liderin Yedi Temel Davranışı – 2 – Gerçekçilikte ısrarcı olun

seek-truthGerçekçilik uygulamanın kalbidir ama pek çok organizasyon gerçeklerden kaçmaya ya da üzerini örtmeye çalışan insanlarla doludur. Çünkü gerçekler yaşamı zorlaştırır. İnsanlar Pandora’nın kutusunu açmak istemez. Hataları gizlemek ya da o an bir çözümleri olmadığını kabul etmekten çok bir çözüm bulmak için zaman kazanmak isterler. Yüzleşmelerden kaçınmak isterler.

Hiç kimse vurulacak bir elçi ya da üstlerinin otoritesine meydan okuyan bir sorun çıkarıcı olmak istemez. Bazen liderler tam bir yalanlama içinde olurlar. Liderlerden organizasyonlarının güçlü ve zayıf olduğu yönleri tanımlamalarını istediğimizde genellikle güçlü yönleri gayet iyi açıklarlar ama zayıf yönleri tanımlamada o kadar iyi değillerdir. Ve zayıf yönleri hakkında ne yapmak istediklerini sorduğumuz zaman yanıtlar genellikle pek açık ya da tutarlı olmaz. “Hedef rakamları tutturmamız gerekir” derler. Tamam, elbette hedef rakamları tutturmanız gerekir de sorun, bunu nasıl yapacağınızdır.

Önce kendiniz gerçekçi olmakla işe başlayın. Ondan sonra da gerçekçiliğin organizasyondaki bütün diyalogların hedefi olmasını sağlayın.

Gerçekçiliği kucaklamak, her zaman şirketinizin gerçekçi bir değerlendirmesini yapmak ve diğer şirketlerle karşılaştırmak demektir. Bir gözünüz sürekli dünyadaki diğer şirketlerde neler olup bittiğini gözler ve kendi gelişiminizi ölçersiniz, ama içeriye değil dışarıya bakarak. Şadece “Geçen yıldan bu yıla kadar bir ilerleme sağladım mı? ” diye sormayın. Şöyle sorun: “Diğer şirketlerle karşılaştırıldığında durumum nasıl? Onlar daha çok mu ilerleme gösterdiler?”

Şirketinizi gerçekçi bir şekilde değerlendirmenin yöntemi budur. Bu kadar çok insanın konulara gerçekçi açılardan bakmak istemediğini görmek şok edici bir durumdur. Bunu yapmaktan rahatsız oluyorlar. Örneğin, müşteri şikayetlerini dikkate alıp düzeltmeye çalışmak yerine, kendinizin haklı, onların haksız olduğunu göstermek zorunda olduğunuzu düşünmek gibi.

Kaynak: İş Yaptırabilme DisipliniLarry Bossidy ve Ram Charan

Liderin Yedi Temel Davranışı – 1 – Personelinizi ve şirketinizi tanıyın

İş Yaptırabilme Disiplini adlı kitaptan çok etkilendim. Larry Bossidy ve Ram Charan’ın bu kitabında liderlerin yedi temel davranışından bahsediyor. Bende sizlerle bu maddeleri paylaşmak istedim.

İş yaptırabilme(Execution görevini) üstlenen bir liderin tam olarak ne yapması gerekir? İşlerin ayrıntılarına sıkışıp kalan bir mikro yönetici olmaktan nasıl uzak kalır? sLeadershiporularının yanıtını arayacağız.

Madde 1 – Personelinizi ve şirketinizi tanıyın

Yürütmeyi başaramayan şirketlerde liderler genellikle günlük gerçeklerin uzağında dururlar. Kendilerine ulaştırılan bir sürü bilgi olur ama bunlar süzgeçten geçirilmiş olur kendi algılamaları, sınırlamaları ve gündemleri doğrultusunda doğrudan rapor olarak sunulur ya da personel tarafından kendi bakış açılarıyla toplanır. Liderler eylemin olduğu yerde değildir. İşle iç içe değildirler bu nedenle organizasyonlarını ayrıntılı olarak tanımazlar ve personeli de onları tanımaz.

Çalışanlarla ilgili sürekli bilgi akışı vardır, bunu yerinde teyit etmeniz gerekir. Etkin bir çalışanın yeteneklerini desteklemeye, güçlendirmeye çalışmanız gerekir. Her ne kadar iyi olsa da ona o zamana dek hiç düşünmediği birkaç yeni bakış açısı kazandırma ihtimalinizi göz ardı etmemelisiniz. Eğer başarısızlıkla ilgili bir duyum almış iseniz ve o soracağınız  sorularla işin içyüzünü anlamaya çalışmalısınız.

Mümkün olan en fazla sayıda çalışanla görüşmelisiniz. Eğer kimse soru sormuyorsa açık bir toplum olmadığını anlayabilirsiniz.

Konunun özü şudur derinlemesine araştırma yaptığınız zaman bir şeyler öğrenirsiniz, personeliniz de bir şeyler öğrenir. Diyalogdan herkes kazançlı çıkar. İş hakkında yorum yapmalarına izin vermekle yönetimin yücelmesini de sağlamış olursunuz.

Şimdi bu tür bir geziden söz edeceğim. Honeywell’de tekrar çalışmaya başladıktan birkaç ay sonra Illinois, Freeport’ta sensor üreten bir fabrikaya gittim. Honeywell’in eski kuruluşlarından biriydi, çok verimli bir Altı Sigma çabası ve yine çok verimli bir dijitalleşme gayreti içinde olması dışında çağdaş uygulamalardan biraz uzaktı. İçinde bulundukları bu çabalar için ise yönetime hiç kimse bunları yapın dememiş, onlar yapılması gerektiğine kendileri karar vermişti. Fabrikayı işleten müdür çok iyiydi.

Bazı yeni düşünceler elde etmek için ara sıra başka insanlara görev vermeniz gerekir aksi halde aynı pilavı ısıtıp ısıtıp yiyor gibi olursunuz. Diğer bir deyişle, o görevdeki insanların bütün fikirlerini dinlemişsinizdir ve yeni geleceklerin taze bakış açılarından mahrum kalmaktasınızdır.

Ayrıca fabrikalara üretim için gerekli her şey temin edilmişti. Ona dedim ki, “Bu malzemelerin bir kısmını bu işi daha az maliyetle yapabilecek başka şirketlere devredin. Bu arada, hangi fabrikaların kapatılmasına karar vermeden önce nelerin dışarıya verileceğini belirleyin çünkü son durumun nasıl görüneceğini bilmemiz gerekir.

Çalışanlarla yapılan akıllı diyaloglar onlara iş hakkında daha titiz ve analitik bir yöntemle nasıl düşünüleceğini öğretir.

Liderlerin bir enerji yaratarak ekibini cesaretlendirmesi ve motive etmesi gerekir ki bu bir şirketi daha rekabetçi, yapan uyumlu bir sürecin işleyiş tarzıdır. “Uyumlu” buradaki anahtar sözcüktür. Personeliyle ilişkili liderler ziyaret ettikleri şirket birimini yarım bazı temel sorunlarla karşı karşıya birakan tehditleri belirleyebilirler. Bu tehditler kısa bir sürede çok fazla değişmez fakat doğru liderlerin bütün şirketi yönetme tarzı birçok birim ile örtüşen kısa bir liste aracılığıyla biçimlenir. Bir lider olarak aralarında bulunmak sizi personelinizle kişisel olarak ilişkilendirir ve kişisel ilişkiler iş konusunda olduğu kadar işi yapan insanlar konusundaki sezgilerinizi de güçlendirir. Bunlar sizin insanlardan yapmalarını istediğiniz görevi kişiselleştirmenize de yardımcı olur. İş dünyası olsun, politika olsun ya da askeri, dini ya da başka alanlarda olsun kişisel ilişkileri olmayan bir büyük lider görülmüş değildir.

Bir lider olarak, meydana çıkmanız, görünür olmanız gerekir. İş değerlendirmelerini yürütmeniz, onlara yön vermeniz gerekir. Ayrık, uzak ve yok olamazsınız. Bir etkinliğe gittiğinizde ve bir iş değerlendirme toplantısını yönettiğinizde insanlar kendilerine söyleyeceğiniz şeylerden hoşlanmayabilir ama şöyle derler: “En azından benim işime, bugün buraya gelip bizimle birlikte bir değerlendirme bile yapacak kadar ilgi gösteriyor. Dört saat burada kaldı. Hepimizi bezdirircesine sorguladı.”

Önemli konuların fikirsel açıdan tartışılması yeteneğinizi geliştirmeye çalışın. Kimin kazandığı kimin kaybettiği hiç fark etmez tartışmanın gerçekleşmiş ve bir çözümün ortaya çıkmış olması başlı başına iyi bir durumdur.

Eğer bir çalışan sorunlar yaşıyorsa onu kovmakla tehdit etmek istemezsiniz sorununu çözmesine yardım etmek istersiniz. Kişisel ilişki bunu daha da kolaylaştırır. Bu yüzden yapabileceğiniz her şeyi yaparak kişisel ilişki üzerinde çalışmaya devam edin. Ve bir gün sizi arayıp “başka bir şirketten teklif aldım dediği zaman siz onu, o da sizi tanıyor olur ve bu şekilde “İyi de Ali neden gitmek istiyorsun? Burada iyisin, iyi bir geleceğin de var” gibi sözler söyleyebilirsiniz. Çoğu zaman  onları ikna edersiniz. Bu tür bir kişisel ilişki yoksa onlar için sadece bir isim olursunuz.

Kişisel ilişki kurmanın tarzla hiçbir ilgisi yoktur. Karizmatik ya da iyi bir satıcı olmanıza gerek yok. Kişiliğinizin ne olduğu hiç önemli değil. Ama açık fikirlilik ve olumlu bir tutumla ortaya çıkmanız gerekir. Fazla resmi olmayın, içten davranın ve bir mizah duygunuz olsun. Bir iş değerlendirme toplantısı bir sorgulamaya dönüşmemeli, Sokrates’in diyalogları gibi olmalıdır. Kalan tek şey, sizin için çalışan insanlara değer verdiğinizdir. Kişiliğiniz ne olursa olsun kişisel ilişki budur.

Liderin kişisel ilgisi, anlayışı ve yükümlülüğü bu pasif (yada çoğu zaman olduğu gibi aktif) direnişin üstesinden gelmek için zorunludur. Lider sadece girişimi ilan etmek değil aynı zamanda onu açık bir biçimde tanımlamak ve organizasyon için nasıl bir önem taşıdığını da anlatmak zorundadır. Bunu yapmak için bu girişimin nasıl işleyeceğini ve yarar bakımından ne anlama geldiğini bilmesi gerekmektedir. Daha sonra ise herkesin bunu ciddiye aldığından emin olmak için süreci takip etmelidir. Bunu yapmak içinse uygulamayla gelebilecek sorunları anlaması, uygulamayı gerçekleştiren insanlarla bu sorunlar hakkında konuşması ve onlara tekrar tekrar bunu başarmalarını beklediğini açıkça ifade etmesi gerekir.

Örnek Olay: RedEnvelope

webwatch_img1_redenvelopeİş modeli şeklinde formüle edilen stratejinin genel geçer ve zamandan bağımsız olma özelliğine, RedEnvelope adlı bir şirket örneğini inceleyerek ışık tutabiliriz.

20. yüzyılın başlarında otomobil endüstrisinin yaşadıklarına benzer biçimde, 21. yüzyıl başlarında da birçok yeni eticaret şirketi başarılı bir iş modeli yaratmak gibi eski bir stratejik problemle boğuşmaktaydı. Hediyelik eşya satan yeni bir İnternet işletmesinin deneyimi bu konuda bizi aydınlatacak bir örnek oluşturuyor. Bu şirket önce 911 Gifts (Hediyelik Eşya) adıyla kurulmuş, sonra RedEnvelope adını almıştı

San Fransisco’da Noel arifesi, öğlen saatleri. Union Meydanı ile Market Caddesi üzerindeki mağazalarda satışlar altı saat sonra sona erecek. Oysa Bay Köprüsü’nün batı yakası yakınlarındaki bir kulede, tam altmış gün boyunca durmadan satış yapmayı sürdüren, İnternet üzerinden hediyelik eşya satışı yapan RedEnvelope şirketinin ofislerinde tatil çoktan başlamış bile. Personel şampanya dolu plastik bardaklarını tokuşturarak birbirini kutluyor. 56 yaşındaki CEO Hilary Billings “Seneye bu bardaklar kristal olacak” derken, kahkahayı basıyor.(Bekke, 2000, s. 50)

Kış tatil sezonunun son haftasına geldiğinde, RedEnvelope’un postaladığı paket sayısı haftada 20.000 adede ulaşmış, 500 ürün çeşidinden oluşan milyonlarca dolarlık mal satılmıştır. 750 adet elektrikli vücut masaj matı, 620 adet Zen huzur pınarı, beden ve ruh sağlığı için 1400 Japon banyo kiti; 1600 kutu fıstık ve karamel, 1600 kehribar kolye, 600 antik termometre ve 1100 adet çikolata rengi vücut renklendirme kiti.

1999’un son iki ayında RedEnvelope gibi İnternet üzerinden satış yapan perakendecilerin sezon boyunca sattıkları malların tutarı 9 milyar doları bulmuştu. Yine de hiç biri kâr etmemişti.

RedEnvelope, her bir dolarlık satışı için 4 dolar pazarlama masrafı yapmıştı. AOL’a, ticaret alanına girmek için büyük bir tutar ödemişti (bu olanak ona “istikrarlı ama pek de görkemli boyutlarda olmayan satışlar” sağlamıştı) ve Yahoo’da yer satın almak için de 15.000 dolar vermişti (bu da ona günde en fazla 600 sipariş kazandırmıştı).

RedEnvelope’un sitesini ziyaret edenlerden alışveriş yapanların oranı %5,8’di (sektörün genel ortalaması % 2’ydi). RedEnvelope Ocak ayında aldığı siparişlerden %98’ini tam olarak ve zamanında yerine getirmiş, aldıklarını iade etmek isteyenlerin oranı yalnızca %2 olmuştu (O tarihte sektörün genelinde bu oran %8’di).

İşleri bu şekilde başlayan şirket geçirdiği ilk sezonu başarılı bulmuştu; tek sorun, alınan iş girişim sermayesinden geriye yalnızca 31 milyon dolar kalmış olmasıydı (bu da onları en fazla altı ay idare edebilirdi).

RedEnvelope ya yeni girişim sermayesi bulacak, ya da halka açılacaktı. 1990’ların sonunda İnternet hisse senedi piyasalarında görülen güçlü tırmanışın etkisiyle, eticaret işletmeleri girişim sermayesi bulmada pek güçlük çekmiyor, çoğu işletme sermayesi pahasına, pazar payı satın alma stratejisini tercih ediyordu.

Şirket, 1992 yılında Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nin işletme okulundan mezun olarak danışmanlık yapmaya başlayan Scott Galloway ve Ian Chaplin tarafından kurulmuştu. İnternet’in gelişme gösterdiği yıllarda, İnternet üzerinden ev hayvanları ürünleri satışı yapan bir işletme açan ikili, daha sonra bu şirketi sattı. Ardından hediyelik eşya satışını denemek üzere 911 Gifts şirketini kurdular. Site, 1998 yılında 1 milyon dolar tutarında iş yaptı, ama günde ancak 1000 paket gönderebiliyordu. Kurucular hem girişim sermayesinden finansman almaya, hem de hediyelik eşya ticaretinde stratejik deneyime gereksinimleri olduğunu anladılar. Galloway, yatırımcılarından Williams Sonoma’nın başkan yardımcısı olan Pat Connblly’i arayarak ABD’deki en büyük satıcı şirketleri hakkında bilgi istedi. Connolly, GalloWay’e bir ara kendi şirketinde çalışmış olan Hilary Billings’le görüşmesini önerdi. Williams Sonoma mutfak ve ev mobilyaları perakendecisiydi; Billings de 1991 yılında Pottery Barn adlı katalogla satış işini geliştirmişti.

Galloway’le görüştükten sonra 911 Gifts’in Web sitesini inceleyen Billings, sitenin ne adını ne de görüntüsünü beğendiğini söyledi. Tanıtılan ürünlerin sıradan göründüğü, resimlerin ise kötü olduğu kanısındaydı. Üstelik site, eşinden yoksun, pek zayıf bir tasarıma sahipti. Ama alıcıların İnternet üzerinden, gelişigüzel ya da reyon reyon dolaşarak hediyelik eşya seçmesi fikri hoşuna gitmişti.

Billings ile Galloway oturup konuştular; 1999 Mayısında Billings mal yönetimi müdürü olarak göreve başladı. Hemen Silikon Vadisi’ndeki girişim sermayesi gruplarını turlamaya başlayan Billings, altı hafta içinde Sequoia Capital’dan (Cisco’ya fon sağlayan şirket) 21 milyon dolar, Weston Presidio’dan da 10 milyon dolar temin etmeyi başardı. Bu iki kuruluş şirketin % 50 ila 40’ı kadarına sahip oldular.

CEO konumuna getirilen Billings’in stratejisi, şirketi %50 kâr marjıyla çalışan ve yalnızca sezonluk değil, devamlı bir hediyelik eşya satıcısı yapmaktı. Ayrıca şirketin adını değiştirmeyi önerdi.

Yönetim kadrosu konu üzerinde çalışırken, mal yönetimi müdürü Kristine Dang’ın aklına gelen bir fikri uygun bularak RedEnvelope adında karar kıldı. Dang’ın ailesi ABD’ye Saygon’dan gelmişti; özelgünleri, içine para ya da bir mesaj konan bir kırmızı zarfla anmak gibi bir Asya geleneği olduğunu anımsamıştı. (Red Envelope – kırmızı zarf.)

Bir sonraki stratejik konu, ne tür müşteriler ve ne tür ürünler seçecekleri üzerine odaklanıyordu. Billings, Pottery Barn’dan tanıdığı gelir düzeyi yüksek, iyi eğitim görmüş erkek ve kadın müşterilere ağırlık verdi. Bir diğer stratejik konu da siteye müşteri çekmek için yapılacak reklamla ilgiliydi. Billings önceleri televizyonda bir reklam kampanyası düşünüyordu, ama bu fazla pahalı geldiğinden, gazete ve dergilere belirli müşteri kesimlerini hedef alan ilanlar vermeyi tercih etti. Ayrıca, AOL, Yahoo, Excite vb. gibi web portallarına girebilmek için 2 milyon dolar ödedi. Bunu izleyen strateji, örgütlenmeyle ilgiliydi. Billings, stok, mal yönetimi, pazarlama, sistem yönetimi ve müşteri hizmeti sistemlerinin kendilerine ait olmasını istiyor fakat ürün teslimatını üstlenmeyi düşünmüyordu. Ohio, Wilmington’daki ComAlliance adlı bir sipariş yüklenim şirketiyle çalışıyorlardı; bu iş için yıllık leasingle 5000 metrekare büyüklüğünde bir çalışma sahası kiralandı. Bu depo sahası bir havaalanının hemen bitişiğinde bulunduğundan, teslimatlar bir günde gerçekleştirilebiliyordu.

911 Gifts adını değiştirerek, 1999 Ekiminde yeni marka, ürün, müşteri, pazarlama ve teslimat stratejileriyle RedEnvelope olarak iş yaşamına başlayan şirket Aralık ayına geldiğinde, satış rakamları her hafta iki katı artarak yükselmekteydi. Bu arada, operasyonların kontrolü için de yeni tür stratejilere gerek vardı:

Web sitesinin katalogla satıştan farkı, şirkete hangi ürünlerin sattığını çok daha iyi görme olanağı vermesi ve bu sayede şirketin, hangi ürünleri öne çıkaracağını rahatlıkla belirleyebilmesidir…

Site büyük bir satış dalgasına yakalandığında, Billings satışları saat başı izleyerek, öne çıkardığı ürünlerin içinde yeterince hızlı para getirmeyenlerini hiç acımadan ayıklıyor, yerine yenilerini koyuyordu.(Bekke, 2000, s. 55)

Örnek Olay İncelemesi

Bu örnek, stratejik iş modeli mantığının, 20. yüzyılın ilk günlerinde eski ekonomi işletmeleri için nasıl geçerli idiyse, 20. yüzyılın sonundaki yeni ekonominin eticaret işletmeleri için de aynı şekilde geçerli olduğunu gösteriyor. İşler değişir, işlerle ilgili yenilikler değişir, ama stratejik iş modelinin mantığı, geçerliliğini ve zamana uygunluğunu her zaman korur. Bütün işletmeler, iş prosedürleri ve uygulamalarına yol göstericilik edecek varsayım ve politikalar dizisine gereksinim duyarlar. Stratejik iş modelinin kuramsal çerçevesini oluşturan da budur.

RedEnvelope örneğinde, İnternet kanalıyla yapılan işler sektöründe, kendine bir pazar nişi edinecek bir hediyelik eşya işinin inşası için geliştirilecek stratejinin, bir dizi yeni stratejik politikanın biçimlendirip uygulanmasını gerektirdiği açıkça görülebilir. Marka açısından şirketin adını değiştirme ve tatillerde ve özel günlerde üst sınıf müşterilere satılacak hediyelik ürünlerde odaklanma kararı, pazarlama stratejisinde de yeni bir odaklanma yaratmıştı. Bunun yanında, ürünlerin pazara uygunluğunu sağlamak amacıyla bütün ürünleri gözden geçirme politikası da (eski ürünlerden 200’ü çıkartılıp, yerine 500 yeni ürün eklenmişti), yeni ürün stratejisi haline gelmişti.

Connelly’nin şirket yönetmek üzere hediyelik eşya perakendeciliği konusunda deneyim sahibi birini, yani Billings’i işe alma kararı ise örgütsel stratejiyle ilgiliydi. Üretim stratejisi ComAlliance’in iş yeteneğinden yararlanarak, dış kaynaklı üretim politikasını devam ettirmeyi öngörüyordu. Yenilik stratejisi, bir konuya odaklanmış ve bu sayede egemen olmayı başarmış, İnternet yoluyla satış yapan ilk hediyelik eşya mağazasıolmayı amaçlıyordu. Mali strateji, satış rakamlarının şirketi lnternet’te egemen konuma ulaştıracak kadar büyümesine fon sağlamak için ya girişim sermayesi yatırımlarına devam etmek, ya da halka açılmak yönündeydi. Ancak kârlılığı yakalamayı hedef alan birmali strateji üzerinde henüz durulmamıştı. Enformasyon stratejisi, şirketin varlığını ortaya koymak için İnternet ve Web araçlarını kullanmayı öngörüyordu. Billings, 911 Gifts’in görünümünü ve ürünlerini beğenmemekle birlikte, araştırma stratejisinden hoşnut kalmıştı. Rekabet stratejisi, bir iş fırsatı yaratmak ve bu fırsatın peşine düşmek için sermaye bulmak amacıyla İnternetin sunduğu yenilikçi olanaklardan yararlanmaktı.

Galloway ile Chaplin’in, İnternet üzerinden satış yapabilecekleri bir hediyelik eşya sitesi açmaya yönelik genel stratejileri sonunda bir iş stratejisine dönüşse de, bu, kendi başına başarılı bir stratejik iş modeli yaratmaya yetmedi. Bunun için, 911 Gifts’in politikalarının, RedEnvelope olarak yeniden konumlanmasını sağlayacak biçimde yeniden biçimlendirilmeleri, yani yepyeni bir stratejiler dizisinin ortaya konması gerekmişti.

Kaynak: Yönetim Stratejisi – Stratejik Yönetim ve Enformasyon Teknolojisi – Frederick Betz

Notlarımdan – 9

  • Note_Taking.5484001_stdÇalışanlar işyerinde geçirdikleri vaktin(işe giriş ve çıkış saatleri arası) %80’inde etkin olabilirler.
  • Birden fazla işle uğraşanlar(multi-tasking), işler arasındaki geçişin getireceği zaman kaybı sebebiyle daha az iş çıkarırlar.
  • Çalışanların bir kısmı “kahramandır” 2 günlük işe 2 saat der, bir kısmı “korkaktır” 2 saatlik işe 2 gün der. Korktuğu başarısızlıktır.
  • Başkalarının deneyimini kendi deneyimine ekleyebilmektir marifet.
  • Başkalarının görüşlerine değer vermek yapılan işe değer katar.
  • Her zaman “rezervleriniz, yedekleriniz” olmalı çünkü ihtiyacınız olur, her zaman “toleransınız” olmalı çünkü hiç bir şey kusursuz değildir.
  • Projenini bütününüde bütçeyi tutturmakla aktivite bazında tutturmak aynı şey değildir.
  • Müşterinin her zaman ek talepleri olabileceğini unutmayın.
  • Kısıtlarınızı ve varsayımlarınızı bilmeyen müşteri sizi zor durumda bırakabilir.
  • Yeni teknolojileri, eski yöntemlerle hayata geçirmeye çalışmayın.
  • Yaptığınız işleri, projeleri sunarken “akıl” tarafını da göstermelisiniz.
  • Önce bir projenin nasıl “doğru” planlanacağına ve hayata geçirileceğine kafa yormalısınız. Artık develer akıllandı, yolda dizmeniz mümkün olmayabilir.
  • İster gündelik hayatta, ister projelerde, yaptığınız şeyleri ve yöntemlerinizi “yeniden gözden geçirmeniz” ve “geliştirmeniz” gerekir. Yapmıyorsanız “mutsuz olmaya” çalışıyorsunuz demektir.
  • Bildiklerimizin ne kadar çabuk eskidiğine inanamazsınız. Ve eski bilgilerinize çok güvenirseniz yolda kalırsınız.
  • Sermayeye dönüştürülemeyen bilgi başınızı ağrıtır.
  • Akademisyenlerin ürettikleri değerlerin hayatta bir karşılık bulması ve uygulamaya katkısı konularında kaygılı olmaları(görünür bir kaygı) ve bu konuda birşeyler yapmaları şart.
  • Proje Yönetimine bilimsel açıdan bakarsak “ortak dil” esastır. Kişi ve kurumların ürettikleri farklı terimler kafa karışıklığına ve kaosa sebebiyet verir. Peyami Safa’nın dediği gibi “Konuşma dili müşterek bir dildir. İlim dili ise özeldir. İlim dili prezisyon (tutarlılık) ister; fakat halk dili bundan mahrumdur.”
  • “İnce güç” kavramını ilk olarak 1980’li yıllarda kullanan Harvard’ın Kennedy Hükümet Fakültesi dekanı Prof. Joseph Nye’ye göre istediğiniz bir şeyi elde etmenin üç temel yolu var: Karşınızdakini kaba gücünüzle (hard power) tehdit etmek ve gerekirse savaşmak, karşınızdakini çeşitli biçimlerde satın almak, ince güç kullanarak ikna etmek… Nye’a göre ince güç, “istediğiniz bir şeyi kaba güç kullanarak değil, başkalarının sizin hedeflerinizi kabul etmesini sağlayarak elde etmeniz”dir. Burada inandırıcılık ve ikna kabiliyeti temel güç unsurlarıdır. Selim Tuncer
  • Genç kuşaklar, bir önceki kuşağın entelektüel direnç kabiliyetini çoğu zaman kaybetmediğini, her şeye rağmen ‘kendisi’ olarak kalabildiğini gözden uzak tutmamalıdırlar.
  • Dijital doğanlar, “delete” tuşu ile alıştıkları rahatı işyerlerine, arkadaşlarına uygulayabiliyorlar. Bizim gibi “kalem-kağıt” kuşağı ise hala silgi ile uğraşıyor. Hem tam silemiyoruz,  çoğu zaman da silersek kötü olur diye doğru yazmaya çalışıyoruz.
  • İnsanlar kendi davranışlarını etkileyebilecek şeylerin çoğu zaman farkında olmazlar.
  • Akıllı şirketler kriz dönemlerinde küçülmeden ve yeniden yapılanmadan çözüm bulmanın yollarını önceden belirlerler.

Notlarımdan – 8

  • Note_Taking.5484001_stdBir proje, sponsor için küçük, proje yöneticisi için ise dev bir adımdır.
  • İyi proje yönetimi ne zaman, ne yapacağını bilmek değil ne zaman ne mazeret bildirileceğini bilmek demektir.
  • Her şey plana tamamen uygun gidiyorsa, bir yerlerde bir şeyler tamamen yanlış yapılıyor demektir.
  • Herkes güçlü bir proje yöneticisi talep eder, bulduklarında da istemezler.
  • Fazla mesai, saf proje yöneticisinin hayalinden başka bir şey değildir.
  • Nicel proje yönetimi, maliyet ve zaman aşımlarını önceden iyi bir şekilde tahmin etmektir.
  • İyi proje yöneticileri projeyi ne zaman yönetmemeleri gerektiğini bilir.
  • Bütün proje yöneticileri pazartesi sabahı problemlerle karşılaşır, iyi proje yöneticileri gelecek pazartesinin problemleri üzerinde çalışanlardır.
  • Ölçümler, öğrenen insanların mazeretleridir.
  • İyi proje yöneticileri hataları kabul ederler, o yüzden iyi bir proje yöneticisi ile nadiren karşılaşırsınız.
  • Problem yaratan insanlar olmasaydı, problemi çözecek insanlara da ihtiyaç olmazdı.
  • Bazı projeler, proje yönetimindeki en iyi uygulamalara rağmen zamanında biterler.
  • Hızlı, ucuz ve iyi  : En fazla ikisini elde edebilirsiniz.
  • Gerçekçi olmayan zaman planı diye bir şey vardır.
  • Son teslim tarihi ne kadar anlamsızsa, ona uymaya çalışmak için ziyan edilecek o kadar para vardır.
  • Projenin ilk %90′lık kısmı zamanın %10′unu alır, geri kalan %10′luk kısım da diğer %90′ı.
  • Maliyetler ve zaman konusundaki gerçekler söylenmiş olsa proje başlatılmazdı.
  • Projenin süresini tahmin etmek için, bir kişinin ne kadar sürede yapabileceğini bulun daha sonra da bunu projedeki kişi sayısı ile çarpın.
  • Üst yönetimin, kötü bir fikri kabul etme ve iyi bir fikri reddetme yeteneğini hafife almayın.
  • Projenin dokümantasyonu, projenin kendi ağırlığına ulaştığı zaman proje tamamlanmış demektir.
  • Bir kere olursa cahillik, iki kere olursa ihmal, üç kere olursa politika demektir.
  • Uyarı : Takvimlerdeki tarihler sandığınızdan daha yakındır.
  • Deli gibi çalışma ilerleme anlamına gelmediği gibi anlamanın da yerine geçmez.
  • Timsaha kıçınızı kaptırmak üzereyseniz, bataklığı kurutmak için oraya gittiğinizi kolaylıkla unutabilirsiniz.
  • Kapsamın yavaş yavaş genişlemesi diye bir şey yoktur, sadece dört nala büyümesi vardır.
  • Eğer yeniden yapmak için vaktiniz varsa, asla ilk seferde doğru yapamazsınız.
  • Proje süreleri genellikle üst yönetim tarafından belirlenir ve ekibe bildirilir. Proje Yöneticisi ve ekip üyeleri kendi analiz ve çalışmaları sonucunda daha uzun süreler bulsa da istisnasız üstten gelen daha kısa süreyi kabul ederler. Yeni hedef doğrultusunda çalışmalara başlanır. Ancak olası gecikmeler ve ilerleme raporlarındaki kötü performans tartışılmaya başlandığında birileri hep “biz dememiş miydik” derler.

Liderlerin sorması gereken sorular

Businessman-on-question-markKesinlikle inandığım şey kurumsal başarının iyi liderlik ile başladığıdır. Bu konuda en az bir tane iyi örnek verileceğini düşünmüşümdür hep. Şu anda içinde bulunduğumuz kriz ortamında yaşanan birçok olumsuzluğun ya da başarısızlığında yine başarısız liderlikten kaynakladığını düşünüyorum. Bu yorumuma karşı çıkacak üst düzey yönetici var mı? Şu anda yaşadıkları olumsuzlukların gerçekleşmesine nasıl izin veriyorlar? Neden zamanında doğru aksiyonu alamadıklarını hiç düşünüyorlar mı?

Acaba hiyerarşilerini yeniden gözden geçirdiler mi?

Şirket hedef ve amaçlarını gözden geçirdiler mi?

Organizasyonlar için firma hedeflerini belirlemek çok önemlidir. Doğru hedef doğru yönde ilerlemenin garantisidir. Hedeflere ulaşamamak hem bireyleri hem şirketleri çok olumsuz etkiler.

Özellikle geçiş ve değişim dönemlerinde yöneticilerin içeriyi etkilemek amacıyla hızlı sonuca gitme eğilimleri faydadan çok zarar getirmektedir. Kendini kanıtlama kendini yok etmeye dönüşmektedir.

Özellikle orta düzey yöneticiler genel müdürlerine çok inanırlar. Fakat bir yandan da yöneticilerinin kapasitesine ilişkin şüphe duyarlar ya da en ufak bir durumda bile yaşadıklarını yöneticilerinin zaafı olarak değerlendirirler. Kağıt oyunlarının bir klişesi “oynamayanın hep doğru oyunu düşündüğüdür” Orta düzey yöneticilerde kendi çözümlemeleriyle herhangi bir kriz ya da sıkıntıda kendi yöneticilerinin bu durumu yönetemeyeceğini düşünebilirler.

İşyerinde başarılı olmak isteyenlere öneriler

How-To-Be-Successful-300x2251. Zamanınızı çalışan gibi değil işin sahibiymiş gibi yönetin

2. Bir şeylerin söylenmesini ya da istenmesini beklemeden harekete geçin.

3. Şirket içi politikaları iyi anlayın ve lehinize çevirin.

4. Yöneticinizle aranızı iyi tutun.

5. Dedikodu yapmayın.

6. Gerektiğinde lider gerektiğinde takipçi olun, iyi bir ekip üyesi olmaya çalışın.

7. Akıllıca risk alın.

8. Savaşacağınız veya çatışacağınız konuları iyi seçin.

9. Çok detayda kaybolmayın.

10. Akıllıca ve sıkı bir şekilde çalışın.

11. Pozitif olun.

12. Size işi öğretebilecek deneyimdeki kişilere yakın durun.

13. Kendi konunuzda sürekli araştırın ve okuyun.

14. Büyük resmi görmeye(firmanın vizyonu, misyonu, hedefleri) çalışın.

15. Diğerlerini nasıl motive edebileceğinizi öğrenin.

16. Yalan söylemeyin.

17. Başardığınız şeyleri ve yaşadığınız problemleri paylaşın.

18. İşleri bitirmeye, sonuç almaya odaklanın.

19. Gayri ahlaki ya da gayri kanuni işler yapmayın.

20. Başkalarının kendilerini iyi hissetmelerini sağlayın.