Kategori arşivi: Kisisel Gelisim

Problem ve Sebebi Anlama – Vanilyalı Dondurma

drabs2Çok eski bir hikayedir ama benimde sitemde olsun istedim. Bir müşteri araba satın aldığı firmaya aşağıdaki mesajı gönderir;

“Size ikinci defa yazıyorum ve bana cevap vermemenizi anlayışla karşılıyorum çünkü yazdığım yazının çılgınca olduğunu düşünebilirsiniz; fakat şu bir gerçek ki ailemizde her akşam yemekten sonra tatlı olarak dondurma yeme alışkanlığına sahibiz, fakat bir çok dondurma çeşidi olduğu için her akşam yemekten sonra ne çeşit dondurma yiyeceğimiz konusunda ailece karara varırız. Ben de markete gidip alırım. Geçenlerde de yeni bir Pontiac aldım ve o zamandan beri markete gidip gelmem benim için bir sorun olmaya başladı. Ne zaman vanilyalı dondurma alsam, arabaya döndüğümde arabam çalışmıyor. Fakat başka çeşit dondurma aldığımda, araba gayet güzel çalışıyor. Bu konuda ne kadar ciddi olduğumu bilmenizi istiyorum her ne kadar bu sorun size saçma gelse de, vanilyalı dondurma aldığımda arabam çalışmazken neden başka bir çeşit dondurma aldığımda arabam çalışıyor ?“

Pontiac yardım merkezi doğal olarak bu mektuba şüpheci bir şekilde yaklaştı fakat yine de kontrol edilmesi için bir mühendis gönderdi. Gönderilen mühendis, nezih bir mühitte oturan başarılı ve iyi eğitim almış bir kişiyle karşılaştığında saşkınlığa uğradı. Akşam yemeğinden sonra görüşmeye karar verdiler. Akşam olduğunda arabaya binip marketin yolunu tuttular. O akşam vanilyalı dondurma aldılar ve arabaya bindiklerinde araba çalışmadı.

Mühendis onunla üç akşam daha markete gitti. İlk akşam çikolatalı dondurma alındı ve araba çalıştı. İkincisinde çilekli dondurma alındı ve araba yıne çalıştı. üçüncü akşam ise vanilyalı dondurma alındı ve araba çalışmadı. Şimdi şasırma sırası mühendisdeydi. Mantıklı bir kişi olarak, adamın arabasının vanilyalı dondurmaya alerjisi olduğunu düşünmek akıllıca bir şey değildi. O yüzden bir süre daha ziyaretlerine devam etti.

Bu amaçla notlar almaya başladı: günün hangi saati, kullanılan benzin çeşidi, gidip gelme süresi gibi her türlü bilgiyi kaydetti. Kısa sürede bir ipucu elde etti: adam vanilyalı dondurma almak için daha az zaman sarfediyordu. Niçin?

Cevap marketteki ürünlerin satılış düzeninde yatıyordu. En çok istenilen çeşit olan vanilyalı dondurma marketin hemen girişinde yer alan dolapta satılıyordu. Diğer dondurma çeşitleri ise marketin arka kısmında farklı bir tezgahta satılıyordu ve oradan herhangi bir çeşit dondurma almak daha fazla vakit alıyordu.

Şimdi mühendisin karşılaştığı soru şuydu: Araba niye dondurma alması daha kısa sürdüğünde çalışmıyordu?

Zaman faktörü araya girdiğinde mühendisin cevabı bulması zor olmadı, motor soğuduğunda devreye giren buhar kilidi … Bu her akşam oluyordu fakat diğer çeşitleri almak için harcanan daha fazla zaman motorun tekrar çalışması için yeteri kadar soğumasına imkan tanıyordu. Adam vanilyalı dondurma aldığında ise, motor hala sıcak olduğu ve buhar kilidi devreye girmediği için çalışmıyordu.

Çıkarımlar

  • İşini seven insan iyi iş çıkarır.
  • Herkes yaptığı işin sonucunda ne kazanacağını düşünür.
  • İnsanlar performanslarına göre ödüllendirileceklerini bilirlerse güvenleri gelişir.
  • İyi yönetici mazeret üretmez.
  • Giden geleni her zaman aratmaz ama gelenin ne olduğu hemen anlaşılır.
  • Bir şirkette herkes her şeyin farkındadır.
  • Herkesin verimli olduğu iş ve zamanlar farklıdır.
  • Verilen sözü tutmak, tutulamayacak sözü vermemek çok önemlidir.
  • İş yerinde arkadaşınızın olması önemli ve iyidir.
  • Sabahları gülerek günaydın diyen insanlar iyidir.
  • İşten çıkarken güvenliğe “iyi geceler” diyen çalışan gün içinde işlerini yetiştiremeyen elemandır.
  • Herkesin yıldız olacağı bir şey vardır ama herkes doğru zamanda doğru yerde olmaz.
  • Samimiyet önemlidir.
  • Beraber çalıştığı insanları tanıyanlar, kazanırlar.
  • Ölçemeyen yönetemez.
  • Her şoför diğer şoförlerin kötü olduğunu düşünür. Şoför olmak için önce doğru yerden eğitimini almak lazım, eşden dosttan öğrenmekle olmaz. Ehliyetin olması iyi şoför olunduğunu göstermez.
  • Her zaman daha iyisi nasıl olabilir diye düşünenler kazanırlar.
  • Hiçbir şey oturularak yönetilmez, yönetimin özünü iletişim oluşturur.
  • İnsanların ne yaptıklarına değil neye eğilimli olduklarına odaklanın.
  • Herkesin bir hikayesi olabilir ama herkesin bir şiiri olamaz.
  • Sormaktan çekinme ama aynı soruyu iki kez sorma
  • Herkes paradan fazlası için çalışır.
  • İstemeyen çalışmaz, çalışıyor gibi yapar.
  • Daha iyi dinlemeyi öğrenmek gerekiyor
  • Eğitilebilir olun!
  • Neden ve nasıl senden fazla kazandıklarını düşün.

Notlarımdan – 6

  • Özellikle iş dünyasında sürekli kontrollü ve şüpheci olmak gerekir.
  • Bazıları sadece kendi frekanslarından mesaj alırlar. Bazıları sadece kendilerini dinlerler
  • Bugün İstanbulluyum diyenlere neden hemen “aslen nerelisin?” diye sorulur?
  • “Mertlik, dürüstlük, aslını inkar etmeme vb” ahkam kesenlerin köyde eşek bulamazken Almanya’da mercedes’e binmeleri, etraflarında gördükleri rahat bayanlarla köydeki yavuklu ve çocuklarını unutmaları
  • Askerlik anıları enteresan, sanki dün gelinmiş gibi anlatılır, herkes kahramandır, mutlaka kötü bir komutan ya da çavuş vardır
  • Özel firmalarda patron kötü, ortak uyanık, sekreter güzel ve bazen yolludur, muhasebeci anasının gözü, müdür zalim, çalışanlar hakkı yenilmiş ve kasıtlı terfi ettirilmemiş, maaşı artırılmamışlardır.
  • Sadece inşaatlarda deği iş hayatının bir çok yerinde demirden ve çimentodan çalan uyanıklar var ve onların yaptıkları şeylerin üzerinde yaşamaya çalışıyoruz
  • Aynaya bak ve yüzleş
  • Do the Right Thing Right the First Time (DTRTRTFT)
  • İyi bir proje yöneticisinin ilk günden itibaren doğru adımlar atması beklenir.
  • Neredeyse hiç bir firmada yöneticilerin geçmişte aldıkları iyi ve kötü kararlara ilişkin kayıtları bulamazsınız.
  • Rekabete fazla odaklanmak sizi rakiplerinizin kölesi yapar. Başkalarının stratejisi ile başarmaya çalışmaktansa kendi stratejinizi ve bu doğrultuda hedeflerinizi belirlemeniz gerekir.
  • Stratejinizi gizlemeyin. Çünkü gizli stratejiler, çalışanların kendilerini firmadan kopuk ve uzak hissetmelerine, tahminler üzerine etik olmayan yollara baş vurmalarına, yarar yerine zarar getirmelerine yol açabilir ve sonuç olarak başarı ölçümlenemeyebilir.
  • Kaç çalışan yöneticilerinin doğru yaptığını düşünüyor acaba?
  • Yeni yöneticinin öncelikle geçmişteki hataları kendisininde yapmayacağını çalışanlara göstermesi gerekir. Kendi farklılığından çok bir arada nasıl fark yaratabileceklerini göstermesi, hedeflerin ve başarıların ortak paydasının herkes olduğunu göstermesi gerekir.
  • Çalışanlarınızı size bağlayacak şey geçmiş tecrübeniz, zekanız ya da başarılarınızdan çok karakterinizdir.
  • İyi bir lider, karakteri ve yaptıkları ile kendini takip edecekleri belirler.
  • Daha fazlası kültürü yerine başarı kültürü gelmelidir. Mevcut uygulamalar bildiğimiz tüm ahlaki değerlerin “aksini” bize başarı olarak yaşattırıyor.
  • Evden kaçan bir tavuk, kızartma olacağını bile bile geri döner mi?
  • Tüm yaşadıklarımız kendimizin ve çocuklarımızın geleceği konusunda bizi daha fazla endişelendiriyor? Ve yapılanlara ilişkin kızgınlıklarımızda haklıyız. İyi bir liderin bu haklı kızgınlığı anlaması ve sebepleri üzerinde durması gerekiyor.
  • Takılabileceğin yere bakmamışsan düştüğün yere bakman anlamsız. Heleki tekrar tekrar takılıp düşüyorsan.
  • Eski radyoları hatırlayın. Kanalın sesini düzgün yakalamak için kanal düğmesini sağa ve sola ince ince hareket ettirirdik. Hayatta bu prensibe dayalı, ince ayarı yapabilmek.
  • İnsanların haklı öfkelerini tetikleyecek iki şey var: kuralları ve sosyal normların aleyhinde davranmak ve karar almak ile gücün kötüğye kullanımı. Bugüne kadar tüm iktidarlar bunu yaptı. İnsanların haklı öfkesini tetiklemeyin.
  • Kötü durumlarda çalışanlar kendi kendilerine “Bu durum yönetimin umrunda mı?” sorusunu sorarlar vew yönetimden gelecek her türlü sinyali dikkatlice izlerler.
  • İçinde bulunulan durumun problem mi yoksa kriz mi olduğu önemlidir ve ikisi birbirinden çok farklıdır.
  • Şirketlerde bilgi paylaşımında zaafiyet varsa paranoya kaçınılmazdır.
  • TR’de şirketler en çok oynanan oyun “kulaktan kulağa”dır. Yönetim bir şey söyler ve aşağıya inene kadar olmadık bir hale dönüşür
  • Çalışanların öfkesini yatıştırmak, tekrar aynı durumun oluşabileceği düşüncesini değiştirmez.Bu durumda güveni sağlamak için yapmanız gerekenler;

1- Gerçeği söyleyin
2- Öz eleştiri yapın ve gerekiyorsa özür dileyin
3- Dinleyin
4- Düzenli bilgi paylaşın
5- İletişim kurun ve mesajınızı(vizyon, hedef, planlar vb.) tekrar tekrar aktarın.

  • Yaşlıların gönlünü kazanmak için;

Size bir şeyler anlatmalarını ve/veya öğretmelerini isteyin
Siyasi, dini vb. tartışmalara girmeyin, artık değiştiremezsiniz
El yazınızla bir şeyler yazarak gönderin
Sık sık arayarak hatırlarını sorun
Size verdikleri tavsiyeleri can kulağı ile dinleyin veya dinliyormuş gibi yapın.
Ziyaretlerine gidin.

Notlarımdan – 5

Çalıştığınız şirkette potansiyel yönetici adayı değilseniz hangi yönlerinizi geliştirip aday olabileceğinizi öğrenmeniz önemlidir.

Tercihlerinizi yaparken neye bedel olacağını düşünüyor musunuz?

Tanıdığınız kaç kişinin çalışma ilkeleri var?

Türkiye’de PKK terörünü bitirmenin maliyeti mi? Yoksa Kürt problemini gidermenin maliyeti mi? daha YÜKSEK

Okumaya devam et

Notlarımdan – 4

Birilerinin söylediği ya da yaptığı şeyler kadar yapmadıkları ya da söylemedikleri şeylerde bizi olumsuz etkileyebilir. Biz karşımızdakilere beklentilerimizi iyi yansıtıyor muyuz? Yansıtıyoruz da onlar kasıtlı mı yapıyor? Yapıyorlarsa neden? Yapmıyorlarsa neden? Problem onlarda mı? Beklentilerimizde mi?

Bir bilgisayar mağazasına gidip süt istediğimizde ve olmadığını öğrendiğimizde üzülmemiz normal mi?

Eğer karşınızdaskilerin sizden farklı düşündüğünü biliyorsanız farklı davranmaları da normal değil mi?

“Size nasıl davranılmasını istiyorsanız diğerlerinede öyle davranın” sözünün artık geçerli olduğunu düşünmüyoruz “diğerleri kendilerine nasıl davranılmasını istiyorlarsa öyle davranın” bu sözün bece artık doğrusu

Her kültürde(ülke veya şirket) işi başarmanın yolu farklıdır. Bazı kültürlerde toplantılara zamanında başlanması esas iken, bazılarında fark etmez. Bazıları bölünmekten nefret eder, bazıları etmez. Bazıları maliyet odaklıdır, bazıları zaman, bazıları kalite. Bazıları sessiz kalarak bazıları konuştuğunda onaylar.

Herkes farklı bir kültürde, farklı öğretmenler ve ebeveynler ile yetişir ve bu da başarı ve başarısızlığın, beklentilerin, hedeflerin tanımını değiştirir.

Bu yüzden eğer çatışmak istemiyorsak ilk iş karşımızdakilerin kurallarını ve öğretilerini keşfetmek ve anlamaktır.

Bugünün gençleri AYNI ANDA ödevlerini yaparken, müzik dinleyebiliyor, arkadaşları ile sohbet edip oyun oynayabiliyor ve bir şeyler atıştırabiliyorlar. Bunun getireceği en büyük problem (BENCE) tam bilgiyi alamamaları, konsantrasyon eksikliği ve sonuç almada   eksiklik olacaktır.

İleride(ki kısmen geçerli olmaya başladı) herkesin böyle olduğu bir iş ortamı olduğunda “kurumsal” bir problem olacaktır.

Yapılması gereken aslında sadece tek bir işe odaklanmak değil “değere” odaklanmak şeklinde düşünce tarzını değiştirmek olmalı. Yapılan işlerin önceliklendirilmesi iyi yapılırsa büyük oranda problem azalacaktır.

Keşke bir an önce uyanılsa: Dünya’da inanılmaz bir proje yöneticisi ihtiyacı var ve Türkiye’den dünyaya “Proje Yöneticisi” ihraç edebiliriz. Sadece bu misyon hem kişisel gelişim hem de know-how anlamında çok fazla katkı sağlayacaktır.

Hem bilgi hem de beceri gereklidir. Fırçaları yönetemeyen ve kullanamayan ressam olamaz.

PM Network Şubat 2012 sayısına göre Proje Yönetimi eğitiminde kurumların seçim tercihlerinde önemli faktör sıralaması;

Eğitmen % 58.2

Format (web ya da sınıf) % 30.4

Maliyet % 6.3

Lokasyon %5.1

Bence Türkiye’de maliyet ve eğitmen başı çekiyor gerisi önemli değil.

Bir krizi çözmekten çok ileride tekrarlamasını da sağlayacak çözümler üretmek önemlidir.

Beraber çalıştığınız insanlar yaptıklarınızdan ya da söylediklerinizden şüphe duyuyorlarsa sıkıntı var demektir.

  • If you are serving people you don’t like to be with and are not getting paid, that is insanity.
  • If you are serving people you enjoy being with but are not getting paid, that is give-back.
  • If you are serving people you don’t like to be with but are getting paid, that is work.
  • If you are serving people you enjoy being with and are getting paid, that is fun.

Well done is better than well said.

Kendilerini ve yönetmeyi seveceğiniz insanlarla çalışın.

A good place to start is a career self-assessment test like the Strong Interest Inventory or the Campbell Interest and Skill Survey.

Çalıştığınız insanların beklentilerini ve neye karşılık nelerini verebileceklerini öğrenin.

Çözümünden hoşlanacağınız problemleri çözmede istekli olun.

Kaç kişi iş hayatında tek gecelik aşk(one-night stand) yaşamak ister? Çoğu kişi işyerinde kalıcı bir pozisyon, uzun vadeli bir ilişki ve sevgi bekler.

Birlikte iş yapmak birlikte yatağa girmek gibidir. Herhangi biri ile olmasını istemezsiniz.

Albert Einstein said, “Not everything that can be counted counts, and not everything that counts can be counted.”

Yenilikçi bir fikirde sadece sayılara odaklanmak “yapabilir miyiz?” sorusuna sizi odaklar. Halbuki “yapmalı mıyız?” sorusuna odaklanılması gerekir.

CV’lerimizi kendimiz yazdığımızda mı etkilidir? Yoksa başkaları yazdığında mı? Sizin kendi hakkınızda yazdıklarınız diğerlerinin sizin hakkınızda düşündükleri kadar gerçekçi midir? Bu yüzden Linkedin gibi sitelerdeki “recommendation” bence çok önemli. Öte yandan sizi başkalarının hangi yönlerden pozitif ve yetenekli bulduğunu belirleyip cv’nize yazmanızda fayda var. Buna ek olarak CV’lerde güçlü yanlar kadar zayıf yanlarda(gelişmesi gereken) belirtilmeli.

Notlarımdan – 3

Toplantı zamanlarınızı sabitleyin ve çalışanlara esneklik sağlayın. Örneğin 11:00 – 15:00 saatleri dışında toplantı yapılmasın.

—-

Proje Yönetimi golf oynamaya benzer. Sonuca varmak için kilometre taşlarınız deliklerdir. Her delik için vurşunuzu özenle yapmalı bir çok faktörü(rüzgar, eğim, sopa tipi vb.) dikkate almanız gerekir. Konsantrasyon ve kondisyon önemlidir.

Proje Yönetimi bilardoya  benzer. Bir hareket yaptığınızda sonraki hareketleri düşünerek yapmanız gerekir. Yanlış bir hareket sizi zora sokar ve rakibe avantaj yaratır.

—-

Sizin daha hızlı olmanız önemlidir. Rakipler email kullanıyorsa siz Twitter, Facebook ve iPhone uygulamaları kullanacaksınız.

Rakipler uzun mesajlar ile vakit kaybederken isz kısa mesajlarla zaman kazanın

Rakipleriniz yaptıkları işin “değerine” bakmıyor siz bakın ve değecek şeyleri yapın

Rakiplerinizin kendileri ile ilgili verdikleri yanlış bilgileri ifşa edin.

—-

Facebook sayfanız işe alınmamanıza ya da kovulmanıza sebep olabilir.

—-

Birlikte çalıştığınız outsource firmaları zamanında ve olabildiğince tam bilgilendirmek size zaman kazandırır.

Outsource firmaların sadece iş sonuçlarını değerlendirmeyin, değerlendirmenizi açıklayın. Bu değerlendirmelerinizi taze iken yapın.

Söyledikleriniz ve yaptıklarınız karın doyurmalı

Her zaman belli varsayımlarla bir işe başlarız ve çoğu zaman bunu ne yazılı hale getiririz ne de üzerinde ciddi bir şekilde düşünürüz. Bu yüzden iş belli bir noktaya geldiğinde yaşadığımız olumsuzlukların baskını daha fazla hissederiz. İşe başladıktan sonra belirli dönemlerde varsayımlarınızı gözden geçirmeniz gerekir ve mümkünse yazılı olmasında fayda vardır.

Bir işe başladığınızda belirli bir süre ve bütçe ile bitirmeyi planlamış olabilirsiniz. Ama yapılması gereken ilerleyen dönemlerde kalan işin ne kadar sürede ve bütçe ile bitirilebileceğinini sürekli hesabının yapılmasıdır. Bu yüzden “plan bir kez yapılır sonra her gün yapılır” diyoruz.

İşin başında işe ilgi duyan(yönetici, çalışan vb.) ya da vakit ayırabilenlerin zamanla durumları değişebilir, bu konuda farkındalığınızı korumalısınız.

—–

Özellikle Türkiye’de yaşıyorsanız her zaman bir krize ya da sıkıntılı döneme hazırlıklı olmanız gerekir. Kendinizi geliştirmek yeni bir şe geçmek için, kenarda 3-5 kuruş işssiz dönemler için vb.

İnsanlar sevdikleri işlerde çok iyi olabiliyorlar.

Size uygun ve size yarar sağlayacak ilişkileri geliştirmekte ve büyütmekte fayda var. Kötü durumlarda ortadan kaybolacak dostlarla vaktini harcamayın.

Yaptığınız iş ya da siz sabun köpüğü olarak görülüyorsanız işler kötüye gittiğinde hiç kimse kurtarmaya ya da yardım etmeye çalışmaz çünkü durum ümitsiz olarak algılanır.

Deneyimsizlerin iş bulması için kişisel özelliklerini öne çıkarmaları gerekir. “Ben işe gireyim, siz bana öğretin, sonra yaprım” doğru bir yaklaşım değil. Örneğin “telefonla arama yapıp, gerekli şeyleri söyleyebilirim” diyebilirsiniz ama “telefonla arayıp satış yapabilirim” derseniz tecrübeniz sorgulanacaktır. Karşı tarafa nasıl fayda sağlayabileceğinizi çok iyi ifade edebilmeniz gerekir.

Eğer kendinize güveniyorsanız bir süreliğine parasız çalışabileceğinizi, sizi deneyebileceklerini açıklıkla söyleyebilmelisiniz.

İnovatif yapılanmış bir firmada;

Okumaya devam et

Notlarımdan – 2 – İngilizce

Effective leaders only negotiate with those who are willing to negotiate.

Great leaders are patient — and they never cave quickly. Many never cave, period.

Sometimes, bullies need to be taught a lesson. When you’re trying to lead — but others shout you down — the time for softball is over. In situations of coercion, your power as a leader is never more necessary.

Speak softly, but carry a big stick — you know the score.

One of Obama’s greatest failures as a leader is the homogeneity in perspectives and attitudes of those closest to him.

Bark without biting. – A leader who can’t enforce his power has no power at all.

Great leaders ignite burning platforms — and never let them sputter.

Okumaya devam et

Notlarımdan – 1

Okurken aldığım notları ve aklıma gelince yazdığım ufak tefek şeyleride sitede paylaşmaya karar verdim. Bu ilk ;

Mevcut iş yükünüz ve sorumluluklarınız giderek artacak. Sizin yapmanız gereken iş yaşamınızın her anında daha efektif çalışma yöntemleri bulmak ve geliştirmek olmalıdır. Bunu yapmanın ilk yolu mevcut davranış tipinizi ve zamanınızı alan konuları belirlemek ve çözümler üretmektir.

Örneğin vaktinizin %20’si toplantılar, %15’i email okumak ve yazmak, %5 sunumlar ve raporlar hazırlamak, %30 problem çözmek, %30 rutin işler vb. İse önce bu yüzdeleri bulmalı ve zamanı nasıl kazanacağınızı bulmaya çalışmalısınız.

Sonra hayatınızı zorlaştıran, zaman kaybettiren kişi ve departmanları belirleyip onlarla olan iletişiminizi artırmalısınız. İnsanları değiştiremiyor olabilirsiniz ama iyi bir iletişim her şeyin başlangıcıdır. Yaşadığınız problemleri dile getirirken çözümler üretmeye, win-win öneriler getirmeye çalışın.

Bazen en iyi adamınızı kovmanız gerekir. Durumunuzu iyi analiz edin. İşinizin geldiği nokta “işi çok iyi bilen” adam yerine “politik ilişkileri güçlü birine” ihtiyacınız olduğunu gösterebilir. En iyi adamlar geçmiş alışkanlıkları ile başardıklarına körü körüne  inandıklarında değişime direnç gösterebilirler. İyiler sadakatleri oranında beklentiler içine girerler ve bu olmayınca iyi taraftan kötü tarafa geçerek ciddi risk olabilirler. İyi adamlar yeni kuşağı yönetmeyi beceremiyor olabilirler.

—–

Gutenberg matbaayi bulmasaydı, Mısırlılar papirüsü keşfetmeseydi ne olurdu? Neyi nasıl hatırlayacaktık?

Internet ve cep telefonu olmadan yaşanamayacağı ya da sanki onlarsız bir dünya hiç olmamış gibi aptal bir düşünceye nasıl sahip olunabilir?

—–

Aldırılan onlarca eğitim ve binlerce dolara rağmen hala “kötü yönetici” çok fazla ve işin kötüsü kendilerini “iyi” sanıyorlar çünkü çoğu başarıyı sadece hedef tutturmakta görüyor. Yöneticilerin ya kendileri ya da çalıştıkları şirket tarafından periyodik “değerlemesi” yaptırılmalıdır, aynı kan ya da idrar testi gibi.

Ne ekibinize çok yapışacaksınız ne de çok uzak duracaksınız.

Hiç bir iş sağlığınızdan ya da ailenizden daha önemli değildir. Hırslarınızı yönetmediğinizde ve mutluluğu tamamen iş dünyasında aradığınızda sonuç büyük ihtimalle iyi olmayacak, keşke’lerle dolu bir sürü cümleye sahip olacaksınız.

İyi ya da kötü her yönetici ve çalışandan bir şey öğrenirsiniz ya da inşallah öğreniyorsunuzdur.

—-

Her şirkette “departmanlar ligi” olsa. Aylık hedeflerine ve gerçekleşmelere göre sıralamaları olsa, fikstürleri olsa…