Kategori arşivi: Kisisel Gelisim

Proje Yönetiminde William Bridges Geçiş Modeli

Transition Teams - City of San Antonio

William Bridges Geçiş Modeli, değişimin insani yönünü daha etkin bir şekilde anlamayı ve yönetmeyi sağlayan üç aşamalı bir modeldir.

Tüm organizasyonlar hayatta kalmak için değişmek zorundadır. Her zaman yapılanı devam ettirmek, kuruluşu eninde sonunda modası geçmiş, rekabetten yoksun bir noktaya getirecektir. Bu nedenle, değişim her organizasyonda kaçınılmazdır.

Liderlerin, herhangi bir değişim girişimini düşündüklerinde, önce elde edilecek sonucu düşünmesi ve ardından adım adım başarıyı sağlayacak plan oluşturması ve uygulaması gerekir.

William Bridges Geçiş Modeli değişim ve geçiş arasındaki farkın altını çizer;

Değişim, organizasyon içindeki çalışanların dışında gerçekleşir, isteseler de istemeseler de başlarına gelir. Başka bir kurumla birleşme veya satın alma, yeni bir ürün çıkarma ve piyasaya sürme, yeni bir iş stratejisi uygulama vb. birçok organizasyonel değişim türü vardır. Değişim, sonuçlara ulaşmakla ilgilidir.

Geçiş içseldir. Geçiş, değişimin çalışanlarla ilgili içsel psikolojik süreçtir. Çalışanların, değişimin getirdiği yeni duruma uyumlanırken ve kabullenirken nasıl hissettikleridir. Her  değişim girişiminde geçiş yaşanır . Ne yazık ki, çoğu lider değişime odaklanır ve geçişin değişim olduğu için kolayca olacağını varsayar. Değişim çok hızlı gerçekleşebilirken geçiş genellikle daha uzun sürer.

William Bridges Geçiş Modeli, değişimin ancak çalışanların değişim sırasında yaşadıkları olumlu geçiş yaklaşımıyla başarılı olacağı fikrine dayanır. Değişimin başarılı olması isteniyorsa, insanların desteklemesi gerekir.

William Beridges Geçiş Modeli, üç aşamada değişime karşı insan tepkisinin haritasını çıkararak kuruluşların değişimi başarılı bir şekilde yönetmesine yardımcı olur;

  1. Bitirme, Kaybetme ve Bırakma: İnsanların eski yöntemlere veda etmesine izin verme.
  2. Tarafsız Bölge: Eskinin artık olmadığı, ancak yeninin henüz gelmediği aradaki dönem.
  3. Yeni Başlangıç: İnsanların yeni gelecekleriyle meşgul olmaya başladıkları kafa karıştırıcı dönem.

Aşağıdaki şekilde görülebileceği gibi, üç aşama değişim içinde aynı anda bir arada var olabilir. Zaman geçtikçe her aşamanın göreli öneminin nasıl değiştiğini görebilirsiniz.

Bridges Transition Model

Geçiş sürecinde çalışan verimliliğinin nasıl değiştiğini aşağıdaki şekilde görebilirsiniz;

Bridges Transition Model Productivity

William Bridges Geçiş Modeli Aşamaları

  1. Bitirmek, Kaybetmek ve Bırakmak

İnsanlar işlerin nasıl yürüdüğü, nasıl yaptıklarını bırakmak zorundadırlar. Örneğin ilişkiler, ekip üyeleri, süreçler vb. Çalışanlar aşina oldukları ve rahat oldukları bir şeyden vazgeçmeye zorlandıklarından, direnç gösterebilirler ve duygusal olarak rahatsız olabilirler;

  • İnkar
  • Kızgınlık
  • Korku
  • Kayıp
  • Oryantasyon bozukluğu

İnsanlar eskinin bittiğini kabul edene kadar değişimi kabul edemezler. Çalışanların duygularını kabul etmeden değişime zorlamaya çalışırsanız, tüm değişim süreci boyunca dirençle karşılaşmanız olasıdır. Liderliğin bu aşamayı yönetmek için kullanabileceği mekanizmalar aşağıdakilerdir;

  • Ekibinize düşünmesi için zaman tanıyın. Herkesin nasıl hissettikleri hakkında konuşmasını sağlamaya çalışın. Neyi özleyecekleri, nelerden gurur duyacakları ve neleri sabırsızlıkla bekledikleri vb.
  • İnsanların hissedebilecekleri farklı olumsuz duyguların haritasını çıkarın ve her birini hafifletmek için yanıt planlayın.
  • Değişimin neden olması gerektiğini ve geleceğin nasıl görüneceğini açıklayan net ve koordineli bir iletişim planı oluşturun.
  • İnsanların nasıl hissettiklerini tartışmaları için iletişim kanalları oluşturun. Mümkünse, değişiklik sonrası bireye sağlanan olumlu faydaları vurgulayın.
  1. Tarafsız Bölge

Bu aşamada, çalışanlar eski yöntemlerin sona erdiğini kabul eder, ancak kendilerini ilerleyemez bulurlar. Belirsizlik ve kafa karışıklığıyla dolu Tarafsız Bölgeye geçerler. Bu arada kalma durumu o kadar belirsizlik ve kafa karışıklığıyla doludur ki ilerlemek değil, başa çıkmak bile çalışanların neredeyse tüm enerjisini alır. Bu aşamada ortak duygular şunlardır;

  • Moral düşüklüğü
  • Değişime karşı kızgınlık
  • Şüphecilik

Bu aşamada, çalışanlar yeni çalışma yolları yaratır ve denerler. Yenilik ve yenilenme zamanıdır.

Üretkenliği ve moral bu aşamada en düşük seviyededir. Değişiklikler uygulanmaya başladıkça, insanlar daha fazla iş yüküyle aşırı yüklenmiş hissedebilirler. Bu duygular tamamen normaldir. Yeni süreçlerin yaratıldığı ve yeni rollerin öğrenildiği bu aşamada nihai hedef(ler)i gözden kaçırmak kolaydır. Liderliğin bu aşamayı yönetmesi için gereken mekanizmalar aşağıdadır;

  • Sürprizlerden kaçınmak için değişikliğin dikkatlice planlandığından emin olun.
  • İlerlemeyi göstermek ve ivme oluşturmak için erken hızlı kazançları hedefleyin.
  • Engelleri ve engelleyicileri fark ettiğiniz anda hızla kaldırın.
  • Proje ekibi ile hedefleri hatırlatmak için düzenli olarak iletişim kurun.
  • Proje ekibi üyelerine değişiklikle ilgili nasıl performans gösterdikleri konusunda geri bildirimde bulunun ve onları nasıl hissettikleri hakkında konuşmaya teşvik edin.
  • Proje ekibinin iş yüklerini yönetmelerine yardımcı olun.
  1. Yeni Başlangıç

Tarafsız bölge dikkatle yönetilirse, insanlar değişime tabi olmaktan ziyade değişimde olumlu rolleri olabileceklerini fark eder Yeni başlangıç aşamasına geçerler.

Yeni başlangıç, yeni çalışma yöntemlerini benimseyen insanlarla karakterize edilir. Başlangıçta korkutucu olabilir, çünkü insanlar yetkin oldukları şeyleri yapmanın eski yollarını geride bırakıp yeni ve alışılmadık bir şekilde çalışmaya başlarlar.

Bu aşamada ortak duygular şunlar olabilir;

  • Yüksek enerji
  • Öğrenmeye açıklık
  • Yenilenen taahhüt

Bu aşamada yönetim için en büyük zorluk , değişimi sürdürmektir. Liderliğin bu aşamayı yönetmesi için gereken mekanizmalar aşağıdadır;

  • Proje ekibi olarak bu aşamaya ulaşmayı kutlayın.
  • Değişikliğin faydalarını pekiştirmek için düzenli olarak iletişim kurun.
  • Hedefler, teşvikler ve eğitim vb. açısından tutarlılığı sağlamak için Hedeflerle Yönetim vb. yaklaşımları tercih edin.
  • Çalışanların yeni yapıdaki rollerinin önemini anlamalarını sağlamak.

Avantajlar ve Dezavantajlar

Avantajlar

  • Sadece değişimi planlamaya değil, değişimin insani yönlerine odaklanılır.
  • Her çalışanın değişime uyum sağlamasına yardımcı olmak için zaman ve enerji harcanarak kişisel yaklaşım sergilenir.
  • Kotter’in Değişim Modeli planlama odaklı modellerle birlikte iyi çalışılabilir .

Dezavantajlar

  • Değişikliğin uygulanması için adım adım kurallar yoktur. Bunun yerine, değişimin insani yönünü ele almak için bazı yönergeler önerilir.
  • Model, organizasyonel değişimi yönetmek için sadece değişimin insani unsurlarıyla ilgilenmekten daha fazlası olduğu için kapsam olarak çok dardır.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Yönetiminde Durumsal Liderlik

PMI's Pulse of the Profession 2020: Creating a Future-Oriented Project Management Culture - InLooxProje Yöneticileri matris organizasyonlarda diğer departmanların çalışanları ile çalışırlar. Bu yüzden proje ekibi üyeleri üzerinde az veya hiç doğrudan yetkileri olmayabilir. Bu durum, başkalarını etkileme yeteneğini, başarının önemli bir belirleyicisi yapar.

Ken Blanchard ve Paul Hersey tarafından geliştirilen Durumsal Liderlik Modeli, proje ekibinin istenen görevi yerine getirme yeteneklerine ve isteklerine bağlı olarak hangi liderlik stilinin en etkili olacağını belirlemek için kullanabilecek bir çerçeve sunması açısından önemlidir.

Durumsal Liderlik Teorisinin temel önermesi, bir ekibe liderlik etmenin tek bir “en iyi” yolunun olmadığıdır. Başka bir deyişle, kullanmanız gereken liderlik tarzı, duruma göre ayarlanmalıdır. Yaklaşımınız ekibinizin “olgunluğuna” bağlıdır. Olgunluk proje ekibinin görevleri yerine getirme yeteneklerine ve istekli olmalarına bağlıdır.

Durumsal Liderlik Stilleri

Liderlik tarzı, “görev davranışı” ve “ilişki davranışı”nı dikkate alarak ekip üyelerinin olgunluk düzeyine göre ayarlanmalıdır.

Görev davranışı, proje yöneticisinin proje ekip üyelerini yönlendirmesidir. Örneğin, ne yapacaklarını, nasıl yapacaklarını, ne zaman yapacaklarını ve nerede yapacaklarını söylemektir.

İlişki davranışı, proje yöneticisinin proje ekibiyle kurduğu karşılıklı iletişim miktarıdır. Aktif dinlemeyi, desteklemeyi ve kolaylaştırmayı içerir.

Ekip Üyeleri Olgunluk Düzeyleri

Olgunluk düşükten yükseğe doğru dört seviyeye ayrılır;

Seviye 1 – Düşük – Grup veya birey verilen görevi yapamıyor ve yapmaya istekli değil anlamına gelir.

Seviye 2 – Düşük ile Orta Arası – Grup veya birey, verilen görevi yerine getiremez ancak isteklidir, anlamına gelir.

Seviye 3 – Orta ile Yüksek Arası – Grup veya birey, verilen görevi yapabilir ancak yapmaya istekli değildir, anlamına gelir.

Seviye 4 – Yüksek – Grup veya birey, verilen görevi yapabilecek durumdadır ve yapmaya isteklidir, anlamına gelir.

Seviye – 1

Ekip üyeleri görevi yerine getiremez ve isteksizdirler.

Liderlik Davranışı: Yüksek Görev ve Düşük İlişki

Proje Yöneticisinin, net talimatlar ve denetim sağlaması gerekir. Roller ve sorumlulukların açıkça tanımlandığından emin olmak ve ekip üyelerinin belirli görevleri, nasıl, ne zaman ve nerede gerçekleştireceğini açıkça söylemek gerekir. Destekleyici davranış, proje yöneticisini çok kolay görevleri ve düşük performansı ödüllendirici gösterebileceği için minimum düzeyde tutulmalıdır.

Seviye 2

Proje ekip üyeleri görevlerii yerine getiremezler ancak isteklidirler.

Liderlik Davranışı: Yüksek Görev ve Yüksek İlişki

Proje Yöneticisi, proje ekibinin yetenekleri düşük olduğu için yönlendirmesi gerekir. Destekleyici davranışlar proje ekibinin istekliliğini ve heveslerini güçlendirir. Örneğin, görevin neden önemli olduğunu ve yapılması gerektiğini açıklamak.

Seviye 3

Proje ekibi görevleri yerine getirebilirler, ancak bunu yapmak için özgüven veya coşkudan yoksundurlar.

Liderlik Davranışı: Düşük Görev ve Yüksek İlişki

Proje Yöneticisi yüksek seviyede destekleyici olmalıdır. Karar vermede aktif dinleme vb. kolaylaştırıcı yaklaşmalıdır.

Seviye 4

Proje ekibi görevlerini yerine getirebilir ve bunu yapmak için motivedirler.

Liderlik Davranışı: Düşük Görev ve Düşük İlişki

Proje Yöneticisi çok az yönlendirme yapar veya desteğine ihtiyaç azdır. Proje ekibi kendi kendi kararlarını verebilirler. Motivasyonları yüksek olduğu için fazla destekleyici davranışa ihtiyaç duymazlar. Büyük projelerde, bu olgunluk düzeyindeki kişiler genellikle alt proje liderleri veya ekip liderleridir.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Yönetimi ve Ortak Vizyon

Vision4AI

Vizyon, geleceğin olumlu bir zihinsel görüntüsüdür. Örgütsel vizyon, örgütün liderinin vizyonudur. Liderin vizyonu, davranışını ve takipçilerinin yaklaşımını yönlendirir. Projelerde Ortak Vizyon, proje ekibinin sahip olduğu imajı, projenin nasıl görüneceğini, çalışacağını ve tamamlandığında müşteriler tarafından nasıl karşılanacağını gösteren büyük resmi ifade eder. Proje ekibindeki herkes tam olarak aynı zihinsel imaja sahip olmasa da grup olarak geliştirilirse benzer olacaktır.

Ortak vizyon eksikliği projenin kapsamını sınırlar ve ekip üyelerinin görüşleri birbiriyle çatışırsa sorunlara neden olur. Proje ekibi ortak vizyon geliştirdiğinde ve etkili bir şekilde kullandığında, çeşitli görevlerin daha iyi koordinasyonu, projeye daha güçlü bağlılık, ekip üyeleri arasında daha yüksek memnuniyet düzeyi beklenebilir.

Ortak vizyon, insanları proje sonuçları hakkında geniş ve idealist düşünmeye teşvik eden bir grup çalışmasıyla geliştirilebilir. Proje ekibi üyeleri, başlangıç toplantıdan önce proje için seçildiklerini bilirler. Başlangıç toplantısı, proje ekibinin rol ve sorumlulukların belirlenmesi ve hedefleri açıklamak için kullanılabilir.

Proje yöneticisi, proje vizyonunu oluşturmak için ekip üyelerini geniş düşünmeye ve projenin tüm önemli yönlerini geleceğe ilişkin resmetmeye teşvik etmelidir. Projenin vizyonuna dahil edilmesi gereken her yönü (finansman, zamanlama, müşteriler, teknik özellikler, ekip performansı vb.) listelenir.

Bir sonraki adımda projenin listelenen her yönü için “Harika olmaz mıydı?” sorusu sorulur. Örneğin, “Projenin bütçesi sınırsız olsaydı harika olmaz mıydı” vb. Proje ekibinin gerçekçi engelleri ve sınırlamaları unutması sağlanmaya çalışılır.

Oluşturulan ifadelerin hangisinin benimsenmesi gerektiğini proje ekibinin değerlendirmesi istenir. Örneğin, müşterinin proje ürününü kabul etmesinin ve kullanmasının harika olacağı önerildiyse, bunun ekip için ideal bir hedef olup olmayacağı konusunda hemfikir olup olmadıkları sorulmalıdır. Vizyonda yer alan ifadelerin tutarlı olduğundan emin olmak önemlidir. Vizyon ulaşılabilir olduğu kadar zorlayıcı olmalıdır.

Proje ekibi, bir veya daha fazla ifadeyi (grup anlaşması olsun veya olmasın) benimseyecek ve hedefe ulaşılması için gayret edeceklerdir. Hedef, ortak vizyonla tutarlıysa, proje sonuçlarına değer katacaktır.

Son olarak, her ekip üyesinden, hedeflerin her birini gerçeğe dönüştürebilmenin nasıl olacağını hayal etmelerini istenir. Proje ekibi nihai ürünü gördüğünde müşterilerinin tepkilerini hayal edebilirler. Projenin tamamlandığını hayal etmelerini isteyin. Nasıl hissedeceklerini, ne göreceklerini, ne duyacaklarını düşünmelerini isteyin.

Ardından, ekip üyelerinin vizyonu nasıl gerçekleştirebileceklerini düşünmeleri için zaman tanıyın. Gereken süre, ekip üyelerinin kişiliklerine bağlıdır. Doğru dengenin bulunması gerekir. İnsanlardan her bir hedefi nasıl gerçekleştireceklerini düşünmelerini istemek ve daha sonra fikirlerle geri gelmelerini istemek faydalıdır.

Daha sonra ortak vizyonu gözden geçirin. Ekibin, vizyonu gerçeğe dönüştürmek için stratejiler geliştirmesini destekleyin.

Vizyonu değiştirmek yerine ekibi belirli stratejiler geliştirmeye teşvik etmek daha önemlidir. Bu strateji geliştirme, genel proje planlamasının bir parçası olarak yapılabilir. Her bir stratejinin uygulanmasından sorumlu olacak bireysel ekip üyeleri atamak, hesap verebilirliği sağlayacaktır. Sorumlu ekip üyesinin vizyonunu, stratejilerini ve kişisel bilgilerini yazılı hale getirin. Proje yöneticisi proje hedeflerini takip ederken, spesifik stratejileri de izlemelidir.

Ortak Vizyona, ekibin her toplantısında en azından atıfta bulunulmalıdır. Proje ekibi vizyon geliştirmek için vakit harcayıp önemsenmediğini düşünmemelidirler.  Ortak proje vizyonu bir araçtır ve geliştirildikten sonra kullanılmalıdır.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Yetişkin Yönetimine İlişkin Kurallar

  1. Denge yok, sadece takaslar var. Saygı duyabileceğiniz değiş tokuşlar yapın.

Yönetimde denge sağlamak çoğu zaman mümkün değildir çünkü her kararın bir bedeli vardır. Her seçimin avantajları ve dezavantajları olacaktır. Bu nedenle, kararlar alırken saygı duyabileceğiniz ve kabul edebileceğiniz takaslar yapmanız gerekmektedir. Yani, her seçimin beraberinde getirdiği fedakarlıkları kabullenmeli ve bu fedakarlıkların sonuçlarını yönetebilmelisiniz.

  1. Başarılı planlama, seçim yapmak anlamına gelir.

Başarılı bir planlama süreci, net ve belirgin seçimler yapmayı gerektirir. Hangi görevlerin ve projelerin öncelikli olduğuna karar vermek, kaynakları etkin bir şekilde dağıtmak ve önemsiz detaylardan kaçınmak, başarılı planlamanın temel unsurlarıdır. Yönetici olarak her şeyi aynı anda yapmaya çalışmak yerine, kritik seçimler yaparak kaynaklarınızı en verimli şekilde kullanmalısınız.

  1. Daha az şeyi iyi yapın. Herkesin her şeyi iseniz, hiç kimse için özel değilsiniz.

Yönetimde her şeyi aynı anda yapmaya çalışmak, genellikle hiçbir şeyi tam anlamıyla başaramamakla sonuçlanır. Bu nedenle, daha az şeyi daha iyi yapmaya odaklanmalısınız. Bu yaklaşım, belirli alanlarda mükemmelliğe ulaşmanıza ve bu alanlarda fark yaratmanıza yardımcı olur. Her alanda ortalama olmaktansa, belirli alanlarda uzmanlaşarak daha büyük etkiler yaratabilirsiniz.

  1. Zor seçimler yapmanın acısını kabul edin.

Yönetici olarak zor seçimler yapmanız gerekecektir ve bu seçimler bazen acı verici olabilir. Ancak bu acıyı kabul etmek, kararlı ve etkili bir yönetim için gereklidir. Zor kararlar, organizasyonun uzun vadeli başarısı için kritik olabilir ve bu tür seçimlerin sonuçlarını kabullenmek, liderliğin bir parçasıdır.

  1. Çalışanı itin, sallananı düzeltin ve çalışmayanı durdurun.

Yönetimde, çalışanların performansını yakından izlemek ve gerekli müdahaleleri yapmak önemlidir. İyi performans gösteren çalışanları teşvik etmek, potansiyellerini en üst düzeye çıkarmak için onları motive etmek gerekir. Aynı zamanda, performansında düşüş olan çalışanlara rehberlik ederek, onları tekrar doğru yola yönlendirmek gereklidir. Ancak, tüm çabalara rağmen performans göstermeyen çalışanlar için gerekli önlemleri almak ve gerektiğinde yolları ayırmak kaçınılmaz olabilir.

  1. Özetle her şeyi yapabiliriz; her şeyi yapamayız.

Bu ifade, sınırsız potansiyele sahip olduğumuzu ancak her şeyi aynı anda yapmanın mümkün olmadığını vurgular. Yönetici olarak, öncelikleri belirlemek ve önemli olan şeylere odaklanmak gereklidir. Kaynakları ve zamanı etkin kullanarak, en yüksek verimliliği sağlayacak alanlara yatırım yapmak daha akıllıca olacaktır. Bu yaklaşım, organizasyonun genel başarısını artırır ve sürdürülebilir bir büyüme sağlar.

Yukarıdaki kurallar, etkili bir yönetim için temel prensipleri ve stratejileri vurgular. Bu kurallara uyum sağlamak, organizasyonların daha verimli, etkin ve sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesine yardımcı olacaktır.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Yönetimi ve Hesap Verebilirlik

Accountability vs Responsibility In Project Management

Proje Yöneticisi sorumluluk almadan projeyi yönetemez veya proje ekibinin parçası olamaz. Projelerde yaşanan sorunlarda biri hatalıysa ve kimse sorumlu olanı bilmiyor veya kanıtlayamıyorsa ekip uyumu bozulur.

Hesap verebilirlik ve sorumluluk kavramı karıştırılmamalıdır: Hesap verebilirlik, sonucu sahiplenme ve sorumluluğunu almaktır. Sorumluluk ise verilen görevi yerine getirme ve tamamlamak ile ilgilidir.

Bir faaliyeti gerçekleştiren birkaç kişi olabilir ancak ideal olarak, yapılan işin sonucundan bir kişi sorumludur .

Hesap verebilirlik kavramı aşağıdakilerle ilgilidir;

  • Sorumluluk almak.
  • Beklentileri anlamak ve karşılamak: Ne istendiğini, ne kadar süreceğini ve kaliteli sonucun ne kadara mal olacağı.
  • İlerleme ve tamamlanma durumu hakkında iletişim kurmak.
  • Sorunlar ve riskler konusunda açık olmak.
  • Geri bildirim vermek ve almak.
  • Sonuçla ilgili iyi veya kötü durumu kabullenmek

Hesap verebilirlik kavramı açık ve anlaşılır olsa da, başarmak göründüğü kadar kolay değildir. Matris proje organizasyonlarında, proje ekibi üyeleri kendi yöneticilerine rapor veriler. Bu nedenle doğrudan yetkileri olmayabilir. Ayrıca, proje faaliyetleri günlük sorumlulukların ikinci önceliği olarak kabul edilebilir.

Proje yönetiminde başarılı hesap verebilirliği sağlamak için bazı stratejiler aşağıdaki gibidir;

Beklentileri tanımlayın.

Proje ile ilgili beklentilerin ve hedeflerinin belirsiz olduğu durumlarda açık ve net olduğunu varsaymayın. Belirsizlik, proje yöneticilerinin önceliklerinde çatışmaya neden olur.

Görev ve sorumlulukların açık ve net bir şekilde tanımlanmamış olduğu durumlarda Proje yöneticisi ve proje ekibi doğru kararlar alamaz, projeye odaklanamazlar.

Hesap verebilirlik felsefesini takip edin.

Yönetimi, proje yönetici, ekip üyeleri ve genel olarak proje paydaşları arasında hesap verebilirlik ortamını teşvik etmesi gerekir. Proje yöneticisi, bireysel ve ekip sorumluluğunun sadece kendisi için değil tüm ekip üyeleri için ne anlama geldiğinden emin olmalıdır. Bu yaklaşım, başarının yalnızca son teslim tarihlerini karşılamak ve görevleri yerine getirmekten daha fazlası olduğu bir felsefeyi benimsemek anlamına gelir. Proje yöneticileri, ekip üyeleri ve paydaşlar, hedeflere ulaşmak ve en yüksek kalite seviyesini sağlamak bağlamında kişisel yükümlülük hissetmeli ve projenin başarısından kişisel olarak sorumlu olmayı taahhüt etmelidirler.

Görevlerin birbirine bağlılığını ve bağımlılığını vurgulayın

Projeler birbirine bağlı faaliyetler içerir ve projenin başarılı olması için bazı aktivitelerin sırayla gerçekleşmesi gerekir. Proje gerçekleştirilen faaliyetlerin hangi noktalarda ve nasıl nasıl kesiştiğini vurgulamalıdır. Proje yöneticisi, ekip üyelerine görevlerin birbirleriyle nasıl ilişkili olduğunu ve her bir kişinin diğer ekip üyelerinin yararına nasıl mükemmel bir iş çıkarması gerektiğini gösterirken, herkesi birbirini sorumlu tutmaya teşvik eder .

İşleri takip edin

Ekip üyeleri taahhütte bulunduğunda, tüm ekip görevin tamamlanacağına güvenebilmelidir. Görevler atanırken, proje yöneticisi ekip üyelerinin sözlerini tutmasını sağlamalıdır. Hesap verebilirlik felsefesi sorumluluk atmosferi oluşturduğunda, her konu proje yöneticisinin takibine kalmayacak grup dinamikleri devreye girecektir.

Proje yöneticileri zaman zaman bir taahhüdün neden karşılanmadığına ilişkin derinlemesine sorular sorabilirler. Hesap verebilirliğin olduğu ortamlarda sorumlu kişi hatanın sorumluluğunu alır, işi tamamlamaya ve performanstaki eksiklikleri telafi etmeye istekli olur.

Hesap verebilirlik ve sorumluluk, projelerin başarısı için kritik öneme sahiptir. Güçlü hesap verebilirlik felsefesi, projeler için gerekli sorumluluğu almayı sağlamanın ilk adımıdır.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Yönetimi ve Sürdürülebilirlik

Proje Yönetiminde sürdürülebilirlik, gerçekleştirilen faaliyetlerin, müşteriler, çalışanlar, hissedarlar, topluluklar ve çevre üzerindeki tüm etkisinin sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelir.

PMI’nin Etik ve Mesleki Davranış Kuralları Proje yöneticilerini kast ederek şunu söylüyor: “Toplumun, kamu güvenliğinin ve çevrenin en iyi çıkarlarını temel alan kararlar alır ve eylemlerde bulunuruz.”

Deneyimli proje yöneticisi, projenin tüm yaşam döngüsü boyunca içerideki ve dışarıdaki tüm faktörleri dikkate alarak bütünsel yaklaşır.

Sürdürülebilirlik yaklaşımı kurum ve toplum arasındaki karşılıklı bağımlılığı tanımlar;

  • İnsan Hakları: Ayrımcılık yapmamak
  • İşgücü Uygulamaları: Çalışma koşulları, sağlık ve güvenlik, geliştirme ve eğitim
  • Çevre: Sürdürülebilir kaynak kullanımı, kirliliğin önlenmesi ve iklim değişikliğinin azaltılması
  • Etik Uygulamalar: Yolsuzlukla mücadele, adil rekabet ve mülkiyet haklarına saygı
  • Tüketici Sorunları: Sözleşmeler, uyuşmazlık çözümü

İlk bakışta, bu konular projenin dışında gibi gelebilir, ancak değildir.

Şirketler, değer zincirlerinin günlük operasyonları aracılığıyla hem olumlu hem de olumsuz sosyal ve toplumsal etkiler yaratırlar. Toplumlar, çalışanlarına istihdam ve altyapı sağlamaları için şirketlere ihtiyaç duyar, şirketler, yetenekli işgücü sağlamak için sağlıklı toplumlara ihtiyaç duyarlar.

Şirketlerin ve toplumun karşılıklı bağımlılığı, iş kararlarının paylaşılan değer ilkesi (kazan-kazan) ile alınması gerektiğini gösterir. Paydaşlar (hissedarlar, tedarikçiler, müşteriler, ortaklar, düzenleyiciler, aktivistler, işçi sendikaları, çalışanlar, topluluk üyeleri ve hükümet) şirketlerin yalnızca kendi performanslarından değil, tüm tedarik zincirlerinin performansından ve ilgili sorunlardan sorumludurlar. Sürdürülebilirlik sadece bir sorumluluk olmayıp insan yaratıcılığından yararlanmak ve paylaşılan çevreyi korumak ve geliştirmek, tüm insanlara saygı duymak, onları güçlendirmek ve kalıcı zenginlik oluşturmak için yenilikçi yollar keşfetmek için bir fırsattır.

Projelerin geçici karakteri, sürdürülebilirliğin uzun vadeli yönelimiyle çelişiyor gibi görünebilir. Ancak projeler, firmaların uzun vadeli yatırım hedeflerini gerçekleştirmelerine yardımcı olur. Projeler ve proje yönetimi, projenin kendisinden daha geniş bir ortamda gerçekleşirler. Projenin yer aldığı çerçeveyi anlamak, yapılan işin işletmenin amaçlarına uygun olarak yürütülmesini ve organizasyonun yerleşik uygulama metodolojilerine uygun olarak yönetilmesini sağlamaya yardımcı olur.

Tüm projeler stratejik bağlamda gerçekleşir ve projenin başarısını çevreleyen veya etkileyen hem iç hem de dış çevresel faktörler vardır. Bu faktörler proje yönetimi seçeneklerini geliştirebilir veya kısıtlayabilirler. Sonuç üzerinde olumlu veya olumsuz bir etkiye sahip olabilirler. Proje yöneticisinin maliyet, zaman çizelgesi ve kapsamı dengelemesi gerektiği gibi, projeyi çevreleyen ekonomik, sosyal ve çevresel faktörler arasında yapılması gereken ödünleşmeler(takaslar) vardır.

Projelerde ekonomik sürdürülebilirlik, projenin yatırım getirisinin ötesine geçmek ve firmanın genel stratejisine uymasını sağlamak anlamına gelir;

  • Organizasyon için temel ekonomik itici güçler nelerdir?
  • Proje bu itici güçlere nasıl katkıda bulunuyor?
  • Bu proje, tamamlandıktan sonra, kuruluşun uzun vadeli mali sürdürülebilirliğine nasıl katkıda bulunacak?

Projenin sosyal olarak sürdürülebilir olmasını sağlamak, hem firma içinde hem de değer zinciri boyunca organizasyon kültürü, yapısı ve süreçleri, mevcut insan kaynakları becerileri ve personel uygulamaları üzerinde düşünmeyi içerir.

Çevresel sürdürülebilirliğe ulaşmak, ekipman ve tesis gereksinimlerinin, kaynakların kullanımının, satın alma uygulamalarının, sözleşme yönetiminin ve endüstri standartlarının olgun bir şekilde değerlendirilmesini gerektirir.

Proje yöneticisi, projenin sağladığı ticari faydaları anlaması gerektiği gibi, projelerinin uzun vadeli etkilerinden de sorumludur.

Proje yöneticileri, bir fikirden uygulanmış bir projeye, yani yeni bir duruma geçmeye odaklanırlar. Ürün üretilirken, kullanılırken ve atılırken ne olacağı gibi uzun vadeli konulara odaklanmazlar. Proje yöneticileri, rollerine geniş açıdan bakmalı ve “işleri doğru yapmaktan” “doğru şeyleri yapmaya” dönüşmelidirler. Bu yaklaşım, istenen sonucun sürdürülebilirlik yönleri de dahil olmak üzere, projenin sonuçları için sorumluluk almak anlamına gelir. Geliştirilen ürün veya hizmet, teslim edildikten sonra iş bitmez.

Sürdürülebilirlik sadece üst düzey yöneticilerin görevi değildir. Proje yöneticileri, stratejik hedeflere ulaşmada projeleri yürütürken önemli bir rol oynarlar. Günlük operasyonların ve yürütmenin ayrıntılarına hakim olan proje yöneticisi, üst yönetim için açık olmayabilecek konuları ve durumları algılayabilecek, analiz edebilecek bir konumdadır.

Şirketler, pazarda kalmak ve ilerlemek için sürekli değişerek rekabet ederler. Bu değişiklikler kuruluş tarafından benimsenen projeler aracılığıyla sağlanırlar. Proje yönetimi, her projenin başlangıcı ve bitişi olduğu için, daha uzun vadeli etkileri dikkate almadığında yalnızca projeyi etkileyen riskleri ele alır. Toplumlardaki, şirketlerdeki hızlı değişimler, proje yönetiminin sadece projenin kendisine miyop bir şekilde odaklanmasını değil, iş bağlamına daha fazla odaklanmasını gerektirir.

Sürdürülebilirliği proje yönetimine dahil etmek, projelerin karmaşıklığı ile başa çıkmamıza yardımcı olur. Kriz durumlarını, proje iptallerini ve kesintilerini ve proje personel devir hızını azaltır, rekabet avantajı ve ekonomik faydalar yaratır, sürdürülebilir proje sonuçlarını teşvik eder.

Sürdürülebilirliğe yönelik yatırımları değerlendirirken aşağıdaki faydalar örnek olarak verilebilir;

Finansal faydalar

  • Proje geliştirme sırasında hammadde ve enerji kullanımının azaltılması gibi çevresel sürdürülebilirlik ilkelerinin uygulanmasından kaynaklanan doğrudan ve anında elde edilebilecek ekonomik tasarruflar.
  • Projenin yarattığı dışsallıklar nedeniyle normal koşullar altında kamu yetkilileri veya özel taraflarca gerekebilecek ceza ve yasal işlem maliyetleri dahil olmak üzere işletme maliyetlerinde azalma.
  • Mevzuata uygunluk.
  • Sermaye elde etmenin daha düşük maliyetleri.
  • Hisse değerinde artış.

Müşteriler ve paydaşlar için faydalar

  • Müşteriler ve paydaşlar için artan memnuniyet.
  • “Müşterinin sesini” daha fazla dinlemenin getireceği daha fazla yenilik.
  • Sosyal fayda olarak istihdam
  • Sürdürülebilirlik kriterlerini karşılayan ürünlere olan talebin genel artışı nedeniyle pazar payının artması.
  • Sürdürülebilirliğe odaklanan yeni ürün ve hizmetler.
  • İtibar artışı.
  • Yeni pazar fırsatları.

Operasyonel faydalar

  • Süreçler sürekli iyileştirme.
  • Operasyonel israfın en aza indirilmesiyle artan üretkenlik.

Organizasyon düzeyinde faydalar

  • Çalışanların elde tutulması, istifaların azaltılması ve daha nitelikli personelin çekilmesi.
  • Paydaşlarla ilişkilerin iyileştirilmesi.
  • Genel risk düzeyinin azaltılması.
  • Artan dayanıklılık ve organizasyonel öğrenme.
  • İyileştirilmiş karar verme süreçleri.
  • Marka değeri artışı.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Yöneticisi ve Empati

The Good, Bad And Ugly Of Empathy

Empati, proje yöneticisinin geliştirmesi gereken en önemli özelliklerden biridir. Proje ekibinin ve müşterinin ihtiyaçlarıyla uyumlu olmaya ve bu ihtiyaçları anlamaya ne kadar çok çaba harcanırsa, projenin başarılı olma şansı o kadar artar.

Gerçek empati, değişiklik yapmak için zaman ayırmayı ve karşınızdakilerle bağlantı kurmak için yüz yüze sohbet etmeyi gerektirir. Bu yüzden empati kurmak kısaca geçiştirebileceğiniz bir şey değildir. Çok çaba gerektirir ve projenin sonucu söz konusu olduğunda her şeyi değiştirebilir.

Müşteriler

Müşterinin ihtiyaçlarına karşı anlayışlı olmak, proje yönetimi söz konusu olduğunda ilk kurallardan biridir. Çoğu zaman göründüğü kadar basit değildir.

Müşterilerle olan ilişkiyi düzenli kontrol etmek ve değerlendirmek önemlidir. Projelerde baskı altında çalışılır. Son teslim tarihlerine ve ayrıntılara takılmak, birlikte çalıştığınız kişilerle olan bağlantılarınızı kaybetmek anlamına gelebilir.

Hayal kırıklıklarını sadece kabullenmek değil hissetmek gerekir. Her müşterinin farklı olduğunu unutmamak gerekir. Farklı müşterilerin benzersiz hayal kırıklıklarını anlamanın ve ele almanın önemli olduğu unutulmamalıdır. Süreç veya sonuç müşterinize uymuyorsa, kendinizi haklı çıkaracak açıklama veya mazeret bulmaya çalışmayın. Bazen sürecinizi veya sonucu uygun şekilde ayarlamanız gerekebilir.

Müşterilerle onları rahat hissettirecek şekilde iletişim kurmak gerekir. Müşterinin nasıl iletişim kurmayı tercih ettiğini sormak gerekir. Telefon, e-posta, Excel mi tercih ediyorlar? Cevap vermekte zorlandıkları bir ortam aracılığıyla mesajlar göndermek, rahatsız hissetmelerine neden olabilir.

İsteklerin arkasındaki nedenleri araştırmak gerekir. Bir müşteriden gelen beklenmeyen istekler bazen sinir bozucu olabilir, ancak talebin gerçek değerine odaklanmanız gerekir. Talep saçma görünse de, genellikle arkasında bir motivasyon vardır.

Müşteri üzerinde asla göremeyeceğiniz veya tam olarak kavrayamayacağınız baskılar olabileceğini unutmayın. Hızlı yargıda bulunmak yerine, neden belirli bir talepte bulunduklarının kökenine inmeye çalışmak gerekir. Bazen, projeyle ilgili hiçbir şeyi değiştirmek gerekmeyebilir, sadece müşterinin endişesini gidermek anlamına gelebilir.

Proje Ekibi

Proje Ekibi ile ilgilenilmesi gerekir. Çıkarları gözetilmeli ve herhangi bir konuda görüşmek istediklerinde Proje yöneticisine rahatlıkla ulaşabilmelidirler.

Adil bir çalışma ortamı yaratmak için empatiyi kullanılmalıdır. Projelerin doğaları gereği benzersiz olmaları sebebiyle çalışpma şekillerinin doğru uyarlanmaları gerekir. Örneğin, ekipte aynı anda yalnızca bir veya iki proje üzerinde çalışmayı seven bir kişi olabilir. Ekibinizdeki bir başkası, müşterilerle doğrudan konuşmayı zor bulabilir.

Bu farklılıkların farkında olmak ve proaktif yaklaşmak önemlidir. Proje yöneticisi, esnek ve empatik ise, ekipteki herkes için optimum çalışma ortamı yaratabilir.

Projenin sorun haline gelmesine izin vermemek gerekir. Proje Yöneticisinin projeleri yönetme şekli, proje ekibinin çalışma ortamı üzerinde önemli etkiye sahiptir. Projeler plana göre gitmediğinde, olumsuz bir dil kullanmaktan kaçınmak gerekir. Alaycı terimler dahil olmak ü<ere kullanılmamalıdır. Proje ekibinin moralini tahmin edilenden daha fazla etkileyebilir.

Özellikle zor zamanlarda ekip olarak şakalaşabilmek önemlidir. Proje yöneticisi olarak ekibin günlük olarak kullandığı dil takip edilmelidir. Bu yaklaşım, olumsuz bir zihniyetin gelişmesini engellemeyi sağlayacaktır. Proje “sorun” ile eş anlamlı hale gelirse, ekip üzerinde çalışmak istemeyecektir.

Projeler

Proje yöneticileri projenin kendisi için empati kurmalıdırlar.  Hiçbir proje tam olarak aynı değildir. Bir projeden öğrenilenleri alıp diğerlerine uygulamak kesinlikle mümkün olsa da, başarıyı garantilemez. Beklemeyen zorluklarla karşılaşılabilir. Proje yöneticisi kendini, projenin plana göre gitmediğini düşünürken bulabilir. İşin püf noktası şudur: bir projenin nasıl gelişeceğine dair hiçbir zaman gerçek anlamda kusursuz bir plan oluşturamazsınız. Proje hakkında tam bir anlayış geliştirmek, proje yöneticisi rolünün doğasıdır ve buna yol boyunca karşılaşacağı tümsekler de dahildir.

Projenin başından itibaren neden önemli olduğunu Proje yöneticisi sorgulamalıdır. Bu yaklaşım, müşterinin işini ve müşterilerini anlamaktan daha fazlası anlamına gelir. Projenin neden önemli olduğunun, son kullanıcılar için neyi başarılacağının ve nasıl bir fark yaratılacağını anlamak için zaman ayırmak gerekir. Zor zamanlarda, Proje Yöneticisi ilk proje toplantısını ve gerçekten neyi başarmak için yola çıktığını kendine hatırlatmalıdır. Bu sayede, bağlam korunmuş olunur. Sadece projeyi bitirmeye odaklanmak yerine, birileri için gerçek bir fark yaratacak bir şey üzerinde çalıştığını Proje Yöneticisi kendine hatırlatmalıdır.

Empati kurmak, müşterileri ve ekiple daha yakın ilişkiler geliştirmek için önemli bir faktördür. İlişkiler geliştiğinde, projeler gelişir.

Neler yapılabilir?

  • Müşteriyle düzenli görüşmeler – gündemi bir kenara bırakın ve bunun yerine yakınlık kurmaya odaklanın
  • Ekip için anket veya süreçlerin nasıl iyileştirileceğine ilişkin öneri çalışmaları
  • Proje sırasında beklenmedik durumlarla nasıl başa çıktığınıza dair ekibiniz için, olumlu noktalara ve öğrenme deneyimlerine odaklanarak hazırlanmış sunumlar.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

PMP Hazırlık – Liderlik ve Paydaş Analizi – 66

The Mentor Group - Project Management and Project Leadership Training (2  Days) - N The Mentor Group International Ltd.

Liderlik stilleri(1)

Proje yöneticisi olarak, iyi bir çalışma ortamı sağlayan liderlik becerilerine sahip olmanız bildiklerinizi uygulamanız ve proje ekibinizi istenen sonucu elde etmeye yönlendirmeniz gerekir. Bunu başarmak için, durumları analiz etme ve uygun şekilde etkileşim kurma konusunda yardımcı olacak etik, kişilerarası ve kavramsal becerilerinizi dengelemeniz gerekir. Proje yöneticilerinin, projenin yaşam döngüsü boyunca farklı insanlarla çalıştığı ve onlarla iletişim kurduğu için, güçlü liderlik becerilerine sahip olması çok önemlidir. İlişkileri yönetme, güven inşa etme, başkalarıyla işbirliği yapma, sorunları çözme, bütünlük sergileme ve ekibi başarılı bir proje kapanışına doğru yönlendirme yeteneği, etkili bir liderde gerekli olan nitelik ve becerilerden bazılarıdır.

Proje yöneticisinin kişiliğine ve projenin ortamına bağlı olarak, kullanılan liderlik tarzı, değişkenlik gösterebilir. Liderlik ve yönetim bazen birbirinin yerine kullanılır ancak, iki terim farklıdır. Liderlik, tartışma ve fikir alışverişi yoluyla ekibe rehberlik etmek anlamına gelirken, yönetim, önceden belirlenmiş bir dizi davranış kalıbını kullanarak ekibi yönlendirmek anlamına gelir.

Başkalarından ve proje paydaşlarından beklediğiniz davranışı sergilemek ve rol model olmak, liderliği gösterir. Yönetilmek istediğiniz gibi yönetmeniz gerekir.

Hizmetkar Liderlik

Hizmetkar liderler, projeleri ve ekipleri yönetmek veya planla ekibi aynı hizada tutmaya çalışmak yerine, ekiplerin grup ve birey olarak gelişmesine, büyümesine yardımcı olurlar. Koçluk ve eğitim sağlayarak ekibin çalışmasını kolaylaştırır, ilerleme önündeki engelleri insanlardan veya süreçlerden kaldırırlar, bireysele değil ekip başarılarına odaklanırlar. Bu kavram değişikliğini yansıtmak için birçok kuruluş proje yöneticisi yerine proje lideri terimini kullanmaktadır.

Özellikle çevik ekiplerde, bireyleri görevlendiren ve yönlendiren proje yöneticisine değil, işleri kolaylaştıran ve destekleyen proje yöneticisine ihtiyaç vardır. Hizmetkar liderlik, ekibi destekleyerek ve ihtiyaçlarını karşılayarak liderlik etmektir. Bu yaklaşım, ekibin ihtiyaçlarını anlamayı, ekibin yüksek performans göstermesi için harekete geçmeyi gerektirir.

Hizmetkar lider ekip için çalışır, ekip onun için çalışmaz. Bu nedenle, ekibin ihtiyaçlarına odaklanmak gerekir. Hizmetkâr lider olmak, aktif dinleme, koçluk, farkındalık ve kolaylaştırma gibi beceriler gerektirir. Ekip üyeleri teknik becerilere sahip olmakla beraber dikkat dağıtıcıları veya barikatları kaldırmak, dış paydaşlarla iletişim ve müzakere vb. konularda hizmetkar bir lider ararlar.

Statükoya Meydan Okuma

Bir konuda her zamanki davranılması veya ürünlerin geçmişteki gibi yapılması her projede işlerin aynı şekilde yapılmasını gerektirmez. Statükoya meydan okumak, yeni fikirler ve bakış açıları sağlayabilir. Mevcut işlerin yapılma şekline meydan okumak, en iyi yaklaşımı ve  ürünü ortaya çıkarabilir. Projenin tamamında sağlıklı şüpheciliği teşvik etmek, paydaşların hiçbir şeyi gözden kaçırmamasını sağlar.

Statükonun zorluğu, ürün vizyonunu oluştururken mevcut ortamı gözden geçirmenin önemli bir parçasıdır. Basit, kısa, vizyon ifadesi, proje ekibine ilham verebilecek etkili bir araçtır.

Etki Matrisi

Proje ekibinin nasıl yönetilip yönetilmeyeceği tüm paydaşların proje üzerindeki etkisine bağlıdır. Yön, yukarı (üst yönetim), aşağı (ekip veya uzmanlar), dışa (dış kaynak), yan (diğer proje yöneticileri, meslektaşlar) vb. roller veya unvanlar tarafından belirlenir.

Önem Modeli

Önem modeli, paydaşları yetki düzeylerine, acil ihtiyaçlarına ve katılımlarının proje açısından ne kadar uygun olduğuna göre gruplandıran bir sınıflandırma modelidir.

Güç Matrisleri

İki boyutlu matrisler veya sınıflandırma modelleri, paydaşları iki faktöre göre gruplandırmanıza olanak tanır. Bazı matrisler aşağıdakilerdir;

  • Güç/çıkar tablosu: Paydaşları, yetki düzeylerine ve projeye olan ilgilerine göre gruplandırır.
  • Güç/etki tablosu: Paydaşları yetki düzeylerine ve projeye katılımlarına göre gruplayan sınıflandırma modelidir.

Paydaş analizi sonuçlarını belgelemek için sınıflandırma yöntemi olarak güç/ilgi gibi iki boyutlu matrisler kullanılabilir. Paydaşları güçleri ve projeniz üzerindeki etkileri açısından sınıflandırmak, iletişim ve katılım söz konusu olduğunda faydalı olacaktır.

Bkz: https://www.savassakar.com/pmbok7yi-beraber-okuyalim-27-proje-performans-alanlari-paydaslar-2/

(1)Referans: Project Management Institute, A Guide to the Project Management Body of Knowledge (PMBOK® Guide) – Sixth Edition, Project Management Institute, Inc., 2017, Sayfa 60.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Yönetimi Olgunluk Değerlendirmesi (PYOD) – 4

Implementing Change Management - The Data Governance Institute

Proje Yönetiminde belirli bir olgunluk düzeyine ulaşmak, yüzeysel bir başarı olarak görülebilir. Proje Yönetiminin getireceği herhangi bir değişikliğin uygulanması durumunda kuruluşun günlük operasyonları olunlu ya da olumsuz etkilenebilir. Basitçe ifade etmek gerekirse, yapılacaklara dikkat etmek gerekir. Bazı iyileştirmeler, çalışanları konfor alanlarından çıkarır ve değişikliklere direnç gösterirlerse, organizasyonda aksamalara ve hatta başarısızlığa neden olabilirler. Bazı değişiklikler(dokümantasyon vb.) basit olabilir ancak bazı değişiklikler, insanların konfor alanlarından çıkmasını gerektirebilir, değişimi proje olarak yönetmek şart olur.

Kurumsal değişimler aşağıdaki maliyetlere yol açabilirler;

  • Yeni işe alım ve eğitim
  • Mevcut personelin rollerinin değiştirilmesi ve eğitim verilmesi
  • Mevcut personelin yerinin değiştirilmesi
  • Yeni veya ek yönetim desteği sağlama
  • Bilgisayar sistemlerinin güncellenmesi
  • Yeni yazılım satın alma
  • Yeni politikalar ve prosedürler oluşturmak
  • Sözleşmelerinin yeniden müzakere edilmesi
  • Tedarikçiler, distribütörler, ortaklar ve ortak girişimlerle yeni ilişkiler geliştirmek

Proje Yönetimi Olgunluk Değerlendirmesi çalışmalarında belirli bir olgunluk düzeyini tamamlamanın ne kadar süreceği her zaman sorulur. Doğru cevap, o seviye için gerekli bilgiyi edinmenin ne kadar süreceğine bağlıdır. Gerçek öğrenme üç şekilde gerçekleşir: iş başı deneyimi, eğitim ve bilgi aktarımı. İş baş deneyimi ve bilgi aktarımı uzun sürebilir. Eğitim, doğru eğitim programlarının seçilmesi koşuluyla gerekli bilgiyi edinmenin en hızlı yoludur.

İdeal proje yönetimi bilgisi, ilgili kuruluşun kendi deneyimlerinden ve en iyi uygulamalardan yola çıkılarak hazırlanmış eğitimler ile elde edilebilir. Ancak deneyimler yazılı hale getirilmediği için gerçekleştirilmesi zordur.

Bazı kuruluşlar, belirli olgunluk seviyelerini, kilometre taşları ile gösterdikleri olgunluk başarı kriterleri ile belirlerler. Kısa vadeli ve uzun vadeli başarı arasındaki önemli farkı görmek ve göstermek için başarı kriterleri kullanılması gerekir.

Kuruluşlar, yaratılan değeri sürekli ölçerek olgunluğa doğru ilerleyebilirler. Ölçütler, ilerleme kaydedildiğini doğrulamak için kullanılmalıdırlar. Ölçemediğiniz şeyi yönetmek imkansız değil ama zordur. Önemli olanı ölçmek, iyi ölçümler yapmak, doğru yönde ilerleyip ilerlemediğinizi belirlemeniz gerekir. Böylece zamanla daha yüksek olgunluk seviyelerine ulaşmak için ne yapıp ne yapamayacağınızdan emin olabilirsiniz.

Kuruluşlar olgunlaştıkça proje yönetiminde daha karmaşık ölçütlere ihtiyaç duyarlar. Kuruluşlar, yalnızca zaman, maliyet ve kapsam ölçümleri ile başaramadıklarını, değişen koşullara daha hızlı tepki vermeleri gerektiğini anladıkça beklentilerini de değiştirirler.

Günümüzde ölçüm teknikleri, her şeyi ölçebileceğimize inandığımız bir noktaya geldi. Projelerin artık hem finansal hem de finansal olmayan ölçütleri var. Özellikle finansal olmayan ölçütlerin performansı etkileyen önemli faktörler olduğu anlaşılmaya başlandı.

Finansal olmayan ölçütlere örnek vermek gerekirse liderlik, yönetim yetenekleri, güvenilirlik, yenilik yönetimi, teknoloji ve araştırma ve geliştirme, fikri mülkiyet hakları, çalışan memnuniyeti, müşteri memnuniyeti, müşteri sadakati vb. sayılabilir.

Finansal olmayan ölçütler artık bazıları tarafından (özellikle bilişim teknolojileri projelerinde) finansal ölçütlerden daha önemli olarak görülüyor.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Yönetimi Olgunluk Değerlendirmesi (PYOD) – 3

IQ Option ile İkili Opsiyon Ticaretinin Avantaj ve Dezavantajları

Proje Yönetimi Olgunluk Değerlendirmesi(PYOD) çeşitli avantajlar sağlar;

  • Kuruluşun güçlü ve zayıf yönlerini tanımlar
  • Mevcut durum ile proje yönetimi standartları arasında kıyaslama sağlar.
  • Sürekli iyileştirme fırsatlarını tanımlar
  • Sonuçları proje yönetimi ve endüstri standartlarıyla karşılaştırma sağlar.
  • Kuruluşun yalnızca zaman, maliyet, kapsam ve müşteri hizmetlerindeki iyileştirmelerden ziyade rekabet avantajı fırsatlarına odaklanmasını sağlar.
  • Kuruluşun performans göstergelerini iyileştirmesini sağlar.
  • Kuruluştaki gelişimi ölçecek ölçütlerin belirlenmesine olanak tanır.
  • Proje yönetimindeki iyileştirmelerin kuruluşa nasıl fayda sağlayabileceği konusunda farkındalık yaratır.
  • PYOD, kuruluşları projelerini daha iyi yönetmeye teşvik ederken aynı zamanda programlarını ve portföylerini nasıl yönettiklerine, yönetişim ve genel iş uygulamalarını nasıl sağladıklarına bakmaya da zorlar.

PYOD’un dezavantajları aşağıdaki gibidir;

  • Süreç olgunluğuna çok fazla odaklanma
  • Yönetim yetkinlikleri, çalışan beceri seviyeleri, kapasite planlaması ve organizasyonel gelişim faktörleri gibi insan kaynakları konularına odaklanamama
  • Maddi varlıklardaki iyileştirmelere çok fazla odaklanılmasına veya maddi olmayan varlıkların çok az dikkate alınması veya hiç dikkate alınmaması
  • Esneklik eksikliği ve kuruluşun ihtiyaçlarına göre özelleştirememe
  • Teknolojinin performans ölçümleri ve raporlaması ile sürekli iyileştirme çalışmaları üzerindeki etkisinin belirlenememesi
  • PYOD’un sürekli iyileştirmeler için neden-sonuç ilişkilerini açıkça belirleyeceği inancı
  • Sorun tanımlamaya yoğun odaklanma ve sorun çözmeye zayıf odaklanma
  • Kuruluştaki yanlış kişileri, özellikle de proje yönetimi metodolojisini iyileştiremeyenleri hedef alan değerlendirmeler
  • PYOD’un yalnızca bir kez yapılması gerektiğine dair bir inanç
  • Kuruluşların periyodik olarak yeniden değerlendirme yapmasını engelleyebilecek PYOD maliyeti
  • Yalnızca proje odaklı kuruluşlar için geçerli olan bir PYOD kullanmak
  • Diğer kuruluşlar ve sektörler ile kıyaslama yapma yeteneğinin olmaması
  • Örtüşmeyen proje yönetimi olgunluk seviyeleri
  • Çok fazla olgunluk seviyesi
  • Program ve portföy yönetimi için destek olmaması
  • Olgunluk tanımına çok fazla odaklanmak
  • Yalnızca yatırım getirisi gibi sınırlı sayıda iş hedefine çok fazla odaklanma

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler