Kategori arşivi: Kaynak Yönetimi

Proje Yönetimi Planlama Sürecinde Neler Yapılmalı?

planningBir projeyi başarıyla tamamlamak, yapılan işleri tekrar yapmamak, problemleri en aza indirmek için “kervanı yolda dizmekten”  çıkılması gerekiyor. Zaman ve paranın efektif kullanımı, kayıpları önlemek ve özellikle paydaşların katılımını sağlamak için Proje Yönetimi Planlama Sürecin ciddiye alınması şarttır.

Bu süreçte neler yapılır;

  • Paydaşların planlama, yürütme ve kontrol için ne kadar efor ayırmaları gerektiğini belirlemek için öncelikle neleri (gereksinimler, kapsam, zaman, maliyet, kalite, süreç iyileştirme, kaynaklar, iletişim, risk, tedarik, değişiklikler, problem yönetimi vb.)  planlamanız gerektiğini belirlemelisiniz.
  • Proje başlangıcındaki üst seviye gereksinimleri gözden geçirmeli, analiz etmeli ve önceliklendirmelisiniz.
  • Proje başlangıcındaki varsayımları ve kısıtları gözden geçirmeli, yazılı hale getirmelisiniz.
  • Proje kapsamını netleştirmeli ve Kapsam Temel Çizgisini onaylatmalısınız.
  • Planlama sürecinde size destek olmasını istediğiniz paydaşları belirlemelisiniz.
  • Proje teslimatlarını belirlemeli ve bunları gerçekleştirmek için gerekli iş paketlerini belirlemelisiniz.
  • Her iş paketinin açıklamasını hazırlamalı, atanan kaynakların işi anlamasını ve altın kaplamadan uzak durmalarını sağlamalısınız.
  • İş paketlerini aktivitelere dönüştürmeli, bu aktiviteleri ağ diyagramı tekniği ile öncül ve ardıl ilişkileri ile tanımlamalısınız.
  • Aktivitelerin kaynak ihtiyaçlarını(personel, ekipman, malzeme vb.) belirlemelisiniz.
  • Projede tedarik edilecek olan malzeme, ekipman veya dış kaynak ihtiyacını belirlemeli, bu konuda gerekli süreç, politika ve prosedürleri incelemeli, gerekli dokümantasyonu edinmelisiniz.
  • Kaynakların atanması ve sağlanması konusunda ilgili kaynak yöneticileri ile görüşmeler yapmalı, onaylarını almalısınız.
  • Zaman ve Maliyet Tahminleme için prensipleri belirlemeli, eğer varsa geçmişte tamamlanmış benzer proje verilerine ulaşmalısınız.
  • Proje Zaman Çizelgesini hazırlamalı, Kritik Yolu belirlemelisiniz. Proje Başlatma Belgesinde yer alan süre kısıtı aşıldıysa süre kısma tekniklerini (kaynak yükleme ve paralele çekme) uygulayarak, Proje Zaman Çizelgesi Temel Çizgisini oluşturunuz.
  • Kaynak maliyet tahminleri ile proje bütçesini oluşturunuz.
  • Kalite performansını ölçümlemek için gerekli kalite kriterlerini ve ölçütlerini belirleyiniz.
  • Kaliteyi artırmak, yeniden iş yapmayı önlemek için projede izlenmesi gereken süreçleri ve standartları belirleyin.
  • Proje Yönetimi için iyileştirilmesi gereken süreçleri belirleyin, analiz edin.
  • Proje ekibinin katılımını ve motivasyonunu izleyebilmek için sisteminizi geliştirin.
  • Proje paydaşlarının ve ekibin rol ve sorumluluklarını netleştirin, onlardan beklentilerinizi netleştirin ve bilmelerini sağlayın.
  • Tüm paydaşların hangi bilgilere ihtiyaç duyduklarını ve hangi bilgileri, kimin, kime nasıl iletmesi gerektiğini netleştirin.
  • Paydaşların projeye nasıl katkıda bulunmaları gerektiğini ve beklentilerini nasıl yöneteceğinizi netleştirin.
  • Risklerinizi tanımlayın, nitel ve nicel risk analizi sürecinden geçirip ölçeklendirin ve yanıt planlarınızı hazırlayın.
  • Proje planlarınızı ne zaman ve nasıl güncelleyeceğiniz konusunda prensiplerinizi belirleyin ve ilgili güncellemeleri yapın.
  • Gerekli tedarik dokümanlarını hazırlayın.
  • Projenizi olumlu ya da olumsuz etkileyebilecek diğer projeleri, birim ya da kişileri gözden geçirin.
  • Projedeki değişiklik sürecini (talep-değerlendirme-uygulama) belirleyin.
  • Proje performansını izleme ile ilgili ölçütlerinizi ve yöntemlerinizi belirleyin.
  • Proje Yönetimi Planınızı kontrol için gerekli toplantı, rapor ve diğer gerekli aktiviteleri belirleyin.
  • Projenin Yürütme ve Kontrol süreçlerine ilişkin prensip, yöntem ve sistematiğinizi netleştirin.
  • Proje Yönetimi Planınızı ve ilgili dokümantasyonu tamamlayın ve ilgili paydaşların  (sponsor, ekip, kaynak yöneticileri, proje ofisi vb.) resmi onayını alın.
  • Başlatma Toplantısı düzenleyin ve tüm paydaşların Proje Yönetimi planı üzerinde ortak bir anlayışta buluşmalarını sağlayın.

Çalışanlar Her Şeye Gerçekçi Yaklaşırlar Mı?

Kurumlarda çalışanların rasyonel davranmaları için ödüllendirme ve cezalandırma uygulanmaya çalışılır. Bunun sebebi doğru davranış kalıbını teşvik etmektir. Bu stratejiler karşısında da insanların gerçekçi davranması yani ödüle doğru ve cezadan uzak davranmaları beklenir.

Çalışanlar, kendilerine yönelik faydanın büyüklüğüne ve ne kadar doğrudan olacağına bakar. Ödül ve cezayı iyi bir şekilde konumlandırmak ve herkes için ortak bir payda yaratmak bu noktada zorlaşır. Çünkü çalışanlar çoğu zaman genellemeler ile belirlenmiş ödül ya da cezaları tam tersi algılayabilirler, rasyonel davranmayabilirler;

  • Herkesin neyi, ne kadar önemsediği çok değişkendir.
  • Geçmiş tecrübeleri benzer durumlarda farklı sonuçlar yaşamasına sebep olmuş  olabilir.
  • İş yükü ve yoğunluğunun çok olması sebebiyle doğru olanı değil yapılması gerekeni yapabilirler.
  • Bazıları diğerleri gibi yapmayı tercih ederken bazıları tam tersini yapmayı tercih edebilir.
  • Hayal eder ve hayallerine göre ilerleyen bir senaryoya göre davranabilirler.
  • Eski, eksik, yanlış anlaşılmış ve unutulmuş bilgileri karar vermelerini olumsuz etkileyebilir.
  • Çalışanlar duygusaldırlar, öfkeyle ya da aşırı sevgiyle kararlar alabilir, davranabilirler.
  • Doğrusunu bilse bile diğerlerinin öneri ve fikirleriyle yanlış hareket edebilirler.
  • Kısa-orta-uzun vadeli düşünebilir ama durumun gerektirdiği vadeye göre davranmayabilirler.
  • Sadece kendi bakış açılarının yeterli olacağını ya da diğerlerini nasıl etkileyeceğini umursamadan davranabilirler.

İş hayatı basit ve insanları anlamak kolay olsaydı, havuç ve sopa geçerli bir yöntem olurdu.

Projelerde Yeni ve Eski Jenerasyonlar

Yılların tecrübesi yaşlılarda birikmiş durumda ama etraflarında farklı bir bakış açısı ve hayatı olan gençler var. Ve bu genç insanlarla yenilenmek şart.

Society for Human Resource Management’ın bir araştırmasına göre yaşlı yöneticiler iş etiği konusunda zayıflıkları, resmiyetten uzak ve otoriteye az saygı duymaları konusunda gençleri eleştiriyor. Gençlerde yaşlıların değişime direndiklerini, ödüllendirme ve takdirde cimri olduklarını ve mikro yönetim yaptıklarını idda ediyorlar.

Öneri

  • Her iki tarafın güçlü taraflarının birleştirilmesi ve geçmişten çıkarılan derslerin paylaşılması çok önemli.
  • Tecrübelerin aktarılabileceği ve gençlerin erişebileceği bir sistem yaratılmalı.
  • Yaşlı ve gençlerin bir arada kendiliğinden işbirliğine gitmeleri beklemektense bu konuda bir şeyler yapılması gerekiyor.

Aradaki uyumsuzluğun en önemli ve kötü etkisi projelerin başında ve planlama safhasında kendisini gösteriyor.

Gerek proje bazlı gerekse kurumsal olarak temel çalışma kuralları belirlenmeli ve taraflarca benimsenmelidir.

Öneri;

  • Her iki tarafın ortak planlama ve problem çözme toplantıları yapması
  • Raporlama süreçlerinin netleştirilmesi
  • Karşılıklı iletişim konusunda resmi-formal yolların belirlenmesi. Birileri yüz yüze konuşurken, diğerlerinin eposta ile haberleşmesi vb. standart olmayan uygulamalardan kaçınmak

Demografiyi dikkate almamak bir tercih olabilir ama World Factbook’a göre yaş ortalamaları Hindistanda 26, Brezilya 29, Güney Afrika 25, İngiltere 40, Japonya 45.

Jenerasyonlar arasındaki farkı gözetmemek başarısızlık getiriyor.

Gençler önerileri dikkate alınmadığında, yaşlılar dedikleri yapılmadığında rahatsız oluyorlar. Eğer gençlerin davranışlarına değilde işlerine odaklanılırsa daha başarılı iş çıkarıyorlar.

Öneri;

  • Kurum içinde hangi jenerasyonun nasıl motive olduğunu belirleyin, süreçleri gözden gerçirin, onlar için fırsatlar yaratın
  • Gençlerin iş-özel yaşamları çervesinde dengelerini kurabilmelerini sağlayın ve esnek davranın
  • Genç proje yöneticilerine kılavuzluk edin, yardımcı olun.

Kapsam, zaman, bütçe ve kalite gibi başarı kriterleri yeni dönemin projeleri için yeterli olmayacak. İletişim, liderlik ve güven verme proje başarısında kritik rol oynayacak.

Yeni jenerasyonlar emir-demir ilişkisi yerine veri analizi-ikna olma gibi yaklaşımlar sergileyecekler.

Öneri;

  • Liderlik programları düzenleyin.

Yeni jenerasyon için imkansız kavramı yok ama her şeyin yapılabilirliğinin sonunda bir ödüllendirme ve takdir boyutu arıyorlar.

Yeni jenerasyon için uzun mesailer ve sabır gerektiren işlerden çok yeni fırsatlar ve kendilerini gösterebilecekleri işler ilgi çekici. Özellikle değer katan bir şeyin parçası olmak istiyorlar. Kendi fikirlerinin dikkate alınarak karar alınan bir proje, ortam beklentisindeler.

İşe Yeni Başlamış Kişilerin Proje Ortamına Alınması

İşe yeni başlamış kişiler, herhangi bir oryantasyon veya adaptasyon sürecine sokulmadan hemen projelere atanabiliyorlar. Böyle aceleci yaklaşımlar yarardan çok zarar getiriyor. Yeni işe başlayanların kurumun bir parçası olmaları ve projeleri başarıyla yönetmeleri için birkaç öneri;

1. İş ortamı

  • Proje ile ilgili rahatlacı ve güven verici mesajlar vermemiz gerekir.
  • Projenin ilgilerini çekecek kısımlarını ve fırsatlarını aktarmalıyız.
  • İş dışı konuların yapılmamasının daha önemli olduğunun altının çizilmeli (politika yapmak, gereksiz şeylerle vakit kaybetmek vb. nin onları sıkıntıya sokacağını açıklamalıyız.)

2. Araçlar

  • Kullanacakları araçları (ms project vb.) ve mevcut sistemleri-metodolojiyi onlara göstermeli ve anlatmalıyız.
  • Geçmiş kayıtlara (varsa:) bakarak öğrenmelerine sağlamalıyız – İşe yeni başlayanların öğrenme verimleri çok yüksek, öğrenme süreleri diğer aşamalara göre %30 daha kısadır.

3. Destek

  • Yöneticilerin ve deneyimli personelin iş başlangıcında destekleri çok önemlidir. Bunu orta vadeli kazancı olan bir yatırım gibi düşünebiliriz.
  • Çalışanları destekleyen departmanların işe yeni başlayanlara yönelik verecekleri bilgi ve desteğin çok önemli olacağını unutmamalıyız.

4. Mentorluk

  • İşe yeni başlayanlara neyi nasıl öğreneceklerini öğretmeliyiz.
  • Yeni başlayanlara bir süreliğine mentorluk yapmamız işleri kolaylaştıracaktır.

5. Proje

  • Yeni personeli basit ve küçük projelerle başlatmakta fayda vardır. Başarılı küçük projelerin motivasyonu onları daha zor projelere hazırlayacaktır.

Projedeki rolünüzü iyi anlayın

Projelerde yer alan kişilerin kendi rolleri hakkında sorması gerekenler aşağıdaki gibidir;

  • Sence yanlış problemlerle mi uğraşılıyor? Ya da o problem için yanlış kişi mi seçiliyor?
  • Diğerleri projenin hedefi dışında çalışıyor mu? Ya da gerçek hedeften sapmış durumdalar mı?
  • Projenin gerçek hedefini anlamadıkları için mi sizin önceliklerinizi iyi değerlendiremiyorlar?
  • Size biçilen görev doğru mu?
  • Size verilen güç ve yetki yeterli mi?
  • Size verilen öncelik yeterli mi?
  • Projeyi bir kitap gibi düşünün. Sizce herkes aynı sayfada mı?
  • Yanlış yere odaklananlar var mı?
  • Size verilen sorumluluk ile yetki-öncelik arasında bir uyumsuzluk var mıdır?
  • Sizi strese sokan veya diğerleri ile çatışmanıza yol açan şeyler nelerdir?

Başka Projelere Destek Vermemek

resisting_changeÇoğu zaman projelerimize kaynak (personel, ekipman vb.) bulmakta zorlanırız. Ya zaten işleri başlarından aşkındır ya da yöneticilerinin sizinle çalışacak olan tüm potansiyel çalışanlara verecekleri ek işleri vardır.

Zamanla üstlendiğimiz projelere diğer departmanların yeterince destek vermediklerini ya da doğru kaynakları atamadıklarını, atasalar bile o çalışanların bizim projemize gereken önceliği vermeyeceğini düşünmeye başlarız. Fakat mevcut kaynaklarla elimizdeki projeyi başarıyla tamamlamak için uğraşırız.

Yukarıdaki paragrafı hem verdiğim eğitimlerde defalarca tekrarladım hem de duydum. Proje yöneticilerinde, kurum içinde bir çok işine uygun gizli kaynak olduğuna fakat görünmeyen bir gücün ya da kişinin bu kaynakları kendisinden uzaklaştırdığına ilişkin paranoyak bir düşünceye dönüştüğüne şahit oldum. Proje yöneticisi şirket içinde bir kumpasta kaldığını düşünmeye ve komplo teorilerine kendini inandırmaya başlıyor.

Projeye gerekli kaynağı ayırmayan departmanlar genellikle “kaynak oburluğu” yaparak kendi işlerine (gereksiz bile olsa) kaynaklarını ayırmayı tercih ederler. Diğer proje yöneticileri aynı şekilde ellerindeki kaynakları tutmaya ve paylaşmamaya çalışırlar.

Eğer organizasyonda, projelerde kaynak kullanımı konusunda politika, prosedür ya da portföy yönetimi yaklaşımı yoksa proje yöneticisi el yordamıyla çözüm bulmak zorunda kalır.

Projeleri başarıyla tamamlamanın en önemli koşullarından birisi kaynak paylaşımı yapabilmektir. Her çalışan çok kıymetli ve önemlidir. Her yönetici elindeki sınırlı çalışanlarla hedeflerini gerçekleştirmeye çalışır. Kaynak paylaşımının, kullanımının ve yönetiminin çok önemli olduğunun bilincinde olmamız gerekir.

Kaynaklar, organizasyonun değerleridir. Kaynak oburluğu, kurumun değerlerinin israfı ve zarar etmesi anlamına gelir.

Ne yapacağız?

Proje yöneticisi olarak elimizdeki kaynakları en etkin ve verimli şekilde kullanma konusunda bilinçli olmamız gerekir. Proje ekip üyelerinin rol ve sorumluluklarını, hangi işi nerede ve ne zaman yapacakları konusunda birlikte planlama yapmalı, plana uygun davranmalıyız.

Proje Portföy Yönetimi (Kapasite ve Yeterlilik Yönetimi vb.) ve Kaynak Yönetimi (Sorumluluk Atama Matrisi vb.) teknikleri çatışmaları azaltmak için kullanmalıyız.  Kapasite ve Yeterlilikleri izlemek, çalışanların oburların elinde kalmasını engelleyecektir.

Proje yöneticileri olarak fonksiyonel yöneticilerle kuracağımız iletişimin çok önemli olduğunu unutmamalıyız. Aynı gemideki iki yöneticinin birbirine yakınlığı ve kaynak paylaşımı konusundaki becerileri çok önemlidir.

Patronluk Taslayanlarla Yaşamak

Hayatımız boyunca “zor insanlarla” bir arada yaşamak ve/veya çalışmak zorunda kalıyoruz. Zor insan tiplerinden birisi “patronluk taslayanlardır”. Üstlerine vazife olmadığı halde bize neyi, ne zaman yapmamız ya da yapmamamız gerektiğini söylerler. Yaptıkları ya da söyledikleriyle bize “kıyak” ya da “iyilik” yaptıklarını düşünürler.

Gençken bile sürekli birilerinin ne yapacağımızı söylemesi bizi sinirlendirirken, kendimizi uzman hissettiğimiz konularda başımıza geldiğinde oldukça fazla sinirleniriz. Birinin bize patronluk tasladığını düşünüyorsak o konuda kendimizi ondan daha iyi hissettiğimiz içindir. Daha iyi hissetmiyorsak onun öneri ya da uyarılarından rahatsız olmaz, onu gerçekten patronumuz rolünde görür ve sinirlenmeyiz.

Hiç kimse sürekli birilerinin ona patronluk taslamasından ya da sürekli kontrol altındaymış gibi hissetmekten hoşlanmaz. Bu tip durumlarda patronluk taslayana karşı suçlayıcı bir şekilde karşı saldırıya geçer, tersler ve tartışırız. Halbuki daha akıllıca ve pozitif yollar mümkündür;

  1. Akıllıca karşı koymak. Bize patronluk taslanmasını saldırı gibi algılasakta nezaketi elden bırakmamamız gerekir. Uyarı ya da öneri konusunda teşekkür edebilir fakat bu işi kendi bildiğiniz şekilde halletmeyi tercih ettiğinizi söyleyebiliriz. “Bana yardım etmek için böyle söylediğini anlıyorum fakat ben bu işi şöyle şöyle yapmak istiyorum” gibi.
  2. Sürtüşmeyelim. Etrafımızda bu tip insanlar olduğunda kızgın, gergin ve stresli oluyoruz. Bu özgüvenimizi zayıflatıyor. Bu duygulardan kurtulmamız lazım. Bu duyguların bizi istemediğiniz bir noktaya getirmesine izin vermemeliyiz.
  3. Kendi alanımızda kalalım. Bize patronluk taslayanların kesin bir şekilde davranışlarımızı değiştirmeyeceğimizi anlamaları gerekir. Anlamadıkları sürece müdahale ve kontrol etmeye devam ederdir. Mesajınızı vermeli ve kararlılığımızı göstermeliyiz. Ör., “Sizinde bildiğiniz gibi gerek finansal gerekse idari işler açısından her konuda kurallara uymaya çalışıyorum fakat konu internet projeleri olduğu zaman personelimi kendim seçmek istiyorum.”
  4. Tavrımızın doğru olduğunu gösterelim. Patronluk taslayanlar çoğu zaman yaptıkları ya da söylediklerinin ne kadar rahatsız edici olduğunun farkında olmuyorlar. “Hassas” bir şekilde patronluk taslayacak bir tavırla yaklaşıp durumu yaşamalarını ve anlamalarını sağlayabiliriz. Fakat bu çok dikkatli olmamız gerekir.

Aynı Anda Birden Fazla İş Vermek ya da Yapmaya Çalışmak

Araba kullanırken cep telefonu ile konuşmanın yasak olmasının sebebi aynı anda 2 iş yapmaya çalışırken kazaya sebebiyet vermemizi önlemektir. Bazen bayanların araba kullanırken hem telefonla konuşmalarına hem de aynada makyaj yapmalarına tanık oluyorum.

Yapılan çalışmalarda email ve telefon ile işi bölünenlerin IQ’larında %10’a yakın düşüş oluyormuş. Bu oran uyuşturucu kullanmanın getireceği zararın 2 katı imiş.

Aynı anda birden fazla iş ile uğraşmak verimliliğimizi %40 düşürüyor. Aslında aynı anda birden fazla iş yapamıyoruz tek yaptığımız elimizdeki işler arasında hızla gidip gelmekten ibaret.

Siz her ne kadar aynı anda 40 yumurtayı da taşıyabildiğinizi söylesenizde yapılan bir diğer araştırmada birden fazla iş ile uğraşanların diğerlerine göre daha az ehil (competent) oldukları çıkmış. Üstelik sadece verimsizlik değil aynı zamanda en büyük stres kaynaklarından birisi olarak görülüyor.

Herkesin kötü olduğunu bilmesine rağmen ısrar etmesinin sebebi ne?

Beynimiz hem ellerimizden hem de sözlerimizden hızlı. Hem kendimize hem de karşımızdakilere yapabileceklerinden fazla iş verip, olanla yetinmeye çalışıyoruz.

Bölünmelerimizi engellememiz yani e-postalarımıza yarım saatte bir bakmalıyız.

Toplantılarda hem saygımızdan hem de bölünmemek için cep telefonumuzu kapatmalıyız.

İşlerimizi önceliklendirmeliyiz.

Hepimiz iş dünyasının atletleriyiz. Hangi atlet koşarken kitap okuyor? Hangi yüzücü yüzerken telefonla konuşuyor?

Eğer yarışı kazanmak istiyorsak sadece yapacaklarımıza odaklanmayı öğrenmeliyiz.

Kronik Gecikirler

Bazıları sürekli geç kalırlar. Ne işe ne de randevularına zamanında gidemezler. Bu tip insanlara “kronik gecikir” diyorum. Özellikle işyerlerinde sabah mesaisine asla vaktinde gelemeyen ve sürekli gecikenler, şikayet konusudurlar. Diğer çalışanlar, işe zamanında gelmeyi “aptallık” olarak algılamaya ve zaman içerisinde onlarda geç gelmeye başlarlar.

Bu konuyu problem ediyorsak strateji belirlemeliyiz. En az ayda bir kez bu davranışını düzeltmesi konusunda ondan söz isteyebiliriz. Her geç kaldığından neden geç kaldığını sorabiliriz.

Gecikmeyi önemsemeyenler zamanın önemsiz olduğunu ve bunu akşam mesaisinde kapatacaklarını düşünürler. Onlar için zamanda %30-40 sapma çok önemli değildir. Çeşitli örneklerle zamanın doğru kullanımının ne kadar önemli olduğunu anlatabiliriz.

Gecikeceğini bildiğiniz insanlara normalden daha erken bir zaman verebiliriz. Ör. saat 15:00’teki toplantının 14:30’da yapılacağını söylemek gibi. Fakat bu yaklaşımımız anlaşılırsa değişen bir şey olmayacaktır.

Kişinin geç kalmasını problem etmeyebilir, çıkardığı iş ve yetenekleri doğrultusunda ona böyle bir alan tanıyabiliriz.

Böyle biriyle çalışıyorsak mutlaka sabırlı olmalıyız. İnsanların alışkanlıklarını değiştirmek zordur. İnsanlar, zaman içerisinde değişebilirler. Bunu iyi niyetimiz ve taktiklerimizle yapmayı ona isteterek ya da kural olarak koyup, uygulama iradesi göstererek başarabiliriz.

Gecikmenin sebebi plan yapamama ya da beklenmedik şekilde koşulların değişmesi ise (trafik kazası vb.) ona göre davranmamız gerekir. Beklenmedik şeylerin olması kaçınılmazdır ve yapılacak bir şey yoktur.

Karşımızdakilerin Beklentileri

Çalıştığım kurumlarda sabahları gülerek günaydın dediğimde asık suratlarla karşılaşırdım. Beklediğim şekilde karşılık verilmemesinden rahatsız olurdum. Nedense karşımızdakilerin bizim istediğimiz gibi davranmalarını bekliyoruz, kendi istedikleri gibi davrandıklarında rahatsız oluyoruz. Teknoloji marketinde süt bulamadığımızda üzülüyoruz 🙂

Herkesin kendince bir hayatı, düşünce tarzı ve tutumu olduğunu kabul etmeliyiz. Kabullendikçe hayatınız çok kolaylaşıyor.

İnsanlar ve kurumlar, birbirlerine benzemek yerine artan bir değişim içindeler. Alıştığımız şirket ortamları dışında ve bizden farklı düşünenlerle bir arada yaşamaya çalışmamız gerekiyor. Bazen kendisine bir şey anlattığım, eğitim verdiğim insanların dinlemediği ya da dinlerMİŞ gibi yaptığını görüyorum. Beklentim dışında davranıyorlar ama bir sebebi olduğunu düşünüyorum.

Altın kural olan “Herkese sana davranmalarını istediğin gibi davranmalısın” artık şöyle değişti; “Herkese, kendilerine davranılmasını istedikleri gibi davranmalısın.”

Karşımdakileri tanımak ve anlamak, kendilerine nasıl davranmam gerektiği konusunda beni çok eğitti. Ne kendim olmayı bıraktım ne de kendi beklentilerim karşılanmadığı için üzüldüm.

Bazı kültürlerde toplantıya zamanında başlamak önemli iken bazılarında değildir. Bazılarında konuşanı bölmek normal, bazılarında değildir. Eğer çevrenizdekilerin beklentilerini anlarsanız hem yönetebilir hem de çok daha iyi iletişim kurabilirsiniz.

Bazı kültürlerde kişiler, kalabalık içinde birbirlerini azarlamaz ya da aksi fikrini belirtmeyi doğru bulmaz.

Unutmamalıyız ki hepimiz Türkiye’de yaşamış olsakta hepimiz farklı ailelerde yetiştik, farklı öğretmenlerden ders aldık, farklı şirketlerde çalıştık, farklı hobilere, farklı hayallere sahibiz. Aynı kelimeleri kullansakta aslında farklı dillerde konuşuyoruz.

Eğer karşımızdakileri iyi tanımıyorsak onların farklılıkları ile karşılaşacağımızı unutmamalıyız.

Yaptığımız her görüşme, yaşadığınız her olay da karşı tarafı tanımamıza yarayacak ip uçları ile doludur ve gözlemlemekten vazgeçmememiz gerekir. Yaşadığımız ve çalıştığımız ortamı, özel ve iş arkadaşlarımızı tanıdıkça beklentilerimizi daha gerçekçi hale getirebilir, alacağımız tepkileri öngörebiliriz.