Kategori arşivi: Risk Yönetimi

Projelerle Etkili Değişimi Sağlamak

Projelerle etkili değişimin sağlaması için aşağıdaki üç aşamanın veya durumun her birinde ne olması gerektiğini detaylıca ele alınmalıdır;

Mevcut Durum, işin şu anda nasıl yapıldığını oluşturan davranışların, süreçlerin, araçların, tekniklerin, organizasyonel yapıların ve iş rollerinin toplamıdır. Mevcut durum iyi çalışmıyor olabilir, ancak genellikle istikrarlı, öngörülebilir ve tanıdıktır. Başarılı olduğumuz ve nasıl değerlendirileceğimizi bildiğimiz yerdir. Her şeyden önce mevcut durum, bilinen rahat durumdur. Bu nedenle, değişim iletişiminin mümkün olduğu kadar erken başlaması gerekir. Böylece insanların yeni yollarla çalışmaya başlamadan önce değişimi anlayıp kabul etmeleri için zamanları olur. Mevcut durumda, beklenen değişikliğe hazırlanırız ve özellikle aşağıdakiler yapılmalıdır;

  • Neyin değişeceğini ve neyin aynı kalacağını tam olarak açıklığa kavuşturun, böylece kafa karışıklığını en aza indirebilir ve değişimin olası kapsamı ve etkisi hakkında söylentilerin gelişmesini önleyebilirsiniz. Proje ekibi üyeleri ve kullanıcılar, neyin değişmesi gerektiğini ve mevcut olağan iş ortamından nelerin muhafaza edilebileceğini belirlemek için işbirliği içinde çalışmalıdır.
  • Değişimin nedenleri ve beklenen faydalar konusunda farkındalık yaratarak değişime destek olunmasını sağlayın. Proje tamamlandığında her şeyin nasıl görüneceğine dair ilgi çekici ve olumlu bir vizyon aktarmanız gerekir.
  • Değişimle ve değişime karşı dirençle ilişkili riskleri nasıl yöneteceğinizi düşünün. Bunu görmezden gelmek ve değişmenin hiçbir dezavantajı yokmuş gibi davranmak saflıktır. Kazanımlar kadar kayıplar konusunda da dürüst olduğunuzda, insanlar daha hızlı uyum sağlayacaklardır.
  • Sık sık iletişim kurun, beklenen faydaları açıklayın, değişikliğin paydaşları nasıl etkileyeceğini açıklayın, endişelerini dinleyin ve soruları tam olarak yanıtlayın. Böylece söylentileri ortadan kaldırın. Değişimin onlar için ne anlama geldiği ve çalışma şekilleri konusunda açık ve net olmak, geçiş aşamasına giden yolda çok önemlidir.
  • Yeni ürün vb. proje sonucunu etkileyecek kişilere eğitim, koçluk ve mentorluk sağlayın. Bu görevlerin Proje Yönetimi Planında ele alınması ve doğru kaynakların atanması gerekir.

Geçiş Durumu bazen düzensiz ve öngörülemez olabilir ve umutsuzluk, endişe, öfke, korku veya rahatlama gibi duygular yaratabilir. Geçiş sırasında, kullanıcılar yeni çalışma yöntemlerini öğrenirken üretkenlik düşebilir. Denemeyi teşvik eden ve başarısızlık korkusunu en aza indiren bir ortam yaratılmalıdır. Zorlayıcı durumlarda aşağıdakiler yapılmalıdır;

  • Kullanıcıları, onların girdilerinden faydalanmanızı ve onlara sahiplenme duygusu sağlayacak şekilde proje ürünlerinin test edilmesine dahil edin.
  • Değişim tepkisini ve ilerlemeyi izleyin, öğrenmeyi teşvik edin, hataları tolere edin, proaktif olarak ürün onayını engelleyebilecek her şeyi araştırın. Ortaya çıkan değişiklikler, riskler ve sorunlarla hızlı ve etkili bir şekilde ilgilenin.
  • Değişimin değerini güçlendirmek için ilerleme ve başarı öyküleri yayınlayın. Söylentileri önlemek veya ortadan kaldırmaya yardımcı olmak için soruları yanıtlamaya ve bilgi paylaşmaya devam edin.
  • Paydaşlara sürekli eğitim, koçluk, mentorluk ve danışmanlık sağlayın.

Gelecek Durum yeni normdur ve gitmek istediğimiz yerdir. Bu adım atılmadığı takdirde eski uygulama ve davranışlara geri dönülebilir. Bu yeni durum bazen geçiş aşamasında kullanıcı geri bildirimleriyle değişmiş olabilir. Gelecekteki durumun organizasyon ve bireysel üretkenlik açısından mevcut durumdan daha iyi olması gerekir. Gelecekteki durum endişe verici olabilir, kişisel ve mesleki beklenti ve hedeflere uymayabilir. Burada faydalı stratejiler aşağıdadır;

  • İşin operasyonlara geçişinin tamamlandığından emin olun.
  • Yeni ürünün kuruluş genelinde anlaşıldığından emin olun.
  • Değişim başarılarını ödüllendirin ve kutlayın.
  • Değişimi sürdürmenin yollarını bulun ve güçlendirin.
  • Sürekli eğitim, koçluk, mentorluk ve danışmanlık sağlayın.
  • Değişimin başarısını değerlendirin ve gerektiği şekilde düzeltici önlemler alın.
  • Eski yöntemlere dönüş belirtilerine dikkat edin.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Projelerde Papyon Risk Değerlendirme Metodolojisi

Papyon Risk Değerlendirmesi(PRD), projelerde istenmeyen durumları çerçeveleyen birden fazla senaryo açısından risklerin değerlendirilmesine olanak tanıyan, genel risklerin bütünsel bir resmini sunan bir metodolojidir. Özellikle, ortaya çıkma olasılığı veya projeye etkisi yüksek riskler için uygundur.

Proje Risk Yönetimi basitçe risklerin tanımlanması, analiz edilmesi, riske yanıt planlarının oluşturulması ve uygulanması, risklerin izlenmesini içerir. Temel amaç olası problemleri erken fark etmek, olasılığını ve olumsuz etkisini en aza indirmektir.

Bazı organizasyonlarda, risk tanımlama yeterince önemsenmez, risk analizi mevcut değildir ve risk değerlendirme adımı, risk matrisinde bir sayı elde etmek amacıyla yapılır. Riskin değerlendirilmesine bu kadar gelişigüzel bir yaklaşım, ya değerlendirmenin çok düşük (ya da aslında çok yüksek) olması ya da risk tanımının/analizinin eksikliğinin, riskleri ortadan kaldıracak eylemleri tasarlamayı zorlaştırır.

Unutulmaması gereken: Her şey yapılsa dahi gizli riske maruz kalınabilir.

Papyon Risk Değerlendirme Metodolojisi hata ağacı analizinin ve kök neden analizinin bir kombinasyonu gibidir. Risk değerlendirmesinin papyona benzer görsel bir temsilini sağlar. Bu metodoloji, 1988’de 167 kişinin ölümüyle sonuçlanan Piper Alpha olayından sonra (özellikle petrol ve gaz endüstrisinde) ilgi kazanmıştır.

Papyon Risk Değerlendirme Metodolojisi, risk değerlendirmesine tutarlı bir yaklaşım sağlamak için açıkça tanımlanabilen farklı unsurlardan oluşur;

Tehlike

Kontrol altında tutulması gereken durumu açıklar. Her papyon diyagramı yalnızca bir riske odaklanır.

İstenmeyen olay

Tehlikenin kontrolünün kaybolduğu noktayı açıklar ve henüz kötü bir şey olmadığını ancak bunun olabileceğini belirtir. Her papyon diyagramı tek bir istenmeyen olay etrafında merkezlenir.

Nedenler

Her neden, belirli bir olayı temsil eder. İstenmeyen olayın artık gerçekleşebileceği anlamına gelir, ancak istenmeyen olay yalnızca bazı varsayımlarımızın tutmaması durumunda meydana gelecektir. Tek bir istenmeyen olayın birden fazla (birçok) nedeni olabilir.

Sonuçlar

Her bir sebep, istenmeyen olayın meydana gelmesi sonucunda meydana gelebilecek (olumsuz) şeyi temsil eder. Sonuç etkisini belirlemeye çalışmaz, yalnızca istenmeyen olayın bir son duruma ulaşmak için mantıksal ilerleyişini tanımlar.

Engeller

Engeller ya istenmeyen olayı önleme (papyon diyagramının sol tarafında) ya da bu durumdan kurtulma (sağ tarafta) işlevi görür. Engeller pasif veya aktif olabilir.

Bozulma mekanizmaları

Zamanla bariyerlerin etkinliğini etkileyebilecek ve dolayısıyla bozulmasına neden olabilecek sorunlardır.

Faydaları

Risk değerlendirmesi ve analizi için papyon metodolojisi kullanmanın birçok faydası vardır;

  • Birbirine bağlı risk senaryolarının daha karmaşık bir şekilde geliştirilmesi ve bunların olasılıkları ve sonuçları yoluyla, incelenmekte olan durumun tanımını netleştirir. Papyon, olasılık etki matris ile karşılaştırıldığında daha zengin bir risk anlayışı sunar.
  • Olasılığı ve sonucu etkileyen faktörlerin görsel temsilini verir. Tüm paydaşların risk değerlendirmesini hızlı bir şekilde yorumlayıp, anlamasını sağlar.
  • İstenmeyen olayı önlemek veya olaya tepki vermek için ilgili sistem üzerinde etkili olabilecek kontrollerin (veya engellerin) tanımlanmasını sağlar. Bu, hangi nedenlere karşı hangi engellerin uygulanabileceğini ve dolayısıyla hangi nedenlerin risk yanıtlarına daha fazla odaklanılması gerekebileceğini belirlemek açısından kritik öneme sahiptir.

Papyon metodolojisinin başarısıi çin dört kritik faktöre dikkat edilmelidir;

  • Değerlendirilecek risklerin önceliklendirilmesi – Tüm riskler kontrol edilemez. Papyon risk değerlendirmeleri, proje üzerinde önemli etkileri olabilecek yüksek riskli senaryo setlerine odaklanmalıdır.
  • Risk değerlendirmelerinin operasyonlar ve bakımla ilişkilendirilmesi – Riskler sadece projeyi değil etkiledikleri diğer alanlarla birlikte ele alınmalıdır.
  • Kontroller – Analiz edilen risklerin sürekli kontrol edilmesi gerekir.
  • Yönetişim – Risk yönetim sisteminin etkili kalmasını sağlamanın en iyi ve tartışmasız tek) yolu, üst yönetimin desteğini almak ve risk incelemesini organizasyonun yönetişiminin bir parçası haline getirmektir.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Projelerde Tasarım Yapısı Matrisi(TYM)

The Design Structure Matrix (DSM)

Belirsizlik ortamında proje yönetimi, herhangi bir zamanda potansiyel olarak yüzlerce hareketli parçanın, faaliyetlerden elde edilen çıktıların ve işle ilgili risklerin koordinasyonunu gerektirir. Proje öğeleri arasındaki bağımlılıklar her karmaşık projenin risklerini artırır. Bir öğedeki sorunlar, diğer öğeler yoluyla doğrudan veya dolaylı olarak diğer öğelere yayılabilir. Bu karmaşıklık, uygun şekilde ele alınmadığı takdirde projenin başarısını etkileyecek, olumlu ya da olumsuz bir dizi olgu yaratır.

Nedir?

Tasarım Yapısı Matrisi(TYM), bir projenin ya da sistemin çeşitli bileşenleri arasındaki ilişkileri ve bağlantıları gösteren matristir. TYM, bileşenlerin (yazılım modülleri, ekip üyeleri, işlemler vb.) birbirleriyle olan etkileşimlerini anlamak için kullanılır. Bu matris, projelerdeki bağımlılıkları ve etkileşimleri görselleştirerek, daha iyi planlama ve koordinasyon sağlar.

Ne Zaman Kullanılır?

1.Karmaşık Projelerde: Büyük ve çok disiplinli projelerde, bileşenler arası etkileşimleri ve bağımlılıkları yönetmek için kullanılır.

2.Yeniden Yapılandırmada: Mevcut sistemlerin veya süreçlerin daha etkin bir şekilde yeniden yapılandırılması gerektiğinde, etkileşimleri ve bağımlılıkları açıkça göstererek gerekli değişiklikleri belirlemeye yardımcı olur.

3.İyileştirme Çalışmalarında: Süreçlerin ve iş akışlarının optimizasyonu sırasında, gereksiz yinelemeleri ve maliyeti azaltacak şekilde süreçleri düzenleme imkanı sunar.

Projeler İçin Önemi

1.Etkili Planlama: Projelerin daha etkin planlanmasını sağlar çünkü tüm bileşenler arası ilişkiler net bir şekilde ortaya konur. Bu, önceliklerin doğru belirlenmesine ve kaynakların daha iyi yönetilmesine olanak tanır.

2.Risk Yönetimi: Bağımlılıkları ve potansiyel tıkanıklık noktalarını belirleyerek, projelerde risk yönetimi süreçlerini güçlendirir.

3.Zaman Tasarrufu: Projelerdeki etkileşimlerin ve bağımlılıkların net bir şekilde görülmesi, karar verme süreçlerini hızlandırır ve projelerin zamanında tamamlanmasına katkıda bulunur.

4. İşbirliği ve İletişim: Projenin tüm katılımcıları arasında açık iletişim ve işbirliğini teşvik eder. Bileşenler arası etkileşimlerin açıkça görülmesi, ekip üyelerinin birbirlerinin çalışmalarına olan etkilerini anlamalarını sağlar.

TYM, projelerdeki karışıklığı yönetmek ve iş akışlarını optimize etmek için güçlü bir araçtır. Proje yöneticilerine ve takım liderlerine, projelerin daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi için kritik bilgiler sunar.

Ricardo Vargas’tan izleyin

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Ekip Sorunlarını Teşhis Etmek

7 Common Project Team Pitfalls to Avoid in your team

Proje ekibinin yaşadığı sorunları erken fark etmek gerekir;

  1. Durum toplantıları (özellikle Scrum ortamlarındaki günlük toplantılar) projeyi ve proje ekibini riske sokan faktörlerin belirlenmesi için fırsattır. Özellikle acil nitelikte olup projeyi riske sokanlara dikkat edilmelidir.
  2. Uzun vadeli etkileri olan ve tespit edilen herhangi bir proje karşıtı durum dikkatle değerlendirilmeli, proje ve sprint planlaması sırasında kilit paydaşlar ve proje sponsoru/ürün sahibi ile paylaşılmalıdır. Her türlü bilgi planlama sırasında dikkate alınmalıdır. Belirlenen risklerin azaltılması veya ortadan kaldırılmasının proje ekibi dışından yardım gerektirmesi durumunda Proje Yöneticisinin bir strateji belirlemesine izin verilmelidir.
  3. Öğrenilen dersler ve sprint retrospektifleri, takımın dinamiklerini olumsuz etkileyen faktörleri belirlemek için harika fırsatlar sunar. Olası riskler çoğunlukla kişisel olup, ekip üyerleri ne düşündükleri ve hissettikleri konusunda dürüst olmadığı sürece kolaylıkla açığa çıkmazlar. Bu toplantıların başarısı için dürüstlük şarttır. Proje yöneticisi, hataları ve eksiklikleri konusunda dürüst olarak rol model olmalıdır. Neyin yanlış gidebileceği, sorunların neler olduğu veya endişeler konusunda dürüst olmak, proje ekibinin gidişatını anında etkileyerek, dürüstlüğü normal hale getirecektir. Toplantılarda dürüstlüğün olmayışı, genellikle ele alınmamış konu ve durumlardan kaynaklanan korku, öfke ve kırgınlığın ürünü olup gerilimi artırır. Dürüstlük gerilimi azaltmakla kalmaz, aynı zamanda hafiflik getirir, ekibin birbirine daha fazla bağlanmasına yardımcı olur.
  4. Gözden geçirme toplantıları – İlerleyişin veya incelenmekte olan çıktıların reddedilmesi ipuçları sunar. Proje ekibinin bir çözüme yönelik çalışmak için geri bildirim yapabilmesi önemlidir. Asıl risk, ekip üyelerinin sağlanan geri bildirimleri göz ardı etmesi, artımları veya çıktıları gözden geçirenlerin dürüst olma konusunda kendilerini rahat hissetmemeleri ya da umursamadıkları için sürece tam olarak katılmamalarıdır. Ya katılım sağlanmalı ya da Proje Yöneticisinin projeye farklı insanları dahil etmesi gerekir.
  5. Genel gözlem ve etkileşim – Ürün sahibi, Proje Sponsoru ve Proje Ekip üyeleriyle konuşmak, onları dinlemek ve etkileşime girmeye zaman ayırmak gerekir. Vücut dillerini okumak, projeyi riske atabilecek kişisel veya politik kalıplar oluşturmaya başlarlarsa ilgisiz gibi görünebilecek bilgileri bir araya getirmek gerekir. Proje ekibi seviyesinin yukarısına bakarak, departmanda, diğer departmanlarda ve bir bütün olarak organizasyonda başka neler olup bittiğini anlamak ve ne gibi etkileri olabileceğini belirlemek önemlidir.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Projelerde Sorgulama-Savunma Matrisi

Advocacy & inquiry a useful model - YouTube

Sorgulama-savunma (inquiry-advocacy) matrisi, karar verme süreçlerinde farklı bakış açılarının ve bilgilerin entegrasyonunu teşvik eden bir yöntemdir. Bu matris, bireylerin veya grupların bir konu hakkındaki görüşlerini ve bilgilerini açıkça ifade etmelerine yardımcı olurken, aynı zamanda diğer perspektiflere de açık olmalarını sağlar. Projelerde kullanıldığında, karar alma sürecini daha şeffaf, kapsayıcı ve etkili hale getirebilir.

Sorgulama-savunma matrisi, bir projenin veya kararın farklı yönlerini sorgulama (inquiry) ve savunma (advocacy) eksenleri üzerinde konumlandırarak, katılımcıların bir konu üzerinde hem kendi görüşlerini ifade etmelerine hem de diğerlerinin görüşlerini anlamalarına olanak tanır. Bu matris, katılımcıların sadece kendi pozisyonlarını savunmaktan daha fazlasını yapmalarını, aynı zamanda diğer perspektifleri aktif bir şekilde sorgulamalarını ve anlamaya çalışmalarını teşvik eder.

Advocacy with Inquiry - Communication | theCompleteMedic

Projelerde Sorgulama-Savunma Matrisinin Kullanımı

  1. Proje Planlama Aşaması

Proje planlama aşamasında, farklı paydaşların (ilgi gruplarının) beklenti ve endişeleri sorgulama-savunma matrisi aracılığıyla ele alınabilir. Bu, projenin kapsamı ve hedeflerinin belirlenmesinde daha geniş bir perspektif sunar ve olası risklerin veya zorlukların önceden tespit edilmesine yardımcı olur.

  1. Karar Alma Süreçleri

Projelerde karar alma aşamalarında, farklı seçeneklerin avantaj ve dezavantajları matris üzerinde tartışılabilir. Bu sayede, karar verme süreci daha dengeli bir bilgi alışverişi ile desteklenir ve daha sağlam kararlar alınabilir.

  1. İletişim ve İşbirliği

Sorgulama-savunma matrisi, proje ekipleri arasında açık ve etkili iletişimi teşvik eder. Ekip üyeleri, kendi görüşlerini savunurken aynı zamanda diğerlerinin bakış açılarını da dikkate alarak daha işbirlikçi bir çalışma ortamı oluşturabilir.

  1. Risk Yönetimi

Risk yönetimi sürecinde, olası riskler sorgulama-savunma matrisi kullanılarak tartışılabilir. Bu, risklerin daha detaylı bir şekilde incelenmesini ve etkilerinin daha iyi anlaşılmasını sağlar, böylece daha etkili risk azaltma stratejileri geliştirilebilir.

Yukarıda Inquiry (Sorgulama) ve Advocacy (Savunma) skorlarını karşılaştıran bir grafik görebilirsiniz. Grafik, projelerdeki farklı yaklaşımların nasıl dengelenebileceğini görselleştirir. “Inquiry” boyutu, bilgi arayışı ve diğer perspektiflere açıklığı temsil ederken, “Advocacy” boyutu, belirli bir görüşün veya çözümün savunulmasını temsil eder. Bu grafik, bir projenin veya karar verme sürecinin farklı aşamalarında, her iki boyutun da önemini ve nasıl entegre edilebileceğini göstermektedir.

Sorgulama-savunma matrisi, projelerde daha kapsayıcı ve etkili karar verme süreçlerinin tasarlanmasına olanak tanır. Farklı perspektiflerin ve bilgilerin entegre edilmesini sağlayarak, projelerin başarısını artırabilir ve olası sorunların önceden tespit edilmesine yardımcı olabilir. Bu yaklaşım, projelerin daha sağlam temeller üzerinde yürütülmesine ve hedeflerine ulaşmasına katkıda bulunur.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Projelerde Problem Çözücüler

How to Improve Problem Solving Skills - Bond's Escape Room

Problem çözücüler, problemler ortaya çıktığında gözlemleyebilir, değerlendirebilir, hızlı hareket edebilir ve bilinmeyenden korkmazlar. Bu yaklaşım, proje ortamındaki sorunların tanımlanması ve çözülmesi için çok değerlidir.

Problem çözücüler;

Müşterileri ve onların ihtiyaçlarını dikkatle değerlendirir ve bunları karşılayacak planlama ve uygulamadaki sorunları belirlerler.

Genellikle sorunlardaki fırsatları görürler.

Kalıpların dışında düşünebilirler, özellikle önemli bir problemi çözme konusunda beklenenden daha iyi sonuçlara ulaşırlar.

Genellikle son teslim tarihlerinin öne çekilmesi veya proje parametrelerinin değiştirilmesi gibi baskılarla baş etme konusunda iyidirler.

Yalnızca acil sorunları çözmekle kalmaz, aynı zamanda eğilimlere, kalıplara, deneyimlere ve güncel olaylara dayanarak gelecekteki sorunları da tahmin edebilirler.

İş yeri kültürünüze bağlı olarak projelerde hızlı çözümler sunabilecek veya sonraki adımları belirlemek için zaman ayırabilecek kişileri tercih etmelisiniz.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Bilişim Teknolojileri Projelerindeki Zorlukları Yönetmek

 

Soyutluk ve belirsizlik

Bilişim Teknolojilerine yönelik sistemler geliştirilmeden önce görülemez, hissedilemez veya dokunulamaz. Yapılan analizler, çizimler vb. ile müşteri sistemin davranışını iyi bir şekilde anlayamaz. Prototipleme ile sistemin zaman sınırlı yinelemelerde sunulması ve geliştirilebilmesi sağlanmaya çalışılır. Yinelenen gelişme, paydaşlara gelecekteki sistem hakkında rahatlık ve güven sağlar, soyutluk ve belirsizlik en aza indirilebilir.

Kötü tanımlanmış amaç ve hedefler

Amaçlar ve hedefler projenin yol haritasını belirler. Projenin her aşaması için amaç ve hedeflerin açıkça tanımlanması, her aşamanın başlangıcında veya yinelenmelerde kritik öneme sahiptir. Amaç ve hedefler, Spesifik, Ölçülebilir, Ulaşılabilir, Uygun ve Zaman Sınırlı (SMART) olmalı ve yazılı hale getirilmelidir. Belirlenen amaç ve hedefler belgelendikten sonra periyodik olarak değerlendirilmeli ve eğer proje bu belirlenen amaç ve hedeflerden sapıyorsa, belirlenen amaç ve hedefler yeniden değerlendirilmeli, gerektiği şekilde revize edilmelidir.

Kısıtları yönetme

Tüm projelerin kısıtları vardır. Nitelikli kaynaklar, bütçe, zaman, mevcut teknoloji, faydalar, kalite veya performans vb. yalnızca projelerin başlangıcında değil, proje yaşam döngüsü boyunca tanımlanmalı, belgelenmeli ve proaktif bir şekilde yönetilmelidir. Kısıtlar projenin yaşam döngüsü boyunca zaman zaman değişebilir. Örneğin, kritik kaynaklardan biri işten ayrılabilir.

Gerçekçi olmayan bitiş tarihleri

Gerçekçi olmayan teslim tarihleri, ürünün kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir, proje ekibinin moralini ve dolayısıyla projenin geleceğine olumsuz yansır. Veriye dayalı kararlar alınmalı, kilit karar vericileri proje yaşam döngüsü boyunca sürece dahil edilmelidir.

Gereksinimlerin ve kapsamının eksikliği

Net gereksinimler ve kesin kapsam üzerinde önceden anlaşmaya varmak zor olsa da, en azından projenin neyi sunacağının anlaşılmasına ve kabul edilmesine önem verilmelidir. İş ve Kapsam Bildirimi, Destanlar, Özellikler/Hikayeler, İş Kırılım Yapıları (İKY) vb. şeklindeolabilir. Belirsiz ve esnek gereksinimler, projeler ve organizasyonlar için zararlı sonuçlara yol açabilir.

Sorumluluk ve sponsorluk eksikliği

Proje ekibi, her üyenin kendini sorumlu hissettiği, kendisine verilen rolü yerine getirmeye çalıştığı ve proje sponsorunun aktif olarak sürece dahil olduğu durumlarda iyi performans gösterir. Ekibin sorumluluklarının belirsizliği veya sponsorun bağlantısız olması tüm projeyi zora sokabilir. Proje ekibi ve paydaş sorumluluklarını değerlendirmek için Sorumluluk Atama Matrisi hazırlanabilir.

Ekip üyelerinin yetersiz becerileri

Bir zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür ve proje ekipleri söz konusu olduğunda performans büyük ölçüde bireysel beceri düzeylerine bağlıdır.  Projenin başarıyla gerçekleştirilmesi için gereken ekiplerin ve beceri setlerinin değerlendirilmesi önemlidir. Boşluklar varsa, eğitim fırsatları aranmalıdır. Proje yöneticisi mümkünse başka bir projedeki nitelikli kaynakları müzakere etmeli veya takas etmelidir. Eğer yukarıda bahsedilen çözümlerden hiçbiri mümkün değilse, beceri boşluklarının ortaya çıkarılması ve olası risklerin veya proje sonuçları üzerindeki etkilerin belgelenmesi gerekir.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Riskleri Daha İyi Tanımlamak ve Yönetmek

What is risk in project management? How can software help?

Riskleri daha iyi tanımlamak ve yönetmek için aşağıdaki yaklaşımlar önemlidir;

  • Üst Yönetimin risk yönetimine desteği ve katılımı, projeyi güçlendirir.
  • Olası senaryoları düşünmek, odağı tekil risklerden genel risklere kaydırarak bilinen risklerin ötesindeki risklerin belirlenmesine yardımcı olur.
  • Proje yöneticilerinin riskleri belirleme ve yanıt planlamada proaktif olmaları konusunda güçlendirmek gerekir.
  • Projelerde ve aynı zamanda portföy seviyesinde risk yanıtlarının planlaması gerekir.
  • Herkesin Risk Yanıt Planlaması çalışmalarının (Çalıştaylar, Beyin Fırtınası vb.) amacını anladığından emin olmak gerekir.
  • Sezgisel olarak tanımlanan risklerin açık bir şekilde paylaşılmasını teşvik etmek, çalıştayları alışılmışın ötesinde düşünmeyi teşvik eden elverişli bir atmosferde gerçekleştirmek ve risk belirleme, değerlendirme ve riske yanıt planlama çalıştaylarında amaç duygusu geliştirmek gerekir.
  • Proje risklerini mümkün olduğu kadar erken tanımlamak önemlidir.
  • Kilit paydaşların planlamaya dahil olmasını sağlamak gerekir.
  • Risk yanıt eylemlerine mutlaka risk sahipleri atanmalıdır.
  • Günlük toplantılarda riskleri tartışmak ve risklerin günlük olarak gözden geçirilmesini, izlenmesini ve kontrol edilmesini sağlamak gerekir.
  • Riskleri, riske yanıtları ve mevcut durumu kayıt altına almak gerekir.
  • En çevik ortamda bile proje risklerinin ve planlanan risk yanıtlarının belgelendiğinden emin olmak gerekir.

Bu yaklaşımlar, risk bağlamının ötesinde projelere fayda sağlayacak ve bu projelerin, liderlerinin ve üyelerinin algısını olumlu yönde etkileyecektir.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Projelerde Doğru Riskleri Almak

Project risk analysis

Proje yönetişimi yaklaşımı, organizasyon yapıları ile projeler arasındaki ve iş stratejisi ile projeler arasındaki uyumu vurgular. Doğru risklerin alınmasına ilişkin kararların, üst yönetimin aktif katılımıyla proje seçim aşamasında başlaması gerekir.

Üst Yönetim proje, program ve portföylere ilişkin risk belirleme ve planlama süreçlerine dahil edilmelidir.

Proje yöneticileri proje teslim risklerine karşı daha duyarlı olabilirken, proje başarısızlığının ciddi sonuçları genellikle bireysel bir projenin ötesinde şirket bütünündedir. Üst yönetimin desteği, riskin kabul edildiği anlamına gelir ve proje ekibini güçlendirir. Bu destek, proje yöneticileri ve ekipleri tarafından kullanılan risk yönetimi yöntemleriyle faydalı etkileşimi teşvik eder. Proje içi risklerin tanımlanması, analizi ve risk yanıtlarının planlanması proje yöneticisi ve ekibi tarafından gerçekleştirilir.

Projelerde üst yönetimin doğru riskler alabilmesi, projenin başarısını doğrudan etkileyebilir. Doğru risk alma, potansiyel fırsatları değerlendirme ve projenin hedeflerine ulaşmasını sağlama için gereklidir. Üst yönetim, risk alma sürecinde dikkatli ve bilinçli olmalıdır.

Üst yönetimin doğru riskler alabilmesi için dikkat etmesi gereken önemli noktalar aşağıdadır;

  1. Risk Değerlendirme ve Önceliklendirme

– Kapsamlı Risk Değerlendirme: Risklerin sistematik bir şekilde tanımlanması, analiz edilmesi ve önceliklendirilmesi gerekir. Bu süreç, hangi risklerin alınmaya değer olduğunu belirlemeye yardımcı olur.

– Risk Önceliklendirme:Tüm riskler eşit derecede önemli değildir. Üst yönetim, projenin başarı kriterlerine göre riskleri önceliklendirerek, kaynakları en kritik risklere yönlendirmelidir.

  1. Stratejik Uyum

– Projeye ve Organizasyona Uyum:Alınan risklerin, projenin genel hedefleri ve organizasyonun stratejik planlarıyla uyumlu olması gerekir. Bu uyum, risk almanın potansiyel getirilerini maksimize eder.

– Uzun Vadeli Perspektif:Üst yönetim, kısa vadeli kazançlar yerine, uzun vadeli stratejik hedeflere odaklanmalıdır. Bu, sürdürülebilir başarı için kritik öneme sahiptir.

  1. Kaynakların Etkin Kullanımı

– Yeterli Kaynak Tahsisi: Riskleri yönetmek ve fırsatlardan yararlanmak için yeterli kaynakların (finansal, insan kaynağı, teknoloji vs.) ayrılması gerekir.

– Esneklik ve Yedek Planlama: Risklerin gerçekleşmesi durumunda projeyi rayında tutacak yedek planlar ve esnek kaynak yönetimi önemlidir.

  1. Paydaş İletişimi ve Katılımı

– Şeffaf İletişim: Risk alma kararları, ilgili tüm paydaşlarla açık ve şeffaf bir şekilde paylaşılmalıdır. Bu yaklaşım, güven verir ve karşılaşılabilecek zorluklarda destek sağlar.

– Paydaş Katılımı: Paydaşların risk değerlendirme ve yönetim sürecine katılımı, farklı perspektiflerin ve bilgilerin sürece dahil edilmesini sağlar.

  1. Sürekli İzleme ve Değerlendirme

– Risk İzleme: Alınan riskler ve bunların etkileri sürekli olarak izlenmeli ve değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, beklenmedik durumlara hızlı bir şekilde tepki verme yeteneğini artırır.

– Esneklik ve Adaptasyon: Piyasa koşulları, teknolojik gelişmeler ve diğer dış faktörler değiştikçe, üst yönetim stratejileri ve planları gözden geçirmeli ve gerekli uyarlamaları yapmalıdır.

Üst yönetim, doğru riskler alırken, bilgiye dayalı kararlar almalı, proje ve organizasyon hedefleriyle uyumlu stratejiler geliştirmeli ve risk yönetimi süreçlerini sürekli olarak gözden geçirmelidir. Bu yaklaşım, projenin başarılı bir şekilde yönetilmesini ve hedeflerine ulaşmasını sağlayacaktır.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Risk Yönetiminde Şeffaflık

8 Common Project Risk Examples & How to Manage Them

Açık iletişim kültürü, risklerin zamanında ve etkili bir şekilde tanımlanmasını teşvik eder. Açık iletişim kültürünü teşvik etmek için proje ekipleri, projenin tüm düzeylerinde erişilebilir olması gereken riskleri tanımlamaya ve raporlamaya yönelik basit süreçleri kolaylaştırmalıdır.

Hiyerarşik veya işlevsel sınırlar risklerin işaretlenmesine engel olmamalıdır. Ortaya çıkan veya bilinmeyen bilinmeyenler herhangi bir proje için gerçek bir tehdit oluşturduğundan ve proaktif olarak tespit edilmesi veya tahmin edilmesi mümkün olmadığından, böyle bir açık kültür, proje yöneticilerine riskleri en erken zamanda belirleme ve yönetme konusunda güç verecektir.

Risk kaydı ve potansiyel risklerin gözden geçirilmesi, günlük veya düzenli proje toplantılarında standart bir gündem olmalıdır. Risk azaltma seçenekleri periyodik olarak değerlendirilmeli ve plan veya stratejideki herhangi bir değişiklik proje organizasyonuna iletilmelidir.

Projelerde risk yönetimi, projenin başarısında kritik bir rol oynar. Bu süreç, potansiyel problemleri önceden tanımlamayı, bunların projeye etkilerini değerlendirmeyi ve bu riskleri minimize etmek veya yönetmek için stratejiler geliştirmeyi içerir. Risk yönetiminde şeffaflığın sağlanması, tüm paydaşların projenin mevcut durumu ve potansiyel riskler hakkında tam ve doğru bilgiye sahip olmasını garantiler. Bu makale, projelerde risk yönetiminde şeffaflığın önemini ve bunun nasıl sağlanabileceğini ele alacaktır.

Risk Yönetiminde Şeffaflığın Önemi

  1. Karar Verme Sürecinin İyileştirilmesi: Şeffaf bir risk yönetimi süreci, karar vericilere projenin gerçek durumu hakkında net bir görüş sağlar. Bu, daha bilinçli kararlar alınmasına ve potansiyel sorunların proaktif bir şekilde ele alınmasına olanak tanır.
  2. Paydaş Güveninin Artırılması: Proje paydaşlarına sürekli ve açık bir şekilde bilgi sağlamak, projeye olan güvenlerini artırır. Şeffaflık, beklenmedik sorunlarla karşılaşıldığında bile, paydaşların projeye olan bağlılığını ve desteğini korur.
  3. Risklerin Daha Etkili Yönetimi: Şeffaflık, risklerin daha doğru bir şekilde tanımlanmasına, değerlendirilmesine ve önceliklendirilmesine olanak tanır. Böylece, risklere karşı en uygun müdahale stratejileri belirlenebilir.

Risk Yönetiminde Şeffaflığı Sağlama Yolları

  1. Açık İletişim Politikaları Oluşturmak: Projedeki tüm paydaşlar arasında düzenli ve açık bir iletişim kanalı kurmak önemlidir. Bu, risklerin ve bunların potansiyel etkilerinin açıkça raporlanmasını ve tartışılmasını sağlar.
  2. Risk Yönetimi Süreçlerini Dokümante Etmek: Risk değerlendirme toplantılarının, kararların ve risk azaltma stratejilerinin detaylarını içeren kapsamlı dokümantasyon, şeffaflığın temel taşlarından biridir.
  3. Teknolojiyi Kullanmak: Risk yönetimi yazılımları ve diğer teknolojik araçlar, risklerin izlenmesi, raporlanması ve paylaşılmasında etkili olabilir. Bu araçlar, gerçek zamanlı veri sağlayarak projenin durumuna dair güncel ve şeffaf bir görünüm sunar.
  4. Paydaş Katılımını Teşvik Etmek: Paydaşların risk yönetimi sürecine aktif olarak katılmalarını sağlamak, farklı bakış açılarının ve bilgilerin sürece dahil edilmesine yardımcı olur. Bu da daha kapsamlı bir risk değerlendirmesi ve yönetimi sağlar.
  5. Eğitim ve Farkındalık Oluşturmak: Proje ekibi ve diğer ilgili tarafların risk yönetimi konusunda eğitilmesi, risklerin tanımlanması, değerlendirilmesi ve iletilmesi konusunda bir farkındalık yaratır. Bu eğitimler, şeffaflık kültürünün oluşmasına katkıda bulunur.

Projelerde risk yönetiminde şeffaflığın sağlanması, proje başarısının anahtar unsurlarından biridir. Açık iletişim, kapsamlı dokümantasyon, teknolojinin etkin kullanımı, paydaş katılımı ve eğitim yoluyla şeffaflık sağlanabilir. Bu yaklaşım, projenin sağlıklı bir şekilde ilerlemesini, potansiyel sorunların proaktif bir şekilde ele alınmasını ve projenin başarılı bir şekilde tamamlanmasını sağlar.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler