Kategori arşivi: Proje Yönetimi

Proje Yönetimi ile ilgili yazılar

Bilişim Teknolojileri Projelerindeki Zorlukları Yönetmek

 

Soyutluk ve belirsizlik

Bilişim Teknolojilerine yönelik sistemler geliştirilmeden önce görülemez, hissedilemez veya dokunulamaz. Yapılan analizler, çizimler vb. ile müşteri sistemin davranışını iyi bir şekilde anlayamaz. Prototipleme ile sistemin zaman sınırlı yinelemelerde sunulması ve geliştirilebilmesi sağlanmaya çalışılır. Yinelenen gelişme, paydaşlara gelecekteki sistem hakkında rahatlık ve güven sağlar, soyutluk ve belirsizlik en aza indirilebilir.

Kötü tanımlanmış amaç ve hedefler

Amaçlar ve hedefler projenin yol haritasını belirler. Projenin her aşaması için amaç ve hedeflerin açıkça tanımlanması, her aşamanın başlangıcında veya yinelenmelerde kritik öneme sahiptir. Amaç ve hedefler, Spesifik, Ölçülebilir, Ulaşılabilir, Uygun ve Zaman Sınırlı (SMART) olmalı ve yazılı hale getirilmelidir. Belirlenen amaç ve hedefler belgelendikten sonra periyodik olarak değerlendirilmeli ve eğer proje bu belirlenen amaç ve hedeflerden sapıyorsa, belirlenen amaç ve hedefler yeniden değerlendirilmeli, gerektiği şekilde revize edilmelidir.

Kısıtları yönetme

Tüm projelerin kısıtları vardır. Nitelikli kaynaklar, bütçe, zaman, mevcut teknoloji, faydalar, kalite veya performans vb. yalnızca projelerin başlangıcında değil, proje yaşam döngüsü boyunca tanımlanmalı, belgelenmeli ve proaktif bir şekilde yönetilmelidir. Kısıtlar projenin yaşam döngüsü boyunca zaman zaman değişebilir. Örneğin, kritik kaynaklardan biri işten ayrılabilir.

Gerçekçi olmayan bitiş tarihleri

Gerçekçi olmayan teslim tarihleri, ürünün kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir, proje ekibinin moralini ve dolayısıyla projenin geleceğine olumsuz yansır. Veriye dayalı kararlar alınmalı, kilit karar vericileri proje yaşam döngüsü boyunca sürece dahil edilmelidir.

Gereksinimlerin ve kapsamının eksikliği

Net gereksinimler ve kesin kapsam üzerinde önceden anlaşmaya varmak zor olsa da, en azından projenin neyi sunacağının anlaşılmasına ve kabul edilmesine önem verilmelidir. İş ve Kapsam Bildirimi, Destanlar, Özellikler/Hikayeler, İş Kırılım Yapıları (İKY) vb. şeklindeolabilir. Belirsiz ve esnek gereksinimler, projeler ve organizasyonlar için zararlı sonuçlara yol açabilir.

Sorumluluk ve sponsorluk eksikliği

Proje ekibi, her üyenin kendini sorumlu hissettiği, kendisine verilen rolü yerine getirmeye çalıştığı ve proje sponsorunun aktif olarak sürece dahil olduğu durumlarda iyi performans gösterir. Ekibin sorumluluklarının belirsizliği veya sponsorun bağlantısız olması tüm projeyi zora sokabilir. Proje ekibi ve paydaş sorumluluklarını değerlendirmek için Sorumluluk Atama Matrisi hazırlanabilir.

Ekip üyelerinin yetersiz becerileri

Bir zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür ve proje ekipleri söz konusu olduğunda performans büyük ölçüde bireysel beceri düzeylerine bağlıdır.  Projenin başarıyla gerçekleştirilmesi için gereken ekiplerin ve beceri setlerinin değerlendirilmesi önemlidir. Boşluklar varsa, eğitim fırsatları aranmalıdır. Proje yöneticisi mümkünse başka bir projedeki nitelikli kaynakları müzakere etmeli veya takas etmelidir. Eğer yukarıda bahsedilen çözümlerden hiçbiri mümkün değilse, beceri boşluklarının ortaya çıkarılması ve olası risklerin veya proje sonuçları üzerindeki etkilerin belgelenmesi gerekir.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Büyük Programların Başarısını veya Başarısızlığını Etkileyen Faktörler

Defining Terms: Program Management and Project Management in Entertainment Destination Development – nFusion

Her program, program sponsorunun/sponsorlarının desteğine sahip olmalıdır. Program sponsorları, programın finansmanını kontrol eden ve program ile ilgili son sözü söyleyen kişilerdir. Genellikle büyük programların sponsorları organizasyonun İcra veya Yönetim Kurulu kademelerinden gelir.

Programın temel parametrelerini güçlü bir şekilde kavramak, karmaşıklıklarını ve bağımlılıklarını açıkça anlamak için planlamaya yeterli zaman ve kaynak harcanmalıdır.

Program yönetiminde iş/organizasyon alanı ve teknik becerilerin doğru kombinasyonu olmalıdır. Ayrıca, gerekli beceri ve deneyim derinliğine sahip olmaları zorunludur.

Programın odak alanlarında (örneğin, Finans, BT altyapısı vb. deneyim ve bilgiye sahip olan Program Yöneticileri, daha başarılıdırlar. Etki alanı bilgisi ve yeterli teknik bilgi özellikle çok tedarikçili programlarda paydaş yönetimi becerilerini zorunlu kılar. İş birliği yapma ve işbirliği yapma konusunda yönlendirme becerisi , değişim ve varyasyon yönetimi, işin kolayına kaçmadan maliyetleri azaltmaya yönelik yaklaşımlar önemlidir.

Program raporlama yapısı mümkün olduğu kadar basit olmalıdır.

Büyük programların birden fazla tedarikçiye sahip olması muhtemeldir. Bu nedenle, hem sözleşmeye dayalı olarak hem de uygulamada, programa yönelik tedarikçi sorumluluklarının önceliklerini belirlemek esastır. İletişim, risk ve sorun yönetimi ve anlaşmazlık çözümüne yönelik sorumlulukların ve protokollerin oluşturulması gerekir.

Programlarda, potansiyel çıkar çatışmalarının üstesinden gelinmelidir.

Programla ilgili tüm paydaşların tanımlanması, programa olan ilgilerinin, katılım düzeylerinin açıkça belirtilmesi gerekir. Paydaş Analizi, açık ve örtülü paydaşların belirlenmesine yardımcı olur.

Program yönetimi, farklı beklentileri olan (özellikle farklı ve birbiriyle çelişen önceliklere sahip) birçok paydaşın yönetilmesi konusunda dikkat gerektirir Erken teşhis bu sorunun ortadan kaldırılmasına yardımcı olabilir.

Program yönetimi ekibi, programın altındaki projeler için uygun yaklaşımları (gelenerksel, çevik veya hibrit) seçmelidir. Seçilen yaklaşım amaca uygun olmalıdır. Modern bir metodoloji, pratik olmadığında ve ilgili herkes tarafından takip edilmediği sürece istenen etkiye sahip olmayacaktır.

Doğru ve uygun proje planlama, görev yönetimi ve işbirliği araçlarının kullanılması programın başarısı için hayati öneme sahiptir. Tüm araçlar arasında kusursuz bir entegrasyon olmalıdır.

Program durumunun ve güncellemelerinin düzenli olarak izlenmesi, gerektiğinde düzeltici önlemlerin alınabileceği doğru yolda olduğundan emin olmak için çok önemlidir.

Yönetişim Kurulu/Yönlendirme Komitesinin, büyük programları yönetme deneyimine sahip, program raporlamasını özümseyebilecek ve programın gidişatını yönlendirme konusunda program liderliğine tavsiyelerde bulunabilecek yöneticilere sahip olması gerekir.

Yönetişim raporlaması şeffaf, açık ve özlü olmalı ve dikkat çekici noktaları Yönetişim Kurulunun dikkatine sunmalıdır.

Projenin her seviyesinde programın her yönünü ele alacak sağlam bir iletişim planı mevcut olmalıdır.

Sorumluluk Atama Matrisi, iç/dış proje ve program iletişimini herhangi bir belirsizlik olmaksızın yönetmek için mevcut olmalıdır.

Riskleri tespit etmek ve sorun haline gelmeden önce olumsuz etkiyi azaltmak için disiplin oluşturulmalıdır. Bazen, kendi projesini kurtarmak için başka bir projeye/proje yöneticisine karşı riskleri artırma yoluyla risk ve sorun süreciyle “oynama” eğilimi ortaya çıkabilir. Bu konuda dikkatli olmak, özellikle risklerin ve sorunların farklı tedarikçiler arasında para kazanma aracına dönüşebileceği unutulmayarak ihtiyatlı davranılmalıdır.

Program liderleri ve sponsorlar, iyimser tahminlerin (gerçekçi olmayan zaman çizelgeleri ve/veya yetersiz finansman) programı bir düşüşe sürükleyeceğini unutmamalıdır.

Programlarda bilgi toplamak için resmi ve gayri resmi tüm araçlar kullanılmalıdır.

Kapsam değişikliklerine karşı dikkatli olunmalıdır.

Program Yöneticisi, paydaşlarla etkileşim halinde olmalıdır. Burada “herkese uyan tek bir çözüm” yoktur. Her paydaşın ayrı ayrı yönetilmesi gerekir. Dikkat edilmesi ve mümkünse önlem alınması gereken işaretlerden biri, program sırasında paydaşların önceliklerinin değişmesidir.

Özellikle çok büyük ve karmaşık programlarda, başlangıçta ayrıntılı gereksinimlerin ortaya çıkarılması pratik değildir. Üst seviye ele alınmalı ve daha sonra her aşama için ayrıntılı planlama yapılmalıdır.

Gereksinimlerin ayrıntılı tanımının teklif/sözleşme aşamasında mümkün olmadığı durumlarda, gereksinimlerin ayrıntılı tanımının kapsam sınırını aşmadan yönetilebilmesi için kapsam sınırının açık bir şekilde tanımlanması gerekir.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Ekibi Açısından Duygusal Zekanın Önemi

The Power of Emotional Intelligence in the Workplace

Proje Yöneticisi vaktinin %90’ını iletişimle geçirir. Bu iletişimin büyük bir kısmı proje ekibinin değişikliklerin ve stresin duygusal ve sosyal yönleriyle başa çıkmasına yardımcı olmakla ilgilidir. Ayrıca Duygusal Zeka, kişinin kendi duygularına hakim olması ile ilgilidir. Proje yöneticisinin işini yapma ve belirli bir zihinsel sağlık düzeyini koruma becerisini etkileyebilecek üç önemli faktörden bahsedilebilir;

Stres Azaltma – Proje çalışmaları streslidir ve stres yönetimi ilişkilerin doğasına bağlı olarak projeden projeye değişir. Örneğin tedarikçinin proje çalışanlarına herhangi bir stres yönetimi yapılmasına gerek olmayabilir.  Şirketler, ücret vermek dışında çalışanlarına proje yönetimi sürecinde psikolojik koruma sağlamalıdırlar. Örneğin izinler, tam zamanlı çalışanların yoğun çalışma dönemlerinden sonra toparlanmalarına olanak tanır. Dinlenmeme önemli bir stres kaynağıdır.

Kimlik Yenileme – Proje ekipleri için tek stres kaynağı bitkinlik değildir. Mesleki bağlamda kim olduklarına dair bir anlam ararlar. Bir işten diğerine geçerken anlamı kaybedebilirler. Daha da kötüsü, projelerin geçici doğası çoğu zaman bireyleri, her yeni projede kimliklerini yeni ekiple tutarlı bir şekilde yeniden inşa etmeye zorlayabilir. Kimliğini sürekli olarak yeniden yapılandırmanın sonuçları sıkıntılı olabilir. Özellikle sözleşmeli çalışanlar sıklıkla yabancı muamelesi görürler. Sonuç olarak, pek çok proje profesyoneli kendilerini uyum sağlamak için tekrarlanan bir çaba içerinde bulurlar. Bu çabalar başarısız olursa, meslektaşlarına, şirketlerine ve nihayetinde kendilerine karşı olumsuz eğilimler geliştirme olasılıkları da o kadar artar.

Ayrılma – Bir çalışanın benlik duygusu bozuldukça, karar verme yetenekleri tehlikeye girebilir. İstihdam güvencesizliği mesleki deneyimlerindeki en büyük stres etkeni olarak tanımlanabilir.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Riskleri Daha İyi Tanımlamak ve Yönetmek

What is risk in project management? How can software help?

Riskleri daha iyi tanımlamak ve yönetmek için aşağıdaki yaklaşımlar önemlidir;

  • Üst Yönetimin risk yönetimine desteği ve katılımı, projeyi güçlendirir.
  • Olası senaryoları düşünmek, odağı tekil risklerden genel risklere kaydırarak bilinen risklerin ötesindeki risklerin belirlenmesine yardımcı olur.
  • Proje yöneticilerinin riskleri belirleme ve yanıt planlamada proaktif olmaları konusunda güçlendirmek gerekir.
  • Projelerde ve aynı zamanda portföy seviyesinde risk yanıtlarının planlaması gerekir.
  • Herkesin Risk Yanıt Planlaması çalışmalarının (Çalıştaylar, Beyin Fırtınası vb.) amacını anladığından emin olmak gerekir.
  • Sezgisel olarak tanımlanan risklerin açık bir şekilde paylaşılmasını teşvik etmek, çalıştayları alışılmışın ötesinde düşünmeyi teşvik eden elverişli bir atmosferde gerçekleştirmek ve risk belirleme, değerlendirme ve riske yanıt planlama çalıştaylarında amaç duygusu geliştirmek gerekir.
  • Proje risklerini mümkün olduğu kadar erken tanımlamak önemlidir.
  • Kilit paydaşların planlamaya dahil olmasını sağlamak gerekir.
  • Risk yanıt eylemlerine mutlaka risk sahipleri atanmalıdır.
  • Günlük toplantılarda riskleri tartışmak ve risklerin günlük olarak gözden geçirilmesini, izlenmesini ve kontrol edilmesini sağlamak gerekir.
  • Riskleri, riske yanıtları ve mevcut durumu kayıt altına almak gerekir.
  • En çevik ortamda bile proje risklerinin ve planlanan risk yanıtlarının belgelendiğinden emin olmak gerekir.

Bu yaklaşımlar, risk bağlamının ötesinde projelere fayda sağlayacak ve bu projelerin, liderlerinin ve üyelerinin algısını olumlu yönde etkileyecektir.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Projelerde Doğru Riskleri Almak

Project risk analysis

Proje yönetişimi yaklaşımı, organizasyon yapıları ile projeler arasındaki ve iş stratejisi ile projeler arasındaki uyumu vurgular. Doğru risklerin alınmasına ilişkin kararların, üst yönetimin aktif katılımıyla proje seçim aşamasında başlaması gerekir.

Üst Yönetim proje, program ve portföylere ilişkin risk belirleme ve planlama süreçlerine dahil edilmelidir.

Proje yöneticileri proje teslim risklerine karşı daha duyarlı olabilirken, proje başarısızlığının ciddi sonuçları genellikle bireysel bir projenin ötesinde şirket bütünündedir. Üst yönetimin desteği, riskin kabul edildiği anlamına gelir ve proje ekibini güçlendirir. Bu destek, proje yöneticileri ve ekipleri tarafından kullanılan risk yönetimi yöntemleriyle faydalı etkileşimi teşvik eder. Proje içi risklerin tanımlanması, analizi ve risk yanıtlarının planlanması proje yöneticisi ve ekibi tarafından gerçekleştirilir.

Projelerde üst yönetimin doğru riskler alabilmesi, projenin başarısını doğrudan etkileyebilir. Doğru risk alma, potansiyel fırsatları değerlendirme ve projenin hedeflerine ulaşmasını sağlama için gereklidir. Üst yönetim, risk alma sürecinde dikkatli ve bilinçli olmalıdır.

Üst yönetimin doğru riskler alabilmesi için dikkat etmesi gereken önemli noktalar aşağıdadır;

  1. Risk Değerlendirme ve Önceliklendirme

– Kapsamlı Risk Değerlendirme: Risklerin sistematik bir şekilde tanımlanması, analiz edilmesi ve önceliklendirilmesi gerekir. Bu süreç, hangi risklerin alınmaya değer olduğunu belirlemeye yardımcı olur.

– Risk Önceliklendirme:Tüm riskler eşit derecede önemli değildir. Üst yönetim, projenin başarı kriterlerine göre riskleri önceliklendirerek, kaynakları en kritik risklere yönlendirmelidir.

  1. Stratejik Uyum

– Projeye ve Organizasyona Uyum:Alınan risklerin, projenin genel hedefleri ve organizasyonun stratejik planlarıyla uyumlu olması gerekir. Bu uyum, risk almanın potansiyel getirilerini maksimize eder.

– Uzun Vadeli Perspektif:Üst yönetim, kısa vadeli kazançlar yerine, uzun vadeli stratejik hedeflere odaklanmalıdır. Bu, sürdürülebilir başarı için kritik öneme sahiptir.

  1. Kaynakların Etkin Kullanımı

– Yeterli Kaynak Tahsisi: Riskleri yönetmek ve fırsatlardan yararlanmak için yeterli kaynakların (finansal, insan kaynağı, teknoloji vs.) ayrılması gerekir.

– Esneklik ve Yedek Planlama: Risklerin gerçekleşmesi durumunda projeyi rayında tutacak yedek planlar ve esnek kaynak yönetimi önemlidir.

  1. Paydaş İletişimi ve Katılımı

– Şeffaf İletişim: Risk alma kararları, ilgili tüm paydaşlarla açık ve şeffaf bir şekilde paylaşılmalıdır. Bu yaklaşım, güven verir ve karşılaşılabilecek zorluklarda destek sağlar.

– Paydaş Katılımı: Paydaşların risk değerlendirme ve yönetim sürecine katılımı, farklı perspektiflerin ve bilgilerin sürece dahil edilmesini sağlar.

  1. Sürekli İzleme ve Değerlendirme

– Risk İzleme: Alınan riskler ve bunların etkileri sürekli olarak izlenmeli ve değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, beklenmedik durumlara hızlı bir şekilde tepki verme yeteneğini artırır.

– Esneklik ve Adaptasyon: Piyasa koşulları, teknolojik gelişmeler ve diğer dış faktörler değiştikçe, üst yönetim stratejileri ve planları gözden geçirmeli ve gerekli uyarlamaları yapmalıdır.

Üst yönetim, doğru riskler alırken, bilgiye dayalı kararlar almalı, proje ve organizasyon hedefleriyle uyumlu stratejiler geliştirmeli ve risk yönetimi süreçlerini sürekli olarak gözden geçirmelidir. Bu yaklaşım, projenin başarılı bir şekilde yönetilmesini ve hedeflerine ulaşmasını sağlayacaktır.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Risk Yönetiminde Şeffaflık

8 Common Project Risk Examples & How to Manage Them

Açık iletişim kültürü, risklerin zamanında ve etkili bir şekilde tanımlanmasını teşvik eder. Açık iletişim kültürünü teşvik etmek için proje ekipleri, projenin tüm düzeylerinde erişilebilir olması gereken riskleri tanımlamaya ve raporlamaya yönelik basit süreçleri kolaylaştırmalıdır.

Hiyerarşik veya işlevsel sınırlar risklerin işaretlenmesine engel olmamalıdır. Ortaya çıkan veya bilinmeyen bilinmeyenler herhangi bir proje için gerçek bir tehdit oluşturduğundan ve proaktif olarak tespit edilmesi veya tahmin edilmesi mümkün olmadığından, böyle bir açık kültür, proje yöneticilerine riskleri en erken zamanda belirleme ve yönetme konusunda güç verecektir.

Risk kaydı ve potansiyel risklerin gözden geçirilmesi, günlük veya düzenli proje toplantılarında standart bir gündem olmalıdır. Risk azaltma seçenekleri periyodik olarak değerlendirilmeli ve plan veya stratejideki herhangi bir değişiklik proje organizasyonuna iletilmelidir.

Projelerde risk yönetimi, projenin başarısında kritik bir rol oynar. Bu süreç, potansiyel problemleri önceden tanımlamayı, bunların projeye etkilerini değerlendirmeyi ve bu riskleri minimize etmek veya yönetmek için stratejiler geliştirmeyi içerir. Risk yönetiminde şeffaflığın sağlanması, tüm paydaşların projenin mevcut durumu ve potansiyel riskler hakkında tam ve doğru bilgiye sahip olmasını garantiler. Bu makale, projelerde risk yönetiminde şeffaflığın önemini ve bunun nasıl sağlanabileceğini ele alacaktır.

Risk Yönetiminde Şeffaflığın Önemi

  1. Karar Verme Sürecinin İyileştirilmesi: Şeffaf bir risk yönetimi süreci, karar vericilere projenin gerçek durumu hakkında net bir görüş sağlar. Bu, daha bilinçli kararlar alınmasına ve potansiyel sorunların proaktif bir şekilde ele alınmasına olanak tanır.
  2. Paydaş Güveninin Artırılması: Proje paydaşlarına sürekli ve açık bir şekilde bilgi sağlamak, projeye olan güvenlerini artırır. Şeffaflık, beklenmedik sorunlarla karşılaşıldığında bile, paydaşların projeye olan bağlılığını ve desteğini korur.
  3. Risklerin Daha Etkili Yönetimi: Şeffaflık, risklerin daha doğru bir şekilde tanımlanmasına, değerlendirilmesine ve önceliklendirilmesine olanak tanır. Böylece, risklere karşı en uygun müdahale stratejileri belirlenebilir.

Risk Yönetiminde Şeffaflığı Sağlama Yolları

  1. Açık İletişim Politikaları Oluşturmak: Projedeki tüm paydaşlar arasında düzenli ve açık bir iletişim kanalı kurmak önemlidir. Bu, risklerin ve bunların potansiyel etkilerinin açıkça raporlanmasını ve tartışılmasını sağlar.
  2. Risk Yönetimi Süreçlerini Dokümante Etmek: Risk değerlendirme toplantılarının, kararların ve risk azaltma stratejilerinin detaylarını içeren kapsamlı dokümantasyon, şeffaflığın temel taşlarından biridir.
  3. Teknolojiyi Kullanmak: Risk yönetimi yazılımları ve diğer teknolojik araçlar, risklerin izlenmesi, raporlanması ve paylaşılmasında etkili olabilir. Bu araçlar, gerçek zamanlı veri sağlayarak projenin durumuna dair güncel ve şeffaf bir görünüm sunar.
  4. Paydaş Katılımını Teşvik Etmek: Paydaşların risk yönetimi sürecine aktif olarak katılmalarını sağlamak, farklı bakış açılarının ve bilgilerin sürece dahil edilmesine yardımcı olur. Bu da daha kapsamlı bir risk değerlendirmesi ve yönetimi sağlar.
  5. Eğitim ve Farkındalık Oluşturmak: Proje ekibi ve diğer ilgili tarafların risk yönetimi konusunda eğitilmesi, risklerin tanımlanması, değerlendirilmesi ve iletilmesi konusunda bir farkındalık yaratır. Bu eğitimler, şeffaflık kültürünün oluşmasına katkıda bulunur.

Projelerde risk yönetiminde şeffaflığın sağlanması, proje başarısının anahtar unsurlarından biridir. Açık iletişim, kapsamlı dokümantasyon, teknolojinin etkin kullanımı, paydaş katılımı ve eğitim yoluyla şeffaflık sağlanabilir. Bu yaklaşım, projenin sağlıklı bir şekilde ilerlemesini, potansiyel sorunların proaktif bir şekilde ele alınmasını ve projenin başarılı bir şekilde tamamlanmasını sağlar.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Kalite Yönetiminin Zorlukları

Service Quality Management | Inceptum

Proje kalite yönetimini uygularken karşılaşılan zorlukların iyi anlaşılması gerekir. Zorluklar ne kadar iyi anlaşılırsa, proje ekibi riskleri azaltmak, daha iyi planlama yapmak ve zorlukların üstesinden gelmek için o kadar iyi konumlandırılacaktır.

Bütçe

Kalite yönetiminde mükemmellik için insanlara, araçlara, sertifikasyonlara ve zamana yatırım yapılması gerekir. Bütçe ve zaman kısıtlamaları kalite yönetimi üzerinde baskı oluşturabilir. Bütçeyi belirlerken kalitenin ve kalitesizliğin maliyetinin iyi anlaşılması, parasal olmayan maliyetlere ve uzun vadeli sonuçlara dikkat edilmesi gerekmektedir.

Şeffaflık

Kalite yönetimi süreçlerinde şeffaflık kritik öneme sahiptir. Proje paydaşlarının herhangi bir zamanda teslimatların kalitesini değerlendirebilmeleri gerekir. Paydaş müdahalesi hızlı ilerlemenin önünde bir engel olarak görülsede, projenin başlangıcından proje teslimine kadar şeffaflığın sağlanması birçok son dakika ve teslimat sonrası kalite sorununu ortadan kaldırır.

Paydaşlar

Proje kalite yönetiminde şeffaflık, bütçe ve zaman tahsisi konusunda paydaşların katılımını gerektirir. Kalite yönetimi ile ilgili olarak paydaşların düzenli olarak bilgilendirilmesi ve proje ile ilgili öngörülerinin alınması gerekir. Paydaşların erken katılımını sağlamak, daha iyi ilişkilere ve paydaşların projeyi sahiplenmelerine yol açar.

Yönetim desteği

Bütçe, zaman çizelgeleri ve öncelikler konusunda önemli kararlar aldıkları için kalite yönetimine yönelik yöneticilerin desteği kritik öneme sahiptir. Yönetimi kalite konularında güncel tutmak proje yöneticisinin temel sorumluluğudur. Yönetimin beklentilerini yönetmek, desteğini kazanmanın önemli bir parçasıdır. Yöneticiler, paydaşların bir parçası olmakla birlikte, aldıkları kararlarla projenin kaderini ve dolayısıyla teslimatların kalitesini belirlerler.

İletişim ve işbirliği

Ekip içi ve ekip dışı iletişim, projenin başarısının temel dayanağıdır. Bazen ekip dışındaki dış paydaşlarla raporlar, güncellemeler ve ilerleme toplantıları yoluyla iletişim kurmaya gereğinden fazla odaklanılır. Bununla birlikte, ekip içindeki ve fonksiyonel birimler arasındaki iç iletişim kalite yönetimi açısından kritik öneme sahiptir. Bu yaklaşım, proje yaşam döngüsü boyunca kalite yönetiminin başarısına yönelik tüm ekip üyelerinin ve paydaşların desteğinin sağlanmasına yardımcı olur.

Ekip – biz ve onlar

Ekip çalışması, proje ekibi sınırlarının çok ötesine uzanır. Proje ekibi özellikle müşterileri, son kullanıcıları ve diğer ilgili paydaşları içermelidir. Kalite hedeflerini karşılama söz konusu olduğunda “biz ve onlar” bakış açısı bir engeldir. Proje ekibinin bir bütün olarak tüm paydaşlarını ekibin bütünsel görüşüne dahil etmesi gerekir. Böylece gereksinimlerin netleştirilmesinde, beklentilerin karşılanmasında iletişim ve işbirliği işlevsel hale gelir ve yüksek düzeyde proje çıktı kalitesi sağlanır.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Kalite Yönetiminde Çeviklik

What is the Need for Quality Assurance in Project Management?

Çevik metodolojiler açısından bakıldığında proje kalite yönetiminin yinelemeli bir şekilde yapılması gerekir. Çevik projelerde, sistem gereksinimlerinin tamamı proje başlatıldığında olmayacak ve proje ilerledikçe aşamalı olarak oluşturulacaktır. Kalite yönetimi planının ve buna bağlı kalite güvence ve kalite kontrol yaklaşımının, kalite beklentilerini uyumlaştırmak ve yerine getirmek için gereksinimler ve/veya teslimatlar daha net hale geldiğinde geliştirilmesi gerekecektir.

Her döngüde kaliteye ulaşılması gerekir. Çevik yaklaşımlar, son kullanıcılara her döngüde kullanabilecekleri eserler sunarlar. Bu sebeple, proje kalite yönetimi, proje çıktılarının son kullanıcı amacına uygun olmasını sağlamaya ve kullanım senaryolarının gerçekleştirilmesine yardımcı olmaya odaklanılmasını sağlamalıdır.

Sürekli entegrasyon ve teslimatın, entegrasyon testleriyle birlikte gerekli kalite güvencesiyle tamamlanması gerekir. Döngülerle çalışılıyorsa, kalite yönetimi planında her döngüde yer alan iş yığınının ele alınması gerekir.

Başarılı kalite yönetimi için ürün iş listesinin etkili bir şekilde yönetilmesi esastır. Aksi takdirde her döngüde ortaya çıkan kusurlar birikmeye başlar.

Çevik yaklaşımlarda, her yinelemede ek gereksinimler ortaya çıkabilir. Genel bir plan olsa da, yinelemeler ilerledikçe gereksinimler daha fazla netlik kazanacaktır. Gereksinimlerin gelişimiyle uyumlu olarak test planlarının da her döngüde geliştirilmesi gerekir. Bu aynı zamanda diğer tüm testlerin genişletilmesini ve geliştirilmesini içerir.

Yinelemeli yaklaşımlarda, kalite yönetimi kapsam kayması olmamasını sağlamaya çalışmalıdır. Ayrıca kalite güvence ve kontrolü için planlarda süre ayırılmalıdır.

Çevik yaklaşımlarda kalite yönetimi dediğimizde;

  • İnsan odaklı,
  • Müşteri entegrasyonuna odaklı,
  • Disiplinler arası ekipler arasında ağ oluşturma konusunda aracılık,
  • Sürekli gelişen ve iyileşen,
  • Yinelemeli

olmayı anlamalıyız.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Yazılım Projelerinde McCall’un Kalite Faktörleri ve Kriterleri

McCall's Quality Factors - ppt download

McCall’ın modeli, tüm yazılım gereksinimlerini 11 yazılım kalite faktörüne göre sınıflandırır. 11 faktör üç kategoriye ayrılır:

(1) Ürünün operasyonu,

(2) Ürün revizyonu,

(3) Ürün geçişi.

Ürün operasyon faktörleri sistemin ne kadar iyi çalıştığını yansıtır. Ürünün doğruluk, güvenilirlik, verimlilik, bütünlük ve kullanılabilirlik faktörleri, ürünün çalışma sırasındaki kalitesini gösterirler.

Ürün revizyon faktörleri, ürünün ne kadar kolay değiştirilebileceğini, test edilebileceğini ve yeniden devreye alınabileceğini gösterir. Sürdürülebilirlik, esneklik ve test edilebilirlik faktörleri, değişimi kolaylaştırmak için ürünlerin revize edilmesi gerektiğinde ürünün kalitesini yansıtır.

Ürün geçiş faktörleri, ürünün farklı platformlara ve diğer sistemlerle arayüze ne kadar iyi taşınabildiğini yansıtır. Taşınabilirlik, yeniden kullanılabilirlik ve birlikte çalışabilirlik, sistemin zaman içinde gelişmesine yardımcı olacak şekilde ürüne geçiş yapma yeteneği açısından ürünün kalitesini gösterir.

Ürün çalışma faktörleri

  1. Doğruluk — İşlevselliğin spesifikasyona uygunluğudur.
  2. Güvenilirlik – BT sisteminin hatasız çalışma derecesidir.
  3. Verimlilik — BT sisteminin bilgi işlem kaynaklarının kullanımını geliştirme yeteneğidir.
  4. Bütünlük — BT sistemi, amaçlanan işlevini bozulmadan yerine getirmesidir.
  5. Kullanılabilirlik — BT sisteminin tüm son kullanıcılar için kolay kullanımıdır.

Ürün revizyon faktörleri

  1. Sürdürülebilirlik — BT sistemindeki kusurları bulma ve düzeltme yeteneğidir.
  2. Esneklik — Talepler doğrultusunda değişiklik yapma ve değişiklik taleplerini destekleme yeteneğidir.
    1. Test Edilebilirlik — BT sistemi gereksinimlerin doğrulanmasını sağlama yeteneğidir.

Ürün geçiş faktörleri

  1. Taşınabilirlik — BT sistemini bir ortamdan diğerine aktarılabilme yeteneğidir.
  2. Yeniden Kullanılabilirlik — BT sisteminin bileşenlerinin farklı bağlamlarda kullanılabilirliğidir.
  3. Birlikte Çalışabilirlik — BT sisteminin tüm bileşenlerinin sistem içinde ve sistemler arasında sorunsuz bir şekilde çalışma derecesidir.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Bilişim Teknolojileri Projelerinde Kalite Yönetiminin Sekiz Boyutu

What is the Need for Quality Assurance in Project Management?

David A. Garvin kalitenin sekiz boyutunu aşağıdaki maddeler haline listeler;

  1. Performans,
  2. Özellikler,
  3. Güvenilirlik,
  4. Uygunluk,
  5. Dayanıklılık,
  6. Hizmet verilebilirlik,
  7. Estetik,
  8. Algılanan kalite.

1. Performans

Performans, ürünün birincil çalışma özelliklerini ifade eder. Kalite, ölçülebilir nitelikleri içerir. Sağlanan içerik, sistemin işlevselliği ve sağlanan seçenekler işletim özelliklerinin bir parçasıdır. Sağlanan kullanıcı arayüzünün kalitesi, sistemin yüklenmesi için geçen süre ve son kullanıcı kullanım durumunun tamamlanması için geçen süre, performans özelliklerine bazı örneklerdir.

2. Özellikler

Özellikler, ürün veya hizmetin kullanıcılarına ek faydalar sağlayacak özelliklerdir. Bu ek özellikler temel işlevlerini tamamlar. Maddi veya manevi faydalar sağlayabilirler. Bazı özellikler tüm ürün veya hizmetlerde mevcut olabilir, bazı özellikler yalnızca “belirli” ürünlerde bulunur. Örneğin, tüm arabalarda ısıtmalı koltuklar veya gps bulunmayabilir.

3. Güvenilirlik

Güvenilirlik, ürün veya hizmetin belirli bir süre içinde arızalanmama olasılığıdır. Bir ürünün belirli bir süre içinde arızalanma veya arızalanma olasılığı mümkün olduğu kadar düşük olmalıdır. Bu aynı zamanda kullanıcının BT sisteminin her zaman hatasız çalışacağına dair beklentisini de yansıtır.

4. Uygunluk

Uygunluk, ürün veya hizmetin belirlenen standartları karşılama hassasiyetidir. Bir BT sisteminin tasarım ve işletim özelliklerinin belirlenmiş standartları karşılama derecesi, uygunluğun göstergesidir. Uygunluktaki başarısızlığın en yaygın iki ölçüsü kusur oranları ve müşteri şikayetleridir.

5. Dayanıklılık

Dayanıklılık, bir BT sisteminin ömrünün uzunluğunu ölçer. BT sisteminin bakımı yapılırsa uzun ömürlü ve yüksek dayanıklılığa sahip olur. BT sistemi, destek ve bakım maliyetleri ekonomik olmayana kadar devam ettirilir. BT sistemi aynı zamanda gereksinimlerin ve teknolojinin gelişmesi nedeniyle kullanım ömrünün sonuna gelebilir. Yeni teknolojilerin sağladığı kullanım kolaylığı vb. son kullanıcılara sağlanan deneyimlerle ilişkili olarak hem ekonomik hem de teknik maliyetlere neden olabilir, yeni teknoloji tercih edilebilir.

6. Hizmet verilebilirlik

Hizmet verilebilirlik, BT sisteminin arızalandığında tekrar hizmete sunulma hızının yanı sıra destek personelinin yetkinliği ve davranışları bütünüdür. Tüketiciler yalnızca ürünün bozulmasından değil, aynı zamanda hizmetin yeniden sağlanması süresini önemseler. Hizmet verilebilirliğin müşteri memnuniyeti üzerinde önemli bir etkisi vardır.

7. Estetik

Estetik, kullanıcının BT sistemine nasıl tepki verdiğini gösteren öznel bir boyuttur. Bireyin kişisel tercihini temsil eder. Sistemin nasıl göründüğü, nasıl hissedildiği vb. bireysel tercihlerin bir yansımasıdır.

8. Algılanan kalite

Algılanan Kalite, dolaylı ölçümlere dayalı olarak BT sistemine atfedilen kalitedir. Tüketiciler her zaman bir BT sisteminin özellikleri hakkında tam bilgiye sahip olmayabilir, bu nedenle dolaylı ölçümler, şu anda kullandıkları sistemle geçmişte kullandıkları sistemi karşılaştırmanın tek temeli olabilir.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler