Etiket arşivi: suçlama

Gerçeği Söylemekten Korkmak

Bazen bir şeyleri söylerken isteyerek ya da istemeyerek bazı detayları ya söylemeyiz ya da başka şekilde söyleriz.

Biz, bize söylenenlerin doğruluğunu bilmek isteriz, karşımızdakilerde onlara söylenenlerin doğruluğunu bilmek isterler. Yalan söylemek bazen kolaydır ve “yalancıların hafızaları çok güçlüdür” klişesine ek olarak Mark Twain’in çok güzel bir sözü var “Gerçeği söylersen hiç bir şeyi hatırlamak zorunda kalmazsın” diye.

Şimdi ya aşağıdaki yazıyı yazıcıdan çıkarıp masanıza koyun ya da sadece şöyle bir göz atın. Gerçeği söylemekten korktuğunuzda bunları düşünün;

– Gerçeği söylemek daha az yaratıcılık gerektirir.
– Gerçeği söylemek kan basıncınızı normal bir seviyede tutarak doktor maliyetlerinizi düşürür.
– Gerçeği söylemek bu konuda gelecekte söyleyeceğiniz şeylerle tutarlı kalmanızı gerektirmez.
– Gerçeği söylerseniz muhtemelen kimse sizi suçlamayacaktır.
– Gerçeği söylerseniz geçmişte kime ne söylediğinizi hatırlamak zorunda kalmazsınız.
– Gerçeği söylediğiniz için çoğu zaman kendinizi suçlu hissedebilirsiniz.
– Gerçeği söylediğinizde işe yarayıp yaramadığını kontrol etmeniz gerekmez.
– Gerçeği söylerseniz yakalandığınızda ne söyleyeceğinizi planlamanız gerekmez.
– Gerçeği söyleyecekseniz süslü ve karmaşık cümlelere, kelimelere ihtiyacınız olmaz.
– Basit gerçek diğer her şeyden kısadır.
– Gerçeği söylemenin çok zor olduğu durumlarda pratik yapın.
– Eğer siz gerçeği söylerseniz (kesin olmamakla beraber) diğerleride gerçeği söylerler.
– Gerçeği söylerseniz burnunuz uzamaz.
– Gerçeğin dedikodusunu yapmak zordur. (En iyiside budur)
– Gerçeği söylüyorsanız mimiklerinizi ayarlamanıza gerek kalmaz.
– Gerçeği söylerseniz sebeplerini açıklamak zorunda kalmazsınız.
– Gerçeği söylerseniz o konuda hala yapılabilecek bir şeyler varsa yapılır.
– Gerçeği söylerseniz daha rahat uyursunuz.
– Doğrucu olduğunuz bilinirse yalan istekleri azalır.
– Eğer genellikle gerçeği söyleyen biriyseniz insanların inandığı-güvendiği biri olabilirsiniz.

Paylaşın:

Suçlama Kültürü

Kurumlarda ya da toplumlarda kültür başarının anahtarıdır. Suçlama, kültür içinde ciddi bir yere sahipse kmse risk almayı istemeyecektir.

Suçlamanın Yönü

Eğer yaşanan bir olumsuzlukta hemen astlara yönelik suçlamalar geliyorsa problem var demektir. Suçlama, üstlere doğru olursa o zaman adı tenkit, şikayet olur.

Nadiren süreçleri suçlarız

Suçlama genellikle bir insana, sürece, ya da duruma yöneliktir. Suçlamadan önce özeleştiri yapabilmek gerekir. Önce suçlama yapılıyorsa problem var demektir.

Hep birini suçlarız

Tek ya da daha fazla kişiyi problemden sorumlu tutmak ve suçlamak kolaya kaçmaktır. 

Elçiye zarar veririz

Kötü durumları erken fark etmek sizi bir çok zarardan kurtarabilecekken genellikle bu tipte erken uyarı mesajı getirenleri uzaklaştırır ya da dikkate almayız. İşte bu noktada suçlanması gereken kimdir?

Herkes kendini korumak ister

Herhangi bir olumsuz durumda eğer kişi suçlanacağını hissederse kendisini korumak için her fırsatı kullanacaktır. Bu yüzden suçlama kültürü olan kurumlarda kendi koruma kalkanlarına normal işlerinden daha fazla efor harcayan bir çok kişi görebilirsiniz.

Yaşanan sıkıntıları mevcut politikaları yeniden düzenleyerek çözmeye çalışmak

Ne zaman kötü ya da istenmeyen bir şey yaşansa hemen yeni kurallar ve prosedürler çıkar. Böyle yaparak problemi çıkaranları suçlamış, yeni kurallar ile düzeni getirmiş oluruz ki tartışmalıdır.

Başarmak için politikalar değiştirilmez

Eğer işler yolunda gidiyorsa politika ve prosedürlerimizin işe yaradığını düşünür ve bir şeyleri değiştirme ihtiyacı duymayız. Aksine barış zamanları daha rahat olunmaz mı yeni bir şeyler geliştirmek için?

Kazananları gösteririz

İyi bir şeyler olduğunda bir başaran ya da kazanan işaret edilir. Kahramanlar, siperler arkasından çıkarılır. Kötü bir şeyler olduğunda idam sehpası hazırlanır.

Yazılı olmayan kurallara uymayanları suçlarız

Yazılı olan kurallar kadar yazılı olmayan kurallar da şirket içinde kabul görürler ve bu kararlara uyulmadığında birileri suçlanır.

Yancılık

Özellikle kağıt oyunlarında seyredenler, oyuncuların yanlış hamle yapmasını eleştirirler. Yancılar, hep doğruyu bilirler, yanlış yapanı suçlarlar. İş oynamaya geldiğinde aynı hataları tekrar edebileceklerini, düşünmezler.

Herkesin başına gelir

Herkes bir yerlerde hata yapar. Önemli olan yapacağınız hata karşısında kurum kültürünün nasıl davranacağını önceden bilip hazırlıklı olmanızdır.

Suçlamak kötüdür ama en kötüsü insanın kendisini suçlamasıdır. Kendini suçlamak çözümden çok karmaşa getirir.

Eğitim içerikleri ve detaylı bilgi;

  1. Portföy Yönetimi
  2. Proje Ölçütleri ve Ölçüt Yönetimi
  3. Projelerde Temel Performans Göstergeleri – KPI
  4. Proje Yönetimi Dokümanları ve Uygulamaları
  5. Projelerde Süre Kısaltma Teknikleri

Sipariş vermek için tıklayınız.

 
Paylaşın:

Başkalarını suçlama alışkanlığı üzerine

Bazı yerlerde “günah keçileri” vardır ne olsa ondan bilinir. Bazı yerlerde suçlamak ya da çamur atmak yükselmenin bir yoludur çünkü şirket kültürüne iyice yerleşmiştir. Bazen kendimiz bazen de çevremizdeki insanlar çeşitli konularda birilerimizi suçlarız. Aslında her zaman suçlanacak birileri mutlaka vardır.

Genel Müdür Metin “Satışlarımız çok düştü” dedi. “Neden?” diye sordu. “Reklam kampanyası zayıftı, satış elemanlarımız bu yüzden pazarlama faaliyetlerine daha yüklenmeliydiler” dedi Ayşe. “Herkes hedefini tutturacak şekilde pazarlamasını yaptı ama müşteriler zamanında mallarını alamadıkları için yeni sipariş vermiyorlar” dedi Ahmet.

Herkes kusuru diğerinde arıyordu. Herkes yaptığında çok iyi olduğunu düşünüyordu. Aslında bir ekip oldukları ve sonucun her ikisini de bağladığının farkında değillerdi. “Öyleyse neden zamanında birbirinizi uyarmadınız?” dedi Metin.

Aslında suçlamadaki görünmeyen amaç hedef saptırmaktır. Başkasını suçlayarak dikkatleri o tarafa çekersiniz. Eğer suçlanan taraf savunmaya geçerse ki böylece suçlayanın profesyonelce onu köşeye sıkıştırdığını söyleyebiliriz, işi oldukça zordur.

“Birilerini Suçlamak” organizasyon için biyolojik silah gibidir. Eğer bir havaya karıştı mı herkesi etkilemeye başlar. Suçlayanı cezalandırmakta işe yaramaz çünkü asıl sorun “suçu başkalarında aramaya çalışmaktır” yani kişinin kendisine olan körlüğüdür.

Bu konuda benim suçlamaya karşı şirket içi önlem olarak önerim “hatalardan ders çıkarma” felsefesini yaygınlaştırmaktır. Hataları bir fırsat ve şans olarak görmelerini sağlayıcı çalışmalar, eğitimler ve uygulamalar yapmaktır.

Şirketlerde iki tip eğilim vardır: Suçlama odaklılık(SuO) ki bunlar sebep-sonuca bakıp hemen cezalandırmayı tercih ederler, Sorumluluk odaklı(SoO) şirketler ise sebep-sonuçlardan ne öğrenileceğine odaklanırlar. Şimdi çalıştığınız yerin kültürünü siz analiz edin. Bir hata oluştuğunda ne yapılıyor?

Suçlamanın olduğu yerde yalan söyleme, suçu üstlenmek, samimi olmamak gibi yan etkiler yaşanmaya başlar. O an ile ilgilenilir ve heyecan yüksektir. Halbuki suçlama yoksa geçmişte yaşanmış benzer şeyler değerlendirilir, nasıl bir çözüme gidileceği belirlenilir, sakin bir ortam söz konusudur.

Suçlama ayrıca mazereti getirir. Hata yapan bunu cezalandırılma korkusu ile örtbas eder. Bazen hatayı zamanında iletmemek özellikle projeler için büyük sıkıntılar doğurabilir.

Suçlamacı kültür herhangi bir problemin sadece tek bir kişi ya da şeyden kaynaklandığına kolayca inanabilir. Bazı şeylerin karmaşık bir yapının yada aslında bütünün yaptıklarının sonucu olduğunu görmeyebilir.

Suçlamacı yaklaşımın hafızası güçlüdür. Geçmişteki hataların yine aynı kişilerce tekrarlanacağına inanır. Güveni azdır. Çünkü bu hataların gerçekten neden oluştuğunu analiz etmemiş, bir ya da bir kaç kişinin suçu olduğuna kanaat getirmiş ve dosyayı kapatmıştır. Yeni bir problemde o dosyayı açar, sonuca bakar ve dosyayı kapar.

Suçlamacı yaklaşım bencildir kendini düşünür. Kendi ile ilgili konularda mükemmellik ararken başka konuların aksayabileceğini düşünmez.

Suçlamacı yaklaşım yönetim ile çalışanı birbirinden uzaklaştırır ve uzun vadede başarısızlığı getirir.

Siz ya da patronunuz bu özelliklerde olabilir ama inanın herkes değişebilir. Önemli olan istemek ve değişmeye başlamaktır.

Paylaşın: