Kategori arşivi: Proje Yönetimi

Proje Yönetimi ile ilgili yazılar

PRiSM Metodolojisi

PRiSM™ Methodology

PRiSM, Green Project Management (GPM) tarafından 2013 yılında geliştirilen, ilkelere dayalı bir proje yönetimi metodolojisidir. Proje yönetimini, kârı artırırken projelere daha sürdürülebilir bir şekilde yaklaşmak için yeni araçlar sağlayan BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) ile birleştirir.

GPM’nin PRiSM modeli temel olarak Proje Yönetiminde Sürdürülebilirlik (İnsan, Kâr, Ürün, Gezegen ve Süreç) için 5P(People, Profit, Product, Planet, Process) Standardına dayanmaktadır. PRiSM, planlama sırasında proje sonrası etkiler dikkate aldığından tipik proje yaşam döngüsünün ötesine uzanır. PRiSM öncelikle çevresel etkilerin endişe verici olduğu inşaat ve altyapı dahil büyük ölçekli projelerde kullanılır. PRiSM dört önemli aşamadan ve prensipten oluşur.

PRiSM’nin Aşamaları

PRiSM’nin dört aşaması vardır. Bu aşamalar proje öncesinde başlar ve proje tamamlandıktan sonra da devam eder. Projenin çeşitli faaliyetlerini belirlemek, tanımlamak, kontrol etmek ve kapatmak için bu aşamaların tümü birbiriyle bağlantılıdır.

  • Ön Proje/Başlatma Aşaması: Projenin fizibilitesi 5P standartları dikkate alınarak belirlenir. Gerekçe ve sürdürülebilir yaklaşımdan oluşan bir iş senaryosu üretilir.
  • Planlama aşaması: Proje kapsamına göre proje planlama yapılır.
  • Yürütme ve kontrol aşaması: Planlanan faaliyetler proje planına göre yürütülür, kontrol edilir ve izlenir. İlerleme başlangıçtaki plandan saptığında düzeltici eylemler uygulanır.
  • Kapanış aşaması ve incelemeler: Proje tamamlanır ve sonuç teslim edilir. Gelecekte referans olarak yararlı olabilecek alınan derslerin kaydedilmesi için proje incelemesi ve gerekli dokümantasyon, projenin tamamlanmasından sonra gerçekleştirilir. 

PRiSM’in İlkeleri

PRiSM’in başarısı kurumsal bağlama bağlıdır. Bu nedenle, PRiSM ilkelerini kuruluş genelinde uygulamadan önce anlamak önemlidir.

  • Bağlılık ve Sorumluluk: Sağlıklı, temiz ve güvenli bir çevre, adil ücretlendirme, eşit fırsatlar, etik kazanımlar ve gerekli tüm yasalara uyum ihtiyacı karşılanır.
  • Etik ve Karar Verme: Çevreye yönelik kısa ve uzun vadeli olumsuz etkilerin belirlenmesi, azaltılması ve önlenmesi ile organizasyonel etik ve karar alma süreçleri uyumlu hale getirilir.
  • Bütünleşme ve Şeffaflık: Proje yönetiminin tüm yönlerinde ekonomik kalkınma, sosyal bütünlük ve çevrenin korunması arasındaki karşılıklı bağımlılık tanımlanır.
  • Kaynakların Geliştirilmesi: Kaynak ve teknoloji kullanımına bütünsel yaklaşılır.
  • Sosyal ve Ekolojik Eşitlik: Yaşam alanlarını ve çevrenin ekolojik duyarlılığı göz önünde bulundurarak yaşam ortamı eleştirel bir şekilde değerlendirmek için demografik dinamikler kullanılır.
  • Ekonomik Refah: Mevcut ve gelecekteki paydaşların ihtiyaçları dikkate alınarak finansal stratejiler oluşturulur.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

PRINCE2 Metodolojisi

Prince2 Project Management Methodology: Yes or No? | Infinity

PRINCE2 süreç tabanlı proje yönetimi metodolojisidir. PRINCE, başlangıçta İngiltere’de Merkezi Bilgisayar ve Telekomünikasyon Ajansı tarafından geliştirildi ve şu anda Devlet Ticaret Ofisi’nin bir parçasıdır. PRINCE2, iyi bilinen bir proje yönetimi metodolojisi olan PROMPT’a (Proje, Organizasyon, Yönetim ve Planlama Tekniği) dayanmaktadır. Proje yönetimi sorunlarına yanıt veren bu genel yaklaşım, çeşitli proje türleri için kullanılabilir. Ayrıca, kaynaklar ve riskler üzerinde daha iyi kontrol sağlamak için projeyi tanımlanmış adımlara uyarlayarak mantıklı ve organize hale getirir. Bu süreç bazlı yaklaşım, işin gerekçelendirilmesine ve sağlam bir organizasyon yapısı oluşturmaya odaklanır. Yedi prensip, tema ve süreçten oluşur ve bir projenin kendine özgü gereksinimlerini karşılayacak şekilde uyarlanabilir (AXELOS, 2020).

Prensipler

PRINCE2 metodolojisi yedi temel prensibe dayanmaktadır;

  • İş Gerekçesine Dayanma: Bir projenin devam ettirilmesi/yönetilmesi için makul bir gerekçe gereklidir. Değilse gerçekleştirilmemeli ya da kapatılmalıdır.
  • Deneyimlerden ders almak: Proje üyeleri iyi deneyimleri tekrarlayabilmeli ve önceki proje deneyimlerinden kaynaklanan hatalardan kaçınabilmelidir. Öğrenilen dersler gelecekte kullanılmak üzere belgelenmelidir.
  • Kuralları ve sorumlulukları tanımlama: Proje ekibi iyi tanımlanmış bir organizasyon yapısına sahip olmalıdır. Her birey kendi rolleri ve sorumlulukları konusunda net olmalıdır.
  • Aşamalarla yönetme: Tüm proje, iyi planlanması, izlenmesi ve kontrol edilmesi gereken yönetim aşamalarına bölünmelidir. Devam ya da dur kararları aşama sonlarında alınır.
  • İstisnalarla yönetme: Her proje hedefine belirli bir tolerans verilir. Proje Yönetişimi ile proje yöneticisi arasındaki toplantılar ancak tolerans seviyesinin aşılması durumunda yapılır.
  • Ürüne odaklanma: Projenin paydaşları, yanlış anlaşılmayı önlemek için ürünün doğasını anlamalı ve üzerinde anlaşmaya varmalıdır.
  • Uyarlama: PRINCE2, projenin benzersizliğini kabul eder, böylece standart PRINCE2 metodolojisinden sapmadan özelleştirmeye izin verir (Devlet Ticaret Ofisi, 2002).

Temalar

  • İş Senaryosu: İş senaryosu projenin gerekçelerinden, maliyet-fayda analizinden, tanımlanmış roller ve sorumlulukların bir listesinden ve faydaların gözden geçirilmesinden oluşur.
  • Organizasyon: Organizasyon yapısını tanımlar, rol ve sorumlulukları açıklar.
  • Kalite: Proje yöneticisi, ürünün gereksinimleri karşılayıp karşılamadığını ve “amaca uygun” olup olmadığını kontrol eder.
  • Planlar: Plan, stratejik planlama ve sorunsuz ürün teslimatı için gerekli adımları tanımlar.
  • Risk: Riskler, projenin başarı olasılığını artırmak için öngörülebilir sorunların belirlenmesine ve bunlara hazırlık yapılmasına yardımcı olur.
  • Değişiklik: PRINCE2, değişikliğin kaçınılmaz olduğunu kabul eder. Gerekli değişiklikleri değerlendirmek ve onaylamak için değişen bir temaya sahiptir. Değişiklik yetkilisi önerilen değişikliklerin değerlendirilmesini ve onaylanmasını denetler.
  • İlerleme: Projenin performansı başlangıç planıyla karşılaştırılarak değerlendirilir. Herhangi bir sapmanın gözlemlenmesi durumunda PRINCE2 kontrol ve izleme teknikleri kullanılır.

Süreçler

PRINCE2 süreçleri ilkelerin ve temaların uygulandığı yerdir. Süreçler aynı zamanda projenin farklı aşamalarında karar vericiyi de belirler.

  • Proje Öncesi: Projenin fizibilitesi yapılır. Üyelere roller atanır, başlangıç aşaması planı yapılarak proje özeti hazırlanır.
  • Proje başlatma: Müşteriye proje hakkında bilgi verilir. Proje yöneticisi, proje kurulu tarafından onaylanacak bir proje başlatma belgesi hazırlar.
  • Proje Yürütme: Kilit kararlar alınır. Planlar onaylanır ve kaynaklar tahsis edilir.
  • Aşama Kontrolleri: İzleme, kontrol etme, ilerleme hakkında üst yönetimi bilgilendirme, sapma görüldüğünde aksiyon almaya odaklanılır.
  • Ürün Teslimatlarını yönetme: Proje yöneticisi beklenen ürünü kontrol eder, izler ve teslim eder. Proje yöneticisini düzenli aralıklarla günceller. Projede beklenti ve toleranslar açıkça tanımlanmıştır.
  • Aşama kapanışlarını yönetme: Mevcut durum, riskleri dikkate alarak sonraki planları onaylayacak olan proje kurulu tarafından değerlendirilir.
  • Projeyi kapatma: Ürün, üzerinde anlaşılan şartlara uygun olarak müşteriye teslim edilir. Gerekli dokümantasyonlar yapılır ve proje resmi olarak biter.

Uyarlama

PRINCE2 projelerin benzersiz olduğunu kabul eder. Kullanılan teknikler ana fikri kaybetmeden projeye göre özelleştirilebilir.

Görev ve Sorumluluklar

  • Müşteri: Projenin parasını ödeyen ve önemli kararlar alma yetkisine sahip olandır.
  • Kullanıcı: Proje çıktılarını kullanacak veya projeden etkilenen kişilerdir.
  • Tedarikçi: Projeyi yürütmek için bilgi ve becerilerine ihtiyaç duyulan profesyonellerdir.
  • Proje yöneticisi: Projeyi yöneten ve projenin başlangıç planına göre ilerlemesini sağlayan kişidir.
  • Proje ekibi: Projede yer alan ve gerekli görevler yerine getiren kişilerdir.
  • Ekip yöneticisi: Proje ekibine liderlik eder, ekibin faaliyetlerini denetler ve ilerlemeyi Proje Yöneticisine rapor eder.
  • Yönetici: Proje ekibini planlarını gerçekleştirmek için yeterli olanaklarla destekleyen kişidir.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Projelerde Önyargı

Önyargı Utandırınca Güzeldir!

Proje içi etkileşimlerimiz yalnızca değerlerimizden ve deneyimlerimizden değil aynı zamanda önyargılarımızdan da etkilenir. “Zor” davranış tanımımız bile projeye taşıdığımız önyargılar tarafından şekillendirilebilir. Önyargılarla ilgili en zor şey, çoğu zaman onlardan habersiz olmamızdır.

Beyinlerimiz bizi korumak üzere programlanmıştır. Bu nedenle kısa yolları kullanır. İnsanları ve nesneleri hızlı bir şekilde kategorilere ayırır ve bu kategorilere ırk, cinsiyet vb. toplumsal, sosyolojik ve tarihsel yapılar tarafından belirlenen nitelikler atar. Bazı gruplar uysal, diğerleri akıllı, bazıları ise tehditkar olarak etiketlenir.

Proje paydaşları ve proje ekibi ile ilgili “zor” ilişkilerde anlaşılması özellikle yararlı olan iki spesifik önyargı türü vardır: yakınlık ve onaylama önyargısı.

Yakınlık önyargısı, bizim gibi olan insanlarla bilinçsizce iyi geçinme eğilimidir. Başka bir deyişle, benzer görünüme, inançlara ve geçmişe sahip insanlara yönelmektir. Paydaşlarımız veya ekibimiz cinsiyet, ırk, etnik köken, eğitim, fiziksel yetenekler, işteki pozisyon vb. açılardan bize benzemediğinde, onlarla çalışmak isteme olasılığımız azalır.

Zor paydaş ve ekip üyeleri ile karşılaştığımızda şu soruları sormak kritik öneme sahiptir:

  • Önyargım burada bir rol oynuyor olabilir mi?
  • Bazı yönlerden farklı olduğumuz için durumu net göremiyor olabilir miyim?

Onaylama önyargısı ise olayları veya kanıtları mevcut inançların doğrulanması olarak yorumlama eğilimidir. Herkesin canını sıkan iki şekilde ortaya çıkar;

1-Eğer bir paydaşınıza ya da ekip üyenize ilişkin görüşünüz olumsuzsa, onun eylemlerini bu inancınızın bir kanıtı olarak yorumlama olasılığınız daha yükselir. Göreve uygun olmadıklarını, kaba veya yalnızca kendilerini umursadıklarını düşünebilirsiniz.

2- Kendi görüşlerinize körü körüne inanmaya başladıysanız, o kişinin size yanıldığını kanıtlaması giderek zorlaşır. Zaten kötü olduğunu düşündüğünüz birinden “kötü” davranışlar görmeyi bekler hale gelirsiniz.

Bu önyargılar nasıl kırılabilir;

  • Farklı bakış açılarını keşfedin. Sizin gibi olmayan kişilerin podcast’lerini dinleyin, makalelerini ve kitaplarını okuyun. Farklı kültürler hakkında bilgi edinin.
  • Yardım isteyin. Bir paydaş veya ekip üyesi ile anlaşmazlığa düştüğünüzde, güvendiğiniz birine (size dürüst olabilecek birine) danışarak görüşünü alın. Hatta açık bir şekilde şunu sorabilirsiniz: “Önyargım burada nasıl bir rol oynuyor olabilir?”
  • Yorumunuzu sorgulayın. Kendi kendinize şeytanın avukatlığını yapın ve sürekli olarak tartışmalı bir durumu tarafsız olarak görüp görmediğinizi sorun.Şöyle düşünün: Paydaşınız veya ekip üyesi farklı bir cinsiyet, ırk vb. sahip olsaydı aynı varsayımları yapar mıydınız? Veya aynı şeyleri söylemeye veya aynı şekilde davranmaya istekli misiniz?

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Projelerde Stresi Yönetmek

Stress management and Project Management: how to manage stress in crucial  moments of the project - Twproject: project management software,resource  management, time tracking, planning, Gantt, kanban

Proje yöneticisi olmak streslidir. Teoride her şey net olsa bile, Proje Yöneticisi ve ekip üyeleri kritik olaylarla tetiklenebilecek az çok tahmin edilebilir sonsuz sayıda sorunun olduğunu çok iyi bilirler

Proje Yöneticisi her zaman proje ekibinin, müşterinin, sponsorun ve paydaşların gözünde sonuçtan sorumludur. Projelerin doğası gereği daha sakin ve daha yoğun dönemler vardır ve bu dönemler mevcut kaynaklarla karşılanamayabilir, stres yaratır.

Proje Yöneticisi her zaman tek bir kişi olduğundan, iyi işbirlikleri kursa da, kritik aşamalarda başkalarına devredilmesi mümkün olmayan çeşitli sorumlulukları vardır. Bu tip durumlar, proje yöneticilerinin motivasyonunu her zaman düşürmez çünkü aynı zamanda arzulayabilecekleri tatmin edici fırsat olarak görebilirler.

Bununla birlikte, stresi kabul etmemeli, sınırlandırmalı, dağıtmalı ve etkisiz hale getirmek için elinizden geleni yapmalısınız. Tek panzehir, proje yönetimini tam olarak uygulamaktır.

Bazı kişilerin kendi şirketlerinde veya sektörlerinde durumun böyle olduğunu, yapılabilecek hiçbir şey olmadığını söyleyerek strese kapılmaları ve hafta sonları da dahil olmak üzere günde 12 saat çalışmaları alışılmadık bir durum değildir. Bu kişiler kolaylıkla kurumsal bir zombiye dönüşebilir ve proje yönetimi çalışmalarında etkili olamazlar. Pek çok insanın amansızca içine sürüklendiğini bu tür durumlara karşı kendini savunması gerekiyor.

Diğer etkili bir panzehir, iş arkadaşlarına, patronlara, müşterilere veya tedarikçilere kibar ve motive ama kesin bir şekilde “hayır!” demeyi öğrenmektir. Nihai sonuçtan sorumlu olduğu için Proje Yöneticisinin “%100’ün tamamlayıcısı” olması gerektiği ve dolayısıyla ekibin geri kalanının herhangi bir nedenle yapmadığı her şeyi yapması gerektiği konusunda yanlış bir kanı vardır. Kritik faaliyetler için kaynak eksikliği varsa, proje yöneticisi bunu önceden öngörmeli, güvence altına almalı ve gerekirse üst yönetime iletmelidir. Üst Yönetimi durumu umursamıyorsa mevcut kaynaklara göre projeyi geciktirmek sorun değil diye düşünülebilir.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Mega Projeler

What Are Megaprojects?. Megaprojects are not just magnified… | by Bent  Flyvbjerg | Geek Culture | Medium

Uluslararası literatürde “mega projeler”, kamu ve özel sektörlerde, yatırım değeri milyar dolar/avro’yu aşan, karmaşık, büyük ölçekli yatırımların gerçekleştirildiği projeler için kullanılır. Bu projelerin riski çok yüksektir, genellikle yönetilmesi çok zordur. Çoğu zaman, başlatıldıkları zamandaki beklentilerin çok gerisinde kalırlar.

Mega projeyi tanımlama eşiği sadece bütçe değildir. Yatırımın değerine ek olarak, karmaşıklığın göstergesi olarak alt proje veya paydaş sayısıda dikkate alınmalıdır.

Mega projeler her zaman multidisipliner bir yaklaşım gerektirir.

Bir mega projeye başlanıp başlanmayacağına karar verirken değerlendirilmesi gereken en önemli özelliklerden biri değer yaratımıdır. Doğrudan ekonomik faydalar, karar verme sürecine dahil olan paydaşlar tarafından iddia edilen faydalardan giderek daha az hale gelebilir. Bu yüzden dolaylı ekonomik faydalarında Fayda Maliyet Analizine dahil edilmesi istenir.

Doğrudan paraya dönüştürülemeyen, ancak yine de mevcut olan ve mega projenin yapılması gerekip gerekmediğine karar verirken (siyasi) karar vericilerin masasında bulunan “üçüncü” bir fayda kategorisi vardır. Bu senaryoda, negatif Fayda Maliyet Analizine sahip mega projelerin yine de yürütülmesi ve sonrasında başarılı örnekler haline gelmesi mümkündür. Bunun nedeni aslında fayda/maliyet oranının gerçekte negatif olmaması, aksine Maliyet Fayda Analizinin paydaşların projeden elde edeceği tüm faydalar açısından dar bir şekilde tanımlanmış olmasıdır.

Mega projelerin ortak sorunu, zayıf performanstır. Bir mega projenin performansının sadece “zamanında”, “bütçeye uygun” olarak değerlendirilebileceği yönündeki rasyonalist varsayımın mega projelerde bir anlamı yoktur.

Mega projelerle ilgili temel sorunlardan biri, ölçüm yapılabilecek bir temel çizgi oluşturmanın çok zor olmasıdır.  Mega projelerin teklif edildikleri ilk andan ilk adımın atılmasına kadar geçen süre yıllar alabilir.

Mega projelerin büyük bir karmaşıklık içermesi ve yenilik gerektirmesi nedeniyle, mükemmel bir tahmine dayalı olarak planlanmaları beklenemez. Mega projelerin sıradan projelerle karşılaştırıldığında, içinde bulundukları ortamı değiştirmeleri büyük bir olasılıktır. Tanımlanmış bir ortama sıradan bir proje eklendiğinde, çevredeki ortamın yeni projeye nasıl tepki vereceğini belirlemek oldukça kolaydır. Örneğin, bir şehrin bir semtine AVM yaparsam, sonuç olarak trafiğin nasıl değişeceğini makul bir kesinlikle öngörebiliriz. Yeni bir metro hattı vb. metro hattı olmayan bir yere inşa edilmesi durumu oldukça farklıdır çünkü böyle bir operasyon çevreyi değiştirecektir.

Mega projelerle ilgili olarak geleneksel anlamda fizibilite çalışmaları geliştirmek işe yaramaz. Çünkü proje tamamlandığında herşey farklı olacak ve bu, proje sayesinde olacaktır. Bu paradoksu çözmek için projenin etkileyeceği ortamın son durumu hakkında çok güçlü varsayımlarda bulunmak gerekir. Tüm hipotezler ve varsayımlar gibi bunlar da risk oluşturur ve özellikle mega söz konusu olduğunda, neredeyse sürekli olarak ortaya çıkan riskler, projeyi destekleyenlerin iyimserlik eğilimini azaltabilir.

İyimser önyargılar ve stratejik yanlış beyanlar mega projeleride sıklıkla karşımıza çıkabilir;

  • İyimser önyargı, mega projeyi destekleyen ve projeye dahil olan paydaşın, olumsuz olay ve riski yeterince değerlendirmeme ve olumlu yönlere ve fırsatlara odaklanma eğiliminde olduğu anlamına gelir. Bu, projedeki tüm tahminleri etkiler ve gerçekçi olmayan planlamaya yol açar.
  • Stratejik yanlış beyan, bir mega projeyi onay için sunarken bilerek maliyetleri küçümseme ve faydaları olduğundan fazla tahmin etme eğilimidir.

Mega projeler sıradan projelerle karşılaştırıldığında alınan dersleri toplamak daha zordur. Uzun zaman ve çok çeşitli paydaşın dahil olması kısa sürede etkili ders çıkarmayı zorlaştırır. Deneyimleri neyin işe yarayıp neyin yaramadığına göre ayırmak zorlaştığında, önceki mega projelerdeki benzer hataların yaşanma olasılığı artar. Sonuçta yaşanan sorunlar beklenen getirileri azaltır.

Mega proje kararı ve geliştirilmesinde yer alan karar vericiler ve paydaşlarda proje yönetimi kültürünün eksikliği ayrı bir sorundur. Uygun paydaş katılımı ve 3. tarafların sürdürülebilirlik yaklaşımının eksikliği yüksek düzeyde çatışmalara, maliyet ve süre gecikmeleri ile büyük değişikliklere neden olur, mega projeleri olumsuz etkiler.

Bu sorunlara çözüm bulmak için ;

  • Geçmişteki benzer projelerden doğru referanslar seçilmesi
  • Seçilen referanslardan hareketle olasılık dağılımlarının belirlenmesi
  • Mevcut proje ile karşılaştırılması.”

Referans üzerinden tahmini, temel olarak bütçe artışını tahmin ederek daha güvenilir bir bütçe oluşturmaya yarayabilir. Uygulamadaki sorun, mega proje davranışının zamana ve mekana duyarlı olmasıdır. Dolayısıyla geçmişte yaşananlar gelecekteki proje performansına ilişkin kötü bir gösterge olabilir.

Dış paydaşlar da dahil olmak üzere geniş paydaş tarafından değerin üretilmesi için bir mega projenin “amacının ne olduğunu” başından itibaren açıklığa kavuşturulmalıdır.

Genellikle kamu projelerinde kanunlar paydaşların kim olduğunu tanımlar ve kime danışmanız gerektiğini söyler. Zor olan, fikir birliğine dayalı müzakerelere ne zaman başlamanın gerekli olduğunu belirlemektir. Çok erken yaparsanız, kendinizi ayağınızdan vurabilirsiniz çünkü geleneksel maliyet-fayda analizi kötü görünecek ve fikir birliğine varmak zorlaşacaktır. Fikir birliğine dayalı görüşmeleri çok fazla geciktirirseniz, bu da geri tepebilir.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Uluslararası Projeler

International Projects News - Global Project Info 2024 - BidDetail

Uluslararası projeleri yönetmek, Proje Yöneticisinin ve Proje Ekibinin kültürel, organizasyonel, coğrafi ve zaman dilimi farklılıklarını yönetmesini gerektirir. Bu nedenle uluslararası bir projeyi yönetmek, standart proje yönetimi tekniklerini uygulamanın ötesine geçer.

Uluslararası bir projede, Proje Yöneticisi, hedeflere ulaşmak için son derece empatik ve yaratıcı bir şekilde, heterojen paydaşlarla ilgilenmek zorundadır. Sosyal becerilerin önemi, uluslararası olmayan bir projeyle karşılaştırıldığında çok büyük bir etkiye sahiptir ve zorluk tam olarak insan yönetimi alanındadır.

Özellikle liderliğin nasıl olması ve motivasyonun nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda özel dikkat gösterilmesi gerekir. Her kültürün kendi tercih ettiği liderlik tarzlarına sahip olduğunu unutmamak gerekir. Dolayısıyla uluslararası bir projenin Proje Yöneticisi, projenin bağlamına en uygun olan liderlik tarzını kullanmaya özellikle dikkat etmeli, ekipte çalışacak kişilerin kültürel yönleri hakkında bilgi sahibi olması gerekir.,

Liderliğin önemli bir yönü olan motivasyonla kültürden güçlü bir şekilde etkilenir. Bireysel kültürler özerkliğe değer verir, ekipler görev ve hedeflerle kendilerini organize etmekte özgür bırakılırlarsa kaynaklar iyi çalışır. Kolektivist kültürler ise ekiple etkileşime ve öğle yemeği molaları veya çalışma saatleri dışında birlikte geçirilen zamana değer verirler. Uluslararası ekiplerin sanal olarak çalıştığı durumlarda, proje yöneticisinin kolektivist kültür üyelerini bir araya getirme ve motive etme çabası çok önemli olabilir.

Ekip üyelerini motive ederken dikkate alınması gereken diğer konular, finansal bir ödül veya bunun yerine boş zaman vb. olabilir.

Uluslararası bir projenin Proje Yöneticisinde bulunması gereken özellikler aşağıdadır;

  • Uyarlanabilirlik
  • Gerçeklik—göründüğün gibi olmak
  • Empati kurmak
  • Bağlam ve kültürel konulara duyarlı olmak
  • Yeni çözümleri denemede cesaret sahibi olmak
  • Projeye ve uluslararası bağlama ilgi duymak
  • Yeniliğe açıklık
  • Kişisel istikrar: “Doğru işe doğru kişi” bilincinde olmak
  • Açıklık
  • Sabır ve azim
  • Diğerlerine ve değerlerine saygı duymak

Proje yöneticisi, uluslararası bir projenin ilk aşamalarında, etkili liderlik sağlamak için ekibin oluşturulmasına özellikle dikkat etmelidir;

  1. Kilit paydaşlarla projeyle ilgili doğrudan ve dolaylı beklentileri hakkında görüşmeler yapmak
  2. Projenin ilk toplantılarını dikkatlice planlamak
  3. Projenin ilk toplantılarının içeriğine ve hedeflerine ekip üyeleri ve kilit paydaşlarla birlikte karar vermek
  4. Ekip üyeleri ve kilit paydaşlarla güvene dayalı kişisel ilişkiler kurmaya önem vermek
  5. Projeye dahil olan kültürler arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları araştırmak
  6. İşbirliğinin temel kuralları üzerinde anlaşmaya varmak

Bunların sıradan projelerde bile her zaman yapılması gerekenler olduğu aşikar olmasına rağmen uluslararası projelerde hayati önem taşır. Birini bile kaçırırsanız, ekip üyeleri arasındaki işbirliği ve karşılıklı anlayış sorunları nedeniyle projede zorluklar yaşayabilirsiniz.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Her Projede Tekerleği Yeniden İcat Etmemek: Proje Yönetim Ofisi

Project Management Office (PMO): Establishing and Optimising Project  Governance

“Her müşteri farklı şeyler istiyor” ve “buradaki her proje tamamen farklı” gibi yorumlar, herhangi bir standartlaştırma girişimini caydırmak için kullanılır. Halbuki tüm projeler, hatta en farklı olanları bile aynı kuruluş tarafından gerçekleştiriliyorsa pek çok benzer özellik gösterir ve standartlaştırılabilir. Her zaman ve her proje için sıfırdan başlamak ve “tekerleği yeniden icat etmek” büyük bir kaynak israfıdır. Bu yüzden proje yönetimi süreçlerinin standartlaştırılmaması son derece ağır sonuçlar doğurur. Bunlar arasında şunları sayabiliriz:

  • Artan maliyetler
  • Müşteri memnuniyetinin kötüleşmesi
  • Proje ekibinde ve paydaşlarda stres ve güvensizlik
  • Organizasyon içerisinde proje yönetimine olan güven kaybı.

Pek çok kuruluş hafıza kaybı yaşar yani daha önce hangi sorunları yaşadıklarını ve bunları nasıl aştıklarını unutur, her defasında aynı soruna yeniden çözüm bulmak (tekerleği yeniden icat etmek) için enerji ve kaynak harcarlar. Bu nedenle, her kuruluşun kendi ihtiyaçlarına uygun bir Proje Yönetim Ofisi’ni (PYO) faaliyete geçirmesi gerekir.

Proje Yönetim Ofisi aynı zamanda Program veya Portföy Yönetim Ofisi olarak da andlandırılabilir. Ancak her zaman proje yönetimi faaliyetlerini standartlaştıran, yöneten ve proje yöneticisinin rolünü kolaylaştıran kurumsal bir yapıdır. Bir kuruluş için PYO’ya sahip olmanın temel faydası, zaman, maliyet, kalite, risk ve diğer hususlar açısından daha iyi proje yönetimine sahip olmaktır.

PMO, projelerin şirketin stratejik hedefleriyle uyumlu hale getirilmesinde, paydaş ilişkilerinin geliştirilmesinde, yetenekli proje yöneticilerinin geliştirilmesinde ve projelerin ürettiği doğrudan ve dolaylı değerin en üst düzeye çıkarılmasında kritik bir rol oynar.

PYO birçok farklı biçimde ve birçok farklı sorumluluğa sahip olabilir.  Genel olarak şunları söyleyebiliriz;

  • Her projenin başlangıcında belge şablonları, tahmin veritabanları, önceki projelerden edinilen deneyimler vb. yararlı olabilecek her şeyin isteneceği referans noktası olanlar. Her seferinde tekerleği yeniden icat etmemeyi sağlarlar.
  • Planlama, risk yönetimi ve kontrol faaliyetleri ile genel olarak raporlamaya destek verenler.
  • Pazarlama veya organizasyonel değişim projeleri gibi belirli bir proje portföyünü yönetmek için belirli bir departmanın parçası olanlar.
  • İş stratejisi ile projelere yapılan yatırımlar arasında bağlantı görevi gören Kurumsal düzeyde olanlar.
  • Projelere çevik bir şekilde yaklaşan, yatay organizasyonel yaklaşımlara sahip bazı şirketlerde, Çevik Mükemmeliyet Merkezi (ÇMM) veya hatta Değer Teslim Ofisi (DTO) olarak adlandırılabilir. Bu yapılar, proje yönetimi uygulamalarından ziyade çözüm ve kontrole daha az odaklanmalarıyla karakterize edilirken, ekiplere koçluk yapmaya, kilit paydaşlara ve özellikle sponsorlara mentorluk yapmaya, organizasyon genelinde beceriler ve çevik bir zihniyet geliştirmeye odaklanırlar.

Büyük organizasyonlarda PYO’lar katmanlı olabilir. Örneğin Kurumsal PYO’nun alt PYO’ları ve DTO’ları olabilir ve farklı becerilere sahip olabilirler.

PYO’ya sahip bir kuruluştaki Proje Yöneticilerinin PYO’ya hiyerarşik olarak rapor vermesi zorunlu değildir. Örneğin bazen operasyon alanına aittirler ve bu nedenle bölümün yöneticisine rapor verirler.

Bir kuruluşta PYO’yu uygulamaya koymanın en iyi formülü, kuruluşun faaliyet gösterdiği koşullara göre belirlemekte yatar. Kaynaklar, çevre, müşteri zihniyeti vb. Dikkaste alınmalıdır. Her kuruluş benzersiz olduğundan, PYO’yu uygulama şekli, mevcut koşullara göre iyi değerlendirilmelidir.

Şirket içinde “proje” niteliği taşıyan tüm girişimlerin PYO kapsamına girmesi en az iki nedenden dolayı istenir;

  • Daha verimli yönetim
  • Proje Yöneticilerinin, çok çeşitli projeleri yöneterek rollerinin farkındalığını geliştirmeleri

Genel olarak PYO’lar, içinde bulundukları kuruluşların aşağıdaki değerleri gerçekleştirmesini sağlamaya yardımcı olmalıdırlar:

  • Görev odaklı olmaktan ziyade sonuç odaklı ve teslimat odaklı proje yönetimi uygulamalarını teşvik etmek.
  • Ayrıntılarda kaybolmadan projelerin bütünsel, genel ve perspektif görünümünü (büyük resim) korumak
  • Sürekli iyileştirmeye, bilginin yayılmasına ve organizasyonel değişime adanmış bir zihniyet oluşturmak
  • Organizasyon için en kritik projelere odaklanmak
  • Becerilerin yaygınlaştırılmasını teşvik etmek, yeterlilik veyeteneklerini geliştirilmesini sağlamak

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Projeler ve Leviathan’lar

Prangalanmış Leviathan – GÜNLÜK

Leviathan, normalde sakin bir şekilde yaşadığı sulardan çıkmaya karar verdiğinde, temas ettiği her şeyi kaosa sürükleyen, yenilmez güce sahip mitolojik bir deniz canavarıdır.

Belirli bir geçmişi olan (en az 20 yıl) şirketlerin içlerinde bazen böyle bir dev bulunur. Kurumda işe yeni başlayan Proje yöneticisi için Leviathan’ı tanımlamak zordur çünkü şirketin yeniliğe ve gelişmeye ne kadar açık olduğunu söylemekten hoşlanan bu kişi genellikle şirketin kurucularından veya uzun süredir üst düzey yöneticilik yapmış bir kişidir.

Yeni katılan Proje Yöneticisi, etik ve şeffaflık yoluyla paydaşlar arasında güveni teşvik ederek, ekipte yeniliği kolaylaştırarak projesini modern standartlara göre yönetmeye başladığında, Leviathan genellikle birkaç hafta boyunca sessiz kalır daha sonra herhangi bir proje problemini bahane ederek toplantı düzenleyerek gerçek yüzünü gösterir. Yapılanların yanlış olduğunun ve geçmişte neyin nasıl yapıldığı konusunda alıntılar paylaşır.

Leviathan’lar şirketler için büyük bir sorundur çünkü her türlü organizasyonel yeniliğe engel olmaya çalışırlar. Geçmişte başarılı olmuş, bunun büyük bir başarı olduğu konusunda kesin olan, az ya da çok bilinçli olarak büyük ölçüde şanslı olduğunu bilen Leviathan, değişimden korkar. Çünkü bu sefer yapılanların ilki kadar iyi gitmeyebileceğinden korkar.

Leviathan’lara planları sunmak, vizyonu anlamalarını sağlamaya çalışmak, veri analizleri hazırlamak işe yaramaz çünkü tamamen içgüdüsel olarak karar verirler ve kesinlikle haklı olduklarına inanırlar.

Leviathan’ları daha uygun bir yöne kanalize etmenin tek yolu korkutmaktır. Leviathan’ın korkuları genellikle kendisinin ve şirketin itibarıyla ilgilidir, bu nedenle ona belirli bir karar vermemenin veya eski moda bir şekilde davranmamanın para, müşteri kaybettireceğini veya kuruluşu olumsuz bir duruma sokacağını göstermek işe yarayabilir.

Aksi takdirde, Leviathan sudan çıktığında orada bulunmamak daha iyidir.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Kanvası

Bedenk Project Canvas - The Canvas Revolution

Proje Kanvası, projeleri planlamak ve yönetmek için kullanılan görsel bir araçtır. Bu araç, projenin ana hatlarını, hedeflerini, paydaşlarını, stratejilerini ve diğer önemli unsurlarını tek bir sayfada özetleyerek proje yöneticilerine ve ekiplerine genel bir bakış sağlar. Proje Kanvası, karmaşık projeleri basitleştirmeye ve ekip üyeleri arasında açık iletişimi teşvik etmeye yardımcı olur. 

Proje canvası kavramı, iş modeli kanvası gibi görsel düşünme araçlarından esinlenmiştir. İş modeli canvası, Alexander Osterwalder ve Yves Pigneur tarafından geliştirilmişken, proje kanvasını Antonio Nieto-Rodriguez geliştirmiştir. Proje yönetimi alanındaki uzmanlar tarafından projenin çeşitli yönlerini daha iyi anlamak ve iletişim kurmak için özelleştirilmiş birçok versiyonu bulunmaktadır.

Nedir ve Nasıl Hazırlanır?

Proje Kanvası, projenin temel bileşenlerini görsel bir formatta sunar. Genellikle proje kanvası hazırlarken aşağıdaki adımlar takip edilir:

  1. Hedef ve Amaçlar: Projeye genel bakış sunan ve neyi başarmayı amaçladığınızı açıklayan bir bölüm.
  2. Paydaşlar: Projeden etkilenecek veya projeye etki edecek bireyler ve gruplar.
  3. Faydalar ve Değer Önerisi: Projeden beklenen faydalar ve proje sonucunda elde edilecek değer.
  4. Kapsam ve Sınırlar: Projenin kapsadığı alanlar ve dışında bıraktığı unsurlar.
  5. Görevler ve Etkinlikler: Projeyi tamamlamak için gereken ana görevler ve etkinlikler.
  6. Zaman Çizelgesi ve Meilensteinlar: Proje sürecinin zaman çizelgesi ve önemli kilometre taşları.
  7. Kaynaklar: Projeyi tamamlamak için gerekli olan insan, maddi ve finansal kaynaklar.
  8. Riskler ve Engeller: Proje sürecinde karşılaşılabilecek potansiyel riskler ve engeller.

Artıları ve Eksileri

Artıları:

  • Görsel Bir Özet Sunar: Projeyi tek bir sayfada özetleyerek karmaşıklığı azaltır ve anlaşılırlığı artırır.
  • İletişimi Kolaylaştırır: Ekip üyeleri arasında açık ve etkili iletişimi teşvik eder.
  • Esneklik Sağlar: Projede değişiklikler olduğunda kolayca güncellenebilir.
  • Karar Verme Sürecini Destekler: Tüm önemli bilgiler bir arada olduğunda daha bilinçli kararlar alınabilir.

Eksileri:

  • Detayların Gözden Kaçırılması: Özet niteliğinde olduğu için bazı detaylar gözden kaçırılabilir.
  • Sürekli Güncelleme Gereksinimi: Proje geliştikçe canvasın da güncellenmesi gerekir, bu ekstra çalışma anlamına gelebilir.

Project Canvas - defining projects in a structured way - IPMA International Project Management Association

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Yönetiminde DESC Yöntemi

Examples of Using Conflict Management Skills in Project Management - CMA Consulting

“DESC” yöntemi, Sharon Anthony Bower tarafından geliştirilmiş ve 1976 yılında Kendini İddia Etmek kitabında yayınlanmıştır.

“DESC” yöntemi, etkili iletişim ve çatışma çözümü için bir çerçeve sunar. Bu yöntem, bireylerin duygularını ve düşüncelerini açık ve yapıcı bir şekilde ifade etmelerine yardımcı olmak için dört adımdan oluşur:

  • Describe (Tanımla): Durumu tarafsız ve yargısız bir şekilde açıklayın.
  • Express (İfade Et): Bu durum hakkındaki duygularınızı veya düşüncelerinizi dürüstçe ifade edin.
  • Specify (Belirt): Ne tür bir değişiklik istediğinizi açıkça belirtin.
  • Consequences (Sonuçlar): İstenen değişikliğin gerçekleşmemesi durumunda olabilecek sonuçları veya değişikliğin gerçekleşmesi halinde elde edilecek olumlu sonuçları dile getirin.

Bu yöntem, kişisel ve profesyonel ilişkilerde sağlıklı iletişimi teşvik etmek ve ortak anlayışı kolaylaştırmak amacıyla tasarlanmıştır. Eleştiri veya geri bildirim sunarken, karşı tarafı suçlamadan ve savunmacı bir tutuma yol açmadan konuşmanın yapılmasını sağlar.

Örnek:

D. Toplantıda sık sık sözümü kestiniz.

I. Bu durum diğer katılımcılara net ve tam bir açıklama yapmamı zorlaştırdı.

S. Eğer sizin için de uygunsa bir dahaki sefere yorumlarınızı bana iletir misiniz?

C. Bu, toplantının daha kısa olmasını ve daha etkili olmasını sağlayacaktır.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler