Etiket arşivi: aile

Zenginler nasıl düşünür?

“İnsanlar genellikle neden zengin değilim?” diye merak ederler, diyor Donald Trump. Ya da “Neden hep daha fazla kazanmıyorum?” derler diyor. Donald Trump, Think Like a Billionaire(Milyarder gibi düşünmek) adlı kitabında öncelikle bir milyoner ya da milyarder gibi düşünülmemesinin en önemli problem olduğunun altını çiziyor. Biraz kışkırtıcı olmakla beraber elçiye zeval olmaz diyerek Donald Trump’ın kitaptaki görüşlerini sizlerle paylaşmak istiyorum :

Tatile çıkmayın

Eğer tatile gitmenizi düşündüren bir iş yapıyorsanız doğru işi yapmıyor ve yada yaptığınız işi yeterince sevmiyorsunuz demektir.

Uyumak zayıflara has bir şeydir.

Donald Trump kendisinin günde sadece 4 saat uyuduğunu söylüyor. (01:00’den 05:0’e kadar) eğer rakiplerinizden daha fazla uyanık kalırsanız kazanırsınız diyor. Günde 10 saat uyuyan biri bunun yarısı kadar uyuyan biri tarafından 5 saat geçilmiş demektir. Eğer bir iş sahibi iseniz ve erken saatlerde işe gelip geç saatlerde çıkıyorsanız çalışanlarınızın saygısını kazanırsınız.

Sempatik kanalı yakın tutmak

Özellikle güce yakın biriyseniz hatalarınız hakkında konuşan çok olur. Sempatik kanallarınız, tanıdıklarınız ve iletişim içinde olduklarınız fazlaysa bu sizin yararınızadır. Yakın olduğunuz insanların hangi durumda ne söyleyebileceklerini biliyor olmanız çok faydalıdır.

Teknolojiye dayanmayın

Birisiyle yüz yüze görüşmek ya da telefonda görüşmenin yerini eposta tutamaz.

Küçümsenmek iyidir.

Düşmanlarınız ya da rakipleriniz eğer sizi küçümsüyorlarsa hata yapmaya yakındırlar demektir ve onları şaşırtabilirsiniz. Bir poker masasına oturabilmeniz için diğerlerinin sizin onların parasını asla alamayacağınızı düşünmeleri gerekir.

Tek kişilik bir ordusunuz

Hayatınız boyunca bir general gibi kararlar almalı bir er gibi bu emirleri yerine getirmelisiniz.

Başarı başarıyı çeker.

Söyleyeceğiniz değil yaptığınız şeylerle insanları şaşırtın ve etkilemeye çalışın. Sizi başarılı olarak düşünen insanlarla çok daha iyi anlaşmaar yapabilirsiniz. Dokunduğunuz her şeyi altına çevirebiliyor olmanız gerekir.

Kararlarınızı iyice düşünüp taşınıp öyle verin.

Para kazanmanın en kilit noktası hayatınızdan anlamsız ve gereksiz kararları çıkarıp atmanızdır. Her kararı bir aşık gibi vermelisiniz. Her ne kadar ilk görüşte aşık bile olsanız dışarıya çıkacağınız kişiyi bir çok kişiye sormanız, hakkında bilgi almanız gerekir.

Ailenize güvenin.

Arkadaşlar iyidir ama ailenize güveniyor olmanız çok önemlidir. İyi bir ailesi olup, aile içi ilişkileri güçlü olanlar başarılı olurlar.

Meraktan bir şey olmaz.

Tarihteki başarılı insanlar hep meraklılardan çıkmıştır. Yenilikçilik ve merak yan yana gezerler. Eğer dünyadaki her şeyi anlamaya çalışıyorsanız çevrenizdeki daha çok şeyin farkındasınız demektir.

Paylaşın:

Sosyal Enerji

handsFiziksel ve duygusal enerjileri bildiğinizi biliyorum. Bir maraton koşucusundaki, her gün konuşma yapan siyasetçideki, her sabah siz gittiğinizde orada olan ve işten ayrılırken hala orada olan çalışanların enerjilerini biliyorsunuz. Ama sosyal enerjiyi biliyor musunuz?

Sosyal enerji birlikte olduğunuz insanlarla geçirdiğiniz zamanlarda ortaya çıkar. Ve sosyal enerjinin eksikliğini mutlaka hissedersiniz. Örneğin bilgisayar başında otururken, televizyon seyrederken ya da internette gezerken bu semptomları hissedersiniz. Yorgun değilsinizdir hevesinizde vardır ama bu sizi tatmin etmiyordur anlam veremediğiniz bir sıkıntı vardır içinizde. Aslında sosyal enerji eksikliğini bilgisayar ya da televizyon başında oturarak anlamlı olduğunu düşündüğünüz şeyleri yaparak doldurmaya çalışırsınız.

Aslında sosyal enerji bir şekilde içe döndüğünüz ya da zaten öyle olduğunuz için eksiktir. Her ne kadar içe dönsekte ya da karakterimz öyle olsada en az dışa dönükler kadar sosyal enerjiye gereksinim duyarız. Sadece tek fark dışa dönüklerin zaman zaman yalnız kalıp düşünmeye ihtiyaç duymaları içe dönüklerinse sosyal enerjiye ihtiyaç duymalarıdır.

Fakat önemli bir sıkıntı içe dönüklerin sosyal enerjiye ihtayaç duyduklarını kabul etmemeleridir. Dışa dönükler sosyal enerji ile beslendikler için kısa bir süre bile olsa eksikliğini hisseder ve bunu belirtmekten kaçınmazlar. Ama içe dönükler bu ihtiyaçlarını bile tam olarak ifade edebilmek için içe dönerler.

Ayrıca içe dönükler sosyal enerjiyi yaratacak girişkenliğe yeterince sahip olmadıkları için arkadaş gruplarına girmede ya da tanışmada zorluk çekebilirler.

Murphy’deki “tünelin sonundaki ışık” ile ilgili içe dönükler “üzerinize gelen trenin ışığı derken” dışa dönükler “tünelin çıkışı” diyeceklerdir. Aslında burada onların karamsarlığını değil yeterince pozitif olmadıklarını söylemeye çalışıyorum. Ayrıca içe dönüklerin dışa dönükler kadar ilişkilerden zarar görme olasılıkları, ilişkilerini azlığı sebebiyle daha düşüktür. Eğer insana güvenmiyorsanız içe dönük olup zarar görme riskinizi azaltabilirsiniz.

Sosyal enerji almanın yolu sosyalleşmektir. Bir arkadaşınla muhabbet etmek, akadaş grubunla oyunlar oynamak, yemeklere çıkmak, trekking vb. aktivitelere katılmak. TV seyretmek, internette gezmek, chat yapmak sizi sosyalleştirmz aksine insan ilişkilerinden ayırdığınız zamana göre sizi asosyalleştirir. Enerjinizi alır, enerji vermez.

Düzenli arkadaş grubu toplantıları, misafirlikler, aile içi toplantılar hayatınıza sosyal enerjiyi enjekte eder.

Sosyal enerjinizi bitirmemeye çalışmalısınız. Özellikle biz(ailem) çocuk olayından sonra nispeten hareket kabiliyetimizi yitirip, bir anlamda eve kapandık. Gelen giden çok olmasına rağmen eski tempomuzu kaçırmış durumdayız. Şimdi yavaş yavaş sosyal enerji için gerekli olan eski arkadaş gruplarımıza dönmeye, ortak zaman geçirmeye çalışıyoruz.

Sosyal enerjiyi istediğinizde alabilmeniz zor. Uykunuz geldiğinde yatar uyursunuz ama sosyal enerji için çabalamanız, uğraşmanız gerekir. Arkadaşlarınızı ve ailenizi ihmal etmeyin.

Paylaşın:

Evlenmeden önce sorulması gerekenler

Eğitimlerime katılan arkadaşların bazıları yaz dönemi geldiği için evlilik planlarını gerçekleştirmek üzere olduklarını söylüyorlar. Şans eseri New York Times’ın en çok okunanlar listesinde yer alan ve konusu evlenmeden önce sorulması gerekenler olan yazıya rastlayınca dilim döndüğünce paylaşmak istedim. İlişki uzmanları birçok çiftin evlenmeden önce birçok kritik soruyu birbirlerine sormayı atladıklarını belirtiyorlar.

Bu sorular şunlar;

1) Çocuk yapıp yapmayacağınızı eğer yapacaksanız önceliki güvencesini kimin sağlayacağı? (sigorta vb. muhtemelen)

2) Birbirinizin finansal yükümlülük ve hedefleri ile harcama ve tasarruf hakkındaki fikirlerini biliyor musunuz?

3) Ev içi iş dağılımı yada ufak tefek, angarya işleri kimin üstleneceği konusunda hem fikir misiniz?

4) Birbirinizin fiziksel ve ruhsal olarak sağlık geçmişinizi tam olarak biliyor musunuz?

5) Partneriniz sizin beklediğiniz seviyede sevgisini gösteriyor mu?
Okumaya devam et

Paylaşın:

Proje ekibiniz ailenizdir

Projeler hayatımızın parçasıdırlar. Aile içi düzenimiz ile projeler arasında yakın bir ilişki mevcuttur. Ekip üyelerinizle bir aile gibi biraraya gelirken gösterdiğiniz hassasiyeti aile içi ilişkilerinizde de göstermeniz gerekir.

1. Ekibiniz/aileniz için ayağa kalkın. Eğer herkes gönülden işine sarılıyor, üstüne düşen görevini yerine getiriyorsa herşey yolunda demektir.

2. Sakın kimseye gözdağı vermeyin. Herhangi bir şey isorarsam aptal durumuna düşer miyim diye korkmauyın. Onların dilinden anlamıyor olabilirsiniz. İşçiler yada çocuklar vb.

3. Herkese yeteneği ve becerisine göre iş verin. Herkes yapabileceği ve yapacağı şeye göre donatılmalıdır. Eğer yeterli donanımları olmadan insanlardan bir şey isterseniz problem yaşayabilirsiniz.

4. Yaratıcı çözümler: Bir hikayeye göre ayakkabılarını doğru giyemeyen bir çocuğa çözüm olarak her ayakkabı üzerine yarım gülen yüz çizilmiş. Böylece çocuk gülen yüzü yapabilmek için ayakkabılarını doğru giymeye başlamış. Yaratıcılık bazen bu kadar kolay olabilir.

5. Eğer ekibinize kapasitelerinin üzerinde iş yükler ve normalinden daha kısa sürede tamamlamalarını isterseniz hatalı ve kalitesiz sonuçlar çıkabileceğini unutmayın.

6. Kurallarda anlaşmak: Proje ile ilgili gereklilikler belirlendikten sonra proje planı ve buna bağlı olarak görev atamaları gerçekleşir. Herkesin neyi ne şekilde yapacağı konusunda kararlar alınır. Bu kararlar çeşitli kurallar içeriyor olabilir be herkesin bu noktada bu kurallarda hem fikir olması önemlidir.

7. Güven yaratın: Ekip içerisinde mutlaka güven yaratmalısınız. Herkes sizin gözünüzde önemli olduğunu anlamalıdır.

8. İyileri elinizde tutun. En iyi elemanlarınız sizin onlara yatırım yaptığınızı ve onları yetiştirdiğinizi bilmelidir. Ve bu elemanlarınızı mümkün olduğunca ödüllendirmelisiniz.

9. Proje yöneticilerinin en zor görevlerinden birisi kilit çalışanlarını para dışında motive eden şeyleri bulmaktır. Özellikle ailelerde daha fazla ilgi ve alaka göstermeniz beklenir. Bu yüzden parasal olmayan ihtiyaçları çok iyi gözlemleyebilmeli ve karşılayabilmelisiniz.

10. Mutlaka teşekkür edin, destek vereceğiniz konusunda güven verin, iyi iş çıkaranlara minnettarlığınızı söyleyin.

11. Kilit oyuncuları ödüllendirin. Çalışanlar kendilerini takmayan ve takdir etmeyenlerle çalışmak istemezler.

12. Fırsatlar yaratın – Çalışanların biraz kendilerini zorlamalarını sağlayın. Bu sayede neyi ne kadar yapabilecekleri konusunda kapasitelerinide test etmiş olursunuz.

Paylaşın:

Yardım istemeyi bilmek

hot-to-ask-for-help-or-introductionsBugüne kadar yöneticilerinizden, astlarınızdan, arkadaşlarınızdan, ailenizden, sevgilinizden nasıl yardım istediğinizi düşündünüz mü? Her yardım istediğinizde istediğiniz gibi bir karşılık gördünüz mü? Görmediğiniz durumlarda sizce suçlu kimdi?

“Yani Emre’den yardım isteyelim diyorsun” dedi Ahmet.

“Evet” dedi Elvan “Daha önce benim için birkaç iş daha yapmıştı”

“İhtiyacımız olan desteği alacağımızdan nasıl emin olabilirim? Bizim ona işimizin düşmesini nasıl yorumlar?” dedi Ahmet.

“Kolay” dedi Elvan. “Önce sen ödevini iyi yapacaksın. Neler olduğunu ve neden olduğunu ona iyice anlatacaksın. Konu üzerindeki ilgisini kaybetmemesi için sürekli takip edecek, gerekiyorsa ilginç hale getirmeye çalışacaksın.”

“İyide bu dediğini nasıl yapacağım?” dedi Ahmet.

“Sadece ilk 10 dakika onun ne istediğini, neye ihtiyacı olacağını sorarak başla. Zaten sonrası gelecektir.” dedi Elvan

Elvan bir konuda yardım istemeye yönelik birkaç ipucunu Ahmet’e vermişti. Yardım istemeninde bir adabı, ahlakı ve etiği var. Yardım istediğimizde hem yardımı alabilmemiz hemde doğru yardımı almamız önemlidir. Bu sebeple yardım istemeden önce bazı konularda hazırlıklı olmamız gerekir;

Kendi yapabileceğiniz herşeyi önce kendiniz yapmaya çalışmalısınız. Sadece yapamadığınız ve tıkandığınız noktada yardım istemelisiniz.

Kimden yardım isteyebileceğinizi iyi değerlendirin. Yanlış kişiden yardım isteyip hem kendi vaktinizi hemde onun vaktini boşuna harcamayın.

Yardım isediğinizi kişinin vaktinin ve koşullarının uygun olup olmadığını mutlaka sorun.

Geç kalmadan yardım isteyin. Geciken yardımın faydasından çok zararı olabilir. Zamanında davranın.

Ne konuda yardım istediğinizi tek bir cümle ile açıklayabilmeniz gerekir. Amacınız net olmalı, probleminizin ne olduğunu tam olarak kavramış olmalısınız. Net olun, alternatiflerede açık olun.

Yardım alternatiflerinin tamamını düşünün. Farklı kişilerden farklı şekillerde yardım alabilecekseniz bunları iyice değerlendirin.

Alternatifleri araştırın. İnsanlar, hazırlıksız, ne istediğini bilmeyen ve dar görüşlü kişilere yardım etmekte isteksiz olurlar unutmayın.

Probleminize yardımı ilginç bir hale getirirseniz yardımcı olma konusunda istek yaratırsınız.

Size uzatılan yardım elini mutlaka tutun. Bir yardım talebini redderek yada göz ardı ederek gerçek problemlerin doğmasına yol açmayın.

Yardım eden yardım bulur. Kurumlarda ve ailelerde yer alan bireyler birbirlerine destek ve yardımcı olarak gelişimi, ilerleyi ve huzuru sağlarlar. Sizi elinizden geldiğince yardımcı olun çevrenizdekilere ve size uzatılan yardım tekliflerinide asla geri çevirmeyin.

Paylaşın:

Bebeğe nasıl isim seçilir?

Bir bebeğiniz olmasını hayal etmeye başladığınız ya da bebeğinizin olacağını doktor size söylediği andan itibaren bebeğinize koyacağınız ismin arayışına girersiniz. Çocuğunuzun ismi onun karakterinin ve kimliğinin yansıması olacağı için oldukça ciddi bir iştir.

Seçerken neye dikkat edeceğiz;

Ses: İsmin kulağa hoş gelip gelmemesi önemlidir. Bu ismi yüksek sesle ve hatta soyadınızla beraber söylediğinizde kulağa hoş gelip gelmemesi önemlidir. Hatta birden fazla çocuğunuz varsa hepsinin ismini birlikte söylerken kulağa nasıl geldiğine bakmanızda fayda vardır.

Tek Olma: İlk defa isim olarak kullanılacak bir kelimeyi seçmek. Değişik ama aynı zamanda zorda bir durum. Ortak bir isim ile farklı bir isim arasında tercihi yaparken artı ve eksileri değerlendirmeniz gerekiyor. Farklı bir isim kolay anlaşılamadığı için problem olabilir çok ilgi de çekebilir. Bilinen isimler daha az problem yaşanması anlamına gelecektir. Bir yandan da farklı ismi olan biri kendini farklı hissedebilecektir.

Popülerlik: Bebek adları genellikle o dönemin isim eğilimlerine göre belirlenir. Örneğin benim kuşağımda Savaş, Elif, Hakan, Taner ismi çoğunluktayken sonraki kuşakta “can” eki popüler olup Atacan, Ömercan gibi isimler tercih edilmiştir. Bence önemli olan gelecek 50 yılda popülerliğini kaybetmeyecek bir ismi çocuğa vermektir.

İlişkilendirmek: Birçok aile çocuğuna isim koyarken bazı şeylerle özdeşleşmiş isimleri tercih ederler. Ör. Devrim, Muhammed gibi. Bu ismin duyulduğunda akılda bırakacağı imaja önem verirler.

Anlam: Çocuğunuzun adının pozitif anlamı olmasına dikkat edin.

Kaynak: Bazı aileler için etnik köken ve bunun devam etmesi çok önemlidir. Bu yüzden çocuklarına kendi kökenlerine ait isimler vermeyi tercih ederler. Ör. Baran bir Kürt ismidir.

Takma Adlar: Çocuğunuza vereceğiniz adın ileride takma ad olarak neye dönüşebileceğine yada herhangi bir tekerlemeye dönüşüp dönüşmeyeceğine dikkat etmelisiniz. Öneğin benim kızımın adı Zeynep. İleride Zeyno, Zeyna, Zeynoş gibi lakapları olabilir. Bazı isimlere negatif lakap takılabilecek gibi ise uzak durulması gerekebilir.

Yazım ve Telaffuz: Bazı isimlere insanlar alışık olmadıkları için telaffuzları ve anlaşılmaları zordur. Ör. Berfuz. Çocuğumuzun yerlere ismini yazdıracağını, birilerinin onu uzaktan ismiyle çağıracağını düşünerek isim bulalım. Birbiriyle karışabilecek isimlere dikkat etmek gerekir. Ör Serkan, Sertan. Ayrıca yurtdışında çocuğunuzun isminin kolay telaffuz edilebilmesi bir avantaj olabilir. Ör Can.

Kısaltma: Çocuğunuzun adlarının ve soyadının baş harfleri yan yana geldiğinde kötü bir şey çıkmamalıdır. Ör. Bülent Osman Kalıpçı.

Cinsiyet: Bazı isimler uniseks olup hem erkekler hemde kızlar tarafından kullanılmaktadır. Ör. Reha, Suat vb. Benim önerim cinsiyeti net olarak gösteren isimlerin tercih edilmesidir.

Aile ve Arkadaşlar: Bulduğunuz isimi aileniz ve arkadaşlarınızla paylaşarak mutlaka görüşlerini alın. Farketmediğiniz yada düşünmediğiniz bir şey karşınıza çıkabilir.

Eskiden çocuk doğduktan sonra belirli bir süre hareketleri izlenir ve ona uygun bir isim bulunurdu. Ör. Çok hareketli bir çocuk için Hızlı Kuş denmesi gibi. Daha sonra tek tanrılı dinlerle beraber Tanrı’nın sıfatları(Alim), azizlerin isimleri(John) isim olarak çocuklara verilmeye başlanmıştır. Öte yandan anneanne, babaanne, dede yada büyükbabanın isminin verilmeside oldukça yaygındır.

Sizin isim bulma konusundaki anılarınızı, katkınızı, önerilerinizi lütfen yorum olarak gönderin.

Paylaşın:

İşkolik misiniz?

iskolikEski bir işkolik ve işkolikliği yüzünden sağlığını kaybetmiş biri olarak bu yazıyı yazıyorum. Kariyer planlarınıza, geleceğe yönelik hedeflerinize ve rüyalarınıza erişmek için “işkolik” olmanıza gerek yok.

İş hayatında yukarı çıkan basamakları belirlediği düşünülen bazı hurafeler vardır: “ Geç saatlere kadar çalış, tatillerde çalış, işleri bitir, fark yarat. İşte en kısa yol budur ” diye.

Kontrolden çıkmak

Mustafa kariyer basamaklarını çıkmaktadır ama hayatının bazı önemli unsurlarınıda geride bırakmaktadır. Örneğin çok iyi bir basketçi olan Mustafa artık çalışmaktan vakit bulamadığını söylemektedir. Sadece haftada bir gün yine kendisi gibi iş hayatından bir kaç kişi ile birlikte küçük maçlar yapmaktadırlar.

Mustafa kariyerinde geldiği nokta konusunda aslında bir yandan da müteşekkirdir. Fakat maliyeti ne olmuştur? Duygusal, fiziksel ve kişisel hayatı da kariyerine paralel olarak gelişmiş midir?

İş ve özel hayatınızı dengeleyebilmeniz başarı için en kritik anahtardır. Ve eğer kariyer yapmak konusunda ısrarlıysanız özel hayatınızı iş hayatınızın mutlaka dışında tutmalısınız. Unutmayın her şey bir “ düzenleme yada planlamadan ” dan ibaret.

Şimdi mevcut durumunuza göz atalım;

Bazılarınız çok çalıştığının farkında bile olmayabilir. Bu yüzden herhangi bir riskte olup olmadığını düşünmez. Şöyle bir düşünün; yeni mezun olduğunuzda yada iş hayatınızın başında sosyal hayatınıza ilişkin zaten bir problem yoktu. Surf yapmak gibi yani okulda yakaladığınız sosyal bir dalga bir süre daha iş hayatında sizi taşımıştı.

Fakat zamanla kişisel hayat ile profesyonel hayat arasındaki denge profesyonel hayat tarafına doğru kaymaya başlar. Neden? Çünkü siz çok çalışıp iyi işler çıkarttıkça daha çok iş verilir. (Çok çalışana yük vuran çok olur)

Şimdi isterseniz işkolik olup olmadığınızı kontrol edelim. Aşağıdaki soruların ne kadarına evet diyorsanız o kadar işkoliksiniz demektir;

• İşiniz sizi aileniz yada başka şeylerden daha çok heyecanlandırıyor mu?

• Çalıştığınız saatler çalışmadığınız saatlerden çok mu?

• Eve, haftasonuna yada tatile iş götürüyor musunuz?

• Yaptığınız iş ile ilgili çok konuşur musunuz?

• Haftada 40 saattenfazla çalışıyor musunuz?

• Hobileriniz para kazanmak üzerine mi?

• Yaptığınız işin tüm sorumluluğunu üzerinize alıyor musunuz?

• Aileniz yada arkadaşlarınız geç kalmalarınız konusunda şikayetçi mi?

• Daha elinize iş varken yeni işleri alıyor musunuz?

• İşlerin tamamlanma sürelerini küçümseyip daha kısa süreler verip tamamlamak için kendinizi yırtıyor musunuz?

• Eğer sevilen bir iş yapılıyorsa uzun sürelerle çalışılabilir inancında mısınız?

• İş dışında öncelikleri olan diğer insanlara karşı tahammülsüz müsünüz?

• Eğer çok çalışmazsanız işinizi kaybedeceğinizi yada hata yapacağınızı düşünüyor musunuz?

• Geleceğe ilişkin sürekli kaygılarınız var mı?

• Her şeyi enerjik ve rekabetçi olarak mı yapıyorsunuz? Arkadaşlarınızla oynadığınız oyunlar dahil.

• Size az çalışmanızı söyleyenlerden rahatsız oluyor musunuz?

• Ailenizle yada arkadaşlarınızla biraz uzun süre geçirdiğinizde kavga ediyor musunuz?

• Araba sürerken, uyurken yada başkaları ile sohbet ederken yine iş düşünüyor musunuz?

• Yemek yerken çalışır yada okur musunuz?

• Paranın hayatınızdaki problemleri çözeceğine inanır mısınız?

Eğer bu sorulara “ evet ” diyorsanız korkmayın, yalnız değilsiniz. Bende yıllarca bu sorulara yüksek sesle EVET dediğim bir hayatı yaşadım.

Doğru çalışmak

Eğer kendinizi işkolik yada o yolda biri olarak görüyorsanız yapabileceğiniz çok basit şeyler var. Ailenize ve arkadaşlarınıza vakit ayırın, rahatlamak ve dinlenmek için organizasyonlar yapın(masaj, kaplıca vb.), sadece haftaiçi çalışın ve haftasonunu keyifli şeylerle değerlendirin, bulunduğunuz şehirden sadece haftasonları bile olsa kaçın (ama dizüstü bilgisayarınız ve cep telefonunuz olmadan mümkünse)

Yada:

• Hobi edinin. (Yeni bir dil(osmanlıca), seramik veya pasta kursu, takı tasarlama ve yapma, koleksiyon vb.)

• Düzenli uyuyun – Hergün aynı saatte yatıp aynı saate kalkın.

• Aileniz ile akşam yemeklerini yiyip, düzenli organizasyonlar yapın (piknik, mangalbaşına gitmek, sinema vb.)

• İş dışında da aktif olun. Düzenli ve sağlıklı yemek yiyip, mutlaka egzersiz yapın(sabahları yarım saat yürüyüş veya hafif koşu, yüzmek vb.)

Paylaşın:

İş stresi ve evlilik

Stres bulaşıcıdır. Büyük beklentilerinizin olduğu ve uzun saatler boyu çalışabildiğiniz yaşlarda gerek evinizle gerek arkadaşlarınızla olan ilişkilerinizi ayakta tutabilir, olası sıkıntıların üzerinden rahatlıkla gelirsiniz.

Ama eğer bir aile kurmuş ve hatta baba olmuşsanız patronunuzun sizi suçlaması yada azarlaması çok yıpratıcı olabilir. Bazılarıda eve geldiklerinde sadece huzur ve rahatlamak istedikleri için aile olmanın getirdiği sorumluluklardan sıkılırlar. Aslında erkeklerin bu iki hali de iş stresi ve aile olmanın erkekler açısından ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Ama birde zaten tüm gün çalışmış ve sonra eve geldiğindede çocukla uğraşan kadınlar, eşler var? Onların durumu erkeklerden kat be kat daha zor.

Ne yapabiliriz bu durumda?

Zamanı iyi kullanın. Örneğin tam evinize girmeden önce 5- 10 saniye düşüncelerinizi, sinirinizi, öfkenizi son bir kez gözden geçirin. Eve girdikten sonra hala kafanız işe takılıysa üstünüzü değiştirin, gazete okuyun, duş alın, rahatlamaya çalışın. Yine olmuyorsa 5- 10 dakika yalnız kalın ve kendinizi ailenizi ile doğru iletişim kurmaya hazırlayın.

Sizde stres yaratan şeyleri paylaşın, anlatın. Bir kadının eşinin iş stresini ve onun ne hissettiğini anlaması kolaydır. Eğer yaptığınız işi eşiniz biliyor ve inanıyor ise en güçlü pozitif desteği alıyorsunuz demektir. Karşılıklı iletişim stresleriniz konusunda birbiriniz ile ilgili farkındalığınızı besler ve birinin diğerini kötü durumdayken desteklemesini sağlar yada affetmesini.

Bazen büyük adımlar atmanız gerektiğini unutmayın. Eğer stresiniz ailenize ilişkin sizde bir körlük yaratıyor, eşiniz ile ile aranızdaki mesafeyi artırıyorsa işte o zaman iş değiştirmeyi düşünebilirsiniz. Doğru değerler ve öncelikle insanın doğru yolda gitmesini sağlar yoksa ileride duyduğunuz sesin müzik olduğunu sanırken şelale sesi olduğunu çok geç farkedersiniz.

Kendinize eğer mümkünse daha az stresli ve esnek bir pozisyon bulmaya çalışın. Daha az ücret veya daha uzak bir şirket konusunda kararınızı evliliğinize ve ailenize ne kadar değer biçtiğinizi düşünerek verin.

Özellikle son dönemlerde etrafımda çok fazla boşanma görmeye başladım. Bunların bir kısmı erken karar verme, tarafların birbirini tanımadan maceraya aılmaları ve bir kısmıda tarafların kariyer kaygıları.

Birini sevmemek boşanma sebebi olabilir ama sadece iş stresi yada kariyer kaygıları ailemizin önüne geçmemeli.

Paylaşın:

Yılbaşı için hediye önerileri

Oldum olası son dakika hediye seçme ve alma konusunda sıkılmışımdır. Bu yüzden bir erkek olmama rağmen özel günleri hiç atlamamaya ve öncesinde önlemimi almaya çalışırım. Tam eşime yılbaşında ne alayım, yapayım diye düşünürken yazayım dedim.

Eğer akıllı biriyseniz zaten önceden eşinizin neye ihtiyacı olduğu, neyi sevdiği veya ne beklediğini çaktırmadan öğrenmişsinizdir. Eğer öyleyse bu yazının devamını okumayın. Ama fikre ihtiyacım var diyorsanız devam edin.

  • Elle yazılmış bir yemek tarif defteri olabilir. En sevdiğiniz yemeklerin tariflerini yazıp ona verebilirsiniz. Ayrıca yemek konusunda da bir şeyler öğrenmiş olur belkide eşinize yardıma başlarsınız.
  • Ona şiirler okuduğunuz ya da şarkı söyleyip yada görüntülerinizi çektiğiniz bir videoyu kaydettiğiniz bir kaset-cd hediye edebilirsiniz.
  • Unicef vb. sivil toplum, yardım kuruluşlarından alacağınız şeyleri hediye edebilirsiniz.
  • Uzman olduğunuz konuda bir hediye verin. Ör. İnternet ile uğraşan birisi güzel bir site yapıp hediye edebilir. Hatta www. sevgilinizinismi.com adresini alıp siteyi öyle yapabilirsiniz.
  • Eminönü yada Çıkrıkçılar Yokuşu gibi yerlerden boncuklar alıp kolye, bilzik vb. takıyı kendiniz yapıp hediye edebilirsiniz.
  • Kağıttan bir zar hazırlayın. Zarın sayı gelecek yerlerine öpücük-sarılma-iltifat-sevgi sözü-saygı sözü-hediye yazın. (hediyeniz hazır olmalı) Zarı atın ve ne gelirse onu yapın.
  • Kendi el yazınızla onu ne kadar sevdiğinizi yada duygularınızı anlatan bir yazı yazıp tarih ve imza atarak ona verin.
  • Üzerinde aile resimlerinizin olduğu bir takvim hazırlayın.
  • Birçok mum alıp onları evde içinizden geldiği gibi yerleştirin. Her yer mum olsun. Ve yılbaşı akşamını o mumlar ve güzel bir müzik eşliğinde geçirn.
  • Kendi elinizle kazak, hırka, çorap örerek hediye edebilirsiniz.
  • Ona duygularınızı ifade eden bir kitap alın.
  • Evinizdeki eski eşyalardan bir şeyler yapın. Ör. Eski cd’lerden bir tablo vb.
  • Eski günlerdne fotoğrafları güzelce derleyip bir sunum hazırlayın ve gece birlikte seyredin.
  • Ayrıca yılbaşının vazgeçilmez klişelerini hazır edebilirsiniz; şömine, kestane, hindi, şarap veya rakı, dansöz cd’si….

Size önereceğim bir mağaza var, bakmadan geçmeyin;

En güzel hediyeler burada

Yılbaşı Hediyesi

Şimdiden mutlu yıllar

Paylaşın:

Olağanüstü durumları doğal algılayabilmek

Her yiğidin bir ekmek yiyişi, her başarılı kişinin / ekibin bir çalışma şekli vardır. Ama bir şeyler kötüye gittiğinde kişinin morali, ekibin ahengi ve insanlararası ilişkiler bozulabilir.

İşte bu durumu yaşamak olağanüstü durumları doğal algılayabilme yani acil durumlarla baş edebilme becerisini gerektirir. Her ne kadar bir şirkete yardımcı olacak bilgileri aşağıya yazacak olsam da bireysel anlamda da hemen hemen aynı şeyleri ailemiz için uygulayabileceğimizi de göstermeye çalışacağım.

Olağanüstü durumlar sebebi her ne olursa olsun (ani bir değişiklik, yeni bir şey keşfetmek, bütçenin azalması, kilit personelin işten ayrılması yada bir tehdit oluşması vb.) acil harekete geçilmesini gerektirirler. Ev sahibinin oğlunun Almanya’dan dönüyor olması, çalıştığınız şirketin kapatılması, arabanız ile kaza yapıp araçsız kalmış olmak vb. örnekleri de verebiliriz.

Aslında hemen hemen herkes normal zamanlarında acil durumlarda ne yapacağını düşünür, tasarlar. Fakat gerçekten bir acil durum oluştuğunda stres, korku ve gerilim olaya normal ve planlandığı gibi yaklaşılmasına engel olabilir. Depresif davranışlar, kişiselleştirilmiş çatışmalar çıkar ve hatta insanlar birbirlerini kırabilirler. Ve en önemlisi bu tip durumların “kalıcı” yaralar açmasıdır.

Bir de zaten acil durumlara karşı hazırlıksız olanlar vardır ki bu tip durumlarda oluşacak çatışmaları geçici çözümlerle (borç bulmak vb.) ve belki şirkette personeli kaydırarak çözmek mümkün olur.

Acil durumlarda ne yapacağınıza ilişkin benim önerilerim aşağıda;

Acil durumu duyurun – Herkese / ailenize acil durumu duyurun ve normal prosedürlerin askıya alındığını acil durum prosedürlerinin geçerli olduğunu bildirin. Böylece uzun vadede acil bir durumu görmezlikten gelme yada umursamama eşleştirisinden kurtulmuş olursunuz. Aynı şekilde acil durum geçince de eski hale dönüşü duyurun.

Uygun karar verme süreci geliştirin – Oybirliği her ne kadar doğru bir yöntem olsada zaman alır. Acil durumlarda karar verecek merkezde tek kişi iyi bir çözüm olacaktır.

Kısa vadeli düşünün – Acil durumlarda uzun vadeli düşünmek anlamlı olmayabilir. Acil durum geçene kadar kısa vadeye odaklanın.

Eğitim ve simulasyon – Ekibinizi ve ailenizi eğitin. (Özellikle deprem ile ilgili konularda veya siz yokken bir sağlık problemi yaşanırsa nereyi arayıp neler yapmaları gerektiğini) Acil durum simulasyonları kişileri bu tip durumlara hazırlarlar.

Daha derin delege edin – Olası sürtüşmeleri azaltmak için geçici bir süre ile daha alt seviyelere delegasyondan çekinmeyin. Acil durumlarda yetki eşiklerine ulaşmaya çalışmak ve onay sayısını azaltmak en iyisidir.

Mali kontrolleri gevşetin – Eğer 100 bin YTL kaybedecekseniz 2 bin YTL’yi gözden çıkarabilmeniz lazım. Ekstra mesai ödemeleri yada araç gereç alımlarında geniş davranın. Belki evde de belirli bir miktar para bulundurmak iyi olabilir. (Yastık altı yatırımdan bahsetmiyorum tabiki)

Erkek adam ağlamaz – Acil durum planlarınızı zamanında yapın. İş işten geçmeden gerekli önlemleri alın. Örneğin ambulans, itfaiye numaralarını kaydedin, kan grubunuzu bilin, deprem çantası hazırlayın vb.)

Acil durum sonrasında size destek veren herkese unutamayacaları bir teşekkür etmeyi unutmayın. Gelecek hafta evde, araçta ve işyerinde acil durumlar için bulundurulması gerekenleri yazacağım. Biz emniyetimizi alalım en doğrusu bu.

Paylaşın: