Etiket arşivi: aile

İşkolik Misiniz?

Eski bir işkolik ve işkolikliği yüzünden sağlığını kaybetmiş biri olarak bu yazıyı yazıyorum. Kariyer planlarınıza, geleceğe yönelik hedeflerinize ve rüyalarınıza erişmek için “işkolik” olmanıza gerek yok.

İş hayatında yukarı çıkan basamakları belirlediği düşünülen bazı hurafeler vardır: “ Geç saatlere kadar çalış, tatillerde çalış, işleri bitir, fark yarat. İşte en kısa yol budur ” diye.

Kontrolden çıkmayın!

Mustafa, kariyer basamaklarını çıkarken hayatının bazı önemli unsurlarını geride bırakmaktadır. Örneğin, çok iyi bir basketçi olan Mustafa artık çalışmaktan vakit bulamadığını söylemektedir. Sadece ayda bir kendisi gibi iş hayatından bir kaç kişi ile birlikte küçük maçlar yapmaktadır.

Mustafa kariyerinde geldiği nokta konusunda bir yandan da müteşekkirdir. Fakat maliyeti ne olmuştur? Duygusal, fiziksel ve kişisel olarak kariyerine paralel olarak gelişim sağlamış mıdır?

İş ve özel hayatı dengeleyebilmek başarı için en kritik anahtardır. Kariyer yapmak konusunda ısrarlıysanız özel hayatınızı, iş hayatınızın dışında tutmalısınız. Unutmayın her şey bir “ düzenleme ya da planlamadan ” dan ibaret.

Şimdi mevcut durumunuza göz atalım;

Bazılarınız çok çalıştığının farkında bile olmayabilir. Bu yüzden herhangi bir riskte olup olmadığını düşünmez. Şöyle bir düşünün; okurken, yeni mezun olduğunuzda ya da iş hayatınızın başında sosyal hayatınıza ilişkin bir problem yoktu. Hobileriniz ile bir süre daha iş hayatında uğraşabilmiştiniz.

Fakat zamanla kişisel hayat ile profesyonel hayat arasındaki denge profesyonel hayat tarafına doğru kaymaya başlar. Neden? Çünkü siz çok çalışıp iyi işler çıkarttıkça daha çok iş verilir. (Çok çalışana yük vuran çok olur:)

Şimdi isterseniz işkolik olup olmadığınızı kontrol edelim. Aşağıdaki soruların ne kadarına evet diyorsanız o kadar işkoliksiniz demektir;

  • İşinizi daha önemli olduğunu düşündüğünüz diğer konuların önüne koyuyor musunuz?
  • Çalıştığınız saatler, çalışmadığınız saatlerden çok mu?
  • Eve, hafta sonuna ya da tatile iş götürüyor musunuz?
  • Yaptığınız iş ile ilgili çok konuşur musunuz?
  • Haftada 45 saatten fazla çalışıyor musunuz?
  • Hobileriniz para kazanmak üzerine mi?
  • Yaptığınız işin tüm sorumluluğunu üzerinize alıyor musunuz?
  • Aileniz ya da arkadaşlarınız geç kalmalarınız konusunda şikayetçi mi?
  • Daha elinize iş varken yeni işleri alıyor musunuz?
  • İşlerin tamamlanma sürelerini küçümseyip daha kısa süreler verip tamamlamak için kendinizi yırtıyor musunuz?
  • Sırf sevdiğiniz için işinize gereksiz mesai harcıyor musunuz?
  • İş dışında öncelikleri olan insanlara karşı tahammülsüz müsünüz?
  • Eğer çok çalışmazsanız, işinizi kaybedeceğinizi ya da hata yapacağınızı düşünüyor musunuz?
  • Geleceğe ilişkin sürekli kaygılarınız var mı?
  • Her şeyi enerjik ve rekabetçi olarak mı yapıyorsunuz? Arkadaşlarınızla oynadığınız oyunlar dahil.
  • Size az çalışmanızı söyleyenlerden rahatsız oluyor musunuz?
  • Ailenizle yada arkadaşlarınızla biraz uzun süre geçirdiğinizde kavga ediyor musunuz?
  • Araba sürerken, uyurken yada başkaları ile sohbet ederken yine iş düşünüyor musunuz?
  • Yemek yerken çalışır ya da okur musunuz?
  • Paranın hayatınızdaki problemleri çözeceğine inanır mısınız?

Eğer bu sorulara “ evet ” diyorsanız korkmayın, yalnız değilsiniz. Bende yıllarca bu sorulara yüksek sesle EVET dediğim bir hayatı yaşadım.

Doğru çalışmak şart!

Eğer kendinizi işkolik ya da o yolda biri olarak görüyorsanız yapabileceğiniz çok basit şeyler var. Ailenize ve arkadaşlarınıza vakit ayırın, rahatlamak ve dinlenmek için organizasyonlar yapın (masaj, kaplıca vb.), sadece hafta içi çalışın ve hafta sonunu keyifli şeylerle değerlendirin, bulunduğunuz şehirden sadece hafta sonları bile olsa kaçın (ama dizüstü bilgisayarınız ve cep telefonunuz olmadan mümkünse)

Ya da:

  • Hobi edinin. (Yeni bir dil, seramik veya pasta kursu, takı tasarlama ve yapma, koleksiyon vb.)
  • Düzenli uyuyun – Her gün aynı saatte yatıp aynı saate kalkın.
  • Aileniz ile akşam yemeklerini yiyip, düzenli organizasyonlar yapın (piknik, sinema vb.)
  • İş dışında da aktif olun. Düzenli ve sağlıklı yemek yiyip, mutlaka egzersiz yapın (sabahları yarım saat yürüyüş veya hafif koşu, yüzmek vb.)
Paylaşın:

Proje Ekibiniz Ailenizdir

Projeler hayatımızın parçası oldular. Aile kültürümüz ile projeler arasında yakın bir ilişki mevcuttur. Ailemize gösterdiğiniz hassasiyetleri ekip içi ilişkilerimizde de gösterebiliriz.

  • Ekibinizi motive edin. Herkes gönülden işine sarılır, üstüne düşen görevini yerine getirirse, her şey yolunda gidecektir.
  • Sakın kimseye gözdağı vermeyin.
  • Soru sorarsam aptal durumuna düşer miyim diye korkmayın.
  • Herkesin aynı dilde konuşmasını ve birbirinizi anlamanın çok önemli olduğunu unutmayın.
  • Herkese yeteneği ve kapasitesine göre iş verin. Herkes yapabileceği ve yetebileceği işlere göre donatın. Eğer yeterli donanımları olmadan insanlardan bir şey isterseniz problem yaşarsınız.
  • Ekibinizin sadece çözüm üretmesini değil yaratıcı çözümler üretmesini destekleyin.
  • Hatalı ve kalitesiz sonuçlara sebep olabilecek dinamikleri ekibinizle birlikte ele alın.
  • Kurallarda anlaşmak: Proje ile ilgili gereklilikler belirlendikten sonra proje planı ve buna bağlı olarak görev atamaları gerçekleşir. Herkesin neyi ne şekilde yapacağı konusunda kararlar alınır. Bu kararlar çeşitli kurallar içeriyor olabilir ve herkesin bu kurallar konusunda uzlaşmalarını sağlayın.
  • Güven yaratın: Ekip size güvenmeli, sizin gözünüzde önemli olduğunu hissetmelidir.
  • Ekibin ihtiyaçları ve beklentileri çok iyi gözlemlenmelidir.
  • Mutlaka teşekkür edin, destek vereceğiniz konusunda güven verin, iyi iş çıkaranlara minnettarlığınızı gösterin.
  • Fırsatlar yaratın – Ekip üyelerine zorlayıcı hedefler verin. Bu sayede neyi ne kadar yapabilecekleri konusunda kapasitelerini test etmiş olursunuz.
Paylaşın:

Yardım İstemeyi Bilmek

Bugüne kadar yöneticilerinizden, astlarınızdan, arkadaşlarınızdan, ailenizden nasıl yardım istediğinizi düşündünüz mü? Her yardım istediğinizde istediğiniz gibi bir karşılık gördünüz mü? Görmediğiniz durumlarda sizce suçlu kimdi?

“Yani Emre’den yardım isteyelim diyorsun” dedi Ahmet.

“Evet” dedi Elvan “Daha önce benim için birkaç iş daha yapmıştı”

“İhtiyacımız olan desteği alacağımızdan nasıl emin olabilirim? Bizim ona işimizin düşmesini nasıl yorumlar?” dedi Ahmet.

“Kolay” dedi Elvan. “Önce sen ödevini iyi yapacaksın. Neler olduğunu ve neden olduğunu ona iyice anlatacaksın. Konu üzerindeki ilgisini kaybetmemesi için sürekli takip edecek, gerekiyorsa ilginç hale getirmeye çalışacaksın.”

“Bu dediğini nasıl yapacağım?” dedi Ahmet.

“Sadece ilk 10 dakika onun ne istediğini, neye ihtiyacı olacağını sorarak başla. Zaten sonrası gelecektir.” dedi Elvan

Elvan bir konuda yardım istemeye yönelik bir kaç ipucunu Ahmet’e vermişti. Yardım istemenin bir adabı, ahlakı ve etiği var. Yardım istediğimizde hem yardımı alabilmemiz hem de doğru yardımı alabilmemiz önemlidir. Bu sebeple yardım istemeden önce bazı konularda hazırlıklı olmamız gerekir;

  • Kendi yapabileceğiniz her şeyi önce kendiniz yapmaya çalışmalısınız. Sadece yapamadığınız ve tıkandığınız noktada yardım istemelisiniz.
  • Kimden yardım isteyebileceğinizi iyi değerlendirin. Yanlış kişiden yardım isteyip hem kendi vaktinizi hem de onun vaktini boşuna harcamayın.
  • Yardım istediğinizi kişinin vaktinin ve koşullarının uygun olup olmadığını mutlaka sorun.
  • Geç kalmadan yardım isteyin. Geciken yardımın faydadan çok zararı olabilir. Zamanında davranın.
  • Ne konuda yardım istediğinizi tek bir cümle ile açıklayabilmeniz gerekir. Amacınız net olmalı, probleminizin ne olduğunu tam olarak kavramış olmalısınız. Net olun, alternatiflerede açık olun.
  • Yardım alternatiflerinin tamamını düşünün. Farklı kişilerden farklı şekillerde yardım alabilecekseniz bunları iyice değerlendirin.
  • Alternatifleri araştırın. İnsanlar, hazırlıksız, ne istediğini bilmeyen ve dar görüşlü kişilere yardım etmekte isteksiz olurlar, unutmayın.
  • Probleminize yardımı ilginç bir hale getirirseniz yardımcı olma konusunda istek yaratırsınız.
  • Size uzatılan yardım elini mutlaka tutun. Bir yardım talebini redderek ya da göz ardı ederek başka problemlerin doğmasına yol açmayın.

Yardım eden, yardım bulur. Siz elinizden geldiğince yardımcı olun çevrenizdekilere ve size uzatılan yardım tekliflerini asla geri çevirmeyin.

Paylaşın:

Olağanüstü Durumları Doğru Algılayabilmek

Her yiğidin bir ekmek yiyişi, her başarılı kişinin / ekibin bir çalışma şekli vardır. Ama bir şeyler kötüye gittiğinde kişinin morali, ekibin ahengi ve insanlar arası ilişkiler bozulabilir.

Yaşanan olağanüstü durumları doğru algılayabilmek ve acil durumlarla baş edebilme becerisine sahip olmak gerekir. 

Olağanüstü durumlar, sebebi her ne olursa olsun (pandemi, doğal afet, ani bir değişiklik, yeni bir şey keşfetmek, bütçenin azalması, kilit personelin işten ayrılması ya da bir tehdit oluşması vb.) acil harekete geçilmesini gerektirirler. 

Aslında hemen hemen herkes veya kurumlar normal zamanlarında, acil durumlarda ne yapacağını düşünür, tasarlar. Fakat gerçekten bir acil durum oluştuğunda stres, korku ve gerilim olaya normal ve planlandığı gibi yaklaşılmasına engel olabilir. Depresif davranışlar, fevri hareketler, kişiselleştirilmiş çatışmalar çıkabilir ve hatta insanlar birbirlerini kırabilirler. En önemlisi bu tip durumların “kalıcı” yaralar açmasıdır.

Acil durumlara karşı hazırlıksız olanlar, geçici çözümleri (borç bulmak, ertelemek, personel çıkarmak vb.) tercih ederler.

Acil durumlarda ne yapacağınıza ilişkin benim önerilerim aşağıda;

Acil durumun duyurulması – Acil durumun, yöneticiler, fikir liderleri vb. samimi bir şekilde duyurulması gerekiyor. Acil durum önlemlerinin ne olduğunun hatırlatılması, askıya alınan konuların ne olduğu, nedenleri ile açıklanmalıdır.   

Uygun karar verme süreci geliştirin – Oybirliği her ne kadar doğru bir yöntem olsa da zaman alır. Acil durumlarda hızlı karar mekanizması, normal zamanlara göre farklı olmalıdır. 

Kısa vadeli düşünün – Acil durumlarda uzun vadeli düşünmek anlamlı olmayabilir. Acil durum geçene kadar kısa vadeye odaklanın.

Eğitim ve Simulasyon – Olası acil durumlara yönelik eğitimler verilmesi, eğitimli kişilerin hzır beklemesi gerekir. Acil durum simulasyonları yapılması kişileri bu tip durumlara hazırlar. Kurum ya da ülke dışı yapılan simulasyonların izlenmesi ve dikkate alınması gerekir.

Delegasyonu indirin – Olası sürtüşmeleri azaltmak için geçici bir süre, daha alt seviyelere delegasyondan çekinmeyin. Acil durumlarda yetki eşiklerine ulaşmaya çalışmak ve onay sayısını azaltmak en iyisidir.

Mali müdahale – Eğer 100.000 TL kaybetme riskiniz varsa 2.000 TL’yi gözden çıkarabilmeniz gerekir. Acil durumlar için yedekler, rezervler tutun. 

Geç kalmamak  – Acil durum planlarınızı zamanında yapın. İş işten geçmeden gerekli önlemleri alın. 

Eğitim içerikleri ve detaylı bilgi;

  1. Portföy Yönetimi
  2. Proje Ölçütleri ve Ölçüt Yönetimi
  3. Projelerde Temel Performans Göstergeleri – KPI
  4. Proje Yönetimi Dokümanları ve Uygulamaları
  5. Projelerde Süre Kısaltma Teknikleri

Sipariş vermek için tıklayınız.

Acil durum esnasında ve sonrasında size destek veren herkese unutamayacakları bir teşekkür vermeyi unutmayın. 

Paylaşın: