Yazar arşivleri: savassakar

Yöneticiler için İnsan Yönetme Sanatı

Gelelim insanlarla uğraşma tarafına. İşin içine insan girdi mi her şey değişir. Ve gerçekten bir sanattır insanlarla uğraşmak. Ama unutmamak lazım insanlarla uğraşmak zor zanaattır.

1. Çalışanlarınızın gözünde bir lider olabilmelisiniz. Hitap şeklinizle, bedeninizle ve hareketlerinizle herkese hissettirmelisiniz.

2. Mümkün olduğunca örnekler ile anlatın. Yapılacak işlerin önemini mutlaka anlatın. Bazı işleri yapmayı küçük düşürücü bulanlar olabilir, onlara yaptıkları için önemi hakkında mutlaka bilgi verin.

3. Emretmek yerine isteyin. Askeriyede değilseniz nazikçe istemenizin çak daha kolay anlaşılıp yerine getirildiği göreceksiniz. Yanlış anlaşılmasın, askeriyede, emir komuta zinciridir aslolan. Bu yüzden o kurumun mükemmelliyetini sağlayan budur.

4. Yaptığınız her planda astlarınıza yer ayırın, ne yaptıklarını ve nereye doğru gidildiğini görmelerine yardımcı olun. Yaptıkları iş ile organizasyonun nasıl ilerleme kaydettiğini ve geliştiğini onlara göstermeye çalışın. Ekibiniz ailenizdir unutmayın.

5. Sizin işiniz yönetmektir, yapmak değil. Bu yüzden adam gibi delege etmeyi öğrenmeniz gerekir. Yapmayın derken ihtiyaç duyulan ya da acil durumlarda sizde kolları sıvayıp herkesle beraber çalışmasını bilmelisiniz.

6. Yaratıcı ve geliştirici fikirlere gözleriniz ve kulaklarınız açık olsun. İşi yapanların gördükleri ve önerecekleri şeyler sizi çok şaşırtabilir.

7. Asla ve asla kalabalık içerisinde birini azarlamayın ve eleştirmeyin.

8. Çalışanlarınıza istediklerinde destek olabilecek donanıma sahip olabilmek için elinizden gelen gayreti gösterin.

9. Kendinizi kral gibi görüyor olsanızda size istedikleri anda erişebilmelerini sağlayın. Açık kapı felsefesini asla terk etmeyin.

10. Mikro Yönetici olmayın.

11. Motive edin – Eğer mümkünse başarılıları ödüllendirin. En azından teşekkür etmeyi bilin.

12. İlişkilerinizde esnek ve samimi olun ama aradaki çizgiyi akıllıca belirleyin. Laubalilik iyi sonuçlar getirmez.

13. Hatalarınızı kabullenin ve önerilere açık olun.

Güvene yatırım yapın

Size ve şirketinize güven duyulması çok önemlidir.  Güven “ak kağıttaki mürekkep gibidir, bir kere döküldüğünde temizleyemezsin” demişti bir hocam. Yani bir kez kaybedildiğinde yerine gelmesi çok zordur. Özellikle kriz dönemlerinde insanların size ve firmanıza güven duymaları için elinizden geleni yapın.

Güvensiz ortamda çalışmak ve iş yapmak çok zordur. Örneğin bir firma piyasada güven kaybına uğrarsa maliyetleri artacak, marka değeri düşecek, yeni müşteri bulmak ya da elindeki işleri tutmak için ciddi anlamda zorlanmaya başlayacaktır. Hatta sosyal tepkiler alabilir, hakkında negatif propaganda başlayabilir. 

Bu noktada güven yaratıcı iletişim işin içine giriyor. Bir firma çalışanlarının ve müşterilerinin hangi koşullarda kendilerine güven duyacağını bilmelidir. İnsanların gerek kişisel gerekse yasal çekincelerini, beklentilerini iyice analiz etmelidirler. Artan güven, değeri artırır.  Beklentiler nelerdir?

Kişisel ve ticari sırların saklanması beklenir.

Kişisel bilgilerin başkaları ile paylaşılmaması(KVKK) beklenir.

Vatandaş, polisin kendisini koruyacağını bekler.

Bankanın, paramızı koruyacağını düşünürüz.

Siyasetçilerin, bizlerin oylarıyla seçildikleri için bizlerin lehine karar alacaklarını, kişisel faydalarına yönelmeyeceklerini düşünürüz.

Gazetelerde yazan yazıların doğru olduğunu düşünürüz.

Aldığımız gıdaların içeriğinin kanserojen olmadığını düşünürüz.

Kadın kocasının onu aldatmadığını düşünür.

Dükkanın bizi kazıklamadığını düşünürüz.

Ya aksini düşündüğümüzde ne olur size? Nasıl insanlar oluruz?

Kendinize Engel Olmayın

1950″li yıllarda kamuoyunda; doktorların araştırmalarına dayanarak “bir mil dört dakikanın altında koşulamaz, bu insan fizyolojisi açısından mümkün değildir” yargısı vardı. Bu görüşler atletizmle uğraşan atletleri ve atletizm otoritelerini etkilemiştir. Atletizm otoriteleri ve atletler bu görüşün etkisinde kalarak bir mili dört dakikanın altında koşmayı hiç düşünmediler. Yarışmalarda bütün atletler artık rekor kırmak için değil sadece birinci olmak için koşuyorlardı.

Roger 1954 yılında yapılacak olan yarışa bir yıl kala bir mili dört dakikanın altında koşmak için hazırlanmaya başladı. Bu hedefine ulaşmak için tam bir yılı vardı. Bir yıl boyunca bütün fiziki çalışmalarını yaptı; ama Roger biliyordu ki bu yarışmada hedefe ulaşmak için sadece fiziksel antrenmanlar yeterli değildi.

O her gün zihinsel antrenmanlar da yapmayı ihmal etmedi. Zihninde artık tek bir düşünce vardı: Hedefe ulaşmak. Hedef ise bir mili dört dakikanın altında koşmaktı. Bunun için bütün yolları deneyecekti. O, bu yarışa hazırlanmaya “Bir mili dört dakikanın altında koşacağım” diye başladı. Kendisine olan güveni tamdı. Zihninde hep bir yıl sonraki yarışı ve onun sonunda kıracağı rekoru düşünüyordu. Yarış başladığında tüm yarışçılar birinci gelmeyi düşünürken Roger rekora koşuyordu. Onun tek hedefi vardı, bir mili dört dakikanın altında koşmak.

Onu gerçekleştireceğinden şüphesi yoktu. Yarış Roger”in birinciliğiyle bitti. Onun için birinci gelmek önemli değildi. Skor borda yöneldi. Orada yazan rakam 3,59″ du.

Roger başarmıştı. Bir yıl boyunca çaba sarf ettiği hedefine ulaşmıştı. Roger zaferi bedensel gücü ile değil, zihinsel gücü ile kazandı.

Roger”den sonra gelen birçok sporcu da zihnin gücünü keşfederek inanılması mümkün olmayan rekorlara imza attılar. Bir yıl içerisinde aynı rekoru 300 atlet kırmayı başardı. Artık sporcular inanılmazları gerçekleştirmenin formülünü %20 bedensel güç % 80 zihinsel güç olarak özetliyorlardı.

Kararlı İyimserlerin 12 Özelliği

  • İyimserler, sorunlar karşısında bocalamaz.
  • İyimserler, kısmi çözüm arar.
  • İyimserler, geleceklerini kontrol altına alabileceklerine inanır.
  • İyimserler, düzenli yenilenmelere izin verir.
  • İyimserler, düşüncelerin olumsuz yöne kaymasını önler.
  • İyimserler, takdir güçlerini geliştirir.
  • İyimserler, başarıları önce hayallerinde canlandırır.
  • İyimserler, mutlu olmadıkları zaman bile neşelidir.
  • İyimserler, rahatlamak için neredeyse sınırsız bir kapasiteleri olduğuna inanır.
  • İyimserler, yaşamlarına çok sayıda sevgi sığdırır.
  • İyimserler, iyi haberleri değiş tokuş etmeyi sever.
  • İyimserler, değiştiremediklerini kabullenir.

Sempatik Kanallar

Diyelim ki içine kapanık birisiniz ama utangaç değilsiniz. Topluluk içinde bulunmaktan korkmuyorsunuz ama laklak ve dedikodu yapmaya gelince iyi değilsiniz. Eğer tanımadığınız ya da sevmediğiniz insanlarla vakit geçirmişseniz eve döndüğünüzde sanki tüm günü fırtınalı denizde geçirmiş gibi hissediyorsunuz. Sırt üstü yatağınıza uzanıp huzur dolu olduğunuzu hissedip saatlerce öyle kalabiliyorsunuz.

Şimdi geçmişinize bir dönelim. Mesela üniversiteye, liseye, ailenize. Sadece gerektiğinde konuşulan sakin ortamlardan mı geliyorsunuz yoksa interaktif  ilişkilerin yüksek olduğu (komşuların eve girip çıktığı, okulda büyük bir arkadaş grubu vb.) bir geçmişiniz mi var? Geçmişinizde sosyal faaliyetlere katılımınız nasıldı? (okul gezisi, arkadaş toplantıları vb.)

Bunlar tam bir gösterge olmasa bile oldukça önemli ipuçlarıdır. Çünkü insan hayatının hangi noktasında sosyal olur, çevresince tanınır ve sevilirse (ki bu sempatik kanalları oluşturduğu anlamına gelir) ileride hatırlanması o kadar kolay olur.

Bu yüzden dünyayı döndürenin insanlar arası etkileşim ve iletişim(ve tabiki sempatik kanallar) olacağını iddia edebilirim. Çünkü kendi iş hayatım boyunca “sempati kanalların” ne kadar önemli olduğunu bizzat yaşadım.

Okumaya devam et

Kulağınıza küpe olsun!

Her şeyi yaşayarak öğrenmek zorunda değiliz, değilsiniz. Tecrübelilerin dediklerini yabana atmayın;

1- Kendinizi geliştirmek için elinizden geleni yapın. Bunu boş vakitlerinizde değil özellikle vakit ayırarak yapın. Güncel olma taze olmak demektir ve taze olan tercih edilir. Kaşar ya da şarapsanız hariç:)

2- İş ve özel yaşam dengenizi iyi kurmalısınız. İyi bir arkadaş, anne, baba olmak iyi bir müdür olmaktan çok daha zordur.

3- 5N1K (Ne-Nerede-Niçin-Neyi-Nasıl-Kim) felsefeniz olsun. Hangi konuda bir şey yapmanız ya da söylemeniz gerekirse önce 5N1K yapın.

4-Bilmediğiniz şeyleri sormaktan asla çekinmeyin ama aynı soruyu iki kere soruyorsanız problem olduğunu bilin. Açıklarınızı veya bilmediğiniz konuları gizlemeye çalışmanız sadece hayatınızı zorlaştırır.

5- Size mutluluk ve huzur verecek işi bulmak için elinizden ne geliyorsa yapın. Ne harma paranın ne de mutsuz insanın bereketi olmaz.

6- Özel hayatınızı, özel tutmak istiyorsanız başkalarıyla paylaşmayın.

7- Her zaman B planınız olsun. Aklınıza ilk gelenin heyecanı ile aceleci davranmayın.

8- Her günün akşamında kendinize o gün faydalı neler yaptığınız konusunda hesap verin.

9- Bilmediğiniz şeyleri sormaktan çekinmeyin. Açıklarınızı veya bilmediğiniz konuları gizlemeye çalışmanız işyerinde hayatı herkes için zorlaştırabilir.

10- Nazik olun. Dünya çok küçük ve kiminle nerede ne şekilde karşılaşacağınızı bilemezsiniz.

11- Laubali olmayın. Saygı her kapıyı açarken laubalilik tüm kapıları kapatabilir.

12- İçinde başkasının adı geçen cümleler kurarken dikkatli olun. Dedikodu yapmayın.

13- Yaptığınız her şeyi daha iyi nasıl yapabilirim diye düşünün. Kurnazlıkla kısa yollar değil kalıcı verimli yollar bulun.

14- Göze batmayın. Ne frapan giyinin ne de aşırı davranışlarda bulunun.

15- Gelecek planlarınızı ve fikirlerinizi paylaşırken dikkatli olun.

Zaman yönetimine zaman yok!

zaman

Ahmet, TEM’den hızlı gidebileceğini düşünerek yarım saat kala çıkmıştı yola. Fakat daha otobana çıkar çıkmaz trafik durmuştu. Ya bir kaza ya da sürpriz bir yol çalışması tüm trafiği felç etmişti. Direksiyondaki eli ile tempo tutarken sadece 15 dakikası kaldığını düşünüyordu. “Keşke E5’ten gitseydim” diye düşündü. Aslında yola çıkarken her iki yoluda düşünmüş ve TEM’e karar vermişti. (Keşke İBB’den yol durumunu kontrol etseydi:)

Bu hikaye size tanıdık geldi mi? Özellikle İstanbulda yaşayanlar beni çok iyi anlayacaklardır.

Büyük işlerle uğraşıyoruz

Ne zaman yaptığımız iş yarıda kesilse ya da bir işten diğer işe geçecek olsak mutlaka 10-15 dakika idrak ve anlama süresine ihtiyaç duyuyoruz. Bu yüzden öncelikle işimizin yarıda kesilmesini ya da araya bir şeylerin araya girmesini engelleyecek bir şeyler yapmak zorundayız. Bir iş ile uğraşırken başka şeylerle uğraşmayın. Ör. Eposta okumak ya da telefon kabul etmek gibi.

Programlayın

Daha birini bitirmeden başka işleri yapılacaklar listenize ekliyorsanız problem var demektir. Sürekli listelemektense programlayıp nasıl yapacağınıza karar vermeniz daha iyi olacaktır. Eğer size verilen iş gerçekten büyük ve uzun sürecekse bir iş ise mutlaka daha küçük parçalara bölmeniz o şekilde iş planınıza almanız gerekir.

İyi fikri kaçırma

Aklınıza gelen fikirleri ve yapılması şart işleri sakın atlamayın. Hemen bir yere not alın. Sık sık aldığınız notları gözden geçirin, ya programınıza alıp gerçekleştirmeye çalışın ya da silin gitsin.

Eğer zaman yönetimi ile ilgili bir kitap alıp okumayı düşünüyorsanız size önerim ilk önce o kitabı okumak için gereken zamanı planlamanızdır. Okuduktan sonrada kitabın size ne katıp katmadığını düşünün ve hatta yazın.

Süreci hissedin

İş yapma şeklinizi değiştirmek demek aşama aşama, adım adım sizin kontrolünüzde bir değişim anlamına gelmelidir. Önemli olan yaptığınız işin ölçümlenmesi değil aksine sizin yeni gelen bir iş ile ilgili duygularınızın neye dönüştüğüdür.

Kendiniz ile ilgili gerçekçi beklentiler koymazsanız hayat sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Zaman yönetimi yaşanan bir takım olumsuzlukların adresi olabilir ama her şeyin değil. Üstüne üstlük zaman yönetimini iyi yapıyor olmak “sihirli denek” etkiside yapmaz yani her şeyi birden bire düzeltmez.

Ve İstanbul trafiğini düzeltmez!

Adam yerine konmak!

Kimler adam yerine konur hiç düşündünüz mü? Sizi adam yerine koyuyorlar mı? Neden koyuyorlar? Birileri diğerlerine bir not veriyor iyi not verilirse adam olunuyor, kötü not verilirse kimse sizi dikkate almıyor.

Aynı taraftaysanız adam yerine konuyorsunuz. Eğer Fenerbahçeli iseniz Fenerbahçeliler için adamsınız ama Galatasayarlılar için değilsiniz.

Aynı aşamalardan geçmiş kişiler birbirlerini adam yerine koyuyorlar. Askerliğini uzun yada Güneydoğuda yapanlar birbirlerini adam yerine koyarken bedelli yapanları adam yerine koymuyorlar. Mülkiyeliler Mülkiyelileri, ODTÜ’lüler ODTÜ’lüleri adam yerine koyarken diğer üniversite mezunlarını adam yerine koymuyorlar.

Aynı fiziksel özelliklere sahip insanlar birbirlerini adam yerine koyuyorlar. Güzel ve yakışıklı olanlar güzel yada yakışıklı olmayanları adam yerine koymuyorlar.

Askerde “nerelisin hemşerim?” diye yanaşırlar. Sadece aynı şehir sınırları içerisinde doğmuş olmak sizi “hemşeri” yapar ama o kadar önemlidir ki birden hemşeriler birbirini korur, bir arada durmaya, gezmeye başlarlar ve 1 cm diğer taraftaki şehirde doğmuş olanlara farklı gözle bakmaya başlarlar. Diğerlerini adam yerine koymazlar. Hatta bazı illerin ilçesinde oturanlar “nerelisin” diye sorulduğunda özellikle ilçelerini söylerler. Neyi sahiplenirler? Neyi kabul etmezler? bilinmez.

Batılı Doğu’luyu, parası olan parasızı,uzun olan kısayı, okuyan okumamışı ve daha birçok sayabileceğim konuda birbirimizi adam yerine koymuyoruz.

İşte bu noktada “adam yerine konma” savaşı başlıyor?

Spor yap, daha çok çalış ve yüksel, daha çok para kazan, dil öğren, yarış, koş, kopar, kazan, yen, başar.

Aileler çocuklarının gelecekte adam yerine konmaları için gerekenleri listeleyip ona göre davranıyorlar. Çocuklar oyunlarda yer bulamadıkça adam olma özlemleri büyüyor ve her geçen gün biraz daha hırslanıyorlar.

Çetin Altan’ın dediği gibi;

İnsanlar yeryüzünden geçip giderken “adam yerine konmak” özleminde bir teselli arar…

Ve bu teselli iki kanada ayrılır:

1- Yeryüzünden gelip geçerken kendi enerjilerini, kendi meslek alanlarında sürekli somuta dönüştürerek; ömürlerini aşan somut izler bırakmış olmak belirli bir süre yaşadıkları dünyada…

O nedenle de, meslek sahiplerinde, “adam yerine konma” özlemleri, büyük ölçüde aşılmış gibidir.

2- Meslek sahibi olmadıkları için, “adam yerine konma” özlemlerini, “itibar sahibi” olma çabalarında tatmine uğraşanlar…

Politik egemenlikler itiş kakışı, aşiret beylikleri, tarikat şeyhlikleri, makam ve rütbe sahibi olma tutkuları; “adam yerine konma” özlemlerinin değişik çiçekleridir biraz da…

Diyelim ki “adam yerine kondunuz” iş bitiyor mu sanıyorsunuz?

Hayır aksine beklentiler artarak devam ediyor. Adam olma statüsünü korumak için daha fazla uğraşmanız daha fazla gayret göstermeniz gerekiyor.

Siz kimleri adam yerine koyuyorsunuz? Unutmayın, adam yerine koyma kriterlerimiz bizleri o kadar küçük bir dünyaya mecbur ediyor ki farkında bile değiliz.

Daha iyi ve hızlı öğrenme – 6

Öğrenenler ve kendi kendine başarmak isteyenler için vereceğim önerilerle bu yazı dizisi bitiyor. Herkes kendi için ne kadar gayret gösterirse o kadar başarılı olur. Birilerinin sizi düştüğünüz yerden kaldırmasını yada uçurmasını bekleyerek zamanınızı harcamayın. Yapın!

  1. Şaşırtın. Bazen öğrenenler, öğretenden fazla şey bildiklerini düşünerek sıkılabilirler. Öğretenden fazlası olmak gerekir bu tip durumlarda.
  2. Kendinize öğretin. Sürekli aynı müfredat yada tarz ile eğitmek öğretene kolay gelebilir ama verimi düşürür. Eğer birileri sizin için eğitmeyi heyecanlandıracak bir şeyler yapmıyorsa o zaman kendiniz yapın. Yada öğrenciyseniz size herşeyi öğretmenin haber vermesin,i beklemeyin. Merak ettiğiniz konular ıaraştırın öğrenin. Birilerinin size bir şey öğretmesini beklemeyin.
  3. İşbirliği. Bazen bir grup halinde çalışmak öğrenmeyi kolaylaştırıp eğlenceli hale getirebilir.
  4. Bir şeyler öğretin. Bir şeyi öğrenmenin en kolay yollarından biri başkalarına öğretmektir. Hem tekrar etmiş olursunuz hemde atladığınız noktaları yakalayabilirsiniz. Ayrıca birine öğretecek olmak öğrenme motivasyonunuzu artıracaktır.
  5. Hakkında yazın. Bir şeyi öğretmenin yollarından girisi o konuda sık sorulan soruları düşünmek ve bunlara cevapları yazmaktır. Yada b elkide o konuya özel bir blog bile açabilirsiniz. Bömylece hem ne bilip bilmediğinizide test etmiş olursunuz.
  6. Deneyerek öğrenin. Eğer 5 yıl boyunca her hafta 40 saat çalışırsanız yaklaşık 10.000 saat çalışmış olursunuz ve ciddi bir deneyim anlamına gelir. Şimdi uzman olanları bu gözle değerlendirin.
  7. Kendinize sınav yapın. Bazı soruları kartlara yazaak bu katlar ırasgele seçip yamıtlama yolu ile öğrenme kolaylaşır.
  8. Önce doğru şeyleri öğrenin. Önce temeli öğrenmeniz gerekir. Örneğin bir yabancı dil öğrenirken önce alfabe ve temel bilgileri öğrenerek başlarsınız.
  9. Nasıl öğreneceğinizi planlayın. Her zaman iki yol vardır: Planlı ve plansız olan. Siz doğru olanı seçip planlı olanından gidin. Öğrenmeyi ciddiye alın ve zaman ayırın.
  10. Israr edin. Öğrenmede inatçı olmak başarının anahtarıdır. Asla pes etmemek gerekir. Herkes herşeyi öğrenebilir. Einstein’ın deha’nın tanımını yaparken %1 ilham %99 ter ile yapmaktadır.
  11. Uzmanlara meydan okuyun. Disleksi okuma körlüğüdür. Eskiden uzmanlar disleksi hastalarının aptal olduklarını düşünürlerdi. Daha sonrada öğrenemeyecekleri iddia edildi.Fakat aksini ispatlayan bir çok kişi oldu.
  12. Kendinizi değiştirin. İnsanlar tahmin ettiklerinden daha akıllıdırlar.

Son sözüm: İlk önce mutlu olmayı kaygılamamayı öğrenin.

Daha iyi ve hızlı öğrenme – 5

Önemli olan öğrenmek. Şimdi sözüm herkese ama sanki biraz daha fazla öğretmenlerimize. Bu yüzden öncelikle okuyabildiğiniz kadar çok okumanız gerekiyor. Ne kadar çok okursanız o kadar çok öğrenebilirsiniz. Ancak konsantrasyon ve anlayarak okumak çok önemli.

  1. İlgilerinizi çapraz kullanın. Beyninizdeki nöronların birbirleri ile olan bağlantıları size yeni bakış açıları sağlayabileceği gibi aynı zamanda yeni bilgilerin alternatif kullanım yollarını da gösterir.
  2. Yeni bir dil öğrenin. Yeni bir dil yeni bir bakış açısı getirir. Farklı bakış açısı farklı kültürel konseptleri birarada yaşamak farklı fikirlerin önünü açacaktır.
  3. Nasıl öğreneceğinizi öğrenin. Herkesin farklı bir yoğurt yiyişi olduğu gibi öğrenme ve anlama konusunda  farklılıkları vardır. Güçlü taraflarınızı belirleyin(görsel yada işitsel hafıza vb.) kendiniz için en uygun öğrenme yönteminin peşinden gidin.
  4. Neyi bilip neyi bilmediğinizi öğrenin. Gerçekten bir konu hakkında ney ine kadar bilfdiğinizi biliyor olmanız çok önemlidir.

Bildiğini bilenin arkasından gidiniz.
Bildiğini bilmeyeni uyandırınız.

Bilmediğini bilene öğretiniz.

Bilmediğini bilmeyenden kaçınız.

  1. Birden fazla iş ile uğraşmak. Eğer birden fazla iş ile ilgili etkin bir yöntem izleyebilirseniz az zamanda çok iş başarabilirsiniz. Birden fazla iş ile uğraşmak ile aynı anda 2 iş ile uğraşmayı kastetmiyorum. Zaten mümkün değil. Aslında beyninizde birden fazla işi yönetmenizi kastediyorum. Örneğin bir blog yazarı aynı anda birden fazla yazıyı kafasında tasarlayabilir.
  2. Bütünsel yaklaşın. Büyük resmi görmeye çalışmak öğrenmek yada eksiklikleri farketmek için önemli bir fırsattır.
  3. Doğru tekrarlama. Doğru tekrarlama yaparak belirli konu ve konseptlerin üzerinden tekrar geçmek öğrenmeyi hızlandıracaktır.
  4. Kuantum Öğrenme Modeli. Ana hedefi okul ortamını dinamik ve değişken yapmak olan model liderliğe, araştırma temelli öğretme tekniklerine, anlama psikolojisi, öğrenmeve hayat becerilerine, aile ve çevre katılımına odaklanmaktadır. Aslında öğrencilerin hayatından gerçek içerikle oluşan bir eğitim modeli. 3 ana hedefi var: Herkes öğrenebilir, herkes farklı öğrenir ve katılımla, fırsatlarla eğitim daha verimli olur.
  5. Gerekli araçları edinin. Eğer interneti kullanıyorsanız bilgiye daha hızlı erişebilecek yöntemleri bulmaya çalışın. Wikipedia vb siteler ile işinize yarayacak yazılımları araştırın.
  6. Kritik düşünmeyi öğrenin. Yani herkesin doğru diye size söylediği şeyleri filtreleme ve doğru eleyebilmeyi öğrenmeniz gerekir.
  7. Karmaşık problem çözümünü öğrenin. Hayat bir çoğumuzz için çözülmesi gereken problemler serisi değil mi? Öğrenmede bunun bir parçası. Bu yüzden karmaşık durumları olağan algılayarak çözebilmek konusunda kendinizi geliştirebilmelisiniz.
  8. Çift taraflı olmak. Dersler genellikle sıkıcı ve sadece bilgi vermeye yöneliktir. Bigilerg enellikle karatahtaya yazılan yada öğretmenin söylediği sözlerle öğrenilir. Halbuki doğru olan çift taraflı etkileşimi yakalamak, sorular sormak, öğrencilerin katılımını sağlamaktır.
  9. Bilgi piramidi kullanın. Yani önce temeli iyice öğrenmeli daha sonra yavaş yavaş, kat kat bilgiyi derinleştirerek öğrenmeye çalışmalısınız.
  10. Video oyunları kullanın. Şiddet olmayan eğitici oyunlar çok etkili olabilmektedir.
  11. Rol Yaptırın. Gençler genellikle parçası olupdeneyimledikleri konuları iyi öğrenirler. Buyüzden özellikle tarih bilgisini onlara oynatarak öğretmek iyi bir roldür.
  12. 80/20 kuralı. Bilidklerinizin %20’si hayatınızın %80’ini kolaylaştırır.
  13. Hikayeler anlatın. Örneğin atomları anlatırken protonlaın ve nötronların onun komşuları olduğu ve hep etrafında döndükleri gibi hikayeler öğrenmeyi kolaylaştırır.
  14. Uygulamalı öğrenin. Örneğin matematikte zorluk çekiyor olabilirsiniz. Ancak yemek yapma gibi uygulamalı bir eğitim ile birlikte hangi malzemeden ne kadar ölçekte kullanılacağı hesabı yaparken bu konuyu öğrenmeniz kolaylaşır.ı