Etiket arşivi: yönetici

Yönetenlere öneriler

yoneticilereSözlerim sadece kartvizitlerinde yönetici ibaresi olanlara değil. Bir öğretmenseniz öğrencilerinizi, bir pilotsanız uçak mürettabatını, bir basketbol koç’u isenin takımınızı, ev kadını iseniz evinizi yönetmek zorundasınız. Aslında herkes belirli zamanlarda ve yerlerde yönetici oluyor.

1.Sinerji yaratın. Söylemesi kolay dediğiniz duyar gibiyim. Aslında ekibinizi iyi tanırsanız yani memleketleri, sevdikleri müzik, hobileri vb. onların enerjisini harekete geçirecek iletişimi kurabilirsiniz diye düşünüyorum. En azından bir arada bir arada bir şeyler yapmanın tek başlarına bir şey yapmaktan daha verimli olduğunu görmelerini sağlayabilirsiniz.

2. Gereksiz ve fuzuli işleri ayıklayın. Gereksiz sorumlulukları yeniden düzenleyin.

3. Verdiğiniz talimatların yerine ulaştığından ve anlaşıldığından emin olun. Askerde “Emir Tekrarı” diye bir uygulama vardır. Komutan bir emir verdiğinde ast’ı emri sözlü olarak ekrar eder. Böylece emri dinleyip dinlemediği ve anlayıp anlamadığı anlaşılır. Ayrıca anlaşılır olmaktta sizin sorumluluğunuz olmalı. Yani 5 N 1K olmalı. Ne nerede nasıl niçin neden ve kime gibi bir talimatı açıklayıcı kılacak tüm unsurlar sözünüzde yer almalıdır.

4. Çalışanlarınızın sizin söylediklerinizi yapabilecekleri, koyduğunuz kurallara uyacakları bir güven ortamı yaratmalısınız.

5. Yaptıkları işten keyif alacakları şekilde ilginç işlerle onları görevlendirmelisiniz. Ancak burada sıkıntı ve heyecan duyma arasındaki ince çizgiyi iyi kollamanız gerekir. Çok heyecanlanan ya da mutlu olanların tembelleştiği görülür.

6. Profesyonellik her alanda korunmalıdır. Örneğin birini işten çıkarmak kolay değildir ama bunu kişisel olarak algılamadan uygun bir şekilde yapmak gerekir.

7. Sakın çalışanlarınızı birbirleri ile kıyaslamayın.

8. Herkesin şahsına münhasır olduğunu, farklı bir kimlik ve dünyası olduğunu unutmayın.

9. Mecbur olunmadıkça verilen bitiş tarihlerine uyulması konusunda ısrarcı olun.

10. İnsanlarla çalıştığınızı unutmayın. Onlar robot değildir. Bu yüzden onlara saygı duymalı, duyguları ve tavırlarını dikkate almak durumundasınız.

11. Samimiyetle laubaliliği karıştırmamalı, başkalarınında buna dikkat etmesini sağlamalısınız.

12. Başarıları herkes ile paylaşmalısınız.

13. Sıkıntılı bir durumda sıkıntı kaynağını bulmalı, eğer bir çalışanınız ise onunla konuşmalı ve durumu düzeltici pozitif eylemi belirlemelisiniz.

14. Çalışanlarınızın kişisel problemlerinde empati yaparak onları anlamaya çalışın. Onları anlamanız yaptıkları işin kalitesini belirleyecektir.

Paylaşın:

Çalışanlarımı nasıl motive ederim?

Yapılmasını istediğiniz birşeyi yapmaları için çalışanlarınızı nasıl motive edeceğinizi soruyorsanız, cevabı çok basit: Yapamazsınız!

Biz insanları motive edemeyiz. İnsanlar zaten motivedirler. Fakat biz onları neyin motive edeceğini anlayabilir ve bu bilgiyi onların enerjilerini kurumsal amaçlarımıza yöneltmede kullanabiliriz.

Herkes motivedir

İnsanlar musluklardaki su gibidir. Tek yapmanız gereken akmaları için gereken fırsatı yaratmak. Su akmaya hazırdır ama musluğu açmanız gerekir.

Bazıları nehirler gibidir. Kendi kanallarında akarlar. Eğer bırakırsanız mutlaka denize varırlar. İnsanlarda kendi hedeflerine varmak için gereken enerjiyi kolaylıkla harcarlar. Bizim yöneticiler olarak yapmamız gereken onların varmaya çalıştıkları sonuçların kurumsal faydasını izlemektir.

İnsanlar birçok şeyi kendi görüşlerine göre yaparlar, size göre değil.

Biz yönetim olarak çalışanlara yaptıkları işin onlara faydasını göstermeli ve kurumun yararına tavır benimsemelerini sağlamaya çalışmalıyız. Bunun en önemli yollarından biriside başarılı oldukları konularda ödüllendirme ve takdir etmektir.

İnsanları acı değiştirir.

Eğer sürekli aynı konumda kalma acısı, değişme acısını geçese insanlar değişirler. İnsanların doğru yönde değişmeleri için mevcut durumlarının onlar için dezavantajlı hale gelmesi gerekir. Örneğin benzin fiyatları tırmandığında dizel arabalara yönelim başladı. Yani benzin fiyatının verdiği acı dizel arabalara ödenecek yüksek fiyat acısını geçti.

En etkin iletişim sorgulama ile başlar.

Eğer bir şey kişisel hale gelirse önemi artar. Eğer müşterileriniz yada çalışanlarınız “Biz kimiz veya neyiz?” konusunu sorgulamaya başlamışlarsa iyi şeyler geliyor demektir. Örneğin Kodak, fotoğraf filmi satmıyordu, “Anılarınızı bize emanet edebilirsiniz” diyordu.

Çalışanların kuruma sadakati konusu hep üzerinde durulan bir konudur. Fakat onların sadakat göstermeleri için kişisel beklentileri olduğu hep atlanır. Buyüzden onların sadakatini sağlamak onları anlamaktan ve onlara kurumu iyi anlatmaktan geçer. Çalışanlara şirket için ne yaptığınızı değil onlar için ne yapacağınızı anlatmalısınız. Ör. Sizin için teknik becerilerinizi geliştirmek için bir eğitim programı hazırladık. Temel ihtiyaçlarınız için bir kılavuz hazırladık vb.

İnsanların ilgilenmelerini istiyorsanız önce sizin onlarla ilgilenmeniz gerekir.

İnsanları dinlemek sadece onları duymak demek değildir. Dinlemek aktif, duymak pasif bir eylemdir. Eğer çalışanları yeterince dinlerseniz hem sıkıntılarını hemde problemleri öğrenebilirsiniz. Ayrıca çalışanlarınızın tuttuğu takımları, hobilerini, alerjilerini vb. bilmeniz önemlidir.

Övmek en güçlü motivatördür.

Herkes bir şeylerden gurur duyar. Eğer insanların kendileri ile gurur duyacakları şeyleri yakalarsanız motivasyon için mükemmel bir kapı açmış olursunuz. Ayrıca övmek ya da iftihar ettiğinizi göstermek kişinin özgüvenini pekiştirecektir. Eğer çalışanlarınızın özgüveni yerindeyse yani onları kırmamışsanız çok iyi bir durumdasınız demektir. Çünkü kendisi ile ilgili ne hissediyorsa size ve müşterilerinize onu verecektir. Kendini iyi hissetmeyen çalışanlarla kurumunuzun ileri gitmesi mümkün değildir.

İnsanları değiştiremezsiniz sadece davranışlarını değiştirirsiniz.

Davranışı değiştirmek içinde duyguları ve inançları değiştirmeniz gerekir. Yani size güven duyulmuyorsa önce bunu değiştirmeniz gerekir. Bunu iyi düşünün!

Çalışanların algılayışı yöneticilerin gerçekliğidir.

En önemli noktalardan biriside budur. Çalışanlarınızla konuştuğunuzda onlar sizi anladıkları şekilde yanıt verirler. “Anlatabildim mi?” “Anlatabiliyor muyum?” şeklinde sık kullanılan sorgulamalar ya istenilen şeyden emin olunmadığı yada çalışana güven duyulmadığını gösterir. Sizin yönetim tavrınız çalışan tarafından keşfedildikçe ona göre davranılmaya başlanacaktır. Ör. “Ne derse mutlaka evet diyelim ama bildiğimizi yapalım” “Sabahları konuşmayalım” “Çok sık fikri değiştiği için söylediklerini hemen yapmayalım” gibi.

Örneğin birini bir seminere gönderip oradaki yeni fikirleri getirmesini söylüyorsunuz, giden kişi geldiğinde size birçok fikir ve görüş getiriyor ve siz hiç ilgilenmiyorsunuz. Sonucun ne olmasını beklersiniz?

Beklediğiniz ya da zorladığınız davranışları alırsınız

İnsanlara bir şeyleri gerçekleştirmeleri için ödüllervaad ederiz. Bu kimi zaman para, prim, taile gönderme kimi zamanda kıdem olur. Burada Amerikalıların “fine tunning” ince ayardediği nokta çok önemli. Eğer her şeyi ödüle dayandırırsanız ödülsüz işler aksar. Bu çok basit kuralıda yazmazsam ölürdüm. İnsanlar ödüllnedirildikleri yada cezalandırılmadıkları şeyleri tercih ederler.

Kendimizi kendi nedenlerimizle eleştiririz, çalışanları ise yaptıkları şeylerle

Kendi hatalarımıza yönetici olmamız sebebiyle veya başka türlü örttüğümüz düşüncesiyle çok fazla dikkat etmeyiz. Ama çalışanlar işe geç gelip erken çıktıklarında ortalığı alt üst ederiz. Aslında iğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batırmamız gerektiğini nedense unuturuz.

Çalışanlar istenmeyen davranışlara girerlerse onları nasıl istenilen şekilde davranma konusunda motive etmeye odaklanmamız gerekir, cezalandırmak değil. Bu davranışlarının arkasındaki sebepleri keşfetmeli, gerekiyorsa konuşmalı ama ne olursa olsun onları motive edecek çözümleri bulmak için ciddi enerji harcamalyız.

Şimdi biraz düşünün ve çevrenizdeki insanları bu yukarıda bahsettiğim şeylerle motive ederseniz, çevrenizde motive bir sürü insanla neler başarabileceğinizi düşünün.

Paylaşın:

Kendini markalaştırmak

Yaptığınız işte kendinizi geliştirdikçe ve konunuzda uzmanlaştıkça artan güveninize paralel olarak kurum içinde ve dışında(müşterileriniz) farkedilmeye başlarsınız. Yarattığınız fark ve kattığınız değere paralel olarak bazen prim, bazen terfi, bazende daha önemli sorumluluklar, görevler alırsınız.

Benim tecrübelerimde dikkatimi çeken en önemli şey, bazılarının egosuna yenilip kendindeki gelişimi çok fazla önemsemesi, kendini iş hayatının odağına koyması ve yaptığı her şeyin karşılığını parasal ya da kıdemsel olarak beklemesi olmuştur. İşte bu noktada bu kişilerin atladıkları şey, şöhretlerinin aldığı zarardır. Uzun süreler emek vererek elde ettiğiniz kişisel şöhretiniz ya da diğer bir deyimle kişisel markanız sizin en büyük hazinenizdir ve onu korumak zorundasınız. Bu yüzdende dengeli davranmanız çok önemli.

Size önerim ödülü hedef edinerek başardığınız işler gerçek başarılarınızı göstermez. Çünkü herkes(yöneticiler) her şeyin farkındadır. Sizin inanarak, gönülden ve isteyerek yaptığınız çalışmaların sonuçları size gerçek başarıyı, şöhreti getirr.

İş bitirmeye odaklılığınızı markalaştırın. Yani size verilen işi, her türlü kısıt altında, herkese ve her şeye rağmen başarmayı hedef edinin. Hedefine ulaşan ok olmak önemlidir. Yoksa ne kadar sağlam olduğunuz yada ne kadar hızlı gittiğiniz değil. Başladığınız işi bitirin ve kendinizi bitirdiğiniz işlerle tanımlayın. Durumdan görev çıkarmak ve çıkan görevi en iyi şekilde ve zamanında yapmak davranış tarzınız olmalıdır.

Kariyerinizde yükselmek demek sadece maaş yada kıdem artışı olmamalıdır. Aynı zamanda sorumluluğunuzda artıyorsa iyi bir kişisel marka oluşturma yolundasınız demektir.

Çalıştığınız şirketi bir gemi gibi düşünün. O gemideki sorumluluğunuzu yerine getirmezseniz geminin ilerlemeyeceğini unutmayın. Hatta sizin başarınızın sizinle beraber çalışan iş arkadaşlarınızla olan işbirliği ve koordinasyona da bağlı oldunu unutmamanız gerekir. İş arkadaşlarınızla kuracağınız iyi ilişkiler ki buna Türkiye’de “sempatik kanal” da denir sizin kişisel markanızı güçlendirici önemli faktörlerdne biridir.

Yöneticinizi ancak onun yöneticisini memnun ettiğinizde memenun edebilirsiniz. (Tekerleme gibi oldu) Büyük resimi görmeye çalışın ve yöneticinizin rapor vereceği tarafı memnun edecek sonuçlara odaklanın. Böylece her türlü kazanma şansınızı artırırsınız.

Kendi markanızı geliştirmek maraton koşusudur, hız koşusu değildir. Bu koşuda karşınıza bir çok engel çıkabilir, yorulabilirsiniz. Ancak neolursa olsun yolunuzdan çıkmamanız ve pes etmemeniz çok önemli. Hayatınız boyunca iyi-kötü insanlarla bir arada olacasınız ve her türlüsüyle birlikte yaşayabilmeyi öğrenmeniz gerek.

Bir şeyler yaparak ilerlersiniz, bir şeylerin olmasını bekleyerek değil. Kendiniz için kendiniz varsınız unutmayın.

Yolunuz açık olsun

Paylaşın:

Şirketlerde doğru bilginin önemi

Eğer bir şirkette yönetici iseniz gerçeği sadece gerçeği bilmek istersiniz. Eğer size bilgi getirenleri öldürürseniz size gelen mesajları engellemiş olursunuz. Bu yüzden, şirketinizdekileri tehlike altında olmadıklarını düşünerek mesaj getirmeleri konusunda cesaretlendirmeniz gerekir.

Bilgi getirenleri engellemek iyi yada kötü bilmek istediğiniz öğrenmek istediğiniz konularda istemediğiniz sıkıntılar yaşamanıza sebep olur.

Bilge, Doğan’ın kariyerini Pelin’in nasıl mahvettiğini izliyordu. Doğan en erken geminin söz verdiğinden 6 ay daha geç geleceğini İcra Kuruluna söylemişti bile. Bu sadece Doğan’ın suçu değildi bu yüzden sadece onun cezalandırılmaması gerekiyordu. Pelin’in yaptığına da şaşırmamışlardı işin doğrusu. Bilge ve Doğan, sabah poğaçalarını yerken olasılıkları konuşuyorlardı.

Birinin kariyerini diğerinin nasıl yok ettiğini hiç seyrettiğiniz oldu mu? Bilge’nin tepkisi çok doğaldı. Doğan’ı düşeceği tuzak onusunda uyarmak istiyordu. Eğer kötü haber getiren elçileri öldüren biri ile çalışıyorsanız her zaman iyi haber götürmelisiniz.

Eğer elçileri öldüren sizseniz bundan sonra size gelecek mesajların doğruluğundan nasıl emin olacaksınız? Sizce tam olarak gerçeği yansıtacaklar mı? Ya da bilgiler tam olacak mı? Sadece iyi tarafları size aktarılmayacak mı?

Size hala dürüstçe haber getirmeye devam edenler gözlerinin önünde kötü haber getirenlerin cezalandırıldığını gördükçe sizce ne yapacaklar? Siz onların sağlıklı düşündüğünü düşünebilir misiniz? Onların raporlarına güvenebilir misiniz? Elçilerde bir tür paranoya başlar. Kendi kendilerine yarattıkları bu gerilim ortamında bir hayal dünyası oluşur. Her şey elçinin öldürülmemesi için kurgulanmaya başlar. Birde özellikle insanların kariyerleri ağızlarından çıkacak şeylere bağlı olursa doğru söz azalacak, talebe göre söz artacaktır.

Birde elçi tarafından bakalım. Ne zaman kötü haberi vermek lazım diye. Kötü haber nedenleri(mazeretleri değil) ve olası çözüm önerileri ile aktarılır ve hatta çözüm için ilk adımların atılmış olduğu gösterilirse daha uygun olacaktır. Sadece kötü haberi iletip çözüm konusunda ya da nedenleri konusunda hiçbir gayret göstermemiş olmak kötü bir elçi olunduğu anlamına gelir.

Gerçeğe erişiminizi engellemeyecek şekilde organize olmanız ve etrafınızda öyle bir hava yaratmanız çok önemlidir. Kötü haberlerde alınacak aksiyonlar önemlidir, suçluyu bulup cezalandırmak ile zaman kaybetmek yerine pozitif ve yapıcı çözümler üzerine gitmek anlamlıdır.

“Gerçek” değerini bilen için en kıymetli kavramdır. Gerçekler sizin önünüzü net görmenizi sağlar. Elçileri öldürmek mesajın yer altına inmesinden başka bir şeye yaramaz yani mesajı işinize yaramaz hale getirmiş olursunuz.

Paylaşın:

Çalışanlarınızı nasıl motive edersiniz? – 2

Motivatör olmak hiçte sanıldığı kadar kolay bir şey değildir demiştik, devam edelim.

13. Herkes her işi yapamaz. Bir yöneticinin görevi “doğru işe doğru kişiyi” atayabilmesidir. Eğer kiş istediği veya yapabildiği işi yapıyorsa motive olacaktır.

14. Hep beraber sosyal aktiviteler yapın. Birlikte yemek yemek, geziye gitmek grup içi iletişimi ve güveni artıracaktır.

15. Onların yaratıcılıklarını göstermelerine olanak tanıyın. Onların yaratıcı fikirlerini ve önerilerini alıp uygun olanları uygulayarak projeden aldıkları hazzı artırabilirsiniz.

16. İnsanlara işlerini iyi yaptıran nedir? Herkesin bir beklentisi vardır. Başarıi para, kariyer, fark edilmek vb. Eğer ekibin projeyi ya da işi sahiplenmesi sağlanır, başarıyla tamamlamak konusunda bir beklenti oluşturulabilirse çok iyi iş çıkaracaklardır.

17. Önlerine keyifli bir şeyler koymanız gerekir. Bazen ekibi keyifli bir masa oyununda bir araya getirebilirsiniz. Diğer proje ekipleriyle maç yapmak, kendi içlerinde bir parti düzenlemelerini istemek gibi.

18. Cesaretlendirme hem ekip hem de bireysel bazda düşünülmelidir. Eğer birisi iyi bir şey yaparsa takdir ya da teşekkürden imtina etmemelisiniz. İyi bir fikri fark ettiğinize ilişkin bir eposta, başarılı bir surumu takdir eden bir mesaj çok işe yarayacaktır.

19. Eğer ekibinizin fikirlerini istiyorsanız çekinme ya da utanmalarının önüne geçmelisiniz. Size gelip konuşmak konusunda rahat olmalılar. Her fikri dikkatlice dinleyin ve kesinlikle tekrar fikir üretmelerini engelleyici şekilde geri çevirmeyin. Yapıcı bir şekilde olumlu ve olumsuz yanları ile fikre karşı görüşünüzü belirtmelisiniz.

20. Herhangi bir tartışma ya da anlaşmazlık durumunda eğer bir konuda açıklık getirilmesi gerekiyorsa size rahatlıkla ve hemen ulaşabilmelerini telkin etmelisiniz. Yanlış anlaşılmaların getireceği tekrar yapmalar ve kayıplar çok büyük olabilir. Çatışma ya da anlaşmazlıkların ekip ya da birey motivasyonunu olumsuz etkilemeden çözümlenmeleri önemlidir.

21. Ekibinize motivatörleri katın. Bazıları çoğu zaman aktif, pozitif ve diğerlerini olumlu etkileyecek davranışlar sergilerler. Bu tip kişilerin ekip genelinde çok faydasını görürsünüz.

22. Beyin fırtınası oturumları sonunda yakalan iyi fikirler ekip üyelerinin önemli kabul edildiklerini gösteren önemli bir olgudur. Önemli kabul edilmenin getireceği sorumluluk ve kendi kapasite ve becerilerini en iyi şekilde kullanacaklardır.

23. Projenizi daha küçük parçalar haline getirerek başarılabilir hedefler koymanız ekip için alan yaratmanıza onların bu konuda motivasyonunu artırmanıza yarayacaktır.

24. Organizasyonel hedeflerin yakalanması karlılığı getirecektir. Bu da yine organizasyonekl politikalarla çalışanlara yönelik maddi destekler anlamına gelebilecektir.

25. Herkesin motivasyon noktası farklıdır. Bu yüzden doğru kişiye doğru motivasyon stratejisini elden bırakmamak gerekiyor.

Paylaşın:

Çalışanlarınızı nasıl motive edersiniz? – 1

Projelerde ya da çalıştığınız birimlerde birlikte çalıştığınız kişileri ast ya da üst olarak ayırmaksızın motive etmek durumunda kalırsınız. Motive olmuş bir ekibin başaramayacağı şey yoktur ama motive etmek, motivatör olmak hiçte sanıldığı kadar kolay bir şey değildir.

1. Önce kendinizle başlamanız gerekir. Eğer siz motive değilseniz başkalarını motive edemezsiniz. Diğerleri için bir rol modeli, olacaksanız öncelikle enerjinizi ve istekliliğinizi göstermeniz gerekir. Ekibiniz sizin enerjinize ve istekliliğinize katılmak isteyecektir.

2. Projeye ilişkin bilgilerinizi paylaşmaktan çekinmeyin ve onlarda projeyi sahiplenme duygusunu yaratmaya çalışın. Eğer kendi projeleri olduğuna inanırlarsa gerek limitleri gerekse nerede durup durmayacakları konularını daha iyi irdeleyebilirler.

3. Projede bir problem yaşandığında bunu en iyi çözebilecek olan ekibin birlikteliğidir. Bu yüzden onlarla problemleri paylaşmalı, görüşlerini almalı ve çıkış yolunu beraberce bulmaya çalışmalısınız. Eğer ekibin bir parçası olduklarına inanırlarsa destekleride o kadar artacaktır.

4. Her ne kadar disiplin önemli olsa da iş ortamını olabildiğince informal tutmakta fayda vardır. Çalışanlar genellikle patronun nefesini arkalarında hissetmediklerinde, sürekli birisi bitiş tarihi konusunda bastırmadığında daha rahat çalışırlar. Eğer ekiplere hedef verilir ve hedefler isahiplenmeleri sağlanırsa kendileri doğru çözümü bulacaklardır.

5. Projeler aşamalara bölünürler ve bir proje yöneticisi ekibini motive etmek için kilometretaşlarını(milestones) kullanır. Bu kilometretaşlarına vaktinde ya da öncesinde erişimlerde ödüllendi,rme ya da kutlamalar yapılabilir.

6. Mutlaka işini yapana teşekkür etmek gerekir. İşini beklenilenden kaliteli, erken vb. yapan ise takdir edilmelidir. Teşekkür ederken “ben” yerine “biz” kullanılması daha doğru olacaktır.

7. Kimseye suç atmayın veya suçlamayın. Suçun başkasının üzerine atıldığı ortamlarda güvensizlik baş gösterir. Projenin başarısı konusunda ekip başarısı ya da başarısızlığı olacağını vurgulayın.

8. Geri beslemeleriniz pozitif olmalı. Herkes hata yapabilir. Sizin yapılan hatalrın düzeltilmesi ve tekrarlanmamsı için gerekli yapıcı uyarıları getirmeniz önemlidir. Ekip bir bütün olduğunda her türlü zorluğun üzerinden gelebilir.

9. Ekibinizdekilerle tek tek yemeğe çıkın ve onları dinleyin. Yemekler kişiler arası ilişkileri geliştirdiği gibi hem karşınızdakinin fikirlerini öğrenmenize hem de karşınızdakinin size değer vermesini sağlayacaktır.

10. Onlar konuşurken mutlaka dinleyin. Sık sık projeye ilişkin görüşlerini alın. Projenin gidişatı ya da bitimine ilişkin öngörülerini sorgulayın.

11. Ekibinizden birisi size bir problem ile gelmişse çözümü için elinizden geleni yapın. Böylece saygı kazanırsınız.

12. Her zaman ekibinizi destekleyin. Güven verin ve sizin güveninizi alabilecekleri şeyleri yapmalarına olanak tanıyın. Eğer ekip desteklendiğini bilirse daha verimli olacaktır.

Paylaşın:

Mikro yöneticilerle çalışmak zordur

Eğer yöneticiniz bir “mikro yönetici” ise hayat sizin için gerçekten çekilmez demektir. Bu durumda en iyisi patronu değiştirmektir ama muhtemelen gerçekleşmez.

Bir mikro yönetici ile çalışıyorsanız yolunuzu nasıl bulacaksınız?

Remzi, Kağan’ın ofisine girip masasının yanındaki koltuğa oturdu. Bu arada telefon ile konuşan Kağan “Ben seni sonra ararım” diyerek telefonu kapattı. Sonra ilgisiz bir şekilde Remzi’ye dönerek “Evet?” dedi. Remzi: “Sami Bey her iş başvurusunu tek tek okumak ve her aday ile tek tek görüşmek istiyor ama yoğunluktan buna vakit bulacağını sanmıyorum” dedi.

“Evet Remzi, maalesef Sami bey bir mikro yönetici,” dedi Kağan. “Ama işin iyi tarafı biz buna mecbur değiliz”

Remzi güldü. “Hayır, biz zaten yapıyoruz o bir daha yapacak. Mikro Yönetci değil Nano Yönetici”

Hiç bir mikro yönetici için çalıştınız mı? Eminim şu anda ne demek istediğimi hiç anlamadınız. Mikro Yönetici’yi anlamak için size yardımcı olacak bazı işaretler var :

– Ne yapılması gerektiğini söyleyen ve son dakikada nasıl yapılacağına karışan

– İşi anlamanız için gerekli olan bilgiyi eksik yada yanlış veren

– Yapıcı müdahale için değil hata bulmak için rapor isteyen

– Gereğinden fazla detaya inerek darboğaz oluşturan

Eğer yöneticiniz mikro yönetici ise ne yapacaksınız? Eğer patronunuz mikro yöneticilikten gerçekten kurtulmak isteyip yardımınıza ihtyaç duyarsa bir şans var demektir. Yada yöneticinizin altına mikro yönetimi yapacak birinin bulunması gerekir.

Eğer bazı şeyleri aklınızda tutarsanız hayat sizin için daha kolay olacak;

Herkes acı hisseder

Mikro Yönetimler herkesi yaralar ve üzer. Buna Mikro Yöneticide dahildir. Başka mikro kararlarla acılarını dindirmeye çalışırlar ama sonuç nafiledir.

Problem problem değildir. Problemin üstesinden gelmek problemdir.

Mikro Yönetim bir tür kontrol yolu ise yöneticinizin neleri kontrol dışı algıladığını anlamaya çalışın. Bir şeyler ters gittiğinde çözmek için zaman isteyin.

Hala işiniz ile ilgili bir şeyler yapıyorsunuz

İşinizi seviyor musunuz? İşi mi? Ücretinizi mi?Hala özgür olduğunuz şeyler nelerdir? Sevdiğiniz şeyleri hayatınızı merkezine alın.

Her zaman seçim şansınız var

Hiçbir şirket vazgeçilmez değildir. Başka bir yerde çalışabilirsiniz. Seçim sizin.

Paylaşın:

Siz nasıl bir iz bırakacaksınız?

Özellikle kurumlar insanların hayatlarında önemli izler bırakırlar ki özellikle çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler ve rakipler üzerinde. Her hareket diğerleri üzerinde iyi yada kötü mutlaka bir etki bırakır. Tüm yöneticiler zaman zaman arkaya bakarak ne tip bir iz bıraktıklarına bakmaları gerekir. Aynı zamanda sizde birlikte olduğunuz arkadaşlarınız, aileniz, patronunuz üzerinde mutlaka bir iz bırakırsınız. Bıraktığınız iz sizin nasıl hatırlanacağınızın ipucudur.

Sizce kısa vadeli düşünen, çabuk elde edilecek karlarla hissedarların ağzına bir parmak bal çalan, at gözlüğü ile ilerleyen bir organizasyon/kişi nasıl bir iz bırakır?

Büyük bir gemi küçük bir tekneden daha çok iz bırakırken, aynı büyüklükte hızlı bir teknede daha yavaş olandan daha büyük iz bırakır unutmayın.

Organizasyonunuz ve siz ne kadar büyüksünüz? Ne kadar hızlısınız? Arkanızda bıraktığınız izin etkilerini ne kadar önemsiyorsunuz? Büyüklük ve hız derken unutulmaması gereken bir şey var: Kaş yaparken göz çıkarmamak gerekir. Büyük bir gemi büyük bir hızla küçük teknelerin arasına dalarsa ne olacağını tahmin edebilirsiniz. Büyük bir iz bırakırken onların batmasınada sebep olur. Belki açık denizde o hız yol alınmasına yol açabilir ancak özellikle boğazı geçerken bu kadar yüksek bir hız yaparsanız çevreye zarar verirsiniz yani her zaman denge ve ayar önemli.

Kişilerin gönüllü olarak bir araya geldiği ve bir amaç etrafında toplandığı organizasyonlarda genellikle bırakılacak iz ve bundan kimlerin etkileneceği belli olur. Gönüllü ve hedfefi belirli işlerde bırakılacak iz çoğunlukla kutsal ve değerlidir. Burada tabiki hayır kuruluşlarını kastediyorum, gönül birliği gibi dursada kendi fikirlerini adapte etmek için insanları bir araya getirenleri değil.)

Yaşlandıkça enerjimiz azalacak bundan kaçış yok. Bu da giderek ardımızda daha az iz bırakabileceğimizi gösteriyor. Ne yapılabilir yada sen ne yapıyorsun derseniz şudur: yazmaya çalışıyorum, projeler geliştiriyorum, sürekli araştırma yaptığım için bulgularımı paylaşarak yeni uygulamaların önünü açıyorum, kitap yazmayı planlıyorum, bazı kuruluşlara yardımda bulunuyorum, iyi bir baba olmaya hazırlanıyorum vb. gibi sadece iyi izler bırakmaya çalışıyorum, umarım oluyordur.

Gerçi kimse arkasında kötü iz bırakmaz istemez, neden istesin ki? Madem herkes iyi iz bırakmak ister o zaman önemli olan bıraktığınız iz’in ve sizden/organizasyonunuzdan etkilenen kurum ve kişilerin farkında olmanızdır. Kaç kişinin hayatını etkiliyorsunuz? (Şu ana kadar buradaki yazılarımı 1100 kişi okumuş, umarım iyi bir iz bırakabilmişimdir.) Kötü iz bıraktıklarınız varsa farkında olmanız ve bu izi nasıl düzeltebileceğinizi düşünmeniz önemli.(Kasıtlı yapmadı iseniz tabiki.)

Nasıl hatırlanmak istiyorsunuz? Bu koca dünyada nasıl bir iz bırakacaksınız? Biraz hız kesip nasıl bir iz bırakacağınızı tasarlayabileceğiniz zamanınız hala var. Hadi….

Paylaşın:

Yapılmayacaklar listesi tutmak daha önemli!

Eminim çoğu zaman bir “yapılacaklar listesi” hazırlıyor ve işlerinizi ona göre yapıyorsunuz. Aslında o listedeki işlerden ne kadar kurtulursanız kendinizi o kadar iyi hissedersiniz. Eğer birde “Yapılmayacaklar Listesi” tutabilirseniz böylece sizi ilgilendirmeyen işlerden kendinizi uzak tutabilirsiniz.

Genel olarak insanlar sizden kendi sorumluluklarına ilişkin şeyleri yapmanızı isterler. Kendi hulo hoop’unuzla kalın yazımda hulo-hoop metaforunu başkalarının işini yapmaya kalkıp nasıl başarısız olunduğunu anlatmaya çalışmıştım.

Bu metafor’da herkes kendi ile ilgili işlerini en iyi yerine getirmeye çalışır. Problem bir başkasının hulo-hoop çevirmesine yardımcı olmaya çalışmanızla başlar. Böylece eğer herkes kendi hulo-hoop’unu çevirirse yani herkes kendi sorumluluklarını bilirse problem olmayacaktır.

Örneğin siz bir proje yöneticisi iken pazarlama müdürü sizden aslında kendisininde erişebileceği takım bilgileri istiyor ve sizde veriyorsanız onun hulo-hoop’unu çevirmeye çalışıyorsunuz demektir. Yapmanız gereken sadece onun bu bilgiye nereden erişebileceği söylemek kendi işini kendisinin yapmasını sağlamaya çalışmanızdır.

Siz bir öneri: Şimdi ajandanızda yada günlük planınızda benim yapacaklarım ve diğerlerinin yapacakları diye bir sayfa açın. Herhangi bir iş söz konusu olduğunda ilgili tarafın altına yazın. İşte bu yaptığınız aslında “Yapacaklarım” ve “Yapmayacaklarım “ listesini bir arada oluşturmak olacaktır.

Yapmayacaklarım Listesi bir sürü işe yarayabilir;

• Sizin probleminiz olmayacak işleri size hatırlatır ve o sorumluluğu almanızı engeller.

• Farkındalık yaratır. Diğerlerinin size kendi işlerini yüklemeleri konusunda erken uyarı sağlar.

• Önceliklerinizi belirlenmede faydalı olur. Yapacaklarınızı yapmayacaklarınızın üstünde tutabilirsiniz.

• Başarmanız gereken şeylere daha odaklanabilirsiniz. Dişi Aslanın Zebra Taktiği yazımda bu konuyu açıklamıştım.

• Yapmayacaklarım listenizdeki kalemler vakit geçtikçe sorumlusu olan kişilerce yapılmaya başlayacaklardır.

Öncelikle size ait olmayan işleri belirleyin ve elinizi çekin. Bazen yaptığınız iyilik göreviniz haline gelebilir ve bu size zarar verir.

Paylaşın: