Kategori arşivi: Kisisel Gelisim

Körü körüne kendini işe adamak

“Bir işi körü körüne yapmak” demek yapılan işin tüm başarı ve başarısızlığına ilişkin sorumluluğu almak demektir. Bu tip durumlarda yardım istemektense size ait olmayan sorumlulukların sınırlarını zorluyor olabilirsiniz.

Mehmet giderek kızmaya başlıyordu. Her bölüm şefinden rapor gelmeden toplu birim raporunu hazırlayamıyordu. Selçuk raporunu her zaman geç gönderiyordu. Bu durum her defasında Mehmet’in raporunu geciktiriyordu. Mehmet bu durumla nasıl baş edebilecekti?

Kısa bir süre önce Mehmet ve Selçuk çok yakın arkadaştılar. Önceleri nazikçe istemesine rağmen sonrada “baskıcı cc” ile talebini Selçuk’un yöneticisinin göreceği şekilde göndermeye başladı. Bu arada müşterileri olan firma, Mehmet’in göndereceği birim raporlarının gönderilmemesi durumunda sözleşmeyi iptal edebileceğini açıkladı.

Bu noktada Mehmet, sözleşmeye ilişkin sorumluluğu kendi üzerinde hissettiği için Selçuk ile olan arkadaşlığını feda etti ve araları bozuldu. Mehmet bu işi yapmayı kafasına koymuştu.

Bu tip durumlarda sorumluluğu kendi üzerimizde o kadar fazla hissederiz ki grup başarısını ya da başarısızlığın aslında bir çok şeyin bileşiminde oluşabileceğini göz ardı ederiz. Hele bu tip durumlarda yardım istemektense sınırları zorladığımızda işler daha da kötüye gider.

Şirketin başarısı için bazen bazı kredilerin verilmesi veya bazı şeylerin görmezden gelinmesi gerekebilir. Herkesin sorumlulukları olacaktır ve şirketler çalışanlarının hangi rolde olması fark etmeksizin birilerini yaptıkları şeyler sonucunda suçlayabilirler. Hiç kimsede tam sorumluluk olamaz ya da kimse tamamen sorumlu tutulamaz.

Bir çoğumuz başarının sadece bize bağlı olduğunu düşünürüz. Bunu düşünmemizin bazı sebepleri vardır;

  • Benim sorumlu olduğumu söyledim.
  • Kimse söylemiyor ama benden istenen bu.
  • Ben bilmiyorsam, kim bilecek? Eğer kimse yapmazsa batarız.
  • Bu yapılmazda şirket batar.

Eğer bir işi tam anlamıyla yaptığınızı düşünüyorsanız aşağıdaki olasılıklarıda gözden geçirin;

  • Yaptığınız iş çok kötü tasarlanmış — çok fazla sorumluluk gerektiriyor.
  • Sorumlu olduğunuz inanıyorsanız bunu sadece kendinizin inandığı bir şey olması ihtimali var mı?
  • Eğer siz yapmazsanız mutlaka birisi yapacaktır.
  • Bir ihtimal şirket zarar görebilir.

Bir işi yukarıda bahsettiğim şekli ile tam anlamıyla yapmaya kalktığınızda kariyerinizi, ailenizi ve sağlınızı riske atmış olursunuz;

  • Sağlınız riske girer. Stres, uyku bozuklukları, kalp çarpıntısı, depresyon ve daha kısa bir ömür gibi olasılıkları yaşayacaksınız.
  • İşinizin kalitesi düşecek, duygusal problemler yaşayacaksınız.
  • Çalışanlarla ilişkileriniz zedelenecek.
  • Arkadaşlarınızla, ailenizle ve eşinizle ilişkileriniz zedelenecek.

Bir işi yapmak ile körü körüne sadece iş için doğrusunu, gerekeni yapmak ne kadar doğrudur, kıyaslayın.

Bedelini, getirisini, götürüsünü hesaplayın ve istediğinizi seçin.

Hayat sizin!

Ördekler kadar uyanık olun

Problemleri çözmeye çalıştığımızda karşımıza çıkabilecek farklı görüşleri, gerekçeli tartışmaları az çok tahmin ederiz. Sabit düşünceler ve özellikle sınırlı tartışmalar beklenmedik riskleri yaşamamızın önünü açarlar.

Ankara’da kışın ortalarında Gölbaşı mevkiindeki göl donar. Bazı ördekler ve kuşları görürsünüz, yani hayat bir şekilde devam etmektedir. Ördekler yeni doğan günün ışıklarını farkında olarak birbirlerini ısıtmak için yan yana dururlar. Sadece onlar için konforlu olacak bir biçimde hem kanatları hemde vücütlarını birbirlerini ısıtmak için pozisyonlandırırlar.

Gözlerini kaparlar ama uyumuyorlardır. Sık sık olası bir tehlikeye karşı etraflarını kolaçan ederler. Herhangi bir durumda hepsi farklı bir tarafı görüyor olacak şekilde hepsinin kafası başka yöne doğrudur.

Ördeklerin tamamı etraflarının %100’ünü görmektedir. Herhangi bir tehlike durumunda tehlikeyi farkeden diğerlerini uyarır.

Bu sistem işler çünkü her ördek kendi için konforlu olan farklı bir nokta yakalayabilmektedir. Ne hepsi aynı yöne bakmakta ne de aynı kanadın altına girmeye çalışmaktadırlar. Farklı yönler sürünün güvenliğini garantilemektedir. Problem çözümlerinde bu noktayı bazen unuturuz. 

Ses getiren kararlar için güçlü tartışmalara gerek duyulur. Bazen önerilerin çok fazla sorgulanması kişilerin kendini güvensiz hissedecekleri kadar büyük bir güç yaratabilir.

“Eleştiri-Geliştiri Ekipleri” Kurmak

Herhangi bir fikriniz olduğunda bu fikre karşı çıkacak ve geliştirecek şirket içinden birilerini bir araya getirin. Onların görevi zor sorular sormak ve “eğer şu olursa” vb. sorularla önerinizi değerlendirmek olacaktır. Bu yaklaşım fikri güçlendirecektir. Bu işi katılımcıları rahatsız etmeyecek bir düzende tekrar etmeye dikkat ediniz.

“Eleştiri-Geliştiri Ekipleri” ile birkaç aylık bir çalışma sonrasında alınan kararların ve getirilen önerilerin ne kadar güçlendiğini göreceksiniz.

Bu çalışmalarda suni sorunlar yaratmaktan kaçınılmalıdır. Mümkün olduğunca verimliliği artıracak gerçek durumlar üzerinden gitmeniz gerekir.Böylelikle, herkesin diğerlerine güveneceği bir ortamda yaratılmış olacaktır.

Römorkör kaptanı olmak

Yöneticilere istemedikleri doğru ve farklı bir şey yaptırmanız gerekirse zaman zaman kendinizi farklı bir tehlikenin içinde bulabilirsiniz. Bu durumda Römorkör kaptanlarından çok şey öğrenebilirsiniz.

Eğer işinizi doğru yapmaya çalışıyorsanız hem şirket politikalarınızın birbirleri ile hem de kanunlarla uyumlu olmasına gayret edersiniz. Bazen bu uyumu sağlayabilmek için şirket içindeki bazı üst düzey yöneticilere ya yaptıkları işi durdurmalarını ya da farklı şekilde yapmalarını söylüyor olabilirsiniz. Eğer egosantirk bir yöneticiniz var ise işiniz oldukça zor diyebilirim. Tehlikedesiniz.

Peki bu durumu güvenli bir şekilde nasıl yöneteceksiniz?

Eğer şirketiniz yaşanan uyumsuzluğun farkında fakat düzeltmemekte ciddi ise o zaman düzeltici eylem yerine sizin yetkinizi azaltmayı, kaynaklarınızı sınırlandırmayı, şahsınıza saldırıyı ya da sizi o görevden uzaklaştırmayı deneyecektir.

Etkin ve etkili olmak istiyorsanız römorkör kaptanı olun.

Römorkörlerin özelliği küçük ve güçlü gemiler olarak kendilerinden çok daha büyük olan gemilere manevra yaptırmalarıdır.

Büyük gemiler manevrayı kendileri yapmaya kalkarlarsa çok büyük güç harcamak zorunda kalırlar. Ayrıca düzenekleri manevrayı kolaylıkla yapabilmelerine olanak vermez. Bu yüzden manevra yapabilmek için mutlaka desteğe ihtiyaçları vardır.

Römorkörlar büyük gemileri hızlıca harekete geçirmek yada durdurmak için yeterince güçlü değillerdir ama yönünü kontrol edebilirler. 3 stratejileri vardır; karadaki liman görevlisi ile çalışmak, takım halinde çalışmak ve yöne odaklanmak, hıza değil.

Şirketinizde politika ve kanunlara uygunluğu izleyen biri olarak römorkör kaptanı olmak ne demek?

Aracınızı bilin

Bir römorkörde olduğunuzu bilin, büyük bir gemide değilsiniz. Büyük gemiler gibi yüzebilirsiniz ama onlar gibi büyük denizleri aşamazsınız. Boyunuza göre gücünüz ve manevra kabiliyetiniz fazla. Sizi kurtaracak en önemli şey güçlü yanlarınızı ve sınırlarınızı bilmenizdir.

Limanı bilin

Bütün kanal, rıhtım ve balık sürülerinin nerede olduğunu bilin. Ve diğer römorkör kaptanlarının yaptıkları hataları öğrenin. En az manevra yaptırdığınız gemiler kadar bilmelisiniz. Bunun anlamı izleme sorumluluğunuzdaki politika ve kuralları bildiğiniz gibi, kararlarına uymak zorunda olduğunuz yöneticilerinde güçlü yanlarını ve sınırlarını bilmeninde önemli olduğudur.

Diğer römorkörlerle çalışın

Römorkörler takım olarak çalışırlar. Hepsi birbirine bağlı ve destek olarak çalışırlar. Uyumu izlemeyi beraber yapabileceğiniz gibi onların tecrübe ve tekniklerinden yararlanın. Hareketi birlikte koordine edin.

Liman ile işbirliği yapın

Manevra esnasında liman görevlisi gemileri yönlendirir, koordinasyonu sağlar. Her seviyede işbirliği olanaklarınızı güvenceye almanız gerekir. Yöneticilerinizle güvene dayalı sağlam ilişkiler kurmanız çok önemlidir.

Yöne odaklanın, hıza değil

Römorkörler büyük gemileri hızlıca harekete geçirmek yada durdurmak için yeterince güçlü değillerdir. Siz yöne odaklandığınızda yöneticinizinde değişimi yönetmesine deste olun.

 

Projelerde Kuantum Yönetimi

 

Projelerimizi planlarken, çoğu zaman daha önce hiç yapmadığımız bir şey hakkında süre ve maliyet tahminleri yapmak zorunda kalırız. Projeler doğaları gereği riskleride içerdiklerinden doğru tahminlerin yapılma olasılıkları zayıf kalmaktadır. Kuantum Yönetimi, maliyet ve zaman kavramını farklı yollardan düşünme becerisini hedeflemektedir.

Ayşe orada olmak istemediği odanın önünde duruyor ve pazarlama müdürünün kendisine söylediklerini düşünüyordu: “Sakın bana Mart 15’den Mayıs 15’e deme. Bana bunu ne zaman teslim edeceğini söyle!”

Asıl sorun, Ayşe’nin kesin bir tarih verememesi, bu tip şeylerin kestirilemiyor olması ve patronununda bunu bir türlü anlamamasıydı. “Tamam, 15 Mayıs kesin” dedi.

“Hayır,” dedi patron “Ortalamasını alacağız. O zaman ne oluyor?” dedi ve arkasındaki direktöre döndü “15 Nisan? Nisan 15. İşte budur. Başka bir şey var mı?”

Her şeye rağmen Ayşe’nin ekibi 26 Nisan’da 10 gün gecikerek teslimatı yapabildi. Ayşe’yi, ekibini ve ilgili diğer herkesi kötü bir gün bekliyordu. Orada neler oluyordu?

Problem-çözen organizasyonlarda iki tip iş olur : Operasyonlar ve Projeler. Operasyonal iş genellikle imalat gibi tekrarlanan eforu, rutin idari işleri ve altyapı operasyonlarını ifade eder. Projeler ise yeni ürün geliştirme, başka yere aktarma, iyileştirme vb. işleri tarif eder. Operasyonlar, tekrarlanan ve az riskli işlerdir. Projeler ise bir defa yapılır ve risklidirler. Bu sebeple projelerin farklı yönetilmeleri gerekir. Kuantum Fiziği bunu anlamanıza yardım eder.

Kuantum Fiziğinde doğal olarak bilinemezlik ortaya çıkar. Örneğin, Hareket eden birinin bulunduğu yer konusunda eminizdir ama hızından emin değilizdir. 

Bazen yenilik ya da önceden tahmin edilebilirlikten birini seçmek gerekir. Her ikisi de olmaz

Yönetim’de örnekseme vardır. Maliyeti ve zamanı kesin olarak bilmek istiyorsak yenilikleri azaltmamız gerekir çünkü yenilik risk getirir. Eğer riski kabul ediyorsak maliyet ve zaman konusunda tam kesin olmamayı göze alabilmeliyiz. Kuantum Yönetimi riskleri asla tam olarak bilemezsin demektedir.

Operasyon odaklı organizasyonlardaki yöneticiler, “4-6 ay içerisinde tamamlanmasını bekliyoruz” tarzı tahminler duymaktan hoşlanmazlar. Genellikle “deneyime dayalı kafadan atma” süreleri talep ederler. 

Bir yönetici olarak yapmanız gereken:

  • “Ne zaman hazır olur?” diye sormayın, “%95 olasılıkla ne zaman hazır olur?” diye sorun.
  • %95 bandında tahmini tutan proje yöneticilerinizi ödüllendirin.
  • Mali İşler, risk yönetimini hem proje bazında hem de projelerin toplamı (portföy) bazında değerlendirin.

Proje yöneticisi olarak:

  • En iyi ve kötü ihtimaleri %95 bandında tahmin etmeye çalışın.
  • Eğer tepeden inme tarih istendiğinde Kuantum Yönetimini kullanmaya çalışın. Ya kaybedersiniz ya da biraz ilerleme sağlarsınız.
 

Takdir etmek ve güven göstermek

 

Bazı şirket çalışanları gerçekten yaptıkları işlerle ne kadar yetkin ve özel olduklarını belli ederler. (Ama yüzde 90’a 10 kuralını unutmayalım: İnsanların %90’ı kendilerini yaptıkları her şeyde ortalamanın üstünde görürler.) Burada kastım gerçekten iyi iş çıkaranlar.

Eğer yöneticiyseniz iyi çalışanlarınızı ödüllendirmek istersiniz. Bu konuda bütçeniz olmadığını varsayalım. Yapacağınız bazı küçük jestleri onur kırıcı bulma ihtimalleri olduğunu unutmayalım.

Bir TV kanalının yapımcılarından olan Ahmet, akşam haber bültenine bir haberi yetiştirmeyi başarmıştı. Ahmet hem kurallara uyması, şirket içi nezaketi, işi sahiplenmesi ve zaman kısıtlarına rağmen işini kusursuz yapması sebebi ile çok iyi bir çalışandı. O akşam kanal, diğer tüm kanallara “haber atlatmıştı”. Ayşe yöneticisi olarak Ahmet’e nasıl bir jest yapacağını düşünüyordu. Yemeğe mi götürecekti yoksa bir kalem mi alacaktı hediye olarak? Ahmet’i ne şekilde olursa olsun demoralize etmemesi önemliydi.

İnsanlar gerçekten yetkin ve iyi çalışanlar olduğunda ne yapmalı?

Onu hem yüz yüze hem de yürekten takdir etmeli ve güvendiğinizi göstermelisiniz. Bunu herkesin olduğu bir ortamda veya herkesin okuyacağı bir e-posta ile yapabilirsiniz. Bu kişinin başarısına ilişkin farkındalığınız, şirket içerisindeki morali yükseltecektir. Yapılan iyi işlerin sonucunda alınan onur madalyaları, teşekkür belgeleri gibi ödüller tamamen takdirin göstergeleridir.

Parasal ödüllerin sadakati artırabileceğini ya da parasal olmayan ödüllerin performansı düşürebileceği unutulmamalıdır. Özellikle kriz dönemlerinde ve enflasyonist ortamlarda para en büyük ödül olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada parasal ödülün getireceği iki sıkıntının altını çizmek istiyorum;

1- Yapılan işe biçilen değer, diğer yapılan işlerin değeri ile karşılaştırılmaya başlanır. Her ne kadar biçilen değer minnettarlıkla orantılı olsa bile diğerlerinin yaptığı işe değer verilmediği hissi yaratabilir.

2- Kişisel engeller – Minnettarlığımızın karşılığı olarak şu ödülü, ikramiyeyi kabul edin gibi sözlerin altındaki anlamlar kişisel engelleri doğurabilir. Ödül bu şekilde sunuluyorsa kıdem olarak sunabilirdi yanılgısı ortaya çıkabilir.

Her parasal ödülün bir öncekinden yüksek olması konusundaki beklenti unutulmamalıdır.

Bu tipteki başarılı insanlara daha fazla sorumluluk ve fırsatları sunmanız en doğrusu olacaktır. Örneğin Ahmet’e yeni başlayacak bir programın koordinasyonu gibi bir sorumluluk verilebilirdi.

Herkesin önünde yapacağınız bir takdir başkasının veremeyeceği bir ödül olacaktır. Bu aynı zamanda şirketinizde başarılı birini farkederek, kazanmanızı ve sadakatini sağlayacaktır. Bu sizin kendinize de verdiğiniz bir ödül olacaktır.

 

Liderlik becerinizi değerlendirin!

Harvard Business Review da okuduğum What to Ask the Person in the Mirror adlı makalede Robert S. Kaplan kendimize soracağımız 7 soru ile liderlik becerilerimizi değerlendirebileceğimizi söylüyor.  Aşağıda kısaca bu soruları anlatmaya çalıştım:

  1. Vizyon ve Öncelikler:
    • Kendi işimle ilgili vizyon ve önceliklerimi hangi sıklıkla gözden geçiriyor, birlikte çalıştığım insanlarla paylaşıyorum?
    • Bana vizyon ya da önceliklerimi soranlara net bir cevap verebiliyor muyum?
    • Vizyonumu gerçekleşitirmek için 3-5 adet önceliğim net olarak belli mi?
  2. Zamanı yönetme:
    • Zamanımı nasıl harcıyorum? Öncelikler? Diğer?
  3. Geri besleme:
    • İnsanlara zamanında ve yapıcı geri dönüşler yapıyor muyum?
    • Duymak istemediğim şeyleri bana söyleyebilen çalışanlarım var mı ve onlara karşı nasıl davranıyorum?
    • Size ne dürüst olanlar en yeni çalışanlarınız mı en eski çalışanlarınız mı?
  4. Başarı planlama:
    • Benim başarılı olmamı sağlayanlar nelerdir?
    • Benim başarımda rol alanlara nasıl fırsatlar sunuyorum?
    • İşleri doğru dürüst delege edebiliyor muyum?
    • Karasız kaldığım oluyor mu? Ne zamanlarda ve neden? Problem nedir?
  5. Değerleme ve odaklanma:
    • Gereken değişim ya da değişikliklere zamanında gidebiliyor muyum?
    • Eğer işimi baştan kurmam gerekseydi ne yapardım?
    • İşimi baştan kurmak için astlarıma ihtiyacım ne düzeyde?
    • İşimi baştan kurmak için kimin tavsiyelerini dikkate alırdım?
  6. Baslı altında liderlik:
    • Baskı altında nasıl davranıyorum? Çalışanlarıma yönelik tutmum ne oluyor?
    • Bende baskı yaratan şeyler nelerdir?

    Çalışanlarınız sizi kriz zamanında mikroskop altına alırlar ve izlerler. sizin söylediklerinizden çok yaptıklarınız değerlendirilir. Hatalarınızı kabulleniyor musunuz yoksa birilerini mi suçluyorsunuz, bunlara bakarlar. Çalışanlarınızı destekleyip desteklemediğiniz kendi derdinize düşüp düşmediğiniz izlenir. Sakin misiniz yoksa asabi mi? Gerçekleri mi yoksa söylenmesi gerekeneleri mi söylüyorsunuz.

  7. Kendine dürüst olmak:
    • Gerçekten liderlik tarzım beni yansıtıyor mu yoksa oynuyor muyum?
 

Acil problem çözümü

 

Acil durumlarda ve özellikle kriz durumlarında eğer şirketin ve çalışanların geleceği risk altındaysa problem çözümü çok önemli bir hale gelmektedir. Bu noktada şirket ya da ekip olarak problem çözümüne yönelik yapabileceğiniz bazı şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Toplantı bittiğinde herkes durumun sandıklarından daha vahim olduğunu farketmişti. birisi şöyle bir şey sordu: “Diğer firmalarda acaba böyle mi düşünüyorlar? Ne düşünüyorlardır sizce?”

Bu tip durumlarda kolaylıkla “Evet, herkes böyle düşünüyor” ya da “Sadece biz akıllıyız ve farkındayız.” demek zordur. “Emin değilim.” dedi oturanlardan birisi. “Ama herkesin umudu olduğuna ve bu krizden akıllıca çıkış yolları bulmaya çalıştıklarına ve bunu yaparken acil problemlerine öncelik vermeleri gerektiğinin farkında olduklarına eminim.” dedi. Herkes gülümsedi, soran hariç.

“O zaman durumumuzun farkındayız ve acil problemlerimiz için çözüm üretmeye başlayalım” dedi katılımcılardan birisi. Herkes istekli ve heyecanlıydı. Problemlerinin çözümünün kendilerinde olduğunu biliyorlardı.

Bu tip durumlarda grubu konuya odaklamak ve dikkatlerinin başka şeye kaymamasını sağlamak önemlidir. Ne yapılmalı;

Suçlu aranmasını engelleyin
Birilerini suçlamak yada mazeret bulmak problemi çözmez. Eğer acil çözüm istiyorsanız zaman çok önemlidir.

Sakın “ben demiştim” demeyin
Bu da bir tür suçlamadır. Kendinizin zamanında haklı olduğunu ve diğerlerinin sizi dikkate almadıkları için bu duruma düşüldüğünü söylemek onları suçlamaktır. Bu davranış problemi çözmediği gibi karşı taraftakileri savunma y da karşı saldırıya teşvik edecektir.

Çözümler faydalarına göre sıralanmalıdır
Çözümü önerenin ünvanı değil önerilen çözümün fayda tesiri önemlidir. Bazıları iyi hatip olarak kendi fikirlerini empoze etmeye çalışabilirler fakat çözümler fayda tabanında ele alınmalıdır.

Kararlı ve ani hareket edilmelidir
Ben askerdeyken eğer roket geldiğini görürsek 2 sn. içinde uzaklaşmamız gerektiğini öğrenmiştik ki 2 sn. anında harekete geçen bir için 10-20 mt eder ve saklanmanız için yeterlidir. Acil durumlarda hızlı hareket önemlidir. Ayrıca hereketin dağdan düşen kar topu gibi olması gerekir. Problem çözme ile ilgili yapılanlar dışarıda açık iş bırakmamalı, bir bütün halinde hareket edilmelidir. Gecikme risk getirir.

Acil durum hiyerarşisi içinde yerinizi kabul edin.
Acil durumlarda herkese bir rol düşer ve siz ünvanınızın dışında gerekli bir konuda görevlendirilebilirsiniz. Acil durumlar adiliyeti ya da normal hiyerarşileri ortadan kaldırabilirler ve gayet normaldir.

Herkesin birbirine bağlı olduğunu unutmayın
Eğer bir görev ya da sorumluluk alıyorsanız berbaer olduğunuz ekibinde düşünce ve beklentilerine uygun davranmanız gerektiğini onlara karşıda bir sorumluluğunuz olduğunu unutmamalısınız. Sadece kendi alanınızda bir şeyler iyi yapmanız herkesin yararına ve doğru bir şey yaptığınız anlamına gelmez.

İnsanların dediklerini duyun ve dinleyin
Sadece işinize yada sorumluluğunuza odaklanıp başka problemler atlar ya da yanlış anlarsanız daha büyük problemlere sebebiyet verebilirsiniz. Sabırla ve dikkatlice dinlemeyi öğrenmelisiniz.

En önemlisi her ne kadar olağanüstü ve kötü bir durum olsada pozitif tarafınızı asla kaybetmemeniz gerekliliğidir. Negatif düşünce olumlu alternatifleri bulmanıza engeldir. Birlikte ve ekip olarak başaracağınıza inanmanız önemlidir.

 

Akıllı İşbirliği Yapmak

İşbirlikleri oldukça iyi sonuçlar doğurur. Bazen farklı ünvanlardaki kişilerin bir arada olması ya da daha düşük ünvanlı birine rapor vermek vb. durumlar bazı tuzaklar içeriyor olabilir.

Hiyerarşi önemli olmadığında, şirket içi yatay etkileşimlerde işbirlikleri riskli değildir. Eğer hiyerarşi önemliyse o zaman işbirlikleri taraflar için farklı tuzakları barındırır. Size mutlaka yaşadığınız yada yaşayacağını bu tipteki işbirliklerinden kaynaklanacak çatışmalardan korunmanız için birkaç yol önereceğim;

İşbirliği için iyi bir sebebiniz olsun 

İşbirliği yapacağınız kişi ve yaptığı iş hakkında daha fazla bilgi edinin. Eğer edindiğiniz bilgiler olumlu ise işbirliği için oldukça iyi sinyallerdir. Eğer bu işbirliğinde istemediğiniz ve üstünüze vazife olmayan rollere girmeniz gerektiğini düşünüyorsanız uzak durun.

Anlamlı riskleri alın

Çoğu zaman problem beklentisi, probleme dönüşür. İşbirliğini olası riskleri kabul edecek birine teklif edin. Eğer karşılıklı olarak ve açıkça konuşabilirseniz çok yararlı olacaktır.

İçerik ve iletişime odaklanın

İşbirliği yapacağınız kişi ile aranızdaki farklarlardan çok içeriğe/işe odaklanın. İyi bir ekip çalışması yapılacağından ve ciddi anlamda karşılıklı katkı sağlanacağından emin olmaya çalışın.

Saçmalıkları dışarıda bırakın

İşbirliği size zor geliyorsa diğerlerine de o şekilde zor gelecektir. Eğer her iki tarafta kuşkularını ve kaygılarını dile getirmezlerse istenmedik olumsuz durumları iyiye çevirmek mümkün olmayabilir. Başkasının yardımı istenebileceği gibi aslında açık açık konuşmak her zaman en iyi yollardan biridir.

Keyif alın

Doğru kişi ile çalışmak insanı mutlu eder. Doğru kişi ile işbirliği yaptığınızdan emin olmaya çalışın. 

İşbirliğinin bir ortaklık olduğunu unutmayın

Meslektaşlarınız sizin benzerlerinizdir. Onlardan gelecek yeni yaklaşımlara ve düşüncelere açık olun. 

Dişi Aslan’ın Zebra Tekniği

Eğer yapılacaklar listeniz yüzünden aşırı bir yük altındaysanız, bir tanesini gerçekleştirmek üzere işe başlayıp 3 tane fazladan iş bitiriyorsanız Zebra Etkisi deneyimi yaşıyorsunuz demektir.

Zebralar dişi aslandan kaçmaya başladıklarında, sürü haline gelirler çünkü en iyi savunmaları üzerlerindeki çizgileridir. Sürü dörtnala giderken çizgiler karmakarışık hale gelirler. Renk körü olan dişi aslan sürü içerisinde tek bir zebrayı ayırt edemez duruma gelir. Eğer herhangi bir zebra sürüden ayrılırsa dişi aslan için kolay bir yem olur. Akıllı avcı dişi aslan istediği zebrayı sürüden ayırmaya çalışır.

Organizasyonel problemler zebralar gibi sürüler halinde gezerler ve aynı zebralar gibi kendilerini korumaya çalışırlar. Bir avcı olarak yapılması gereken doğru şey ilgili problemi diğerlerinden izole ederek tek tek çözmektir.

Zebra avında olduğu gibi bir problemi çözmek diğer problemin çözümünü kolaylaştırırken, bir tanesini kaçırmak diğerlerini zorlaştırır.

Hemen halledemeyeceğiniz problemleri listenizden çıkarıp sonra yapılacaklar listesine ekleyin. Bazı konular rahatlıkla diğer konulardan izole edilebilirler.

Bunları bulun ve çözün. Daha fazla diğer işlerle bağlantılı olanları çözerek devam edin.

Unutmayın karşılaştığınız problem çözeceğiniz ilk problemdir ama o problemin altında gizlenen diğer problemleri çözmeye başlamadan göremezsiniz.

Eğer bu başınıza gelirse dişi aslan gibi başka bir zebraya yönelin.

Cephaneci olmayın

Kurumlarda “cephanecilik” birinin diğerine yapacağı politik atakta (ör. açığını aramak) kullanabileceği malzemeyi sağlamaktır. Tehlikeli bir roldür.

Ahmet aylık raporları hazırlamaktan hiç hoşlanmıyordu çünkü hiç kimsenin bunları okumadığını düşünüyordu. Hem bu sıkıntıya hem de diğer başka bir sürü ıvır zıvır şeyle uğraşmaya devam ederken tüm işlerini akşam saat 6 olmadan bitirmeye çalışıyordu.

Müdürü olan Ayşe Hn. yanına gelip bir iki laflarlarken sordu: “Pelin’in son gönderdiği Agro proje raporunu gördün mü? Rapordaki risk planına ait düşüncelerini bana bildirebilir misin lütfen.” “Tabi” dedi Ahmet. Vedalaştılar ve Ahmet bilgisayarının başında düşünceleriyle başbaşa kaldı.

Pelin, Ayşe gibi müdür idi. Agro projesinin sorumluluğu Ayşe’den alınıp Pelin’e verilmişti. Proje, Ayşe’nin fikri olduğu için Pelin’e biraz gıcıktı. Bu rahatsızlığın herkes farkındaydı ama yüksek sesle söylenen herhangi bir şey yoktu.

Ahmet çok sıkıntılı hissediyordu kendini. Talep ilginçti, özellikle bugüne kadar e-posta ile taleplerini yapan birinin yanına gelmesi dikkatini çekmişti. Pelin’de kendisinden risk planına ilişkin görüşünü istemişti ve Ayşe’de bunu biliyordu. Bir çatışmanın ortasında kalmak üzere olduğunu düşündü.

Cephanelik askeriyede mühimmatın saklandığı yerdir. Bu benzetme üzerinden gidersek “Cephanecilik”, birinin diğerine yapacağı politik atakta kullanabileceği malzemeyi sağlamaktır. Askeriye’de olduğu kadar normal işyerlerinde de oldukça tehlikeli bir pozisyondur.

Ayşe cephaneliğe giderek Argo projesini tekrar kendisine kazandırabilecek, Pelin’e karşı bir şey bulmaya çalışıyordu.

Ahmet’in durumu çok sıkıntılıdır çünkü sağlayacağı metaforik cephanenin kendi güvenliği ve hatta verimliliği konusundan emin değildir. Eğer vereceği bilgi Ayşe’ye zarar verirse Ahmet’in kimliği gizli kalmayacaktır. En kötü ihtimalle kendini savunurken Ahmet’ten aldığı bilgilere dayanarak bunları yaptığını söyleyecek. Eğer cephane kullanışsız ve kusurlu ise bu defada cephaneliğe suç bulunacaktı.

Ahmet ne yaptı? Pelin ile açık iletişimde çok rahat olduğunu ve daha önce ona da gönderdiği görüşlerini kendisine de iletmekten mutluluk duyacağını e-posta ile bildirdi.

Ayşe ne yaptı? Özellikle e-posta ile cephane istemedi. Eğer gerçekten cephaneye ihtiyacı varsa bilgi ihtiyacı varmış gibi yapacak Ahmet’in verebileceği şekilde isteyecekti. Ahmet’te böylelikle cephanelik riski almadan işini yapabilecekti.

Cephane istekleri çoğu zaman muğlaktır; muğlak talepler red edilme riski taşırlar. Eğer talep eden güvenlik ve koruma istiyorsa siz de talep edin. Eğer bir cephaneliğe geçmeniz isteniyorsa her türlü işlemde herkese açık ve paylaşımcı olun.