Kategori arşivi: Genel

Kendini markalaştırmak

Yaptığınız işte kendinizi geliştirdikçe ve konunuzda uzmanlaştıkça artan güveninize paralel olarak kurum içinde ve dışında(müşterileriniz) farkedilmeye başlarsınız. Yarattığınız fark ve kattığınız değere paralel olarak bazen prim, bazen terfi, bazende daha önemli sorumluluklar, görevler alırsınız.

Benim tecrübelerimde dikkatimi çeken en önemli şey, bazılarının egosuna yenilip kendindeki gelişimi çok fazla önemsemesi, kendini iş hayatının odağına koyması ve yaptığı her şeyin karşılığını parasal ya da kıdemsel olarak beklemesi olmuştur. İşte bu noktada bu kişilerin atladıkları şey, şöhretlerinin aldığı zarardır. Uzun süreler emek vererek elde ettiğiniz kişisel şöhretiniz ya da diğer bir deyimle kişisel markanız sizin en büyük hazinenizdir ve onu korumak zorundasınız. Bu yüzdende dengeli davranmanız çok önemli.

Size önerim ödülü hedef edinerek başardığınız işler gerçek başarılarınızı göstermez. Çünkü herkes(yöneticiler) her şeyin farkındadır. Sizin inanarak, gönülden ve isteyerek yaptığınız çalışmaların sonuçları size gerçek başarıyı, şöhreti getirr.

İş bitirmeye odaklılığınızı markalaştırın. Yani size verilen işi, her türlü kısıt altında, herkese ve her şeye rağmen başarmayı hedef edinin. Hedefine ulaşan ok olmak önemlidir. Yoksa ne kadar sağlam olduğunuz yada ne kadar hızlı gittiğiniz değil. Başladığınız işi bitirin ve kendinizi bitirdiğiniz işlerle tanımlayın. Durumdan görev çıkarmak ve çıkan görevi en iyi şekilde ve zamanında yapmak davranış tarzınız olmalıdır.

Kariyerinizde yükselmek demek sadece maaş yada kıdem artışı olmamalıdır. Aynı zamanda sorumluluğunuzda artıyorsa iyi bir kişisel marka oluşturma yolundasınız demektir.

Çalıştığınız şirketi bir gemi gibi düşünün. O gemideki sorumluluğunuzu yerine getirmezseniz geminin ilerlemeyeceğini unutmayın. Hatta sizin başarınızın sizinle beraber çalışan iş arkadaşlarınızla olan işbirliği ve koordinasyona da bağlı oldunu unutmamanız gerekir. İş arkadaşlarınızla kuracağınız iyi ilişkiler ki buna Türkiye’de “sempatik kanal” da denir sizin kişisel markanızı güçlendirici önemli faktörlerdne biridir.

Yöneticinizi ancak onun yöneticisini memnun ettiğinizde memenun edebilirsiniz. (Tekerleme gibi oldu) Büyük resimi görmeye çalışın ve yöneticinizin rapor vereceği tarafı memnun edecek sonuçlara odaklanın. Böylece her türlü kazanma şansınızı artırırsınız.

Kendi markanızı geliştirmek maraton koşusudur, hız koşusu değildir. Bu koşuda karşınıza bir çok engel çıkabilir, yorulabilirsiniz. Ancak neolursa olsun yolunuzdan çıkmamanız ve pes etmemeniz çok önemli. Hayatınız boyunca iyi-kötü insanlarla bir arada olacasınız ve her türlüsüyle birlikte yaşayabilmeyi öğrenmeniz gerek.

Bir şeyler yaparak ilerlersiniz, bir şeylerin olmasını bekleyerek değil. Kendiniz için kendiniz varsınız unutmayın.

Yolunuz açık olsun

Serbest Çalışmak – Freelancing – 2

main-kevin-purdy-taxes-write-offs-freelancersBu konuda önerilerime devam ediyorum. Günde kaç saat çalışacağınızı planlayın. Normal bir ofiste çalışır gibi çalışmak belkide en kolayı sizin için. Unutmayın iş yapacağınız kişiler büyük olasılıkla normal mesai saatlerini kullananlar olacak. Hatta sabahları yürüyüşünüzü veya sporunuzu yapıp işe başlayabilirsiniz.

Artık kendi kendinizin insan kaynakları sorumlusu olacağınız için çalışma ortamınızı çalışma süresince sizi rahat ettirecek şekilde organize etmeniz gerekiyor.

Uygun bir masa, sandalye, çöp kovası, kırtasiye, laptop, masa lambası, yazıcı ve telefon ilk malzemeler olacaktır. Özellikle bilgisayar ile çalışırken her 10 dakikada bir kafanızı monitörden uzaklaştırıp farklı yerlere bakmak iyi bir harekettir. Bu esnada el ve kollarınızı esnetebilirsiniz. Saat başı ayağa kalkıp birkaç adım atmakta oldukça faydalıdır. Gözlerinizi yılda bir kez kontrol ettirmenizde fayda vardır.

Bir muhasebeci tutup gelir-gider evraklarını tutmaya başlayın. Aylık rutin işlemleri muhasebecinizden öğrenip eksiksiz yerine getirin. Yaptığınız her iş sonrasında fatura keseceğiniz için fatura kesme konusunda muhasebecinize başvurmalısınız. Benim önerim faturayı verdiğiniz tarihi, ödemeyi aldığınız tarihi, müşterinizin adını ve iletişim bilgilerinide bir yere not etmenizdir. Muhasebecinizden nelerin gider gösterilip gösterilmeyeceği bilgilerini mutlaka alın.

Birkaç bankada hesap açtırın ve internet şubelerine başvurun. Eğer gerekiyorsa çekde almayı düşünebilirsiniz. Serbest çalışmaya geçmeden önce biraz para biriktirmeniz ve en azından birkaç ay hiç para kazanmayacakmış gibi başlamanız gerektiğini sabahki yazımda belirtmiştim.

Serbest çalışmayı seçerken ayda elinize geçecek parayı hesaplarken şimdi elinize geçen aylık net geliri yani maaşınızı esas alın. Diyelim ki bu tutar 100 YTL olsun. Yapacağınız işin tüm vergileri(ötv, gelir vergisi vb.), masraflarınız(sigorta, malzeme, kırtasiye, telefon vb.) vb. çıktıktan sonra elinize en az 100 YTL geçmelidir. Yani net karı %10 olan bir iş yapıyorsanız aylık cironuz en az 1000 YTL olmalıdır.

Her ne kadar serbest çalışıyor olsanızda fatura kesebilmek ve yasal yoldan ticaret yapabilmek için şirket açmalısınız. Bu konuda da bulacağınız mali müşavir yada muhasebeci yardımcı olacaktır.

İşe başlamadan önce yapmanız gereken en önemli şeylerden birisi fiyatlama politikanızı belirlemektir. Hangi talebi nasıl değerlendirip, nasıl teklif vereceğinizi ve emeğinizi nasıl fiyatlandıracağınızı ve nasıl tahsil edeceğinizi, tahsilat politikanızı(işin başında %50, bittiğinde %50 vb.) mutlaka belirlemelisiniz. Fiyatın işe ve müşterinize göre değişkenlik göstereceğini mutlaka hesaba katın.

İnsanlar, bir iş yaparken emir-komuta zinciri yok ise aşağıdaki kriterleri dikkate alırlar;

Eğlenceli mi?

Yeni şeyler öğrenip yeni insanlarla tanışacak mıyım?

Bir sonraki işlerime referans olacak bir iş midir?

Becerebilecek miyim?

İşi tamamladıktan sonra tekrar uğraşmama gereken yan işler çıkacak mı?

Emekliliğinizi ve sağlığınızı düşünerek Bağkur’u yada farklı bir sigortayı düşünmeli masraflarınız içinde yer ayırmalısınız.

Hangi işe ne kadar vakit ve efor harcadığınızı mutlaka tutun. Yaptığınız işlerin harcadığınız efora değip değmemesi çok önemlidir. Değmiyorsa inat etmeyin yönünüzü değiştirin. Mutlaka ajanda kullanın.

Tüm toplantı ve telefon konuşmalarınızı not edin, görüştüğünüz kişilerin iletişim bilgilerini mutlaka kaydedin. Üzerinde çalıştığınız işle ilgili müşterinizin telefonunu cep telefonunuza mutlaka kaydedin.

Serbest çalışmak – Freelancing – 1

Evden çalışmak, kendi işini yapmak gibi serbest çalışmakta (freelance) bir çok kişinin hayalini kurduğu kavramlardan birisi. Son 2,5 yıldır sadece danışmanlık ve eğitim ile uğraştığım için hem kendime daha çok zaman ayırabiliyorum, hem stresim çok azaldı, hem de kızımla vakit geçirebiliyorum. Aslında serbest çalışmak benim konumda(proje yönetimi, eticaret ve internet) olduğu kadar sanatçılar, zanaatçılar, yazılımcılar, mali müşavirler, hukukçular gibi geniş bir meslek yelpazesinde kendine yer bulabilen bir kavram.

Eğer siz de serbest çalışmaya karar verdiyseniz şu sözlerime kulak verin;

Neden serbest çalışmayı tercih ettiğinizi iyi düşünün. Amacınız nedir;

Belkide aslında sadece spesifik bir şeyler yapmak istiyorsunuz, ya da spesifik bir kişi yada firma ile ?

Belkide daha az çalışarak daha fazla kazanmak istiyorsunuz?

Amacınız her ne olursa olsun ileride düş kırıklığına uğramamak için kendinizle barışık ve ne istediğinizden emin olmanızda fayda var.

Şimdi her ay minimum yani sabit ödemeleriniz için ne kadar paraya ihtiyacınız olduğunu hesaplayın. Bu sizin için kazanmanız gereken minimum tutarıda gösterecektir.

Eğer gerçekten serbest mesleğe geçmeyi planlıyorsanız şimdiden para biriktirmeye başlamanızda fayda var. En az birkaç ay boyunca sizi idare edecek bir para bir köşenizde durmalı.

Mümkünse yapmak istediğiniz işi yapanları bulun ve tecrübelerini dinleyin. Ne tip becerilere yada yetkinliklere sahip olunması gerektiğini bilirseniz önceden kendinizi hazırlama şansınız olur.

Hemen macera için işten ayrılmayın, planınızı iyice yapın, hem etik olarak mevcut işinizde elinizdeki işleri tamamlayın hemde doğru zamanda doğru yerde olmaya gayret edin.

Artık kendi pazarlamacınız olacaksınız. Siz satmazsanız sizin işinizi kimse satmayacak. Bu yüzden sunum tekniklerini incelemenizde fayda var. Eğer işten ayrılmış ve çalışmaya başlamışsanız tüm tanıdıklarınıza yapmayı planladığınız iş hakkında bilgi vermeli bu konudaki yönlendirmeleri memnuniyetle değerlendirebileceğinizi iletmelisiniz. Eğer doğrudan iletişime geçip bu bilgiyi vermezseniz duymadım diyenleri eleştiremezsiniz unutmayın.

Tüm işler için bir web sitenizin olması önemli. Bir web sitesi iki şeye yarar;

1- Yaptığınız işi anlatır, örnekler verir ve hatta resim, videolar koyarak görülmelerini sağlarsınız. Ayrıca iletişim bilgilerinizi koyarsınız.

2- Güncel bilgilerinizi, programınızı, deneyimlerinizi paylaştığınız bir blog gibi kullanmak.Böylece ziyaretçiler sizin ne ile uğraştığınızı güncel olarak takip edebilirler.

Tanıdıklarınızla yemek, çay-kahve içmek için buluşmalı ve birebir görüşmelisiniz. Sizinle ilgili toplantı, birlik ve derneklere mutlaka uğramalısınız. Sizinle ilgili yayınlar var ise mutlaka takip etmelisiniz. Dergilere yazı, konferanslarda konuşmacı olmak yada derneklerde gönüllü işler üstlenmek sizi bilinir kılacaktır.

Eğer müşterilerinizi ağırlayacaksanız bir ofise ihtiyacınız olacaktır, ev-ofis karışımı karlı olabilir. Yada iyi bir semtte küçük bir ofis yeterli olacaktır. Belki birileri ile ortak ofiste kullanabilirsiniz. Şık ve keyifli bir ofis çok para harcamak anlamına gelmez, birkaç dekorasyon dergisinden edineceğiniz küçük fikirler ile tasarım yapabilirsiniz. Çay-kahveyi huzurlu bir müzik eşliğinde şık bardaklarla ikram etmeyi unutmayın.

Çalışma saatlerinizi kendiniz belirleyebilirsiniz ama bir düzeniniz olmasında fayda var. Sadece haftasonu tatilleriniz ve ailenize ayıracağınız vakitleri işe ayırmayın.

Şampiyon olmak isteyen önce çocuk olmalı !

Başarılı insanların nasıl başarılı olduklarını hiç düşündünüz mü? Çevrenizde yüksek maaşla işe başlayan şampiyonlar var mı?

Kimse şampiyon olarak hayata başlamıyor. Herkes sizin gibi, benim gibi başlıyor hayata. (Büyük patronların çocuklarını bu kapsamda değerlendirmememiz lazım)

Pekala o halde, birisini diğerlerinden farklı yapan ne oluyor o zaman?

Şampiyonların farklı bir duruşları vardır örneğin, onlar herkes gibi düşünmezler. Fakat bu özellikleri aslında bir istisna değildir. Hayata adım attığımız gün itibari ile bu tip özelliklerimiz gelişmeye başlar. Eğer biz üzerlerine gidersek gelişirler, gitmezsek kaybolurlar.

“Şampiyon olmak isteyen önce çocuk olmalıdır” ne demek o zaman:

1. Şampiyonlar öğrenmeye çok isteklidirler.

Bir çocuk dünyaya geldiğinde öğrenmeye açtır ve çevresindeki tüm dünyayı anlamaya ve algılamaya çalışır. Bir sülük gibi tüm bilgiyi emmeye çalışırlar çünkü farkında olmasalarda onları hayatta başarılı kılacak olan şeylerdir bunlar.

Öğrenmeye istekli olmak kadar “öğretilebilir olmak”ta önemlidir. Size bir şeyler öğretmeye çalışnanlara karşı anlayışlı, sabırlı ve dikkatli olmanız gerekir.

Okulda alınan eğitim her neysede benim size önereceğim şey “kendinizi eğitmenizdir” Ne yapıp edip birkaç tane altın bileziği kolunuza takmanız gerekir. Bunun kolay olmadığını ve uğraşmanız gerektiğini herhalde söylememe gerek yoktur. Mutlaka kendinize bir kaç tane “zanaat” edinin.

2. Şampiyonlar yapmaya hazırdırlar

Çocuklar ne zaman yeni birşey öğrenseler hemen uygulamak isterler. Şampiyonlarda aynı şekilde yein öğrendikleri yada kendilerini geliştirdikler iher yeni konuda bir şeyleri gerçekleştirmek, performanslarını yükseltmek isterler. Böylelikle kariyer basamaklarını çıkarlar.

Ayrıca “akıllı eşek atlarla yarışmazmış” diyerek bilmedikleri konuya atlamayarak, kendilerinin o konudaki eksik olan taraflarını iyileştirdikten sonra adım attıklarınıda eklemem gerek.

3. Şampiyonlar hata yapmaktan korkmazlar

Bir çocuk yürümeyi becerene kadar bir çok kez düşer ama pes etmez. Şampiyonlarda hata yapmaktan korkmazlar.

Hataların en iyi öğretmen olduğunu bilirler. Hatalrından ders çıkarıp, başarana kadar inceayarlarını yaparlar. (Fine tunning – ince ayar –eski radyolarda kanalı yakalamak için çevirdiğimiz düğmeden hareketle yönetim jargonuna girmiştir.)

4. Şampiyonlar uyum sağlarlar

“En güçlü olan değil, en uyumlu olan hayata kalır” diye bir iddiam olacak. Uzun dönemde dengeli bir değişim ve uyuym kolaydır. Çocuklar yetişkin olana kadark idönemlerinde çeşitli aşamalardan geçerek uyumlu olmayı öğrenirler.

Yaşlandıkça bazı şeyler sabitlenmeye başlar ve çevremize uymakta zorluk çekeriz bazen. Bazı şeylerin yapılma şekli, moda, trendler ve teknoloji bizi zorlamaya başlar. Bu yüzden değişime direnç başlar. Şampiyonlar sürekli değişen ortama uyum sağlayabilenlerden çıkmaktadır.

5. Şampiyonlar yenilikçidir

Daha önceki bir yazımda “Tabula Rasa”dan bahsetmiştim. Yani: İnsan bütün bilgilerini deneyimleriyle elde eder. Doğuştan hiçbir bilgi ve doğru taşımaz. Yapılan bir deneyde doğuştan bir köre bir küple bi küre elletilmiştir. Daha sonra birden gözleri açıldığında dokunmadan hangisinin küre hangisinin küp olduğunu anlayamamıştır. Bu yüzden çocuklar için yapacaklarının ve bunu nasıl yapacaklarının bir sınırı yoktur.

Şampiyonlarda deneyimlerini kendilerini yukarı doğru iten bir güç olarak kullanırlar ancak onlar için sadece deneyim yetmez. İşlerini daha efektif, daha az maliyetli yapabilecekleri yolları bulurlar.

Başarılı olmanın tamamında çocuk olma prensibini düşünmek doğru olmaz. Bu zaten istenen bir şeyde olamaz. Fakat en azından şöyle bir durup “çocukların gözünden dünyaya bakmakta” fayda olabilir.

İşyeri tabularımız

Hepimizin çalıştığı yerlerde bazı şeyler asla tartışılamaz çünkü tabu olmuşlardır. Ör. Mehmet Bey genel müdür kararları tartışılmaz ya da biz asla rakiplerimizle işbirliği yapmayız gibi.

Bazı tabular sizi neden yokken bir şeyleri yapmaktan alıkoyarlar. Eğer işyerinde yeni isek tabularla ilk tanışmamızda 3 yaşında bir çocuk gibi “Neden? Neden? diye sormalarımız başlar. Bizlerde bu tabulara çoğu zaman mecburen itaat eder, fakat değiştirmenin zamanını kollamaya başlarız.

Proje görüşmeleri esnasında Özgür, tedarikçi firmanın neden işleri tamamlamakta geç kaldığını tahmin ediyordu. Tedarikçi firmayı Genel Müdür önermişti ve tabiki başka tedarikçilere bakılmadan kabul edilmişti. Herkesin duyabileceği bir şekilde görüşlerini nasıl söyleyebileceğini düşünüyordu. “Pardon. Bir sorum var” dedi.

Toplantı başkanı Eliz “Evet.” dedi.

“Merak ettiğim bir şey var” diye başladı Özgür “Eğer bu tedarikçi ile çalışırsak zamanında tamamlayamayacağımızı söyleseydik ne olurdu? ”

Oda sessizleşti. Özgür herkesin düşüneceğini fakat hiç kimsenin bir şey söylemeye cesaret edemeyeceğini biliyordu. Bir tabuyu yıkmış ve yorum yapmıştı.

Tabu, TDK sözlük’te “yasaklanarak korunan (nesne, kelime, davranış)” olarak geçiyor. Tabular, işyerlerinde özellikle ne konuştuğumuzla ilgili şeylerdir çünkü konuşamadığımız şeyleri değiştiremeyiz. Konuşturmayarak o konuda değişmemeyi garanti altına almış olurlar.

İşyerinde, yapılmak istenenlerle davranışsal kısıtları Johari Window incelemiş. 2 kişi düşünün.

– Birisi bir şeyi tartışmak istediğinde karşı tarafta tartışmak istiyorsa buna “Açık durum” deniyor.

– Eğer karşınızdaki tartışmak istiyor, siz istemiyorsanız “kendini kısıtlama” deniyor.

– Siz tartışmak isterken karşı taraf istemiyorsa “karşı kısıtlama” deniyor.

– Eğer ikimizde tartışmak istemiyorsak zaten “kapalı” oluyor. İşte “kapalı” durumlara tabular diyoruz.

Tartışma kısıtları firmaların değişebilme kapasitelerini belirler. Eğer tartışılabilir bir ortam var ise eleştiri vb. bilgiler değişim için kullanılabilir. Eğer bilgisayar altyapısının konuşulması bir tabu ise öncelikle o tabuyu yıkıp düzgün bir altyapı çalışması başlatılabilir.

Size bir kaç tartışma kısıtı ve yarattıkları riskleri aktarmak istiyorum;

Organizasyonel taahhütler

Organizasyonun verdiği taahhütleri tartışamıyorsanız çok uzun yol gidemezsiniz. Bazen olaylar öyle gelişir ki verilen taahhütlerin hükmü kalmadığı gibi acilen yenilenmeleride gerekebilir.

Güç

Güçlü yöneticilerde insandırlar ve hata yapabilirler. Eğer onların işi sorgulanmaz ise problem yakında yaşanacak demektir.

Tabular

En büyük tabu tabuların tartışılmasıdır. Aslında bir çok işyer i”sonuna kadar açık iletişim” içinde olduğunu iddia eder. Halbuki hiçöte öyle değildir. Özellikle tabuları tartışamıyorsanız ve üzerlerine gitmiyorsanız onlar sizi ergeç bulacaklardır.

Şirketinizdeki tabular neler? Ailenizdeki tabular neler? Siz bu tabulara karşı neler yapıyorsunuz?

Allah aşkına kıyaslamayın

Ben kıyaslanan bir kuşaktanım. Daha ana sınıfından itibaren yüksek notlar almak, sınıf birincisi olmak, komşunun oğlundan daha hızlı koşmak vb. bir çok konuda kıyaslandım. Kıyaslanmaktanda yoruldum.

Sürekli bir rekabet ortamı içinde yetiştirildik. Ailelerimiz, öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz bizi hep birileriyle kıyasladılar ve kıyaslamaya devam ediyorlar. Özgüveni yeterince gelişmemiş olanlar, kendilerini diğerleri ile kıyaslamaya devam ediyorlar.

Bir ana sınıfı düşünün: Çocuklara resim yaptırılmış ve en iyi 1-2-3 diye duvara 3 resim yapıştırılmış ve sergi şeklinde sunuluyor. Olacak şey mi bu?

Bütün çocuk resimleri güzeldir ve birincidir. Daha en küçük yaşlarda diğerlerini geçmeyi erdem olarak öğreteceksiniz ancak bunu yaparken ahlaki ve etik kuralları yeterince öğretmeyeceksiniz, sonuç ne olur?

Şimdi şu senaryoya bakalım. 2 kişi var: Ahmet ve Mehmet. Ahmet kıyaslamalar sonucu hep herkesi geçmeye kendini zorlamış, okul ve iş hayatı derken artık kıyaslama kendisinde kalıcı davranış değişikliğine neden olmuş, olsun. Her konuda kıyaslayama yaparak başarısını ölçüyor. Rakibinin satışlarının gerisinde kalırsa her türlü strateji ve taktik ile öne geçmeye çalışıyor, birisi son model bir araba alırsa kendisi özel yapım başka bir araba alıyor. Başkalarının giydiklerini giymiyor çünkü hayatını kıyaslama belirlediği için “kıyaslanmak istemiyor”

Mehmet ise hep birileri tarafında geçilmiş, hatta ailesi tarafından da “bak komşunun oğlu neler yaptı sen yapamadın” tenkitleriyle büyümüş, içine kapanık, üniversiteden sonra zar zor iş bulmuş, “gözlerimi kaparım işimi yaparım” diyen biri haline gelmiş. Kıyaslanmaktan yorgun düşmüş, yenilmiş.

O kadar çok böyle insanlar var ki çevremde, gerçekten üzülüyorum.

Bence eğitimin en önemli unsurlarından birisi insanlara herkesin ayrı bir birey olduğunu, herkesin kendine has bir güzelliği ve özelliği olduğunu belletmektir. Bu konuda annelere, babalara, öğretmenlere çok zor bir iş düşüyor. Çünkü tüm hayatları boyunca “kıyaslanmış” olan bizlerin “kıyaslamamayı başarmamız” ve bunu ”çocuklarımıza öğretmemiz” gerekiyor.

Kimsenin şartları, yetenek ve becerileri aynı değil. Kıyaslama ancak eşit özelliktekiler arasında yapılırsa anlamlı olabilir. Ör., benzer 2 şirketin pazarlama sonuçları ya da 2 benzer maddenin ateşe karşı hassasiyetinin karşılaştırılması gibi. Bilimsel anlamda bizlere bir şey katmak adına kıyas ve karşılaştırmanın gerekli olduğunu kabul edebilirim.

Son sözüm: Lütfen insan hayatını/yaşamını hiç bir şey ile kıyaslamayın.

Neden ilk önce Yıldız Oyuncular kaçar?

Businessman with binoculars spying on competitors.

Sanki saatin akrebinin tekrar aynı yere gelmesi gibi her yıl şirket içindeki “yıldız oyuncular” artık gitme vakti geldiğini düşünürler.

Çalıştığım oldukça büyük bir firmada hem pazarlama tarafı hem de teknik taraf neredeyse aynı zamanlarda bu psikolojiye girerlerdi. Aslında yapılan araştırmalar çok hoş olmasada bir şirketin genel kazancını toplam çalışanın %20’sinin kazandırdığını göstermekteydi. Diğer %80 yine çok önemli olmakla beraber daha çok destekleyici ve tamamlayıcı çalışanlardan oluşur. %20’lik grup genellikle “yıldız oyunculardan” oluşur, bu çalışanların yerine adam bulmakta zordur, yaptıkları işi yapmakta.

Üstelik şirketlerde yukarıda bahsettiğim hareketlenme genellikle bu %20’ye girenler arasında olur. Neden yer değiştiriyorlar derseniz birkaç sebep söylenebilir;

  • Para
  • Yapacak bir şeyinin kalmaması, heyecanının azalması
  • İşin çok heyecanlı ve riskli olması
  • Firmanın kötüye gidişi

Biraz bu nedenleri açıklamaya çalışayım ama bu maddelere daha onlarcasını ekleyebilirsiniz. Sadece ben kendi tecrübelerime dayanarak 4 madde ile sınırlıyorum yazımı.

Para

İyi adamlar daha fazla para kazanabileceklerinin de farkındadırlar. Özellikle enflasyonist bir ülkede para en önemli belirleyicilerden biridir. Bu yüzden aynı şirkette kalıp enflasyon oranında bir artış yerine ünvan, fayda ve ücret artışını yakalamayı isterler. Ayrıca şirketler arasında ücret standartı gibi bir uygulama olmadığından özellikle uluslararası firmalarda yöneticilik yüksek ücret anlamına gelmektedir.

Şirketler bir hata yaparlar, ödeyebilecekleri minimum maaş bütçesi üzerinden ve yapacakları zam(enflasyon oranı) üzerinden plan yaparlar. Aslında ödeme potansiyellerine ilişkin bir fonu her zaman yedekte tutmakta fayda vardır. Çünkü sektördeki ücret artışı enflasyon yada ekonominin genel gisişinden bağımsız daha yüksek olabilir.

“Yıldız oyuncular” değerlerini bildikleri için tatmin olmazlarsa başka yere kayarlar.

Yapacak bir şeyinin kalmaması, heyecanının azalması

Monotonluk insanı tüketir. Sürekli ve uzun süre aynı işi yapan biri bir süre sonra sıkılıp başka şeyler peşine düşecektir. Aslında uzun süre ve sürekli yapmaktan dolayı işi ile ilgili “yıldız oyuncu” olmuştur. Ama o öyle düşünmemektedir.

Bu tipteki çalışanlar tünelin sonundaki ışığın üzerine gelen trenini ışığı olduğunu düşünmeye başlarlar giderek.

Eğer yöneticiler özellikle bu tipteki çalışanlarının hedeflerini, nasıl motive olduklarını ve huylarını ve özellikle ne düşündüklerini bilmiyorlarsa onları kaybetme eşiğindedirler. Bunun yolu; konuşmak, arkadaş gibi yaklaşmaktır. Ona farklı sorumluluklar vererek hayatını renklendirmek ve belki hedeflere yönlendirmek iyi bir çözüm olabilir.

İşin çok heyecanlı ve riskli olması

Burada bahsettiğim insanlar tembel olmayan insanlar. Üstelik bürokrasiden, işbirliğinin olmamasından, dedikodudan, belirsiz hedeflerden vb. sıkılmış insanlardır. Bu insanlara sadece “yap” diyerek iş bitirtmek zordur, gerekli malzemeyi, yetki ve sorumluluğu vereceksiniz. Hadi bunları vermediniz çalışan bir savaşır, iki savaşır, üç? Uçar gider çünkü onun hayatını çok riskli bir hale getirmişsiniz demektir.

Çalışanlar çoğu zaman sıkıntılarını dile getirmezler. Biriktirirler ve bir noktada patlarlar. Ama akıllıca açık kapı politikası izler ve birazda onlara yakın durursanız “tek taşla iki kuş vurma” şansınızı artırırsınız. Ayrıca kendilerine ilişkin çözüm önerilerini yine onlara sorabilirsiniz. İnsanları kaybetmek gerçekten çok kolay ama kazanmak zordur unutmayın.

Firmanın kötüye gidişi

Eğer firmanın üst yönetimi firmanın hedeflerine ulaşmasını sağlayamıyor, firmanın zarar etmesine sebep oluyorlarsa problem var demektir. Her ne kadar herkes enflasyonist ortamda para ile motive olur diye düşünsekte kazın ayağı her zaman öyle olmuyor. Çalıştığım bir danışmanlık firması çağırdığı konuşmacıları, biraz konuları çok az değiştirdiği için popülaritesini giderek kaybediyordu. Danışmanlık ve eğitim işinde de sizin günü yakalamanız geliştirmeniz ve şirketin sektör liderleri içerisindeki yerini korumasını sağlamanız gerekir.

Ben sadece 3-4 örnek verebildim, sizlerinde “yıldız oyuncuların” kaçmasına ilişkin görüşleriniz varsa buraya yorum olarak gelsin, hoş gelsin, sefa gelsin.

Uyanık Süpermarketlerin Kurnaz Taktikleri

supermarketSüpermarketlerin bize alışveriş yaptırmak için uyguladıkları taktikleri biliyor musunuz?

Zaruri ihtiyaç maddeleri (özellikle ekmek) marketin en uzak köşesine konuyor ki onu almaya gidene kadar
yolda diğer ürünleri görebilin.

Marketlerde doğal olarak sağ taraftan gezmeye başlarsınız.(Çoğunluk sağ elini kullanan insanlardan oluşuyor.) Bunu değerlendiren market sahipleri en pahalı ürünleri en sağa koyarak sola doğru en ucuz ürünleri koyarlar. Böylece alışveriş kararlarınızı maksimum düzeyde tutarlar. Ayrıca ürün promosyon ve tanıtımları ürünlerin sağ tarafına konan etiketlerle daha hızlı gösterilebilir.

Gerçekçi olmayan fiyatlamalar. 10 YTL yerine 9.90 YTL gibi. Amaç bu sayıyı yukarıya yuvarlayarak düşünme süremizi artırmak. Hemen karar vermememizi sağlamak. Yapılan bazı araştırmalarda kararı ilk basamaktaki sayının belirlediği de saptanmış.

Ne alırsan 1 YTL manmtığı ise marketlerde büyük bir kafes şeklinde bir yerde karmakarışık ürünlerin atılması ile yapılır. Amaç karışık bir yerde ürün arayanların diğer müşterilerinde dikkatini çekmesini sağlamaktır.

Eğer müşterileri yavaşlatmak istiyorsanız ayna kullanırsınız. Özellikle tekstil bölümlerinde müşterilerin ürünleri üzerlerinde denemeleri ve vakit geçirmeleri istenir.

Koridorlar – Özellikle erkekler sadece almak istedikleri ürünlere yönelirler sonrada aynı şekilde geri dönerler. Satış literatüründe buna “bumerang etkisi” deniyor. Süpermarketler bu şekilde tüketilen ürünleri genellikle ürün koridorlarının en ortasına koyarak maksimum ürün göstermeye çalışırlar.

Avrupa’da bazı marketler bebek-çocuk bölümünde bebek kolonyası yada pudrasını havalandırmanın orada açarak gelenlere yeni doğumu çağrıştırıp rahatlamalarını sağlamaktalar.

Sepet birden fazla şeyin alışverişinin yapılabilmesini teşvik ettiği için hemen giriş kapısının yanında tutuluyor.

Sabahları taze ekmek kokusu tüm gün taze ekmek olacağı ve diğer saqtılan ürünlerinde tazae olduğu öngörüsü yaratıyor.

Hiçbir koridorunun sonunda ürünsüz bir yer olmaz. Müşteri ile ürünler arasında sürekli göz kontağı sağlanıyor.

Avrupa ve Amerika’da koridorların sonunda sağ tarafa çeşitli ürünler hakkında bilgi veren monitörler yerleştirilmeye başlanmış.

Yürüyen merdivenler katlı mağazalarda katlar arası geçişi kolaylaştırıyor. Çıkış ve inişlerde sizi mutlaka mağazaların yada standların önünden geçirecek şekilde dolaştırıyorlar.

Yerlerde anti statik madde kullanılarak müşterilerin elektriklenip sinirlenmemeleri sağlanıyor.

Bazı marketler özellikle Amerika’da bir köşeye çocuklar için oyun alanı yaratıyor ve anne-babanın rahat alışverişi yapmasını sağlıyor.

Bazı restaurantlar yermek kokusunu sokağa vererek insanların canını çektirmeye çalışırlar. Marketlerdeki kozmetik bölümleride bedava makyaj yada parfüm denemeleri yaptırarak bu tarafımızı tetiklemeye çalışırlar.

Göz hizanıza koyulan ürünler için satıcı firmalardan ekstra prim, iskonto ve ücretler alıp fiyatları daha düşük tutabilirler. Ayrıca merdiven, kasa önü gibi insan gözünün değdiği her alanı değerlendirirler.

Sezon kapanışı, tadilat vb. bahanelerle müşterilerin ucuz zaafları tetiklenir.

Ödeme yaptığınız anda size çeşitli broşürler ve özellikle kendi broşürlerini vererek sonraki alışverişinizi ayarlamaya çalışırlar.

Marketlerin tam girişinde çok güçlü ve büyük bir poster yada ürün satışı görebilirsiniz. Bunun amacı sizi ilk girişte biraz olsun durdurmaktır.

Açık mor renk insanlara para harcattıran renk olarak kullanılır.

Popüler ve çok satılan ürünlere daha kolay erişiminiz sağlanır. Popüler ve talep edilen ürünlerin yaklaşık tüketim süreleri düşünülerek müşterinin bir sonraki gelişinde neyi talep edeceği kestirilmeye çalışılarak mağaza düzenleri dinamik olarak değiştirilir.

Tekrarlayan sloganlarla sizdeki imajlarını sürekli güncel tutmaya çalışırlar. Dikkat edin kapı girişlerinde yada promosyon duyurularında aynı dil hakimdir.

Büyük alışveriş merkezlerinde tuvalet, mescit ve dinlenmek için oturaklar kullanılır ki müşteri hem başka ihtiyaçlarını karşılayabileceğini bilsin, gerektiğinde dinlenebilsin hem de alışveriş konsantrasyonunu dışarı çıkarak kaybetmesin.

Pahalı bölümlerde küçük yer karoları kararın hızlı verilmesini sağlarken büyük yer karoları yavaşlatmaktadır.

Fast food firmalarındaki hızlı müziğin aksine içeride çok kalınması istendiği için ya çok yavaş yada hiç müzik çalınmamaktadır. Çalınan müzik müşterinin rahat düşünebilmesi için söz içermez.

Erkek ürünleri üst katta olur. Bayan ürünleri katından geçerek erkek katına çıkılır ve geri dönerken yine oradan geçilir. Amaç erkeklerin bayan arkadaşlarına ya da eşlerine de bir şeyler alabilmelerini sağlamaktır.

Bazı mağazalar yere çizdikleri yönlendirmeler ile yada mağaza içi dizayn ile sizi mağazanın tamamını gezdirirler.

Sizi dış dünyadan koparmak için asla pencere konulmaz.

Ya işte böyle, şimdi marketlere gittiğinizde biraz daha dikkat edin bakalım dediklerimi yakalayabilecek misiniz?

İşten ayrılanların unutmaması gerekenler

Zor bir dönem geçiriyoruz ve siz herhangi bir sebeple işinizden ayrılıyor olabilirsiniz. İşten ayrılırken “acaba bir şey unuttum mu?” korkusuna karşı aşağıdaki kontrol listesine göz atabilirsiniz;

  • Muhasebeden alacaklarınızı hesaplatın.(Maaş, tatil parası, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı vb.)
  • Temettü, prim vb. konuklarda şirketiniz sizin hakkınızı zamanı geldiğinde ödeyecekse hesap numaralarınızı ilgili kişiye bırakın
  • Eğer sağlık sigortanız var ise bireysel olarak devam ettirip ettirmeyeceğinizi öğrenin. Kalan sürede sağlık sigortanızı kullanıp kullanamayacağınızı öğrenin.
  • Şirketten ayrılma belgeleriniz alın. Diğer şirkette işe gireceğiniz zaman size lazım olacak.
  • Üzerinize zimmetli olan şeyler varsa teslim edin.
  • İletişim bilgilerinizdeki değişikliği ve varsa yeni iletişim bilgilerinizi ilgili kişilere iletin. Üye olduğunuz internet sitelerindeki eposta adresinizi değiştirin.
  • Bilgisayarınızdaki eposta arşivinizi ve kendinize ait şahsi dosyalarınızı almayı unutmayın.
  • İşte nayrılma kararı aldığınızandan itibaren yapmanız gerekenleri bir yerlere not edin.
  • Veda mektubu yazın (veya yazmayın)
  • Bu işinizde referans verebileceğiniz kişiler var ise bunu onlarla paylaşın onaylarını alın.
  • Özel ve şahsi eşyalarınızı toparlayın. Kullanmayacağınız ve götürmeyeceğiniz eşyaları dağıtın.
  • İşten ayrılmanıza ilişkin uygun zamanlamayı İK departmanı ile birlikte yapın. İmzalamanız ve imzalatmanız gereken dokümanlar hakkında bilgi isteyin.
  • Devretmeniz gereken işlerin bir listesini yapın ve nasıl devredeceğinizi, anlatıp göstereceğinizi planlayın.
  • Vedalaşma ziyaretlerinizi planlayın.
  • Yeni bir iş arayacaksanız kariyer sitelerine başvurunuzu bırakın, teklifleri inceleyin.
  • Tüm yukarıdaki işler ZAMAN ister iyi planlayın.

Yukarıdaki maddeler dışında profesyonellik dışı ve etik olmayan hiç bir şeyi LÜTFEN yapmayın. Benim unuttuklarımıda bu yazıya yorum olarak gönderirseniz daha iyi bir liste oluşturmuş oluruz.

Para kazandıracak cin fikirler – 3

Hep alışageldik yollarda kayboluyor insan. Belkide tam gözünün önündeki kapıyı göremiyor çıkmak için aydınlığa. Ben cin fikirler vererek belki sizlerdeki yaratıcılığı tetiklerim umuduyla paylaşıyorum bunları. Sakın kısa yoldan köşe dönme yolları diye yanlış anlaşılmasın aksine hepsi ciddi bir gayret ve çaba gerektiriyor. Ama yoruldum bakalım 4. yazı çıkacak mı merak ediyorum.

Bisikletle Şehir turu

Belki İstaNBUL için çok doğru bir öneri değil ama birçok şehrimizin coğrafi yapısı bisiklet turuna uygundur. Bir tur rehberi ile birlikte turistler bisiklet ile şehir turuna çıkarılabilir.

Bisikletlere reklam almak ve vermek

Bisiklet kullanımın yaygın olduğu yerlerde bisikletlere reklam alınabilir. Bisikletin orta gidonu ile pedal arasına yada arkasına alınabilir.

Eski bisikletlerden kiralamak

Nereden bulunur bilmiyorum ama eski model bisikletlerden bulsanız(ön küçük arka büyük tekerlek yada çift kişilik bisikletler vb.) ve bunları kiralasanız. Hatta zamanla eski araba kiralamaya kadar gidebilecek bir iş.

Eğlence danışmanlığı

İstanbul’da yavaş yavaş duyulmaya başlayan bir meslek. Bu danışmanlar evlilik yıldönümünüzde yada doğum gününüzde size güzel programlar hazırlıyorlar. Restaurantta yer ayarlamak, evden araba ile alınmak vb. Hatta evlenme, parti vb. organizasyonlarıda nahatar teslim hazırlayorlar. Her mekandan, mekanların menülerinden, nereler inb nereler out gibi bir çok bilgiye sahipler. Eğer böyle bir bilgi ve ilginiz var ise neden sizde eğlence danışmanı olmayasınız.

Yöneticiler için özel şoför

Bazen yöneticiler yada iş adamları belirli yerlere gitmek için şoför kiralamak isteyebilirler. Bir takım elbise ile ihtiyaç duyulduğunda şoför sağlama hizmeti verilebilir.

Otobüs’te spor salonu

Tır kamyonlarındaki dürümcüler çok tuttu. Artık her yerde görebiliyoruz. Eski bir otobüsü alıp içine koşu bandı ve birkaç spor aleti koyup deniz kenarında bir fitness salonu açmaya ne dersiniz? Hem her tarafı cam olduğu için fitness yapanlar sıkılmayacak hemde sporlarını yapmış olacaklar

Araba Oteli

Diyelimki tatile gideceksiniz. Arabanızı bırakabileceğiniz güvenli bir yer olsa. Hatta temizleyip arada bir çalıştıracak olsalar. Sadece uzun süreli yolculuklar için kiralanabilecek bir otopark projesi.

Şahsi araba kiralama

Yasal tarafını kestiremiyorum ama kendi arabanızı kiralayabileceğiniz bir model fena olmazdı değil mi?

Kadınlara özel taksi

Özellikle bayanların kendilerini rahat hissetmeleri ve güvende olmaları amacıyla bayan şoförlü ya da sadece bayanlara hizmet verilebilir.